Ortadoğu haber | Eş-Şark El-Avsat

Thank You - Eş-Şark El-Avsat
English edition of Asharq Al-Awsat - the world’s premier pan-Arab daily. News, Politics, Middle-East, Saudi Arabia, Oponion, and Lots more...
YAZARLAR

Thank You

İngilizler, “thank you” kelimesine ilgi duydukları kadar başka bir şeye ilgi duymazlar. Onlar bu kelimeyi, kelimenin telaffuz tarzına göre farklı amaçlarla kullanırlar. Örneğin; hamallarla dolup taştığı zamanlarda-saygın yolcular bagaj yükünü, çantasını taşımaktan hoşlanmıyorlar- Londra’nın Victoria istasyonuna ilk defa vardığımda hamalların hareket halinde oldukları sürece thank you… thank you… thank you diye çağırdıklarını çok iyi hatırlıyorum.

Doğrusu ilkin sürekli bu kelimeyi tekrarlamalarını yadırgamıştım. Bu kelimeyi kime söylüyorlardı, kimin için tekrarlıyorlardı? Onlara herhangi bir hizmet sunan birini görmemiştim, hizmetine veya iyiliğine teşekkür edecekleri kimseye şahit olmamıştım. “Sana teşekkür ederim” diye neden sesleniyorlardı ve kime sesleniyorlardı? Fakat ben İngiltere’deki yaşamdan yıllar sonra hamalların bu kelimeyi tekrarlamalarının sırrını keşfettim.

İngilizler bu kelimeyi farklı formlarda kullanırlar; soru formuyla, “efendim çantanızı taşımamı ister misiniz?” veya duranlara uyarı formuyla, “bana yol açın” ya da biletleri toplayana ikrar formuyla, “ben hamalım bana müsaade et” ve benzeri formlarla kullanırlar.

Gerçek şu ki, İngilizceyi bilmeyen biri, birçok farklı ihtiyacını ve iltifat, şakalaşma, kınama, alış veriş ve hizmet alma gibi birçok değişik duygularını ifade etmek için “sana teşekkür ederim” kelimesinden başka fazla bir şey bilmesine gerek yoktur. Sadece yapması gereken, bu kelimeyi nasıl söyleyeceğini ve hangi nağme ile dile getireceğini bilmesidir.

Kraliçe Elizabeth’in müsteşarları bu nükteyi keşfetmiş olmalıdırlar ki; kraliçe, birkaç yıl önce Körfez bölgesini ziyaret ettiğinde “şükran/teşekkür ederim” kelimesini kullanmasını önermişlerdi. Bunun üzerine kraliçe şükran kelimesini öğrendi.

Bu seyahatte kraliçeye eşlik eden gazeteciler arasında merhum radyocu arkadaşım Fuat Cümay’î da vardı. Kraliçe, yeşil ve mavi gözlü uluslararası bütün gazeteciler arasından bu farklı esmer adama, uyanık gözlerinin ucuyla bakar. İlk fırsatı kollayarak kendisine, “ sen nerelisin? diye sorar. O da kraliçeye “ben Mısırlıyım” der. Kraliçe tebessüm ederek kendisine, “ben ülkenizin dili Arapçadan bir kelime bilirim. Teşekkür ederim kelimesini.” der. Arkadaşım Fuat Cümay’î İngiltere’nin büyük kraliçesinin sözünü düzeltmek için Mısır’a ait asıl özgünlüğüyle atılır ve kraliçeye, “ulu kraliçe! Doğrusu siz sadece bir kelime değil üç kelime Arapça biliyorsunuz, teşekkür ederim sözü İngilizcede üç kelimeden; ı thank you oluşmaktadır. Ulu kraliçe bu üç kelimedir.” der. Bunun üzerine kraliçe Elizabeth gülerek kendisine, “eyvah! Arapça üç kelime biliyorum. Ben bütün hayatım boyunca sadece Arapça bir kelime bildiğimi düşünüyordum.” der. Sonra da şunu ekler; “düzeltmen için teşekkür ederim”

İşte böyle. Şayet teşekkür ederim kelimesi olmasaydı, Mısırlı zarif gazeteci ile zarif İngiliz kraliçesi arasında gerçekleşen bu karşılıklı güzel diyalog gerçekleşmezdi.

Halid Kıştini

Halid Kıştini

Iraklı gazeteci - yazar

More Posts

ÖNCEK_ HABERSONRAKİ HABER

Haberlere abone

Asharq Al-Awsat Haber
Email adresi