Ortadoğu haber | Eş-Şark El-Avsat

Uluslararası gerginlik anlarında diplomatik tavır - Eş-Şark El-Avsat
English edition of Asharq Al-Awsat - the world’s premier pan-Arab daily. News, Politics, Middle-East, Saudi Arabia, Oponion, and Lots more...
YAZARLAR

Uluslararası gerginlik anlarında diplomatik tavır

Elçi, yurtdışında devlet politikalarının tanıtımını ve temsilini yapması için devlet tarafından görevlendirilen özel insandır. Bu ‘Süpermen’in görevi, ulusal ve uluslararası gerginlik anlarında daha da zorlaşır. Siyasetin önü açılsın, anlaşmalar imzalansın, dost veya düşman devletler arasında nihai pazarlıklar yapılabilsin diye kendisi ateş hattında durur.

Modern çağda, Avrupalı ve Amerikalı diplomatlar bu konuda ünlendi. Bunların arasında Talleyrand, Henry Kissinger ve Andrey Gromıko’nun ünü, kendilerini yönlendiren ve imkânsız ölçüsünde ‘zor’ olan vazifelerle görevlendiren liderlerin şöhretini aştı.

Karanlık Arap savaşlarında diplomasi sihirbazları da sahadaydı. Hepimiz İsrail ve Mısır arasındaki (1949) ateşkesin mimarı Mahmud Riyad’ı hatırlıyoruz: Mısır-Suriye birliğini (1958) kolaylaştıran Mısır’ın eski Şam elçisi. Diğer bir isim Afrika ve Avrupa dehlizlerinde Cezayir diplomasisine müthiş kapılar açan diplomat ‘vezir’ Abdülaziz Buteflika. Bir de Melik Suud el-Faysal var ki sessiz diplomasi denizinde yaklaşık 40 yıl geçirdi.

Doğrudur, diplomasi uluslararası barışa götüren en uzun yoldur. Bu alanda ‘Milletler Cemiyeti’ diplomasisi başarısız oldu. Zira 20. asrın vaizlerine seslenen Hitler Berlin’inden yükselen Avrupa Faşizminin vahşet çığlıkları altında ezildi. İspanya iç savaşının komutanı Franco’nun harabelerinden ve 5 milyon savaşçıyla dünyayı tehdit etmeye başlayan sihirbaz diplomat Mussolini’nin tehditlerinden yükselen çığlıklar da, ilkine eşlik etmişti. Sonra da devreye İtalyan ‘Spagetti’ çubuklarından çıkan sesler girdi.

Machiavelli, hakim olan ‘Prens’ siyasetine hizmet etmesi için ‘komplo teorisi’ni icat etti. Bu teori dünyaya, hançerinde efendisi Julius Caesar için bir tuzak gizleyen Brütüs’ün komplosunu unutturdu. Mussolini, başarılı olduğu tek savaşına atıldı ve dışişleri bakanı olan damadı Kont Ciano’yu idam etti. O siyaset ve diplomasi sahasının Hafız Esed’iydi. Açık havada rekabet nasıl artırılır, kapalı kapılar ardında nasıl pazarlık yapılır iyi biliyordu. Ancak dışişleri bakanlarını idam etmedi. O, onlardan daha uzağa götüren bir tekme ile kurtuluyor; Cumhurbaşkanlığı vekili makamıyla yer değiştirerek onları tarafsızlaştırıyordu. Diplomat

Sami Durubi, Dostoyevski’yi tercüme etti. Ardından Salah Cedid ve Hafız Esed tarafından Nasıri Sarayı’na ikisi adına elçi olarak gönderildi. Diplomat Sami Durubi, Abdunnasır’a güven mektubunu teslim ederken ağladı. Belki de ‘hezimet’ savaşında çok geçmeden ulusal projeyi çökerten ‘komplo’dan korkarak tedirgin oluyordu. Bu komplo, Salah Cedid’in sahte Troçkiciliğini ortağı Hafız Esed’in hücresinde alıkoydu.

Soğuk savaş döneminde ‘BM’ diplomasisi, selefi ‘Milletler Cemiyeti’nden daha şanslıydı. Bununla birlikte barış hala ucuz değildi. Genel sekreterin uçağı Dag Hammarskjöld, Kongo’nun ıssız çöllerine düştü. Arabulucu Kont Folke Bernadotte, Kudüs’teki Mescid-i Aksa’nın kapı eşiğinde Siyonist Stern örgütünün kurşunuyla suikaste uğradı. Örgütün lideri İzak Şamir, 80’li yıllarda başbakanlık koltuğunda oturduğu için cezadan kendini kurtardı. Başbakanlığı İsrail nükleer bomba diplomatı olan Şimon Peres ortaklığıyla yürütüyordu. Bu Şimon Peres, daha sonra Arap-İsrail barışı adına Nobel ödülü de aldı!

Bugün uluslararası diplomasinin barış şartlarını hazırlamaya yönelik gücü neden azalıyor? Her hâlükarda, işte arabulucular Stefan de Mistura ve İsmail Veled Şeyh Ahmed Suriye ve Yemen labirentlerinde şanslarını deniyorlar. BM tarafından atanan yeni arabulucu Gassan Selame, Mareşal Hafter ve rakibi Fayiz es-Serrac himayesinde vazifesini yerine getiriyor.

Diplomasinin kırılganlığının sebebi, siyasetçiler arasından diplomasiye ‘burnunu sokan’ yeni bir grubun ortaya çıkmasıdır. Onların hepsi, diplomasinin anahtarlarını ve siyasetin çekicini kağıt bir torba içine topladı. Bakınız, Trump’ın uluslararası krizlere yönelik attığı ve diplomat veziri Rex Tillerson’u durumu toparlamakta aciz bırakan tweetleri. Öte yandan Putin, 755 ABD’li diplomatı Kremlin Sarayı’ndan attı. Kimyasal Beşşar, nükleer ergen Kim Jong-un… Bunlara ‘harbci’ Hasan Nasrallah, Abdülfettah Gülen, el-Bağdadi, el-Cevlani, el-Avlaki gibi diplomasi şeyhleri de eklenebilir.

Bu gergin hazır tayfa, neredeyse Kofi Annan, el-Ahdar el-İbrahimi ve diplomasi şeyhi Kuveyt Emiri Sabah el-Ahmed el-Cabir el-Sabah gibi profesyonel diplomatlardan rol çalacak. Artık diplomasi ve siyasetin arasında bir mesafe (no man’s land/tarafsız bölge) kalmadı. Savaş-barış, sağ-sol, kaos-düzen, demokrasi-halkçılık ve ticari küreselleşme özgürlüğü-gümrük koruma bariyerleri arasını ayıran çizgiler kalktı. Onu tarafsızlaştırdıktan sonra diplomasinin yaşamasının bir anlamı kalır mı? Elçilikler artık ortaçağın ışık geçirmez ve kapalı kaleleri değiller. Elçilik bugün başvuranlar ve seyahat hizmeti için açık bir kapı olmalı. Rahmetli Gazi el-Kusaybi, Arapların Londra’daki dayanağıydı. Suudi Arabistan Başkonsolosu Halid el-Meyman, Paris’teki Arapların dayanağıydı.

İsrail elçiliklerinde hala suç işleniyor. İsrailli bir bekçi Amman’daki İsrail elçiliğinde Ürdünlü vatandaşları öldürdü. Ama Başbakan Netanyahu onu milli bir kahraman olarak karşıladı. Ürdün, o cani bekçi adalete teslim edilene kadar en azından diplomatik dokunulmazlık hakkı olduğunu göstermek için elçinin dönmesini yasakladı.

Ahmak bekçinin, kendisiyle tartışan Ürdünlü bir gençle arasını ayırmak isteyen sağduyulu Ürdünlü bir doktoru öldürmesi akıl alır gibi değil. Ürdün’ün, Vadi Araba Anlaşması (1994) uyarınca 2019’da kira süresinin sona ereceği Ürdün Vadisi topraklarında katil bekçiler istemediğini İsrail’e hatırlatmak lazım.

Avrupa Arapları’nın günlük hayatlarında cesur tabiatlı Arap elçilere ve diplomatlara ihtiyacı var. Bu elçilerin aynı zamanda milyonlarca genci terörist fikirlere karşı bilinçlendirmek için yeterli derecede diplomatik şuura sahip olması ve on binlerce başvuru karşısında hac organizasyonunu kolaylaştırmak için denetleme yapması gerekir.

Bana soruyorsun ey oğul, sen yaptın diye? Kulağına fısıldıyorum, hala haccı bekleyen binlercesi ile birlikte elçiliğin eşiğinde duruyorum. Saçma bir şekilde Arap pasaportumu geri almayı bekliyorum. 40 senedir süren sürgün hayatımda, Fransız vatandaşlığı taşıdığımı unuttum. Benden sonra gelen zeki (Fransız) Arap meslektaşlarımın yaptığı gibi.

Gassan İmam

Gassan İmam

Suriyeli duayen gazeteci- yazar

More Posts

ÖNCEK_ HABERSONRAKİ HABER

Haberlere abone

Asharq Al-Awsat Haber
Email adresi