Ortadoğu haber | Eş-Şark El-Avsat

Kerkük, Referandum ve Bağımsızlık macerasına katılmayı seçti… Kürt Brexit’i kolay olmayacak - Eş-Şark El-Avsat
English edition of Asharq Al-Awsat - the world’s premier pan-Arab daily. News, Politics, Middle-East, Saudi Arabia, Oponion, and Lots more...
Analiz, EL-AVSAT ÖZEL

Kerkük, Referandum ve Bağımsızlık macerasına katılmayı seçti… Kürt Brexit’i kolay olmayacak

Gassan Şerbil

Kerkük sokaklarında yabancı gözüyle geziyorum. Bu bir Kürt dükkanı, bu Arap lokantası, öteki Türkmen ofisi. Aynı caddede, coğrafya ve tarihi bağların birlikte yaşamaya mecbur bıraktığı bu farklılıkların tümünü görebilirsiniz. Büyük çoğunluğu Müslüman olan bu insanların hayalleri ve kaygıları da ortak.

Kerkük’teki asayiş durumu makul bir halde. Irak’taki diğer vilayetlerden daha iyi görünüyor. Burada insanlar, sadece DEAŞ terör örgütünün yapabileceği bir sürprizden korkuyor. Kentteki güven ortamı DEAŞ’a bağlı uyuyan bir hücre ya da yalnız bir kurt tarafından yapılabilecek muhtemel bir sürprizin gerilimini de içinde barındırıyor. Peşmerge Kerkük’ü, Musul’u ele geçiren DEAŞ terör örgütünün fantezilerinden kurtardı dersek abartmış olmayız. Özellikle de Musul düştüğü gün, Irak ordusunun içinde bulunduğu dağınıklık halini düşünürsek bunu daha iyi anlayabiliriz.

Bu şehirde toplumsal hayatı düğümleyen iki sorun var; şehrin farklı ırk ve mezhepten insanları barındırması ve Kürtlerin devlet hayalinde önemli bir yer tutan petrolün nasıl kullanılacağı sorunu. Bu durum, Irak hükümetini, Kerkük’ü Kürtlerin hayallerinden uzaklaştırma çabasına itiyor.

Kerküklüler, sokaklarda birbirlerini kesmiyor. Aralarındaki sorunları polis ve aşiret önderleri hallediyor. Fakat kapalı kapılar ardında Kerkük, birçok soru işaretlerine bağlı. Bu şehirde yaşayan her bir etnik ve dini grubun şehre dair kendi tarihsel hafızası var.

Bir Kürtle konuştuğunuzda, referanduma ve bağımsızlığa dair hamasi sloganları sıralıyor. Bir Arap bir esnafla konuştuğunuzda referandum siyasilerin işidir deyip sözü kesiyor. Türkmenlerin ise Türkiye’nin hala kendilerini koruyup koruyamayacağını sorguladığını söylemek abartılı bir söz olmaz.

Kerkük düğümü

Irak’ın son yıllardaki hikayesini, “Kerkük Düğümü” kavramını göz ardı ederek okumak mümkün değil. Kürtler, Kerkük’ü geri alamıyor ama tamamen de bırakamıyorlar. Tamamen Filistinlilerin Kudüs ile olan durumları gibi. Kerkük’te gezerken birçok kez Öz Yönetim anlaşmalarını çökerten ve yıkıcı çatışmalara sebep olan bu kavramı kaç kez duyduğumu düşünüyordum.

O gün, Allah kendisine şifa versin, Sayın Cumhurbaşkanı Celal Talabani’nin, bana söylediği, “Tarık Aziz bize, sizin Kerkük üzerinde onun için ağlamaktan başka bir hakkınız yok demişti” sözünü hatırladım.

Barzani, 1991 yılında Saddan Hüseyin’i ziyaret ettiğinde, Saddam’a, “Bir kan denizinde yüzerek size geldim” demişti. Saddam ise görevliler tarafından getirilen ve Barzani’nin önünde duran çay bardağını alıp bir yudum içtikten sonra, Barzani’ye çayın zehirli olmadığını göstermek istemişti. Saddam o zor görüşmede Barzani’ye, “Kerkük’ün bir Kürt kenti olduğunu biliyorum, lakin onu size veremeyiz. Çünkü Kerkük, her an devlet ilan edilecek mükemmel bir üstür” demişti.

Bu konudaki başka bir rivayette; Saddam ve Kürtler arasında varılan anlaşmanın imzalanacağı gün, Saddam’ın Devrim Meclisi Başkanı İzzet el-Duri, “Türkiye bize Genelkurmay Başkanı’nı göndererek baskı kurdu. Bu yüzden bu anlaşmayı imzalayamayız” dediği anlatılır.

‘Kerkük Düğümü’nün Irak’ı öldürdüğünü çünkü 1974 yılında Baas rejimi ve Kürtler arasında çıkan savaşın sebebinin Kerkük olduğunu, Saddam’ın, Kerkük için İran’a toprak tavizi verdiğini ve bu hatasını gidermek için İran’a 1980 yılında savaş açtığını düşünen birçok insan var.

ABD’nin Irak’ı işgalinden sonra bir Arap siyasetçi, bana üzücü bir olay anlattı, ama bu olayı yayınlamamamı istedi. Arap siyasetçinin bana anlattığı olayı, onun ağzından yazıyorum, “Eski Irak Başbakanı Abdusselam Arif, Kürtlerden nefret ediyordu ve onların bir kavim olarak sahip olduğu hakları inkar etmek için, Kürtlerin Arap olarak kabul edilmesini istiyordu. O zaman ülkenin kuzeyine bir ziyaret gerçekleştirmiştik. Ordu ve Peşmerge arasındaki çatışmalar başlamıştı. Askerler tesadüfen bir Kürt genci getirerek, onu yakın bir yerde tutukladıklarını söylediler. Abdusselam Arif, bir el hareketiyle hoşnutsuzluğunu gösterdi. Askerler, bu hareketi ‘Neden bu kişiyi sağ getirdiniz’ şeklinde anladı ve o Kürt genci hemen ağaçların arkasına götürerek infaz etti. Kürtler çok fazla hata yaptı, ama bizde onlara karşı çok büyük suçlar işledik.”

Kimlik Kalabalığı

Kerkük Eyalet Meclisi, 2005 yılında seçilen 41 üyeden oluşuyor. Bu tarihten sonra Arap ve Türkmenlerin seçimlerin yapılış şekline getirdikleri itirazlardan sonra, başka bir eyalet seçimi yapılamadı. Bu yüzden hala 2005 yılında seçilen meclis Kerkük’ü yönetiyor. Biz Kerkük’e ulaşmadan önce 24 üyenin katılımıyla gerçekleştirilen meclis toplantısında, Kerkük’ün 25 Eylül’de düzenlenecek referandum kapsamında olması kararlaştırılmıştı. Arap ve Türkmen kitleler bu toplantıyı boykot etmişti. Bundan kısa bir süre önce de meclis Kerkük’te sadece Kürdistan bayrağının göndere çekilmesini kararlaştırdı.

Saddam Hüseyin, 70’li yıllarda Kerkük’te bir sayım gerçekleştirdi. Bu sayıma göre Kürtler, Kerkük’te çoğunluğu oluştururken, Zap denen bölgede Araplar çoğunluğu oluşturdu. Kerkük’ün yüz ölçümü 9 bin 500 kilometre kare. Yani Lübnan’ın yüzölçümü ile eşit bir mesafe.

Kentteki etnik nüfusa dair yapılmış yeni bir sayım yok. Fakat son seçimler ve kimlik bilgilerine dayanarak bir oran belirlenebiliyor. Buna göre Kerkük nüfusunun yüzde 54’ünü Kürtler oluşturuyor. Arap nüfus oranı yüzde 33 iken, Türkmen nüfusun oranı ise yüzde 13 civarında. 70’lerde Kerkük’teki Hristiyanlar, nüfusun yüzde 5’ini oluşturuyordu. Bugün ise, Hristiyan nüfusun oranı yüzde 1. Kerkük, buna ek olarak daha sonra da el-Kaide ve DEAŞ gibi terör örgütlerinin önünden kaçan gayrı Müslimlere de kucak açmış.

Kerküklü Türkmenlerin yüzde 60’ı Şii Türkmenlerden oluşuyor. Bunlardan bir kısmının Bağdat ve İran’daki Şii partilerle ilişkileri var.

Bağdat ile ortak yaşamın zorlukları

Kerkük sorunu, 2007 yılında, Irak Anayasası’nın 140. maddesinin ön gördüğü çerçevede çözülmesi gerekiyordu. Bu madde, Kerkük’te, önce nüfus alanlarının belirlenmesi, daha sonra da referandumla bir çözüm bulunmasını ön görüyordu. Ama korkunun hüküm sürdüğü bu Ortadoğu’da, anayasanın uygulanması basit değil. Saddam sonrası Irak, Sünni-Şii savaşıyla yeniden sarsıldı. Bu yüzden, Nuri el-Maliki döneminde Arap-Kürt ilişkileri eskisi gibi kötüye gitmeye başladı. Maliki’nin, Kürdistan bölgesindeki memurların maaşlarında kesintiye gitmesi ve petrol üretimindeki görüş ayrılıkları, kurulan dengeyi bozdu.

Kerkük’ü ziyaret edecek bir gazeteci, şehrin önde gelenlerinden sorunun başka sebepleri de olduğunu dinleyebilir. Bu sebeplerden biri, Kürtlerin, Bağdat hükümetinin yeniden bir dini otoriteye dönüştüğünü düşünmeleridir. Kürtler ise, bütün etnik ve dini gruplara eşit haklar tanıyan bir devlet yönetiminde yaşama isteklerinde ısrarcı davranıyor. Birçok kişi, “Kürtler, kendi kararlarını Erbil’de almak isterken, Irak hükümetinin aldığı kararların çoğunun Tahran’da alındığını” düşündüğünü belirtiyor.

Aşiretler ve Aidiyetler

Kerkük Aşiretler Meclisi’nde konuşma yapanların çoğu, iyi temenniler dile getiriyor. Şeyh el-Zengene Aşireti Lideri ve Kerkük Hakimler Meclisi Başkanı Osman Abdulkerim Ağa, Kerkük’ün kardeşlik, muhabbet ve barış kenti olduğunu, aşiretlerin ilkelerinin ahlaka dayandığını, ayrımcılık ve tefrikaya izin vermediğini vurguluyor. Osman Abdulkerim Ağa, “Ben Kürdüm ama başkaları hak ihlallerine uğrarken benim haklarımı almamın bir önemi yok. Ben, vatandaşlarına adaletle muamele eden birleşik bir devlette beraberce yaşamayı istiyorum” diyor.

Arap aşiretlerden birinin lideri ise, birlikte yaşamanın önemine dikkat çektikten sonra, “Kerkük’teki durum diğer Irak eyaletlerine göre çok daha iyi. Ama siyaset konuşmayı siyasetçilere bırakmak, bizim için çok daha iyi bir yaşamı sağlayacaktır” dedi.

Referandumdan evet sonucu çıkması yeterli olmayacaktır. Zira referandum sonrası daha zor ve düğümlü bir süreç bizi bekliyor. Kürtlerin Brexit’inin başarılı olması için, Bağdat ile müzakere etmek şart. Kürtlerin Brexit’i, İngilizlerin Brexit’inden çok daha zor olacak. Sınırların belirlenmesi, Irak’ın borçları ve bölgedeki dengelerin korunması etrafında, Bağdat ile müzakereler yürütülmesi gerekir. Bağdat ise veda merasimi için çok hazır gözükmüyor. Özellikle de Haşdi Şabi liderlerinin tepkileri, Peşmerge ile çatışma riskini artırıyor. Böyle bir çatışma diğer ülkelerde yaşayan Kürtlere dayanışma ruhu verebilir diye düşünüyorum.

Türkiye, sınırında bir Kürt devletini kabul edecek mi? Türkiye’nin Kürdistan ile var olan 8 milyar dolarlık ticaret hacmi, bağımsızlık fikrine utangaç bir muhalefet sergilemesini engelleyemiyor. İran ise, şüphesiz elinde baskıyı artırabileceği kartlara sahip. Üstelik bu kartlar arasında, Süleymaniye’de kendisine yakın olan Kürtler de var. Tahran yönetimi, referanduma kati suretle karşı çıktığını gizlemiyor. Belki de Irak’ın kuzeyinde yaşayan Kürtlerin durumunun İran’daki Kürtleri etkilemesinden çekiniyor. Suriye ise, öz yönetimden daha az haklarla, Kürtlerin müzakere masasına oturmayacağının kesinlikle farkında.

Washington, Kürtlere referandumu önümüzdeki sene yapılacak Irak seçimleri sonrasına kadar ertelemeyi tavsiye ederek, DEAŞ’a karşı mücadeleye yoğunlaşılmasını istedi. Ama ertelenmekten yorulan Kürtler, Washington’a uygulanması zor şartlar öneriyor.

Yeni Irak başarısız mı oldu?

Irak, kendi tarihi ve bölge tarihinin önemli kırılma noktalarından birine doğru ilerliyor. Bu kez tüm sorumluluğun yüklenebileceği bir Saddam Hüseyin yok. Saddam, mezarında uyuyor. Sorumluluktan kaçmak için artık Saddam’ı bahane etmenin imkanı yok. Saddam devrilmeden önce muhalifleri, “Irak’taki bütün sorunların müsebbibi Diktatör Saddam’dır. Saddam giderse Irak demokratik bir ülke olacak” diyordu. Irak, demokratik seçimlere gitti ama seçimlerin sonucu zaten zayıf olan vatandaşlık şuurunu daha fazla zayıflattı.

Başarısızlığı Saddam’a mal etmek artık mümkün değil. Saddam sonrası Irak başarısız oldu ve bu artık son başarısızlığı. Şahinler, aileleri parçaladı ama hala yeni Irak’ın başarısızlığından korkuluyor. Halbuki Iraklılar bunu itiraf etmekten kaçınsa da haritalar bu başarısızlığı ortaya koyuyor.

Dehşetli Ortadoğu’da Arap gazeteci olmak ne kadar da zor.

Şarku'l Avsat Türkçe

Şarku'l Avsat Türkçe

Şarku’l Avsat Arap dünyasının önde gelen günlük gazetelerden biridir. 4 kıtada 14 şehirde, her gün eş zamanlı olarak basılmaktadır. 1978 yılında Londra’da yayın hayatına başlayan Şarku’l Avsat, Arap dünyasına ve uluslararası olaylara ait en doğru yayınları yapmaktadır. Derin analizler ve özgün makalelerle birlikte tüm Arap dünyasının en kapsamlı yorumlarını okuyucularına sunmaktadır.

More Posts - Facebook - Google Plus - YouTube

ÖNCEK_ HABERSONRAKİ HABER

Haberlere abone

Asharq Al-Awsat Haber
Email adresi