Ortadoğu haber | Eş-Şark El-Avsat

Türkiye’nin 10 bin yıllık tabiat aşkı - Eş-Şark El-Avsat
English edition of Asharq Al-Awsat - the world’s premier pan-Arab daily. News, Politics, Middle-East, Saudi Arabia, Oponion, and Lots more...
Kültür Sanat, Türkiye

Türkiye’nin 10 bin yıllık tabiat aşkı

Batman’a bağlı olan ve iki yakasını Dicle’nin ayırdığı Hasankeyf doğanın güzelliğinin belirginleştiği, birçok tarihi esere, arkeolojik alana, köylere ve dağlık bölgelere sahiptir. Hasankeyf ya da eski adıyla Hısn-ı Keyfa her yıl binlerce doğa aşığını kendine çeken bu alanlar arasında yer alıyor.

Hasankeyf’in tarihi yaklaşık 10 bin yıl geriye dayanıyor. Adı, kayalara oyulmuş evleri nedeniyle, Süryânice “Kifo” (kaya) kelimesinden türetilmiş, Arapça “Hısnı Keyfa” denilmiştir. Osmanlının son dönemlerinde “Hısn-ı keyf” adı “Hasankeyf” şekline dönüşmüştür.

Hasankeyf’teki bu alanların doğal koruma altına alındığı ilan edilmişti

1981 yılında, Bizans İmparatoru Konstantin’in Diyarbakır’a girerken ele geçirdiği iki kaleden biri olan Hasankeyf kalesi de dahil olmak üzere Hasankeyf’teki bu alanların doğal koruma altına alındığı ilan edilmiştir.

Hasankeyf’teki en önemli eserlerden biride kuzeydeki Hasankeyf kalesinin kalıntıları altında kalan ve günümüze harabesi ulaşan Büyük Saraydır. Sarayın önemli olmasının sebebi ise duvarlarında herhangi bir yazının olmayışıdır. Sarayın kimin tarafından yaptırıldığı şimdiye kadar öğrenilemedi. Ancak tarih uzmanları bu sarayın Artuklular döneminde inşa edilmiş olabileceğini düşünüyorlar.

Muhtemelen 12. yüzyılda inşa edildiği düşünülen dönemin taş köprülerinin en büyüklerinden biri sayılan Hasankeyf Köprüsü, bazı kaynaklarda, Artuklu devleti döneminde 1122 yılında inşa edildiği belirtiliyor.

Camiinin kitabesinde Allah’ın 99 ismi yer alıyor

ER-Rızk Camii, 1409 yılında Eyyubi Sultanı Süleyman tarafından yaptırılmıştır. Camiinin kitabesinde Allah’ın 99 ismi yer almaktadır. Ancak günümüzde, tıpkı Bizans kalesinin kuzeyinde bulunan çok sayıda büyük saraylardan geriye kalan kalıntılar gibi, camiden geriye sadece ana kapısı ve deniz feneri kalmıştır.

Tüm bu sayılanlar Hasankeyf’in çok eski bir tarihe sahip olduğunun delilleridir. Jeopolitik araştırmalar şehrin uzun süredir yaşam alanı olarak kullanıldığını gösteriyor. Oyma evlerinden bazılarında hala yaşanabiliyor.

Hasankeyf Kalesi, içerisinden çıkarılan belge ve kitabelere göre Bizans İmparatoru Konstantin’in tarafından burayı korumak için MS 4. yüzyılda inşa ettirdiği anlaşılıyor.

Hasankeyf tarihinde pek çok fetihe tanıklık etti. 639 yılında Emevilerin fethetmesinin ardından Abbasiler sonrasında Hamdaniler, Artuklular, Eyyubiler ve son olarak Osmanlıların egemenliği altına girmiştir.

Hasankeyf tarihinde ticaret yollarının birleştiği, ilim ve kültür merkezi olan bir bölgeydi. Çok sayıda dini ve ilmi medrese ile hastaneler bulunuyordu. 1981 yılında dünya kültür mirası eserleri arasına girerek koruma altına alındı.

İnsanlık tarihinin yaratıcı örneklerine tanıklık ettiriyor

Hasankeyf bölgesinin en belirgin özelilerinden biri ise insanlık tarihinin yaratıcı örneklerinden birine tanıklık ettiren, Sümerler ve Süryaniler gibi birçok halkın yaşadığı kayalara yapılmış oyma evler.

Fizik yasalarına uygun şekilde inşa edilmiş oyma evlere giden su kanalları sistemi Hasankeyf’te o dönemde bilimin ne kadar ileride olduğunun bir göstergesidir.

Bölgenin cazibe noktası olmasının sebeplerinden biri bölgedeki kireçtaşı kayalarının doğal özelliği sayesinde nehir sularının yıllarca akışı ile oluşan Hasankeyf’in derin su oluklarıdır.

Oluklar, kayalardaki oyma evlerle birlikte, insanoğlunun dokunuşları ve doğanın bir araya geldiği muhteşem bir tablo oluşturuyor. Binlerce yıldır akan Dicle nehri suları geçtiği bölgede ve diğer bölgelerde çok sayıda çukur ve vadi oluşmasına sebep oldu.

Bölgedeki en çarpıcı simgelerden biri de bölgeden geçen yolcuların konaklaması için kurulan Yol Geçen Hanı Mağarası’dır. Mağara yine Hasankeyf Kalesinin altında bulunmaktadır ve doğrudan Dicle nehrine bakmaktadır. Su depolamak kullanılmaktadır ve kaleden çıkmak için gizli bir geçidi vardır. Mağara halen yurtiçi ve yurtdışından binlerce ziyaretçiyi kendine çekmektedir.

Hasankeyf’in adı, Irak’la nehir sularının paylaşılması konusunda yaşanan bazı ihtilaflar ve bölge sakinlerinin yaşamlarını tehdit eden bir takım unsurların ortadan kaldırılması hedefiyle geliştirilen proje çerçevesinde, 2006 yılında dönemin Başbakanı olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından Dicle nehri üzerindeki Ilısu Barajının temelinin atmasıyla büyük bir ün kazandı.

Türkiye’nin ikinci büyük barajı olacak

Barajın inşası tamamlandıktan sonra Türkiye’nin ikinci büyük barajı olacak. Hükümet yetkilileri, Baraj, Kürt nüfusun çoğunlukta olduğu yoksul Güneydoğu Anadolu bölgesi için elektrik ve istihdam olanakları sağlayacağını belirtiyor. Fakat projeye bölgedeki çevreye zararlı etkileri olduğu konusunda bazı muhalif seslerde var. Projenin muhalifleri, tarihsel bir miras olan Hasankeyf’in baraj suları altında kalacağı ve köylerde bulunan 50 binden fazla insanın yerinden olacağı gibi durumlara karşı uyarıyorlar.

Bölgedeki yerel meclisler, sivil toplum kuruluşları ve diğer gruplar, barajın yapılmasına itiraz ettiler. Yaklaşık 4 bin kişinin yaşadığı köyü korumak ve barajın yapılmasını engellemek için finansal destek sağlayan çevreleri projeden çekilmeleri için teşvik ederek hükümete baskı kurdular.

Tarihi eserlerin taşınmasıyla ilgili çalışmalar başlatıldı

Hükümet yetkilileri, sonunda projenin kapsadığı alanlardaki halka alternatifler planlar sunulacağını açıkladı. Bununla birlikte Ilısu barajı suları altında kalacak olan Hasankeyf’te kurtarma kazıları ile tarihi eserlerin taşınmasıyla ilgili çalışmalar başlatıldı.

Projenin finansörlerini ikna eden Hükümet yetkilileri, Hasankeyf sakinleri için yeni bir şehir inşa edileceğini ve Hasankeyf’teki tarihi anıtların oluşturulacak bir açık hava müzesinde sergilenmesi amacıyla kültür parkı kurulacağını açıkladılar.

Şarku'l Avsat Türkçe

Şarku'l Avsat Türkçe

Şarku’l Avsat Arap dünyasının önde gelen günlük gazetelerden biridir. 4 kıtada 14 şehirde, her gün eş zamanlı olarak basılmaktadır. 1978 yılında Londra’da yayın hayatına başlayan Şarku’l Avsat, Arap dünyasına ve uluslararası olaylara ait en doğru yayınları yapmaktadır. Derin analizler ve özgün makalelerle birlikte tüm Arap dünyasının en kapsamlı yorumlarını okuyucularına sunmaktadır.

More Posts - Facebook - Google Plus - YouTube

ÖNCEK_ HABERSONRAKİ HABER

Haberlere abone

Asharq Al-Awsat Haber
Email adresi