Ortadoğu haber | Eş-Şark El-Avsat

Necef çıkmazı ve İran - Eş-Şark El-Avsat
English edition of Asharq Al-Awsat - the world’s premier pan-Arab daily. News, Politics, Middle-East, Saudi Arabia, Oponion, and Lots more...
YAZARLAR

Necef çıkmazı ve İran

Tahran, Necef kapılarındaki tehlikeyi fark etti. İranlı ziyaretçi için şehirdeki dört otoritenin/merciinin kızgınlığının geçici olmadığı açıklığa kavuşunca, Tahran tarafından şehrin merkezine giden yolun zor olduğu anlaşıldı. İran Cumhuriyeti mürşidinin temsilcisi ve Düzenin Maslahatını Teşhis Konseyi Başkanı Ayetullah Mahmud Haşimi Şahrûdi, dört merciin desteğini kazanamadan geldiği yere geri dönmek zorunda kaldı. Dört mercii, halk ve ülkenin şu anki noktaya gelmesine neden olduklarını düşündükleri pek çok İranlı ve Iraklı yetkilinin yüzüne karşı kapıları kapattıkları gibi, Şahrûdi’nin de yüzüne karşı kapıları kapattı. Aslında Necef, sahip olduğu yapıya yıllardır Şahrûdi’nin devam eden müdahalelerinden, öğrencileri çekmek için kendisine ofis açma girişimlerinden, Necef’in dini merciileriyle rekabet etmesinden ve fıkıh metotlarını etkilemesinden dolayı rahatsızlık duyuyordu. Şahrûdi, Necef fıkıh okullarının Vilayet-i Fakih’e davet etmesini üstlenmesi için Necef’e gelmişti. Ancak Şahrûdi’nin geliş amacı olan açıktan davet etme konusu mutlak bir şekilde reddediliyor. Çünkü böyle bir şeyin olması halinde Tahran, Necef’in siyasi kararlarını ele geçirip, Necef’i kendisine bağlayacaktır. Aynı zamanda İmam Sistani’nin gidişinden sonra Necef’teki en büyük otoritenin (Mercii el Uzma) varisi olarak Şahrûdi için İran tarafından tanıtımlar yapılıyor. Bu durum ilim havzası tarafından tamamen reddedilerek, Necef’e sahip olmak için yapılan girişimlerin sonuçları konusunda Tahran uyarıldı. Şahrûdi, Necef’in rolünü ve konumunu ağır bir şekilde eleştirdikten sonra, Necef’in öfkelenmesine neden oldu. Şahrûdi, “Necef’teki ilim havzası zorlu bir süreçten geçiyor. Sanki ilim havzası yok oldu” ifadelerini kullanmıştı. Bu durum, Necef’in içişlerine müdahale ve İran’ın resmi bir şekilde Necef’i Kum eyaletine ilhak etme girişimi olarak addedildi ki Kum eyaleti, Necef’in önemli bir şubesi kabul ediliyor. Bunun için şube, merkeze alternatif olamaz. Özellikle merkez, Baas zamanında baskı ve kuşatmalardan geçmesine ve son on yılda Bağdat’taki otoritenin zayıflaması sebebiyle siyasi ve sosyal sorunlarla karşı karşıya kalmasına rağmen, iyileşerek tarihi rolünü yeniden oynamaya başladı. Necef, girişim alanında dizginleri yeniden eline alması için Bağdat’a yardımcı oldu. Böylece Tahran, kendisini sınırları aşan Arap, İslam, Şii ve farklı uyrukların kutuplaşmasına giriş teşkil eden Bağdat-Necef denklemi karşısında buldu. Dolayısıyla Bağdat-Necef denkleminin harici olarak reddedilen ve dâhili olarak karışık görünen Tahran-Kum ikilisinin siyasi ve inanç projesiyle rekabet etmeye başlaması normal bir şeydir.

Iraklılara iradesini egemen kılmaya çalışan Tahran’ın ısrarcı tavrı, Şahrûdi’yi yeniden öne çıkmaya sevk etti. DEAŞ unsurlarının Lübnan sınırından Irak sınırına nakledilmesiyle ilgili yapılan anlaşma çerçevesinde, Tahran’la Necef arasındaki çekişmenin şiddeti artmıştı. Ayrıca dini mercii, Iraklıların Suriye’de savaşmasını reddediyor ve Iraklıların Suriye’deki varlıklarının İmam Sistani’nin 2014 yılında Iraklıları müdafaa etmek için yayınladığı fetvaya ters düştüğünü belirtiyordu.

Bütün bunlardan sonra Tahran, hala sadece Irak Şii kartına tutunduğunu göstermeye ve gücünü sergilemeye başladı. Bu durum şuradan anlaşılıyor ki Şahrudi, Şii ve Iraklı siyasi grupları Şii koalisyon listesi içerisinde birlik halinde parlamento seçimlerine girmeye ısrarlı bir şekilde davet ediyordu. Fakat Mukteda el Sadr, Şahrûdi’yle görüşmeyi reddettikten ve Ammar el Hâkim yeni siyasi opsiyonlarına bağlı kalmayı tercih ettikten sonra Şahrûdi, bu isteğini gerçekleştiremedi. Zaten Şahrûdi ile yapacağı görüşmenin sonuçları beklentileri karşılamayacaktı. Öyle görülüyor ki Şahrûdi, çoğu isteğine cevap vermeyi erteleyen İbadi konusunda da hayal kırıklığına uğradı. Fakat yeni yapı içerisinde Nuri el Maliki’nin yerinin ve rolünün olmadığı anlaşılıyor. Ayrıca Necef’in Irak-Arabistan yakınlaşmasına ilgi göstermesinden dolayı Şahrûdi, rahatsızlığını gizleyemedi ki Irak-Arabistan yakınlaşması, gerçekten Tahran’ı endişelendirmeye başladı.

İmam Sistani, uygun bir vakitte İran’a kırmızı kart göstermeyi ve evinin kapısını İran’ın elçisine kapatmayı tercih etti. Net bir ifadeyle söylemek gerekirse, İran’la olan anlaşmazlık, İran’ın kendi özel ajandasını siyasi sürece dayatmaya çalışmasından kaynaklanmaktadır. Fakat bu defa dini mercii, Şahrûdi’ye ve müdahalelerine sınır koyarak bağımsızlığını teyit etti. İçeriden ya da dışarıdan dini merciiye sızma girişimine karşı koymaya hazır olduğunu kanıtladı. Bu şekilde Şahrûdi’nin Necef’te ikamet etme ümitlerini bitirerek İranlıları Necef’e karşı tavırlarında dikkatli olmaya zorladı. Şahrûdi’nin başarısız bir şekilde döndüğü Necef’in katı tutumundan, Bağdat’ın etkilenmesi normaldir. Şahrûdi, Nuri Maliki ve bazı Haşdi Şabi milis komutanları dışında kendi safında duracak kimseleri bulamadı. Şahrûdi, Tahran’a giderek yanında büyük bir hayal kırıklığı ve Tahran’ın kolay bir şekilde kabul edemeyeceği apaçık bir acizlik götürdü. Irak’ın coğrafi konumuyla ilgili Tahran’ın jeopolitik kaygısından dolayı Necef-Bağdat ikilisiyle Tahran arasında çatışmaya ya da Şii-Şii çatışmasına neden olsa bile Tahran, çıkarlarını savunacak pek çok güç kartını elinde bulunduruyor. Söz konusu Irak’ın coğrafi konumu, tarihsel olarak toplantıda Tahran’a verilen ve siyasette Tahran’dan geri alınan Arap-Osmanlı sorununu ortaya çıkardı.

ÖNCEK_ HABERSONRAKİ HABER

Haberlere abone

Asharq Al-Awsat Haber
Email adresi