Ortadoğu haber | Eş-Şark El-Avsat

Büyük boksörün yere serilmesi - ŞARKUL AVSAT
English edition of Asharq Al-Awsat - the world’s premier pan-Arab daily. News, Politics, Middle-East, Saudi Arabia, Oponion, and Lots more...
YAZARLAR

Büyük boksörün yere serilmesi

Husiler, Eski Cumhurbaşkanı Ali Abdullah Salih’in üç yıl önce onları toplayan trenden inişinin tehlikesini hemen hissetti. Yemen Devleti ve gücünü ele geçirmek için kullandıkları örtüyü geri çektiğini anladılar. Yokluğunun, onların programını ortaya çıkaracağını ve onları izole etmek için temkinli olacağını da. Ve ayrılışının askeri, siyasi ve kabile dengelerini değiştireceğini ve yeniden Yemen topraklarında sığınak arar vaziyette isyancı milislere dönüşeceklerini fark ettiler. İçerde yapılacak izolasyon dışardakini ikiye katlayacaktı. Üyesi oldukları bölgesel projeden Yemen halkası kopacaktı. Trenin ayrılma tehlikesini fark ettiler ve onu öldürme konusunda ellerini hızlı tuttular.

Yemen yapısının hassasiyetlerini ve Salih’in güvenlik, askeri, kabile ve halk uzantılarını dikkate aldığımızda dünkü sahnenin önceki sahnelerden daha tehlikeli olabileceğini anlayabiliriz. Orada hazır bulunanların coşkunluğu karşısında Saddam Hüseyin’in boynuna ipin dolandığı sahne. Libyalı gençlerin Muammer Kaddafi’nin önce bedenini sonra da cesedini elden ele geçirdikleri sahne. Lübnanlıların, katillerinin her tarafa dağıttığı Refik el- Hariri’nin cesedini bulamadıkları sahne.

Ali Abdullah Salih, Yemen deprem hattında sıradan bir oyuncu değildi. Yemen’in 70’lerin sonlarından bu zamana kadarki hikayesi aynı zaman da onun da hayat hikayesini oluşturuyor. Aynı zamanda onun parmak izlerini taşıyor. 1978’de saraya girdiğinde, ülkede 8 ayda iki cumhurbaşkanına düzenlenen suikast gerçeğiyle yaşıyordu. Söz konusu cumhurbaşkanları İbrahim el- Hamdi ve Ahmed el-Gaşmi idi. Ali Salih, ‘Washington Post’ gazetesinin 6 aydan fazla yönetimde kalamayacağını yazdığını, gülümseyerek hatırlamaktan hoşlanırdı. 2012 yılında saraydan ayrıldığında 34 yıldır yönetimdeydi.

Yemen tiyatro sahnesinde sıradan bir oyuncu değildi. Büyük bir boksördü. Darbeler alır ve karşılık verirdi. Fırtınaya boyun eğer, sonra karşısında dururdu. Savunmayı bırakır, aracıları harekete geçirirdi. Gerekirse, bir muhalifi sürpriz bir telefon görüşmesiyle diyaloğa çeker, sonra aradaki ilişkiyi yenilerdi. Yönetim kartlarını, oy sandıklarını, güvenlik birimlerini ve ordu topçularını elinde oynatır. Hepsinden de öte Yemen’in incelikle örülmüş dokusu hakkında derin bilgi sahibi ve devlet cübbesini kabilelerin cübbeleri ile birleştirmeyi bilirdi.
1986’da Aden’de ‘yoldaşların’ birbirini nasıl kırıp geçirdiğini Sana’dan takip etti. 1990 yılında Berlin Duvarı’nın yıkılması ve Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla birlikte, Yemen’in güneyini kendi elleriyle kuzeyin kucağına attı. Tıpkı Doğu Almanya’nın kendini anavatanın kucağına attığı gibi. Tabi ki, farklılıklara dikkat ederek. ‘Birliği Sağlayan’ lakabını aldı. 4 yıllık savaşın ardından onu neredeyse deviren savaşı kazanarak geri döndü.

Maharet, olağanüstü bir siyasi içgüdüsü ve bir tehlike öngörüsü olan bu Albayın ilk akıl hocasıydı. Oyunu kendi boyutunu almaya bırakır ve kırmızı çizgiye girdiğinde ipleri çeker general başlığını takardı. İçeride de dışarıdaki gibiydi. Ne itaatkar bir müttefik ne de kolay bir düşmandı. Her durumda, hayatta kalma sanatında bir profesördü.

Ali Salih, büyük bir boksör gibi gücünün esiriydi. Arena dışında bir hayat göremiyordu. Kendisinden birçok kez yorulmuş olduğunu işittim. Cumhurbaşkanlığının onun çocuklarıyla vakit geçirmesine engel olması sebebiyle, torunlarıyla oynamayı arzuluyordu. Ondan, eski bir başkanın, birinci adam olduğu ülkede özgürce seyahat edildiği Lübnan deneyiminden etkilendiğini duydum. Bir gün, Arap cumhurbaşkanının mezar veya sürgün haricinde saraydan ayrılmayacağı kuralını yıkmanın zamanı geldiğini söyledi.
Tehlikeler ne denli büyük olursa olsun oyunun merkezinde kalmayı seven ve bunu açıkça ortaya koyan bir adamın öyküsünü derin şüphelerle dinliyordum.

Ali Salih’i tanıyanlar, onun Saddam Hüseyin’in asılmış görüntüsüne katlanamayan ve bunu adaletsiz bir intikam olarak niteleyen bir adam olduğunu bilirler. Muammer Kaddafi’nin de gördüğü gibi o da o sahneyi uğursuzluğun habercisi olarak gördü. “Komşunun sakalı kesilirken senin sakalını ıslatman gerekir” demişti. Buna rağmen, savaşların ortasında kalmanın eğlencesini bırakmadı. Hatta öyle ki vücudu yandı oyun tutkusu yanmadı. Yanıklarını tedavi edip ringe geri döndü. Saraydan ayrılmak zorunda kaldığında, unutulması imkansız ve silinmesi zor olan büyük boksör rolünü korumaya özen gösterdi.

Ali Abdullah Salih’in hikayesi, Yemen’in son 40 yıl içindeki dikenli hikayesinden ayrılamaz. O bu hikayenin mihenk taşı. Yokluğu bu trajedide yeni bir dönem açacak. Şayet, kanunilik ‘Genel Halk Kongresi’ topluluğuyla buluşursa ve kabileler ülkede Husiler’in renginin yayılmasını reddederek harekete geçer ve bu eski ülkenin “Araplık”taki konumunu değiştirirse Salih’in kanı Husiler’i kuşatacaktır.

2009 yılında, Ali Salih’e Yemen’in yönetiminin yoruculuğunu sorduğumda: “Yemen’i yönetmek, yılanların başında dans etmek gibi” şeklinde bir cevap verdi. Bir yıl sonra tekrar aynı soruyu sordum. Yılanların, engerek yılanına dönüşmesi dışında her şeyin aynı olduğunu söyledi.

Burası, sürprizlerle ve dehşetle dolu bir bölgedir. Rüzgarlar, rüzgar uzmanına dahi ihanet eder. Bu kez boksörlerin büyüğü yere serildi ve yılanlar tarafından ısırıldı.

Gassan Şerbil

Gassan Şerbil

Şarku'l Avsat Genel Yayın Koordinatörü

More Posts

ÖNCEK_ HABERSONRAKİ HABER

Haberlere abone

Asharq Al-Awsat Haber
Email adresi