Ortadoğu haber | Eş-Şark El-Avsat

Trump ve Kudüs'ün üzgün çarşambası - ŞARKUL AVSAT
English edition of Asharq Al-Awsat - the world’s premier pan-Arab daily. News, Politics, Middle-East, Saudi Arabia, Oponion, and Lots more...
YAZARLAR

Trump ve Kudüs’ün üzgün çarşambası

Çarşamba, Filistin meselesinde tarihi bir ayrım günü olarak kurban edilecek mi?

Son bir kaç gündür ABD basını aracılığıyla Başkan Donald Trump hükümetinde görevli üst düzey yetkililerden aktarılarak sızdırılanlar, şehirlerin çiçeği Kudüs ile ilgili güçlerin gerçekleştirecekleri şeylerin normal olmadığını doğruluyor.

Bulutların tamamı Beyaz Saray’ın üzerinde toplanmakta. Eğer Trump, ABD Büyükelçiliğini Tel Aviv’den Kudüs’e taşıma konusundaki seçim vaadini gerçekleştirirse ABD fırtına ve kasırgasının, öncelikle Filistinlilerle İsrailliler arasındaki barış hayallerini ortadan kaldırmak ve son olarak gelecekte Araplar ile İsrailliler arasındaki barış fikrini engellemek için Ortadoğu’yu vurabileceğini gösteriyor.

Şunu kesin olarak söyleyebiliriz; Trump’ın danışmanları ve yardımcıları, meselenin büyüklüğünü ve sorumluluğunun ağırlığını, ABD’nin Ortadoğu’daki etkisinin düşüşe geçtiğinin farkında. Arapların umudu, Trump’ın işleri doğru bir oranda yeniden düzenlemesiydi. Çevresinde uzun süren acılar barındıran Filistin davası gibi temel bir sorunları da yok. 70 yıldır umutları dağılmış durumda.

Trump, kendini ABD Büyükelçiliği’ni Kudüs’e taşımakla ilgili seçmenlerine ve taraftarlarına karşı yerine getirmesi gereken bir takım sorumluluklar karşısında görüyor. Çevredeki bilge insanlar ve ABD’li uluslararası hukukçular, bu tanımanın 70 yıldır devam eden uluslararası uzlaşmada önemli bir değişime yol açacağını çok iyi biliyorlar. Fakat belki de, bazıları için İsraillilerle Filistinliler arasında barış çabaları kaybedildi. Söz konusu çabalar bir çıkmaza girerek sona erdi.

Trump’a uluslararası yasalar ve Güvenlik Konseyi kararlarının hatırlatılmasına gerek yok. Doğu Kudüs İsrail’in işgali altında kabul edilmekte. Şayet niyeti en azından Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanımaksa, bu uluslararası meşrulaştırmayla ilgili bir konudur. Trump, onu küçük sembolik bir pozisyon olarak görüyor olsa da bu konu içerisinde daha çok acı ve dramatik özellikler barındırmakta. Özellikle de işgalin meşrulaştırılması yoluyla ABD Büyükelçiliği’nin Kudüs’e taşınması kararının bir fidyesi olamaz.

ABD sahnesini takip eden kişi, kendisine yakını olan ve ulusal güvenlik danışmanı olarak seçtiği General Michael Flynn’ın, Ruslarla olan ilişkileri hakkındaki itirafından sonra Trump’ın imrenilmeyecek bir konumda olduğunu idrak eder. Özel Yetkili Savcı Robert Mueller’in canına minnet, daha ne kanıt ister.

Kesin olan şu ki, elçiliğin bu şekilde taşınması gibi bir adım, ne bir analize ne de bir yoruma ihtiyaç duymakta. Böyle bir adım Arap dünyasını kalpten vuracak. Kudüs, coğrafi veya demografik ölçütler ve kavramlarla belirlenen sıradan bir şehir değil. Bölme veya bölünmeyi kabul etmeyen kutsal bir şehirdir. Bu nedenle Araplardaki değeri kalpteki süveyda (siyah nokta) gibidir. Olması gerekenden daha fazla küçültülmesi, Arap bölgelerinde ABD’ye sorunlar açabilir.

1947’deki bölünmeden beri, Kudüs ‘bağımsız bir uluslararası şehir’ olarak kabul edilmekte. 1948’de İsrail Devleti’nin bağımsızlığı ilan etmesinin ardından bir savaş yapılmasına rağmen bölünmeye neden oldu. 1949’da savaş sona erdiğinde, haritada yeşille gösterilen ve ‘Yeşil Hat’ adı verilen bir sınır kondu. Şehrin ünlü eski mahallelerini de içeren doğu kesimi Ürdün kontrolü altında bulunmakta. Batı kesimi ise İsrail kontrolü altında bulunmakta.

Trump, herkesi içine alan ideolojik bir düşmanlık başlatarak şu anki statükoyu sona erdirip, yeni ve meçhul bir durumla mı değiştirecek? Bu mutlak bir düşmanlık ve etrafında herhangi bir görüş birliği bulunmamakta. Bunun ardından, üzüntü ile oluşturulmuş bu bölgede her an patlamaya hazır bir şiddet ve karşı şiddet dalgası mı gelecek?

Belki de Başkan Trump’ın danışmanları, onu terörizmin büyümesinin ve şiddetin tırmanmasını Ortadoğu’daki barış ortamı ile doğrudan ilişkili olması konusunda uyarmalı. Şiddetin, kendileri için yaşam ve çalışma alanı olduğuna inanan ‘Cihatçı’ akımların çoğunluğu, ABD ve İsrail’in, Filistin’deki kutsal bölgelere yönelik tutumlarından radikalizm ateşini tutuşturmaktalar ve terörizmi dünya çapında sürdürme çabalarını harekete geçirmekteler.

Arap dünyası, uzun bir süre Ortadoğu krizini sona erdirmek için adaletli ve erdemli bir hüküm verecek politik açıdan doğru bir arabulucu olacak, adil ve şeffaf bir ABD başkanı bekledi. Böylece herkes kendini gelişmeye ve refaha adayacaktı. Böylece Washington, Ortadoğu ve Arap Körfezi’nde gözden kaçmayan, egemenlik kurmak isteyen ve Washington’la bir sonraki savaşına hazırlanan güçlerle yüzleşebilir ve karşı karşıya kalabilirdi. Söz konusu açıklama yapıldıktan sonra kazanç düzeyini en üste çıkaracak olan İran hakkında açık konuşalım. Beklenen bu muydu?

Başkan Trump’a… Okuyanlar yenilmezler… Bak, ne görüyorsun?

İmil Emin

İmil Emin

Mısırlı yazar

More Posts

ÖNCEK_ HABERSONRAKİ HABER

Haberlere abone

Asharq Al-Awsat Haber
Email adresi