Ortadoğu haber | Eş-Şark El-Avsat

'Suudi Arabistan Vatandaşlığı'nın anlamı üzerine... - ŞARKUL AVSAT
English edition of Asharq Al-Awsat - the world’s premier pan-Arab daily. News, Politics, Middle-East, Saudi Arabia, Oponion, and Lots more...
YAZARLAR

‘Suudi Arabistan Vatandaşlığı’nın anlamı üzerine…

Rahmetli Kral Faysal’ın emri altında savaşanlardandı, Suudi Arabistan’ın Güneyindeki bölgelerin geri alınmasını sağladı, emrinin altındaki kuvvetlerle (Yemen’in) Hudeyde şehrini kontrol etti ama Kral Abdülaziz’den gelen emirle şehri bırakarak Suudi Arabistan sınırına geri çekildi. Ardından birleştirme savaşlarında aktif rol aldı.

Bu, özellikle seçtiğim, bir komutanın çok özetlenmiş tarihidir. Tüm General Said Cevdet’ten bahsediyorum, askeri hayatına Türk garnizonunda subaylık yaparak başladı. Rahmetli Kral Abdülaziz’in güçleri önünde mağlubiyetle sonuçlanan bir savaşla esir düşünce Kral’ın huzuruna çağrıldı. Kral kendisinin ve diğer esirlerin kelepçelerinin çıkarılmasını emretti ve Türkiye’ye dönmek veya Suudi ordusuna katılmak arasında tercih yapmasını istedi. Tümgeneral Cevdet ise bu büyük Kral’ın yanında kalmayı tercih etti. Maiyetindeki askerler arasında yanında kalanlar olduğu gibi ülkelerine dönmeyi tercih edenler de vardı. Binbaşı Cevdet yeni Suudi ordusunda çalıştı ve Suudi Arabistan’ın kurucusu Kral Abdülaziz bin Suud’un güvenini kazandı. Kral onu ordunun en önemli ve üst pozisyonlarından biri olan Kraliyet Koruma Kuvvetleri’nin başına getirdi.

Kral Abdülaziz istisnai bir kişiliğe sahipti, dar görüşlü veya mutaassıp değildi. Zamanının ötesinde bir düşünceye sahipti, hırslı ve ileriye dönük bir ülke kurdu, diğer komşu veya galip geldiği liderlerden daha ileri görüşlüydü, galip geldiği kişileri de kurduğu devlet kurumlarına dahil etmekte beis görmedi. Kral Abdülaziz herkesi kucaklayacak modern bir ülke kurdu. Hükümetinde aşiret liderleri, toplumun ayanı ve ileri gelenleri yanı sıra Mısırlılar, Suriyeliler, Filistinliler, Iraklılar, Libyalılar ve diğerleri de yer buldu. Bu kökenden kişilere ülkesinin tabiiyetini verdi ve has adamları yaptı. Bunların arasında arkasında savaşan ve yeni kurulan ülkeye hizmet edenler de vardı. Suudi Arabistan, petrolü olmayan, fakir bir ülkeydi ve bu kişiler ülkelerini bırakarak kendisine ve projesine inanarak yanında durdu.

Anlattıklarım topluma dar bakış açısıyla bakan, sınırlı kaynakları olan küçük bir ülkenin dar vizyonlu insanlarının anlamayacağı bir olaydır. Bu türden insanlar Suudi Arabistanlı olmayanların, gerek hak edenlerin, gerek hak etmeyenlerin vatandaşlık almalarından korktu. Yabancıların ülkesine akın akın gelmesinden ve toplumu etkilemesinden kaygılandı. Halis muhlis vatandaşların koruma altına alınması gerekçesiyle yabancılara vatandaşlık verilmesine karşı çağrıda bulunulan ve bu tür kaygıların olduğu, Ürdün, Lübnan, Kuveyt, Türkiye, Büyük Britanya, ABD ve diğer tüm ülkelerde görülen bir olgu bu. Bu olay, Suudi Arabistanlılarla sınırlı olmayan bir yabancı korkusu olup, pazar rekabeti ve işsizliğin çoğalmasıyla sosyal medya vasıtasıyla daha da bariz hale gelmiştir. Bu korku içine kapanıklar ve açılım taraftarı olanlar arasında, kaygı duyanlar ve kendinden eminler arasında, dar görüşlüler ve vizyon sahibi kişiler arasında tartışma yaratmıştır. Her iki tarafın niyetlerinden şüphemiz yok, nihayetinde, kendilerini, çıkarlarını ve çocuklarını korumak istiyorlar, ama kötü niyetlilerin de emellerine alet olabiliyorlar.

İslam’ı kendilerinde gören, kendileri gibi düşünmeyenleri hakir gören ve kendilerine İslami Uyanış taraftarları adını takanların üzerimizdeki yirmi yıllık kontrolünden daha yeni kurtulduk. Şimdi de vatanı tekelinde gören, kendinden başkalarını vatanperver görmeyenler türedi. Vatanın herkesin vatanı olduğu, ne denli yüksek sesli veya derin şecereli olsa da hiçbir zümreye mahsus olmadığı gerçeği asla göz ardı edilemez; vatanperverlik iddiaları ve yarışı referans alınmaz, referans alınacak tek şey ülkenin anayasası ve kanunlarıdır. Daha dün vatandaşlığını alan tam vatandaştır, uzun zaman vatandaş olanla aynı haklara sahiptir. Sait Cevdet Irak Kürtlerinden ve Türk askeriydi, Kral Abdülaziz kendisini Suudi vatandaşı yaptı. Keza Dr. Abdullah Deymaluji de, Iraklı olup Türk askeriydi, Kral Abdülaziz kendisine seçme olanağını verdi ve kendisi Kralla çalışıp Suudi olmayı seçti. Aynı durum Suriyeli Yusuf Şahin ve Reşad Firavun için de geçerlidir, Mısırlı Hafız Vehbe ve Libyalı Halid Kırkkani için de. Kral Faysal toplantılarında Dr. Reşad Firavun gibi kişilerin bulunması gelenek olmuştu.

Dolayısıyla vatandaşlık vermeyi eski köye yeni adet diyerek küçümsemek doğru değildir. Suudi Arabistan vatandaşları arasında Çinli, Rus, Hindistanlı ve İngilizler de bulunur. Çünkü Suudi Arabistan Krallığı 90 yıllık modern bir ülke projesidir. Bu bir ileri görüşlülük hem bizim, hem de onlar için övünç kaynağıdır. Halkın bölünmesini ve ayrıştırmasını isteyenler toplumu zayıflatmayı amaçlamaktadır. Kimsenin yabancıları vatandaşlara üstün kılma gibi bir projesi yok, zira; vatandaşı kollamak neredeyse tüm ülkelerin politikalarının önceliklerindendir ve vatandaşı kollama mefhumu vatandaşlık verme ve iş bulma gibi kavramlarla karşılaştırılmamalıdır. Önümüzde büyük bir ülke, muazzam fırsatlar ve geçen yüzyıllardan kalma tartışmalarla rahatsız edilmemesi gereken geniş vizyonlu değerli liderliğimiz var.

Abdurrahman Raşid

Abdurrahman Raşid

Suudi Arabistan’lı gazeteci. Şarku’l Avsat’ın eski genel yayın yönetmeni ve El- Arabiyye kanalının eski müdürü

More Posts

ÖNCEK_ HABERSONRAKİ HABER

Haberlere abone

Asharq Al-Awsat Haber
Email adresi