Ortadoğu haber | Eş-Şark El-Avsat

İsrail ve İran arasında sıcak bir yaz - ŞARKUL AVSAT
English edition of Asharq Al-Awsat - the world’s premier pan-Arab daily. News, Politics, Middle-East, Saudi Arabia, Oponion, and Lots more...
YAZARLAR

İsrail ve İran arasında sıcak bir yaz

Washington’daki siyasi analistler, Suriye’de İsrail ve İran arasında bir savaşın kaçınılmaz olduğu konusunda hemfikir. Hiç kimse kesin olarak bu savaşın ne zaman patlayacağını bilemez. Ama İsrail ile İran arasındaki mevcut durumun hızla değiştiğini bilmekte yarar var. Suriye’deki İran kuvvetleri üç ya da dört yıl öncesine göre daha da arttı. Tahran’ın müttefiki Esed, iç savaşı, büyük ölçüde bu sayede kazandı. Tabii hepsi açık bir ittifakla Rusya’ya da bağlılar. İran, birliklerini çekmeye başlamak yerine Devrim Muhafızları’na bağlı Kudüs Ordusu’nun emri altındaki çeşitli (Iraklı, Lübnanlı, Afgan ve Pakistanlı) milis gruplarıyla askeri pozisyonlarını güçlendirerek Suriye’nin çeşitli savaş meydanlarına yayıyor. Suriye’nin özellikle batı tarafında yayılan bu güçlerden yapması istenen iki görev var… Bunlardan ilki bitmeye yüz tutan iç savaşla birlikte Esed ve rejiminin bekasının sağlanması. İkincisi ise Tahran’ın planlarına uygun olarak İran’a karşı bir savaş açmasını önlemek veya doğrudan savaş açmak amacıyla İsrail’e karşı hazır olmak.

2012 ve 2013 yıllarında ABD Dışişleri Bakanlığı nezdinde Suriye dosyasını ele almakla sorumlu olduğum dönemde Suriye iç savaşıyla ilgili İsrail tarafı gergin değildi. O dönem Suriye kriziyle ilgili Washington ile Tel Aviv arasında herhangi bir üst düzey temas düzenlenmiyordu. İki taraf arasında askeri veya diplomatik herhangi özel toplantılar yapılmıyordu. İsrail tarafı sessiz gözlemci konumunda kalmakta kararlıydı, İsraillilerin bir kısmı Esed’in iktidarda kalması gerektiğine, diğer kısmı ise Esed’in gitmesi gerektiğine inanıyordu. İsrail de Suriye’deki kanlı iç savaşa müdahale etmekte istekli değildi. İsrailli yetkililer bunun yerine ülkenin savaş gücüne ve Suriye’deki durumdan kaynaklanabilecek her türlü tehdide karşı koyabilme becerisine güveniyordu.
Ancak İsrail’in tutumu şu an çok farklı: Halihazırda Washington’ı ziyaret eden bir İsrail ordu subayı bana İran’ın 2006’da Lübnan Hizbullah’ının elindeki füzelerden daha kapsamlı ve daha uzun menzilli füzelere sahip olduğunu söyledi. Şurası açık ki İsrail tarafı, İsrail’in füze savunmasını alt edebilecek Suriye ve Lübnan’dan kaynaklanan roket saldırıları konusunda endişeli. Benzer şekilde, herhangi bir kara çatışmasında, İsrail ordusunun sadece Lübnan’daki Hizbullah’a karşı değil de savaş tecrübesine sahip Iraklı milislere ve muhtemelen İran’ın Kudüs Ordusu’na karşı savaşmasından endişe ediyorlar. İsrail, Suriye’deki İran kuvvetlerinin daimi varlığını kabul etmeyeceğini ve gerekirse bu varlığa karşı gerekli askeri harekâtı yapacağını ifade etmiş, bir sonraki savaşın sadece Suriye’yi değil aynı zamanda Lübnan’ı da kapsayacağı konusunda uyarmıştı.

Ülkeler “kırmızı çizgileri” duyurmaya karar verdiğinde durumun çok gergin ve tehlikeli olduğu anlaşılır. Ancak İsrail’in “kırmızı çizgileri” henüz net değil. İsrail, Kudüs Ordusu’nun Suriye içinde yayılmasına karşı çıktığını söyledi. Peki, ya Afganlıların Fatimiyyun Tugayı (Fatımiler) veya Pakistanlıların Zeynebiyyun Tugayı (Zeynebiler) hakkında ne diyecek? Peki, Kudüs Ordusu’nun kontrolü altındaki Suriye ulusal savunma milisleri hakkında ne diyor? İsrail, Suriye’nin antik Palmira şehri dibindeki T4 Havaalanı’nda İran’ın kuvvetlerinin kalmasına izin vermeyeceğini açıklarken Tahran güçlerinin Şam ve uluslararası hava alanında uzun süre kalmasına ne diyecek? İsrail, İran’ın Şam’da yer altı fabrikaları kurduklarını ve bu fabrikalarda silah üretimi yapıldığını iddia ediyor. Ama bu konudaki tutumunu açıklamıyor. İsrail bu fabrikaların varlığını kabul etmiyorsa Suriye’de fosfat arıtma üzerine çalışan İran fabrikalarından memnun mu?

Durumu daha da karmaşık kılan bir başka faktör daha var… Suriye’deki İsrail eylemleri konusunda İran’ın kırmızı çizgilerinin ne olduğu konusunda tamamen bilgisiziz. İsrail’in T4 Hava Üssü’ne şubat ayında ve geçen hafta yaptığı hava saldırıları karşısında İran misilleme yapmaktan kaçınıyor. Tahran’ın kırmızı çizgilerini bilmesek de en azından İran’ın sakin kalacağını ve İsrail kırmızı çizgilerini dikkatlice test etmek için sabırla bekleyeceğini tahmin edebiliriz. Burada İsrail’in yeni bir ikilemle karşı karşıya olduğunu anlayabiliriz. Tel Aviv, Rusya’nın Suriye’de askeri varlığını azaltmaya İran’ı ikna edeceğini ve İsrail sınırından tamamen çekileceğini umuyordu. Buna karşın Rus tarafının Tahran’a böyle bir baskı uygulamaya hazır veya istekli olmadığı anlaşıldı.

İsrail’in beklentilerinin tersine Rusya’nın İsrail ve İran arasında sınırlı bir çatışmaya olumlu bakacağını, zira bu bir tür çatışmanın Rusya’nın çatışan taraflar nezdinde önemini artıracağını düşündüğü anlaşıldı. Ancak Rusya, söz konusu çatışmaların her hangi bir şekilde kontrolden çıkmasını istemeyecek. Ayrıca Rusya’nın da kesin kırmızı çizgileri var. Suriye’deki hayati çıkarları açısından bu iki ülke arasındaki çatışmalar açık hale geldiğinde İsrail veya İran militarizmini durdurmak için Rus eylemlerinin ne kadar hızlı olacağını sormalıyız.

İsrail yönetimi, ABD yönetiminin Suriye’deki İran kuvvetlerine karşı kendine yardım elini uzatmamasından dolayı hayal kırıklığına uğramıştı. Zira Başkan Donald Trump, ABD güçlerinin Suriye’nin doğusundaki bölgelerden çekilmesini ve ülkenin geleceğinin ilgili ülkeler tarafından belirlenmesini istiyor. İsrail, Suriye’nin batısındaki İran askeri varlığına karşı doğrudan Amerikan askeri yardımına bel bağlayamayacağının ve İsrail’in daha fazla askeri harekât yürütmek istemesi halinde bu yola tek başına girişmesi gerektiğinin farkında. Elbette İsrail’in bu gibi durumlara alışkın olduğunu da ilave etmemiz yerinde olur.

İsrail’de bazı liderlerin ve analistlerin, kuzey cephesinde gerçekleşebilecek uzun soluklu bir savaşta İsrail tarafının çok sayıda kurban vereceği konusunda İsrail halkını uyardığını belirtmemiz gerekir.

İran’ın kendisine gelince… Medya ve propaganda organları her zamanki gibi hiddetli söylem kullanmasına rağmen Tahran, savaşı başlatan taraf olmaktan kaçınıyor. Lübnan’da Hizbullah için önemli olan ve önümüzdeki mayıs ayında yapılacak seçimlerden önce Tahran’ın böyle bir çatışmaya girmek istememesi anlaşılabilir. Lübnan’da seçim sezonu sona erdikten sonra İran, İsrail’e karşı daha düşmanca tavır takınabilir ve özellikle İsrail’in son hava saldırılarına karşı intikam operasyonlarına girişebilir. Bu yaz çok olacak gibi görünüyor…

Robert Ford

Robert Ford

ABD’nin Suriye ve Cezayir eski Büyükelçisi, Washington’da Middle East Enstitute araştırmacısı

More Posts

ÖNCEK_ HABERSONRAKİ HABER

Haberlere abone

Asharq Al-Awsat Haber
Email adresi