Ortadoğu haber | Eş-Şark El-Avsat

Trump’ın son hamlesi ve İran'ın pozisyonu - ŞARKUL AVSAT
English edition of Asharq Al-Awsat - the world’s premier pan-Arab daily. News, Politics, Middle-East, Saudi Arabia, Oponion, and Lots more...
Analiz, EL-AVSAT ÖZEL

Trump’ın son hamlesi ve İran’ın pozisyonu

Londra: Emir Tahiri

Donald Trump’ın eski ABD Başkan Barack Obama yönetiminden miras kalan İran’la nükleer anlaşması konusundaki kararını önümüzdeki hafta açıklaması bekleniyor.

Hakim görüş ABD Başkanı’nın İran’na uygulanan yaptırımların askıya alınmasını yinelemeyeceği ve bunun da anlaşmadan çekilmeye giden yolun ilk adımı olacağı yönünde. Ancak, Trump’ın bazı Avrupa ülkelerini yeni vergi tarifelerinden muaf etmesi gibi hamlelerle bir zamanlar ‘en kötü’ olarak nitelendirdiği anlaşmayı ‘iyileştirmek’ için Avrupalı müttefiklerine daha fazla süre tanıyarak konuyu atlatmaya çalışabileceği de belirtiliyor.

Tartışmalı anlaşma sona erse de ermese de içinden geçilen zorlu süreç daha da devam edecek. Zira yapılan yorumlar ABD, anlaşmaya yönelik pozisyonunu açıkça ilan edene kadar kimsenin İran’la çalışmayı düşünemeyeceği şeklinde.

Peki İran buna nasıl bir karşılık verebilir?

İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin yardımcılarından Hükümet Sözcüsü Muhammed Bakır Nobaht dün yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“ABD’nin nükleer anlaşmadan çekileceğine inanıyoruz. Bu nedenle yeni durumla başa çıkmak için gerekli kararları aldık. Bu kararlar arasında, gerekli bütçelerin tahsis edilmesi ve zamanında uygulanacak prosedürlerin hazırlanması da yer alıyor.”

Nobaht’ın açıklamasındaki yuvarlak cümleler, İran’ın Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması’ndan (NPT) çekilebileceği tehdidinde bulunan İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Şemhani’nin ifadelerinin bir yansıması niteliğindeydi.

İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif, tıpkı Kuzey Kore’nin birkaç yıl önce yaptığı gibi İran’ın da NPT’den çekilebileceği ifadesini birkaç kez kullandı.

Bazı analistler bu tehditlerin içi boş ve kuru sıkı olduğuna inanıyor. Zira Tahran’ın elinde nükleer silah olmadığını iddia ettiği sürece, nükleer silah üretme niyetinde de olmayacağı görüşünü paylaşıyorlar. İran’ın nükleer silah üretme yolunda ilerlemeye başlaması, her zaman nükleer silah sahibi olmaya çalışan İslam Cumhuriyeti hakkındaki 20 yıllık şüpheleri doğrulayacak. Bu yüzden, Obama’nın anlaşmasına bağlı kalmak için halen gayret sarf eden Avrupa tarafı İran’a yeni bir yaptırım paketi uygulamak ve anlaşmadan geri çekilmek zorunda kalacak.

İranlı siyasi analist Ahmed Murnudi, konua ilişkin şu değerlendirmede bulundu:

“Tahran için en iyi seçenek nükleer anlaşmaya sadık kalmak. Şimdiye kadar ne İran ne de nükleer anlaşmada yer alan uluslararası güçler anlaşmanın şartlarına bağlılıklarını yerine getirmedi. Her biri bu bağlamdaki adil sahtekârlıklarla nasıl başa çıkacağını öğrendi.”

Tahran’ın Trump’ın hamlesini bekleme kararı almasının da mümkün olduğu belirtiliyor. Kongre’deki ara seçimler Başkanı, Temsilciler Meclisi’ndeki ve Senato’daki çoğunluk avantajından mahrum etti. Bu da ABD Başkanı’nın İran üzerindeki baskıları artırmasını engelliyor. Ancak İran’ın NPT’den çekilme olasılığına gelirsek; bu durum ABD’nin Demokrat Parti’deki molla sempatizanlarının, Başkan Trump’ın Tahran’a olan düşmanca tutumuna karşı koymalarını zorlaştıracak.

Fakat, NPT’den çekilmek, nükleer anlaşmadan vazgeçmek ve hatta ABD Başkanı’nın kararını beklemek bile İran’ın kendi tercihleri değildir. İran Dışişleri Bakanı ve İran’ın diğer önemli yetkilileri sürekli olarak tüm seçeneklerin masada olduğunu dile getiriyorlar. Tüm bunlar İran’ın Ortadoğu’da ve ötesinde kaos ve huzursuzluk yaratma konusundaki muazzam yeteneğine işaret ediyor. 1990’lardan bugüne Tahran, Batı ülkelerine karşı herhangi bir terör saldırısı gerçekleştirmedi. 2006’dan bugüne ise İsrail ile örtülü bir anlaşmaya varan Tahran, Yahudi devletine veya İsrail’in yurt dışındaki varlığına karşı herhangi bir saldırıda bulunmadı. Tahran bunların yerine başta Irak, Lübnan, Suriye, Yemen, Bahreyn ve Fas olmak üzere komşu Arap ülkelerini istikrarsızlaştırma ve sarsma çabalarına odaklandı.

ABD’deki İran yanlısı siyasi baskı grupları liderlerinden Hüseyin Musavi, İran yönetiminin anlaşma ile ilgili tehditlerinin içinin boş olduğunu belirterek, “Nükleer anlaşma, ABD’nin İran’ın kırmızı çizgilerine teslim olmasıyla gerçekleşebildi. İran’ın ABD’yle çatışması durumunda üstünlüğü elde etmek için kesinlikle yapabileceği hiçbir şeyi yok” dedi.

‘Hiçbir şeyi yok’ ifadesi elbette terörizmi, rehin alma ve ABD’deki tesislere ve bölgedeki müttefiklere saldırıları da kapsıyor. İran, hâlihazırda çifte vatandaşlığa sahip en az 30 Avrupalıyı ve ABD’liyi rehin tutuyor. Ancak Tahran, 1980’ler ve 1990’larda olduğu gibi Hizbullah’a Ortadoğu’nun diğer bölgelerindeki rehineleri kaçırma talimatı da verebilir.

Bununla birlikte Avrupa veya İsrail’e yönelik olası terör saldırılarının geri dönmesi, ABD’ye, İran’a karşı daha sert ve katı yaptırımlar uygulaması için geçerli sebepler sunacaktır.

Avrupa tarafı ise gerilimlerin belirli bir seviyenin üstüne çıkmasını engellemek için halen yeni bir yol bulma arayışında. Nükleer anlaşmanın imzalandığına dair resmi ilanın yapılmasının üzerinden iki yıl geçmesine rağmen hiç kimse bu anlaşmaya ilişkin taahhütlerini yerine getirmedi. İngiltere, Fransa ve Almanya, İran’ı hiç kimsenin yetiştirmek ya da evlat edinmek istemediği bir çocuk olarak görmeye devam ediyor. Halen İran’ın yurtdışındaki varlıkları dondurulurken İslam Cumhuriyeti ile ticari ilişkiler kurmayı düşünen şirketler en temel ticari garantilerden dahi mahrum bırakılıyor.

ABD’nin eski Başkanı Obama, İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney liderliğindeki Humeyni yanlısı gruba karşı ülkedeki güç mücadelesini kazanması için İran Cumhurbaşkanı ve onun akıl hocası Haşimi Rafsancani etrafında toplanan İran’daki ABD yanlısı grupları güçlendirme umuduyla nükleer anlaşmanın yapılmasını zorladı. Fakat Obama umduğunu bulamazken İran’la yapılan nükleer anlaşmanın çökmesi halinde de Başkanlık yaptığı süre boyunca elde ettiği ‘tek başarıyı’ da kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kaldı.

Formüle edilebilecek olası bir uzlaşı ise Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) İran’ın nükleer meselesiyle ilgili otoritesinin yeniden gözden geçirilmesi olabilir. Obama, resmi olmayan paralel Güvenlik Konseyi’nin (P5+1 ülkeleri, yani İngiltere, ABD, Çin, Fransa, Rusya ve Almanya) oluşturulmasıyla bu otoriteyi yok etmeyi başardı. Orijinal BMGK tarafından çıkarılan yedi BM kararını göz ardı etti.

Görmezden gelinen yedi BM kararında İran’ın NPT şartları ve Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu (IAEA) kuralları çerçevesinde BMGK gözetimi altında çalışmalarını sürdürmesine izin verilmesini kabul etmesi şart koşuluyordu. Söz konusu BM kararlarının İran’ın nükleer meselesini çözmek üzere açık, akılcı ve pratik bir yol sağladığı gerçeği göz önüne alındığında; Rusya ve Çin’in bu konuda herhangi bir rol üstlenmesine, hatta kararları veto etmesine dahi gerek kalmayacaktı.

İranlı askeri analist Hamid Zumardi, konuyla ilgili olarak,“Obama anlaşması hiçbir tarafın işine yaramadı. Trump sorunu doğru bir şekilde tespit etti. Ancak bununla birlikte bu soruna açık bir çözüm bulabilir mi bilinmiyor” ifadelerini kullandı.

ABD’de ise başta John Kerry olmak üzere Tahran destekçisi isimlerden çatlak sesler gelmeye devam ediyor. ABD eski Dışişleri Bakanı Kerry, Tahran’a nükleer anlaşmadan çekilme sürecindeki Başkan Trump’ın hamlesini meşrulaştırmaması tavsiyesinde bulundu.

Şarku'l Avsat Türkçe

Şarku'l Avsat Türkçe

Şarku’l Avsat Arap dünyasının önde gelen günlük gazetelerden biridir. 4 kıtada 12 şehirde, her gün eş zamanlı olarak basılmaktadır. 1978 yılında Londra’da yayın hayatına başlayan Şarku’l Avsat, Arap dünyasına ve uluslararası olaylara ait en doğru yayınları yapmaktadır. Derin analizler ve özgün makalelerle birlikte tüm Arap dünyasının en kapsamlı yorumlarını okuyucularına sunmaktadır.

More Posts - Facebook - Google Plus - YouTube

ÖNCEK_ HABERSONRAKİ HABER

Haberlere abone

Asharq Al-Awsat Haber
Email adresi