Ortadoğu haber | Eş-Şark El-Avsat

Yemen, Trump’ın İran’a yönelik kararını hoş karşıladı - ŞARKUL AVSAT
English edition of Asharq Al-Awsat - the world’s premier pan-Arab daily. News, Politics, Middle-East, Saudi Arabia, Oponion, and Lots more...
YAZARLAR

Yemen, Trump’ın İran’a yönelik kararını hoş karşıladı

Suudi Arabistan Krallığı’nın Washington’ın İran’la imzalanan nükleer anlaşmadan çekilme kararını desteklemesinden kısa bir süre sonra geçici olarak merkezi Riyad’da bulunan Yemen meşru yönetimi de ABD Başkanı Donald Trump’ın kararının olumlu olduğunu duyurdu.

Yemen Dışişleri Bakanlığı, 8 Mayıs akşamı yaptığı basın açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Yemen Cumhuriyeti, ABD Başkanı Donald Trump’ın Washington’ın İran’la yapılan kapsamlı ortak eylem planına (nükleer anlaşma) katılımını sonlandırma kararını hoş karşılamakta ve desteklemektedir. Yemen, İran’la imzalanan nükleer anlaşmanın sadece ABD’nin değil, Yemen de dâhil Ortadoğu’daki müttefiklerinin ve ortaklarının aktif çıkarlarını korumakta başarısız olduğunu biliyor. İran rejimi, bölgede kötü niyetli genişleme hırsı ve programı çerçevesinde nükleer anlaşmadan sağladığı avantajları istismar ederek bölgedeki komşu ülkelere şiddet ve terörü ihraç etmeye çalıştı.”

Yukarıdaki açıklamanın genel formatına bakıldığında Yemen Dışişleri Bakanlığı’nın Trump’ın selefi ABD Başkanı Barack Obama’nın onayladığı nükleer anlaşmadan çekilerek seçim vaadini yerine getirme kararını hoş karşıladığı ve desteklediği anlaşılıyor.

Gece gündüz tekrarladıkları resmi sloganları “ABD’ye ölüm! İsrail’e ölüm!” şeklinde olduğu için İran tarafından desteklenen Husiler, bu hususta bir açıklama yapılmasına gerek duymadılar. Belki de Husiler, müttefikleri İran’a yönelik ABD’nin tutumunu kınamayı yeterli gördüler.

Burada şuna da değinmek uygun olacaktır; Trump’ın İran’la yapılan nükleer anlaşmayı bozma kararı Suudi Arabistan Krallığı tarafından sıcak bir şekilde karşılandı. Bu anlaşma nedeniyle Obama döneminde Suudi Arabistan’ın ABD’yle ilişkileri gelişmedi. Şöyle ki Suudi Arabistan ve bazı Körfez ülkeleri, bu politikayla birlikte ABD’nin Suudi Arabistan’la olan geleneksel ve tarihi çıkarlarına nazaran İran’la olan çıkarlarını daha üstün tuttuğunu gördü.

Nükleer programla ilgili olarak İran’la büyük güçler arasında 24 Kasım 2013 tarihinde hazırlık anlaşması imzalandığı zaman Suudi Arabistan hemen güçlü bir şekilde tepkisini ortaya koydu. Şöyle ki o dönem Suudi Arabistan İstihbarat Şefi Prens Bender bin Abdülaziz, Avrupalı temsilcilerin karşısında Suudi Arabistan Krallığı’nın ABD-İran yakınlaşmasından ve Esed’e operasyon düzenlenmemesinden dolayı silah ve petrol anlaşmalarını iptal edebileceğini duyurdu. Prens Bender, daha sonra tepki olarak Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüşmek için 3 Kasım’da Moskova’ya bir ziyaret gerçekleştirdi.

Tabii İran’ın Irak, Suriye, Lübnan ve Yemen’deki faaliyetleri nedeniyle nükleer anlaşmanın tüm bölgenin istikrarını zedeleyeceği düşüncesinden dolayı nihai anlaşmanın Temmuz 2015’te Viyana’da imzalanması, Suudi Arabistan ve bazı Körfez ülkelerini rahatsız etti.

Bu da bilfiil gerçekleşti. Şöyle ki İran’ın Husilere yönelik balistik füze ve finans desteği, Suudi Arabistan Krallığı’nın güvenliğini tehdit etmeye başladı. Zira Riyad, Cizan ve Necran’daki sivil bölgelere füze fırlatıldı. Mekke’deki kutsal yerler de fırlatılan füzelerden nasibini aldı.

24 Kasım 2013 tarihindeki hazırlık anlaşmasına Yemen meşru yönetimi eleştiri yöneltemezdi. Çünkü Cumhurbaşkanı Hadi, İran’ın müttefikleri Husilerin Yemen yönetimine hâkim olmalarından dolayı hazırlık anlaşmasına yönelik olumsuz bir tutum sergileyecek durumda değildi.
Meşru yönetim, Suudi Arabistan’ın öncülüğünde Arap Koalisyonu’nun desteği sayesinde darbecilere karşı gerçekleştirdiği askeri başarılardan sonra şu an durum değişti. Öyle ki askeri başarılar, Husilerin Saada’daki merkezini tehdit etmeye başladı. Bundan dolayı meşru yönetim, Yemen Dışişleri Bakanlığı’nın yukarıdaki basın açıklamasını tereddütsüz ve endişesiz bir şekilde yayınladı.

İran’la nükleer anlaşmaya imzala atan Avrupalı devletlerin Rusya ve Çin’le birlikte ABD’nin anlaşmayı bozmasına yönelik karşı tutum sergilediklerini görmek üzüntü vericidir. Diğer yandan Arap devletlerinin Trump’ın kararına yönelik tepkileri ise farklıydı.

Burada şuna da işaret etmek gerekir ki ABD’yle ittifakına rağmen Avrupa dayanışması, yani Avrupa’nın Washington’ın kararına karşı çıkması, ekonomik ambargonun kaldırılmasının ardından İran’la varılan ekonomik ve mali çıkarlar konusunda Avrupa’nın ABD’nin kararının sonuçlarına yönelik endişelerini haklı çıkardı.

Avrupalı devletler, ABD’yle ekonomik ve finansal ilişkilere devam etmek ya da İran’la yapılan nükleer anlaşmaya bağlı kalmayı sürdürmek ve İran’la olan ticari çıkarlarının çok üstünde yer alan ABD çıkarlarını kaybetmek arasında bir seçim yapmaları gerekiyor. Avrupalı devletler, seçim yapmaları konusunda bu aşamaya geldi.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ndeki (BMGK) 5 daimi üye devletten 4’ünün (İngiltere, Fransa, Rusya ve Çin) ABD’nin kararını kınadıklarını göz önüne aldığımız zaman Trump’ın İran’la imzalanan nükleer anlaşmadan çekilme kararının, Yemen krizine ve Birleşmiş Milletlerin (BM) krizi çözme çabalarına yansıması nedir? Yoksa mesele, Babü’l-Mendeb, Aden Körfezi ve Hint Okyanusu’ndaki uluslararası geçitlerin güvenliğiyle ilgili olduğu ve İran destekli Husilerin söz konusu geçitleri tehdit ettiği zaman BMGK’daki 5 daimi üye, ABD’yle bu konudaki anlaşmazlığını aşabilecek mi?

Hiç şüphesiz bu tür bir gelişme, sadece büyük devletleri değil bütün uluslararası toplumu etkileyecektir. Çünkü bu tür bir gelişme, küresel barışı ve güvenliği şiddetli bir tehlikeye sokacaktır.

Durumun bu tehlikeli seviyeye ulaşmamasını ve Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un İran’ın füze gücünü geliştirme, bölge devletlerinin içişlerine müdahalede bulunmama ve onların güvenliğini tehdit etmemeye bağlı kalması hususlarının yanı sıra nükleer anlaşmanın kapsamını genişletmeye yönelik İran yönetimini ikna etmede başarılı olmasını ümit ediyoruz.

Kuzey Kore liderinin nükleer silah hususunda önceki sert tutumundaki bu sürpriz değişiklik, İran yönetimini nükleer politikasını ve komşularının güvenliğini tehdit etme konusunu gözden geçirmeye sevk eder mi? Yoksa bu yönde bir dönüşüm henüz olgunlaşmadı mı?

ÖNCEK_ HABERSONRAKİ HABER

Haberlere abone

Asharq Al-Awsat Haber
Email adresi