Ortadoğu haber | Eş-Şark El-Avsat

Suriye’de İran’ın ayağını kaydırmak - ŞARKUL AVSAT
English edition of Asharq Al-Awsat - the world’s premier pan-Arab daily. News, Politics, Middle-East, Saudi Arabia, Oponion, and Lots more...
YAZARLAR

Suriye’de İran’ın ayağını kaydırmak

Suriye’nin başkenti Şam’da nüfuz alanlarını gittikçe genişleten İranlılar, Eylül 2015 sonunda Suriye rejimine destek olmak amacıyla gerçekleştirilen Rus askeri müdahalesinin daha ilk günlerinden itibaren, başka bir gücün devreye girdiğini ve belki de Suriye’de kendi ayaklarınının kaydırabileceğini anlamışlardı.

İran’ın bu öngörüsünü, aynı yılın 26 Eylül gününde Hasan Ruhani açık bir şekilde belirtmiştir:

“İran ordusu; büyük güçlere güvenmeden bölgede terörle savaşan ana kuvvettir… Biz, Suriye ile Irak’a teröre karşı savaşlarında yardım ediyoruz.”

Ancak bu tarihten itibaren Suriye’de kontrol neredeyse tamamamen Moskava’nın eline geçmiş görünüyordu. Bilhassa o dönemki ABD Başkanı Barack Obama’nın takip ettiği kararsız ve dikkatli hareket etme politikasının gölgesinde, Rus Başkan Putin Suriye sorunundan bahsederken “bu konu benden sorulur” şeklinde bir üslup kullanmaya bile başlamıştı.

İran ve Rusya arasındaki çıkar çatışması aşikardı. O dönemde, gazetemizin bu köşesinden gelişmelerin sonunda kesinlikle “Suriye peynirini kazanmak adına bir Rusya-İran mücadelesine” doğru ilerlendiğini yazdığımı hatırlıyorum- ki şu anda da bu gerçekleşiyor. Bu ayın 16’sında Putin, Başkan Esed’i Soçi’de ağırladı. Putin bu görüşmede, Esed’e siyasi sürecin etkinleştirilmesi ile teröre karşı savaşta elde edilen zafer ve başarılara bakarak tüm yabancı güçlerin artık Suriye’den çekilmesi gerektiğini ifade etmiştir. Bu bağlamda Putin, Esed’e, anayasa görüşmelerine aday kişilerin isimlerinin yer aldığı listeyi en kısa zamanda BM’ye ileteceğini de belirtmiştir.

Tüm yabancı askeri birliklerin Suriye’den çekilmesi gerektiği yönündeki açıklamalar, Tahran’da şok etkisi yarattı. İki gün sonra ve 20 Mayıs’ta İran Dışişleri Bakanlığı Resmi Sözcüsü Behram Kasimi, ülkesinin Putin’in açıklamalarına tepkisini şu sözlerle ifade etti:
“Hiç kimse İran’ı, Suriye topraklarından çıkaramaz.Suriye hükümeti bunu talep ettiği sürece oradaki askeri varlığımız sürecektir. İran bağımsız bir ülkedir ve kendi çıkarları doğrultusunda politika üretmektedir”.

Hatta İran’ın Rusya’ya meydan okuyuşu öyle bir noktaya vardı ki, Kasimi şunu belirtmekten bile kaçınmadı:

“Asıl Suriye’den çıkması gereken, onlardır. Çünkü onlar, Suriye rejiminin izni olmadan müdahalede bulunmuşlardır. Biz ise Suriye rejiminin bize ihtiyacı olduğu müddetçe orada kalacağız”.

Bu karşılıklı atışmanın ardından Behram Kasimi’nin açıklamalarını yalanlayan analizlerin ortaya çıkarılması, bizlere, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un 17 Ocak 2016 tarihinde yapmış olduğu şu açıklamayı hatırlattı:

“Meşru Suriye yönetiminin askeri müdahale talebine karşılık vererek çok doğru bir karar aldığımıza inanıyoruz. BM üyesi olduğunu özellikle hatırlatmak istediğimiz bu ülke, biz müdahalede bulunmasaydık iki ya da üç hafta içinde teröristlerin eline geçecekti”.

Tabii ki de bu sözler, bizlere Putin’in askeri bir müdahalede bulunulmasaydı Şam’ın düşme tehlikesinde olduğunu yinelediği açıklamalarını hatırlatıyor. Bu sözler, Rus müdahalesi olmasaydı Suriye rejiminin yanında savaşan İran ve askeri kollarının neredeyse yenilmek üzere olduğunu örtülü bir şekilde ima ediyor. Bu gerçeği içeride Esed’e yakın bir muhalif olan eski Suriye Başbakanı Kadri Cemil de bir kez daha onaylamış ve 26 Mart 2017 ‘de şu açıklamayı yapmıştır:

“Eğer Rusya müdahalede bulunmasaydı, Şam “DEAŞ” ile “Nusra Cephesi”nin eline geçecekti”.

Açıkçası bu açıklama, zaten İran’da bir şok dalgasına neden olmuştu. Çünkü üstü kapalı da olsa Beşşar Esed’in görüşünü yansıtıyordu.

Birbirini izleyen ve İran’ın Suriye’den çıkmasını talep eden bu açıklamalar, İranlı yöneticilerin dört Arap başkentinin (Bağdat, Şam, Sana, Beyrut) artık kendi kontrolleri altında olduğunu hayal ettikleri ve bununla övünmekle meşgul oldukları bir zamana denk geldi. Ancak sahada ve siyasette yaşanan gelişmeler artık tüm bu boş hayalleri yıkan bir sürece ulaşmış bulunuyor.

Bunun için sadece Irak’ta ki seçim sonuçlarına bakmamız bile yeterlidir- ki bu seçimler, İran’ın Irak’a müdahale etmekten vazgeçmesi gerektiğini açıkça savunan Mukteda Sadr’ın önderliğini pekiştirmiştir. Sadr’ın, “bu tüfeği kırmamız ve Irak’ı istikrar, demokrasi ve güvene kavuşturmamız gerekiyor” sözleri ile Nuri Maliki döneminden itibaren Irak’ta sürekli olarak artarak devam eden İran nüfuzunun artık kırılması gerektiği çağrısında bulunduğu çok açıktır!

Suriye’de ise Tahran’ın hesaplarının bozulmakta olduğu aşikar. Çünkü Rusya sadece İran ve askeri kollarının Suriye’den çekilmesini talep etmekle yetinmeyecek gibi görünüyor. Öyle ki Binyamin Netanyahu’nun Çarşamba günü Moskova’ya yaptığı ziyaretten ve Putin’le görüşmesinden sonra İsrail’in ardı ardına Suriye’deki İran mevzi ve depolarını hedef alan hava saldırıları hakkında Rusya’nın hiçbir açıklama yapmaması, bu duruma seyirci kalacağını ortaya koyuyor. Bu bağlamda, İsrail Savunma Bakanı Avigdor Liberman, ‘İran’ın Suriye’deki tüm mevzilerini imha eden saldırılar’ olarak tanımladığı son hava saldırılarının ardından Hasan Ruhani’nin ‘İran’ın Suriye’deki durumu tırmandırmak istemediği’ yönündeki açıklamaları ajanslara düştü!

Bu gelişmeler, ”Trump’ın İran rejimine karşı 12 yaptırım kararının” ardından bir çok Avrupalı şirketin Tahran’dan kaçmaya başladığı ve ülkenin iki krizle birden çalkalandığı döneme denk gelmiştir. Birinci kriz, kötüleşen ekonomik durum ve yolsuzluk nedeniyle yapılan hükümet karşıtı gösterilerin hala devam etmesinden kaynaklanıyor. İran halkının neredeyse yarısı, yoksulluk sınırında yaşıyor. Hükümet bir taraftan bu kötü ekonomik durumu düzeltmekte aciz kaldığını itiraf ederken diğer taraftan bölgedeki yıkıcı müdahaleci politikaları için milyarlar harcamaya da devam ediyor. İkinci krizin nedeni ise, özellikle Trump’ın İran nükleer anlaşmasından çekileceğini açıklamasının ardından İran milli parasının yaşadığı büyük düşüştür. Her ne kadar hükümet, doların fiyatını 42 bin İran Riyalı olarak belirlemiş olsa da doların fiyatı 74 bini buldu. 180 kişinin tutuklanması ile sonuçlanan operasyonların ardından haber ajanslarından biri, Tahran’da uyuşturucu kaçakçılığına benzer bir dolar kaçakçılığı suçunun ortaya çıktığını yazdı!

Rusya ve İran’ın, Suriye peynirini kazanmak için giriştikleri mücadeleye dönersek, Putin’in Özel Suriye Temsilcisi Alexander Lavrentiev’in geçtiğimiz hafta sonunda yaptığı açıklama, Rusya’nın bu tutumunda çok kararlı olduğunu göstermiştir:

“Suriye’den yabancı birliklerin çekilmesi, tam anlamıyla gerçekleşmelidir. Bu sözler başta ABD, Türkiye, Hizbullah ve tabii ki İran da dahil tüm yabancı birlikleri kapsamaktadır”.

Putin ve Esed’in Soçi’de gerçekleştirdiği zirvenin ve tüm yabancı birliklere Suriye’den çekilmeleri yönünde yapılan çağrıların ardından, Sistem Tanı Sekreteri Muhsin Rizai’ye ait olan Tabnak haber sitesi, kızgın bir dille yazılmış bir rapor yayınladı. Bu raporda, Suriye rejimi ile Moskova’nın Suriye krizinin siyasi çözümünde Batılı ülkelerin ortak olması karşılığında İran’ı dışlama konusunda anlaştıklarından söz ediyor. Ayrıca site haberinde, Moskova ve rejimin, Cenevre barış görüşmelerine yeniden katılma kararının, bu iki ülkenin Batılı ülkeler ile İran ve milislerini Suriye’den kovarak savaşı bitirme konusunda anlaştıklarına dair bir delil olduğunu da ifade ediyor.

Tabnak’ın haberinde şu cümlelere de yer verilmiştir:

“Moskova ve Şam yönetimleri, özellikle Suriye’nin yeniden imarı aşamasında İranlı şirketleri ekonomik alandan dışlamayı amaçlayan bir ekonomik ortaklık oluşturulmasını hedefleyen yeni bir anlayışa ulaşmış görünüyor. Ancak Beşşar Esed ile İran’ı bu oyunun dışına itmeye çalışanların hedeflerini gerçekleştirmesine izin vermemeliyiz… Esed’i korumak için harcadığımız çaba, hem lojistik hem can kayıpları açısından bizlere çok pahalıya mal olmuştur. Dolayısıyla, onları daha önce denenmiş bir sahada oyun oynamama konusunda uyarıyoruz”.

Bu sözler, Ruslar ile İranlılar arasında baş gösterebilecek yeni bir çatışmaya açıkça gönderme yapmaktadır!

Racih Huri

Racih Huri

Lübnanlı gazeteci yazar

More Posts

ÖNCEK_ HABERSONRAKİ HABER

Haberlere abone

Asharq Al-Awsat Haber
Email adresi