Ortadoğu haber | Eş-Şark El-Avsat

Fetih ve Hamas… Başarısız tecrübe ve strateji yoksunluğu - ŞARKUL AVSAT
English edition of Asharq Al-Awsat - the world’s premier pan-Arab daily. News, Politics, Middle-East, Saudi Arabia, Oponion, and Lots more...
Analiz, EL-AVSAT ÖZEL

Fetih ve Hamas… Başarısız tecrübe ve strateji yoksunluğu

Devrim, silahlı direniş, ayaklanmalar ve müzakereler… Onlarca yıldır denenen her şeye rağmen El Fetih ve Hamas örgütleri için hiçbir şey net değil. Bilakis, netice neredeyse büyük bir yıkımın habercisi: Ayrılığa yol açacak bir bölünme ve Filistinlilerin durumunun belirsizliği.

Bu bir sır değil. Yüzlerce silahlı çatışma, yüzlerce saat süren uzlaşı görüşmelerinden sonra Filistinliler, kendilerini kapalı kapıların önünde buldu. İşgal altındaki Batı Şeria’da dar bir özerklik, Gazze Şeridi’ne dayatılan bir kuşatma ve İsrail’in Kudüs’ü işgali (İsrail buradaki rolüyle her şeyi kontrol ediyor). Dahası, müzakereler çerçevesinde bir otorite kurulması seçeneğinin başarısız olduğu görülüyor. Ayrıca, idareyi muhafaza etmeye yönelik Hamas’ın silahlı direniş seçeneği de başarısız oldu.

İki harekete mensup birçok liderin bunu gizli olarak kabul ettiği söylenebilir. Aksi takdirde, Hamas’ın tüzüğünü değiştirmeye doğru yol aldığı ve Halk Direnişi’nin yeni bir üslup takınarak müzakereleri kabul ettiği sırada, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, eski mekanizmaya göre müzakerelere geri dönmeyeceği ve daha önceki hatalarını tekrarlamayacağı açıklamasında bulunmazdı.

Fetih Hareketi’nin çıkmazı ve seçenekleri

Fetih’in büyük çıkmazı, yıllardır devam eden direnişler ve müzakereler sonucunda Filistinliler için devlet yolunu açamadı. Daha doğrusu, gücünü devlet olmaya dönüştüremedi. Üstelik, peşi sıra gelen İsrailli hükümetlerle müzakerelerde edindiği deneyim ve Amerika’nın İsrail yanlısı arabuluculuğu, kendisine hiçbir şey kazandırmadı. Filistin Cumhurbaşkanı, müzakerelerden kurtulmak için yeni bir plan hazırladı. Ancak uluslararası bir barış konferansı aracılığıyla, İran nükleer anlaşmasını kuran ve iki taraf arasında müzakereleri yönetecek P5+1 gibi uluslararası bir mekanizma çağrısında bulunarak, eski tablodan uzaklaştı. Abbas, kendi planının, ABD Başkanı Donald Trump’ın iki devletli çözüm olasılığını ortadan kaldıran ‘Kudüs’ü, İsrail’in başkenti olarak kabul etme’ kararına yanıt olmasını istedi. Çünkü Filistinliler, başkentin Kudüs olmadığı bir devleti kabul etmiyor.

Abbas’ın bununla, İsrail’in tanınmasının askıya alınması, anlaşmaların iptal edilmesi ve bir Filistin Devleti ilan etme tehditlerini artırdığı doğrudur. Ancak Filistinli yazar ve analist Hani El-Mısri, tüm bunların, zaman kazanmak, eşiği yükseltmek ve müzakere seçeneğinin başarısızlığına karşın alternatif yolları engellemek için iyi niyet gösterimi olduğunu düşünüyor. Bu şu anlama geliyor: Koşullar değişene kadar halkın varlığı ile kararlılığını muhafaza etmekle birlikte, davayı ayakta tutmak hedefiyle çatışmak ya da çatışmaya hazırlanmak.

Mısri, söz konusu seçeneklerde ve çeyrek yüzyıldan uzun süreden beri benimsenen politikalarda bulunan ikilemin, durumu koruyamadığını ve Trump’ın Beyaz Saray’a gelmesinden sonra ivme kazanarak bozulmaya devam ettiğini söylüyor.

Hani El-Mısri, şu açıklamalarda bulunuyor:

“Siyasi süreci krize sürükleyen ikilem, müzakereler için arabuluculuk formülleri ya da uluslararası kararların eksikliğinden ibaret değil. Güvenlik Konseyi ve Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’ndan yüzlerce karar çıktı ve uygulanmadı. İsrail egemenliği altında öz yönetim kırıntıları dışında herhangi bir şey sunulmadı.”

Mısri, çözümün, Oslo sözleşmesinin imzalanmasından bu yana benimsenmiş olan oyunun kurallarını değiştirmekte saklı olduğunu ve bunların sürekli olarak yeniden dolaşıma sokulmaması gerektiğini düşünüyor.

Birliğin yeniden kurulmasına öncelik vermeyi temel alan yeni bir yaklaşımın alternatifi olmadığını söyleyen Hani El-Mısri, amaçların başarılmasına hizmet edecek kapsamlı bir yaklaşım benimsenmesi ve ulusal, çoğulcu ve katılımcı bir temelde çeşitli güçlerin temsil edilmesini sağlayan bir tarzda ulusal mutabakat kurumlarının kurulması gerektiğini düşünüyor. Ayrıca tüm bunların, kapsamlı bir ulusal vizyon ve güç dengesini değiştirecek bir mücadele stratejisi temelinde ele alınması gerektiğini vurguluyor.

Tek bir seçeneğin ortaya çıkması mümkün mü?

Sadece birkaç gün önce Abbas, Gazze Şeridi’ndeki iktidarın Batı Şeria’nın hatları boyunca teslim edilmesini kabul edeceğini ifade etti. Abbas, Filistin Merkez Meclisi toplantılarının kapanış oturumunda yaptığı bir açıklamada, “Ya Gazze’de olduğu gibi Batı Şeria’da ‘tek devlet, tek rejim, tek yasa ve tek ordu’ şiarı altında iktidarı ele alacağız ya da onlar (Hamas) alacak” ifadelerini kullandı.

Hamas hareketinin bu teklifi reddettiği, ilk olarak Gazze’ye karşı uygulanan yaptırımların kaldırılması, ulusal birlik hükümeti kurulması ve Filistin Kurtuluş Örgütü’nün (FKÖ) tam ortaklık temelinde yeniden faaliyete geçmesi konusunda ısrarcı olduğu bilinmektedir. Kısacası, önemli konularda iki grup arasında anlaşmazlık var: Tek hükümet, yaptırımlar, Hamas askeri personelinin kaderi, FKÖ’nün geçici liderlik çerçevesi, güvenlik hizmetleri, finansal hizmetler, yargı ve bölgeler.

Herkes uzlaşmanın sağlanması gerektiğini söylüyor. Filistin Merkez Konseyi tarafından yapılan açıklamada, “Yüzyılın Anlaşması” olarak bilinen anlaşmanın reddedilmesi, uluslararası barış konferansı düzenlenmesi, Filistin davasının tasfiyesine yönelik projelerin reddedilmesi, Filistin ulusal projesinin ikmal edilmesi, geçici sınırlar ya da Gazze Devleti de dahil olmak üzere geçiş çözümlerinin reddedilmesi, çatışmaların devam etmesi, Filistin’in iktidardan devlete geçmesi ve İsrail’le ilişkisinin belirlenmesinin gerektiği kaydedildi.

Bunların hepsi önemli ve güzel sloganlar ancak zemindeki uygulamalar ertelenmiş görünüyor. Tünel ise hala çok uzun…

Hamas’ın çıkmazı ve seçenekleri

Hamas’ın büyük çıkmazı, Abbas’a karşı darbesinde, farklı bir yaklaşım arayışında ve direnişi sürdürmekle birlikte iktidarı elinde tutmasında yatıyor. 11 yıl içinde üç yıkıcı savaşa sürüklendi. Bu durum ablukayı ve artan bir yoksulluğu beraberinde getirdi. Hareket, görüldüğü üzere savaş dışında herhangi bir yol bulamadı: Bir savaş, bir uzlaşı, bir de İsrail ile anlaşma.

Halk Direniş Hareketi’nin uzun süredir destekçisi olan Hamas’ın, savaş ve uzlaşı yoluyla kuşatmayı kaldırmakta başarısız olmasının ardından Gazze’deki bu direnişe başvurması, dikkat çekiciydi. Hamas, Gazze Şeridi’nde kan döktü, dikkat çekti ve bu konuda başarılı oldu. Fakat tüm bunlar, elde edilemeyecek gibi görünen bir ateşkes için… Hamas son zamanlarda, Gazze’de büyük projelerin kurulması ve esir anlaşması içeren ikinci aşamanın öncesinde, sakin olmaya çalışıyor ve bunun karşılığında İsrail sınırlamalarının kaldırılmasının da dahil olduğu bir sükunet bekliyor.

Ancak, Gazze’deki yönetimini kurtarmayı umut eden hareket, bu görüşmeleri kabul etmeyen Abbas’ın sert reddiyle karşı karşıya.

Pek çok Filistinli yetkili, Hamas’ı, Gazze Şeridi’ni ayırmaya çalışmak, Filistin davasına darbe vurmak ve “Yüzyıl Anlaşmasını” kabul etmekle suçladı.

Fetih Merkez Komite Üyesi Azzam El Ahmed, Hamas ile İsrail arasındaki herhangi bir anlaşmayı “Filistin halkına ve ulusal davaya ihanet” olarak değerlendirdi.

Filistin Başbakanı Rami el-Hamdallah, Hamas’ı, ABD’nin “Yüzyıl Anlaşmasına” geçişe doğrudan bir katkı olarak tek taraflı ateşkes anlaşmaları yapmaması konusunda uyardı.

Hamdallah, Hamas’a gönderdiği bir mesajda, “Kıbrıs ya da el-Ariş’e giden bir su yolu aramak çözüm değil. Çözüm, işgalin sona ermesi ve bir Filistin devletinin kurulması için derhal ulusal birliğin kurulmasıdır. Gazze Şeridi’nde bir liman ve bir havaalanımız vardı ve şimdi bir su yolu arıyoruz. Bu, Filistin ulusal projesinin küçültülmesi ve onu yok etmeye yönelik bir darbedir” ifadelerini kullandı.

Ancak Hamas’ın Siyasi Büro Başkanı İsmail Haniye, hareketinin uzlaşı görüşmelerini sürdürdüğünü vurgulayarak karşılık verdi. Haniye sözlerini şöyle sürdürdü: “Gazze Şeridindeki haksız kuşatmanın sayfası herhangi bir siyasi fiyat olmaksızın yakında dürülecek. Bu, gerekli garantileri sağlamak için ulusal bir anlayış ve bir Arap güvenlik ağı oluşturulmasıyla gerçekleştirilecek.”

Hamas’ın Abbas’ın onayı olmadan bir ateşkes yapıp yapamayacağı bilinmiyor. Bu durum, Gazze’ye yönelik bütün fonların kesilmesine ve ateşkesin yeni bir kabus haline dönüşmesine neden olabilir. Bu, uzak geleceği planlamaksızın, süre gelen anlaşmazlıklara bir başkasını daha eklemek olacaktır.

Yazar Mustafa İbrahim şu açıklamalarda bulundu:

“Bugüne kadar net ve belirgin bir Filistin vizyonu görmedik. Gazze, “Büyük Geri Dönüş Yürüyüşleri” ve ablukanın kaldırılmasıyla meşguldü. Cumhurbaşkanı Abbas, herhangi bir ulusal vizyon ya da strateji sunmakta başarısız oldu. İşgale karşı direnişin, herhangi bir Filistin vizyonuyla anlatıldığına şahit olmadık. Sadece “Halk direnişi kor bir ateş olarak kalmalıdır” gibi sloganlar duyuyoruz. İki devletli çözümü etkin bir şekilde ortadan kaldıran ve Batı Şeria’nın ilhakını ve Yahudileştirilmesini içeren ‘Yahudi Ulus Devlet Yasası”na karşı, gerçek bir vizyon ve duruşla karşı konulamadı. Bu, Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkı için büyük bir tehlike oluşturuyor. Sonuç olarak, deneyimlerimizden faydalanmıyor ve onları tekrar edip duruyoruz.”

Şarku'l Avsat Türkçe

Şarku'l Avsat Türkçe

Şarku’l Avsat Arap dünyasının önde gelen günlük gazetelerden biridir. 4 kıtada 12 şehirde, her gün eş zamanlı olarak basılmaktadır. 1978 yılında Londra’da yayın hayatına başlayan Şarku’l Avsat, Arap dünyasına ve uluslararası olaylara ait en doğru yayınları yapmaktadır. Derin analizler ve özgün makalelerle birlikte tüm Arap dünyasının en kapsamlı yorumlarını okuyucularına sunmaktadır.

More Posts - Facebook - Google Plus - YouTube

ÖNCEK_ HABERSONRAKİ HABER

Haberlere abone

Asharq Al-Awsat Haber
Email adresi