Pakistan Başbakanı, Cammu Keşmir'in Hindistan'ın asla bir parçası olmadığını ve olmayacağını belirtti

AA
AA
TT

Pakistan Başbakanı, Cammu Keşmir'in Hindistan'ın asla bir parçası olmadığını ve olmayacağını belirtti

AA
AA

Pakistan’da geçici hükümetin Başbakanı Anvarul Hak Kakar, Cammu Keşmir’in Hindistan’ın asla bir parçası olmadığını ve olmayacağını bildirdi.

Radio Pakistan’daki habere göre, Azad Cammu Keşmir’in Muzafferabad şehrinde düzenlediği basın toplantısında konuşan Kakar, Cammu Keşmir meselesinin çözümünün Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi kararlarıyla uyumlu plebisitte yattığını belirtti.

Kakar, Cammu Keşmir halkının geleceğine Hindistan mahkemelerinin veya parlamentosunun karar veremeyeceğine işaret ederek, Cammu Keşmir’in Hindistan’ın asla bir parçası olmadığını ve olmayacağını kaydetti.

Hindistan’ın tek taraflı ve yasa dışı eylemlerinin Cammu Keşmir halkının özgürlük mücadelesini daha da artırdığına dikkati çeken Kakar, Yeni Delhi’nin bu konudaki duruşunun uluslararası toplum tarafından kabul görmediğini vurguladı.

Kakar, Cammu Keşmir halkını Pakistan’ın potansiyel vatandaşları gördüklerini ifade ederek, onların haklarının çiğnenmesine izin vermeyeceklerini belirtti.

Muzafferabad’da Cammu Keşmirli liderlerle bir araya gelen Kakar, benzer bir toplantının başkent İslamabad’da düzenleneceğini ve baskı altındaki Cammu Keşmir halkının karşı karşıya olduğu durumu uluslararası topluma etkili şekilde aktaracaklarını kaydetti.

Hindistan Anayasa Mahkemesinin kararı

11 Aralık'ta, Hindistan Anayasa Mahkemesi, Başbakan Modi hükümeti tarafından 2019'da kabul edilen Cammu Keşmir'in özel statüsünün kaldırılması yönündeki kararını anayasaya uygun bulmuştu.

Mahkeme heyeti, bölgenin özel statüsünün "geçici" ve hükümetin 2019'daki Cammu Keşmir'in özel statüsünü kaldırma kararının anayasal bakımdan geçerli olduğuna karar vermişti.

Mahkeme, ayrıca hükümetin Ladakh bölgesinin Cammu Keşmir'den ayrılması kararını da desteklemişti.

Başyargıç Dhananjaya Yeshwant Chandrachud, hükümetten Cammu Keşmir'in eyalet statüsünün "mümkün olan en kısa sürede" yeniden tesis etmesini istemişti.

Chandrachud, bölgede Eylül 2024'e kadar seçimlerin düzenlenmesine hükmetmişti.

Keşmir sorunu

İngiltere, 1947'de sömürge olarak yönettiği Hindistan'dan çekilirken o dönemde prenslik olan Keşmir, bağımsızlıklarını yeni kazanan Hindistan ya da Pakistan ile birleşme konusunda tercihle karşı karşıya kaldı.

Nüfusunun yüzde 90'ı Müslüman olan Keşmir halkı, 1947'de Pakistan'a katılmaktan yana tavır alsa da dönemin prensi, Hindistan ile birleşmeye karar verdi.

Karara Müslüman Keşmir halkı karşı çıktı. Pakistan ve Hindistan'ın bölgeye asker göndermesiyle taraflar, 1947'de ilk kez savaştı. İki ülke arasında yine aynı nedenle 1965 ve 1999'da savaş çıktı.

Savaşların ardından sağlanan geçici ateşkes sonucunda Cammu Keşmir'in yüzde 45'i Hindistan'ın, yüzde 35'i Pakistan'ın kontrolünde kaldı. Bölgenin doğusundaki yüzde 20'lik kısım ise sınırdaş Çin'in hakimiyetine verildi.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK), 1948'den itibaren aldığı kararlarla Keşmir'in askerden arındırılmasını ve geleceğinin halk oylamasıyla belirlenmesini öngörüyor.

Hindistan yönetimi halk oylamasına karşı gelirken Pakistan, BMGK kararlarının uygulanmasını istiyor.

Öte yandan, Hindistan, 5 Ağustos 2019'da Cammu Keşmir'in özel statüsünü kaldırmış ve bölgeyi doğrudan merkezi hükümete bağlı "Cammu Keşmir" ve "Ladakh" olmak üzere iki "Birlik Toprağına" bölmüştü.

1947'den bu yana Cammu Keşmir'in yabancıların bölgeye yerleşmesine ve mülk edinmesine izin vermeyen vatandaşlık yasası da kaldırılmıştı. Müslümanlar, bu nedenle merkezi yönetimin Hindu çoğunluğu yerleştirerek bölgenin demografisini değiştirmesinden endişe duyuyor.



Netanyahu'nun Mossad'daki adamı Roman Gofman

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Mossad Direktörü General Roman Gofman (gov.il)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Mossad Direktörü General Roman Gofman (gov.il)
TT

Netanyahu'nun Mossad'daki adamı Roman Gofman

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Mossad Direktörü General Roman Gofman (gov.il)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Mossad Direktörü General Roman Gofman (gov.il)

Kemal Allam

İran liderliğinin başını hedef almaktan Lübnan'da Hizbullah'ın ezilmesine kadar İsrail'in askeri ve istihbarat üstünlüğünden bahseden küresel manşetlerin yoğun olduğu bir dönemde, Binyamin Netanyahu'nun İsrail'in Ortadoğu güvenliğinin geleceğini yazdığı bir dönem olarak tanımladığı bu anda, İsrail'in iç yapısına daha yakından bakıldığında resmin başka bir yönü ortaya çıkıyor. Dışarıdan her şeye kadir görünen güvenlik devleti, kurumlarının derinliklerinde bir güven krizi ve gelecekteki yönü konusunda bir çekişme yaşıyor.

İsrail'in ve özellikle de Mossad'ın uzun zamandır küresel olarak neredeyse efsanevi bir haleye sahip olduğu doğru olsa da, Netanyahu'nun bir sonraki aşamada bu kurumun başına getirmeyi düşündüğü kişi, Mossad'ın kendi içinde yaygın bir endişe uyandırıyor. Netanyahu ile İsrail Genelkurmay Başkanı General Eyal Zamir arasındaki derin gerilim ve David Zinni'nin yeni ve tartışma yaratacak şekilde Şin Bet (İsrail Güvenlik Ajansı) başkanı olarak atanmasının ardından, bu hamle İsrail güvenliğinin siyasallaşmasında bir dönüm noktası olabilir. İsraillilerin yarısından fazlasının Başbakanı 7 Ekim'deki istihbarat başarısızlığından sorumlu tutması, askeri ve istihbarat kurumlarının büyük kesimlerinin onunla açık bir çatışma içinde olmasıyla birlikte, İsrail iç çevreleri İsrail güvenlik devletinin tehlikeli bir dönüm noktasında olduğu konusunda uyarıda bulunuyorlar.

Netanyahu güvenlik kurumuna karşı

1990'lardan beri Netanyahu, İsrail'in kuruluşundan bu yana birbirini takip eden İşçi Partisi iktidarlarının mirasından uzaklaşmasının ve özellikle eski Başbakan İzak Rabin suikastından sonra daha sert bir sağcı pozisyona doğru yönelmesinin kilit mimarlarından biri oldu. Birçok açıdan, Rabin'in Yigal Amir tarafından öldürülmesi, Netanyahu'nun daha sonra güvenlik teşkilatının kalbine yerleştirdiği ideolojinin habercisi niteliğindeydi. O zamanlar Amir gibi figürler tarafından temsil edilen aşırı uç bir kesim olarak kabul edilen şey, şimdi Ben-Gvir ve Smotrich aracılığıyla hükümetin kalbinde yer alıyor.

Michael Karpin ve Ina Friedman, “Murder in the Name of God” (Tanrı Adına Cinayet) adlı kitaplarında, Netanyahu'nun İsrail içindeki gerilimleri tırmandırmadaki rolüne ve bunun Rabin'in öldürülmesine yol açan bağlamına işaret ediyorlar. Ayrıca, sağ kanadı memnun etme çabalarına ve bu uç unsuru ana akıma entegre etme yönündeki ilk girişimlerine de dikkat çekiyorlar. Yaklaşık otuz yıl sonra, bu gidişat doruk noktasına ulaşmış gibi görünüyor. Ben-Gvir pratikte ordu veya istihbarat teşkilatları üzerinde doğrudan operasyonel yetkiye sahip olmasa da, Netanyahu'nun Roman Gofman'ı Mossad'ın başına ve David Zinni'yi Şin Bet'in başına ataması, yerleşimci akımın ve aşırı uç Yahudi ideolojisinin hassas güvenlik pozisyonlarındaki varlığını pekiştiriyor. Bu ise Mossad ve Şin Bet'teki profesyonel subayların çoğu, hatta tamamı tarafından karşı çıkılan bir yönelimdir.

Netanyahu'nun Roman Gofman'ı Mossad'ın başına ve David Zinni'yi Şin Bet'in başına ataması, yerleşimci akımın ve aşırı uç Yahudi ideolojisinin hassas güvenlik pozisyonlarındaki varlığını pekiştiriyor. Bu ise Mossad ve Şin Bet'teki profesyonel subayların çoğu, hatta tamamı tarafından karşı çıkılan bir yönelimdir

Bu nedenle, Gadi Eisenkot, Ehud Barak ve Yoav Galant gibi eski İsrailli askeri liderlerin, Netanyahu'nun 7 Ekim öncesi ve sonrasındaki uyarıları görmezden gelmekle kalmayıp, istihbarat dosyalarını da ikinci plana ittiği, bazıları ordudan veya istihbarat servislerinden uzaklaştırılmış, bazıları ise mesleki ve güvenlikle ilgili soru işaretleriyle çevrili sağcı subaylara güvenmeye ve göreve getirmeye başladığını tekrarlamaları şaşırtıcı değil. Mevcut Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir ise Netanyahu, oğlu ve diğer sağcı figürlerle kamuoyu önünde karşı karşıya gelirken, Gazze, Lübnan ve Suriye hakkındaki değerlendirmeleri dikkate alınmadı.

Suriye cephesinde de Mossad, güvenlik düzenlemelerini içeren bir anlaşmaya varmaya istekli olduğunu ifade eden Şam'daki yeni liderlik ile ilişkilerde daha pragmatik bir yaklaşım benimsedi. Ne var ki Netanyahu, Batı Şeria'da daha fazla yerleşim yeri inşa etmenin yanı sıra, Suriye topraklarının daha büyük bir bölümü üzerinde kontrolü genişletmeye dayalı daha sert bir yaklaşım benimsedi.

fvbfe
Mossad'ın atanmış direktörü General Roman Gofman Kudüs'teki Knesset'te, 5 Şubat 2026 (Times of Israel)

Bu bağlamda, geleneksel güvenlik kurumları, gerek işgal altındaki Filistin topraklarında gerekse İran ve Lübnan'daki savaş cephelerinde durumun artık sürdürülebilir olmadığını vurgulamaya devam etti. Netanyahu'nun Amerikalıları yanılttığını ve İsrail istihbaratının değerlendirmelerinin, ertesi gün, İran'ın kabiliyetleri ve rejimin çökme olasılığı konusunda Washington'unkilerle örtüşmediğini ortaya koyan New York Times’taki makale, bu endişeleri daha da derinleştirdi. Güvenlik kurumları içinde, Başbakanın mevcut Askeri Sekreteri Gofman gibi isimlere daha çok kulak verdiği yönünde artan bir kanaat var. Gofman’ın önümüzdeki haftalarda Mossad'ın başına atanması beklentisinin nedeni de bu. Mossad'ın halihazırdaki Direktörü ve Başsavcı ise bu hamleye açıkça karşı çıkmaya çalıştılar. Bu senaryo, daha önce Zinni'nin Şin Bet'in başına atanmasını hatırlatıyor. Peki güvenlik kurumları tam olarak neden korkuyor?

Askeri ve güvenlik pozisyonlarındaki sağcı yerleşimciler

İsrail Savunma Kuvvetleri'nde general olan Roman Gofman, kariyeri boyunca askeri etik kurallarını birkaç kez ihlal etti ve yetkisiz olarak istihbarat operasyonlarında çocukları kullandı. Ayrıca Netanyahu yönetimi altında genişleyen yerleşimci harekete de yakın. Keza Lübnan ve Suriye’de daha fazla toprak ele geçirerek Büyük İsrail'i genişletmeye inanıyor.

Bu durum, İsrail ordusunun asker konusunda sıkıntı yaşadığını, savaşmaya istekli İsraillilerin sayısında sürekli bir düşüşün yaşandığını itiraf ettiği bir dönemde yaşanıyor. Bazı askerlerin görev süresi üçüncü veya dördüncü kez uzatılıyor ve bitkin durumdalar. Bu, İsrail'de askeri insan gücünde daha önce hiç yaşanmamış bir gelişme.

Bugün, bu sağcıların bir kısmı askeri üniforma giyerken, diğerleri yerleşim yerlerine yerleşmiş ve etkileri bizzat Mossad'a kadar uzanmış gibi görünüyor

 Ancak Netanyahu'nun açık savaşları, aşırı sağın Mossad ve Şin Bet üzerindeki kontrolü ve orduyla devam eden çekişmeler, İsrail güvenliği üzerinde yıkıcı bir etkiye sahip. Birçok İsrailli, istihbaratı siyasallaştırması nedeniyle 7 Ekim olaylarından doğrudan Netanyahu'yu sorumlu tutuyor. Bu arada, yerleşim yanlısı ideolojisiyle Gofman, ordunun, Mossad'ın ve Şin Bet'in içindeki eski muhafızların geri kalanına karşı Bibi'nin yanında yer alıyor.

xsmyhm
Gofman, Mayıs 2024'te Başbakanlık Askeri Sekreterliği görevini üstlenerek Tuğgeneralliğe terfi etti (Wikipedia)

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre İstihbarat teşkilatı, çalışmalarının özünde tarafsız güvenlik değerlendirmelerine ve sıkı protokollere dayanır. Bu nedenle, Gofman'ın kariyeri boyunca birden fazla askeri ve istihbarat soruşturmasında yalan söylemekle suçlanması çok ciddi bir gösterge. Görev süresi sona eren Mossad direktörünün, Gofman'ın kendisinin yerine geçmesini açıkça engellemeye çalışması da İsrail’de daha önce örneği görülmemiş bir durum.

Güvenlik teşkilatı içindeki muhaliflerinin gözünde Gofman, savaş kurallarını göz ardı edebilen, hatta Yahudileri ve İsraillileri bile Büyük İsrail veya yerleşim projesinin önünde durmaları halinde tehlike olarak görülebilen Yigal Amir ve Ben-Gvir'e benzer bir zihniyete sahip. Rabin, Arafat ile el sıkıştıktan sonra böyle bir atmosferde suikasta uğradı. İsrail ordusu ve Mossad, her zaman sağcı ve Haredi Yahudilerin orduda görev yapmayı reddetmelerine karşı çıktı, çünkü şu soru hep gündemde oldu: İsrailli askerler neden orduda görev yapmayan sağcıları savunmak için ölsünler ki?

Bugün, bu sağcıların bir kısmı askeri üniforma giyerken, diğerleri yerleşim yerlerine yerleşmiş ve etkileri bizzat Mossad'a kadar uzanmış gibi görünüyor. Bu durum, Mossad ve Şin Bet içinde protestolara ve yüzlerce istifaya yol açtı. Bu, İsrail ordusu ve Mossad içindeki birçok kişinin muhalefetine rağmen, Amerika Birleşik Devletleri'ni İran ile savaşa iten aynı kusurlu istihbarat yapısıdır. Zamir ve görev süresi sona eren Mossad direktörü, savaşı geçen yaz ve vardığı noktada sona erdirmeye meyilliydiler. Ancak şimdi, Gofman'ın atanması Netanyahu'yu İsrail güvenliği için daha da tehlikeli hale getirebilir ve Ortadoğu için yeni bir istikrarsızlık dönemini başlatabilir.


Beyaz Saray yakınlarında güvenlik güçlerine ateş açan silahlı kişi etkisiz hale getirildi

Ateş açılan yeri inceleyen Gizli Servis personeli (AP)
Ateş açılan yeri inceleyen Gizli Servis personeli (AP)
TT

Beyaz Saray yakınlarında güvenlik güçlerine ateş açan silahlı kişi etkisiz hale getirildi

Ateş açılan yeri inceleyen Gizli Servis personeli (AP)
Ateş açılan yeri inceleyen Gizli Servis personeli (AP)

Dün akşam Washington'daki Beyaz Saray yakınlarındaki güvenlik kontrol noktasında ateş açıldı. Yetkililerin açıklamasına göre ateş açan kişi, Gizli Servis personelinin karşılık vermesi sonucu etkisiz hale getirildi. Yetkililer ayrıca açılan ateşte bir yayanın da yaralandığını bildirdi.

Fransız Haber Ajansı AFP'nin aktardığına göre son iki yılda birkaç kez suikast girişimiyle karşılaşan ABD Başkanı Donald Trump, olay sırasında İran'la müzakere çalışmaları yürütmekte olduğu Beyaz Saray'daydı.

Gizli Servis Sözcüsü Anthony Guglielmi yaptığı açıklamada, Başkan Trump’ın olaydan etkilenmediğini belirtti.

Guglielmi, saat 18.00'i (22.00 GMT) biraz geçe Beyaz Saray'ın güvenlik alanı yakınlarında bir kişinin çantasından silah çıkararak ateş açtığını ifade etti.

xsd
Beyaz Saray kompleksinin yakınlarında meydana gelen silahlı çatışmanın olduğu yerde bulunan Gizli Servis üyeleri (EPA)

Guglielmi, sözlerini şöyle sürdüdü:

“Gizli Servis personeli ateşle karşılık vererek şüpheliyi yaraladı; şüpheli yerel bir hastaneye kaldırıldı ve orada hayatını kaybettiği açıklandı. Ateş sırasında bir yaya da yaralandı."

Guglielmi, yaralanan yayanın durumuna ilişkin ayrıntı verilmedi.

Gizli Servis tarafından yapılan ve çeşitli medya kuruluşlarının aktarılan bir başka açıklamada, söz konusu kişinin silahlının ateş açmaya başlamasıyla mı yoksa ardından çıkan çatışmada mı yaralandığının henüz netlik kazanmadığı belirtildi.

Öte yandan Gizli Servis personelinden hiçbiri yaralanmadı.

ABD merkezli bazı medya kuruluşları, şüphelinin Maryland eyaletinden 21 yaşındaki Nasser Best olduğunu ve psikolojik sorunları bulunduğunu ve daha önce Gizli Servis ile karşı karşıya geldiğini bildirdi.

ededv
Polis, Beyaz Saray'ın çevresindeki caddeleri trafiğe kapattı (AP)

AFP'ye konuşan Kanadalı turist Reid Adrian, olay sırasında bölgede bulunduğunu ve 20 ila 25 arasında önce havai fişek sandıkları, ama aslında silah sesi olan sesler duyduğunu, ardından herkesin koşmaya başladığını anlattı.

Polis, Beyaz Saray girişlerinin etrafını sardı. Olay sırasında Kuzey Bahçesi'nde bulunan gazeteciler sosyal medya platformu X üzerinden Beyaz Saray'daki basın brifing odasına koşarak sığınmaları yönünde emir aldıklarını bildirdi.

Trump'ın tepkisi

Diğer taraftan ABD Başkanı Donald Trump, ateş açan kişinin ‘şiddet geçmişi bulunduğunu ve Başkanlık konutuna takıntılı göründüğünü’ söyledi.

Trump, sosyal medya platformu Truth Social hesabından şunları yazdı:

“Gizli Servis'imize ve kolluk kuvvetlerine, bu akşam Beyaz Saray yakınlarında silahlı bir kişiye karşı aldıkları hızlı ve profesyonel önlem için teşekkürler. Şiddet geçmişi olan ve ülkemizin en değerli yapısına takıntılı olduğu değerlendirilen bu silahlı kişi, Beyaz Saray kapıları yakınlarında Gizli Servis ajanlarıyla girdiği çatışmada hayatını kaybetti.”

Önceki suikast girişimleri

79 yaşındaki Trump, siyasi kariyeri boyunca özellikle 2024 yılındaki seçimlerden bu yana birçok silahlı saldırı ve suikast girişimiyle karşılaştı. Bunların en sonuncusu 25 Nisan'da Washington'daki Beyaz Saray Muhabirleri Yemeği sırasında yaşandı.

Temmuz 2024'te Pennsylvania'nın Butler şehrindeki bir seçim mitinginde silahlı bir kişi birkaç el ateş etti. Saldırıda bir katılımcı hayatını kaybederken Trump kulağından yaralandı.

Birkaç ay sonra ise Trump'ın golf oynadığı West Palm Beach'teki bir golf sahası yakınlarında başka bir silahlı kişi yakalandı.

Geçtiğimiz şubat ayında ise bir kişi Trump'ın Florida'daki ikametgahı sayılan Mar-a-Lago tatil köyüne girmeye çalıştı.

Dün akşam yaşanan silahlı saldırı olayının ardından Temsilciler Meclisi'ndeki Cumhuriyetçiler X platformundan, “Şükür olsun ki Başkan Trump iyi. Gizli Servis personelinin anlık ve kahramanca müdahalesi için minnettarlığımızı ifade ediyoruz. Siyasi şiddete son verilmeli” diye yazdılar.


Pakistan’ın güneybatısında askerleri taşıyan bir trene düzenlenen bombalı saldırıda en az 24 kişi hayatını kaybetti

Pakistan’ın Ketta kentinde askerleri taşıyan bir trene düzenlenen bombalı saldırının ardından kurbanları arayan gönüllüler (AP)
Pakistan’ın Ketta kentinde askerleri taşıyan bir trene düzenlenen bombalı saldırının ardından kurbanları arayan gönüllüler (AP)
TT

Pakistan’ın güneybatısında askerleri taşıyan bir trene düzenlenen bombalı saldırıda en az 24 kişi hayatını kaybetti

Pakistan’ın Ketta kentinde askerleri taşıyan bir trene düzenlenen bombalı saldırının ardından kurbanları arayan gönüllüler (AP)
Pakistan’ın Ketta kentinde askerleri taşıyan bir trene düzenlenen bombalı saldırının ardından kurbanları arayan gönüllüler (AP)

Pakistan’ın güneybatısında yer alan ve istikrarsızlığıyla bilinen Belucistan eyaletinde, askerleri taşıyan bir treni hedef alan bombalı saldırıda en az 24 kişi hayatını kaybetti.

AFP’ye konuşan üst düzey bir yetkili, eyaletin başkenti Ketta’da gerçekleşen saldırıda 50’den fazla kişinin yaralandığını, yaralılar arasında Pakistan ordusuna mensup askerlerin de bulunduğunu açıkladı.

Patlamanın ardından sosyal medyada paylaşılan görüntülerde, raydan çıkarak devrilen ve yan yatan bir tren vagonu dikkat çekti. Enkaz alanında kurtarma ekipleri ve sivillerin hayatta kalanları aradığı görüldü.

Görüntülerde ayrıca, kanlar içinde kalan yaralıların sedyelerle vagon enkazından uzaklaştırıldığı, olay yerinin ise güvenlik güçleri tarafından kordon altına alındığı görüldü.

xsdvfdvfd
Pakistan’ın Ketta kentinde meydana gelen patlama sonucu çıkan yangını söndürmek için çalışan itfaiyeciler (AP)

AFP’ye konuşan bir yetkili, trenin askerler ve ailelerini taşıdığını, Ketta’dan Pakistan’ın kuzeybatısındaki Peşaver’e doğru hareket ettiğini açıkladı.

Yetkili, trenin Ketta kentinde Chaman Patak bölgesindeki bir demiryolu geçidinden geçtiği sırada, bir intihar aracının vagonlardan birine çarptığını ve bunun büyük bir patlamaya yol açtığını söyledi. Patlamanın etkisiyle trenin camlarının kırıldığı, çevredeki araçların ise ağır hasar gördüğü bildirildi.

Bir başka yetkili ise trendeki askerlerin Kurban Bayramı izni dolayısıyla seyahat ettiğini ifade etti.

fvfvf
Pakistan’ın Ketta kentinde bir trene düzenlenen bombalı saldırıda yaralanan bir kişiyi taşıyan askerler ve gönüllüler (AP)

Belucistan, Pakistan’ın en yoksul ve yüzölçümü en büyük eyaleti olarak biliniyor. Bölge, eğitim, istihdam ve ekonomik kalkınma dahil olmak üzere neredeyse tüm göstergelerde ülkenin diğer bölgelerinin gerisinde kalıyor.

Bölgedeki ayrılıkçı Beluç gruplar ise Pakistan hükümetini, eyaletteki zengin doğal gaz ve mineral kaynaklarını yerel halka fayda sağlamadan sömürmekle suçluyor.