Şarku’l Avsat’a konuşan ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü: ‘Yemen'deki savaşa yönelik askeri bir çözüm bulunmuyor’

Şarku’l Avsat’a konuşan ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü: ‘Yemen'deki savaşa yönelik askeri bir çözüm bulunmuyor’
TT

Şarku’l Avsat’a konuşan ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü: ‘Yemen'deki savaşa yönelik askeri bir çözüm bulunmuyor’

Şarku’l Avsat’a konuşan ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü: ‘Yemen'deki savaşa yönelik askeri bir çözüm bulunmuyor’

ABD, Yemen'deki krizi çözme çabaları yönünde zor bir yoldan geçtiğini iddia ediyor. Ancak imkansız olmadığını düşündüğü bu yol, ABD yönetiminin askeri çatışmalardan uzakta, diyaloğu geliştirip barışçıl bir çözüme ulaşma yönündeki öncelikleri arasında yer alıyor.
Şarku’l Avsat’a konuşan bir ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, “Yemen'de çatışan tarafları üzerine müzakere edilmiş bir çözüme ulaşma yönünde bir araya getirmenin zorluğunu” kabul ediyor, ancak bu hedefin Biden yönetiminin önceliklerden biri olduğunu belirtiyor. Aynı zamanda “Zirâ Yemen'deki savaşa yönelik askeri bir çözüm bulunmuyor” diyor.
Washington'un Birleşmiş Milletler  (BM) Yemen Özel Temsilcisi’ni değiştirmek isteyip istemeyeceği sorusuna yanıt veren sözcü, Biden yönetiminin BM Yemen Özel Temsilcisi Martin Griffiths'e güçlü desteğini ve ABD'nin gelecek dönemde de kendisiyle birlikte çalışma yönündeki güçlü arzusunu vurguluyor. Bununla birlikte, “Başkan Biden'ın da dediği gibi, Özel Temsilci Griffiths'i ve çalışmalarını şiddetle destekliyoruz. Nitekim Yemen'deki savaşı sona erdirmek için diplomasimizi yoğunlaştırmak için çalışıyoruz. Zirâ bu savaş, insani ve stratejik yöndeki bir felakete neden oluyor. Öncelikli hedefimiz, savaşı ve Yemen halkının acılarını sona erdiren, üzerinde müzakere edilmiş bir çözüme ulaşma yönünde tarafları bir araya getirmektir” dedi.
Adının verilmemesini tercih eden sözcü, mevcut yönetimin yürüttüğü çalışmaların Yemen'deki savaşı sona erdirmeye yönelik diplomatik çabalara odaklanacağını, bu yönde BM önderliğinde ateşkes sağlama, insani yardım kanalları açma ve uzun süredir önem verilmeyen barış görüşmelerini yeniden inşa etme sürecinin yürütüleceğini belirtti. Aynı zamanda tüm bunların Martin Griffiths ile yakın çalışma içerisinde ve ABD'nin yeni Yemen Özel Temsilcisi Tim Lenderking liderliğinde olacağının altını çizdi.
Washington'ın alçakça olarak nitelendirdiği eylemlerinden dolayı Ensarullah olarak bilinen Yemenli Husi grubu liderlerine baskı yapmaya devam edeceğini vurguladı. Bununla birlikte, ABD yönetiminin Yemen halkına yönelik insani yardım çalışmalarını koruma altına almak için, grubun önceki yönetim tarafından eklendiği yabancı terör örgütleri listesinden çıkartılmasını planladığını da ekledi.
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price, Salı günü düzenlenen basın toplantısında, yeni ABD yönetiminin önceki yönetimin politikalarını gözden geçirme konusundaki tutumunun net olduğunu, Husilerin terör listesine dahil edilmesinin alınan öncelikler dahilinde gözden geçirileceğini bildirmişti. Bu nedenle geçen hafta Kongre, taslağın uygulanmayacağına dair resmi olarak bilgilendirildi.
Price, ABD yönetiminin Yemen dosyasıyla ilgili atacağı sonraki adımların üç hususa dayandığını vurguladı: Öncelikle yoğun bir şekilde diplomatik çözüme odaklanılacak ve uzun süredir durmakta olan barış görüşmelerini yeniden başlatmak için BM liderliğindeki süreç ve kanallar üzerinden çalışılacak. İkinci olarak ise ilgili silah satışları da dahil olmak üzere ABD’nin Yemen'deki saldırı operasyonlarına yönelik tüm desteği sona erdirilecek. Son olarak ise, Suudi Arabistan’ın kendisi ve topraklarını Yemen ve diğer yerlerden gelen tehditlere karşı savunma yeteneğine verilen destek artırılacak.



Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.


İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)

İsrail güçleri bu sabah erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi.

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, büyük patlama saat 02:20'de meydana geldi.

İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında, bir yıldan fazla süren ve partinin askeri ve liderlik altyapısına darbeler aldığı çatışmanın ardından, 27 Kasım'dan beri yürürlükte olan bir anlaşma bulunuyor.

Anlaşma, Lübnan ordusunun ve Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) konuşlandırılmasının güçlendirilmesi karşılığında, Hizbullah savaşçılarının Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeden (sınırdan yaklaşık 30 km uzaklıkta) çekilmesini ve askeri altyapısının tasfiye edilmesini öngörüyordu.

Anlaşma ayrıca İsrail'in savaş sırasında girdiği tüm bölgelerden çekilmesini de öngörüyordu. Bununla birlikte, İsrail sınırın her iki tarafını da izleyebilmek için beş yüksek noktada askeri varlığını sürdürdü. Ayrıca, askeri hedefler veya Hizbullah unsurları olduğunu iddia ettiği yerlere neredeyse her gün saldırılar düzenliyor ve güçleri buldozerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam ediyor.


ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
TT

ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan bir pankart, ABD Adalet Bakanlığı binasına asıldı. Bu adım, Trump’ın Washington’daki bir kuruma kimliğini yansıtma yönündeki son girişimi olarak değerlendiriliyor.

Mavi renkli pankart, dün (perşembe) binanın bir köşesindeki iki sütun arasına yerleştirildi. Pankartta “Amerika’yı Yeniden Güvenli Hale Getirelim” sloganı yer aldı.

Trump, geçen yıl Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana federal kurumlar üzerindeki varlığını ve nüfuzunu pekiştirmek için güçlü adımlar atıyor.

Trump, kültürel ve siyasi kurumları yeniden şekillendirirken kendisine yakın isimleri görevlendiriyor, önde gelen kurumların adlarını değiştiriyor ve geçmiş soruşturmalarla bağlantılı yetkilileri geri plana itiyor. Eleştirmenler ise bu adımların, siyasi iktidar ile normal şartlarda bağımsız olması gereken kamu görevleri arasındaki sınırları ortadan kaldırdığını savunuyor.

Geçen yıl Trump’ın fotoğrafını taşıyan pankartlar, ABD Çalışma Bakanlığı, ABD Tarım Bakanlığı ve Amerikan Barış Enstitüsü binalarına da asılmıştı.

Trump tarafından atanan bir yönetim kurulu, Aralık ayında John F. Kennedy Sahne Sanatları Merkezi’ne Trump adının eklenmesi yönünde oy kullandı. Ayrıca Washington’daki Amerikan Barış Enstitüsü binasına da Trump’ın adı verildi.

Son pankarta ilişkin soruları Beyaz Saray, Adalet Bakanlığı’na yönlendirdi. Bakanlık ise şu ana kadar yorum talebine yanıt vermedi.