Motosikletler, Darfur’da cinayet ve yağma aracı

Bölgeye Batı Afrika ülkelerinden gelen motosikletler, yerel köylere yönelik son saldırıya katılırken hükümetin motosikletleri yasaklama girişimleri başarısız oldu

Motosikletler Darfur’da terör ve yağma aracına dönüştü (Independent Arabia – Hasan Hamid)
Motosikletler Darfur’da terör ve yağma aracına dönüştü (Independent Arabia – Hasan Hamid)
TT

Motosikletler, Darfur’da cinayet ve yağma aracı

Motosikletler Darfur’da terör ve yağma aracına dönüştü (Independent Arabia – Hasan Hamid)
Motosikletler Darfur’da terör ve yağma aracına dönüştü (Independent Arabia – Hasan Hamid)

Cemal Abdülkadir el-Bedevi
Yaklaşık dokuz yıldır Sudan’da motosikletler, Darfur bölgesindeki savaş ve çatışmalara güvenlik ve istikrarı daha fazla sarsan ve hem halkı hem de iktidarı korkutmaya devam eden bir unsur olarak eklendi. Nitekim çevikliği, sürüş kolaylığı ve düşük yakıt tüketiminden ötürü motosikletler hızlı yağma ve cinayette daha etkin bir araç.

Yasaklama ve yakma
İnsanlar, Darfur’da hükümetin, bölgenin çoğu eyaletinde motosikletlerin yasaklanıp yakılması için karar almasına rağmen bu motosikletlerin faaliyete ve suç işlemeye devam etmesiyle tekrarlanan sahneleri unutmadı. Ta ki sesi ve yankıları, başkent Hartum’a ulaştı ve “uzun dokuzlu” denen çetelerin bizzat başkentin tüm mahalleleri ve yollarında vatandaşların güvenliğini tehlikeye sokacak şekilde yağma ve adam kaçırma vasıtası olarak ortaya çıkmasından sonra bu motosikletlerin “çiftli” kullanımı, yani birden fazla kişi binmiş halde kullanımın yasaklanmasına karar verildi.
Darfur’daki Daco kabilesinin hükümdarı Sultan Cafer İbrahim Adem, motosikletlerin bölgede şiddet ve cinayet aracı olarak yoğun bir şekilde belirmesi olgusunun 2014’ün sonu ve 2015’in başında ortaya çıktığını söylüyor. Ona göre “motor ve kalaşnikof tüfeğine sahip olmak, en önemli mal varlığı haline geldikten sonra geçim için önemli bir yağma aracına dönüştü. O kadar ki ‘Motor ve keleş, para olur beleş’ sözü yaygınlaştı, özellikle de askerlik görevinden kaçan ve yurtdışından döndükten sonra sahip oldukları hızlı ve ölümcül bir aletle yağma ve insanların parasını yemek dışında bir şeyi olmayanlar için.”
Adem’e göre, çoğu yasal olmayan ve yerel dilde “boko” olarak bilinen, Darfur’a Batı Afrika ülkeleri ile denetimsiz geçitlerden ulaşan motorların tehlikesi, bireysel suçların artıp çok geçmeden bir lidere sahip örgütlü çetelere dönüşmesinde kendisini gösteriyor. Bu iki suç tipi arasındaki ortak payda, cehalet ve başkalarına karşı aşırı kin ve onların istikrarına göz dikmedir. Motorların ortaya çıkışı, şiddet eylemlerini büyük ölçüde canlandırdı ve yağma, askerden kaçanlar ve kırsal yaşam tarzını küçümseyenler için en önemli geçim kaynaklarından biri haline geldi. Sürekli hareket halinde olmaları ve uzak bölgelerde bulunmaları sebebiyle yetkililerin onları kontrol etmesi zorlaştı ve bu çeteler, yağmacı ve hırsızken ister nazırlar ister belediye başkanları olsun, toplumsal liderlerinin talimatından uzakta, kabileleri arasında sözü dinlenir ve belirleyici atlılara dönüştüler.
Daco Kabilesi Nazırı ise bu motorların yerel köylere yönelik son saldırıda güçlü bir şekilde yer aldığını açıkladı. Eyalet yetkilileri, bu milislerin toplanması konusunda uyarılmalarına rağmen konuyu dikkate almamış, ancak ertesi gün ortak güçler bünyesinde 17 askeri aracı harekete geçirmiş. Bununla birlikte bu güç, saldıran güçlerin kendisinden daha güçlü olduğu gerekçesiyle saldırganları püskürtmekte başarısız olmuş ve böylece suçlular, planlarını gerçekleştirdikten sonra sağ salim sığınıklarına dönmüş.
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre Nazır, açıklamasını şu sözlerle sürdürdü: “Eski rejim hükümetinin, bazı kabilelere savaş için araçlar vermesinden sonra şimdi bu motorlar, kaya kıvrımlarını ve ağaçları aşma, tepelere tırmanma ve yakıp kaçmak için yıldırım hızında saldırma yetenekleri sayesinde silahlı saldırıların tamamlayıcısı haline geldi. Bu da tüm kabilelerin, hızları ve iki üç kişiyi aynı anda taşımaları nedeniyle öne çıkan atlar yerine motor sahibi olmaya çalışmasına sebep oldu.”

Mücadelenin başarısızlığı
Darfur hükümetleri, neredeyse tüm eyaletlerine uzanan bir güvenlik çöküşü dalgasının ardından motosiklet kullanımını yasaklamak için çeşitli girişimlerde bulundu ve hepsi de farklı zamanlarda kendi toprakları üzerinde motosiklet kullanımını yasaklayan kararlar çıkardı. Ancak tüm bu kararlar motor terörünü bitirmede başarısız oldu.
Güney Darfur Eyaleti Yasama Meclisi 2014’te toplum güvenliği kapsamında, dört çeker araçlar ve motosikletlerin kullanımını yasaklayan bir kanunu onayladı ve kanun, bu araçların sahiplerine durumlarını uygun hale koyup araçlarından kurtulmaları için bir süre tanıdı.
Silahlı grupların yağma ve cinayet operasyonlarındaki dikkat çekici artışın ardından Eyalet Hükümeti, Nyala şehrindeki silahlı kuvvetler ve polis idaresinden, vatandaşların sahip olduğu dört çeker araçlarla motosikletleri toplamasını ve bunların tazmin edilmesine ilişkin bir çare düşünmesini talep etti.  
2016 yılının başında Vali Muhammed Hasan Arabi başkanlığındaki Kuzey Darfur Hükümeti, Afrika Birliği ve BM Misyonu UNAMID’in bölgeden ayrılmasından sonra motosikletlerin kullanımını yasakladı. Aynı yıl Batı Darfur Hükümeti, güvenliği sağlamak için acil durum emirleri yayınlayarak eyalet içinde motosiklet kullanımını, ateşli silah bulundurmayı ve puşi (kedmol) takmayı yasakladı.
Eyaletin başkenti el-Cineyne’nin eteklerindeki bir kasabaya yönelik intikam saldırısında ölümlere yol açan şiddet olaylarının ve sonrasında da cinayet, yağma, hırsızlık ve uyuşturucu kaçakçılığı dahil 121 suçta silah kullanımının yanı sıra olaylarda motosiklet kullanıldığına dair ihbar sayısının 131’e ulaşmasının ardından Bölge Hükümeti, bu emirlere aykırı vakalara bakması için özel bir mahkeme kurdu. Mart 2021’de, şiddet olaylarında motosiklet kullanan grupların güvenlik ihlalleri üzerine aynı emirler yinelendi.

Aleni saldırılar
Darfur Barosu’ndan bir ekibin hazırladığı bir rapor, Orta Darfur eyaletinin Nertati bölgesindeki vatandaşları oturma eylemine iten sebepleri ortaya çıkardı. Rapora göre söz konusu sebepler şöyle özetlenebilir: Deve sahiplerinden oluşan saldırgan grupların, üniforma giymiş maskeli bazı silahlı milis unsurlarının, motosiklet ve alenen silah kullananların yanı sıra onlarca motosiklet kullanan diğer silahlı milislerin varlığı. Rapor, bu grupları Batı Darfur’un eski valisi ve hükmü kalkan rejimin lideri Cafer Abdülhakem’e bağlı olmakla suçluyor.
Rapor oturma eyleminde bulunanların; bölgedeki vatandaşlar için güvenlik ve korumanın sağlanması, milislerin silahsızlandırılması, resmi düzenli güçlerin dışında silah taşımanın yasaklanması, böyle suçların ortaya çıkmasını ve tekrarlanmasını önlemek için gerekli tedbirlerin alınması, suçluların kovuşturulması, yasanın uygulanarak failler hakkında suç duyurusunda bulunulması, tutuklanıp yargılanmak üzere adli makamlara teslim edilmesi ve caydırılması, motosikletler başta olmak üzere suç işleme vasıtalarına engel olunması yönündeki taleplerini özetliyor.
Zalingei Yolu, Al-Jeneina, başkentlerim ve eyaletlerim arasındaki bağlantı, Orta ve Güney Darfur (Hassan Hamed).
Orta ve Güney Darfur eyaletlerinin başkentlerini birbirine bağlayan Zalinci-Cüneyne yolu (Independent Arabia – Hasan Hamid)
Eski Kuzey Darfur Valisi Muhammed Hasan Arabi’ye göre ise motorları yasaklamaya ilişkin kararlar, olağan güvenlik önlemlerinin bir parçası olmakla birlikte Darfur’daki güvenlik düğümü için köklü değil, sadece geçici bir çözüm. Zira çöl, engebeli ve dağlık bir yapıya sahip bölge ve yolları, motosiklet kullanımına uygun ve sınırların açık olmasından ötürü Hükümet bunu kontrol edemez. Üstelik motosiklet kullanıcılarının büyük bir kısmının kolluk kuvvetleriyle sosyal bağları da mevcut.  
Arabi açıklamasında şu ifadelere de yer verdi: “Darfur bölgesindeki güvenlik durumu, Güney Sudan, Orta Afrika, Çad ve Libya’ya komşu olmasından ötürü oldukça karmaşık. Tüm bu ülkeler, güvenlik kaosu ve siyasi bir akışkanlıktan mustarip; vatandaşları iltica, göç ve yasaklı bazı uluslararası faaliyetlerin zorluğuyla boğuşuyor. Bu da bu bölge ile o ülkeler arasında uzanan sınırları, kontrol edilemez bir hale getiriyor. Özellikle de komşu ülkelerde siyaset ve güvenlik düzeyindeki akışkanlık hali, Afrikalı ve Arap şeklinde etnik olarak bölünmüş bölgeye kadar uzanıyorken.”

Milis motorlar
Darfur’daki Mülteciler ve Yerinden Edilmişler Temsilciliği Sözcüsü Adem Rical ise atların yerini alan yeni araçlar olarak motorların, devrik Devlet Başkanı Ömer el-Beşir hükümetinin bazı kabileleri seferber etmeye yönelik operasyonları başlatmasıyla ortaya çıktığını, son zamanlarda bir cinayet ve silahlı saldırı aleti olarak yaygın ve hızlı bir araç haline geldiğini ve düzensiz yağma operasyonları veya büyük örgütlü saldırıların yanı sıra son Belil olayları ve bölgenin başka noktalarında önemli bir rol oynadığını ifade etti.
Hükümetin motorlara el koyup yakmasına ilişkin kararlardan en çok şehir içindeki sıradan vatandaşlar zarar görürken motorlar aracılığıyla suç işleyip temel bir tehlike kaynağı oluşturan motorlu milisler, bu önlemlerin dışında kalıyor. Rical’e göre hala varlığını sürdürmesi ve bu yolla yakılmış toprak siyasetini sürdürmesi de bunun kanıtı.  
BM’ye göre, Sudan’ın batısındaki Darfur’da 2003’ten bu yana silahlı hareketler ile devrik Devlet Başkanı Ömer el-Beşir hükümeti arasındaki mücadele ve savaş yıllarının ardından, yaklaşık on beş yıldır süren silahlı çatışma 300 bin kişinin ölümüne ve yaklaşık 3 milyon 200 bin kişinin yerinden edilmesine neden oldu. Yerinden edilmişlerin çoğu, çatışma kurbanı olan kadın, çocuk ve yaşlı masum sivillerden oluşuyor ve bu kişiler, 155’i yerinden edilmişler ve 20’si mülteciler için olmak üzere 175 kampta yaşıyor.  



ABD arabuluculuğuyla İsveç'te esir takası görüşmeleri yapılıyor

Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)
Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)
TT

ABD arabuluculuğuyla İsveç'te esir takası görüşmeleri yapılıyor

Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)
Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)

Suriye kaynakları Şarku’l Avsat'a, ABD arabuluculuğuyla Suriye'nin güneyindeki Süveyda vilayetinde bir esir takası konusunda görüşmelerin devam ettiğini doğruladı.

İl yönetiminin medya ilişkileri direktörü Kuteyba Azzam, Suriye hükümeti ile Şeyh el-Akl ve Hikmet el-Hicri'ye bağlı "Ulusal Muhafız Kuvvetleri" arasında, esir takası anlaşmasına varılması amacıyla görüşmelerin yapıldığını belirtti.

Medyada yer alan haberlere göre ABD elçisi Tom Barrack'ın ofisi, 2025 yazındaki olaylardan bu yana Şam kırsalında gözaltında tutulan Süveyda'dan 61 sivilin serbest bırakılması karşılığında, Savunma ve İçişleri Bakanlıklarından "Ulusal Muhafızlar" tarafından Süveyda'da tutulan 30 mahkumun teslim edilmesini içeren anlaşmanın sonuçlandırılması için her iki taraftan da onay aldı.

Süveyda Valisi Mustafa Bakur, geçen ay Suriye hükümetinin bu sivilleri aşiret güçlerinden teslim aldığını ve takas ayarlamak üzere gözaltına aldığını duyurdu.

Geçtiğimiz temmuz ayındaki olaylardan dolayı gözaltına alınanların serbest bırakılması, geçen eylül ayında Şam'dan Amerikan ve Ürdün'ün desteğiyle açıklanan "yol haritasının" maddelerinden biridir.


Filistin Sağlık Bakanlığı: İsrailli bir yerleşimci Batı Şeria’da ABD vatandaşı Filistinli genci öldürdü

İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)
TT

Filistin Sağlık Bakanlığı: İsrailli bir yerleşimci Batı Şeria’da ABD vatandaşı Filistinli genci öldürdü

İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)

Filistin Sağlık Bakanlığı, 19 yaşındaki ABD vatandaşı Filistinli Nasrallah Muhammed Cemal Ebu Siyam’ın, çarşamba gecesi Batı Şeria’da bir İsrailli yerleşimcinin açtığı ateş sonucu ağır yaralandıktan sonra hayatını kaybettiğini açıkladı.

Bakanlık, Ebu Siyam’ın çarşamba günü işgal altındaki Batı Şeria’da, Ramallah yakınlarında bulunan Mihmas köyünde vurulduğunu bildirdi.

Reuters’a konuşan ABD Büyükelçiliği’nden bir yetkili ise şiddeti kınayarak, “ABD Dışişleri Bakanlığı için yurt dışındaki Amerikan vatandaşlarının güvenliği ve emniyetinden daha yüksek bir öncelik yoktur” ifadesini kullandı.

rgtbrgt
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları, cenaze töreninde gözyaşlarına boğuldu. (AFP)

İsrail güvenlik güçlerinin olası misillemesinden çekindiği için isminin açıklanmasını istemeyen Ebu Siyam’ın bir yakını, yerleşimcilerin köye koyun çalmak amacıyla baskın düzenlediğini öne sürdü.

Aralarında Ebu Siyam’ın da bulunduğu köylülerin hırsızlığı engellemeye çalıştığını, bunun üzerine yerleşimcilerin ateş açtığını ve Ebu Siyam ile birlikte bazı kişilerin yaralandığını söyledi.

Filistin resmi haber ajansı WAFA ise saldırılarda 5 kişinin yaralandığını, bunlardan 3’ünün -Ebu Siyam dahil- kurşunla yaralandığını bildirdi. Ajans, diğer yaralılara ilişkin ayrıntı paylaşmadı. Reuters’ın olayla ilgili yorum talebine İsrail ordusu tarafından henüz yanıt verilmedi.

dcfgt
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları, cenaze töreninin ardından yas tutuyor. (Reuters)

Gazze Şeridi’nde Ekim 2023’te başlayan savaşın ardından Batı Şeria’da İsrailli yerleşimcilerin Filistinlilere yönelik şiddet eylemleri belirgin biçimde arttı. Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre, 2026 yılında yerleşimci saldırıları nedeniyle yaklaşık 700 kişi yerinden edildi.

Uluslararası kuruluş, 2026’da Batı Şeria’da 9 Filistinlinin öldürüldüğünü, 2025 yılında ise bu sayının 240’ı aştığını bildirdi. Verilere göre 2025 yılında Batı Şeria’da iki İsrailli öldü.

İsrail, yerleşimci şiddetiyle ilgili nadiren iddianame düzenliyor. İsrailli izleme kuruluşu Yesh Din, 2025 yılı sonunda yaptığı açıklamada, 7 Ekim 2023’ten bu yana belgeledikleri yüzlerce yerleşimci şiddeti vakasının yalnızca yüzde 2’sinde dava açıldığını duyurdu.

Son iki yılda Batı Şeria’da, aralarında aktivist Ayşenur Ezgi Eygi’nin de bulunduğu bazı ABD vatandaşları, İsrail güçleri ya da yerleşimciler tarafından öldürüldü.


Tunuslu bir milletvekili, Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırıldı

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
TT

Tunuslu bir milletvekili, Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırıldı

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)

Yerel medyaya göre Tunus'ta bir mahkeme dün Milletvekili Ahmed Seydani'yi, ülkenin son sel felaketinin ardından sosyal medyada Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırdı.

Seydani, bu ayın başlarında, Tunus'un çeşitli bölgelerinde altyapıya zarar veren sellere neden olan olağanüstü yağışların ardından Saïd'in iki bakanla yaptığı görüşmeyle ilgili Facebook'ta yaptığı, "Cumhurbaşkanı, yetki alanını resmi olarak yollara ve su borularına genişletmeye karar verdi. Görünüşe göre yeni unvanı Sanitasyon ve Yağmur Suyu Drenajı Başkomutanı olacak” yorumu nedeniyle tutuklandı.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Seydani'nin avukatı Husameddin Bin Atya ajansa yaptığı açıklamada, müvekkilinin Telekomünikasyon Kanunu'nun 86. maddesi uyarınca yargılandığını ve bu maddenin “Kamu iletişim ağları aracılığıyla kasıtlı olarak başkalarına zarar veren veya huzurunu bozan herkesi” bir ila iki yıl hapis ve 100 ila 1.000 dinar (yaklaşık 300 avro) para cezası öngördüğünü söyledi.

Tunus'ta geçen ay 70 yıldan fazla süredir görülen en şiddetli yağışların ardından en az beş kişi hayatını kaybetti, birçok kişi ise hala kayıp durumunda.