Afganistan Dışişleri Bakanı Muhammed Hanif Atmer, Şarku’l Avsat’a konuştu: ‘Ateşkes anlaşması, Taliban’ı şiddetten temize çıkarır’

Afganistan Dışişleri Bakanı Muhammed Hanif Atmer, Şarku’l Avsat’a özel açıklamalarda bulundu. (Kameraman: Beşir Salih)
Afganistan Dışişleri Bakanı Muhammed Hanif Atmer, Şarku’l Avsat’a özel açıklamalarda bulundu. (Kameraman: Beşir Salih)
TT

Afganistan Dışişleri Bakanı Muhammed Hanif Atmer, Şarku’l Avsat’a konuştu: ‘Ateşkes anlaşması, Taliban’ı şiddetten temize çıkarır’

Afganistan Dışişleri Bakanı Muhammed Hanif Atmer, Şarku’l Avsat’a özel açıklamalarda bulundu. (Kameraman: Beşir Salih)
Afganistan Dışişleri Bakanı Muhammed Hanif Atmer, Şarku’l Avsat’a özel açıklamalarda bulundu. (Kameraman: Beşir Salih)

Afganistan Dışişleri Bakanı Muhammed Hanif Atmer, ülkesindeki barış sürecini ilerletmede Suudi Arabistan’ın rolünün önemine dikkat çekti. Hanif, Suudi Arabistanlı mevkidaşı Prens Faysal bin Farhan ile yaptığı görüşmede, Afganistan’ın barış sürecini gerçekleştirme ve çatışmayı durdurma rolünü üstlenmesi için Suudi Arabistan’ın ağırlığını koymasını istediğini dile getirdi.
Hanif, Şarku’l Avsat’a verdiği röportajda, ülkesindeki hükümetin Taliban Hareketi konusundaki  tüm görevlerini üstlendiğini belirterek Hareket’e iyi niyetini kanıtlamak için yükümlülüklerine uyma çağrısı yaptı. Doha müzakerelerinin Taliban ile uzlaşı için iyi bir başlangıç  olduğunu vurguladı. Muhammed Hanif Atmer açıklamasında “Ancak bu müzakereler yeterli değil. Uluslararası ve bölgesel katılım gerektirmektedir” ifadesini kullandı.
Dünya İslam Birliği’nin ülkesinde istikrarın desteklenmesi konusunda oynadığı rolün de büyük bir ağırlığının bulunduğunu belirten Afgan Bakan, bölgesel çatışmaların bir parçası olmak istemediklerini söyledi. Yeni ABD yönetimiyle ilgili iyimserliğini dile getirdi. Atmer, iki ülke açısından ortak öneme sahip güvenlik meselesinin uluslararası istikrarı desteklemek için önemli olduğunu vurguladı.
Afganistan Dışişleri Bakanı Muhammed Hanif Atmer, Şarku’l Avsat’ın Afganistan, bölgesel ve uluslararası alana ilişkin sorularını yanıtladı.

Suudi Arabistan’a yönelik mevcut ziyaretinizin ve yetkililerle gerçekleştirdiğini görüşmelerinizin en belirgin sonuçları neler oldu?
“Bu ziyaret sırasında uluslararası kuruluşların yanı sıra çok sayıda yetkili ve bakanla görüştüm. Genel olarak görüşmeler, oldukça verimli geçti. Ayrıca görüşmede ilişkilerimizin çeşitli boyutlarda gelişimine, bu tür bir ziyaretin neden önemli olduğuna, Suudi Arabistan’ın statüsünün olumlu ve beklenen sonuçlarına ve ayrıca bizim için olan önemine değindik. Suudi Arabistan, Afganistan’da bizim açımızdan büyük bir konuma sahip. Bize güveniyor ve bizi destekliyor. Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz ve Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın gösterdiği özel ilgiye ve ülkemizle ilişkilerini güçlendirme arzusuna minnettarız. Toplantılar, siyasi ve güvenlik iş birliğimiz ve ekonomik ilişkilerimiz de dahil olmak üzere temel olarak ikili iş birliğimizi çeşitli yönlerden güçlendirmeye odaklandı. Diyaloglar iki ülke ve halkın geleceği açısından oldukça verimli ve yapıcı geçti.

Görüşmelerinizde Afgan hükümetinin Taliban ile yürüttüğü uzlaşı sürecine de değindiniz mi?
“Elbette. Bunu istiyordum ve Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Farhan ile görüşmemde uzlaşı meselesine de değindim. Dünya İslam Birliği Genel Sekreteri Dr. Muhammed el-İsa ile yaptığım diğer görüşmemde de Prens Faysal bin Farhan ile görüşmemde de ana odak noktamız barış süreciydi. Çünkü Suudi Arabistan’ın bölgesel ve uluslararası düzey ve İslam dünyası açısından statüsüne ve önemine şüphesiz şekilde inanıyoruz.”

Suudi Arabistan’ın Afganistan’ı destekleme çabalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Kuşkusuz bu çabalar büyüktür. Afganistan’da ve İslam dünyasında Suudi Arabistan’a saygı duyuluyor. Yapıcı rolünden ve özellikle de bu süreçte iki ülkenin ortak çıkarları olduğu göz önüne alındığında Suudi liderliğinin çok önemli olan barış sürecinde bu rolü ileriye götürme arzusundan eminiz. Çünkü terörizmin bölgeden uzaklaştırılmasına da katkı sağlayacaktır.

Joe Biden liderliğindeki yeni ABD yönetiminden beklentiler nelerdir?
“ABD ve Afganistan’ın özellikle de güvenliğin sağlanmasında ortak çıkarları bulunuyor. Bu ortak çıkarlar temelinde, ‘başta NATO’daki Avrupalı ve Suudi Arabistan’ın başını çektiği diğer bölgesel ortaklar olmak üzere diğer ülkelerle, ayrıca ABD ile yaklaşık 19 yıldır aynı çıkarlara ve anlaşmalara dayalı olarak’, Afganistan’da Stratejik İşbirliği Anlaşması ve ikili güvenlik anlaşması gibi her iki taraf için bağlayıcı olan anlaşmalar imzalandı. ABD ile yapıcı bir ilişki kurmayı sabırsızlıkla bekliyoruz. ABD Başkanı Joe Biden’ın başta koronavirüs salgını olmak üzere iç meselelerle meşgul olacağını biliyoruz. Ancak yeni yönetimden üst düzey yetkililerin açıklamaları bizim için cesaret verici. Çünkü ABD ile iş birliğimizi daha da geliştirmek istiyoruz.”

Afganistan sahasında terörist liderler var. Ülkenizdeki teröristlerle mücadelede nasıl bir rol oynuyorsunuz? Diğer ülkelerle iş birliğinizin kapsamı nedir?
“Dünyanın dört bir yanındaki bir dizi terör örgütü, Afganistan'ı diğer ülkelere saldırmak için bir kale haline getirmeye çalışıyor. Bunu 11 Eylül öncesinde yaptılar. Taliban’ın devrilmesinden sonraki düşünceleri, İslam dünyasının başka yerlerinde ve aynı şekilde uluslararası düzeyde siyasi terörist gündemlerini sürdürebilmeleri için Afganistan’daki varlıklarını yeniden inşa etmekti. Son 19 yıldır böyle bir varlık inşa etmelerine izin vermemek için çok mücadele ediyoruz.”

Afganistan’da terörist gruplarla mücadele konusunda mevcut duruma ilişkin bilgi verebilir misiniz?
“Şu anda mücadele ettiğimiz ve oluşmalarına izin vermediğimiz 20’den fazla uluslararası ve bölgesel terör grubu var. Buna El-Kaide, TTB, DEAŞ ve diğer terör örgütleri de dahil. Dolayısıyla bu teröristlerle mücadelede iş birliğimiz çok yönlü oldu.”

Doha müzakerelerinin Taliban ile 40 yıllık savaşı sonlandırmak için bir fırsat olmasını bekliyor musunuz?
“Müzakerelerin kapısını açmak önemli bir girişimdi. Şu an ikinci tur müzakereler yürütülüyor. Ancak bu müzakerelerin bölgesel ve uluslararası düzeyde desteklenmesini umuyoruz. Çünkü müzakereler tek başına yeterli olmuyor ve istenen hedeflere ulaşmak zor olacak. Ancak güçlü bir uluslararası destek ve güvence varsa belirtilen hedefe ulaşacağımızı umuyoruz.”

Taliban’ın aranızdaki anlaşmalara olan bağlılığının boyutu nedir?
“Taliban, ABD ile yaptığı anlaşmada bir dizi taahhütte bulundu. İlk taahhütleri, dış ilişkiler dahil uluslararası terörizmle bağları koparmak, ikincisi ateşkes ve şiddetin azaltılması ve üçüncüsü de Afganistan ile siyasi bir anlaşmaya varmaktı. Diğer yandan Afganistan hükümeti, yükümlülüklerini çoktan yerine getirdi. Tutuklularından beş bininin serbest bırakılmasını istediler. Bu isteği yerine getirdik ve 6 binden fazla esiri serbest bıraktık. Taliban’ın bizden istediği tüm taahhütleri yerine getirdik. Üzerimize düşen her şeyi yaptık. Şimdi Taliban, Afgan halkına ve uluslararası topluma, verdikleri vaatleri ve imzaladıkları taahhütleri yerine getirdiğini kanıtlamalıdır.”

Ülkeyi şiddeti azaltmaya ve insanların taleplerini gerçekleştirmeye yöneltmek için Taliban ile anlaşmaya varılmış net bir mekanizma var mı?
“Henüz bir uzlaşı programı üzerinde anlaşmaya varılmadı. Ancak tek anlaşma Taliban ile ABD arasındadır. Taliban taahhütlerde bulundu. Bu nedenle müzakerelerin, Taliban ile Afganistan arasında siyasi bir anlaşmaya olanak tanımasını umuyoruz. Bu siyasi anlaşma, ekonomik yardımın siyasi entegrasyonu ve mültecilerin ve yakın zamanda Afganistan’a dönenlerin yeniden entegrasyonu için barışa yönelik düzenlemelere açıklık getirecek.”

Kabil, geçtiğimiz günlerde çok sayıda patlamaya ve suikasta tanık oldu. ABD güçlerinin sayısının azaltılmasının bu olayları etkilemesini bekliyor musunuz?
“Bu durum, ABD güçlerinin bir kısmının geri çekilmesi nedeniyle kuvvetlerin azalmasıyla ilgili değil. Bu, Taliban’ın şiddeti azaltması şartına bağlı. Yine de ABD güçlerinin sayısının azaltılmasıyla Taliban’ın da şiddeti durdurmadaki rolünü oynaması bekleniyordu. Ancak Taliban bunu yapmadı. Aksine herhangi bir şiddet olayı meydana geldiğinde bu eylemi reddetti ve başkalarını suçladı. Bu noktada şunu soruyoruz; Fail siz değilseniz neden ateşkesi kabul etmiyorsunuz? Bizim açımızdan gerçek şu ki ateşkes anlaşması, Taliban’ın şiddet istemediğinin ve ülkedeki mevcut şiddet düzeyinden sorumlu olmadığının en iyi kanıtı olacaktır.”

Afganistan meseleleriyle ilgili bazı kesimlerin görüşlerini ve İran destekli Fatimiyyun Tugayı’ndan bir dizi askerin Afganistan’a geri gönderilmesiyle ilgili endişeleri nasıl değerlendirirsiniz?
“Aynı yönelimlerle geri dönüşlerinin Afganistan’daki istikrarı kesinlikle bozacağı ve aynı şeyleri yapacağı hususunda hiç şüphe yok. Afganistan anayasası ve yasaları, Afganların ülkenin sancağı dışında herhangi bir sancak altında savaşmasına izin vermiyor. Bölgedeki tüm ortaklarımızı Afganistan’daki barış sürecine yardım etmeye çağırdık. Bölgesel çatışmaların veya diğer ülkelerin sorunlarının bir parçası olmak istemiyoruz. Birçok zorlukla karşı karşıyayız. Bu nedenle Afganlara, barışa ulaşmaları ve çatışmalara çekilmemeleri için yardım edilmesi gerektiğine inanıyoruz. Bir fikir birliğinin ortaya çıkmasından ve İran’ın Afganistan’daki barış sürecine yardımcı olmasından dolayı mutluyum.”

Tahran’ın bir dizi Taliban unsuruna ev sahipliği yapması hakkındaki yorumunuz nedir? Bu durum Afganistan’daki barış sürecini etkiliyor mu?
“İran’dan, Pakistan’dan ve Taliban ile ilişkisi olan diğer tüm ülkelerden, bu ilişkiyi ülkemizdeki istikrarı desteklemek ve barışı teşvik etmek için kullanmalarını istedik. Umuyorum ki barış sürecini destekleme hususunda durum bu şekilde olur. Şüphe yok ki bu olmadan işler daha da zorlaşacak.”

Afgan mülteciler ve ülkedeki vatandaşlar için üstlenilen roller nedir?
“Kardeşlerimizin ve bazı Afganların yardımıyla Pakistan’daki ve İran’daki mülteciler için birtakım faaliyetler yürütüyoruz. Mültecilerin geri dönüşü belki sorun olabilir. Onların yardım alabilmeleri ve toplumlarına tam anlamıyla yeniden entegre olabilmeleri için kademeli bir yeniden bütünleştirme programıyla ülkemize dönmelerini çok istiyoruz. Aynı şekilde eğitim burslarıyla ilgili bir projemiz var. 22 Ocak’ta Suudi Arabistan Eğitim Bakanı Dr. Hamas Al Şeyh ile görüştüm ve bize Afganistan için eğitim burslarında artırım teklif etti. Özellikle de Suudi Arabistan iyi noktalara ulaşan eğitim bursları sağlayıcılarından biri olduğu için Afgan halkı açısından oldukça iyi bir haber olan bu teklifi memnuniyetle karşıladım.”



Yeni hukukun üstünlüğü raporu: Yalnızca bir AB üyesi ilerleme gösteriyor

Pazartesi yayımlanan raporda AB de eleştirildi (Reuters)
Pazartesi yayımlanan raporda AB de eleştirildi (Reuters)
TT

Yeni hukukun üstünlüğü raporu: Yalnızca bir AB üyesi ilerleme gösteriyor

Pazartesi yayımlanan raporda AB de eleştirildi (Reuters)
Pazartesi yayımlanan raporda AB de eleştirildi (Reuters)

Avrupa Sivil Özgürlükler Birliği yeni yayımladığı raporda Avrupa Birliği (AB) üyelerinden 5'i, hukukun üstünlüğünü "kasten ve sürekli" yok etmekle suçlandı. 6 ülkede de standartların gerilediği bildirildi. 

22 ülkedeki 40 sivil toplum örgütünden alınan verilere dayandırılan raporda Bulgaristan, Hırvatistan, İtalya, Macaristan ve Slovakya yönetimlerinin hukukun üstünlüğüne bilerek zarar verdiği iddia edildi. 

Özellikle Slovakya'ya dikkat çekilirken Moskova yanlısı hükümetin hukukun üstünlüğüne dair tüm başlıklarda ülkeyi gerilettiği ileri sürüldü. 

Robert Fico yönetiminin sivil toplumun denetim ve denge görevi, medya özgürlüğü, yolsuzlukla mücadele ve adalet üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekildi. 

12 Nisan'da genel seçime gidecek Macaristan'da da 16 yıllık Viktor Orbán iktidarının gerilemede "başlı başına bir kategori" oluşturduğu ifade edildi. 

Budapeşte yönetiminin hiçbir olumlu değişim emaresi göstermediği ve yeni kanunların standartları daha da gerilettiği dile getirildi. 

Hukukun üstünlüğüne dair bazı alanlarda 6 ülkenin gerilemeye girdiği belirtilirken bunların Almanya, Belçika, Danimarka, İsveç, Fransa ve Malta olduğu açıklandı. 

844 sayfalık raporda Çekya, Estonya, İrlanda, İspanya, Hollanda, Litvanya, Polonya, Romanya, Slovenya, Yunanistan'ın hukuk devleti nitelikleri açısından ne uzadığı ne de kısaldığı öne sürüldü. 

Letonya'nınsa bu konuda olumlu yönde adım atan tek devlet olduğu bildirildi. 

Avrupa Sivil Özgürlükler Birliği, AB'nin hukukun üstünlüğünü korumak ve teşvik etmek için yeterli mekanizmalara sahip olmadığını vurguladı. 

Avrupa Komisyonu'nun 2025'te hazırladığı hukukun üstünlüğü raporundaki önerilerin yüzde 93'ünün bir önceki yıllarda da dile getirildiği aktarıldı. 

Independent Türkçe, Guardian, Balkan Insight


İsrail'in kayaklı askerleri Lübnan'a girdi

İsrail'in kayaklı askerleri Lübnan'a girdi
TT

İsrail'in kayaklı askerleri Lübnan'a girdi

İsrail'in kayaklı askerleri Lübnan'a girdi

Pazar sabahı erken saatlerde İsrail birlikleri, Suriye'de kısa süre önce ele geçirdikleri topraklardan güney Lübnan'a kayakla geçti.

Bu, İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) Dağcı Birliği tarafından gerçekleştirilen bu türdeki ilk sınır ötesi operasyon oldu.

İsrail, haftalardır Lübnan'ın güneyindeki Tahran destekli Hizbullah güçleriyle çatışırken, ülkenin doğusundaki ve başkent Beyrut'taki önemli altyapı tesisleriyle sivil yapılara da hava saldırıları düzenliyor.

IDF'in açıklamasına göre, 810. "Dağlar" Bölgesel Tugayı'nın yedek Dağcı Birliği, "karmaşık dağlık arazide faaliyet gösterdi ve Suriye'deki Hermon'dan güney Lübnan'daki Dov Dağı bölgesine karda tırmanarak geçti; bölgeyi taradı, istihbarat topladı ve bölgedeki düşman terör altyapısını tespit etti".

Bu birlikler, Litani Nehri'ne doğru kuzeye ilerleyen, Lübnan'ın güneyinde bir düzineden fazla köyde faaliyet gösteren daha geniş İsrail güçlerine katılıyor.

vfd
26 Mart'ta Lübnan'ın güneyindeki Kfar Roummane köyünü hedef alan İsrail hava saldırısının ardından olay yerine gelen ilk yardım ekipleri (AFP)

IDF'in bölgedeki operasyonel hedefleri daha da netleştikçe, uzun süreli işgal endişeleri artıyor. İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, bölgenin tüm sakinlerinden arındırılacağını ve "temas hattı köylerindeki" evlerin "Gazze'deki Beyt Hanun ve Refah modeline uygun olarak" yıkılacağını duyurdu.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu pazar günü yaptığı açıklamada, "Mevcut güvenlik tampon bölgesini daha da genişletme talimatını az önce verdim. [İsrail'in] kuzeyindeki durumu kökten değiştirmeye kararlıyız" dedi.

Lübnan, İran'ın dini lideri Ayetullah Ali Hameney'in öldürülmesinin ardından Hizbullah'ın İsrail'e füze fırlatmasıyla ABD - İsrail'in Ortadoğu'da süregelen savaşına 2 Mart'ta dahil olmuştu.

O tarihten bu yana Lübnan’da 1200’den fazla kişi öldürüldü ve bir milyon kişi yerinden edildi; bu da ülke nüfusunun beşte birine denk geliyor.

Hafta sonu öldürülenler arasında üç gazeteci ve 10 kurtarma görevlisi de bulunuyor; böylece İsrail ateşiyle öldürülen sağlık çalışanlarının toplam sayısı 52'ye ulaştı.

Hermon Dağı, Suriye - Lübnan sınırında yer alıyor ancak eski başkan Beşar Esad'ın devrilmesinin hemen ardından Aralık 2024'te IDF tarafından ele geçirilmişti.

Bu, İsrail'in Suriye'de daha önce elde ettiği toprak kazanımlarını genişletmişti. Bunlar arasında 1967'de Golan Tepeleri'nin ele geçirilmesi de yer alıyor; İsrail hükümetinin 1981'de resmileştirdiği bu ilhakı sadece Birleşik Devletler tanıyor.

İsrail, Suriye'nin güneyinde en az 9 askeri üs bulunduruyor; bunlardan ikisi Hermon Dağı'nın Suriye tarafında yer alıyor ve bu üslerden topçu birlikleri 35 kilometre uzaklıktaki Şam'ı vurabiliyor. Ayrıca 1974'te kurulan ve BM gözetiminde olan bir tampon bölgede de 7 üs daha bulunuyor.

İsrail ordusu, buradaki varlığının, "düşman güçlerin" kullanabileceği silahları ele geçirmek için gerekli olduğunu iddia ediyor.

Independent Türkçe


Savaşın gölgesinde 2028 seçimleri: Vance–Rubio rekabetinde Trump kimi destekleyecek?

Donald Trump ile birlikte, Başkan Yardımcısı J. D. Vance ve Dışişleri Bakanı Marco Rubio, 25 Haziran 2025’te Oval Office’te (AP)
Donald Trump ile birlikte, Başkan Yardımcısı J. D. Vance ve Dışişleri Bakanı Marco Rubio, 25 Haziran 2025’te Oval Office’te (AP)
TT

Savaşın gölgesinde 2028 seçimleri: Vance–Rubio rekabetinde Trump kimi destekleyecek?

Donald Trump ile birlikte, Başkan Yardımcısı J. D. Vance ve Dışişleri Bakanı Marco Rubio, 25 Haziran 2025’te Oval Office’te (AP)
Donald Trump ile birlikte, Başkan Yardımcısı J. D. Vance ve Dışişleri Bakanı Marco Rubio, 25 Haziran 2025’te Oval Office’te (AP)

İran savaşı, ABD Başkanı Donald Trump’ın mirasını tehdit ederken, halef adayları arasında öne çıkan iki isim olan Başkan Yardımcısı J.D. Vance ve Dışişleri Bakanı Marco Rubio üzerindeki siyasi bahisler de artıyor.

Her iki isim de geniş çapta Trump sonrası başkanlık yarışında öne çıkan adaylar olarak görülüyor ve savaşın sona erdirilmesine yönelik müzakerelerde ön plana çıkarılmış durumda. Cumhuriyetçi Parti ise şimdiden Trump sonrası dönemi planlamaya başladı. Vance, ABD’nin savaşa katılımına karşı  temkinli bir tutum sergilerken, Rubio Trump ile yakın bir pozisyonda, askeri harekâtın açık bir savunucusu olarak öne çıkıyor.

Trump, her iki ismin de İran’ı nükleer ve füze programlarını tasfiye etmeye ve Hürmüz Boğazı’ndan petrol geçişinin güvenliğini sağlamaya ikna etme çabalarına katıldığını ifade etti. Yaklaşan 2028 başkanlık seçimleri öncesinde Trump, özel görüşmelerde müttefiklerine ve danışmanlarına “J.D. mi, yoksa Marco mu?” sorusunu yöneltti.

2028 için hazırlık

Analistler ve Cumhuriyetçi yetkililere göre, beşinci haftasına giren Amerikan askeri operasyonlarının seyri, her iki adayın 2028 şanslarını belirleyebilir. Savaşın hızlı bir şekilde sona ermesi, “krizlerde sabit bir el” olarak görülen ve aynı zamanda Ulusal Güvenlik Danışmanı görevini yürüten Rubio’nun konumunu güçlendirebilir. Öte yandan çatışmanın uzaması, Vance’a Trump tabanında savaş karşıtı eğilimleri temsil etme alanı sağlayabilir.

vcdvdf
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, 9 Ekim 2025’te Washington, D.C.’daki Oval Office’te Başkan Yardımcısı J. D. Vance’e bir şey fısıldıyor (AP)

Trump’ın kendi konumu da test altında. Reuters/Ipsos tarafından geçen hafta yapılan bir ankete göre yakıt fiyatlarının artışı ve İran savaşına geniş çaplı muhalefet nedeniyle Trump’ın onayı son günlerde %36’ya gerileyerek Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana en düşük seviyeye ulaştı.

Bazı Cumhuriyetçiler, Trump’ın tercih ettiği üst düzey yardımcıları dikkatle izliyor. Bazıları, Trump’ın Rubio’ya eğilim gösterdiğine dair işaretler gözlemliyor, ancak Trump’ın fikrini hızla değiştirebileceği de kabul ediliyor. Beyaz Saray ise, Trump’ın tercih sinyalleri verdiği iddialarını reddediyor. Sözcü Stephen Chung, “Vance ve Rubio hakkındaki medya spekülasyonları bu yönetimi Amerikan halkı için savaşma görevinden alıkoyamaz” dedi.

Rakiplerden olası mirasçılara

41 yaşındaki Vance, eski bir Deniz Piyadesi mensubu olarak Irak’ta görev yaptı ve uzun süredir ABD’nin dış savaşlara müdahalesine karşı çıktı. İran konusundaki kamuoyuna yönelik açıklamaları sınırlı ve ölçülü oldu. Trump ise aralarındaki “felsefi farklılıklar”a dikkat çekti.

Vance, siyasi kariyerinin başında kendisini “Trump karşıtı” olarak tanımlamıştı. 2023’te Wall Street Journal’da yayımlanan bir makalesinde, Trump’ın ilk dönemindeki en iyi dış politikasının savaş başlatmamak olduğunu savunmuştu. Beyaz Saray ise Başkan ile Başkan Yardımcısı arasındaki olası çatışmayı minimize etmeye çalıştı. Vance, bu ayın başında Trump’ın yanında Oval Ofis’te durarak, İran’ın nükleer silaha sahip olmasını engelleme konusunda Başkan’ın politikasını desteklediğini belirtti.

ferfer
J. D. Vance’in İran’a yönelik askeri harekâtı eleştirme konusunda temkinli davrandığı görülüyor (Reuters)

Vance, Başkan’ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve Trump’ın damadı Jared Kushner’in ilerleme kaydetmesi halinde müzakerelerde daha doğrudan bir rol üstlenebilir. Vance’in sözcüsü, “Başkan Trump liderliğinde Amerika’yı daha güvenli ve refah içinde kılmak için etkili bir ekibin parçası olmaktan gurur duyuyoruz” dedi.

Beyaz Saray’daki üst düzey bir yetkili, Trump’ın yardımcılardaki ideolojik farklılıklara, sadık kaldıkları sürece tolerans gösterdiğini belirterek, Vance’in şüpheci tavrının Trump’a tabanının görüşlerini aktarmasına yardımcı olduğunu söyledi.

Vance, Kasım’daki ara seçimler sonrasına kadar 2028 için aday olup olmayacağına karar vermeyi planlıyor. Conservative Political Action Conference (CPAC) katılımcıları arasında yapılan bir ankette, yaklaşık 1 bin 600 kişi arasından yüzde 53 oy alarak Cumhuriyetçi Parti’nin bir sonraki adayı olarak öne çıktı. Rubio ise yüzde 35 ile ikinci sırada yer aldı; geçen yıl sadece yüzde 3 oy almıştı.

54 yaşındaki Rubio, Vance aday olursa kendisinin başkanlığa aday olmayacağını belirtti ve kaynaklara göre Vance’in yanında bir başkan yardımcısı olarak yer almaktan memnuniyet duyacak. Ancak Vance’in herhangi bir zayıflığı, Rubio ve diğer Cumhuriyetçiler için cesaret verici olabilir. Stratejist Ron Bonjean, “Trump uzun hafızalıdır; Vance’in sadakat eksikliğini hatırlayabilir. MAGA tabanında Trump hâlâ popülerse, bu Vance için olumsuz olabilir” dedi.

dsgfr
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Perşembe günü White House’ta düzenlenen toplantıda Başkan Donald Trump ile birlikte (EPA)

Trump, Vance ve Rubio’nun birlikte aday olmasını önerdi; bunun olası rakipler için kazanmayı zorlaştıracağını düşündü. Rubio’nun 2016’daki başkanlık hedefleri Trump ile sert bir karşılaşma sonrası engellenmişti, ancak sonrasında ilişkileri düzeldi. Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Tommy Beigot, Rubio’nun Trump ekibiyle hem profesyonel hem de kişisel olarak mükemmel bir ilişkiye sahip olduğunu belirtti.

Rubio ve Beyaz Saray, bazı açıklamalarının muhafazakar Trump destekçilerini öfkelendirmesi sonrası durumu kontrol altına almak zorunda kaldı. Rubio, savaşta ABD’nin İsrail’in yönlendirmesiyle hareket ettiği izlenimi vermişti, ancak Trump sonrasında Rubio’nun askeri harekâta verdiği desteği övdü. Rubio’nun uzun süren bir savaşın siyasi geleceğini etkileyeceği konusunda endişelenip endişelenmediği sorulduğunda, “Buna tek bir saniye bile düşünmedim” yanıtını verdi.

Belirgin Farklılıklar

CPAC yöneticisi Matt Schlapp, İran’a karşı yürütülen kampanyanın ABD iç siyasetinde önemli sonuçlar doğuracağını belirterek, “Bu savaş hedeflerini başarıyla gerçekleştirirse, insanlar siyasi olarak ödüllendirilecektir. Aksi takdirde maliyeti yüksek olacaktır” dedi.

Anketler, İran politikasının ABD iç siyasetinde keskin bir kutuplaşma yarattığını ortaya koyuyor. Reuters/Ipsos verilerine göre Cumhuriyetçi tabanın yüzde 75’i askeri operasyonları desteklerken, Demokrat seçmenlerde destek oranı yalnızca yüzde 6’da kalıyor. Bağımsızlar ise yüzde 24 ile iki blok arasında sınırlı bir destek sergiliyor.

ugt
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, 27 Mart’ta Paris yakınlarında düzenlenen toplantı mekânına varırken (Reuters)

Geçen Perşembe televizyonda yayımlanan bir hükümet toplantısında, Rubio ve Vance’ın yaklaşım farkları öne çıktı. Rubio, Trump’ın İran’a yönelik saldırısını güçlü biçimde savunarak, Başkan’ın böylesi bir tehdidi görmezden gelemeyeceğini söyledi. Vance ise daha temkinli bir tutum sergileyerek, İran’ın nükleer silaha sahip olmasını engelleme seçeneklerine odaklandı. Askeri personele seslenirken, “Sizlerin yanındayız ve her adımda desteğimiz devam ediyor” ifadelerini kullandı.