​Pompeo’dan İran'ın tehditlerine karşı Varşova Konferansı’ndan çağrı

Varşova'da gerçekleştirilen Ortadoğu konferansından bir kare (AP)
Varşova'da gerçekleştirilen Ortadoğu konferansından bir kare (AP)
TT

​Pompeo’dan İran'ın tehditlerine karşı Varşova Konferansı’ndan çağrı

Varşova'da gerçekleştirilen Ortadoğu konferansından bir kare (AP)
Varşova'da gerçekleştirilen Ortadoğu konferansından bir kare (AP)

Ortadoğu'da Barış ve Güvenliğin Geleceğini Destekleme Konferansı dün sona erdi.
ABD ve Polonya, konferans sonrasında yayınlanan sonuç bildirgesinde, Ortadoğu’da istikrarın sağlanması için böyle bir konferansın gerçekleştirilmesinin gerekliliğine dikkat çekerken, ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, İran'ın tehditleri konusunda küresel bir anlaşmaya varılması için işbirliği yapılması çağrısında bulundu ve bu tehditlerin Ortadoğu ile sınırlı kalmayacağını, bilakis Avrupa’ya ve Batı’ya da yöneleceğini söyledi. Polonya Dışişleri Bakanı Jacek Czaputowicz ise yaptığı konuşmada, İran'ın Suriye'ye müdahalelerinin bölgeyi olumsuz etkilediğini söyledi.
“İran, Hizbullah ve terörizm Ortadoğu için büyük bir tehdit oluşturuyor”
Varşova Konferansı’nın krizlerin üstesinden gelinmesi için gerçekleştirildiğini dile getiren Pompeo, “İran, Hizbullah ve terörizmin yayılması Ortadoğu için büyük bir tehdit oluşturuyor. Ortadoğu'daki barış çalışmalarına devam edeceğiz. Daha fazla yaptırım ve daha fazla baskı istiyoruz. Böylece İran'daki diktatörlerin devamlılığının önüne geçebiliriz” açıklamasında bulundu. Ayrıca bölgedeki İran saldırganlığının gerçek bir tehlike olduğuna dikkat çeken Pompeo, “Konferansta İran’ı savunan hiçbir ülke yok. İran’ın bölgeyi istikrarsızlaştıran rolü konusunda hepimiz hemfikiriz” dedi. Pompeo, İran rolüne atıfta bulunmadan bölgedeki sorunlardan bahsetmenin zor olduğuna dikkat çekerek, İran’ın tehditleri konusunda küresel bir anlaşmaya varmak için işbirliğine ihtiyaç duyulduğunu ve Washington’un İran'a daha fazla yaptırım uygulama konusunda haklı olduğunu söyledi.
Öte yandan Polonya Dışişleri Bakanı Jacek Czaputowicz, Ortadoğu'daki sorunların karmaşık olduğuna ve Avrupa Birliği’nin (AB) tek başına bunların üstesinden gelmek için yeterli güce sahip olmadığına dikkat çekerek, “İran'ın olumsuz bir etkisi var. Tartışmalarımızda bunu göz ardı etmedik” dedi.
Konferansa yaklaşık 60 ülke katıldı, fakat katılımın Avrupa ayağı düşüktü. ABD yetkilileri, İran'ın eylemlerini tehdit olarak gören Arap devletleri ve İsrail gibi farklı tarafların bölgede bulunmasının önemini vurguladılar.
Pence’den Avrupa ülkelerine suçlama
Konferansın oturum aralarında açıklamalarda bulunan ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence, İran dosyasıyla ilgili olarak Amerikan ve Avrupa tarafları arasındaki farklara ışık tuttu. ABD yetkilisi, Avrupalıları, ‘İran rejimine yönelik yaptırımları, mali işlemler için bir mekanizma kurarak atlatmaya çalışmakla’ suçladı. Bu davranışların hoş olmadığına dikkat çeken Pence, bu davranışların taraflar arasındaki ilişkilerde birtakım sonuçları olabileceğini söyledi.
ABD Başkan Yardımcısı Pence, konuşmasının devamında, Trump'ın iki yıl önce başkanlık koltuğuna oturmasında sonra ilk dış ziyaretini Suudi Arabistan’a gerçekleştirdiğine ve Arap-İslam-Amerikan Zirvesi’ne katıldığına atıfta bulunarak, barışın sağlanması için konferansa katılan bütün ülkeler ile çalışmaya hazır olduklarını belirtti.
Katılımcıların bölge için daha iyi bir gelecek inşa edilmesi hakkında konuştuğunu kaydeden Pence, “Şu anda toplantılar yapılıyor. Çünkü radikal İslami terörizm gibi ortak bir sorunla karşı karşıyayız. Terörizm yalnızca Amerika'ya değil bölgedeki tüm ülkelere yönelik bir tehdit oluşturuyor. Başkan Trump yönetimi, bu radikal tehdide karşı koyma konusunda adımlar attı ve DEAŞ örgütü ile kendini gösteren bu tehdidin ortadan kaldırılması hususunda esas katkılarda bulundu. ABD, kendi vatandaşlarının güvenliğini önceliyor. Fakat Amerika’nın öncelenmesi, yalnız Amerika demek değildir. Washington, aşırılıkçılığa karşı uluslararası bir koalisyon oluşturmak için çalışıyor.”
Başbakan Netanyahu'nun geçen yılın sonunda Umman'ı ziyareti ve Papa Franciscus'un bu yıl BAE'ye yaptığı ziyaret gibi bölgedeki ‘değişim rüzgarlarına’ değinen Pence, “Bu tarihi konferans yeni bir dönemin başladığının kanıtıdır” diyerek sözlerini şöyle sürdürdü:
“DEAŞ hilafeti kısa bir süre sonra sona erecek ve Trump’ın açıklamasına göre yakın zamanda bölgedeki ABD birlikleri geri çekilecek. Bu, taktiklerdeki bir değişikliktir, görevde değil. Toprakları DEAŞ’ın elinden geri almamız yeterli değil. Ortaklarımızla çalışmaya hazırız. DEAŞ katıntıları her nerede olursa olsun takip edeceğiz.”
ABD'nin Suriye'deki yeni bir kimyasal saldırıya yanıt verme konusundaki kararlılığını dile getiren Pence, ülkesinin İngiltere ve Fransa ile birlikte, Devlet Başkanı Beşşar Esed rejiminin gerçekleştirdiği kimyasal bir saldırıya yanıt verdiğini hatırlatarak, rejim tarafından gerçekleştirilecek benzer bir saldırıya aynı şekilde yanıt vermeye hazır olduklarını söyledi.
“Tahran rejimi terörizmi desteklemeye devam ediyor”
Sonra, İran rejiminin bölgenin geleceği ve Ortadoğu’daki barış ve istikrar için en büyük tehdit olduğunu dile getirerek İran hakkında konuşmaya başlayan Pence, “Tahran rejimi terörizmi desteklemeye devam ediyor, Suriye ve Yemen'e müdahale ediyor, Hizbullah'ı destekliyor ve Amerikalı rehineleri elinde tutuyor” dedi. İran’ı Ortadoğu’daki etkisini genişletmek için Irak ve Suriye’de birer koridor açmakla itham eden Pence, savaşçıları ile Esed rejiminin düşmesini engellemeye çalıştığını ve Lübnan Hizbullahı’na roketler gönderdiğini söyledi.
Pence, 1979 yılında Şah’ın devrilmesinin ardından geçen 40 yıl boyunca başarısızlık ve terörün İran’da hüküm sürdüğünü dile getirerek, yapılan nükleer anlaşmanın İran’ı caydırmadığını, bilakis bölgedeki müdahalelerini daha da arttırdığını söyledi. Başkan Trump’ın nükleer anlaşmadan çekildiğini, İran rejimine yaptırımlar uyguladığını ve İran'ın eylemlerine itiraz eden diğer ülkelerin de bu yaptırımları desteklediğini dile getiren Pence, “Maalesef, en yakın Avrupalı arkadaşlarımızdan bazıları bu yaptırımları ihlal etti ve onları atlatmaya çalıştı. Fransa, İngiltere ve Almanya kurdukları finansal işlemler mekanizması ile bu yaptırımların üstesinden gelmeye çalıştılar. Bu hamle, ABD ile Avrupa’nın aralarının açılmasına sebep olacaktır” dedi.
“Avrupalıların bizlerin ve İran halkının yanında olma zamanı geldi”
İran'ın teknik olarak uygulayıp uygulamamasının değil, nükleer anlaşmanın kendisinin bir sorun olduğunu dile getiren Pence, “Avrupalıların bizlerin ve İran halkının yanında olma zamanı geldi. Artık anlaşmadan çekilmeliler. Bu fırsatı görmezden gelemeyiz” dedi.
Ortadoğu’daki barış süreci hakkında konuşan Pence, “Başkan Trump, üç İbrahimî din olan Yahudilik, Hristiyanlık ve İslam'ın tabilerinin barış içinde birlikte yaşamalarını istiyor” ifadesini kullandı.
Öte yandan Varşova Konferansı’na katılan Suudi Arabistan’ın Washington Büyükelçisi Prens Halid bin Selman, önceki gün Twitter hesabı üzerinden yapmış olduğu paylaşımlarda, “Molla rejimi 40 yıl önce iktidarı ele geçirdi. İran halkının yaşam standartları bu süre içerisinde ciddi bir düşüne tanık oldu. Bu rejim, bölgedeki terörizm, radikalizm, mezhepçilik ve istikrarsızlığı desteklemek için halkının parasını israf etmeye devam ediyor. Dost İran halkı, bölgede bölücülük ve terör fitnelerini yaymak için servetini ve parasını israf etmek yerine halkına özen gösteren bir yönetimi hak ediyor. İran rejimi halen Arapları dize getirmeye çalışmak gibi asla gerçekleşmeyecek bir yanılsama içinde. Ayrımcı söylemleri kendisini açığa çıkarıyor, Bu rejimin boş hayalleri 40 yıl sonra artık kimseyi kandıramıyor” açıklamasında bulundu.
İran rejiminin yayılımcı hayallerine hâlâ bağlı olduğuna dikkat çeken Prens Halid bin Selman, “İran rejiminin lideri, devrimlerinin 40’ıncı yıl dönümü konuşmasında Basra Körfezi'ndeki Arap topraklarının kendi topraklarının bir parçası olduğunu iddia ederek, bu bölgeyi güney İran olarak adlandırdı. Böylece yayılımcı niyetlerini ortaya koydu” ifadelerini kulandı.
Konferansın açılışı
Polonya Dışişleri Bakanı Jacek Czaputowicz, sabah saatlerinde kullandığı şu ifadeler ile konferansın açılışını yaptı;

“Bölgedeki barış ve güvenlik sorununa yeni bir ivme kazandırmanın zamanı geldi. Mülteci krizleri, ekonomik krizler ve bazı durumlarda devlet kurulması gibi krizlerin bölgede olumsuz etkiler oldu. Ortadoğu’nun istikrarını güvence altına almak, devam eden krizlere son vermek, kültürlerarası birliği teşvik etmek ve kapsayıcı toplumlar inşa etmek gibi durumlar, büyük zorluklar ile karşı karşıya. Uluslararası toplumun istikrarı ve sürdürülebilir barışı korumak için bu çabaları aktif olarak desteklemesi önemlidir.”
Czaputowicz açılış konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Ortadoğu'daki çatışmaların birçok kaynağı var. Bunlardan bazıları, bazı liderlerin her ne pahasına olursa olsun gücü ellerinde tutmak istemesi, dini köktencilik ve hoşgörüsüzlüktür. Ayrıca güç dengesizlikleri, coğrafi ayrılıklar veya dış kuvvetlerin müdahalesi de çatışmaya sebep olan unsurlar arasında yer alabilir. ABD ve AB’nin İran’ın bölgede oynayacağı rol konusunda paylaştıkları bir inançları var. Ancak İran'ın nükleer programının olası sonuçları ve bu ülkenin bölgede oynadığı istikrarsızlaştırıcı rolü konusunda endişeliyiz. İran'ın tahammül edilemez davranışlarını şiddetle kınıyoruz. Aramızda araçlar bakımından farklılıklar olabilir. AB, İran'ın nükleer programının barışçıl doğasını korumanın, bir ortak eylem planını gerektirdiğine inanıyor. ABD bu anlaşmadan çekildi ve İran’a yaptırımlar uyguladı. Bugün Ortadoğu’nun karşılaştığı zorlukları hatırlatan bölge temsilcilerini dinleme fırsatına sahibiz.”
Konferans dahilinde gerçekleştirilecek görüşmelerde herhangi bir ülkenin veya konunun görüşmelerin seyrine hakim olmayacağını dile getiren ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ise şunları söyledi:
“Konferans, Yemen Dışişleri Bakanı Halid el-Yemani’nin başkanlığını yapacağı Yemen hakkında bir tartışma ile başlayacak. Daha sonra Suriye'deki idarenin sonraki adımlarını ve değişmeyen stratejik hedeflerimize ulaşmak için çabalarımızı sürdürme taahhüdümü gözden geçireceğiz. Sonrasında Başkanı Trump'ın danışmanı Jared Kushner, ABD yönetiminin İsrail ile Filistinliler arasında kapsamlı ve sürdürülebilir bir barışı sağlama çabalarını tartışacak. Tüm bu konular hakkında soru sorma ve yorum yapma fırsatı da olacak. Sonrasında ise ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence, Polonya Başbakanı ve 7 Dışişleri Bakanı ilgili konular hakkındaki değerlendirmelerini bizimle paylaşacak. Daha sonra bir grup devletle, mültecilerin ve insani zorlukların ele alındığı bir öğle yemeği tertip edilecek. Bunun ardından füze geliştirme ve bunları yayma, siber tehditlerle mücadele, terörizm ve yasadışı fon sağlamak ile mücadele konulu bir dizi çalışma oturumu düzenlenecek.”
Pompeo sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bugün çok önemli görüşmelerde bulunacağız, ancak konferans sona ermeyecek. Çalışmamız gerekiyor. Suriye ve Yemen, silahların yayılması, barış süreci, terörizm, İran, siber güvenlik ve insani krizler gibi meseleler tek başına üstesinden gelinecek sorunlar değil. Güvenliği sağlamak için birlikte çalışmalıyız. Hiçbir ülke bunun dışında kalamaz. ABD, Ortadoğu’daki güvenlik sorunlarına yönelik çabalara liderlik etmeye devam edecek. Bölge için iyi bir güç olmaya devam edeceğiz. Bugün gerçekleştirilen konferans bunun kanıtıdır.”
Pompeo, sabah saatlerinde, konferansı ‘istisnai’ olarak nitelendiren Netanyahu ile ortak bir basın toplantısı düzenledi.
İsrail Başbakanı Netanyahu konferans ile ilgili "tarihsel bir dönüm noktası" değerlendirmesinde bulunduktan sonra şunları söyledi:
“Burada 60 ülkeden dışişleri bakanı ve hükümet temsilcisi, İsrail başbakanı ve önde gelen Arap ülkelerinin dışişleri bakanları karşılıklı oturup bugüne kadar görülmemiş bir güç ve açıklıkla İran rejiminin yarattığı ortak tehditle nasıl baş edilmesi gerektiğini konuştu. İlk kez birlikte geleceğimizi tehdit eden şeyin ne olduğunu ve onu güvence altına almak için neler yapmamız gerektiğini tartışma fırsatı bulduk. Bu diyaloğu gelecekte yalnızca güvenlik konusunda değil, Ortadoğu halklarının yaşamını etkileyecek her alanda sürdürmeliyiz”
“İran’la yüzleşmeden Ortadoğu’da barış ve istikrar sağlayamayız” diyen Pompeo ise İran’ın eylemleri de dahil olmak üzere istikrarsızlaştırıcı eylemleri ele almaya yönelik ortak çabalara duyulan ihtiyaçtan söz ederek sözlerini şöyle sürdürdü:
“Basitçe ifade etmek gerekirse, İran ile yüzleşmeden bunları gerçekleştirmek söz konusu olamaz. Lübnan’da Yemen’de Suriye’de Irak’ta yıkıcı etkilerde bulunuyorlar. Buralarda Hamas, Hizbullah ve Husiler gibi gerçek tehditler var. İran’a karşı harekete geçmeden Ortadoğu’da barış sağlayamayız.”



ABD Donanması, Arap Denizi'nde kayıp bir denizci için yürütülen arama çalışmalarını askıya aldı

MH-60S Seahawk helikopteri (ABD Merkez Komutanlığı)
MH-60S Seahawk helikopteri (ABD Merkez Komutanlığı)
TT

ABD Donanması, Arap Denizi'nde kayıp bir denizci için yürütülen arama çalışmalarını askıya aldı

MH-60S Seahawk helikopteri (ABD Merkez Komutanlığı)
MH-60S Seahawk helikopteri (ABD Merkez Komutanlığı)

ABD Donanması, dün yaptığı açıklamada, 1 Temmuz’da kaybolduğu bildirilen bir denizcinin arama çalışmalarını durdurduğunu duyurdu.

ABD Beşinci Filosu’na göre ABD Donanması ve Hava Kuvvetleri, Umman Denizi’nde “MH-60S Seahawk” tipi bir helikopterin düşmesinin ardından kaybolduğu bildirilen denizciyi geçen hafta boyunca aradı.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’ten aktardığı habere göre denizci, “George H.W. Bush” uçak gemisinde görev yapan bir filoda görevliydi.

Beşinci Filo, arama-kurtarma çalışmalarının 102 saatten fazla sürdüğünü ve yaklaşık 14 bin mil karelik bir alanın tarandığını açıkladı. Denizcinin kimliğinin, ailesine bilgilendirme yapıldıktan en az 24 saat sonra açıklanacağı belirtildi.

Olayda ayrıca üç kişinin yaralandığı bildirildi. Helikopterin suya zorunlu iniş yapmasının pilotlar için ciddi riskler taşıdığı, özellikle deniz yüzeyine iniş sırasında aracın dengesini kaybederek ters dönme ihtimalinin bulunduğu ifade edildi.


İran güvenlik güçleri, Hamaney'in cenaze töreninin söylemini kontrol altına almak üzere talimat yayımladı

Tahran'da İran eski Yüksek Lideri Ali Hamaney için düzenlenen veda töreni sırasında çekilen uydu görüntüsü, 5 Temmuz 2026 (PlantLubs – Reuters)
Tahran'da İran eski Yüksek Lideri Ali Hamaney için düzenlenen veda töreni sırasında çekilen uydu görüntüsü, 5 Temmuz 2026 (PlantLubs – Reuters)
TT

İran güvenlik güçleri, Hamaney'in cenaze töreninin söylemini kontrol altına almak üzere talimat yayımladı

Tahran'da İran eski Yüksek Lideri Ali Hamaney için düzenlenen veda töreni sırasında çekilen uydu görüntüsü, 5 Temmuz 2026 (PlantLubs – Reuters)
Tahran'da İran eski Yüksek Lideri Ali Hamaney için düzenlenen veda töreni sırasında çekilen uydu görüntüsü, 5 Temmuz 2026 (PlantLubs – Reuters)

İran güvenlik kurumlarının, medya kuruluşları ve kurumların halkla ilişkiler birimlerine yönelik olarak, İran eski lideri Ali Hamaney’in cenaze törenine ilişkin haber ve analizlerin tek bir çerçevede ele alınmasını zorunlu kılan talimatlar verdiği bildirildi. Amaç, İran’da liderliğin devri sonrası en hassas siyasi dönemlerden birinde kamu anlatısını kontrol altında tutmak olarak ifade ediliyor.

“Şarku’l Avsat”ın elde ettiği talimatlara göre, haberlerde belirli mesajların güçlendirilmesi, resmi çizgiyle uyumlu olmayan anlatıların elemine edilmesi ve cenaze töreninin “liderlik merkezinin devamı ve rejimin bütünlüğünün kanıtı” olarak sunulması isteniyor. Belgede, bunun “düşmanın bilişsel savaşı”na karşı bir adım olduğu ifade edilliyor.

Söz konusu talimatlar, cenaze törenini aynı zamanda siyasi, güvenlik ve medya olayı olarak ele alıyor. Medyadan, geniş halk katılımının “benzersiz bir insan kalkanı” ve Hamaney çizgisine “stratejik bağlılık ilanı” olarak sunulması isteniyor ve katılımın aynı zamanda devrimin “stratejik derinliğinin” göstergesi olarak aktarılması talep ediliyor.

Tahran’daki medya gözlemcilerine göre bu yönlendirmeler, kamuoyu algısının kontrol edilmesi ve geçiş döneminde medya çoğulculuğunun sınırlandırılması çabasını yansıtıyor.

 İran Devrim Muhafızları komutanlarından Ahmed Vahidi de Tahran’daki cenaze namazına saf tutarken görüntülendi, (ISNA- AP)İran Devrim Muhafızları komutanlarından Ahmed Vahidi de Tahran’daki cenaze namazına saf tutarken görüntülendi, (ISNA- AP)

Talimatlarda haberlerin üç ana eksende yürütülmesi isteniyor: “liderliğin sürekliliği, direnişin devamı ve parlak gelecek”. Farklı anlatıların “karşı söylemlere alan açacağı” uyarısında bulunularak, medyanın “Devrim Cephesi” adı verilen ortak anlatıyı benimsemesi gerektiği ifade ediliyor.

Belgede, yabancı delegasyonların törene katılımının öne çıkarılması ve Batı medyasında yer alan olumlu analizlerin yerel medyada yayımlanarak duyurulması isteniyor. Bunun, yaptırımlar ve dış baskılar altında “İran’ı izole etme projesinin başarısızlığı” olarak sunulması gerektiği ifade ediliyor.

Talimatlar ayrıca eski Şah yanlılarıyla ilgili tartışmalara da değiniyor ve "gerçekliğin tersine mühendisliği" yöntemiyle bu söylemlere karşı çıkılması isteniyor. Medya kuruluşlarından savunmacı bir dil yerine nükleer, füze ve bölgesel alandaki “benzersiz başarıların” öne çıkarılması isteniyor. Böylece karşılaştırma yapılmasının önüne geçilmesinin hedeflendiği belirtiliyor.

Belge, “halefiyet boşluğu” ve “belirsiz gelecek” söylemlerinin özellikle hedef alınmasını istiyor. İran’daki yasal halefiyet mekanizmasının anayasal çerçevede sakin ve belgeli bir dille anlatılması gerektiği vurgulanıyor.

Ayrıca mezhepsel ve siyasi ayrışmaların gündeme getirilmemesi, yerine “ulusal birlik” ve “toplumsal dayanışma” mesajlarının öne çıkarılması talep ediliyor.

Tahran'da düzenlenen eski Dini Lider Ali Hamaney'in veda töreni sırasında Tahran Büyük Musalla'sının uydu görüntüsü, 5 Temmuz 2026, (Planet Labs - Reuters)Tahran'da düzenlenen eski Dini Lider Ali Hamaney'in veda töreni sırasında Tahran Büyük Musalla'sının uydu görüntüsü, 5 Temmuz 2026, (Planet Labs - Reuters)

Hamaney’in mirasının özellikle “direniş, anti-emperyalizm ve bilimsel ilerleme” başlıkları altında yeniden anlatılması istenirken, onun İran’ı “bölgesel bir güce dönüştüren lider” olarak sunulması gerektiği ifade ediliyor.

Kalabalıkların ise “İran Devrimi ölçeğinde tarihi bir destan” ve “çöküş iddialarına yanıt” olarak değerlendirilmesi gerektiği belirtiliyor.

Belge, cenaze töreni haberlerine “savunma hazırlığı” ve “direnişin sürdürülmesi” mesajlarının eklenmesini de öngörüyor. Böylece törenin zayıflık değil, “süregelen güç” görüntüsü vermesi amaçlanıyor.

Son olarak medya analizlerinde “karamsar yorumlardan” kaçınılması, bunun yerine “umut mühendisliği” ve “aydınlık gelecek” anlatısının tercih edilmesi isteniyor.


Rodriguez: Venezuela, iki depremin ardından "toplumsal karışıklık " yaşamayacak

Venezuela'nın geçici Cumhurbaşkanı Delcy Rodriguez (AP)
Venezuela'nın geçici Cumhurbaşkanı Delcy Rodriguez (AP)
TT

Rodriguez: Venezuela, iki depremin ardından "toplumsal karışıklık " yaşamayacak

Venezuela'nın geçici Cumhurbaşkanı Delcy Rodriguez (AP)
Venezuela'nın geçici Cumhurbaşkanı Delcy Rodriguez (AP)

Venezuela’da geçici Cumhurbaşkanı Delcy Rodríguez dün yaptığı açıklamada, iki depremin ardından ülkenin toplumsal bir kargaşaya sürüklenmeyeceğini söyledi. Depremlerde yaklaşık 3 bin kişinin hayatını kaybettiği, binlerce kişinin ise kayıp olduğu bildirildi.

Ulusal Bağımsızlık Günü kapsamında düzenlenen askeri törende konuşan Rodríguez, “Toplumsal bir karışıklık olmayacak; gördüğümüz şey derin bir toplumsal dayanışmadır” ifadelerini kullandı.

Ancak birçok Venezuelalı, 24 Haziran’daki felakete yönelik hükümet müdahalesinin yetersiz olduğu gerekçesiyle tepki gösterdi. Hükümet ise uluslararası yardım ekiplerinin ülkeye ulaşmasından önce binlerce görevlinin sahaya sevk edildiğini savunarak eleştirileri reddetti.

Şarku’l Avsat’ın Venezuela Enformasyon Bakanlığı’ndan elde ettiği verilerine göre depremlerde ölü sayısı 3 bin 342 kişiye yükseldi. Yaralı sayısının 16 bin 470’e, yerinden edilenlerin sayısının ise 17 bin 345’e ulaştı.