​Pompeo’dan İran'ın tehditlerine karşı Varşova Konferansı’ndan çağrı

Varşova'da gerçekleştirilen Ortadoğu konferansından bir kare (AP)
Varşova'da gerçekleştirilen Ortadoğu konferansından bir kare (AP)
TT

​Pompeo’dan İran'ın tehditlerine karşı Varşova Konferansı’ndan çağrı

Varşova'da gerçekleştirilen Ortadoğu konferansından bir kare (AP)
Varşova'da gerçekleştirilen Ortadoğu konferansından bir kare (AP)

Ortadoğu'da Barış ve Güvenliğin Geleceğini Destekleme Konferansı dün sona erdi.
ABD ve Polonya, konferans sonrasında yayınlanan sonuç bildirgesinde, Ortadoğu’da istikrarın sağlanması için böyle bir konferansın gerçekleştirilmesinin gerekliliğine dikkat çekerken, ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, İran'ın tehditleri konusunda küresel bir anlaşmaya varılması için işbirliği yapılması çağrısında bulundu ve bu tehditlerin Ortadoğu ile sınırlı kalmayacağını, bilakis Avrupa’ya ve Batı’ya da yöneleceğini söyledi. Polonya Dışişleri Bakanı Jacek Czaputowicz ise yaptığı konuşmada, İran'ın Suriye'ye müdahalelerinin bölgeyi olumsuz etkilediğini söyledi.
“İran, Hizbullah ve terörizm Ortadoğu için büyük bir tehdit oluşturuyor”
Varşova Konferansı’nın krizlerin üstesinden gelinmesi için gerçekleştirildiğini dile getiren Pompeo, “İran, Hizbullah ve terörizmin yayılması Ortadoğu için büyük bir tehdit oluşturuyor. Ortadoğu'daki barış çalışmalarına devam edeceğiz. Daha fazla yaptırım ve daha fazla baskı istiyoruz. Böylece İran'daki diktatörlerin devamlılığının önüne geçebiliriz” açıklamasında bulundu. Ayrıca bölgedeki İran saldırganlığının gerçek bir tehlike olduğuna dikkat çeken Pompeo, “Konferansta İran’ı savunan hiçbir ülke yok. İran’ın bölgeyi istikrarsızlaştıran rolü konusunda hepimiz hemfikiriz” dedi. Pompeo, İran rolüne atıfta bulunmadan bölgedeki sorunlardan bahsetmenin zor olduğuna dikkat çekerek, İran’ın tehditleri konusunda küresel bir anlaşmaya varmak için işbirliğine ihtiyaç duyulduğunu ve Washington’un İran'a daha fazla yaptırım uygulama konusunda haklı olduğunu söyledi.
Öte yandan Polonya Dışişleri Bakanı Jacek Czaputowicz, Ortadoğu'daki sorunların karmaşık olduğuna ve Avrupa Birliği’nin (AB) tek başına bunların üstesinden gelmek için yeterli güce sahip olmadığına dikkat çekerek, “İran'ın olumsuz bir etkisi var. Tartışmalarımızda bunu göz ardı etmedik” dedi.
Konferansa yaklaşık 60 ülke katıldı, fakat katılımın Avrupa ayağı düşüktü. ABD yetkilileri, İran'ın eylemlerini tehdit olarak gören Arap devletleri ve İsrail gibi farklı tarafların bölgede bulunmasının önemini vurguladılar.
Pence’den Avrupa ülkelerine suçlama
Konferansın oturum aralarında açıklamalarda bulunan ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence, İran dosyasıyla ilgili olarak Amerikan ve Avrupa tarafları arasındaki farklara ışık tuttu. ABD yetkilisi, Avrupalıları, ‘İran rejimine yönelik yaptırımları, mali işlemler için bir mekanizma kurarak atlatmaya çalışmakla’ suçladı. Bu davranışların hoş olmadığına dikkat çeken Pence, bu davranışların taraflar arasındaki ilişkilerde birtakım sonuçları olabileceğini söyledi.
ABD Başkan Yardımcısı Pence, konuşmasının devamında, Trump'ın iki yıl önce başkanlık koltuğuna oturmasında sonra ilk dış ziyaretini Suudi Arabistan’a gerçekleştirdiğine ve Arap-İslam-Amerikan Zirvesi’ne katıldığına atıfta bulunarak, barışın sağlanması için konferansa katılan bütün ülkeler ile çalışmaya hazır olduklarını belirtti.
Katılımcıların bölge için daha iyi bir gelecek inşa edilmesi hakkında konuştuğunu kaydeden Pence, “Şu anda toplantılar yapılıyor. Çünkü radikal İslami terörizm gibi ortak bir sorunla karşı karşıyayız. Terörizm yalnızca Amerika'ya değil bölgedeki tüm ülkelere yönelik bir tehdit oluşturuyor. Başkan Trump yönetimi, bu radikal tehdide karşı koyma konusunda adımlar attı ve DEAŞ örgütü ile kendini gösteren bu tehdidin ortadan kaldırılması hususunda esas katkılarda bulundu. ABD, kendi vatandaşlarının güvenliğini önceliyor. Fakat Amerika’nın öncelenmesi, yalnız Amerika demek değildir. Washington, aşırılıkçılığa karşı uluslararası bir koalisyon oluşturmak için çalışıyor.”
Başbakan Netanyahu'nun geçen yılın sonunda Umman'ı ziyareti ve Papa Franciscus'un bu yıl BAE'ye yaptığı ziyaret gibi bölgedeki ‘değişim rüzgarlarına’ değinen Pence, “Bu tarihi konferans yeni bir dönemin başladığının kanıtıdır” diyerek sözlerini şöyle sürdürdü:
“DEAŞ hilafeti kısa bir süre sonra sona erecek ve Trump’ın açıklamasına göre yakın zamanda bölgedeki ABD birlikleri geri çekilecek. Bu, taktiklerdeki bir değişikliktir, görevde değil. Toprakları DEAŞ’ın elinden geri almamız yeterli değil. Ortaklarımızla çalışmaya hazırız. DEAŞ katıntıları her nerede olursa olsun takip edeceğiz.”
ABD'nin Suriye'deki yeni bir kimyasal saldırıya yanıt verme konusundaki kararlılığını dile getiren Pence, ülkesinin İngiltere ve Fransa ile birlikte, Devlet Başkanı Beşşar Esed rejiminin gerçekleştirdiği kimyasal bir saldırıya yanıt verdiğini hatırlatarak, rejim tarafından gerçekleştirilecek benzer bir saldırıya aynı şekilde yanıt vermeye hazır olduklarını söyledi.
“Tahran rejimi terörizmi desteklemeye devam ediyor”
Sonra, İran rejiminin bölgenin geleceği ve Ortadoğu’daki barış ve istikrar için en büyük tehdit olduğunu dile getirerek İran hakkında konuşmaya başlayan Pence, “Tahran rejimi terörizmi desteklemeye devam ediyor, Suriye ve Yemen'e müdahale ediyor, Hizbullah'ı destekliyor ve Amerikalı rehineleri elinde tutuyor” dedi. İran’ı Ortadoğu’daki etkisini genişletmek için Irak ve Suriye’de birer koridor açmakla itham eden Pence, savaşçıları ile Esed rejiminin düşmesini engellemeye çalıştığını ve Lübnan Hizbullahı’na roketler gönderdiğini söyledi.
Pence, 1979 yılında Şah’ın devrilmesinin ardından geçen 40 yıl boyunca başarısızlık ve terörün İran’da hüküm sürdüğünü dile getirerek, yapılan nükleer anlaşmanın İran’ı caydırmadığını, bilakis bölgedeki müdahalelerini daha da arttırdığını söyledi. Başkan Trump’ın nükleer anlaşmadan çekildiğini, İran rejimine yaptırımlar uyguladığını ve İran'ın eylemlerine itiraz eden diğer ülkelerin de bu yaptırımları desteklediğini dile getiren Pence, “Maalesef, en yakın Avrupalı arkadaşlarımızdan bazıları bu yaptırımları ihlal etti ve onları atlatmaya çalıştı. Fransa, İngiltere ve Almanya kurdukları finansal işlemler mekanizması ile bu yaptırımların üstesinden gelmeye çalıştılar. Bu hamle, ABD ile Avrupa’nın aralarının açılmasına sebep olacaktır” dedi.
“Avrupalıların bizlerin ve İran halkının yanında olma zamanı geldi”
İran'ın teknik olarak uygulayıp uygulamamasının değil, nükleer anlaşmanın kendisinin bir sorun olduğunu dile getiren Pence, “Avrupalıların bizlerin ve İran halkının yanında olma zamanı geldi. Artık anlaşmadan çekilmeliler. Bu fırsatı görmezden gelemeyiz” dedi.
Ortadoğu’daki barış süreci hakkında konuşan Pence, “Başkan Trump, üç İbrahimî din olan Yahudilik, Hristiyanlık ve İslam'ın tabilerinin barış içinde birlikte yaşamalarını istiyor” ifadesini kullandı.
Öte yandan Varşova Konferansı’na katılan Suudi Arabistan’ın Washington Büyükelçisi Prens Halid bin Selman, önceki gün Twitter hesabı üzerinden yapmış olduğu paylaşımlarda, “Molla rejimi 40 yıl önce iktidarı ele geçirdi. İran halkının yaşam standartları bu süre içerisinde ciddi bir düşüne tanık oldu. Bu rejim, bölgedeki terörizm, radikalizm, mezhepçilik ve istikrarsızlığı desteklemek için halkının parasını israf etmeye devam ediyor. Dost İran halkı, bölgede bölücülük ve terör fitnelerini yaymak için servetini ve parasını israf etmek yerine halkına özen gösteren bir yönetimi hak ediyor. İran rejimi halen Arapları dize getirmeye çalışmak gibi asla gerçekleşmeyecek bir yanılsama içinde. Ayrımcı söylemleri kendisini açığa çıkarıyor, Bu rejimin boş hayalleri 40 yıl sonra artık kimseyi kandıramıyor” açıklamasında bulundu.
İran rejiminin yayılımcı hayallerine hâlâ bağlı olduğuna dikkat çeken Prens Halid bin Selman, “İran rejiminin lideri, devrimlerinin 40’ıncı yıl dönümü konuşmasında Basra Körfezi'ndeki Arap topraklarının kendi topraklarının bir parçası olduğunu iddia ederek, bu bölgeyi güney İran olarak adlandırdı. Böylece yayılımcı niyetlerini ortaya koydu” ifadelerini kulandı.
Konferansın açılışı
Polonya Dışişleri Bakanı Jacek Czaputowicz, sabah saatlerinde kullandığı şu ifadeler ile konferansın açılışını yaptı;

“Bölgedeki barış ve güvenlik sorununa yeni bir ivme kazandırmanın zamanı geldi. Mülteci krizleri, ekonomik krizler ve bazı durumlarda devlet kurulması gibi krizlerin bölgede olumsuz etkiler oldu. Ortadoğu’nun istikrarını güvence altına almak, devam eden krizlere son vermek, kültürlerarası birliği teşvik etmek ve kapsayıcı toplumlar inşa etmek gibi durumlar, büyük zorluklar ile karşı karşıya. Uluslararası toplumun istikrarı ve sürdürülebilir barışı korumak için bu çabaları aktif olarak desteklemesi önemlidir.”
Czaputowicz açılış konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Ortadoğu'daki çatışmaların birçok kaynağı var. Bunlardan bazıları, bazı liderlerin her ne pahasına olursa olsun gücü ellerinde tutmak istemesi, dini köktencilik ve hoşgörüsüzlüktür. Ayrıca güç dengesizlikleri, coğrafi ayrılıklar veya dış kuvvetlerin müdahalesi de çatışmaya sebep olan unsurlar arasında yer alabilir. ABD ve AB’nin İran’ın bölgede oynayacağı rol konusunda paylaştıkları bir inançları var. Ancak İran'ın nükleer programının olası sonuçları ve bu ülkenin bölgede oynadığı istikrarsızlaştırıcı rolü konusunda endişeliyiz. İran'ın tahammül edilemez davranışlarını şiddetle kınıyoruz. Aramızda araçlar bakımından farklılıklar olabilir. AB, İran'ın nükleer programının barışçıl doğasını korumanın, bir ortak eylem planını gerektirdiğine inanıyor. ABD bu anlaşmadan çekildi ve İran’a yaptırımlar uyguladı. Bugün Ortadoğu’nun karşılaştığı zorlukları hatırlatan bölge temsilcilerini dinleme fırsatına sahibiz.”
Konferans dahilinde gerçekleştirilecek görüşmelerde herhangi bir ülkenin veya konunun görüşmelerin seyrine hakim olmayacağını dile getiren ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ise şunları söyledi:
“Konferans, Yemen Dışişleri Bakanı Halid el-Yemani’nin başkanlığını yapacağı Yemen hakkında bir tartışma ile başlayacak. Daha sonra Suriye'deki idarenin sonraki adımlarını ve değişmeyen stratejik hedeflerimize ulaşmak için çabalarımızı sürdürme taahhüdümü gözden geçireceğiz. Sonrasında Başkanı Trump'ın danışmanı Jared Kushner, ABD yönetiminin İsrail ile Filistinliler arasında kapsamlı ve sürdürülebilir bir barışı sağlama çabalarını tartışacak. Tüm bu konular hakkında soru sorma ve yorum yapma fırsatı da olacak. Sonrasında ise ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence, Polonya Başbakanı ve 7 Dışişleri Bakanı ilgili konular hakkındaki değerlendirmelerini bizimle paylaşacak. Daha sonra bir grup devletle, mültecilerin ve insani zorlukların ele alındığı bir öğle yemeği tertip edilecek. Bunun ardından füze geliştirme ve bunları yayma, siber tehditlerle mücadele, terörizm ve yasadışı fon sağlamak ile mücadele konulu bir dizi çalışma oturumu düzenlenecek.”
Pompeo sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bugün çok önemli görüşmelerde bulunacağız, ancak konferans sona ermeyecek. Çalışmamız gerekiyor. Suriye ve Yemen, silahların yayılması, barış süreci, terörizm, İran, siber güvenlik ve insani krizler gibi meseleler tek başına üstesinden gelinecek sorunlar değil. Güvenliği sağlamak için birlikte çalışmalıyız. Hiçbir ülke bunun dışında kalamaz. ABD, Ortadoğu’daki güvenlik sorunlarına yönelik çabalara liderlik etmeye devam edecek. Bölge için iyi bir güç olmaya devam edeceğiz. Bugün gerçekleştirilen konferans bunun kanıtıdır.”
Pompeo, sabah saatlerinde, konferansı ‘istisnai’ olarak nitelendiren Netanyahu ile ortak bir basın toplantısı düzenledi.
İsrail Başbakanı Netanyahu konferans ile ilgili "tarihsel bir dönüm noktası" değerlendirmesinde bulunduktan sonra şunları söyledi:
“Burada 60 ülkeden dışişleri bakanı ve hükümet temsilcisi, İsrail başbakanı ve önde gelen Arap ülkelerinin dışişleri bakanları karşılıklı oturup bugüne kadar görülmemiş bir güç ve açıklıkla İran rejiminin yarattığı ortak tehditle nasıl baş edilmesi gerektiğini konuştu. İlk kez birlikte geleceğimizi tehdit eden şeyin ne olduğunu ve onu güvence altına almak için neler yapmamız gerektiğini tartışma fırsatı bulduk. Bu diyaloğu gelecekte yalnızca güvenlik konusunda değil, Ortadoğu halklarının yaşamını etkileyecek her alanda sürdürmeliyiz”
“İran’la yüzleşmeden Ortadoğu’da barış ve istikrar sağlayamayız” diyen Pompeo ise İran’ın eylemleri de dahil olmak üzere istikrarsızlaştırıcı eylemleri ele almaya yönelik ortak çabalara duyulan ihtiyaçtan söz ederek sözlerini şöyle sürdürdü:
“Basitçe ifade etmek gerekirse, İran ile yüzleşmeden bunları gerçekleştirmek söz konusu olamaz. Lübnan’da Yemen’de Suriye’de Irak’ta yıkıcı etkilerde bulunuyorlar. Buralarda Hamas, Hizbullah ve Husiler gibi gerçek tehditler var. İran’a karşı harekete geçmeden Ortadoğu’da barış sağlayamayız.”



Zelenskiy, Ukrayna'nın kahramanları için "ulusal büyük şahsiyetler mezarlığı" kurulmasını önerdi

Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy Kiev'deki Meçhul Asker Anıtı'na çelenk götürürken (Arşiv-DPA)
Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy Kiev'deki Meçhul Asker Anıtı'na çelenk götürürken (Arşiv-DPA)
TT

Zelenskiy, Ukrayna'nın kahramanları için "ulusal büyük şahsiyetler mezarlığı" kurulmasını önerdi

Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy Kiev'deki Meçhul Asker Anıtı'na çelenk götürürken (Arşiv-DPA)
Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy Kiev'deki Meçhul Asker Anıtı'na çelenk götürürken (Arşiv-DPA)

Volodimir Zelenskiy, ülkenin kahramanlarını onurlandırmak amacıyla “ulusal büyükler mezarlığı (panteon)” kurulmasına ilişkin bir yasa tasarısını parlamentoya sundu.

Zelenskiy, Anayasa Günü dolayısıyla dün yaptığı konuşmada, “Bugün parlamentoya Ukrayna Ulusal Büyükler Mezarlığı’na ilişkin bir yasa tasarısı sundum” ifadelerini kullandı.

Zelenskiy, “Ukrayna için savaşan ve farklı dönemlerde ülkeye ilham veren tüm kahramanların isimleri bir araya getirilecek ve tarihimizde sonsuza kadar yaşatılacak” dedi.

Cumhurbaşkanlığı Ofisi Başkanı Kiril Budanov ise yaptığı açıklamada, “Artık hiç kimse Ukraynalılara hangi kahramanları onurlandıracaklarını, hangi bayramları kutlayacaklarını ya da hangi tarihi öğreneceklerini dikte edemeyecek” ifadelerini kullandı.

Budanov, “Atalarımız yüzyıllar boyunca özgür kendi kaderini tayin ve ulusal bağımsızlık hakkı için savaştı. Bugün askerlerimiz de tam olarak bunun için kan döküyor” dedi.

Açıklamalarda “kendi kaderini tayin hakkı” vurgusunun, tarih ve anma politikaları konusunda anlaşmazlık yaşanan komşu Polonya’ya dolaylı bir gönderme olarak değerlendirildiği belirtildi.

Söz konusu anma alanının başkent Kiev’de inşa edilmesi planlanıyor.


Kum mercileri, Pezeşkiyan’ın iç çatışmasının gidişatını takip ediyor

(foto altı) İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, dün Kum’da Ayetullah Nasır Mekarim Şirazi ile bir araya geldi. (İran Cumhurbaşkanlığı)
(foto altı) İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, dün Kum’da Ayetullah Nasır Mekarim Şirazi ile bir araya geldi. (İran Cumhurbaşkanlığı)
TT

Kum mercileri, Pezeşkiyan’ın iç çatışmasının gidişatını takip ediyor

(foto altı) İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, dün Kum’da Ayetullah Nasır Mekarim Şirazi ile bir araya geldi. (İran Cumhurbaşkanlığı)
(foto altı) İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, dün Kum’da Ayetullah Nasır Mekarim Şirazi ile bir araya geldi. (İran Cumhurbaşkanlığı)

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkenin artan ekonomik baskılarla karşı karşıya olduğu bir dönemde, hükümetinin olası tüm senaryolara hazırlık yaptığını açıkladı. Ekibi ise sonuçları henüz netleşmeyen diplomatik süreci korumaya çalışıyor.

Pezeşkiyan dün Kum kentine gerçekleştirdiği ziyarette rejime destek veren önde gelen Şii dini mercilerle bir araya geldi. Görüşmelerde hükümet ile Dini Lider arasındaki ilişkinin güçlendirilmesi, devlet kurumlarının birlik içinde hareket etmesi, silahlı kuvvetlere destek verilmesi ve devam eden müzakerelerin sürdürülmesi çağrıları öne çıktı.

Pezeşkiyan, Ayetullah Nasır Mekarim Şirazi ile görüşmesinde, “Halk, rejimin en temel sermayesidir” dedi. Vatandaşların güveni ve desteğinin korunması gereken önemli bir toplumsal kaynak olduğunu belirten Pezeşkiyan, bunun güçlendirilmesinin ülkenin tehditlerle mücadele ve krizleri aşma kapasitesini artıracağını ifade etti.

Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan, yurt içi ve yurt dışındaki bazı çevrelerin ulusal birliğe zarar vermeye ve savaşı sona erdirmeyi amaçlayan son anlaşmaların uygulanmasını engellemeye çalıştığını öne sürerek, önümüzdeki dönemde iç bütünlüğün korunmasının önemini vurguladı.

Pezeşkiyan, müzakerelerin sürmesi ve son anlaşmaların uygulanmasının ekonomik ve uluslararası alanda rahatlama sağlayacağını umduğunu belirterek, beklenen gelişmelerin ülkenin karşı karşıya olduğu ekonomik ve sosyal sorunların önemli bir bölümünün çözümüne katkı sunabileceğini söyledi.

Pezeşkiyan, hükümetinin son dört ay ve savaş sürecindeki faaliyetlerine ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, devletin tüm imkânlarının istikrarın korunması, kamu hizmetlerinin kesintisiz sürdürülmesi ve çatışmaların halk üzerindeki etkilerinin sınırlandırılması için seferber edildiğini ifade etti.

frbfr
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, cumartesi günü Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ve Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei ile üçlü bir toplantıda bir araya geldi. (İran Cumhurbaşkanlığı)

Ayetullah Mekarim Şirazi ise hükümet ile Dini Lider arasındaki mesafenin azaltılmasının İran halkına daha fazla güven vereceğini belirterek, devlet kurumları arasındaki koordinasyonun sürdürülmesinin toplumdaki umut duygusunu güçlendireceğini söyledi.

“Her türlü gevşeklik düşmanı daha cesur hale getirir” uyarısında bulunan Şirazi, yetkililerin daha güçlü bir duruş sergilemesinin İran’ın rakiplerini zayıflatacağını ifade etti. İran halkının yaşadığı zorluklara rağmen gösterdiği direnci öven Şirazi, devletin bunu ‘sözde ve özde’ takdir etmesi gerektiğini dile getirdi.

Şirazi, son mutabakatların, ‘kötü niyetli’ olarak nitelediği çevreler tarafından engellenmemesi halinde ülke açısından olumlu sonuçlar doğurabileceğini belirtti. Hükümete yaşam koşullarının iyileştirilmesine öncelik verilmesi, konut ve temel tüketim mallarındaki fiyatların kontrol altına alınması ve gençlere destek sağlanması çağrısında bulundu.

Hükümete destek

İran’ın önde gelen dini mercilerinden Ayetullah Hüseyin Nuri Hemedani de Pezeşkiyan ile gerçekleştirdiği görüşmede, Pezeşkiyan ve hükümetine desteğini açıkladı. Ancak bu desteğin, rejimin birliğinin korunması ve siyasi konularda nihai merci olarak Dini Lider etrafında kenetlenilmesi şartına bağlı olduğunu vurguladı.

Hemedani, hükümetin savaş sürecinde piyasaları yönetme performansından memnuniyet duyduğunu belirterek, günlük temel ihtiyaç maddelerinde geniş çaplı bir kıtlığın yaşanmasının önüne geçildiğini söyledi.

“Yaklaşımımız sizi ve hükümeti desteklemektir. Toplumdaki birlik korunmalıdır” diyen Hemedani, iç cephede yaşanacak herhangi bir bölünmenin devrim sürecine zarar vereceğini ifade etti.

Yetkililer ile Dini Lider arasındaki ilişkinin ‘imam ile onun arkasından yürüyenler arasındaki ilişki gibi olması gerektiğini’ söyleyen Hemedani, bu ifadeyle rejim yapısında siyasi itaate verilen önceliğe işaret etti.

Hemedani, silahlı kuvvetlerin güçlendirilmesi çağrısında bulunurken, diplomatik sürecin de desteklenmesi gerektiğini belirtti. Müzakerelerde görev alan yetkililerin zayıflatılmaması veya hedef alınmaması konusunda uyarıda bulundu.

Yaptırımların kaldırılması sürecinde ilerleme sağlanması halinde hükümetin ilk önceliğinin halkın yaşam koşullarını iyileştirmek ve İranlılar üzerindeki ekonomik baskıyı hafifletmek olması gerektiğini söyledi.

İstikrarsız bir dönem

Pezeşkiyan, Kum’daki dini mekânların sorumlusu ile gerçekleştirdiği ayrı bir görüşmede ise savaş sırasında İran’ın düşmanlarının stratejik hedeflerinin boşa çıkarılmasında en önemli unsurun ulusal birlik ve dayanışma olduğunu söyledi.

Hükümetin, silahlı kuvvetlerle koordinasyon içinde hareket ederek savaşın halk üzerindeki etkilerini azaltmak amacıyla yürütme, idari ve hizmet kapasitesini seferber ettiğini belirten Pezeşkiyan, bu süreçte devlet kurumlarının ortak çaba gösterdiğini ifade etti.

Pezeşkiyan, Dini Lider’in talimatları ile hükümete verilen yetkilerin bazı sonuçlar alınmasına katkı sağladığını belirterek, bunlar arasında ‘Lübnan’daki göreceli istikrar’ ve bazı ekonomik rahatlamaların bulunduğunu söyledi.

Bununla birlikte önümüzdeki dönemin hâlâ belirsizliklerle dolu olduğunu kabul eden Pezeşkiyan, ülkenin dikkatli, hazırlıklı ve iç bütünlüğünü koruyan bir tutum sergilemesi gerektiğini ifade etti. Hükümetin ‘her türlü olası senaryoyla yüzleşmeye hazır olması gerektiğini’ vurguladı.

Pezeşkiyan’ın Kum ziyareti, hükümetine yönelik dini kurum desteğini pekiştirme, yönetimin rejim içindeki konumunu güçlendirme ve müzakere sürecini muhafazakâr çevrelerin eleştirilerinden koruma çabalarının bir parçası olarak değerlendiriliyor. Ziyaret, son anlaşmaların sonuçlarının hem iç hem de dış kamuoyunda halen sınandığı bir dönemde gerçekleşti.

Rekor düzeyde enflasyon

Pezeşkiyan’ın Kum ziyareti, ülkede geçim sıkıntısının derinleştiğine işaret eden yeni verilerle aynı döneme denk geldi. Resmî verilere göre, savaşın etkisiyle İran’da enflasyon haziran ayında sert şekilde hızlanarak yıllık bazda yüzde 88,6 ile rekor seviyeye ulaştı.

İran İstatistik Merkezi’nin cumartesi günü yayımladığı verilere göre, 22 Mayıs-21 Haziran dönemini kapsayan Hordad ayında gıda fiyatları, 2025’in aynı dönemine kıyasla iki katından fazla arttı.

dsferbf
Tahran’daki eski ABD Büyükelçiliği binasının duvarında yer alan ABD karşıtı bir duvar resminin önünden geçen İranlı bir kadın (Reuters)

Verilere göre ekmek ve tahıl ürünlerinin fiyatı yıllık bazda yüzde 138,8 yükselirken, kırmızı ve beyaz etin fiyatı ise yüzde 178,2 arttı.

İran İstatistik Merkezi, aylık verilerini İran takvimine göre yayımlıyor. Karşılaştırma açısından, ocak sonu ile şubat sonu arasındaki Behmen ayında yıllık enflasyon yüzde 68 olarak kaydedilmişti. Bu dönem, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik savaşından önceye denk geliyor.

İran ekonomisi uzun yıllardır yüksek enflasyon ve özellikle uluslararası yaptırımların etkisiyle riyalin sert değer kaybıyla mücadele ediyor. Bu durum, İranlıların alım gücünün hızla erimesine yol açtı.

Ekonomik kriz son aylarda daha da derinleşirken, kötüleşen yaşam koşulları Aralık 2025’te başlayan geniş çaplı protestoların fitilini ateşledi. Gösteriler daha sonra siyasi talepleri de kapsayacak şekilde genişledi.

Söz konusu dönemde yıllık enflasyon yüzde 52,6 seviyesindeydi. Ancak savaşın etkisiyle ekonomik kriz çok daha ağır bir boyuta ulaştı.


ABD ve İran teknik görüşmelerin yeniden başlamasıyla saldırıları durdurmayı planlıyor

ABD ve İran teknik görüşmelerin yeniden başlamasıyla saldırıları durdurmayı planlıyor
TT

ABD ve İran teknik görüşmelerin yeniden başlamasıyla saldırıları durdurmayı planlıyor

ABD ve İran teknik görüşmelerin yeniden başlamasıyla saldırıları durdurmayı planlıyor

ABD’li bir yetkili, ABD ile İran'ın saldırıları durduracağını ve gemilerin serbest seyrüsefer hakkını kullanmasına izin vereceğini açıkladı. Aynı yetkili mutabakat muhtırasının tüm maddelerine ilişkin teknik görüşmelerin yeniden başlatılmasının planlandığını ifade etti.

Yetkili, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Mutabakat muhtırasının tüm maddelerine ilişkin teknik görüşmelerin yeniden başlaması planlanıyor. İki taraf saldırıları geçici olarak durduracak ve gemilerin serbestçe seyretmesine izin verecek.”

Alman haber ajansı DPA’nın aktardığına göre mutabakat muhtırasının uygulanmasına ilişkin teknik görüşmelerin önümüzdeki günler için planlandığı şekilde ‘doğru rotada’ ilerlediğini teyit eden ABD’li yetkili, Çatışmayı çözme kanallarının Lucerne Gölü zirvesinin ardından ‘başarıyla işleyip yönetildiğine’ dikkati çekti.

Bu hafta başlarında ABD, Hürmüz Boğazı'ndaki ve Washington'ın sorumluluğunu Tahran'a yüklediği saldırıların ardından İran'daki hedeflere saldırılar düzenlemişti.

ABD’nin saldırıları, mutabakat muhtırasının imzalanmasından yaklaşık iki hafta sonra çatışmayı yeniden alevlendirme tehlikesi taşıyordu.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, çarşamba günü ABD-İran arasında teknik düzeyde ek görüşmelerin yapılabileceğine işaret ederek bugün ya da yarın olası bir zaman dilimi olarak belirtmiş, müzakerelerin yeniden İsviçre'de yapılmasını beklediğini de söylemişti.

Geçtiğimiz pazar günü ABD, İran ve arabulucu ülkeler Pakistan ile Katar'dan üst düzey temsilciler, Lucerne yakınlarındaki lüks bir tatil beldesinde görüşmeler yaptı. Taraflar, yaptırımlar ve İran'ın nükleer programı dahil olmak üzere çeşitli konularda çalışma grupları, Hürmüz Boğazı ve Lübnan'daki ateşkes konusunda ise iletişim grupları oluşturulması üzerinde mutabık kaldı.

Bu müzakereler, ABD ile İran arasında daha önce varılan mutabakat muhtırası temelinde yürütülüyor. Ek görüşmeler, ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a karşı başlattığı savaşa olası bir çıkış yolu bulmayı hedefliyor.