​Pompeo’dan İran'ın tehditlerine karşı Varşova Konferansı’ndan çağrı

Varşova'da gerçekleştirilen Ortadoğu konferansından bir kare (AP)
Varşova'da gerçekleştirilen Ortadoğu konferansından bir kare (AP)
TT

​Pompeo’dan İran'ın tehditlerine karşı Varşova Konferansı’ndan çağrı

Varşova'da gerçekleştirilen Ortadoğu konferansından bir kare (AP)
Varşova'da gerçekleştirilen Ortadoğu konferansından bir kare (AP)

Ortadoğu'da Barış ve Güvenliğin Geleceğini Destekleme Konferansı dün sona erdi.
ABD ve Polonya, konferans sonrasında yayınlanan sonuç bildirgesinde, Ortadoğu’da istikrarın sağlanması için böyle bir konferansın gerçekleştirilmesinin gerekliliğine dikkat çekerken, ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, İran'ın tehditleri konusunda küresel bir anlaşmaya varılması için işbirliği yapılması çağrısında bulundu ve bu tehditlerin Ortadoğu ile sınırlı kalmayacağını, bilakis Avrupa’ya ve Batı’ya da yöneleceğini söyledi. Polonya Dışişleri Bakanı Jacek Czaputowicz ise yaptığı konuşmada, İran'ın Suriye'ye müdahalelerinin bölgeyi olumsuz etkilediğini söyledi.
“İran, Hizbullah ve terörizm Ortadoğu için büyük bir tehdit oluşturuyor”
Varşova Konferansı’nın krizlerin üstesinden gelinmesi için gerçekleştirildiğini dile getiren Pompeo, “İran, Hizbullah ve terörizmin yayılması Ortadoğu için büyük bir tehdit oluşturuyor. Ortadoğu'daki barış çalışmalarına devam edeceğiz. Daha fazla yaptırım ve daha fazla baskı istiyoruz. Böylece İran'daki diktatörlerin devamlılığının önüne geçebiliriz” açıklamasında bulundu. Ayrıca bölgedeki İran saldırganlığının gerçek bir tehlike olduğuna dikkat çeken Pompeo, “Konferansta İran’ı savunan hiçbir ülke yok. İran’ın bölgeyi istikrarsızlaştıran rolü konusunda hepimiz hemfikiriz” dedi. Pompeo, İran rolüne atıfta bulunmadan bölgedeki sorunlardan bahsetmenin zor olduğuna dikkat çekerek, İran’ın tehditleri konusunda küresel bir anlaşmaya varmak için işbirliğine ihtiyaç duyulduğunu ve Washington’un İran'a daha fazla yaptırım uygulama konusunda haklı olduğunu söyledi.
Öte yandan Polonya Dışişleri Bakanı Jacek Czaputowicz, Ortadoğu'daki sorunların karmaşık olduğuna ve Avrupa Birliği’nin (AB) tek başına bunların üstesinden gelmek için yeterli güce sahip olmadığına dikkat çekerek, “İran'ın olumsuz bir etkisi var. Tartışmalarımızda bunu göz ardı etmedik” dedi.
Konferansa yaklaşık 60 ülke katıldı, fakat katılımın Avrupa ayağı düşüktü. ABD yetkilileri, İran'ın eylemlerini tehdit olarak gören Arap devletleri ve İsrail gibi farklı tarafların bölgede bulunmasının önemini vurguladılar.
Pence’den Avrupa ülkelerine suçlama
Konferansın oturum aralarında açıklamalarda bulunan ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence, İran dosyasıyla ilgili olarak Amerikan ve Avrupa tarafları arasındaki farklara ışık tuttu. ABD yetkilisi, Avrupalıları, ‘İran rejimine yönelik yaptırımları, mali işlemler için bir mekanizma kurarak atlatmaya çalışmakla’ suçladı. Bu davranışların hoş olmadığına dikkat çeken Pence, bu davranışların taraflar arasındaki ilişkilerde birtakım sonuçları olabileceğini söyledi.
ABD Başkan Yardımcısı Pence, konuşmasının devamında, Trump'ın iki yıl önce başkanlık koltuğuna oturmasında sonra ilk dış ziyaretini Suudi Arabistan’a gerçekleştirdiğine ve Arap-İslam-Amerikan Zirvesi’ne katıldığına atıfta bulunarak, barışın sağlanması için konferansa katılan bütün ülkeler ile çalışmaya hazır olduklarını belirtti.
Katılımcıların bölge için daha iyi bir gelecek inşa edilmesi hakkında konuştuğunu kaydeden Pence, “Şu anda toplantılar yapılıyor. Çünkü radikal İslami terörizm gibi ortak bir sorunla karşı karşıyayız. Terörizm yalnızca Amerika'ya değil bölgedeki tüm ülkelere yönelik bir tehdit oluşturuyor. Başkan Trump yönetimi, bu radikal tehdide karşı koyma konusunda adımlar attı ve DEAŞ örgütü ile kendini gösteren bu tehdidin ortadan kaldırılması hususunda esas katkılarda bulundu. ABD, kendi vatandaşlarının güvenliğini önceliyor. Fakat Amerika’nın öncelenmesi, yalnız Amerika demek değildir. Washington, aşırılıkçılığa karşı uluslararası bir koalisyon oluşturmak için çalışıyor.”
Başbakan Netanyahu'nun geçen yılın sonunda Umman'ı ziyareti ve Papa Franciscus'un bu yıl BAE'ye yaptığı ziyaret gibi bölgedeki ‘değişim rüzgarlarına’ değinen Pence, “Bu tarihi konferans yeni bir dönemin başladığının kanıtıdır” diyerek sözlerini şöyle sürdürdü:
“DEAŞ hilafeti kısa bir süre sonra sona erecek ve Trump’ın açıklamasına göre yakın zamanda bölgedeki ABD birlikleri geri çekilecek. Bu, taktiklerdeki bir değişikliktir, görevde değil. Toprakları DEAŞ’ın elinden geri almamız yeterli değil. Ortaklarımızla çalışmaya hazırız. DEAŞ katıntıları her nerede olursa olsun takip edeceğiz.”
ABD'nin Suriye'deki yeni bir kimyasal saldırıya yanıt verme konusundaki kararlılığını dile getiren Pence, ülkesinin İngiltere ve Fransa ile birlikte, Devlet Başkanı Beşşar Esed rejiminin gerçekleştirdiği kimyasal bir saldırıya yanıt verdiğini hatırlatarak, rejim tarafından gerçekleştirilecek benzer bir saldırıya aynı şekilde yanıt vermeye hazır olduklarını söyledi.
“Tahran rejimi terörizmi desteklemeye devam ediyor”
Sonra, İran rejiminin bölgenin geleceği ve Ortadoğu’daki barış ve istikrar için en büyük tehdit olduğunu dile getirerek İran hakkında konuşmaya başlayan Pence, “Tahran rejimi terörizmi desteklemeye devam ediyor, Suriye ve Yemen'e müdahale ediyor, Hizbullah'ı destekliyor ve Amerikalı rehineleri elinde tutuyor” dedi. İran’ı Ortadoğu’daki etkisini genişletmek için Irak ve Suriye’de birer koridor açmakla itham eden Pence, savaşçıları ile Esed rejiminin düşmesini engellemeye çalıştığını ve Lübnan Hizbullahı’na roketler gönderdiğini söyledi.
Pence, 1979 yılında Şah’ın devrilmesinin ardından geçen 40 yıl boyunca başarısızlık ve terörün İran’da hüküm sürdüğünü dile getirerek, yapılan nükleer anlaşmanın İran’ı caydırmadığını, bilakis bölgedeki müdahalelerini daha da arttırdığını söyledi. Başkan Trump’ın nükleer anlaşmadan çekildiğini, İran rejimine yaptırımlar uyguladığını ve İran'ın eylemlerine itiraz eden diğer ülkelerin de bu yaptırımları desteklediğini dile getiren Pence, “Maalesef, en yakın Avrupalı arkadaşlarımızdan bazıları bu yaptırımları ihlal etti ve onları atlatmaya çalıştı. Fransa, İngiltere ve Almanya kurdukları finansal işlemler mekanizması ile bu yaptırımların üstesinden gelmeye çalıştılar. Bu hamle, ABD ile Avrupa’nın aralarının açılmasına sebep olacaktır” dedi.
“Avrupalıların bizlerin ve İran halkının yanında olma zamanı geldi”
İran'ın teknik olarak uygulayıp uygulamamasının değil, nükleer anlaşmanın kendisinin bir sorun olduğunu dile getiren Pence, “Avrupalıların bizlerin ve İran halkının yanında olma zamanı geldi. Artık anlaşmadan çekilmeliler. Bu fırsatı görmezden gelemeyiz” dedi.
Ortadoğu’daki barış süreci hakkında konuşan Pence, “Başkan Trump, üç İbrahimî din olan Yahudilik, Hristiyanlık ve İslam'ın tabilerinin barış içinde birlikte yaşamalarını istiyor” ifadesini kullandı.
Öte yandan Varşova Konferansı’na katılan Suudi Arabistan’ın Washington Büyükelçisi Prens Halid bin Selman, önceki gün Twitter hesabı üzerinden yapmış olduğu paylaşımlarda, “Molla rejimi 40 yıl önce iktidarı ele geçirdi. İran halkının yaşam standartları bu süre içerisinde ciddi bir düşüne tanık oldu. Bu rejim, bölgedeki terörizm, radikalizm, mezhepçilik ve istikrarsızlığı desteklemek için halkının parasını israf etmeye devam ediyor. Dost İran halkı, bölgede bölücülük ve terör fitnelerini yaymak için servetini ve parasını israf etmek yerine halkına özen gösteren bir yönetimi hak ediyor. İran rejimi halen Arapları dize getirmeye çalışmak gibi asla gerçekleşmeyecek bir yanılsama içinde. Ayrımcı söylemleri kendisini açığa çıkarıyor, Bu rejimin boş hayalleri 40 yıl sonra artık kimseyi kandıramıyor” açıklamasında bulundu.
İran rejiminin yayılımcı hayallerine hâlâ bağlı olduğuna dikkat çeken Prens Halid bin Selman, “İran rejiminin lideri, devrimlerinin 40’ıncı yıl dönümü konuşmasında Basra Körfezi'ndeki Arap topraklarının kendi topraklarının bir parçası olduğunu iddia ederek, bu bölgeyi güney İran olarak adlandırdı. Böylece yayılımcı niyetlerini ortaya koydu” ifadelerini kulandı.
Konferansın açılışı
Polonya Dışişleri Bakanı Jacek Czaputowicz, sabah saatlerinde kullandığı şu ifadeler ile konferansın açılışını yaptı;

“Bölgedeki barış ve güvenlik sorununa yeni bir ivme kazandırmanın zamanı geldi. Mülteci krizleri, ekonomik krizler ve bazı durumlarda devlet kurulması gibi krizlerin bölgede olumsuz etkiler oldu. Ortadoğu’nun istikrarını güvence altına almak, devam eden krizlere son vermek, kültürlerarası birliği teşvik etmek ve kapsayıcı toplumlar inşa etmek gibi durumlar, büyük zorluklar ile karşı karşıya. Uluslararası toplumun istikrarı ve sürdürülebilir barışı korumak için bu çabaları aktif olarak desteklemesi önemlidir.”
Czaputowicz açılış konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Ortadoğu'daki çatışmaların birçok kaynağı var. Bunlardan bazıları, bazı liderlerin her ne pahasına olursa olsun gücü ellerinde tutmak istemesi, dini köktencilik ve hoşgörüsüzlüktür. Ayrıca güç dengesizlikleri, coğrafi ayrılıklar veya dış kuvvetlerin müdahalesi de çatışmaya sebep olan unsurlar arasında yer alabilir. ABD ve AB’nin İran’ın bölgede oynayacağı rol konusunda paylaştıkları bir inançları var. Ancak İran'ın nükleer programının olası sonuçları ve bu ülkenin bölgede oynadığı istikrarsızlaştırıcı rolü konusunda endişeliyiz. İran'ın tahammül edilemez davranışlarını şiddetle kınıyoruz. Aramızda araçlar bakımından farklılıklar olabilir. AB, İran'ın nükleer programının barışçıl doğasını korumanın, bir ortak eylem planını gerektirdiğine inanıyor. ABD bu anlaşmadan çekildi ve İran’a yaptırımlar uyguladı. Bugün Ortadoğu’nun karşılaştığı zorlukları hatırlatan bölge temsilcilerini dinleme fırsatına sahibiz.”
Konferans dahilinde gerçekleştirilecek görüşmelerde herhangi bir ülkenin veya konunun görüşmelerin seyrine hakim olmayacağını dile getiren ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ise şunları söyledi:
“Konferans, Yemen Dışişleri Bakanı Halid el-Yemani’nin başkanlığını yapacağı Yemen hakkında bir tartışma ile başlayacak. Daha sonra Suriye'deki idarenin sonraki adımlarını ve değişmeyen stratejik hedeflerimize ulaşmak için çabalarımızı sürdürme taahhüdümü gözden geçireceğiz. Sonrasında Başkanı Trump'ın danışmanı Jared Kushner, ABD yönetiminin İsrail ile Filistinliler arasında kapsamlı ve sürdürülebilir bir barışı sağlama çabalarını tartışacak. Tüm bu konular hakkında soru sorma ve yorum yapma fırsatı da olacak. Sonrasında ise ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence, Polonya Başbakanı ve 7 Dışişleri Bakanı ilgili konular hakkındaki değerlendirmelerini bizimle paylaşacak. Daha sonra bir grup devletle, mültecilerin ve insani zorlukların ele alındığı bir öğle yemeği tertip edilecek. Bunun ardından füze geliştirme ve bunları yayma, siber tehditlerle mücadele, terörizm ve yasadışı fon sağlamak ile mücadele konulu bir dizi çalışma oturumu düzenlenecek.”
Pompeo sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bugün çok önemli görüşmelerde bulunacağız, ancak konferans sona ermeyecek. Çalışmamız gerekiyor. Suriye ve Yemen, silahların yayılması, barış süreci, terörizm, İran, siber güvenlik ve insani krizler gibi meseleler tek başına üstesinden gelinecek sorunlar değil. Güvenliği sağlamak için birlikte çalışmalıyız. Hiçbir ülke bunun dışında kalamaz. ABD, Ortadoğu’daki güvenlik sorunlarına yönelik çabalara liderlik etmeye devam edecek. Bölge için iyi bir güç olmaya devam edeceğiz. Bugün gerçekleştirilen konferans bunun kanıtıdır.”
Pompeo, sabah saatlerinde, konferansı ‘istisnai’ olarak nitelendiren Netanyahu ile ortak bir basın toplantısı düzenledi.
İsrail Başbakanı Netanyahu konferans ile ilgili "tarihsel bir dönüm noktası" değerlendirmesinde bulunduktan sonra şunları söyledi:
“Burada 60 ülkeden dışişleri bakanı ve hükümet temsilcisi, İsrail başbakanı ve önde gelen Arap ülkelerinin dışişleri bakanları karşılıklı oturup bugüne kadar görülmemiş bir güç ve açıklıkla İran rejiminin yarattığı ortak tehditle nasıl baş edilmesi gerektiğini konuştu. İlk kez birlikte geleceğimizi tehdit eden şeyin ne olduğunu ve onu güvence altına almak için neler yapmamız gerektiğini tartışma fırsatı bulduk. Bu diyaloğu gelecekte yalnızca güvenlik konusunda değil, Ortadoğu halklarının yaşamını etkileyecek her alanda sürdürmeliyiz”
“İran’la yüzleşmeden Ortadoğu’da barış ve istikrar sağlayamayız” diyen Pompeo ise İran’ın eylemleri de dahil olmak üzere istikrarsızlaştırıcı eylemleri ele almaya yönelik ortak çabalara duyulan ihtiyaçtan söz ederek sözlerini şöyle sürdürdü:
“Basitçe ifade etmek gerekirse, İran ile yüzleşmeden bunları gerçekleştirmek söz konusu olamaz. Lübnan’da Yemen’de Suriye’de Irak’ta yıkıcı etkilerde bulunuyorlar. Buralarda Hamas, Hizbullah ve Husiler gibi gerçek tehditler var. İran’a karşı harekete geçmeden Ortadoğu’da barış sağlayamayız.”



İspanya'da binlerce kişi konut krizine karşı eylem yaptı

Geçen yıl 97 milyon yabancı turistin ülkeyi ziyaret etmesi de kira fiyatlarını artırdı (AP)
Geçen yıl 97 milyon yabancı turistin ülkeyi ziyaret etmesi de kira fiyatlarını artırdı (AP)
TT

İspanya'da binlerce kişi konut krizine karşı eylem yaptı

Geçen yıl 97 milyon yabancı turistin ülkeyi ziyaret etmesi de kira fiyatlarını artırdı (AP)
Geçen yıl 97 milyon yabancı turistin ülkeyi ziyaret etmesi de kira fiyatlarını artırdı (AP)

İspanya'nın başkenti Madrid'de bugün toplanan binlerce kişi, ülkedeki barınma maliyetlerini protesto etti. 

Ekonomideki büyümeye rağmen özellikle Madrid ve Barcelona gibi büyük kentlerdeki pek çok kişinin bütçesine uygun ev bulmakta güçlük çektiği vurgulandı.

Bu mesele, 2027'de hem yerel hem de genel seçime gitmesi beklenen Akdeniz ülkesinin Sosyalist Partili (PSOE) başbakanı Pedro Sánchez'in en zayıf noktalarından biri olarak görülüyor. 

Eurostat verilerine göre 2025 sonunda ülkedeki barınma maliyetleri bir önceki yıla göre yüzde 13 yükseldi.

İspanya Bankası, yaklaşık 50 milyon kişinin yaşadığı ülkede 700 bin konut eksiği olduğunu tahmin ediyor. 

Uzmanlar turizm ve göç nedeniyle kira fiyatlarının arttığını vurguluyor. 

Madrid'deki protestocular, "Komşu istiyoruz, turist değil" gibi ifadeler taşıyan döviz ve pankartlarla eylem alanına geldi.

28 yaşındaki öğretmen Estrella Baudu, büyükannesiyle yaşamak zorunda kaldığını belirterek "Benim gibi düşük maaş alan pek çok genç için ev kiralamak çok zor" dedi. 

Geçen ay İspanya hükümeti, 7 milyar euroluk bir toplu konut planını onaylamıştı. 4 yıl içinde yapılacak inşaatlarla gençlere ve ev satın almak isteyenlere kolaylık sağlanması planlanıyor. 

Diğer yandan kira fiyatlarının dondurulmasını öngören tasarı, meclisten geçmedi. 

36 yaşındaki üniversite öğretmeni Fernando de los Santos, bu adımları yetersiz bulduğunu vurgulayarak "Hükümet önlemler aldığını söylese de bizim gerçekliğimizde ev sahiplerinin gönderdiği tahliye ihtarnameleri var. Bize yalnızca fahiş kira artışları dayatılıyor" ifadesini kullandı. 

İspanyol basını, son yıllarda karavanlarda yaşayanların sayısının arttığını bildiriyor.

Independent Türkçe, AP, El Pais


Yapay zeka güvenlik önlemleri Trump'ın masasında kaldı

ABD Başkanı Donald Trump, 21 Mayıs 2026 Perşembe günü Washington'daki Beyaz Saray'ın Oval Ofisi'nde konuşma yapıyor (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, 21 Mayıs 2026 Perşembe günü Washington'daki Beyaz Saray'ın Oval Ofisi'nde konuşma yapıyor (AP)
TT

Yapay zeka güvenlik önlemleri Trump'ın masasında kaldı

ABD Başkanı Donald Trump, 21 Mayıs 2026 Perşembe günü Washington'daki Beyaz Saray'ın Oval Ofisi'nde konuşma yapıyor (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, 21 Mayıs 2026 Perşembe günü Washington'daki Beyaz Saray'ın Oval Ofisi'nde konuşma yapıyor (AP)

Donald Trump, yeni yapay zeka modelleri için güvenlik önlemleri getirmesi öngörülen bir başkanlık kararnamesini imzalamaktan vazgeçti. Trump, gerekçe olarak ABD'nin yapay zeka alanındaki liderliğini Çin'e kaptırma ihtimaline dair endişeleri gösterdi.

ABD Başkanı'nın kararı perşembe günü düzenlenecek törende imzalaması bekleniyordu. Ancak planların, Meta CEO'su Mark Zuckerberg'le xAI kurucusu Elon Musk'tan gelen baskılar nedeniyle ertelendiği bildirildi.

Trump, Oval Ofis'te gazetecilere yaptığı açıklamada erteleme kararına ilişkin, "Bence bu, önümüzü kesiyor. Çin'in önündeyiz, herkesin önündeyiz ve bu liderliğimizi engelleyecek hiçbir şey yapmak istemiyorum" dedi.

Meta ve xAI yorum taleplerine yanıt vermedi.

Reuters'a konuşan ve kararname hakkında bilgi sahibi iki kaynağa göre düzenleme, yapay zeka geliştiricilerinin gelişmiş modelleri kamuoyuna sunmadan önce ABD yönetimiyle temasa geçmesini öngören gönüllü bir çerçeve oluşturacaktı.

Trump, kararnamenin hangi bölümlerine karşı çıktığını belirtmedi. Teknoloji sektöründeki savunucular, yeni modellerin kullanıma sunulmasını yavaşlatması veya şirketleri güvenlik kaygıları nedeniyle modellerin işleyişini değiştirmeye zorlaması halinde düzenlemenin sektör karlarını olumsuz etkileyebileceğinden endişe ediyor.

Başkanın ayrıca gelişmiş yapay zeka modellerinin, devlet sistemlerinin siber güvenlik savunmasını güçlendirmek için kullanılmasını planladığı da belirtildi. Başka bir kaynağa göre bu plan; bankalar ve hastaneler gibi ülke ekonomisi açısından kritik sektörlere ait ağları da kapsıyordu.

ABD yönetiminde ve özel sektörde, güçlü yeni yapay zeka sistemlerinin oluşturabileceği siber güvenlik risklerine dair endişeler giderek artıyor. Bu sistemler arasında Anthropic'in Mythos modeli de yer alıyor.

Anthropic, Mythos'un karmaşık siber saldırıları ciddi ölçüde güçlendirebileceği uyarısında bulundu. Ancak Reuters'a konuşan siber güvenlik uzmanları, denetimsiz siber saldırı dalgası korkularının abartıldığını söyledi.

Trump, Ocak 2025'te yeniden göreve dönmesinden bu yana, selefi Joe Biden'ın yönetimine kıyasla büyük teknoloji şirketlerine karşı daha yumuşak bir yaklaşım benimsedi.

Bununla birlikte bazı önde gelen Trump destekçileri, teknoloji alanında daha fazla güvenlik önlemi alınması çağrısı yapıyor.

Son haberler, Trump'ın Özel Kalem Müdürü Susie Wiles'la Hazine Bakanı Scott Bessent'in de yeni yapay zeka modelleri için daha fazla güvenlik tedbiri istediğini gösteriyor.

Trump'ın eski danışmanı Steve Bannon da Trump'a açık mektup yazarak gelişmiş yapay zeka modelleri için zorunlu test uygulaması getirmesini istedi.

Bannon mektubunda, "Bu şirketlerin kendilerini denetlemesine güvenemeyiz" ifadelerini kullandı.

Ajanslardan da yararlanılmıştır.

Independent Türkçe


Trump en sevmediği hakareti açıkladı

Trump, cuma günü New York'un Suffern kentindeki Rockland Community College'da düzenlenen mitingde en nefret ettiği hakareti açıkladı (Reuters)
Trump, cuma günü New York'un Suffern kentindeki Rockland Community College'da düzenlenen mitingde en nefret ettiği hakareti açıkladı (Reuters)
TT

Trump en sevmediği hakareti açıkladı

Trump, cuma günü New York'un Suffern kentindeki Rockland Community College'da düzenlenen mitingde en nefret ettiği hakareti açıkladı (Reuters)
Trump, cuma günü New York'un Suffern kentindeki Rockland Community College'da düzenlenen mitingde en nefret ettiği hakareti açıkladı (Reuters)

ABD Başkan Donald Trump, kendisine "zorba" hatta "diktatör" denmesine aldırmadığını ancak katlanamadığı tek bir hakaret olduğunu açıkladı.

79 yaşındaki Trump, cuma günü düzenlenen mitingde kendisine "aptal" denmesinin canını çok sıktığını ve zihinsel zindeliğiyle ilgili eleştirileri susturmak için bilişsel teste girmeye karar verdiğini anlattı.

The Daily Beast'in aktardığına göre Trump kalabalığa, "Bana çok ağır bir laf ettiler: Aptal biri dediler. D-U-M diye yazarak, sonundaki B’yi bile atmışlar" dedi.

Çoğu kişi bunda B harfi olduğunu bilmiyor.

Trump, New York'taki Rockland Community College'da, yaşam maliyetleri ve ekonomik koşullara odaklanacağı duyurulan etkinlikte destekçilerine sesleniyordu. Ancak başkan, bu ay başında zihinsel yeterliliğinin sorgulanmasının ardından doktoruyla yaptığı konuşmayı anlatmaya başladı.

Başkan, "Doktora dedim ki: 'Bana zeki bir zorba diktatör demelerine aldırmam ama aptal denmesini istemiyorum' dedim" ifadelerini kullandı.

'Ne yapacağım doktor? Girebileceğim bir test falan var mı?' dedim. O da, 'Aslında var efendim, bilişsel test' dedi. Ben de, 'Kaç başkan bu testi yaptı?' diye sordum. 'Hiçbiri... Kimse yapmadı' dedi. Ben de, 'İyi mi kötü mü? Zor mu?' diye sordum.

Trump daha sonra testi ayrıntılı şekilde anlattı ve destekçilerine soruların "başta kolay" olduğunu, ardından giderek zorlaştığını söyledi.

Trump, konuşmayı canlandırarak, "İlk soru şuydu: Bir ayı, bir yılan, bir fil ve bir at var. Atı gösterin. İşte bu at" dedi.

Ancak sonlara doğru şöyle sorular vardı: 'Bir sayı seçin efendim, herhangi bir sayı. Tamam, 203. 9'la çarpın, ikiye bölün, 1324 ekleyin, 1292 çıkarın. Efendim, bir kez daha 19'la çarpın. Sonuç nedir efendim?'

Trump, "Ve doğru cevabı verdim" diye iddia etti. 

Trump’ın açıklamaları, yarın (pazartesi) Walter Reed Hastanesi’nde yapılması beklenen yeni bilişsel değerlendirmeye birkaç gün kala geldi. The Daily Beast'e göre bu kontrol, Trump'ın göreve dönmesinden bu yana kamuoyuna açıklanan 4. sağlık ve diş muayenesi olacak.

Başkan daha önce de bilişsel testleri geçmesiyle övünmüş, özellikle bilişsel bozukluk ve demansı tespit etmek için yaygın kullanılan Montreal Bilişsel Değerlendirme Testi'ni (MoCA) başarıyla tamamladığını söylemişti.

Öte yandan Trump, eski Başkan Joe Biden'la sık sık yaşı üzerinden alay ederken kendi sağlığının gayet yerinde olduğunu savunuyor.

Independent Türkçe