​Pompeo’dan İran'ın tehditlerine karşı Varşova Konferansı’ndan çağrı

Varşova'da gerçekleştirilen Ortadoğu konferansından bir kare (AP)
Varşova'da gerçekleştirilen Ortadoğu konferansından bir kare (AP)
TT

​Pompeo’dan İran'ın tehditlerine karşı Varşova Konferansı’ndan çağrı

Varşova'da gerçekleştirilen Ortadoğu konferansından bir kare (AP)
Varşova'da gerçekleştirilen Ortadoğu konferansından bir kare (AP)

Ortadoğu'da Barış ve Güvenliğin Geleceğini Destekleme Konferansı dün sona erdi.
ABD ve Polonya, konferans sonrasında yayınlanan sonuç bildirgesinde, Ortadoğu’da istikrarın sağlanması için böyle bir konferansın gerçekleştirilmesinin gerekliliğine dikkat çekerken, ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, İran'ın tehditleri konusunda küresel bir anlaşmaya varılması için işbirliği yapılması çağrısında bulundu ve bu tehditlerin Ortadoğu ile sınırlı kalmayacağını, bilakis Avrupa’ya ve Batı’ya da yöneleceğini söyledi. Polonya Dışişleri Bakanı Jacek Czaputowicz ise yaptığı konuşmada, İran'ın Suriye'ye müdahalelerinin bölgeyi olumsuz etkilediğini söyledi.
“İran, Hizbullah ve terörizm Ortadoğu için büyük bir tehdit oluşturuyor”
Varşova Konferansı’nın krizlerin üstesinden gelinmesi için gerçekleştirildiğini dile getiren Pompeo, “İran, Hizbullah ve terörizmin yayılması Ortadoğu için büyük bir tehdit oluşturuyor. Ortadoğu'daki barış çalışmalarına devam edeceğiz. Daha fazla yaptırım ve daha fazla baskı istiyoruz. Böylece İran'daki diktatörlerin devamlılığının önüne geçebiliriz” açıklamasında bulundu. Ayrıca bölgedeki İran saldırganlığının gerçek bir tehlike olduğuna dikkat çeken Pompeo, “Konferansta İran’ı savunan hiçbir ülke yok. İran’ın bölgeyi istikrarsızlaştıran rolü konusunda hepimiz hemfikiriz” dedi. Pompeo, İran rolüne atıfta bulunmadan bölgedeki sorunlardan bahsetmenin zor olduğuna dikkat çekerek, İran’ın tehditleri konusunda küresel bir anlaşmaya varmak için işbirliğine ihtiyaç duyulduğunu ve Washington’un İran'a daha fazla yaptırım uygulama konusunda haklı olduğunu söyledi.
Öte yandan Polonya Dışişleri Bakanı Jacek Czaputowicz, Ortadoğu'daki sorunların karmaşık olduğuna ve Avrupa Birliği’nin (AB) tek başına bunların üstesinden gelmek için yeterli güce sahip olmadığına dikkat çekerek, “İran'ın olumsuz bir etkisi var. Tartışmalarımızda bunu göz ardı etmedik” dedi.
Konferansa yaklaşık 60 ülke katıldı, fakat katılımın Avrupa ayağı düşüktü. ABD yetkilileri, İran'ın eylemlerini tehdit olarak gören Arap devletleri ve İsrail gibi farklı tarafların bölgede bulunmasının önemini vurguladılar.
Pence’den Avrupa ülkelerine suçlama
Konferansın oturum aralarında açıklamalarda bulunan ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence, İran dosyasıyla ilgili olarak Amerikan ve Avrupa tarafları arasındaki farklara ışık tuttu. ABD yetkilisi, Avrupalıları, ‘İran rejimine yönelik yaptırımları, mali işlemler için bir mekanizma kurarak atlatmaya çalışmakla’ suçladı. Bu davranışların hoş olmadığına dikkat çeken Pence, bu davranışların taraflar arasındaki ilişkilerde birtakım sonuçları olabileceğini söyledi.
ABD Başkan Yardımcısı Pence, konuşmasının devamında, Trump'ın iki yıl önce başkanlık koltuğuna oturmasında sonra ilk dış ziyaretini Suudi Arabistan’a gerçekleştirdiğine ve Arap-İslam-Amerikan Zirvesi’ne katıldığına atıfta bulunarak, barışın sağlanması için konferansa katılan bütün ülkeler ile çalışmaya hazır olduklarını belirtti.
Katılımcıların bölge için daha iyi bir gelecek inşa edilmesi hakkında konuştuğunu kaydeden Pence, “Şu anda toplantılar yapılıyor. Çünkü radikal İslami terörizm gibi ortak bir sorunla karşı karşıyayız. Terörizm yalnızca Amerika'ya değil bölgedeki tüm ülkelere yönelik bir tehdit oluşturuyor. Başkan Trump yönetimi, bu radikal tehdide karşı koyma konusunda adımlar attı ve DEAŞ örgütü ile kendini gösteren bu tehdidin ortadan kaldırılması hususunda esas katkılarda bulundu. ABD, kendi vatandaşlarının güvenliğini önceliyor. Fakat Amerika’nın öncelenmesi, yalnız Amerika demek değildir. Washington, aşırılıkçılığa karşı uluslararası bir koalisyon oluşturmak için çalışıyor.”
Başbakan Netanyahu'nun geçen yılın sonunda Umman'ı ziyareti ve Papa Franciscus'un bu yıl BAE'ye yaptığı ziyaret gibi bölgedeki ‘değişim rüzgarlarına’ değinen Pence, “Bu tarihi konferans yeni bir dönemin başladığının kanıtıdır” diyerek sözlerini şöyle sürdürdü:
“DEAŞ hilafeti kısa bir süre sonra sona erecek ve Trump’ın açıklamasına göre yakın zamanda bölgedeki ABD birlikleri geri çekilecek. Bu, taktiklerdeki bir değişikliktir, görevde değil. Toprakları DEAŞ’ın elinden geri almamız yeterli değil. Ortaklarımızla çalışmaya hazırız. DEAŞ katıntıları her nerede olursa olsun takip edeceğiz.”
ABD'nin Suriye'deki yeni bir kimyasal saldırıya yanıt verme konusundaki kararlılığını dile getiren Pence, ülkesinin İngiltere ve Fransa ile birlikte, Devlet Başkanı Beşşar Esed rejiminin gerçekleştirdiği kimyasal bir saldırıya yanıt verdiğini hatırlatarak, rejim tarafından gerçekleştirilecek benzer bir saldırıya aynı şekilde yanıt vermeye hazır olduklarını söyledi.
“Tahran rejimi terörizmi desteklemeye devam ediyor”
Sonra, İran rejiminin bölgenin geleceği ve Ortadoğu’daki barış ve istikrar için en büyük tehdit olduğunu dile getirerek İran hakkında konuşmaya başlayan Pence, “Tahran rejimi terörizmi desteklemeye devam ediyor, Suriye ve Yemen'e müdahale ediyor, Hizbullah'ı destekliyor ve Amerikalı rehineleri elinde tutuyor” dedi. İran’ı Ortadoğu’daki etkisini genişletmek için Irak ve Suriye’de birer koridor açmakla itham eden Pence, savaşçıları ile Esed rejiminin düşmesini engellemeye çalıştığını ve Lübnan Hizbullahı’na roketler gönderdiğini söyledi.
Pence, 1979 yılında Şah’ın devrilmesinin ardından geçen 40 yıl boyunca başarısızlık ve terörün İran’da hüküm sürdüğünü dile getirerek, yapılan nükleer anlaşmanın İran’ı caydırmadığını, bilakis bölgedeki müdahalelerini daha da arttırdığını söyledi. Başkan Trump’ın nükleer anlaşmadan çekildiğini, İran rejimine yaptırımlar uyguladığını ve İran'ın eylemlerine itiraz eden diğer ülkelerin de bu yaptırımları desteklediğini dile getiren Pence, “Maalesef, en yakın Avrupalı arkadaşlarımızdan bazıları bu yaptırımları ihlal etti ve onları atlatmaya çalıştı. Fransa, İngiltere ve Almanya kurdukları finansal işlemler mekanizması ile bu yaptırımların üstesinden gelmeye çalıştılar. Bu hamle, ABD ile Avrupa’nın aralarının açılmasına sebep olacaktır” dedi.
“Avrupalıların bizlerin ve İran halkının yanında olma zamanı geldi”
İran'ın teknik olarak uygulayıp uygulamamasının değil, nükleer anlaşmanın kendisinin bir sorun olduğunu dile getiren Pence, “Avrupalıların bizlerin ve İran halkının yanında olma zamanı geldi. Artık anlaşmadan çekilmeliler. Bu fırsatı görmezden gelemeyiz” dedi.
Ortadoğu’daki barış süreci hakkında konuşan Pence, “Başkan Trump, üç İbrahimî din olan Yahudilik, Hristiyanlık ve İslam'ın tabilerinin barış içinde birlikte yaşamalarını istiyor” ifadesini kullandı.
Öte yandan Varşova Konferansı’na katılan Suudi Arabistan’ın Washington Büyükelçisi Prens Halid bin Selman, önceki gün Twitter hesabı üzerinden yapmış olduğu paylaşımlarda, “Molla rejimi 40 yıl önce iktidarı ele geçirdi. İran halkının yaşam standartları bu süre içerisinde ciddi bir düşüne tanık oldu. Bu rejim, bölgedeki terörizm, radikalizm, mezhepçilik ve istikrarsızlığı desteklemek için halkının parasını israf etmeye devam ediyor. Dost İran halkı, bölgede bölücülük ve terör fitnelerini yaymak için servetini ve parasını israf etmek yerine halkına özen gösteren bir yönetimi hak ediyor. İran rejimi halen Arapları dize getirmeye çalışmak gibi asla gerçekleşmeyecek bir yanılsama içinde. Ayrımcı söylemleri kendisini açığa çıkarıyor, Bu rejimin boş hayalleri 40 yıl sonra artık kimseyi kandıramıyor” açıklamasında bulundu.
İran rejiminin yayılımcı hayallerine hâlâ bağlı olduğuna dikkat çeken Prens Halid bin Selman, “İran rejiminin lideri, devrimlerinin 40’ıncı yıl dönümü konuşmasında Basra Körfezi'ndeki Arap topraklarının kendi topraklarının bir parçası olduğunu iddia ederek, bu bölgeyi güney İran olarak adlandırdı. Böylece yayılımcı niyetlerini ortaya koydu” ifadelerini kulandı.
Konferansın açılışı
Polonya Dışişleri Bakanı Jacek Czaputowicz, sabah saatlerinde kullandığı şu ifadeler ile konferansın açılışını yaptı;

“Bölgedeki barış ve güvenlik sorununa yeni bir ivme kazandırmanın zamanı geldi. Mülteci krizleri, ekonomik krizler ve bazı durumlarda devlet kurulması gibi krizlerin bölgede olumsuz etkiler oldu. Ortadoğu’nun istikrarını güvence altına almak, devam eden krizlere son vermek, kültürlerarası birliği teşvik etmek ve kapsayıcı toplumlar inşa etmek gibi durumlar, büyük zorluklar ile karşı karşıya. Uluslararası toplumun istikrarı ve sürdürülebilir barışı korumak için bu çabaları aktif olarak desteklemesi önemlidir.”
Czaputowicz açılış konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Ortadoğu'daki çatışmaların birçok kaynağı var. Bunlardan bazıları, bazı liderlerin her ne pahasına olursa olsun gücü ellerinde tutmak istemesi, dini köktencilik ve hoşgörüsüzlüktür. Ayrıca güç dengesizlikleri, coğrafi ayrılıklar veya dış kuvvetlerin müdahalesi de çatışmaya sebep olan unsurlar arasında yer alabilir. ABD ve AB’nin İran’ın bölgede oynayacağı rol konusunda paylaştıkları bir inançları var. Ancak İran'ın nükleer programının olası sonuçları ve bu ülkenin bölgede oynadığı istikrarsızlaştırıcı rolü konusunda endişeliyiz. İran'ın tahammül edilemez davranışlarını şiddetle kınıyoruz. Aramızda araçlar bakımından farklılıklar olabilir. AB, İran'ın nükleer programının barışçıl doğasını korumanın, bir ortak eylem planını gerektirdiğine inanıyor. ABD bu anlaşmadan çekildi ve İran’a yaptırımlar uyguladı. Bugün Ortadoğu’nun karşılaştığı zorlukları hatırlatan bölge temsilcilerini dinleme fırsatına sahibiz.”
Konferans dahilinde gerçekleştirilecek görüşmelerde herhangi bir ülkenin veya konunun görüşmelerin seyrine hakim olmayacağını dile getiren ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ise şunları söyledi:
“Konferans, Yemen Dışişleri Bakanı Halid el-Yemani’nin başkanlığını yapacağı Yemen hakkında bir tartışma ile başlayacak. Daha sonra Suriye'deki idarenin sonraki adımlarını ve değişmeyen stratejik hedeflerimize ulaşmak için çabalarımızı sürdürme taahhüdümü gözden geçireceğiz. Sonrasında Başkanı Trump'ın danışmanı Jared Kushner, ABD yönetiminin İsrail ile Filistinliler arasında kapsamlı ve sürdürülebilir bir barışı sağlama çabalarını tartışacak. Tüm bu konular hakkında soru sorma ve yorum yapma fırsatı da olacak. Sonrasında ise ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence, Polonya Başbakanı ve 7 Dışişleri Bakanı ilgili konular hakkındaki değerlendirmelerini bizimle paylaşacak. Daha sonra bir grup devletle, mültecilerin ve insani zorlukların ele alındığı bir öğle yemeği tertip edilecek. Bunun ardından füze geliştirme ve bunları yayma, siber tehditlerle mücadele, terörizm ve yasadışı fon sağlamak ile mücadele konulu bir dizi çalışma oturumu düzenlenecek.”
Pompeo sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bugün çok önemli görüşmelerde bulunacağız, ancak konferans sona ermeyecek. Çalışmamız gerekiyor. Suriye ve Yemen, silahların yayılması, barış süreci, terörizm, İran, siber güvenlik ve insani krizler gibi meseleler tek başına üstesinden gelinecek sorunlar değil. Güvenliği sağlamak için birlikte çalışmalıyız. Hiçbir ülke bunun dışında kalamaz. ABD, Ortadoğu’daki güvenlik sorunlarına yönelik çabalara liderlik etmeye devam edecek. Bölge için iyi bir güç olmaya devam edeceğiz. Bugün gerçekleştirilen konferans bunun kanıtıdır.”
Pompeo, sabah saatlerinde, konferansı ‘istisnai’ olarak nitelendiren Netanyahu ile ortak bir basın toplantısı düzenledi.
İsrail Başbakanı Netanyahu konferans ile ilgili "tarihsel bir dönüm noktası" değerlendirmesinde bulunduktan sonra şunları söyledi:
“Burada 60 ülkeden dışişleri bakanı ve hükümet temsilcisi, İsrail başbakanı ve önde gelen Arap ülkelerinin dışişleri bakanları karşılıklı oturup bugüne kadar görülmemiş bir güç ve açıklıkla İran rejiminin yarattığı ortak tehditle nasıl baş edilmesi gerektiğini konuştu. İlk kez birlikte geleceğimizi tehdit eden şeyin ne olduğunu ve onu güvence altına almak için neler yapmamız gerektiğini tartışma fırsatı bulduk. Bu diyaloğu gelecekte yalnızca güvenlik konusunda değil, Ortadoğu halklarının yaşamını etkileyecek her alanda sürdürmeliyiz”
“İran’la yüzleşmeden Ortadoğu’da barış ve istikrar sağlayamayız” diyen Pompeo ise İran’ın eylemleri de dahil olmak üzere istikrarsızlaştırıcı eylemleri ele almaya yönelik ortak çabalara duyulan ihtiyaçtan söz ederek sözlerini şöyle sürdürdü:
“Basitçe ifade etmek gerekirse, İran ile yüzleşmeden bunları gerçekleştirmek söz konusu olamaz. Lübnan’da Yemen’de Suriye’de Irak’ta yıkıcı etkilerde bulunuyorlar. Buralarda Hamas, Hizbullah ve Husiler gibi gerçek tehditler var. İran’a karşı harekete geçmeden Ortadoğu’da barış sağlayamayız.”



İtalya, Milano’daki şiddet olaylarının ardından kamu düzenine ilişkin yasaları sertleştirdi

İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, 4 Eylül 2026 tarihinde İtalya'nın Bari kentinde konuşma yapıyor (Reuters)
İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, 4 Eylül 2026 tarihinde İtalya'nın Bari kentinde konuşma yapıyor (Reuters)
TT

İtalya, Milano’daki şiddet olaylarının ardından kamu düzenine ilişkin yasaları sertleştirdi

İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, 4 Eylül 2026 tarihinde İtalya'nın Bari kentinde konuşma yapıyor (Reuters)
İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, 4 Eylül 2026 tarihinde İtalya'nın Bari kentinde konuşma yapıyor (Reuters)

İtalya, dün bir dizi yeni güvenlik önlemini kabul etti. Reuters’ın haberine göre düzenlemeler, gösteriler sırasında şiddet eylemlerinin suç sayılmasını, kamu düzenini bozan kişilere daha ağır cezalar verilmesini ve çocuklarının vandalizm ya da yağma eylemlerine katılması durumunda anne babaların mali sorumluluk üstlenmesini öngörüyor.

Karar, hafta başında İtalya’nın kuzeyindeki kentlerde, özellikle ülkenin finans merkezi Milano’da yaşanan olayların ardından geldi. Çoğunluğunu gençlerin oluşturduğu gruplar sokaklarda olay çıkardı, mağazaların camlarını kırdı, iş yerlerini yağmaladı ve polise saldırdı.

Başbakan Giorgia Meloni, yeni kararnameyi duyururken sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Vandalizm ve hırsızlıkta devrimci hiçbir şey yok. Vandalizm ve hırsızlık protesto değil, suçtur” ifadelerini kullandı.

Yeni güvenlik önlemleri neler getiriyor?

Derhal yürürlüğe giren düzenlemeler kapsamında, en az beş kişiden oluşan bir grubun parçası olarak gösteriler sırasında kamu güvenliğini tehlikeye atan kişiler beş yıla kadar hapis ve en fazla 20 bin avro (22 bin 460 dolar) para cezasıyla karşı karşıya kalabilecek.

Yüzün gizlenmesi veya kişilerin yaralanması durumunda cezalar ağırlaştırılacak.

Yetkililere, meydana gelen zararların tazminini derhal talep etme yetkisi verilecek. Suçun reşit olmayan kişiler tarafından işlenmesi halinde mali sorumluluk ebeveynlerine ait olacak.

xsrgt
17 Ekim 2026’da Milano’daki Duomo Meydanı’nda hükümet karşıtı gösteri sırasında protestocular polisle çatıştı. (AFP)

Polise ayrıca 14-17 yaş arasındaki gençleri, henüz bir suç işlememiş olsalar bile tehlike oluşturduklarına ilişkin kanıt bulunması durumunda gözaltına alma yetkisi tanınacak. Böylece daha önce yalnızca yetişkinler için geçerli olan bazı yetkilerin kapsamı genişletilecek.

Yetkililer, cumartesi günü düzenlenmesi planlanan gösterilerde yeni olaylar yaşanmasından endişe ederken hükümet, 2026 yılı sonuna kadar Milano’da polise destek amacıyla 500 asker görevlendirileceğini açıkladı.

Savunma Bakanlığı, ordunun önemli noktalarda güvenliği güçlendireceğini, hassas bölgelerde gözetimi artıracağını ve bölge genelindeki denetim faaliyetlerine katkıda bulunacağını bildirdi.

Meloni’nin güvenlik politikaları

Kuzey İtalya’daki olaylar, komşu Fransa’da yaşanan benzer şiddet olaylarının ardından geldi. Fransa’da cumartesi günü yüz binlerce kişi sokaklara çıkmış, ülke son yılların en şiddetli toplumsal olaylarından bazılarına sahne olmuştu.

Meloni, 2022’de başbakanlık görevine gelmesinden bu yana bir dizi sıkı güvenlik önlemini yürürlüğe koydu. Ancak eleştirmenler, bu politikaların suç ve toplumsal düzensizliğin temel nedenlerini çözmekte yetersiz kaldığını belirtiyor.

Şarku’l Avsat’ın resmi verilerden aktardığına göre İtalya’daki mahkûm sayısı son dört yılda yüzde 17’den fazla arttı. Bu artış, yaklaşık 10 bin kişiye karşılık geliyor.

Meloni hükümeti, ülkenin güneyinde yükselen bir başka protesto dalgasıyla da karşı karşıya. Dizel fiyatlarının ve yaşam maliyetinin artmasına tepki gösteren kamyon şoförleri, yollara tedarik zincirlerini aksatan barikatlar kurdu.

Bazı makarna üreticileri üretimi durdurmak zorunda kalırken tarım örgütleri, meyve ve sebzelerin çürümeye terk edilmesi riski konusunda uyarıda bulundu. Hükümet, sektör temsilcileriyle yaptığı görüşmelerin ardından kara yolu taşımacılığı şirketlerine yeni destekler sağlama sözü verdi.

Kuzeydeki ve güneydeki protestocular, artan fiyatların aileleri yoksulluğa sürüklediğini söylüyor. Bu durum, 2027’de yapılması planlanan genel seçimler öncesinde Meloni üzerindeki baskıyı artırıyor.

Başbakan, dün yaptığı açıklamada, “İş aramanın, yetersiz bir maaş kazanmanın ve geleceğe dair hiçbir umut görememenin ne anlama geldiğini biliyoruz. Ancak yaşanan sıkıntılar asla şiddete gerekçe olarak kullanılmamalı” ifadelerini kullandı.


Netanyahu: İran yönetimini devirmeye kararlıyız

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 19 Ekim 2026’da İsrail’in Ramla kentinde, seçimler öncesinde bir alışveriş merkezinde vatandaşlarla bir araya geldi.(Reuters)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 19 Ekim 2026’da İsrail’in Ramla kentinde, seçimler öncesinde bir alışveriş merkezinde vatandaşlarla bir araya geldi.(Reuters)
TT

Netanyahu: İran yönetimini devirmeye kararlıyız

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 19 Ekim 2026’da İsrail’in Ramla kentinde, seçimler öncesinde bir alışveriş merkezinde vatandaşlarla bir araya geldi.(Reuters)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 19 Ekim 2026’da İsrail’in Ramla kentinde, seçimler öncesinde bir alışveriş merkezinde vatandaşlarla bir araya geldi.(Reuters)

İsrail’de yapılacak parlamento seçimlerine bir hafta kala Başbakan Binyamin Netanyahu, İran yönetimini devirmeye yönelik kararlılığını sürdürdüğünü açıkladı. Netanyahu’nun ofisinden dün akşam yapılan açıklamada, İsrail Başbakanı’nın bu konudaki tutumunu yinelediği belirtildi.

Şarku’l Avsatın DPA’dan aktardığına göre Netanyahu, “İran rejimini ortadan kaldırma sürecini tamamlamaya kararlıyız” dedi. Bunun İsrail açısından en önemli mesele olduğunu vurgulayan Netanyahu, bu konuyu yalnızca pazar günü ABD Başkanı Donald Trump ile yeniden görüştüğünü söyledi.

Netanyahu, İran yönetimi varlığını sürdürdüğü sürece nükleer silah üretmeye çalışacağını öne sürerek, “Bunu engellemenin tek yolu bu rejimi devirmektir” ifadelerini kullandı.

İsrail Başbakanı, İsrail ve ABD’nin 28 Şubat’ta İran’a birlikte saldırdığı dönemde de İran yönetimini devirmeyi hedeflemişti. Saldırılarda çok sayıda İranlı general ve üst düzey siyasetçi hayatını kaybetmiş, ancak İran hükümeti devrilmemişti.

İsrailliler, 27 Ekim’de yeni parlamentoyu seçmek üzere sandık başına gidecek. Seçimlerde Netanyahu ile en önemli rakiplerinden, eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot arasında çekişmeli bir yarış yaşanması bekleniyor.

İsrail basınında yer alan haberlere göre Netanyahu, dün ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth ile sürpriz bir görüşme gerçekleştirdi. ABD merkezli Axios haber sitesi, Hegseth’in İsrail ziyaretini İran’la yaşanan çatışmada yeni bir gerilim yaşanabileceğine ilişkin değerlendirmelerle ilişkilendirdi.

Netanyahu ayrıca, İsrail ordusunun Lübnan’ın güneyinde tek taraflı olarak oluşturulan “güvenlik bölgesi” içinde, İran destekli Hizbullah’a ait bütün terör altyapısını imha ettiğini ileri sürdü.


Zelenskiy ile Trump’ın temsilcileri arasında Oslo’da “verimli ve yapıcı” görüşmeler

Sağdan sola: Norveç Başbakanı, Ukrayna Cumhurbaşkanı, Finlandiya Cumhurbaşkanı ve Steve Witkoff. (AP)
Sağdan sola: Norveç Başbakanı, Ukrayna Cumhurbaşkanı, Finlandiya Cumhurbaşkanı ve Steve Witkoff. (AP)
TT

Zelenskiy ile Trump’ın temsilcileri arasında Oslo’da “verimli ve yapıcı” görüşmeler

Sağdan sola: Norveç Başbakanı, Ukrayna Cumhurbaşkanı, Finlandiya Cumhurbaşkanı ve Steve Witkoff. (AP)
Sağdan sola: Norveç Başbakanı, Ukrayna Cumhurbaşkanı, Finlandiya Cumhurbaşkanı ve Steve Witkoff. (AP)

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, dün Oslo’da ABD Başkanı Donald Trump’ın temsilcileriyle “çok verimli ve yapıcı” görüşmeler gerçekleştirdi

Şarku’l Avsat'ın AFP’den aktardığına göre bir ABD’li yetkili, Trump’ın özel temsilcisi Steve Witkoff’un bugün Moskova’da Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüşeceğini, Trump’ın damadı Jared Kushner’in ise görüşmeye çevrim içi katılacağını belirtti.

Axios’un bir ABD’li yetkiliye dayandırdığı habere göre Witkoff, Ukrayna’daki savaşı sona erdirmeye yönelik güncellenmiş ABD teklifini Putin’e sunacak.

Görüşmeler, Washington ile Kiev’in, Trump’ın Rusya ile bir dizel yakıt anlaşması yapıldığını açıklaması ve Zelenskiy’e savaşı sona erdirmesi yönünde baskı uygulamasının ardından ortaya çıkan anlaşmazlığı gidermeye çalıştığı bir dönemde gerçekleşiyor.

Kimliğinin açıklanmasını istemeyen ABD’li yetkili, Oslo’daki görüşmelerin ardından yaptığı açıklamada, “Ukrayna, ayrıntılı biçimde ele alınan yeni fikirler ve öneriler sundu” ifadelerini kullandı.

Yetkili, tarafların Rusya’ya yönelik koordineli bir yaklaşım üzerinde uzlaşma ve diplomatik süreci ilerletme konusunda somut ilerleme kaydettiğini belirtti.

Witkoff’un Putin ile yapacağı görüşmenin amacının, Oslo’da sağlanan ilerlemeyi geliştirmek ve Kiev, Moskova ile Washington’un katılacağı doğrudan üçlü görüşmelerin önünü açmak olduğunu ifade etti.

Yetkili, “Önümüzde hâlâ önemli çalışmalar bulunmasına rağmen bugünkü görüşmeler büyük ölçüde olumlu ve yapıcı bir atmosferi, taraflar arasında güçlü bir iş birliğini, kapsamlı ve kalıcı bir barışa ulaşma yönündeki ortak kararlılığı yansıttı” diye konuştu.

Trump yönetimi, Trump’ın Rusya’nın dizel yakıt satışlarına yönelik yaptırımları kaldırmayı kabul etmesi ve Moskova’nın memnuniyetle karşıladığı diğer adımları atmasının ardından, Putin’in daha fazla taviz vermeye hazır olduğunu göstermesini bekliyor.