​Pompeo’dan İran'ın tehditlerine karşı Varşova Konferansı’ndan çağrı

Varşova'da gerçekleştirilen Ortadoğu konferansından bir kare (AP)
Varşova'da gerçekleştirilen Ortadoğu konferansından bir kare (AP)
TT

​Pompeo’dan İran'ın tehditlerine karşı Varşova Konferansı’ndan çağrı

Varşova'da gerçekleştirilen Ortadoğu konferansından bir kare (AP)
Varşova'da gerçekleştirilen Ortadoğu konferansından bir kare (AP)

Ortadoğu'da Barış ve Güvenliğin Geleceğini Destekleme Konferansı dün sona erdi.
ABD ve Polonya, konferans sonrasında yayınlanan sonuç bildirgesinde, Ortadoğu’da istikrarın sağlanması için böyle bir konferansın gerçekleştirilmesinin gerekliliğine dikkat çekerken, ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, İran'ın tehditleri konusunda küresel bir anlaşmaya varılması için işbirliği yapılması çağrısında bulundu ve bu tehditlerin Ortadoğu ile sınırlı kalmayacağını, bilakis Avrupa’ya ve Batı’ya da yöneleceğini söyledi. Polonya Dışişleri Bakanı Jacek Czaputowicz ise yaptığı konuşmada, İran'ın Suriye'ye müdahalelerinin bölgeyi olumsuz etkilediğini söyledi.
“İran, Hizbullah ve terörizm Ortadoğu için büyük bir tehdit oluşturuyor”
Varşova Konferansı’nın krizlerin üstesinden gelinmesi için gerçekleştirildiğini dile getiren Pompeo, “İran, Hizbullah ve terörizmin yayılması Ortadoğu için büyük bir tehdit oluşturuyor. Ortadoğu'daki barış çalışmalarına devam edeceğiz. Daha fazla yaptırım ve daha fazla baskı istiyoruz. Böylece İran'daki diktatörlerin devamlılığının önüne geçebiliriz” açıklamasında bulundu. Ayrıca bölgedeki İran saldırganlığının gerçek bir tehlike olduğuna dikkat çeken Pompeo, “Konferansta İran’ı savunan hiçbir ülke yok. İran’ın bölgeyi istikrarsızlaştıran rolü konusunda hepimiz hemfikiriz” dedi. Pompeo, İran rolüne atıfta bulunmadan bölgedeki sorunlardan bahsetmenin zor olduğuna dikkat çekerek, İran’ın tehditleri konusunda küresel bir anlaşmaya varmak için işbirliğine ihtiyaç duyulduğunu ve Washington’un İran'a daha fazla yaptırım uygulama konusunda haklı olduğunu söyledi.
Öte yandan Polonya Dışişleri Bakanı Jacek Czaputowicz, Ortadoğu'daki sorunların karmaşık olduğuna ve Avrupa Birliği’nin (AB) tek başına bunların üstesinden gelmek için yeterli güce sahip olmadığına dikkat çekerek, “İran'ın olumsuz bir etkisi var. Tartışmalarımızda bunu göz ardı etmedik” dedi.
Konferansa yaklaşık 60 ülke katıldı, fakat katılımın Avrupa ayağı düşüktü. ABD yetkilileri, İran'ın eylemlerini tehdit olarak gören Arap devletleri ve İsrail gibi farklı tarafların bölgede bulunmasının önemini vurguladılar.
Pence’den Avrupa ülkelerine suçlama
Konferansın oturum aralarında açıklamalarda bulunan ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence, İran dosyasıyla ilgili olarak Amerikan ve Avrupa tarafları arasındaki farklara ışık tuttu. ABD yetkilisi, Avrupalıları, ‘İran rejimine yönelik yaptırımları, mali işlemler için bir mekanizma kurarak atlatmaya çalışmakla’ suçladı. Bu davranışların hoş olmadığına dikkat çeken Pence, bu davranışların taraflar arasındaki ilişkilerde birtakım sonuçları olabileceğini söyledi.
ABD Başkan Yardımcısı Pence, konuşmasının devamında, Trump'ın iki yıl önce başkanlık koltuğuna oturmasında sonra ilk dış ziyaretini Suudi Arabistan’a gerçekleştirdiğine ve Arap-İslam-Amerikan Zirvesi’ne katıldığına atıfta bulunarak, barışın sağlanması için konferansa katılan bütün ülkeler ile çalışmaya hazır olduklarını belirtti.
Katılımcıların bölge için daha iyi bir gelecek inşa edilmesi hakkında konuştuğunu kaydeden Pence, “Şu anda toplantılar yapılıyor. Çünkü radikal İslami terörizm gibi ortak bir sorunla karşı karşıyayız. Terörizm yalnızca Amerika'ya değil bölgedeki tüm ülkelere yönelik bir tehdit oluşturuyor. Başkan Trump yönetimi, bu radikal tehdide karşı koyma konusunda adımlar attı ve DEAŞ örgütü ile kendini gösteren bu tehdidin ortadan kaldırılması hususunda esas katkılarda bulundu. ABD, kendi vatandaşlarının güvenliğini önceliyor. Fakat Amerika’nın öncelenmesi, yalnız Amerika demek değildir. Washington, aşırılıkçılığa karşı uluslararası bir koalisyon oluşturmak için çalışıyor.”
Başbakan Netanyahu'nun geçen yılın sonunda Umman'ı ziyareti ve Papa Franciscus'un bu yıl BAE'ye yaptığı ziyaret gibi bölgedeki ‘değişim rüzgarlarına’ değinen Pence, “Bu tarihi konferans yeni bir dönemin başladığının kanıtıdır” diyerek sözlerini şöyle sürdürdü:
“DEAŞ hilafeti kısa bir süre sonra sona erecek ve Trump’ın açıklamasına göre yakın zamanda bölgedeki ABD birlikleri geri çekilecek. Bu, taktiklerdeki bir değişikliktir, görevde değil. Toprakları DEAŞ’ın elinden geri almamız yeterli değil. Ortaklarımızla çalışmaya hazırız. DEAŞ katıntıları her nerede olursa olsun takip edeceğiz.”
ABD'nin Suriye'deki yeni bir kimyasal saldırıya yanıt verme konusundaki kararlılığını dile getiren Pence, ülkesinin İngiltere ve Fransa ile birlikte, Devlet Başkanı Beşşar Esed rejiminin gerçekleştirdiği kimyasal bir saldırıya yanıt verdiğini hatırlatarak, rejim tarafından gerçekleştirilecek benzer bir saldırıya aynı şekilde yanıt vermeye hazır olduklarını söyledi.
“Tahran rejimi terörizmi desteklemeye devam ediyor”
Sonra, İran rejiminin bölgenin geleceği ve Ortadoğu’daki barış ve istikrar için en büyük tehdit olduğunu dile getirerek İran hakkında konuşmaya başlayan Pence, “Tahran rejimi terörizmi desteklemeye devam ediyor, Suriye ve Yemen'e müdahale ediyor, Hizbullah'ı destekliyor ve Amerikalı rehineleri elinde tutuyor” dedi. İran’ı Ortadoğu’daki etkisini genişletmek için Irak ve Suriye’de birer koridor açmakla itham eden Pence, savaşçıları ile Esed rejiminin düşmesini engellemeye çalıştığını ve Lübnan Hizbullahı’na roketler gönderdiğini söyledi.
Pence, 1979 yılında Şah’ın devrilmesinin ardından geçen 40 yıl boyunca başarısızlık ve terörün İran’da hüküm sürdüğünü dile getirerek, yapılan nükleer anlaşmanın İran’ı caydırmadığını, bilakis bölgedeki müdahalelerini daha da arttırdığını söyledi. Başkan Trump’ın nükleer anlaşmadan çekildiğini, İran rejimine yaptırımlar uyguladığını ve İran'ın eylemlerine itiraz eden diğer ülkelerin de bu yaptırımları desteklediğini dile getiren Pence, “Maalesef, en yakın Avrupalı arkadaşlarımızdan bazıları bu yaptırımları ihlal etti ve onları atlatmaya çalıştı. Fransa, İngiltere ve Almanya kurdukları finansal işlemler mekanizması ile bu yaptırımların üstesinden gelmeye çalıştılar. Bu hamle, ABD ile Avrupa’nın aralarının açılmasına sebep olacaktır” dedi.
“Avrupalıların bizlerin ve İran halkının yanında olma zamanı geldi”
İran'ın teknik olarak uygulayıp uygulamamasının değil, nükleer anlaşmanın kendisinin bir sorun olduğunu dile getiren Pence, “Avrupalıların bizlerin ve İran halkının yanında olma zamanı geldi. Artık anlaşmadan çekilmeliler. Bu fırsatı görmezden gelemeyiz” dedi.
Ortadoğu’daki barış süreci hakkında konuşan Pence, “Başkan Trump, üç İbrahimî din olan Yahudilik, Hristiyanlık ve İslam'ın tabilerinin barış içinde birlikte yaşamalarını istiyor” ifadesini kullandı.
Öte yandan Varşova Konferansı’na katılan Suudi Arabistan’ın Washington Büyükelçisi Prens Halid bin Selman, önceki gün Twitter hesabı üzerinden yapmış olduğu paylaşımlarda, “Molla rejimi 40 yıl önce iktidarı ele geçirdi. İran halkının yaşam standartları bu süre içerisinde ciddi bir düşüne tanık oldu. Bu rejim, bölgedeki terörizm, radikalizm, mezhepçilik ve istikrarsızlığı desteklemek için halkının parasını israf etmeye devam ediyor. Dost İran halkı, bölgede bölücülük ve terör fitnelerini yaymak için servetini ve parasını israf etmek yerine halkına özen gösteren bir yönetimi hak ediyor. İran rejimi halen Arapları dize getirmeye çalışmak gibi asla gerçekleşmeyecek bir yanılsama içinde. Ayrımcı söylemleri kendisini açığa çıkarıyor, Bu rejimin boş hayalleri 40 yıl sonra artık kimseyi kandıramıyor” açıklamasında bulundu.
İran rejiminin yayılımcı hayallerine hâlâ bağlı olduğuna dikkat çeken Prens Halid bin Selman, “İran rejiminin lideri, devrimlerinin 40’ıncı yıl dönümü konuşmasında Basra Körfezi'ndeki Arap topraklarının kendi topraklarının bir parçası olduğunu iddia ederek, bu bölgeyi güney İran olarak adlandırdı. Böylece yayılımcı niyetlerini ortaya koydu” ifadelerini kulandı.
Konferansın açılışı
Polonya Dışişleri Bakanı Jacek Czaputowicz, sabah saatlerinde kullandığı şu ifadeler ile konferansın açılışını yaptı;

“Bölgedeki barış ve güvenlik sorununa yeni bir ivme kazandırmanın zamanı geldi. Mülteci krizleri, ekonomik krizler ve bazı durumlarda devlet kurulması gibi krizlerin bölgede olumsuz etkiler oldu. Ortadoğu’nun istikrarını güvence altına almak, devam eden krizlere son vermek, kültürlerarası birliği teşvik etmek ve kapsayıcı toplumlar inşa etmek gibi durumlar, büyük zorluklar ile karşı karşıya. Uluslararası toplumun istikrarı ve sürdürülebilir barışı korumak için bu çabaları aktif olarak desteklemesi önemlidir.”
Czaputowicz açılış konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Ortadoğu'daki çatışmaların birçok kaynağı var. Bunlardan bazıları, bazı liderlerin her ne pahasına olursa olsun gücü ellerinde tutmak istemesi, dini köktencilik ve hoşgörüsüzlüktür. Ayrıca güç dengesizlikleri, coğrafi ayrılıklar veya dış kuvvetlerin müdahalesi de çatışmaya sebep olan unsurlar arasında yer alabilir. ABD ve AB’nin İran’ın bölgede oynayacağı rol konusunda paylaştıkları bir inançları var. Ancak İran'ın nükleer programının olası sonuçları ve bu ülkenin bölgede oynadığı istikrarsızlaştırıcı rolü konusunda endişeliyiz. İran'ın tahammül edilemez davranışlarını şiddetle kınıyoruz. Aramızda araçlar bakımından farklılıklar olabilir. AB, İran'ın nükleer programının barışçıl doğasını korumanın, bir ortak eylem planını gerektirdiğine inanıyor. ABD bu anlaşmadan çekildi ve İran’a yaptırımlar uyguladı. Bugün Ortadoğu’nun karşılaştığı zorlukları hatırlatan bölge temsilcilerini dinleme fırsatına sahibiz.”
Konferans dahilinde gerçekleştirilecek görüşmelerde herhangi bir ülkenin veya konunun görüşmelerin seyrine hakim olmayacağını dile getiren ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ise şunları söyledi:
“Konferans, Yemen Dışişleri Bakanı Halid el-Yemani’nin başkanlığını yapacağı Yemen hakkında bir tartışma ile başlayacak. Daha sonra Suriye'deki idarenin sonraki adımlarını ve değişmeyen stratejik hedeflerimize ulaşmak için çabalarımızı sürdürme taahhüdümü gözden geçireceğiz. Sonrasında Başkanı Trump'ın danışmanı Jared Kushner, ABD yönetiminin İsrail ile Filistinliler arasında kapsamlı ve sürdürülebilir bir barışı sağlama çabalarını tartışacak. Tüm bu konular hakkında soru sorma ve yorum yapma fırsatı da olacak. Sonrasında ise ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence, Polonya Başbakanı ve 7 Dışişleri Bakanı ilgili konular hakkındaki değerlendirmelerini bizimle paylaşacak. Daha sonra bir grup devletle, mültecilerin ve insani zorlukların ele alındığı bir öğle yemeği tertip edilecek. Bunun ardından füze geliştirme ve bunları yayma, siber tehditlerle mücadele, terörizm ve yasadışı fon sağlamak ile mücadele konulu bir dizi çalışma oturumu düzenlenecek.”
Pompeo sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bugün çok önemli görüşmelerde bulunacağız, ancak konferans sona ermeyecek. Çalışmamız gerekiyor. Suriye ve Yemen, silahların yayılması, barış süreci, terörizm, İran, siber güvenlik ve insani krizler gibi meseleler tek başına üstesinden gelinecek sorunlar değil. Güvenliği sağlamak için birlikte çalışmalıyız. Hiçbir ülke bunun dışında kalamaz. ABD, Ortadoğu’daki güvenlik sorunlarına yönelik çabalara liderlik etmeye devam edecek. Bölge için iyi bir güç olmaya devam edeceğiz. Bugün gerçekleştirilen konferans bunun kanıtıdır.”
Pompeo, sabah saatlerinde, konferansı ‘istisnai’ olarak nitelendiren Netanyahu ile ortak bir basın toplantısı düzenledi.
İsrail Başbakanı Netanyahu konferans ile ilgili "tarihsel bir dönüm noktası" değerlendirmesinde bulunduktan sonra şunları söyledi:
“Burada 60 ülkeden dışişleri bakanı ve hükümet temsilcisi, İsrail başbakanı ve önde gelen Arap ülkelerinin dışişleri bakanları karşılıklı oturup bugüne kadar görülmemiş bir güç ve açıklıkla İran rejiminin yarattığı ortak tehditle nasıl baş edilmesi gerektiğini konuştu. İlk kez birlikte geleceğimizi tehdit eden şeyin ne olduğunu ve onu güvence altına almak için neler yapmamız gerektiğini tartışma fırsatı bulduk. Bu diyaloğu gelecekte yalnızca güvenlik konusunda değil, Ortadoğu halklarının yaşamını etkileyecek her alanda sürdürmeliyiz”
“İran’la yüzleşmeden Ortadoğu’da barış ve istikrar sağlayamayız” diyen Pompeo ise İran’ın eylemleri de dahil olmak üzere istikrarsızlaştırıcı eylemleri ele almaya yönelik ortak çabalara duyulan ihtiyaçtan söz ederek sözlerini şöyle sürdürdü:
“Basitçe ifade etmek gerekirse, İran ile yüzleşmeden bunları gerçekleştirmek söz konusu olamaz. Lübnan’da Yemen’de Suriye’de Irak’ta yıkıcı etkilerde bulunuyorlar. Buralarda Hamas, Hizbullah ve Husiler gibi gerçek tehditler var. İran’a karşı harekete geçmeden Ortadoğu’da barış sağlayamayız.”



Trump, Tahran konusunda seçeneklerini açık tutuyor

 USS Boxer amfibi hücum gemisi bölgedeki operasyonları sırasında görülüyor. (CENTCOM)
 USS Boxer amfibi hücum gemisi bölgedeki operasyonları sırasında görülüyor. (CENTCOM)
TT

Trump, Tahran konusunda seçeneklerini açık tutuyor

 USS Boxer amfibi hücum gemisi bölgedeki operasyonları sırasında görülüyor. (CENTCOM)
 USS Boxer amfibi hücum gemisi bölgedeki operasyonları sırasında görülüyor. (CENTCOM)

ABD Başkanı Donald Trump, Tahran’a yönelik gerilimi artırma seçeneklerini açık tutarken, ABD güçlerinin İran’a “istediğimiz zaman” yeni saldırılar düzenlemeye hazır olduğunu söyledi. Bu açıklama, haftalardır süren çatışmaların en şiddetli hava saldırısı dalgasının ardından bölgede dün ihtiyatlı bir sakinliğin hâkim olduğu zamanda yapıldı.

İran, bu hafta hayatını kaybeden askerlerin sayısını en az 13 olarak açıkladı. Ölenler arasında düzenli ordudan 3’ü pilot, 6 asker bulunuyor. Ayrıca Devrim Muhafızları’nın füze birliğinden 4 asker, Besic güçlerinden 3 kişi hayatını kaybetti.

İran medyası, 6 askerin salı günü ülkenin güneyinde düzenlenen saldırılarda öldürüldüğünü, Besic mensuplarının ise Lavan Adası’nda hayatını kaybettiğini bildirdi. Devrim Muhafızları da ülkenin batısında 4 mensubunun öldürüldüğünü açıkladı.

Washington, saldırıların Hürmüz Boğazı yakınlarında Devrim Muhafızları ile bağlantılı askeri tesisler ile füze ve deniz gücünü hedef aldığını belirtti.

İranlı yüzlerce kişi dün yetkililerin Kohestek’te bir düğün töreninin yapıldığı bölgeye düzenlenen saldırıda öldürüldüğünü açıkladığı 4 kişinin cenazesine katıldı. Ölenler arasında 4 yaşında bir çocuk da bulunuyordu. Devrim Muhafızları Komutanı Ahmed Vahidi, misilleme tehdidini yineleyerek Kohestek’te hayatını kaybedenlerin kanının “yerde kalmayacağını” söyledi.

Şarku’l Avsat’ın Wall Street Journal’dan aktardığı habere göre Pentagon, bazı ABD birliklerinin bölgedeki konuşlandırılma süresini 2027’ye kadar uzattı. Bölgede yaklaşık 50 bin Amerikan askeri ile 19 savaş gemisinin tutulması planlanıyor.


Vance, kilo verme sırrını açıkladı: Sıkı beslenme programı ve lahana turşusu 

ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance (AP)
ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance (AP)
TT

Vance, kilo verme sırrını açıkladı: Sıkı beslenme programı ve lahana turşusu 

ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance (AP)
ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance (AP)

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, kilo vermek amacıyla uyguladığı beslenme programının ayrıntılarını açıkladı. Vance, The Telegraph’ın haberine göre, Sağlık Bakanı Robert F. Kennedy Jr. ile şekerden kurtulma konusunda görüştükten sonra ağırlıklı olarak yüksek protein içeren gıdalar ve lahana turşusundan oluşan bir beslenme düzeni uyguladığını söyledi.

Vance, dün yaptığı açıklamada, bu beslenme programını Paskalya öncesi Büyük Perhiz’in döneminin başından beri uyguladığını belirterek, bunu bu dönemde “bir tür irade disiplini” göstermeye yönelik çabasının devamı olarak gördüğünü ifade etti.

Başkan Yardımcısı, Beyaz Saray’da düzenlediği basın toplantısında, “Ben dindar bir Hristiyanım” dedi. Oruç döneminin kendisini şeker tüketmek ve sosyal medya kullanmak da dahil olmak üzere bazı alışkanlıklarından vazgeçmeyi düşünmeye yönelttiğini anlattı.

Vance, söz konusu beslenme programını nasıl keşfettiğini de şöyle anlattı: “Mardi Gras’ta (Şişman Salı- Yağlı Salı) eşime şekerden ve sosyal medyadan vazgeçmeyi düşündüğümü söyledim.”

Ardından Sağlık Bakanı Robert F. Kennedy Jr.’ı arayarak tavsiyesini istediğini belirten Vance, Kennedy’nin kendisine “biyotik” beslenme programından söz ettiğini belirtti.

Vance gazetecilere, “Bol miktarda protein açısından zengin gıda tüketiyorum ve bol miktarda lahana turşusu yiyorum...” dedi.

Vance sözlerini esprili bir tavsiyeyle tamamladı: “Dolayısıyla kilo vermek istiyorsanız Bobby Kennedy’yi arayın; yediğiniz yemekten keyif almak istiyorsanız Bobby Kennedy’yi aramayın.”

“Biyotik” beslenme programı

“Lahana turşusu diyeti” olarak da bilinen “biyotik beslenme programı”, bağırsak sağlığını desteklemek amacıyla lahana turşusu ve kimchi (geleneksel bir Kore yemeği ) gibi fermente gıdaların yanı sıra otla beslenen hayvanların etlerinin tüketilmesini öneriyor.

Bu beslenme programını uygulayanlar ayrıca alkol ve aşırı işlenmiş gıdalardan uzak durarak karın bölgesindeki yağlanmayı ve iltihaplanma düzeylerini azaltmayı hedefliyor.

Vance, 2024’te yaptığı açıklamada, 2022’de Senato koltuğunu kazanmasının ardından geçen iki yıl içinde yaklaşık 13,6 kilogram verdiğini açıklamıştı.

Bu değişimin “beslenme düzenini iyileştirmesinden” kaynaklandığını söyleyen Vance, aynı zamanda herhangi bir zayıflama ilacı kullanmadığını belirtmişti.

Başkan Donald Trump da nisan ayında düzenlenen Paskalya yemeği sırasında Vance’in kilo kaybına değinmişti.

Trump, “JD nerede? Kilo vermiş. Biraz zayıflamış. Dolgun yapılı bir adam arıyordum, şimdi ise ideal bir model buldum” demişti.


ABD baskısı İran ekonomisini yıpratmaya başladı

2 Eylül 2026'da Tahran'da bir sokak, (AFP)
2 Eylül 2026'da Tahran'da bir sokak, (AFP)
TT

ABD baskısı İran ekonomisini yıpratmaya başladı

2 Eylül 2026'da Tahran'da bir sokak, (AFP)
2 Eylül 2026'da Tahran'da bir sokak, (AFP)

ABD’nin İran’a uyguladığı yaptırımlar ve ekonomik ablukayı sıkılaştırmaya yönelik kampanyası, petrol ihracatındaki düşüş, finansman kanallarının daralması ve riyalin rekor seviyelerde değer kaybetmesiyle ülke ekonomisi üzerindeki etkilerini daha belirgin biçimde göstermeye başladı. Bu süreçte ABD yaptırımlarını aşmak da giderek zorlaşıyor.

Şarku’l Avsatın Reuters'ten aktardığına göre üç üst düzey İranlı kaynak yaptığı açıklamada, son dönemde alınan önlemlerin Tahran’ın dövize erişimini ve ithalatı finanse etme kapasitesini önemli ölçüde azalttığını söyledi. İran, yıllardır yaptırımları aşmak amacıyla paralel finans ve ticaret ağlarına dayanıyordu.

Washington son haftalarda İran üzerindeki ekonomik baskı araçlarını artırarak gelecekte yapılabilecek müzakerelerde Tahran’dan taviz koparmaya çalışıyor. Bu adım, altı aylık çatışmanın aynı hedeflere ulaşmada başarısız olmasının ardından atıldı.

Bir kadın, 2 Eylül 2026’da Tahran’da İran’ın dini lideri Mücteba Hamaney’in posterinin önünden geçiyor. (AFP)
Bir kadın, 2 Eylül 2026’da Tahran’da İran’ın dini lideri Mücteba Hamaney’in posterinin önünden geçiyor. (AFP)

Kaynaklara göre İran yönetimi onlarca yıl boyunca paralel finans ve ticaret ağları üzerinden yaptırımları aşmayı başardı. Ancak son ABD önlemleri, dövize erişim ve ithalat finansmanı için kullanılabilecek kanalların azalmasıyla Tahran’ın hareket alanını daralttı.

Kaynaklar, Washington’un İran’ın diğer ülkelerdeki uluslararası finans ağlarına erişimini kesme çabalarının Tahran için doğrudan bir tehdit haline geldiğini belirtti. İran uzun süredir para akışını ve ekonomik faaliyetlerini sürdürebilmek için bu ağlara güveniyordu.

Ekonomik baskının aylardır süren çıkmazı kırabileceğine ilişkin işaretler, Washington’daki karar vericilerin bu araçlara yönelik beklentilerini güçlendirebilir. Ancak Tahran, baskının artırılmasının daha fazla askeri gerilimle karşılık bulabileceği uyarısında bulundu.

Benzin stokları azalıyor, riyal çöküyor

ABD’nin İran’ın Körfez kıyıları boyunca saldırılar düzenlemesinin ardından bu hafta yeniden açık çatışmalar başladı. Tahran ise bölgedeki ABD üslerine saldırılarla karşılık verdi.

Taraflardan hiçbiri şu ana kadar karşı tarafın talep ettiği tavizleri vermeye hazır olduğunu göstermedi. Bu durum, ekonomik baskının İran içinde etkisini genişlettiğine ilişkin işaretlere rağmen, çatışmanın maliyetli bir çıkmaza sürüklenmesine neden oldu.

İran’ın seyrüseferi aksatma girişimlerine rağmen Hürmüz Boğazı üzerinden enerji akışının artmasıyla ABD ablukası, Tahran’ın başlıca döviz geliri kaynağı olan petrol ihracatını azalttı.

İran ekonomisi savaş öncesinde de derin kriz içindeydi. Para biriminin çökmesi ve yüksek enflasyonun yanı sıra aylar süren bombardıman, askeri operasyonlar sırasında zarar gören sanayi tesisleri ve altyapının yeniden inşası için ağır bir maliyet yarattı.

 İnsanlar, 2 Eylül 2026’da Tahran’ın merkezindeki İnkıllap Meydanı’nda ABD karşıtı bir reklam panosunun önünden geçiyor. (AFP)
İnsanlar, 2 Eylül 2026’da Tahran’ın merkezindeki Enghelab Meydanı’nda ABD karşıtı bir reklam panosunun önünden geçiyor. (AFP)

Kaynaklara göre likiditedeki azalma, Tahran’ın yaptırımları aşmaya yönelik ağlarını işletme kapasitesini de sınırlamaya başladı. İran artık yasa dışı kaçakçılık yöntemlerinin gerektirdiği yüksek primleri ödemekte daha fazla zorlanıyor.

İran riyali son günlerde tarihinin en düşük seviyesine geriledi. Kaynaklardan biri, ülkenin sadece yaklaşık iki aylık benzin stokuna sahip olduğunu ve rafineri kapasitesinin yetersizliği nedeniyle petrol üreticisi olmasına rağmen benzin ithal etmek zorunda kaldığını söyledi.

İran yönetimi, ekonomik krizin derinleşmesi ve geniş çaplı protestoların yeniden başlaması ihtimalinin farkında. Ülke genelinde ocak ayında düzenlenen ve güvenlik güçlerinin müdahalesiyle bastırılan gösterilerde binlerce protestocu hayatını kaybetmişti.

İskoçya’daki St Andrews Üniversitesi’nde modern tarih profesörü Ali Ansari, “İran çok ağır ekonomik baskı altında. Boğaz üzerindeki kontrolünü kaybediyor. Asıl soru, müzakere etmeyi seçip seçmeyeceği. Bence buna mecbur kalacak” değerlendirmesinde bulundu.

Savaş, tarafların iç siyasi hesaplarına da yansıyor. Üst düzey bir İranlı yetkili, Tahran’ın yüksek enflasyonun ABD Başkanı Donald Trump yönetimini kasım ayındaki ara seçimler öncesinde daha fazla gerilimden kaçınmaya zorlayacağını düşündüğünü belirtti. Washington ise İran yönetimi üzerindeki iç baskıyı artırmaya çalışıyor.

İkincil yaptırımlar kıskacı daraltıyor

ABD son dönemde İran’la ticaret yapan ülke ve kuruluşlara yönelik ikincil yaptırımların kapsamını genişletti. Washington böylece İran’ın petrol satışlarını dolar üzerinden gerçekleştirmesini ve hayati önem taşıyan mal ve ham madde ithalatını finanse etmesini engellemeye çalışıyor.

Üç kaynak, yeni önlemlerin paravan şirketler, kayıtsız petrol tankerleri ve kaçakçılık güzergâhları da dahil olmak üzere mevcut yaptırımdan kaçınrma ağlarının işletme maliyetini artırdığını ve bu yöntemlerin kullanımını daha da zorlaştırdığını belirtti.

 Bir adam, 25 Ağustos 2026 Salı günü Tahran çarşısında kumaş rulosu taşıyor. (AP)
 Bir adam, 25 Ağustos 2026 Salı günü Tahran çarşısında kumaş rulosu taşıyor. (AP)

Kpler verilerine göre İran’ın ham petrol sevkiyatı bu ay günlük yaklaşık 260 bin varile geriledi. Bu rakam, bir yıl önceki günlük yaklaşık 1,7 milyon varillik seviyenin oldukça altında.

İran limanlarından artık yalnızca sınırlı miktarda petrol çıkarken, diğer sevkiyatlar kamyon, tren veya küçük teknelerle Hazar Denizi üzerinden taşınıyor.

Kaynaklardan biri, Tahran’ın yaptırım ablukasının dışında tankerlerde depolanan on milyonlarca varil petrolü bulunduğunu ve bunların satılabileceğini savunduğunu söyledi. Ancak yeni yaptırımların aracıları piyasadan çekilmeye veya bu petrolün ticaretinde daha yüksek prim talep etmeye itebileceği belirtildi.

ABD’ye ait F/A-18 Super Hornet tipi savaş uçağı, 27 Ağustos 2026’da George Washington uçak gemisinin güvertesinde. (AFP)
ABD’ye ait F/A-18 Super Hornet tipi savaş uçağı, 27 Ağustos 2026’da George Washington uçak gemisinin güvertesinde. (AFP)

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, toplam ticaret hacminin yüzde 25 ila 35 arasında gerilediğini ve ithalatın ihracattan daha hızlı daraldığını açıkladı. Pezeşkiyan, son haftalarda ekonomik koşulların hızla kötüleştiği konusunda uyarıda bulunan üst düzey yetkililerden biri oldu.

İran’ın başlıca ticaret kanallarından biri de ABD baskısının ve çatışmanın tırmandığı bir dönemde Birleşik Arap Emirlikleri’nin 19 Ağustos’ta Tahran’la bütün ticari ve finansal işlemleri yeni bir duyuruya kadar askıya aldığını açıklamasıyla daha fazla baskı altına girdi.

Tahran’da mal ithalatı yapan İranlı bir tüccar, “Bu kanallar kapalı kalırsa tedarikçi nakit ödeme talep edecek. Bu ise işlemin başka bir ülkeden geçirilmesi gerektiği anlamına gelir. Sonuç olarak sevkiyat daha geç ulaşır ve fiyatı daha yüksek olur” dedi.

Enflasyon gelirleri aşıyor

Riyalin değeri, bir yıl önce dolar karşısında yaklaşık 1 milyon riyal seviyesindeyken bugün 2,2 milyon riyalin üzerine çıktı.

Para birimindeki sert değer kaybı ve fiyatlardaki artış, yaşam standartlarını doğrudan etkiledi. Resmi verilere göre son 12 aydaki ortalama enflasyon yüzde 69,9 olurken, gıda, içecek ve tütün fiyatları bu oranın yaklaşık iki katı hızla yükseldi.

Ziyaretçiler cumartesi günü Tahran’daki Büyük Çarşı’da mağaza ve tezgâhların arasında dolaşıyor. (AFP)
Ziyaretçiler cumartesi günü Tahran’daki Büyük Çarşı’da mağaza ve tezgâhların arasında dolaşıyor. (AFP)

Resmi işsizlik oranı ilkbaharda yüzde 9,1’e yükselirken, çalışan sayısı bir önceki yıla göre yaklaşık 450 bin kişi azaldı. Bu düşüş, iş gücüne katılım oranındaki daha geniş çaplı gerilemeyle eş zamanlı gerçekleşti.

Aylık ortalama yaklaşık 125 dolar olan maaş, resmi verilere göre bir ailenin aylık yaklaşık 450 dolar olarak hesaplanan temel ihtiyaçlarının yalnızca sınırlı bir bölümünü karşılayabiliyor.

34 yaşındaki özel sektör çalışanı soyadının yayımlanmasını istemeyen Mehnaz, “Her geçen gün daha da yoksullaşıyoruz” ifadelerini kullandı.