​Pompeo’dan İran'ın tehditlerine karşı Varşova Konferansı’ndan çağrı

Varşova'da gerçekleştirilen Ortadoğu konferansından bir kare (AP)
Varşova'da gerçekleştirilen Ortadoğu konferansından bir kare (AP)
TT

​Pompeo’dan İran'ın tehditlerine karşı Varşova Konferansı’ndan çağrı

Varşova'da gerçekleştirilen Ortadoğu konferansından bir kare (AP)
Varşova'da gerçekleştirilen Ortadoğu konferansından bir kare (AP)

Ortadoğu'da Barış ve Güvenliğin Geleceğini Destekleme Konferansı dün sona erdi.
ABD ve Polonya, konferans sonrasında yayınlanan sonuç bildirgesinde, Ortadoğu’da istikrarın sağlanması için böyle bir konferansın gerçekleştirilmesinin gerekliliğine dikkat çekerken, ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, İran'ın tehditleri konusunda küresel bir anlaşmaya varılması için işbirliği yapılması çağrısında bulundu ve bu tehditlerin Ortadoğu ile sınırlı kalmayacağını, bilakis Avrupa’ya ve Batı’ya da yöneleceğini söyledi. Polonya Dışişleri Bakanı Jacek Czaputowicz ise yaptığı konuşmada, İran'ın Suriye'ye müdahalelerinin bölgeyi olumsuz etkilediğini söyledi.
“İran, Hizbullah ve terörizm Ortadoğu için büyük bir tehdit oluşturuyor”
Varşova Konferansı’nın krizlerin üstesinden gelinmesi için gerçekleştirildiğini dile getiren Pompeo, “İran, Hizbullah ve terörizmin yayılması Ortadoğu için büyük bir tehdit oluşturuyor. Ortadoğu'daki barış çalışmalarına devam edeceğiz. Daha fazla yaptırım ve daha fazla baskı istiyoruz. Böylece İran'daki diktatörlerin devamlılığının önüne geçebiliriz” açıklamasında bulundu. Ayrıca bölgedeki İran saldırganlığının gerçek bir tehlike olduğuna dikkat çeken Pompeo, “Konferansta İran’ı savunan hiçbir ülke yok. İran’ın bölgeyi istikrarsızlaştıran rolü konusunda hepimiz hemfikiriz” dedi. Pompeo, İran rolüne atıfta bulunmadan bölgedeki sorunlardan bahsetmenin zor olduğuna dikkat çekerek, İran’ın tehditleri konusunda küresel bir anlaşmaya varmak için işbirliğine ihtiyaç duyulduğunu ve Washington’un İran'a daha fazla yaptırım uygulama konusunda haklı olduğunu söyledi.
Öte yandan Polonya Dışişleri Bakanı Jacek Czaputowicz, Ortadoğu'daki sorunların karmaşık olduğuna ve Avrupa Birliği’nin (AB) tek başına bunların üstesinden gelmek için yeterli güce sahip olmadığına dikkat çekerek, “İran'ın olumsuz bir etkisi var. Tartışmalarımızda bunu göz ardı etmedik” dedi.
Konferansa yaklaşık 60 ülke katıldı, fakat katılımın Avrupa ayağı düşüktü. ABD yetkilileri, İran'ın eylemlerini tehdit olarak gören Arap devletleri ve İsrail gibi farklı tarafların bölgede bulunmasının önemini vurguladılar.
Pence’den Avrupa ülkelerine suçlama
Konferansın oturum aralarında açıklamalarda bulunan ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence, İran dosyasıyla ilgili olarak Amerikan ve Avrupa tarafları arasındaki farklara ışık tuttu. ABD yetkilisi, Avrupalıları, ‘İran rejimine yönelik yaptırımları, mali işlemler için bir mekanizma kurarak atlatmaya çalışmakla’ suçladı. Bu davranışların hoş olmadığına dikkat çeken Pence, bu davranışların taraflar arasındaki ilişkilerde birtakım sonuçları olabileceğini söyledi.
ABD Başkan Yardımcısı Pence, konuşmasının devamında, Trump'ın iki yıl önce başkanlık koltuğuna oturmasında sonra ilk dış ziyaretini Suudi Arabistan’a gerçekleştirdiğine ve Arap-İslam-Amerikan Zirvesi’ne katıldığına atıfta bulunarak, barışın sağlanması için konferansa katılan bütün ülkeler ile çalışmaya hazır olduklarını belirtti.
Katılımcıların bölge için daha iyi bir gelecek inşa edilmesi hakkında konuştuğunu kaydeden Pence, “Şu anda toplantılar yapılıyor. Çünkü radikal İslami terörizm gibi ortak bir sorunla karşı karşıyayız. Terörizm yalnızca Amerika'ya değil bölgedeki tüm ülkelere yönelik bir tehdit oluşturuyor. Başkan Trump yönetimi, bu radikal tehdide karşı koyma konusunda adımlar attı ve DEAŞ örgütü ile kendini gösteren bu tehdidin ortadan kaldırılması hususunda esas katkılarda bulundu. ABD, kendi vatandaşlarının güvenliğini önceliyor. Fakat Amerika’nın öncelenmesi, yalnız Amerika demek değildir. Washington, aşırılıkçılığa karşı uluslararası bir koalisyon oluşturmak için çalışıyor.”
Başbakan Netanyahu'nun geçen yılın sonunda Umman'ı ziyareti ve Papa Franciscus'un bu yıl BAE'ye yaptığı ziyaret gibi bölgedeki ‘değişim rüzgarlarına’ değinen Pence, “Bu tarihi konferans yeni bir dönemin başladığının kanıtıdır” diyerek sözlerini şöyle sürdürdü:
“DEAŞ hilafeti kısa bir süre sonra sona erecek ve Trump’ın açıklamasına göre yakın zamanda bölgedeki ABD birlikleri geri çekilecek. Bu, taktiklerdeki bir değişikliktir, görevde değil. Toprakları DEAŞ’ın elinden geri almamız yeterli değil. Ortaklarımızla çalışmaya hazırız. DEAŞ katıntıları her nerede olursa olsun takip edeceğiz.”
ABD'nin Suriye'deki yeni bir kimyasal saldırıya yanıt verme konusundaki kararlılığını dile getiren Pence, ülkesinin İngiltere ve Fransa ile birlikte, Devlet Başkanı Beşşar Esed rejiminin gerçekleştirdiği kimyasal bir saldırıya yanıt verdiğini hatırlatarak, rejim tarafından gerçekleştirilecek benzer bir saldırıya aynı şekilde yanıt vermeye hazır olduklarını söyledi.
“Tahran rejimi terörizmi desteklemeye devam ediyor”
Sonra, İran rejiminin bölgenin geleceği ve Ortadoğu’daki barış ve istikrar için en büyük tehdit olduğunu dile getirerek İran hakkında konuşmaya başlayan Pence, “Tahran rejimi terörizmi desteklemeye devam ediyor, Suriye ve Yemen'e müdahale ediyor, Hizbullah'ı destekliyor ve Amerikalı rehineleri elinde tutuyor” dedi. İran’ı Ortadoğu’daki etkisini genişletmek için Irak ve Suriye’de birer koridor açmakla itham eden Pence, savaşçıları ile Esed rejiminin düşmesini engellemeye çalıştığını ve Lübnan Hizbullahı’na roketler gönderdiğini söyledi.
Pence, 1979 yılında Şah’ın devrilmesinin ardından geçen 40 yıl boyunca başarısızlık ve terörün İran’da hüküm sürdüğünü dile getirerek, yapılan nükleer anlaşmanın İran’ı caydırmadığını, bilakis bölgedeki müdahalelerini daha da arttırdığını söyledi. Başkan Trump’ın nükleer anlaşmadan çekildiğini, İran rejimine yaptırımlar uyguladığını ve İran'ın eylemlerine itiraz eden diğer ülkelerin de bu yaptırımları desteklediğini dile getiren Pence, “Maalesef, en yakın Avrupalı arkadaşlarımızdan bazıları bu yaptırımları ihlal etti ve onları atlatmaya çalıştı. Fransa, İngiltere ve Almanya kurdukları finansal işlemler mekanizması ile bu yaptırımların üstesinden gelmeye çalıştılar. Bu hamle, ABD ile Avrupa’nın aralarının açılmasına sebep olacaktır” dedi.
“Avrupalıların bizlerin ve İran halkının yanında olma zamanı geldi”
İran'ın teknik olarak uygulayıp uygulamamasının değil, nükleer anlaşmanın kendisinin bir sorun olduğunu dile getiren Pence, “Avrupalıların bizlerin ve İran halkının yanında olma zamanı geldi. Artık anlaşmadan çekilmeliler. Bu fırsatı görmezden gelemeyiz” dedi.
Ortadoğu’daki barış süreci hakkında konuşan Pence, “Başkan Trump, üç İbrahimî din olan Yahudilik, Hristiyanlık ve İslam'ın tabilerinin barış içinde birlikte yaşamalarını istiyor” ifadesini kullandı.
Öte yandan Varşova Konferansı’na katılan Suudi Arabistan’ın Washington Büyükelçisi Prens Halid bin Selman, önceki gün Twitter hesabı üzerinden yapmış olduğu paylaşımlarda, “Molla rejimi 40 yıl önce iktidarı ele geçirdi. İran halkının yaşam standartları bu süre içerisinde ciddi bir düşüne tanık oldu. Bu rejim, bölgedeki terörizm, radikalizm, mezhepçilik ve istikrarsızlığı desteklemek için halkının parasını israf etmeye devam ediyor. Dost İran halkı, bölgede bölücülük ve terör fitnelerini yaymak için servetini ve parasını israf etmek yerine halkına özen gösteren bir yönetimi hak ediyor. İran rejimi halen Arapları dize getirmeye çalışmak gibi asla gerçekleşmeyecek bir yanılsama içinde. Ayrımcı söylemleri kendisini açığa çıkarıyor, Bu rejimin boş hayalleri 40 yıl sonra artık kimseyi kandıramıyor” açıklamasında bulundu.
İran rejiminin yayılımcı hayallerine hâlâ bağlı olduğuna dikkat çeken Prens Halid bin Selman, “İran rejiminin lideri, devrimlerinin 40’ıncı yıl dönümü konuşmasında Basra Körfezi'ndeki Arap topraklarının kendi topraklarının bir parçası olduğunu iddia ederek, bu bölgeyi güney İran olarak adlandırdı. Böylece yayılımcı niyetlerini ortaya koydu” ifadelerini kulandı.
Konferansın açılışı
Polonya Dışişleri Bakanı Jacek Czaputowicz, sabah saatlerinde kullandığı şu ifadeler ile konferansın açılışını yaptı;

“Bölgedeki barış ve güvenlik sorununa yeni bir ivme kazandırmanın zamanı geldi. Mülteci krizleri, ekonomik krizler ve bazı durumlarda devlet kurulması gibi krizlerin bölgede olumsuz etkiler oldu. Ortadoğu’nun istikrarını güvence altına almak, devam eden krizlere son vermek, kültürlerarası birliği teşvik etmek ve kapsayıcı toplumlar inşa etmek gibi durumlar, büyük zorluklar ile karşı karşıya. Uluslararası toplumun istikrarı ve sürdürülebilir barışı korumak için bu çabaları aktif olarak desteklemesi önemlidir.”
Czaputowicz açılış konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Ortadoğu'daki çatışmaların birçok kaynağı var. Bunlardan bazıları, bazı liderlerin her ne pahasına olursa olsun gücü ellerinde tutmak istemesi, dini köktencilik ve hoşgörüsüzlüktür. Ayrıca güç dengesizlikleri, coğrafi ayrılıklar veya dış kuvvetlerin müdahalesi de çatışmaya sebep olan unsurlar arasında yer alabilir. ABD ve AB’nin İran’ın bölgede oynayacağı rol konusunda paylaştıkları bir inançları var. Ancak İran'ın nükleer programının olası sonuçları ve bu ülkenin bölgede oynadığı istikrarsızlaştırıcı rolü konusunda endişeliyiz. İran'ın tahammül edilemez davranışlarını şiddetle kınıyoruz. Aramızda araçlar bakımından farklılıklar olabilir. AB, İran'ın nükleer programının barışçıl doğasını korumanın, bir ortak eylem planını gerektirdiğine inanıyor. ABD bu anlaşmadan çekildi ve İran’a yaptırımlar uyguladı. Bugün Ortadoğu’nun karşılaştığı zorlukları hatırlatan bölge temsilcilerini dinleme fırsatına sahibiz.”
Konferans dahilinde gerçekleştirilecek görüşmelerde herhangi bir ülkenin veya konunun görüşmelerin seyrine hakim olmayacağını dile getiren ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ise şunları söyledi:
“Konferans, Yemen Dışişleri Bakanı Halid el-Yemani’nin başkanlığını yapacağı Yemen hakkında bir tartışma ile başlayacak. Daha sonra Suriye'deki idarenin sonraki adımlarını ve değişmeyen stratejik hedeflerimize ulaşmak için çabalarımızı sürdürme taahhüdümü gözden geçireceğiz. Sonrasında Başkanı Trump'ın danışmanı Jared Kushner, ABD yönetiminin İsrail ile Filistinliler arasında kapsamlı ve sürdürülebilir bir barışı sağlama çabalarını tartışacak. Tüm bu konular hakkında soru sorma ve yorum yapma fırsatı da olacak. Sonrasında ise ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence, Polonya Başbakanı ve 7 Dışişleri Bakanı ilgili konular hakkındaki değerlendirmelerini bizimle paylaşacak. Daha sonra bir grup devletle, mültecilerin ve insani zorlukların ele alındığı bir öğle yemeği tertip edilecek. Bunun ardından füze geliştirme ve bunları yayma, siber tehditlerle mücadele, terörizm ve yasadışı fon sağlamak ile mücadele konulu bir dizi çalışma oturumu düzenlenecek.”
Pompeo sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bugün çok önemli görüşmelerde bulunacağız, ancak konferans sona ermeyecek. Çalışmamız gerekiyor. Suriye ve Yemen, silahların yayılması, barış süreci, terörizm, İran, siber güvenlik ve insani krizler gibi meseleler tek başına üstesinden gelinecek sorunlar değil. Güvenliği sağlamak için birlikte çalışmalıyız. Hiçbir ülke bunun dışında kalamaz. ABD, Ortadoğu’daki güvenlik sorunlarına yönelik çabalara liderlik etmeye devam edecek. Bölge için iyi bir güç olmaya devam edeceğiz. Bugün gerçekleştirilen konferans bunun kanıtıdır.”
Pompeo, sabah saatlerinde, konferansı ‘istisnai’ olarak nitelendiren Netanyahu ile ortak bir basın toplantısı düzenledi.
İsrail Başbakanı Netanyahu konferans ile ilgili "tarihsel bir dönüm noktası" değerlendirmesinde bulunduktan sonra şunları söyledi:
“Burada 60 ülkeden dışişleri bakanı ve hükümet temsilcisi, İsrail başbakanı ve önde gelen Arap ülkelerinin dışişleri bakanları karşılıklı oturup bugüne kadar görülmemiş bir güç ve açıklıkla İran rejiminin yarattığı ortak tehditle nasıl baş edilmesi gerektiğini konuştu. İlk kez birlikte geleceğimizi tehdit eden şeyin ne olduğunu ve onu güvence altına almak için neler yapmamız gerektiğini tartışma fırsatı bulduk. Bu diyaloğu gelecekte yalnızca güvenlik konusunda değil, Ortadoğu halklarının yaşamını etkileyecek her alanda sürdürmeliyiz”
“İran’la yüzleşmeden Ortadoğu’da barış ve istikrar sağlayamayız” diyen Pompeo ise İran’ın eylemleri de dahil olmak üzere istikrarsızlaştırıcı eylemleri ele almaya yönelik ortak çabalara duyulan ihtiyaçtan söz ederek sözlerini şöyle sürdürdü:
“Basitçe ifade etmek gerekirse, İran ile yüzleşmeden bunları gerçekleştirmek söz konusu olamaz. Lübnan’da Yemen’de Suriye’de Irak’ta yıkıcı etkilerde bulunuyorlar. Buralarda Hamas, Hizbullah ve Husiler gibi gerçek tehditler var. İran’a karşı harekete geçmeden Ortadoğu’da barış sağlayamayız.”



“İran Savaşı”na ilişkin sızıntı İsrail seçimlerinin ertelenmesine ramak bıraktı

Netanyahu, 3 Mart 2026’da Savunma Bakanı Yısrael Katz ve Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir ile görüşürken. (DPA)
Netanyahu, 3 Mart 2026’da Savunma Bakanı Yısrael Katz ve Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir ile görüşürken. (DPA)
TT

“İran Savaşı”na ilişkin sızıntı İsrail seçimlerinin ertelenmesine ramak bıraktı

Netanyahu, 3 Mart 2026’da Savunma Bakanı Yısrael Katz ve Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir ile görüşürken. (DPA)
Netanyahu, 3 Mart 2026’da Savunma Bakanı Yısrael Katz ve Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir ile görüşürken. (DPA)

İsrail ordusu ile Başbakan Binyamin Netanyahu’nun ofisi arasında karşılıklı bilgi sızıntılarının yaşanmasının ardından, İsrail hükûmetinin İran’la üçüncü bir savaşa hazırlanmak amacıyla kamuoyuna açık askerî hazırlıklar yapılmasını istediğine dair güçlü işaretler ortaya çıktı. Ancak Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir’in bu girişimi “engellediği” öne sürüldü.

İsrail’in Kanal 13 televizyonuna göre Zamir, savaş hazırlığının ilan edilmesi konusunda siyasi, askerî ve istihbarat liderlikleri arasında görüşmeler yapılmasını talep etti. Bunun ardından Netanyahu’nun yakın çevresine, seçimleri kazanması hâlinde Zamir’i Genelkurmay Başkanlığı görevinden almayı düşündüğünü söylediği bildirildi.

Geçen cumartesi günü Palmachim askerî üssünde yapılan toplantıda Zamir, savaşı yeniden başlatmaya yönelik hazırlıkların İran liderliği tarafından yanlış anlaşılabileceğini ve hatalı değerlendirmelere yol açabileceğini belirtti. Bunun seçimlerden önce askerî bir çatışmayı tetikleyebileceğini ve sonuçta seçimlerin ertelenmesine neden olabileceğini ifade etti.

Zamir İsrail seçimlerine katılmıyor. Ancak seçimlerin sonuçları ve Netanyahu’nun seçimlerdeki şansı, Zamir’in Genelkurmay Başkanlığı görevini sürdürmesini doğrudan etkileyebilir. Zamir, Mart 2025’ten beri bu üst düzey askerî görevi yürütüyor.

Haberlere göre Zamir, askerî alarm ilan edilmesini “doğru ve sağlıklı olmayan” bir adım olarak nitelendirdi ve şöyle dedi: “Seçimlerden birkaç gün sonrasına kadar beklenebilir. Şu anda acil olan hiçbir şey yok.”

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Savunma Bakanı Yısrael Katz ve Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir. (DPA)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Savunma Bakanı Yısrael Katz ve Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir. (DPA)

Görüş ayrılıkları

İsrail’in Kanal 12 televizyonuna göre Zamir, güvenlik kurumlarının diğer başkanları arasında görüşüyle yalnız kaldı. Mossad Başkanı Roman Gofman, Netanyahu’nun tutumunu destekledi. Gofman’ın, “Zaman bizim lehimize işlemiyor; İran’a karşı hızla harekete geçmeliyiz” dediği belirtildi.

Savunma Bakanı Yısrael Katz ve Şin Bet Başkanı David Zini de Netanyahu’yu destekledi. Buna karşılık Hava Kuvvetleri Komutanı Omer Tischler ve Askerî İstihbarat (AMON) Başkanı Shlomi Binder’ın tutumlarına ilişkin haberlerde çelişkili bilgiler yer aldı. Bazı kaynaklar bu iki ismin başbakanı, diğerleri ise Zamir’i desteklediğini bildirdi.

Kanal 12, Mossad’daki üst düzey yetkililerden bazılarının da Genelkurmay Başkanı’na benzer bir tutum aldığını, buna karşın kurumun başkanı Roman Gofman’ın Netanyahu’yu desteklediğini kaydetti.

Şarku’l Avsat’ın Kanal 13’ten aktardığına göre siyasi yönetim, hafta sonuna doğru güvenlik kurumlarına imzalı bir belge sundu. Belgede Netanyahu’nun İran’a karşı olası bir harekât düzenlenmesine ilişkin talebi yer alıyordu. Ancak Zamir’in itirazının ardından belgeye dayanan girişimin reddedildiği bildirildi.

Kanal, Zamir’in görüş ayrılıklarını ABD Genelkurmay Başkanı Dan Caine’e de aktardığını ve uyarısının, ABD Başkanı Donald Trump’ın İsrail’in İran’a yönelik saldırısını reddetmesinde etkili olan nedenlerden biri olduğunu öne sürdü.

ABD kaynaklarına dayandırılan haberlerde, petrol fiyatlarının yükselmesi endişesiyle geniş çaplı bir saldırının ABD Kongresi seçimlerinden sonraya ertelenmesinin tercih edildiği belirtildi. Ayrıca İran’ın doğrudan karşılık vermesi veya Husilerin saldırılar düzenlemesi ihtimaline karşı İsrail’in füze savunmasında ABD desteğine ihtiyaç duyduğu ifade edildi.

İsrail Başbakanı ve Likud Partisi lideri Binyamin Netanyahu ile ABD Başkanı Donald Trump’ın yer aldığı bir afişin önünden geçen bir kişi, Kudüs, (Reuters)
İsrail Başbakanı ve Likud Partisi lideri Binyamin Netanyahu ile ABD Başkanı Donald Trump’ın yer aldığı bir afişin önünden geçen bir kişi, Kudüs, (Reuters)

Saldırının zamanı ve hedefleri konusunda anlaşmazlık

Haaretz gazetesi, Tahran’ın kışkırtılması ve kontrol edilmesi zor bir çatışmanın başlatılması ihtimaline ilişkin endişeleri aktardı. Bu kaygılar, Irak’ta İran yanlısı gruplara yönelik saldırı haberlerinin gündeme geldiği bir dönemde ortaya çıktı. Söz konusu saldırıların bazılarının İsrail tarafından gerçekleştirildiği öne sürüldü.

Şarku’l Avsat gazetesi, geçen cumartesi günü Iraklı kaynaklara dayandırdığı haberinde, Bağdat’ın Çin yapımı hava savunma sistemlerinin depolandığı iki noktanın geçen hafta İsrail hava saldırılarına maruz kaldığından şüphelendiğini bildirmişti.

Netanyahu, İran’a karşı hızlı bir askerî operasyon düzenlenmesi yönünde girişimde bulundu. Israel Hayom gazetesine göre Gofman bu adımı desteklerken Zamir karşı çıktı ve operasyon hakkında önceden bilgilendirilmedi.

Konuyla ilgili bilgi sahibi olduğu belirtilen bir kaynak, operasyonun seçimlerden bağımsız olarak “haklı mesleki gerekçelere” dayandığını öne sürdü. Kaynağa göre operasyon, geniş çaplı bir saldırının yeniden başlatılması anlamına gelmeden çatışmayı tekrar alevlendirebilirdi. Ancak anlaşmazlık yalnızca saldırının zamanlamasıyla ve yöntemleriyle sınırlı değildi; İran rejiminin devrilmesinin hedefler arasında bulunup bulunmayacağı da tartışma konusuydu.

Haaretz, Mossad yetkililerinin operasyonların zamanlaması konusunda çekinceler taşıdığını ve Netanyahu’nun değerlendirmelerinin seçim kaygılarından etkilenmiş olabileceğinden şüphelendiğini bildirdi. Bu çekincelere rağmen kurum başkanının operasyonu desteklediği ifade edildi.

Mossad ise kurum içindeki görüş farklılıklarının gerilim göstergesi değil, kurumsal gücün bir unsuru olduğunu savundu ve teşkilatın siyasi tartışmaların dışında tutulması çağrısında bulundu.

Kanal 12’nin askerî ve siyasi kaynaklara dayandırdığı habere göre talep edilen önlemler, kayda değer bir ihtimalle seçimlerin ertelenmesine yol açabilirdi.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile muhalefetin önde gelen isimlerinden Gadi Eisenkot’un yer aldığı bir televizyon kampanyası. (AP)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile muhalefetin önde gelen isimlerinden Gadi Eisenkot’un yer aldığı bir televizyon kampanyası. (AP)

Nankör

Askerî bir kaynak, “Bugün saat 22.00’ye kadar olağan dışı bir adım atmayacağız; ancak son sözü kimin söyleyeceğini göreceğiz” dedi. Aynı kaynak Zamir’i “küçük bir siyasetçi”, İran’la yeni bir askerî çatışmayla yüzleşmekten kaçınan “korkak ve zayıf” biri olarak nitelendirdi ve onun “derin devletten yana saf tutmaya karar verdiğini” ileri sürdü.

Kanal 13, kapalı kapılar ardında yapılan görüşmelerde Netanyahu’nun Zamir’e karşı büyük öfke duyduğunu ve onu “nankör” olarak nitelendirdiğini aktardı. Kanal 12’ye konuşan kaynaklar ise Netanyahu’nun bir sonraki hükûmeti kurmakla görevlendirilmesi durumunda Zamir’in görevinde kalmayabileceğini öne sürdü.

Askerî sansürün yayımlanmasına izin verdiği bu sızıntıların ardından Netanyahu’nun ofisi haberleri “sahte” olarak nitelendirerek, başbakanın Zamir’i görevden alma niyetinde olduğunu reddetti. İsrail ordusu da değerlendirmelerinin yalnızca mesleki, nesnel ve kurumsal ölçütlere dayandığını açıkladı.

İsrail Savunma Bakanı Yısrael Katz da Zamir’in görevden alınacağına ilişkin haberleri yalanladı ve bunları, seçimler öncesinde Likud Partisi’ne zarar vermeyi amaçlayan diğer iddialar gibi “tamamen uydurma ve yalandan ibaret” olarak nitelendirdi.

Katz, “Zamir’in Genelkurmay Başkanı olarak atanmasını öneren bendim. İsrail’in güvenliği için birlikte çalıştık ve gelecekte de bunu sürdürmeye niyetliyim” ifadelerini kullandı.


Rusya ile Avrupa arasındaki ilişkilerde sınırlı bir yumuşama

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Norveç Başbakanı Jonas Gahr Støre ve Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb, 20 Ekim’de Oslo’da düzenlenen ortak basın toplantısında. (AFP)
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Norveç Başbakanı Jonas Gahr Støre ve Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb, 20 Ekim’de Oslo’da düzenlenen ortak basın toplantısında. (AFP)
TT

Rusya ile Avrupa arasındaki ilişkilerde sınırlı bir yumuşama

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Norveç Başbakanı Jonas Gahr Støre ve Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb, 20 Ekim’de Oslo’da düzenlenen ortak basın toplantısında. (AFP)
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Norveç Başbakanı Jonas Gahr Støre ve Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb, 20 Ekim’de Oslo’da düzenlenen ortak basın toplantısında. (AFP)

Rusya ile Avrupa ülkeleri arasındaki gergin ilişkilerde bugün sınırlı bir yumuşama yaşandı. Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb ile Norveç Başbakanı Jonas Gahr Store’nin Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile gerçekleştirdiği ortak telefon görüşmesi, aylardır yapılan ilk diplomatik temaslardan biri olarak dikkat çekti.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 2 Eylül 2025’te Pekin’de Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vučić ile görüşürken. (Reuters)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 2 Eylül 2025’te Pekin’de Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vučić ile görüşürken. (Reuters)

Kremlin’in yayımladığı açıklamaya göre üçlü görüşme kapsamlı geçti ve Rusya ile Avrupa arasındaki ilişkilerde gündemde bulunan anlaşmazlık konuları ele alındı. Bununla birlikte girişim, bazı Avrupa ülkelerinde hoşnutsuzlukla karşılandı.

Rusya Devlet Başkanlığı tarafından yapılan açıklamada, telefon görüşmesinin iki Avrupalı liderin girişimiyle gerçekleştirildiği belirtildi. Kremlin, Putin’in Ukrayna’da çatışma bölgesindeki duruma ilişkin değerlendirmelerini ve çatışmanın temel nedenlerini aktardığını bildirdi. Açıklamada, kalıcı ve adil bir barışın ancak Rusya’nın meşru çıkarlarının bütünüyle dikkate alınmasıyla mümkün olabileceği vurgulandı.

Finlandiya ve Norveç tarafları ise görüşmenin ardından, Avrupa’nın tamamını değil, kendi ülkelerini temsil ettiklerini özellikle belirtti. Buna rağmen Danimarka ve Litvanya başta olmak üzere bazı Avrupa ülkelerinden itirazlar yükseldi.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, çarşamba günü St. Petersburg’da ABD Özel Temsilcisi Steve Witkoff ile görüştü. (AP)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, çarşamba günü St. Petersburg’da ABD Özel Temsilcisi Steve Witkoff ile görüştü. (AP)

Şarku’l Avsat'ın AP’den aktardığına göre Finlandiya Cumhurbaşkanı Stubb, görüşmeyi “açık ve esaslı” olarak nitelendirdi. Stubb, ülkelerinin Rusya ile komşu olduğunu belirterek, savaşın sonuçlarının hem kendi güvenliklerini hem de daha geniş anlamda Avrupa’nın güvenliğini doğrudan etkileyeceğini söyledi. Çatışmanın sona erdirilmesi için yüzleşmenin ve doğrudan görüşmelerin gerekli olduğunu ifade etti.

Norveç Başbakanı Store ise savaşın yol açtığı ağır insani ve maddi kayıplara dikkat çekerek, yıkımın ve acıların etkisinin nesiller boyunca süreceğini belirtti. Görüşmede gerilimin derhâl düşürülmesi gerektiğine odaklandıklarını söyledi.

ABD Başkanı Donald Trump ve Ukrayna Devlet Başkanı Volodymyr Zelenskiy,(AFP)
ABD Başkanı Donald Trump ve Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy,(AFP)

Kremlin açıklamasında Putin’in, Avrupa Birliği ve NATO’nun izlediği çatışmacı politikaların askerî faaliyetlerin uzamasına neden olduğunu savunduğu da kaydedildi.

Putin ayrıca Stubb ve Store’ye, Herson bölgesindeki Oleşki’de insani ateşkesin başlatılması ve Herson yönünde geçici ateşkes uygulanması hakkında bilgi verdi. Bu gelişmeler, Moskova’nın gerilimi azaltmaya yönelik adımlara hazır olduğu şeklinde değerlendirildi.

ABD Başkanı Donald Trump, 15 Ağustos 2025’te Alaska’da düzenlenen ortak basın toplantısı sırasında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile tokalaşırken. (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, 15 Ağustos 2025’te Alaska’da düzenlenen ortak basın toplantısı sırasında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile tokalaşırken. (AP)

Açıklamada görüşmenin ayrıntıları paylaşılmadı. Ancak liderlerin Baltık Denizi ile Kuzey Avrupa bölgelerinde güvenlik ve istikrarın sağlanmasını da ele aldıkları belirtildi. Putin ve iki Avrupalı lider, Moskova, Kiev ve Washington arasında gelecek ay yapılması planlanan üçlü görüşmeler konusunda da memnuniyetlerini dile getirdi.

Açıklamaya göre Rusya, Ukrayna ve ABD arasındaki üçlü görüşmelerin kasım ayının ilk yarısında Abu Dabi’de yeniden başlatılması konusunda anlaşmaya varıldı. Görüşmelerin özellikle çatışmaların sona ermesinin ardından Rusya ve Ukrayna’nın güvenliğinin sağlanmasına odaklanması bekleniyor.

Finlandiya Cumhurbaşkanı ve Norveç Başbakanı, telefon görüşmesinde uluslararası deniz hukukuna ve seyrüsefer özgürlüğü ilkesine bağlı kalmanın önemini yeniden vurguladı.

Telefon görüşmesi, Norveç’in son haftalarda Avrupa-ABD ve Ukrayna-ABD arasındaki temasları kolaylaştırmaya yönelik çabalarının devamı niteliğinde görüldü. Finlandiya’nın da bu girişimlere katılması, iki ülkenin Putin ile diyalog kanallarını yeniden etkinleştirme konusunda ortak bir yaklaşım benimsediğine işaret etti.

Norveç, bir hafta önce Oslo’da ABD Başkanı’nın özel temsilcisi Steve Witkoff, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Finlandiya Cumhurbaşkanı ve Norveç Başbakanı’nın katıldığı görüşmelere ev sahipliği yapmıştı. Donald Trump’ın damadı Jared Kushner da toplantıya uzaktan katıldı.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Ukraynalı mevkidaşı Volodimir Zelenskiy. (AFP)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Ukraynalı mevkidaşı Volodimir Zelenskiy. (AFP)

Ertesi gün Witkoff, Putin tarafından kabul edilmek üzere St. Petersburg’a gitmişti. Putin’in, ABD’li arabulucuya ABD, Ukrayna ve Rusya arasındaki üçlü istişareleri yeniden başlatmaya hazır olduklarını bildirdiği aktarılmıştı. Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov da toplantının kasım ayının ilk yarısında Birleşik Arap Emirlikleri’nde düzenlenebileceğini açıklamıştı.

Putin ile görüşmesinin hemen ardından Stubb, Norveç Başbakanı ile birlikte Zelenskiy’yi aradıklarını ve Rusya lideriyle yapılan görüşmenin içeriği hakkında kendisini bilgilendirdiklerini duyurdu.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Rusya’nın Ukrayna’yı işgali sürerken, 22 Ekim’de Kiev’de Finlandiya Başbakanı ile yapacağı görüşme öncesinde basın mensuplarına konuşurken el hareketi yapıyor. (AFP)
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Rusya’nın Ukrayna’yı işgali sürerken, 22 Ekim’de Kiev’de Finlandiya Başbakanı ile yapacağı görüşme öncesinde basın mensuplarına konuşurken el hareketi yapıyor. (AFP)

Stubb, Finlandiya’nın olası bir Rus saldırısına ilişkin herhangi bir kanıtı bulunmadığını da belirterek, ülkeler arasındaki iletişimin güçlendirilmesi gerektiğini savundu. Sosyal medyada yaptığı paylaşımda Zelenskiy ile verimli bir telefon görüşmesi gerçekleştirdiklerini açıkladı. Finlandiya Cumhurbaşkanlığı da görüşmede Ukrayna’daki savaşın ve çatışmayı sona erdirmeye yönelik diplomatik çabaların ele alındığını bildirdi.

Store de Putin ile yapılan görüşmede kendisi ve Finlandiya Cumhurbaşkanı’nın Ukrayna’da gerilimin azaltılmasının önemini vurguladığını açıkladı.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Arktik bölgesindeki ülkelerin ve bölgelerin dışişleri temsilcileriyle birlikte. (Reuters)
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Arktik bölgesindeki ülkelerin ve bölgelerin dışişleri temsilcileriyle birlikte. (Reuters)

Avrupa’dan itirazlar

Diplomatik girişimler bazı Avrupa ülkelerinde temkinli karşılandı. Danimarka, yayımladığı açıklamada Putin ile doğrudan iletişim kurulmasının verebileceği mesajlar konusunda uyarıda bulundu.

Litvanya Cumhurbaşkanı Gitanas Nauseda ise Ukrayna veya Avrupa ülkelerinin temsilcilerinin katılmadığı Rusya görüşmelerinin tehlikeli olduğunu düşündüğünü belirtti.

Nauseda, barış anlaşmasının sonuçlarına Avrupa’nın da katlanacağını, bu nedenle Avrupalıların ve Ukraynalıların müzakere sürecine dâhil edilmesi gerektiğini söyledi. Rusya ile ABD arasında oluşturulabilecek bazı müzakere formatlarını tehlikeli bulduğunu ifade ederek, Avrupa’nın görüşmelerin dışında bırakılmasını ve Ukrayna’nın toplantılara çağrılmamasını kabul edilemez olarak nitelendirdi.

Ayrıca egemen bir ülkenin geleceğinin, o ülkenin katılımı olmadan görüşülmesine kesinlikle karşı olduğunu belirtti.

Soldan sağa: Norveç Başbakanı Jonas Gahr Store, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb ve Steve Witkoff. (AP)
Soldan sağa: Norveç Başbakanı Jonas Gahr Store, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb ve Steve Witkoff. (AP)

Oleşki’de insani ateşkes

Diplomatik temaslarla eş zamanlı olarak, Ukrayna ile Rusya arasında Herson bölgesindeki Oleşki’de sınırlı bir insani ateşkes bugün sabah erken saatlerde yürürlüğe girdi. Buna rağmen Ukrayna’nın birçok bölgesinde askerî operasyonlar ve saldırılar devam etti.

ABD’nin arabuluculuğunda ve Melania Trump’ın öncülük ettiği girişimle sağlanan ateşkes, haftalardır gıda ve ilaç sıkıntısı çeken sivillerin bulunduğu, erişimin güç olduğu bölgede insani yardım operasyonunun gerçekleştirilmesini amaçlıyor.

Rusya Savunma Bakanlığı, Telegram üzerinden yaptığı açıklamada, Oleşki’deki insani operasyon hazırlıkları kapsamında Rus kuvvetlerinin Moskova saatiyle 04.00’ten, yani Greenwich saatine göre 01.00’den itibaren Herson yönündeki ateşi durdurduğunu duyurdu.

Ukrayna Parlamentosu İnsan Hakları Komiseri Dmytro Lubinets de Telegram’da sessizlik rejiminin başladığını ve Ukrayna tarafının taahhütlerine bağlı kaldığını bildirdi.

Melania Trump, cuma günü insani yardımların ulaştırılmasını kolaylaştırmak amacıyla ateşkesi duyurmuştu. Bu adım, Donald Trump ile Rusya arasındaki diplomatik yakınlaşma ortamında atıldı ve Ukrayna ile Avrupalı müttefiklerinde rahatsızlık yarattı.

Kremlin pazartesi günü benzer insani ateşkeslerin başka bölgelerde de uygulanmasına hazır olduğunu açıkladı ve özellikle Melania Trump’ın çabaları olmak üzere Amerikalı müzakerecilerin girişimlerine değer verdiğini belirtti.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Steve Witkoff’a sarılırken; yanlarında Norveç Başbakanı ve Finlandiya Cumhurbaşkanı da bulunuyor. (Reuters)
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Steve Witkoff’a sarılırken; yanlarında Norveç Başbakanı ve Finlandiya Cumhurbaşkanı da bulunuyor. (Reuters)

Ukrayna ve Rusya, Oleşki’de bir insani kriz yaşandığını kabul etmekle birlikte sorumluluk konusunda birbirlerini suçluyor. İki taraf da diğerini gıda yardımlarının ulaştırılmasını ve sivillerin tahliyesini engellemekle itham ediyor.

2023’te bir barajın patlamasının ardından meydana gelen büyük sel felaketinden etkilenen Oleşki’nin nüfusu, yaklaşık 24 binden 2 bin civarına geriledi. Kiev, barajın patlamasından Rusya’yı sorumlu tutmuştu.

Rusya Savunma Bakanlığı cuma günü, yardım koridorunun güvenliğini sağlamak ve sivillerin tahliyesini mümkün kılmak amacıyla bölgede teknik keşif çalışması yapılacağını açıklamıştı. Melania Trump da bölgeden ayrılmak isteyen sivillere koordineli yardım ve seçtikleri varış noktasına ulaşmaları için ulaşım desteği sağlanacağını bildirmişti.

Ancak Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy, pazar günü yaptığı açıklamada Rusya’nın sivilleri Rusya kontrolündeki bölgelere gitmeye ve orada kalmaya yönlendirmek için elinden geleni yapacağını öne sürdü.

Ukrayna’daki askerî operasyonlar sürüyor

Rusya Savunma Bakanlığı, diplomatik temaslar ve insani ateşkese paralel olarak Ukrayna’nın askerî sanayi altyapısına ve lojistik tesislerine yönelik saldırıların sürdüğünü duyurdu. Bakanlığa göre gece saldırılarında Kiev ve Harkiv’de ulaşım ve lojistik tesisleri, silah depoları ve insansız hava araçlarıyla ilgili noktalar hedef alındı.

Rusya’nın açıklamasına göre Kiev’de uzun ve orta menzilli insansız hava araçlarının üretildiği ve depolandığı belirtilen bir sanayi tesisi, Oacline şirketine ait olduğu ifade edilen bir İHA montaj atölyesi ve sabit kanatlı İHA’ların montajının yapıldığı başka bir atölye vuruldu. Açıklamada ayrıca, askerî yüklerin karayolu ve demiryoluyla taşınmasında kullanıldığı ileri sürülen Yujniy Köprüsü’nün hedef alındığı belirtildi.

Harkiv bölgesinde ise Rusya, Bölgesel Lojistik Merkezi şirketine ait bir gümrük boşaltma tesisinin hedef alındığını bildirdi. Moskova’ya göre tesis, Ukrayna Silahlı Kuvvetlerinin ihtiyaçları için kullanılan malzemelerin, teknik ekipmanların ve çift kullanımlı ürünlerin depolanması ve dağıtımında kullanılıyordu. Ayrıca Odesa bölgesindeki Çornomorsk Limanı’na Ukrayna ordusunun ihtiyaçları için yük taşıdığı belirtilen bir kargo gemisinin vurulduğu açıklandı.

Rusya Savunma Bakanlığı son olarak, hava savunma sistemlerinin bir gece içinde Novgorod, Tver, Belgorod, Bryansk, Kursk, Kaluga, Oryol, Tula, Voronej, Smolensk ve Rostov bölgeleri ile Krasnodar Krayı, Kırım ve Karadeniz üzerinde toplam 222 Ukrayna insansız hava aracını önlediğini ve imha ettiğini duyurdu. Bu sayı, Rusya Savunma Bakanlığının açıklamasına dayanmaktadır; bağımsız doğrulama bilgisi sunulmamıştır.


Sırbistan'da "lidersiz" öğrenci hareketi hükümet kurabilecek mi?

Protesto hareketi içindeki oylamada Öğrenci Listesi'nin başına kardiyolog Ilija Srdanovic getirilmişti ancak kendisinin hiyerarşik yapıdakine benzer bir politika belirleme yetkisi yok (AFP)
Protesto hareketi içindeki oylamada Öğrenci Listesi'nin başına kardiyolog Ilija Srdanovic getirilmişti ancak kendisinin hiyerarşik yapıdakine benzer bir politika belirleme yetkisi yok (AFP)
TT

Sırbistan'da "lidersiz" öğrenci hareketi hükümet kurabilecek mi?

Protesto hareketi içindeki oylamada Öğrenci Listesi'nin başına kardiyolog Ilija Srdanovic getirilmişti ancak kendisinin hiyerarşik yapıdakine benzer bir politika belirleme yetkisi yok (AFP)
Protesto hareketi içindeki oylamada Öğrenci Listesi'nin başına kardiyolog Ilija Srdanovic getirilmişti ancak kendisinin hiyerarşik yapıdakine benzer bir politika belirleme yetkisi yok (AFP)

Sırbistan'daki genel seçimlerde öğrenci hareketi, Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic liderliğindeki sağcı hükümeti mağlup etti.

Sırbistan Devlet Seçim Komisyonu (RIK), 25 Ekim'de yapılan erken genel seçimin resmi olmayan sonuçlarını açıkladı.

Öğrenci Listesi yüzde 52,7'yle seçimi ilk sırada tamamlarken, 250 sandalyeli Meclis'te 140 sandalye kazandı. Sağcı Sırp İlerleme Partisi (SNS) öncülüğündeki "Aleksandar Vucic-Birleşmiş Sırbistan" Listesi ise yüzde 39,1 oyla ikinci sırada yer aldı. Vucic'in önderliğindeki blok Meclis'te 104 sandalye aldı.

Meclis'e 4 azınlık partisi de girdi. "Rasim Ljajic-İnsani SDP/CDP" Listesi bir, Voyvodina Macarlar Birliği iki, Sancak Demokratik Eylem Partisi'nin (SDA) "Sancak'ın Bekçileri" Listesi bir, Arnavut Koalisyonu ise iki sandalye kazandı.

Öğrenci Listesi bloku, yaklaşık iki yıldır Sırbistan'ı sarsan protestoların siyasi ivme kazanmasıyla oluştu.

Ülkedeki protestolar 1 Kasım 2024'te Novi Sad tren istasyonunun beton sundurmasının çökmesi ve 16 kişinin hayatını kaybetmesiyle başlamıştı. 6 yaşında bir çocuğun da yaşamını yitirdiği olay, istasyonun yenileme çalışmalarında ihmal ve yolsuzluk iddialarını gündeme taşımış, öğrenciler de yolları kapatarak eylem düzenlemişti.

Gösteriler daha sonra hükümet karşıtı bir harekete dönüşmüştü. ABD Başkanı Donald Trump'ın damadı Jared Kushner'ın Belgrad'daki otel projesi de eylemcilerin büyük tepkisini çekmişti.

Cumhurbaşkanlığı görevinden geçen ay istifa ederek başbakan adayı olan Vucic, öğrenci hareketi karşısında yenilgiyi kabul ederek, "Bu seçimleri kaybettiğimiz açık, Öğrenci Listesi kazandı" dedi.

Öğrenci Listesi'nin zaferi, ülkenin başkenti Belgrad başta olmak üzere birçok şehirde kutlanırken, hiyerarşik olmayan yapısı ve siyasi deneyim eksikliği nedeniyle hareketin hükümet kurma sürecini nasıl yürüteceği merak ediliyor.

250 kişilik aday listesinde akademisyenler, sanatçılar, sporcular, avukatlar ve çiftçiler bulunan hareket, henüz başbakanlık ve cumhurbaşkanlığı için adaylarını açıklamadı. Reuters'ın analizinde, yolsuzlukla mücadele ve eğitim sisteminin iyileştirilmesi gibi önceliklere sahip hareketin, güvenlik kurumları ve bakanlıklardaki Vucic'e yakın isimleri tasfiye edebileceği yazılıyor.

Hareketin nasıl bir dış politika izleyeceği de belirsiz. Yeni kurulacak hükümetin, ülkeye önemli yatırımlar yapan Çin, Sırbistan'ın müttefiki ve başlıca doğalgaz tedarikçisi Rusya ve ticaret ortağı Avrupa Birliği (AB) arasında dengeli bir ilişki yürütmesi gerekecek.

Avrupa medyasındaki analizlerde Sırbistan'daki değişimle Peter Magyar liderliğindeki muhalefetin, nisandaki seçimlerde 16 yıllık Viktor Orban iktidarına son vermesi arasında paralellik de kuruluyor. Ancak Magyar'ın öncülüğündeki Tisza partisi geleneksel bir siyasi örgütlenmeye sahipken Öğrenci Listesi daha farklı bir örnek teşkil ediyor.

Magyar, seçimin ardından öğrenci hareketini kutlayarak yeni hükümete destek vermeye hazır olduklarını söyledi. AB Komisyonu Başkanı Ursula Von der Leyen de Öğrenci Listesi'ni kutlayarak, Sırbistan'ın AB'ye üyelik sürecini desteklediklerini yineledi.  

Kremlin, Sırbistan'daki seçim sonuçlarına ilişkin resmi açıklama yayımlamadı. Ancak Rus gazetesi Vedomosti'ye konuşan Balkanlar uzmanı Oleg Bondarenko, "Elbette, Belgrad'ın yakın zamanda Rusya'ya karşı yaptırımlar uygulayacağını beklememeliyiz. Ancak başbakan ve cumhurbaşkanlığı görevlerini kimin üstleneceğine bağlı olarak durum büyük ölçüde değişecektir" dedi.

Rus devletine ait medya kuruluşu RT'nin analizinde de "AB'nin bir kez daha 'Rusya yanlısı güçlerin' yenilgisini en iyi şekilde değerlendirmeye çalışacağı" yorumu paylaşıldı.

Independent Türkçe, Reuters, Guardian, CNN, Vedemosti, RT