​Pompeo’dan İran'ın tehditlerine karşı Varşova Konferansı’ndan çağrı

Varşova'da gerçekleştirilen Ortadoğu konferansından bir kare (AP)
Varşova'da gerçekleştirilen Ortadoğu konferansından bir kare (AP)
TT

​Pompeo’dan İran'ın tehditlerine karşı Varşova Konferansı’ndan çağrı

Varşova'da gerçekleştirilen Ortadoğu konferansından bir kare (AP)
Varşova'da gerçekleştirilen Ortadoğu konferansından bir kare (AP)

Ortadoğu'da Barış ve Güvenliğin Geleceğini Destekleme Konferansı dün sona erdi.
ABD ve Polonya, konferans sonrasında yayınlanan sonuç bildirgesinde, Ortadoğu’da istikrarın sağlanması için böyle bir konferansın gerçekleştirilmesinin gerekliliğine dikkat çekerken, ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, İran'ın tehditleri konusunda küresel bir anlaşmaya varılması için işbirliği yapılması çağrısında bulundu ve bu tehditlerin Ortadoğu ile sınırlı kalmayacağını, bilakis Avrupa’ya ve Batı’ya da yöneleceğini söyledi. Polonya Dışişleri Bakanı Jacek Czaputowicz ise yaptığı konuşmada, İran'ın Suriye'ye müdahalelerinin bölgeyi olumsuz etkilediğini söyledi.
“İran, Hizbullah ve terörizm Ortadoğu için büyük bir tehdit oluşturuyor”
Varşova Konferansı’nın krizlerin üstesinden gelinmesi için gerçekleştirildiğini dile getiren Pompeo, “İran, Hizbullah ve terörizmin yayılması Ortadoğu için büyük bir tehdit oluşturuyor. Ortadoğu'daki barış çalışmalarına devam edeceğiz. Daha fazla yaptırım ve daha fazla baskı istiyoruz. Böylece İran'daki diktatörlerin devamlılığının önüne geçebiliriz” açıklamasında bulundu. Ayrıca bölgedeki İran saldırganlığının gerçek bir tehlike olduğuna dikkat çeken Pompeo, “Konferansta İran’ı savunan hiçbir ülke yok. İran’ın bölgeyi istikrarsızlaştıran rolü konusunda hepimiz hemfikiriz” dedi. Pompeo, İran rolüne atıfta bulunmadan bölgedeki sorunlardan bahsetmenin zor olduğuna dikkat çekerek, İran’ın tehditleri konusunda küresel bir anlaşmaya varmak için işbirliğine ihtiyaç duyulduğunu ve Washington’un İran'a daha fazla yaptırım uygulama konusunda haklı olduğunu söyledi.
Öte yandan Polonya Dışişleri Bakanı Jacek Czaputowicz, Ortadoğu'daki sorunların karmaşık olduğuna ve Avrupa Birliği’nin (AB) tek başına bunların üstesinden gelmek için yeterli güce sahip olmadığına dikkat çekerek, “İran'ın olumsuz bir etkisi var. Tartışmalarımızda bunu göz ardı etmedik” dedi.
Konferansa yaklaşık 60 ülke katıldı, fakat katılımın Avrupa ayağı düşüktü. ABD yetkilileri, İran'ın eylemlerini tehdit olarak gören Arap devletleri ve İsrail gibi farklı tarafların bölgede bulunmasının önemini vurguladılar.
Pence’den Avrupa ülkelerine suçlama
Konferansın oturum aralarında açıklamalarda bulunan ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence, İran dosyasıyla ilgili olarak Amerikan ve Avrupa tarafları arasındaki farklara ışık tuttu. ABD yetkilisi, Avrupalıları, ‘İran rejimine yönelik yaptırımları, mali işlemler için bir mekanizma kurarak atlatmaya çalışmakla’ suçladı. Bu davranışların hoş olmadığına dikkat çeken Pence, bu davranışların taraflar arasındaki ilişkilerde birtakım sonuçları olabileceğini söyledi.
ABD Başkan Yardımcısı Pence, konuşmasının devamında, Trump'ın iki yıl önce başkanlık koltuğuna oturmasında sonra ilk dış ziyaretini Suudi Arabistan’a gerçekleştirdiğine ve Arap-İslam-Amerikan Zirvesi’ne katıldığına atıfta bulunarak, barışın sağlanması için konferansa katılan bütün ülkeler ile çalışmaya hazır olduklarını belirtti.
Katılımcıların bölge için daha iyi bir gelecek inşa edilmesi hakkında konuştuğunu kaydeden Pence, “Şu anda toplantılar yapılıyor. Çünkü radikal İslami terörizm gibi ortak bir sorunla karşı karşıyayız. Terörizm yalnızca Amerika'ya değil bölgedeki tüm ülkelere yönelik bir tehdit oluşturuyor. Başkan Trump yönetimi, bu radikal tehdide karşı koyma konusunda adımlar attı ve DEAŞ örgütü ile kendini gösteren bu tehdidin ortadan kaldırılması hususunda esas katkılarda bulundu. ABD, kendi vatandaşlarının güvenliğini önceliyor. Fakat Amerika’nın öncelenmesi, yalnız Amerika demek değildir. Washington, aşırılıkçılığa karşı uluslararası bir koalisyon oluşturmak için çalışıyor.”
Başbakan Netanyahu'nun geçen yılın sonunda Umman'ı ziyareti ve Papa Franciscus'un bu yıl BAE'ye yaptığı ziyaret gibi bölgedeki ‘değişim rüzgarlarına’ değinen Pence, “Bu tarihi konferans yeni bir dönemin başladığının kanıtıdır” diyerek sözlerini şöyle sürdürdü:
“DEAŞ hilafeti kısa bir süre sonra sona erecek ve Trump’ın açıklamasına göre yakın zamanda bölgedeki ABD birlikleri geri çekilecek. Bu, taktiklerdeki bir değişikliktir, görevde değil. Toprakları DEAŞ’ın elinden geri almamız yeterli değil. Ortaklarımızla çalışmaya hazırız. DEAŞ katıntıları her nerede olursa olsun takip edeceğiz.”
ABD'nin Suriye'deki yeni bir kimyasal saldırıya yanıt verme konusundaki kararlılığını dile getiren Pence, ülkesinin İngiltere ve Fransa ile birlikte, Devlet Başkanı Beşşar Esed rejiminin gerçekleştirdiği kimyasal bir saldırıya yanıt verdiğini hatırlatarak, rejim tarafından gerçekleştirilecek benzer bir saldırıya aynı şekilde yanıt vermeye hazır olduklarını söyledi.
“Tahran rejimi terörizmi desteklemeye devam ediyor”
Sonra, İran rejiminin bölgenin geleceği ve Ortadoğu’daki barış ve istikrar için en büyük tehdit olduğunu dile getirerek İran hakkında konuşmaya başlayan Pence, “Tahran rejimi terörizmi desteklemeye devam ediyor, Suriye ve Yemen'e müdahale ediyor, Hizbullah'ı destekliyor ve Amerikalı rehineleri elinde tutuyor” dedi. İran’ı Ortadoğu’daki etkisini genişletmek için Irak ve Suriye’de birer koridor açmakla itham eden Pence, savaşçıları ile Esed rejiminin düşmesini engellemeye çalıştığını ve Lübnan Hizbullahı’na roketler gönderdiğini söyledi.
Pence, 1979 yılında Şah’ın devrilmesinin ardından geçen 40 yıl boyunca başarısızlık ve terörün İran’da hüküm sürdüğünü dile getirerek, yapılan nükleer anlaşmanın İran’ı caydırmadığını, bilakis bölgedeki müdahalelerini daha da arttırdığını söyledi. Başkan Trump’ın nükleer anlaşmadan çekildiğini, İran rejimine yaptırımlar uyguladığını ve İran'ın eylemlerine itiraz eden diğer ülkelerin de bu yaptırımları desteklediğini dile getiren Pence, “Maalesef, en yakın Avrupalı arkadaşlarımızdan bazıları bu yaptırımları ihlal etti ve onları atlatmaya çalıştı. Fransa, İngiltere ve Almanya kurdukları finansal işlemler mekanizması ile bu yaptırımların üstesinden gelmeye çalıştılar. Bu hamle, ABD ile Avrupa’nın aralarının açılmasına sebep olacaktır” dedi.
“Avrupalıların bizlerin ve İran halkının yanında olma zamanı geldi”
İran'ın teknik olarak uygulayıp uygulamamasının değil, nükleer anlaşmanın kendisinin bir sorun olduğunu dile getiren Pence, “Avrupalıların bizlerin ve İran halkının yanında olma zamanı geldi. Artık anlaşmadan çekilmeliler. Bu fırsatı görmezden gelemeyiz” dedi.
Ortadoğu’daki barış süreci hakkında konuşan Pence, “Başkan Trump, üç İbrahimî din olan Yahudilik, Hristiyanlık ve İslam'ın tabilerinin barış içinde birlikte yaşamalarını istiyor” ifadesini kullandı.
Öte yandan Varşova Konferansı’na katılan Suudi Arabistan’ın Washington Büyükelçisi Prens Halid bin Selman, önceki gün Twitter hesabı üzerinden yapmış olduğu paylaşımlarda, “Molla rejimi 40 yıl önce iktidarı ele geçirdi. İran halkının yaşam standartları bu süre içerisinde ciddi bir düşüne tanık oldu. Bu rejim, bölgedeki terörizm, radikalizm, mezhepçilik ve istikrarsızlığı desteklemek için halkının parasını israf etmeye devam ediyor. Dost İran halkı, bölgede bölücülük ve terör fitnelerini yaymak için servetini ve parasını israf etmek yerine halkına özen gösteren bir yönetimi hak ediyor. İran rejimi halen Arapları dize getirmeye çalışmak gibi asla gerçekleşmeyecek bir yanılsama içinde. Ayrımcı söylemleri kendisini açığa çıkarıyor, Bu rejimin boş hayalleri 40 yıl sonra artık kimseyi kandıramıyor” açıklamasında bulundu.
İran rejiminin yayılımcı hayallerine hâlâ bağlı olduğuna dikkat çeken Prens Halid bin Selman, “İran rejiminin lideri, devrimlerinin 40’ıncı yıl dönümü konuşmasında Basra Körfezi'ndeki Arap topraklarının kendi topraklarının bir parçası olduğunu iddia ederek, bu bölgeyi güney İran olarak adlandırdı. Böylece yayılımcı niyetlerini ortaya koydu” ifadelerini kulandı.
Konferansın açılışı
Polonya Dışişleri Bakanı Jacek Czaputowicz, sabah saatlerinde kullandığı şu ifadeler ile konferansın açılışını yaptı;

“Bölgedeki barış ve güvenlik sorununa yeni bir ivme kazandırmanın zamanı geldi. Mülteci krizleri, ekonomik krizler ve bazı durumlarda devlet kurulması gibi krizlerin bölgede olumsuz etkiler oldu. Ortadoğu’nun istikrarını güvence altına almak, devam eden krizlere son vermek, kültürlerarası birliği teşvik etmek ve kapsayıcı toplumlar inşa etmek gibi durumlar, büyük zorluklar ile karşı karşıya. Uluslararası toplumun istikrarı ve sürdürülebilir barışı korumak için bu çabaları aktif olarak desteklemesi önemlidir.”
Czaputowicz açılış konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Ortadoğu'daki çatışmaların birçok kaynağı var. Bunlardan bazıları, bazı liderlerin her ne pahasına olursa olsun gücü ellerinde tutmak istemesi, dini köktencilik ve hoşgörüsüzlüktür. Ayrıca güç dengesizlikleri, coğrafi ayrılıklar veya dış kuvvetlerin müdahalesi de çatışmaya sebep olan unsurlar arasında yer alabilir. ABD ve AB’nin İran’ın bölgede oynayacağı rol konusunda paylaştıkları bir inançları var. Ancak İran'ın nükleer programının olası sonuçları ve bu ülkenin bölgede oynadığı istikrarsızlaştırıcı rolü konusunda endişeliyiz. İran'ın tahammül edilemez davranışlarını şiddetle kınıyoruz. Aramızda araçlar bakımından farklılıklar olabilir. AB, İran'ın nükleer programının barışçıl doğasını korumanın, bir ortak eylem planını gerektirdiğine inanıyor. ABD bu anlaşmadan çekildi ve İran’a yaptırımlar uyguladı. Bugün Ortadoğu’nun karşılaştığı zorlukları hatırlatan bölge temsilcilerini dinleme fırsatına sahibiz.”
Konferans dahilinde gerçekleştirilecek görüşmelerde herhangi bir ülkenin veya konunun görüşmelerin seyrine hakim olmayacağını dile getiren ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ise şunları söyledi:
“Konferans, Yemen Dışişleri Bakanı Halid el-Yemani’nin başkanlığını yapacağı Yemen hakkında bir tartışma ile başlayacak. Daha sonra Suriye'deki idarenin sonraki adımlarını ve değişmeyen stratejik hedeflerimize ulaşmak için çabalarımızı sürdürme taahhüdümü gözden geçireceğiz. Sonrasında Başkanı Trump'ın danışmanı Jared Kushner, ABD yönetiminin İsrail ile Filistinliler arasında kapsamlı ve sürdürülebilir bir barışı sağlama çabalarını tartışacak. Tüm bu konular hakkında soru sorma ve yorum yapma fırsatı da olacak. Sonrasında ise ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence, Polonya Başbakanı ve 7 Dışişleri Bakanı ilgili konular hakkındaki değerlendirmelerini bizimle paylaşacak. Daha sonra bir grup devletle, mültecilerin ve insani zorlukların ele alındığı bir öğle yemeği tertip edilecek. Bunun ardından füze geliştirme ve bunları yayma, siber tehditlerle mücadele, terörizm ve yasadışı fon sağlamak ile mücadele konulu bir dizi çalışma oturumu düzenlenecek.”
Pompeo sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bugün çok önemli görüşmelerde bulunacağız, ancak konferans sona ermeyecek. Çalışmamız gerekiyor. Suriye ve Yemen, silahların yayılması, barış süreci, terörizm, İran, siber güvenlik ve insani krizler gibi meseleler tek başına üstesinden gelinecek sorunlar değil. Güvenliği sağlamak için birlikte çalışmalıyız. Hiçbir ülke bunun dışında kalamaz. ABD, Ortadoğu’daki güvenlik sorunlarına yönelik çabalara liderlik etmeye devam edecek. Bölge için iyi bir güç olmaya devam edeceğiz. Bugün gerçekleştirilen konferans bunun kanıtıdır.”
Pompeo, sabah saatlerinde, konferansı ‘istisnai’ olarak nitelendiren Netanyahu ile ortak bir basın toplantısı düzenledi.
İsrail Başbakanı Netanyahu konferans ile ilgili "tarihsel bir dönüm noktası" değerlendirmesinde bulunduktan sonra şunları söyledi:
“Burada 60 ülkeden dışişleri bakanı ve hükümet temsilcisi, İsrail başbakanı ve önde gelen Arap ülkelerinin dışişleri bakanları karşılıklı oturup bugüne kadar görülmemiş bir güç ve açıklıkla İran rejiminin yarattığı ortak tehditle nasıl baş edilmesi gerektiğini konuştu. İlk kez birlikte geleceğimizi tehdit eden şeyin ne olduğunu ve onu güvence altına almak için neler yapmamız gerektiğini tartışma fırsatı bulduk. Bu diyaloğu gelecekte yalnızca güvenlik konusunda değil, Ortadoğu halklarının yaşamını etkileyecek her alanda sürdürmeliyiz”
“İran’la yüzleşmeden Ortadoğu’da barış ve istikrar sağlayamayız” diyen Pompeo ise İran’ın eylemleri de dahil olmak üzere istikrarsızlaştırıcı eylemleri ele almaya yönelik ortak çabalara duyulan ihtiyaçtan söz ederek sözlerini şöyle sürdürdü:
“Basitçe ifade etmek gerekirse, İran ile yüzleşmeden bunları gerçekleştirmek söz konusu olamaz. Lübnan’da Yemen’de Suriye’de Irak’ta yıkıcı etkilerde bulunuyorlar. Buralarda Hamas, Hizbullah ve Husiler gibi gerçek tehditler var. İran’a karşı harekete geçmeden Ortadoğu’da barış sağlayamayız.”



ABD'de rüzgar çiftliklerinin iptaline 129 milyon dolar daha ödenecek

İskoçya'nın Aberdeenshire kentindeki golf sahasında görülen Donald Trump'ın rüzgar santrallerini sert bir şekilde eleştirdiği biliniyor (AFP)
İskoçya'nın Aberdeenshire kentindeki golf sahasında görülen Donald Trump'ın rüzgar santrallerini sert bir şekilde eleştirdiği biliniyor (AFP)
TT

ABD'de rüzgar çiftliklerinin iptaline 129 milyon dolar daha ödenecek

İskoçya'nın Aberdeenshire kentindeki golf sahasında görülen Donald Trump'ın rüzgar santrallerini sert bir şekilde eleştirdiği biliniyor (AFP)
İskoçya'nın Aberdeenshire kentindeki golf sahasında görülen Donald Trump'ın rüzgar santrallerini sert bir şekilde eleştirdiği biliniyor (AFP)

Trump yönetimi, Kuzey Karolina açıklarında açık deniz rüzgar santrali inşa etme planlarından vazgeçmesi karşılığında bir enerji şirketine 129 milyon dolar ödemeye hazırlanıyor.

Beyaz Saray'ın Duke Energy'yle yaptığı bu anlaşma, Başkan'ın rüzgar enerjisine yönelik olumsuz tutumu doğrultusunda, şirketleri bu tür projelerden vazgeçmeye teşvik eden son adım.

İçişleri Bakanlığı'nın basın açıklamasında, Duke Energy'nin Carolina Long Bay bölgesinde planlanan rüzgar santrali için federal sulardaki kiralama hakkından vazgeçeceği doğrulandı.

İçişleri Bakanlığı, projenin "çok erken bir aşamada" olduğunu belirtti. Coastal Review'a göre Duke Energy başlangıçta 2022'de bölgeyi 155 milyon dolara kiralamıştı.

Duke Energy Carolinas'ın başkan yardımcısı ve CEO'su Kodwo Ghartey-Tagoe, açıklamada, "Anlaşma kapsamında Duke Energy, yaklaşık 129 milyon doları ek üretim kapasitesine yeniden yatıracak; bu yatırımlar arasında nükleer enerji ve doğalgazla elektrik üretiminin geliştirilmesiyle şebeke iyileştirmeleri yer alabilir. Bu iyileştirmeler, şebekenin güvenilirliğini artırmayı, Karolina eyaletlerindeki büyümeyi desteklemeyi ve maliyetleri mümkün olduğunca düşük tutmayı amaçlamaktadır" dedi.

İçişleri Bakanı Doug Burgum ise, "Başkan Trump'ın ülkemizin topluluklarına uygun fiyatlı, güvenilir Amerikan enerjisini sunma ve Amerikan halkını önceliklendirmek için sağduyuyu kullanma vizyonu hayata geçiriliyor" diye ekledi.

Ancak Güneydoğu Rüzgar Koalisyonu'nda kıdemli program yöneticisi Karly Brownfield, WUNC'ye yaptığı açıklamada, kira sözleşmesinin feshedilmesinin Kuzey Karolina'daki açık deniz rüzgar projeleri için bir geri adım olduğunu söyledi.

"Federal hükümetin enerji alanında kazananları ve kaybedenleri seçmeye devam etmesini görmek üzücü" dedi.

Gazetenin ulaştığı Güneydoğu Rüzgar Koalisyonu verilerine göre, kiralanan alan yaklaşık 300 bin eve elektrik sağlayabilecek bir rüzgar santralini destekleyebilirdi.

Kâr amacı gütmeyen kuruluş ayrıca projenin 37 bin iş yaratacağını, 232 milyon dolar vergi geliri sağlayacağını ve eyalette toplam 44 milyar dolarlık sermaye yatırımı yaratacağını tahmin ediyor.

brtbngty
İçişleri Bakanı Doug Burgum, Başkan Trump'ın "uygun fiyatlı, güvenilir Amerikan enerjisini sunma vizyonunun" hayata geçirildiğini iddia etti (Reuters)

Rüzgar enerjisi santrallerini sık sık eleştiren Trump, onları "en pahalı enerji biçimi" diye niteliyor.

Başkan, bu yıl Britanya hükümetini hedef alarak, rüzgar türbinlerinin "insanı işsiz bıraktığını" iddia etmiş ve görevden ayrılma sürecinde olan Başbakan Keir Starmer'ı "Kuzey Denizi'ndeki petrol sahalarını açmaya" çağırmıştı.

Martta Trump yönetimi, Fransız firması TotalEnergies'le New York ve Kuzey Karolina kıyıları açıklarında iki rüzgar santrali planından vazgeçmesi karşılığında yaklaşık 1 milyar dolarlık bir anlaşma yaptığını duyurmuştu.

7 eyalet, anlaşmanın iklim hedeflerine, ekonomilerine ve enerji şebekelerine zarar vereceğini iddia ederek yönetime dava açtı.

Haziran başlarında İçişleri Bakanlığı, Reuters'a Trump yönetiminin New York, Kaliforniya ve Maine kıyıları açıklarındaki 4 rüzgar enerjisi santrali sözleşmesini feshetmek için Invenergy'ye 765 milyon dolar ödeyeceğini doğruladı.

İçişleri Bakanlığı'na göre enerji şirketi bu fonları Orta Batı'daki 5 eyalette doğalgaz enerji santralleri ve Birleşik Devletler'in batısında jeotermal projeler geliştirmek için kullanacak.

Independent Türkçe


Mikroplastiklerin vücutta biriktiği yerleri saptayan test geliştirildi

Mikroskop altında görülen çok renkli mikroplastikler (Dr. Stephen Patrick)
Mikroskop altında görülen çok renkli mikroplastikler (Dr. Stephen Patrick)
TT

Mikroplastiklerin vücutta biriktiği yerleri saptayan test geliştirildi

Mikroskop altında görülen çok renkli mikroplastikler (Dr. Stephen Patrick)
Mikroskop altında görülen çok renkli mikroplastikler (Dr. Stephen Patrick)

Bilim insanları, kahve bardaklarında ve plastik poşetlerde kullanılan mikroplastikleri, vücuttaki bu minicik parçacıkların birikimini haritalamak için lazer ışığı kullanarak tespit etti.

Plastik parçacıklar balıklarda, okyanus hendeklerinde, soluduğumuz havada ve giysilerimizde bulundu. Ancak bu mikroplastiklerin ne kadarının insan vücudunda biriktiğini tespit etmek daha önce sadece diseksiyon yoluyla mümkündü.

Şimdiyse çığır açan bir test, lazer ışığı atımlarının dokuya yönlendirildiği ve mikroplastikler tarafından emildiği fotoakustik görüntüleme kullanıyor. Işık emildiğinde yüksek frekanslı küçük ses dalgaları oluşuyor ve bu da bilim insanlarının mikroplastiklerin vücutta nerede bulunduğunu gösteren ayrıntılı bir harita oluşturmasına olanak tanıyor.

Bu teknik, bilim insanlarının ameliyat veya doku örneği alma ihtiyacı duymadan mikroplastikleri haritalayabilmesini ve mikroplastiklerin insan sağlığı üzerindeki etkisini inceleyebilmesini sağlıyor.

Çalışmanın baş yazarı, University College London (UCL) Tıp Fakültesi'nden Dr. Stephen Patrick şunları söyledi:

Dünyadaki herkes mikroplastiklere maruz kalıyor. Her yerde bulunuyorlar; yiyeceklerimizde, içeceklerimizde, giysilerimizde ve ev eşyalarımızda.

İnsan sağlığı üzerindeki etkileri konusunda artan bir endişe var ve bu şimdiye kadar canlı doku içinde incelenmesi zor bir konuydu. Mevcut yöntemlerin çoğu biyopsilere veya diseksiyon sonrası doku analizine dayanıyor, bu da araştırmacıların zaman içinde gözlemleyebileceklerini sınırlıyor.

Mikroplastikleri tespit etmeye yönelik yeni yaklaşımımızın, bu parçacıkların vücutta nerede biriktiği, ne kadar süreyle kaldığı ve beyin, kan damarları ve diğer organları etkileyen hastalıklara katkıda bulunup bulunmadığı konusunda yeni araştırma yolları açacağını umuyoruz.

Advanced Science adlı akademik dergide yayımlanan çalışma, bu invaziv olmayan yöntemin farelerin canlı dokusunun derinliklerinde mikroplastikleri tespit etmek için kullanılabileceğini gösteriyor.

Deneyde, farelere enjeksiyon yoluyla yaklaşık yarım miligram mikroplastik (yarım tuz tanesine eşdeğer) verildi. Araştırmacılar daha sonra plastiğin vücutta nasıl hareket ettiğini izledi.

İnsanlarda olduğu gibi hayvanlarda da yiyecek ve içme suyundan gelen düşük düzeyde mikroplastik bulunması muhtemeldi.

UCL, Kingston Üniversitesi ve Birmingham Üniversitesi'nden araştırmacılar, polipropilen (gıda kaplarında ve kahve bardaklarında kullanılıyor) ve polietilen (tek kullanımlık plastik poşetlerde kullanılıyor) gibi yaygın mikroplastikleri tespit etti.

Bugüne kadar araştırmacıların genellikle hayvanların içinde izlemeden önce mikroplastikleri kimyasal olarak etiketlemesi gerekiyordu. Bu işlem, parçacıkların davranışını değiştirebiliyor ve gerçekçi bir şekilde incelenmelerini sınırlayabiliyor.

Yeni yöntem, araştırmacıların mikroplastikleri aylarca canlı dokunun derinliklerinde invaziv olmayan bir şekilde haritalamasına ve izlemesine olanak tanıyor. Hatta diğer tıbbi ekipmanların vücutta nasıl tepki verdiğini incelemeye de yardımcı olabilir.

Çalışmanın baş yazarı, Kingston Üniversitesi Londra'dan inorganik kimya kıdemli öğretim üyesi Dr. Joseph Bear şunları söyledi:

Tekniğin çok yönlülüğü, vücuttaki diğer plastiklerin davranışına ışık tutmamızı sağlıyor.

Fıtık ağları gibi cerrahi implantlar, sık görülen mekanik arızaları, yan etkileri ve değiştirilmeleri gerektiği için özellikle odak noktamız. Bu cihazların hastalardaki sonuçlarını ve güvenliğini iyileştirmeyi amaçlayan daha fazla araştırmayla konuyu takip ediyoruz.

Independent Türkçe


Fransa'nın güneyini kasıp kavuran büyük orman yangınları, onlarca kişinin evlerini terk etmesine neden oldu

Fransa'nın güneybatısındaki Pozzols-Minervois'te dün çıkan büyük yangından görüntüler (AFP)
Fransa'nın güneybatısındaki Pozzols-Minervois'te dün çıkan büyük yangından görüntüler (AFP)
TT

Fransa'nın güneyini kasıp kavuran büyük orman yangınları, onlarca kişinin evlerini terk etmesine neden oldu

Fransa'nın güneybatısındaki Pozzols-Minervois'te dün çıkan büyük yangından görüntüler (AFP)
Fransa'nın güneybatısındaki Pozzols-Minervois'te dün çıkan büyük yangından görüntüler (AFP)

Fransa’nın güneyinde dün çıkan büyük orman yangını, acil durum ekiplerine göre onlarca kişinin evlerinden tahliye edilmesine neden oldu.

İtfaiye ekipleri, kuraklık ve şiddetli rüzgârların etkisiyle büyüyen yangına müdahale etmek için Hérault ve Aude bölgelerinde konuşlandırıldı.

Yetkililer, yangının bir yıl önce Corbières bölgesinde yaşanan büyük yangınların ardından ve Avrupa’nın geniş kesimlerini etkileyen ölümcül sıcak hava dalgasından sadece birkaç gün sonra çıktığını belirtti. Bölgede yeni bir sıcak hava dalgasının da beklendiği bildirildi.

Akşam saatlerinde yapılan açıklamaya göre, alevlerin yaklaşık 800 hektarlık alanı yok ettiği kaydedildi.

Bölge yetkililerinden bir kaynak, “Yangın bazı anlarda kontrol altına alınmış gibi görünse de henüz tamamen söndürülmüş değil” dedi.

Arazi yapısının engebeli olması ve erişim yollarının yetersizliği, itfaiye ekiplerinin çalışmalarını zorlaştırırken, yangına havadan müdahale için söndürme uçakları devreye sokuldu.

Yaklaşık 30 dereceye ulaşan sıcaklıklar ve güçlü rüzgârlar, düşük ve aşırı kuru bitki örtüsü nedeniyle alevlerin hızla yayılmasına neden oldu.

Yetkililer, Bize-Minervois ve Mailhac bölgelerinde yaklaşık 200 kişinin ya tahliye edildiğini ya da evlerinde kalmalarının istendiğini açıkladı.

99 yaşındaki Danielle isimli bir bölge sakini, “Duman o kadar yoğundu ki itfaiyeciler bize ayrılmamızı söyledi” ifadelerini kullandı.

Ayrıca Marsilya yakınlarındaki Rognac ve Lançon-Provence bölgelerinde daha küçük iki yangının çıktığı bildirildi.