​Pompeo’dan İran'ın tehditlerine karşı Varşova Konferansı’ndan çağrı

Varşova'da gerçekleştirilen Ortadoğu konferansından bir kare (AP)
Varşova'da gerçekleştirilen Ortadoğu konferansından bir kare (AP)
TT

​Pompeo’dan İran'ın tehditlerine karşı Varşova Konferansı’ndan çağrı

Varşova'da gerçekleştirilen Ortadoğu konferansından bir kare (AP)
Varşova'da gerçekleştirilen Ortadoğu konferansından bir kare (AP)

Ortadoğu'da Barış ve Güvenliğin Geleceğini Destekleme Konferansı dün sona erdi.
ABD ve Polonya, konferans sonrasında yayınlanan sonuç bildirgesinde, Ortadoğu’da istikrarın sağlanması için böyle bir konferansın gerçekleştirilmesinin gerekliliğine dikkat çekerken, ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, İran'ın tehditleri konusunda küresel bir anlaşmaya varılması için işbirliği yapılması çağrısında bulundu ve bu tehditlerin Ortadoğu ile sınırlı kalmayacağını, bilakis Avrupa’ya ve Batı’ya da yöneleceğini söyledi. Polonya Dışişleri Bakanı Jacek Czaputowicz ise yaptığı konuşmada, İran'ın Suriye'ye müdahalelerinin bölgeyi olumsuz etkilediğini söyledi.
“İran, Hizbullah ve terörizm Ortadoğu için büyük bir tehdit oluşturuyor”
Varşova Konferansı’nın krizlerin üstesinden gelinmesi için gerçekleştirildiğini dile getiren Pompeo, “İran, Hizbullah ve terörizmin yayılması Ortadoğu için büyük bir tehdit oluşturuyor. Ortadoğu'daki barış çalışmalarına devam edeceğiz. Daha fazla yaptırım ve daha fazla baskı istiyoruz. Böylece İran'daki diktatörlerin devamlılığının önüne geçebiliriz” açıklamasında bulundu. Ayrıca bölgedeki İran saldırganlığının gerçek bir tehlike olduğuna dikkat çeken Pompeo, “Konferansta İran’ı savunan hiçbir ülke yok. İran’ın bölgeyi istikrarsızlaştıran rolü konusunda hepimiz hemfikiriz” dedi. Pompeo, İran rolüne atıfta bulunmadan bölgedeki sorunlardan bahsetmenin zor olduğuna dikkat çekerek, İran’ın tehditleri konusunda küresel bir anlaşmaya varmak için işbirliğine ihtiyaç duyulduğunu ve Washington’un İran'a daha fazla yaptırım uygulama konusunda haklı olduğunu söyledi.
Öte yandan Polonya Dışişleri Bakanı Jacek Czaputowicz, Ortadoğu'daki sorunların karmaşık olduğuna ve Avrupa Birliği’nin (AB) tek başına bunların üstesinden gelmek için yeterli güce sahip olmadığına dikkat çekerek, “İran'ın olumsuz bir etkisi var. Tartışmalarımızda bunu göz ardı etmedik” dedi.
Konferansa yaklaşık 60 ülke katıldı, fakat katılımın Avrupa ayağı düşüktü. ABD yetkilileri, İran'ın eylemlerini tehdit olarak gören Arap devletleri ve İsrail gibi farklı tarafların bölgede bulunmasının önemini vurguladılar.
Pence’den Avrupa ülkelerine suçlama
Konferansın oturum aralarında açıklamalarda bulunan ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence, İran dosyasıyla ilgili olarak Amerikan ve Avrupa tarafları arasındaki farklara ışık tuttu. ABD yetkilisi, Avrupalıları, ‘İran rejimine yönelik yaptırımları, mali işlemler için bir mekanizma kurarak atlatmaya çalışmakla’ suçladı. Bu davranışların hoş olmadığına dikkat çeken Pence, bu davranışların taraflar arasındaki ilişkilerde birtakım sonuçları olabileceğini söyledi.
ABD Başkan Yardımcısı Pence, konuşmasının devamında, Trump'ın iki yıl önce başkanlık koltuğuna oturmasında sonra ilk dış ziyaretini Suudi Arabistan’a gerçekleştirdiğine ve Arap-İslam-Amerikan Zirvesi’ne katıldığına atıfta bulunarak, barışın sağlanması için konferansa katılan bütün ülkeler ile çalışmaya hazır olduklarını belirtti.
Katılımcıların bölge için daha iyi bir gelecek inşa edilmesi hakkında konuştuğunu kaydeden Pence, “Şu anda toplantılar yapılıyor. Çünkü radikal İslami terörizm gibi ortak bir sorunla karşı karşıyayız. Terörizm yalnızca Amerika'ya değil bölgedeki tüm ülkelere yönelik bir tehdit oluşturuyor. Başkan Trump yönetimi, bu radikal tehdide karşı koyma konusunda adımlar attı ve DEAŞ örgütü ile kendini gösteren bu tehdidin ortadan kaldırılması hususunda esas katkılarda bulundu. ABD, kendi vatandaşlarının güvenliğini önceliyor. Fakat Amerika’nın öncelenmesi, yalnız Amerika demek değildir. Washington, aşırılıkçılığa karşı uluslararası bir koalisyon oluşturmak için çalışıyor.”
Başbakan Netanyahu'nun geçen yılın sonunda Umman'ı ziyareti ve Papa Franciscus'un bu yıl BAE'ye yaptığı ziyaret gibi bölgedeki ‘değişim rüzgarlarına’ değinen Pence, “Bu tarihi konferans yeni bir dönemin başladığının kanıtıdır” diyerek sözlerini şöyle sürdürdü:
“DEAŞ hilafeti kısa bir süre sonra sona erecek ve Trump’ın açıklamasına göre yakın zamanda bölgedeki ABD birlikleri geri çekilecek. Bu, taktiklerdeki bir değişikliktir, görevde değil. Toprakları DEAŞ’ın elinden geri almamız yeterli değil. Ortaklarımızla çalışmaya hazırız. DEAŞ katıntıları her nerede olursa olsun takip edeceğiz.”
ABD'nin Suriye'deki yeni bir kimyasal saldırıya yanıt verme konusundaki kararlılığını dile getiren Pence, ülkesinin İngiltere ve Fransa ile birlikte, Devlet Başkanı Beşşar Esed rejiminin gerçekleştirdiği kimyasal bir saldırıya yanıt verdiğini hatırlatarak, rejim tarafından gerçekleştirilecek benzer bir saldırıya aynı şekilde yanıt vermeye hazır olduklarını söyledi.
“Tahran rejimi terörizmi desteklemeye devam ediyor”
Sonra, İran rejiminin bölgenin geleceği ve Ortadoğu’daki barış ve istikrar için en büyük tehdit olduğunu dile getirerek İran hakkında konuşmaya başlayan Pence, “Tahran rejimi terörizmi desteklemeye devam ediyor, Suriye ve Yemen'e müdahale ediyor, Hizbullah'ı destekliyor ve Amerikalı rehineleri elinde tutuyor” dedi. İran’ı Ortadoğu’daki etkisini genişletmek için Irak ve Suriye’de birer koridor açmakla itham eden Pence, savaşçıları ile Esed rejiminin düşmesini engellemeye çalıştığını ve Lübnan Hizbullahı’na roketler gönderdiğini söyledi.
Pence, 1979 yılında Şah’ın devrilmesinin ardından geçen 40 yıl boyunca başarısızlık ve terörün İran’da hüküm sürdüğünü dile getirerek, yapılan nükleer anlaşmanın İran’ı caydırmadığını, bilakis bölgedeki müdahalelerini daha da arttırdığını söyledi. Başkan Trump’ın nükleer anlaşmadan çekildiğini, İran rejimine yaptırımlar uyguladığını ve İran'ın eylemlerine itiraz eden diğer ülkelerin de bu yaptırımları desteklediğini dile getiren Pence, “Maalesef, en yakın Avrupalı arkadaşlarımızdan bazıları bu yaptırımları ihlal etti ve onları atlatmaya çalıştı. Fransa, İngiltere ve Almanya kurdukları finansal işlemler mekanizması ile bu yaptırımların üstesinden gelmeye çalıştılar. Bu hamle, ABD ile Avrupa’nın aralarının açılmasına sebep olacaktır” dedi.
“Avrupalıların bizlerin ve İran halkının yanında olma zamanı geldi”
İran'ın teknik olarak uygulayıp uygulamamasının değil, nükleer anlaşmanın kendisinin bir sorun olduğunu dile getiren Pence, “Avrupalıların bizlerin ve İran halkının yanında olma zamanı geldi. Artık anlaşmadan çekilmeliler. Bu fırsatı görmezden gelemeyiz” dedi.
Ortadoğu’daki barış süreci hakkında konuşan Pence, “Başkan Trump, üç İbrahimî din olan Yahudilik, Hristiyanlık ve İslam'ın tabilerinin barış içinde birlikte yaşamalarını istiyor” ifadesini kullandı.
Öte yandan Varşova Konferansı’na katılan Suudi Arabistan’ın Washington Büyükelçisi Prens Halid bin Selman, önceki gün Twitter hesabı üzerinden yapmış olduğu paylaşımlarda, “Molla rejimi 40 yıl önce iktidarı ele geçirdi. İran halkının yaşam standartları bu süre içerisinde ciddi bir düşüne tanık oldu. Bu rejim, bölgedeki terörizm, radikalizm, mezhepçilik ve istikrarsızlığı desteklemek için halkının parasını israf etmeye devam ediyor. Dost İran halkı, bölgede bölücülük ve terör fitnelerini yaymak için servetini ve parasını israf etmek yerine halkına özen gösteren bir yönetimi hak ediyor. İran rejimi halen Arapları dize getirmeye çalışmak gibi asla gerçekleşmeyecek bir yanılsama içinde. Ayrımcı söylemleri kendisini açığa çıkarıyor, Bu rejimin boş hayalleri 40 yıl sonra artık kimseyi kandıramıyor” açıklamasında bulundu.
İran rejiminin yayılımcı hayallerine hâlâ bağlı olduğuna dikkat çeken Prens Halid bin Selman, “İran rejiminin lideri, devrimlerinin 40’ıncı yıl dönümü konuşmasında Basra Körfezi'ndeki Arap topraklarının kendi topraklarının bir parçası olduğunu iddia ederek, bu bölgeyi güney İran olarak adlandırdı. Böylece yayılımcı niyetlerini ortaya koydu” ifadelerini kulandı.
Konferansın açılışı
Polonya Dışişleri Bakanı Jacek Czaputowicz, sabah saatlerinde kullandığı şu ifadeler ile konferansın açılışını yaptı;

“Bölgedeki barış ve güvenlik sorununa yeni bir ivme kazandırmanın zamanı geldi. Mülteci krizleri, ekonomik krizler ve bazı durumlarda devlet kurulması gibi krizlerin bölgede olumsuz etkiler oldu. Ortadoğu’nun istikrarını güvence altına almak, devam eden krizlere son vermek, kültürlerarası birliği teşvik etmek ve kapsayıcı toplumlar inşa etmek gibi durumlar, büyük zorluklar ile karşı karşıya. Uluslararası toplumun istikrarı ve sürdürülebilir barışı korumak için bu çabaları aktif olarak desteklemesi önemlidir.”
Czaputowicz açılış konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Ortadoğu'daki çatışmaların birçok kaynağı var. Bunlardan bazıları, bazı liderlerin her ne pahasına olursa olsun gücü ellerinde tutmak istemesi, dini köktencilik ve hoşgörüsüzlüktür. Ayrıca güç dengesizlikleri, coğrafi ayrılıklar veya dış kuvvetlerin müdahalesi de çatışmaya sebep olan unsurlar arasında yer alabilir. ABD ve AB’nin İran’ın bölgede oynayacağı rol konusunda paylaştıkları bir inançları var. Ancak İran'ın nükleer programının olası sonuçları ve bu ülkenin bölgede oynadığı istikrarsızlaştırıcı rolü konusunda endişeliyiz. İran'ın tahammül edilemez davranışlarını şiddetle kınıyoruz. Aramızda araçlar bakımından farklılıklar olabilir. AB, İran'ın nükleer programının barışçıl doğasını korumanın, bir ortak eylem planını gerektirdiğine inanıyor. ABD bu anlaşmadan çekildi ve İran’a yaptırımlar uyguladı. Bugün Ortadoğu’nun karşılaştığı zorlukları hatırlatan bölge temsilcilerini dinleme fırsatına sahibiz.”
Konferans dahilinde gerçekleştirilecek görüşmelerde herhangi bir ülkenin veya konunun görüşmelerin seyrine hakim olmayacağını dile getiren ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ise şunları söyledi:
“Konferans, Yemen Dışişleri Bakanı Halid el-Yemani’nin başkanlığını yapacağı Yemen hakkında bir tartışma ile başlayacak. Daha sonra Suriye'deki idarenin sonraki adımlarını ve değişmeyen stratejik hedeflerimize ulaşmak için çabalarımızı sürdürme taahhüdümü gözden geçireceğiz. Sonrasında Başkanı Trump'ın danışmanı Jared Kushner, ABD yönetiminin İsrail ile Filistinliler arasında kapsamlı ve sürdürülebilir bir barışı sağlama çabalarını tartışacak. Tüm bu konular hakkında soru sorma ve yorum yapma fırsatı da olacak. Sonrasında ise ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence, Polonya Başbakanı ve 7 Dışişleri Bakanı ilgili konular hakkındaki değerlendirmelerini bizimle paylaşacak. Daha sonra bir grup devletle, mültecilerin ve insani zorlukların ele alındığı bir öğle yemeği tertip edilecek. Bunun ardından füze geliştirme ve bunları yayma, siber tehditlerle mücadele, terörizm ve yasadışı fon sağlamak ile mücadele konulu bir dizi çalışma oturumu düzenlenecek.”
Pompeo sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bugün çok önemli görüşmelerde bulunacağız, ancak konferans sona ermeyecek. Çalışmamız gerekiyor. Suriye ve Yemen, silahların yayılması, barış süreci, terörizm, İran, siber güvenlik ve insani krizler gibi meseleler tek başına üstesinden gelinecek sorunlar değil. Güvenliği sağlamak için birlikte çalışmalıyız. Hiçbir ülke bunun dışında kalamaz. ABD, Ortadoğu’daki güvenlik sorunlarına yönelik çabalara liderlik etmeye devam edecek. Bölge için iyi bir güç olmaya devam edeceğiz. Bugün gerçekleştirilen konferans bunun kanıtıdır.”
Pompeo, sabah saatlerinde, konferansı ‘istisnai’ olarak nitelendiren Netanyahu ile ortak bir basın toplantısı düzenledi.
İsrail Başbakanı Netanyahu konferans ile ilgili "tarihsel bir dönüm noktası" değerlendirmesinde bulunduktan sonra şunları söyledi:
“Burada 60 ülkeden dışişleri bakanı ve hükümet temsilcisi, İsrail başbakanı ve önde gelen Arap ülkelerinin dışişleri bakanları karşılıklı oturup bugüne kadar görülmemiş bir güç ve açıklıkla İran rejiminin yarattığı ortak tehditle nasıl baş edilmesi gerektiğini konuştu. İlk kez birlikte geleceğimizi tehdit eden şeyin ne olduğunu ve onu güvence altına almak için neler yapmamız gerektiğini tartışma fırsatı bulduk. Bu diyaloğu gelecekte yalnızca güvenlik konusunda değil, Ortadoğu halklarının yaşamını etkileyecek her alanda sürdürmeliyiz”
“İran’la yüzleşmeden Ortadoğu’da barış ve istikrar sağlayamayız” diyen Pompeo ise İran’ın eylemleri de dahil olmak üzere istikrarsızlaştırıcı eylemleri ele almaya yönelik ortak çabalara duyulan ihtiyaçtan söz ederek sözlerini şöyle sürdürdü:
“Basitçe ifade etmek gerekirse, İran ile yüzleşmeden bunları gerçekleştirmek söz konusu olamaz. Lübnan’da Yemen’de Suriye’de Irak’ta yıkıcı etkilerde bulunuyorlar. Buralarda Hamas, Hizbullah ve Husiler gibi gerçek tehditler var. İran’a karşı harekete geçmeden Ortadoğu’da barış sağlayamayız.”



ABD, Hürmüz Boğazı’nda yeni mayınların döşenmesini engelledi

Pezeşkiyan, dün Bişkek'te düzenlenen Şanghay İşbirliği Örgütü Zirvesi oturum aralarında Hindistan Başbakanı Narendra Modi ile görüştü (İran Cumhurbaşkanlığı)
Pezeşkiyan, dün Bişkek'te düzenlenen Şanghay İşbirliği Örgütü Zirvesi oturum aralarında Hindistan Başbakanı Narendra Modi ile görüştü (İran Cumhurbaşkanlığı)
TT

ABD, Hürmüz Boğazı’nda yeni mayınların döşenmesini engelledi

Pezeşkiyan, dün Bişkek'te düzenlenen Şanghay İşbirliği Örgütü Zirvesi oturum aralarında Hindistan Başbakanı Narendra Modi ile görüştü (İran Cumhurbaşkanlığı)
Pezeşkiyan, dün Bişkek'te düzenlenen Şanghay İşbirliği Örgütü Zirvesi oturum aralarında Hindistan Başbakanı Narendra Modi ile görüştü (İran Cumhurbaşkanlığı)

ABD ordusu, temmuz ayı sonlarından bu yana İran'a yönelik bilinen ilk saldırısında Larak Adası'ndaki iki fırlatma rampasını hedef alarak, İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) Hürmüz Boğazı'na deniz mayını taşıyan füzeler fırlatma girişimini engelledi.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), mayın döşeyen DMO’nun ‘yakın bir tehdi’ oluşturduğunu belirtirken, İranlı yetkililer, ABD saldırısında iki kişinin öldüğünü ve bazı kişilerin de yaralandığını duyurdu. Tahran, bu saldırıya Ürdün'deki iki ABD üssüne füzeler fırlatarak karşılık verirken Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki (BAE) El Minhad Üssü’nü hedef aldığını ve Hürmüz Boğazı semalarında bir ABD insansız hava aracını (İHA) düşürdüğünü açıkladı.

Öte yandan ABD Başkanı Donald Trump, Amerikan çıkarlarının hedef alınmasına karşı uyardı. İran'ın saldırılarını karşılıksız bırakmama sözü veren Trump, “Bir karşılık olacak ve onları ağır şekilde vuracağız” dedi. Diğer taraftan Reuters'ın aktardığına göre üst düzey bir İranlı kaynak, son çatışmayı ‘sınırlandırılmış ve kısıtlı’ olarak değerlendirerek her ABD saldırısına ‘onlarca kat daha büyük’ bir yanıt verileceği uyarısında bulundu.

Trump, Hark Adası'nın ‘paramparça edildiğini’ gösterdiğini belirttiği yapay zeka (AI) ile üretilmiş bir video yayınladı. Ancak ABD'li bir yetkili adanın gece boyunca hedef alınmadığını söylerken, Tahran da adadaki petrol faaliyetlerinin devam ettiğini doğruladı.

İran Dışişleri Bakanlığı, Larak Adası’na yönelik saldırıyı kınadı ve ABD’nin Ürdün'deki üslerine yönelik saldırıları ‘meşru müdafaa’ olarak nitelendirdi.

Bir diğer gelişmede ise İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Bişkek'teki Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) Zirvesi’nin oturum aralarında yaptığı açıklamada, İran'ın hala Washington ile bir anlaşma arayışında olduğunu ve savaşın devam etmesinin ‘kimsenin çıkarına olmadığını’ belirtti. Pezeşkiyan, sorunların çözümünün diyalog ve iş birliğinde yattığını da sözlerine ekledi.


Şanghay Zirvesi: Çok kutupluluk arayışı ile krizlerle mücadele sınavı arasında

Rusya ve Çin devlet başkanları, pazartesi günü Bişkek’te düzenlenen “Şanghay İşbirliği Örgütü Zirvesi” kapsamında bir toplantıya katılırken. (EPA)
Rusya ve Çin devlet başkanları, pazartesi günü Bişkek’te düzenlenen “Şanghay İşbirliği Örgütü Zirvesi” kapsamında bir toplantıya katılırken. (EPA)
TT

Şanghay Zirvesi: Çok kutupluluk arayışı ile krizlerle mücadele sınavı arasında

Rusya ve Çin devlet başkanları, pazartesi günü Bişkek’te düzenlenen “Şanghay İşbirliği Örgütü Zirvesi” kapsamında bir toplantıya katılırken. (EPA)
Rusya ve Çin devlet başkanları, pazartesi günü Bişkek’te düzenlenen “Şanghay İşbirliği Örgütü Zirvesi” kapsamında bir toplantıya katılırken. (EPA)

Kırgızistan’ın başkenti Bişkek’te dün başlayan Şanghay İşbirliği Örgütü Zirvesi iki gün sürecek. Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin gibi liderlerin, uluslararası sistemde çok kutupluluk anlayışını güçlendirmeye çalışması beklenirken, örgüt aynı zamanda bazı üye ülkelerin karşı karşıya olduğu büyük krizlerle mücadele gibi önemli sınamalarla karşı karşıya.

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, pazartesi günü Bişkek’te düzenlenen “Şanghay Zirvesi” kapsamında bir araya gelirken. (EPA)
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, pazartesi günü Bişkek’te düzenlenen “Şanghay Zirvesi” kapsamında bir araya gelirken. (EPA)

Zirveye katılan 10 lider arasında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Hindistan Başbakanı Narendra Modi ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif de bulunuyor.

Kırgızistan Cumhurbaşkanı ve eşi, Bişkek’te Çin Devlet Başkanı ve eşiyle birlikte, (AP)
Kırgızistan Cumhurbaşkanı ve eşi, Bişkek’te Çin Devlet Başkanı ve eşiyle birlikte, (AP)

Rusya Devlet Başkanı Putin, zirvenin ilk gününde Çinli mevkidaşı Şi Cinping ile bir araya geldi. Kremlin, iki liderin Kırgızistan’daki görüşmede Ukrayna’daki savaşı ele aldığını, ancak bunun görüşmenin ana gündem maddesi olmadığını açıkladı.

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ise pazar günü, Rusya’nın eski hâkim güç olduğu Orta Asya’da Pekin’in vazgeçilmez ekonomik ortak olarak konumunu güçlendirdiği bir dönemde, Çin ile Kırgızistan arasındaki ilişkilerde “altın çağ” yaşandığını söyledi.

Şanghay İşbirliği Örgütü; Belarus, Çin, Hindistan, İran, Rusya, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Pakistan ve Tacikistan olmak üzere 10 ülkeden oluşuyor. Örgüt, güvenlik ve ekonomi alanlarına odaklanarak, Batı nüfuzuna karşı denge oluşturacak bir güç merkezi olmayı hedefliyor.

Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadır Caparov’un ev sahipliğinde düzenlenen genel oturumun yanı sıra Putin ile Pezeşkiyan arasında da ikili bir görüşme yapılması planlanıyor. Kremlin’e göre Putin ayrıca Şi Cinping, Erdoğan ve Hindistan Başbakanı Modi ile de ayrı ayrı görüşecek.

Örgüt, son yıllarda Çin ve Rusya’nın girişimleriyle yeni bir ivme kazandı. Türkiye, Suudi Arabistan ve Katar’ın da aralarında bulunduğu 15 ülke diyalog ortağı olarak örgüte katılırken, Afganistan ve Moğolistan gözlemci statüsünde yer alıyor.

Örgütün kuruluş bildirgesinde, “başka ülkelere karşı yöneltilmiş bir ittifak olmadığı” vurgulanıyor. Ancak Putin ve Şi, örgütün toplantılarını çoğu zaman aralarındaki birlikteliği göstermek ve ABD’nin hâkimiyetine karşı çok kutuplu bir dünya vizyonunu ortaya koymak için kullanıyor.

 Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadır Caparov ve eşi Ay gül, Bişkek’te düzenlenen 6. Dünya Göçebe Oyunları’nın açılış töreninde Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan ile birlikte. (AFP)
Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadır Caparov ve eşi Ay gül, Bişkek’te düzenlenen 6. Dünya Göçebe Oyunları’nın açılış töreninde Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan ile birlikte. (AFP)

Çok sayıda kriz

2025 yılındaki zirvede Putin, Şubat 2022’den beri Ukrayna’da sürdürdüğü savaşın sorumluluğunu Batı’ya yüklemeyi yinelemiş, Şi ise Washington ile Pekin arasındaki gerilimlere işaret ederek, bazı ülkelerin gerçekleştirdiği “zorbalık eylemlerini” kınamıştı.

Bu yılki zirve, örgüte üye bazı ülkelerin savaşlarla karşı karşıya olduğu bir dönemde düzenleniyor. Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik savaşı dört buçuk yıldır devam ederken, henüz bir çözüm ihtimali görünmüyor. Öte yandan Ortadoğu’da da şubat ayında ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla yeni bir savaş başladı.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Hindistan Başbakanı Narendra Modi, Bişkek'te düzenlenen Şanghay İşbirliği Örgütü zirvesi kapsamında gerçekleştirdikleri görüşmede, (EPA)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Hindistan Başbakanı Narendra Modi, Bişkek'te düzenlenen Şanghay İşbirliği Örgütü zirvesi kapsamında gerçekleştirdikleri görüşmede, (EPA)

Bazı üye ülkeler aynı zamanda ticari anlaşmazlıklarla karşı karşıya. Bunların başında, ABD’nin ağır gümrük vergilerine maruz kalan Çin ve Hindistan geliyor.

ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, İran’ın müttefiklerini hedef alırken, ağustos ayının sonunda İran’la ticaret yapmayı sürdüren ülkelere özellikle altın, teknoloji, dijital varlıklar, havacılık ve deniz taşımacılığı alanlarında ikincil yaptırımlar uygulamaya başladı. Washington bu kampanyayla İran ekonomisini “boğmayı” hedefliyor.

İran’ın önemli ticaret ortaklarından ve başlıca petrol alıcılarından Çin ise çıkarlarını “güçlü şekilde savunacağı” uyarısında bulundu. Rusya da askeri ve ticari iş birliğini artırdığı İran’ın önemli ortakları arasında yer alıyor. İran ise 1979’daki İslam Devrimi’nden bu yana ABD ve uluslararası yaptırımlara maruz kalmasına rağmen ekonomik baskılara ve tehditlere boyun eğmeyeceğini sürekli vurguluyor.

Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadır Caparov, pazartesi günü Bişkek’te düzenlenen “Şanghay Zirvesi”nin ilk gününde Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri ile tokalaşırken. (AP)
Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadır Caparov, pazartesi günü Bişkek’te düzenlenen “Şanghay Zirvesi”nin ilk gününde Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri ile tokalaşırken. (AP)

Sonuçları belirsiz

Şanghay İşbirliği Örgütü’ne katılımın somut sonuçları ise belirsizliğini koruyor. Örgüt, dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 40’ını ve küresel gayrisafi yurt içi hasılanın yüzde 25’ini temsil ettiğini vurgulasa da üyeleri arasındaki farklılıklar ve anlaşmazlıklar nedeniyle heterojen bir yapı sergiliyor.

Örneğin Çin ve Rusya, enerji kaynakları bakımından zengin ve Avrupa ile Asya arasındaki mal taşımacılığında kritik öneme sahip Orta Asya’da rekabet ediyor. Çin’in Hindistan ve Pakistan ile ilişkilerinde de zaman zaman gerilim yaşanıyor.


Axios: Trump, Hürmüz’de İran’a periyodik saldırıları değerlendiriyor

ABD Başkanı Donald Trump (solda), Savunma Bakanı Pete Hegseth ile birlikte gazetecilere açıklama yapıyor (Arşiv- Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump (solda), Savunma Bakanı Pete Hegseth ile birlikte gazetecilere açıklama yapıyor (Arşiv- Reuters)
TT

Axios: Trump, Hürmüz’de İran’a periyodik saldırıları değerlendiriyor

ABD Başkanı Donald Trump (solda), Savunma Bakanı Pete Hegseth ile birlikte gazetecilere açıklama yapıyor (Arşiv- Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump (solda), Savunma Bakanı Pete Hegseth ile birlikte gazetecilere açıklama yapıyor (Arşiv- Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump ve üst düzey danışmanları, Tahran’ın gemileri hedef almak için kullandığı radar ve füze kapasitesini yeniden inşa etmesini engellemek amacıyla Hürmüz Boğazı’ndaki İran hedeflerine sınırlı ve tekrarlanan saldırılar düzenlemeyi değerlendiriyor. Axios’a konuşan üç ABD’li yetkili, planın gündemde olduğunu söyledi.

Bir ABD’li yetkili, planın amacının İran’ın petrol tankerlerine, ABD donanmasına ait gemilere ve hava kuvvetlerine ait uçaklara yönelik saldırı riskini azaltmak olduğunu belirtti. Yetkili, İran’ın askeri kapasitesini sürekli baskı altında tutma politikasını tanımlamak için “çimleri biçmek” ifadesini kullandı.

ABD’li yetkililer, ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı’nın (CENTCOM) planı geçen hafta hazırladığını, Savunma Bakanı Pete Hegseth’in de planı destekleyerek birkaç gün önce Beyaz Saray’a ilettiğini belirtti.

Yetkililer, Beyaz Saray’ın geçen hafta İran’la gerilimi artırmamak amacıyla saldırılara onay vermeme eğiliminde olduğunu, ancak İran’ın pazar günü Ürdün’deki ABD üslerine balistik füzelerle düzenlediği saldırıların Trump’ın tutumunu değiştirebileceğini söyledi.

Bir ABD’li yetkili, İran’ın son günlerde boğazda gemilere koruma sağlayan ABD’ye ait F-35 savaş uçağına uçaksavar füzesi fırlattığını belirtti. Füze uçağa tehdit oluşturacak kadar yaklaşmadı ancak olay, Tahran’ın askeri kapasitesini yeniden inşa ettiği yönündeki ABD endişelerini artırdı.

 ABD’ye ait F-16 savaş uçağı, hava devriyesi sırasında Ortadoğu üzerinde uçarken. (CENTCOM)
ABD’ye ait F-16 savaş uçağı, hava devriyesi sırasında Ortadoğu üzerinde uçarken. (CENTCOM)

ABD’li yetkililer, CENTCOM’un Hegseth, Genelkurmay Başkanı General Dan Caine ve Beyaz Saray’a, Körfez’den her gün onlarca petrol tankerinin görece güvenli şekilde geçişini sürdürebilmek için ABD ordusunun İran’a periyodik saldırılar düzenlemek zorunda kalabileceğini bildirdiğini ifade etti.

Bu açıklamalar, ABD güçlerinin Lark Adası’ndaki iki füze fırlatma platformunu vurmasının ardından doğrudan çatışmaların yeniden başlamasından bir gün sonra