​Pompeo’dan İran'ın tehditlerine karşı Varşova Konferansı’ndan çağrı

Varşova'da gerçekleştirilen Ortadoğu konferansından bir kare (AP)
Varşova'da gerçekleştirilen Ortadoğu konferansından bir kare (AP)
TT

​Pompeo’dan İran'ın tehditlerine karşı Varşova Konferansı’ndan çağrı

Varşova'da gerçekleştirilen Ortadoğu konferansından bir kare (AP)
Varşova'da gerçekleştirilen Ortadoğu konferansından bir kare (AP)

Ortadoğu'da Barış ve Güvenliğin Geleceğini Destekleme Konferansı dün sona erdi.
ABD ve Polonya, konferans sonrasında yayınlanan sonuç bildirgesinde, Ortadoğu’da istikrarın sağlanması için böyle bir konferansın gerçekleştirilmesinin gerekliliğine dikkat çekerken, ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, İran'ın tehditleri konusunda küresel bir anlaşmaya varılması için işbirliği yapılması çağrısında bulundu ve bu tehditlerin Ortadoğu ile sınırlı kalmayacağını, bilakis Avrupa’ya ve Batı’ya da yöneleceğini söyledi. Polonya Dışişleri Bakanı Jacek Czaputowicz ise yaptığı konuşmada, İran'ın Suriye'ye müdahalelerinin bölgeyi olumsuz etkilediğini söyledi.
“İran, Hizbullah ve terörizm Ortadoğu için büyük bir tehdit oluşturuyor”
Varşova Konferansı’nın krizlerin üstesinden gelinmesi için gerçekleştirildiğini dile getiren Pompeo, “İran, Hizbullah ve terörizmin yayılması Ortadoğu için büyük bir tehdit oluşturuyor. Ortadoğu'daki barış çalışmalarına devam edeceğiz. Daha fazla yaptırım ve daha fazla baskı istiyoruz. Böylece İran'daki diktatörlerin devamlılığının önüne geçebiliriz” açıklamasında bulundu. Ayrıca bölgedeki İran saldırganlığının gerçek bir tehlike olduğuna dikkat çeken Pompeo, “Konferansta İran’ı savunan hiçbir ülke yok. İran’ın bölgeyi istikrarsızlaştıran rolü konusunda hepimiz hemfikiriz” dedi. Pompeo, İran rolüne atıfta bulunmadan bölgedeki sorunlardan bahsetmenin zor olduğuna dikkat çekerek, İran’ın tehditleri konusunda küresel bir anlaşmaya varmak için işbirliğine ihtiyaç duyulduğunu ve Washington’un İran'a daha fazla yaptırım uygulama konusunda haklı olduğunu söyledi.
Öte yandan Polonya Dışişleri Bakanı Jacek Czaputowicz, Ortadoğu'daki sorunların karmaşık olduğuna ve Avrupa Birliği’nin (AB) tek başına bunların üstesinden gelmek için yeterli güce sahip olmadığına dikkat çekerek, “İran'ın olumsuz bir etkisi var. Tartışmalarımızda bunu göz ardı etmedik” dedi.
Konferansa yaklaşık 60 ülke katıldı, fakat katılımın Avrupa ayağı düşüktü. ABD yetkilileri, İran'ın eylemlerini tehdit olarak gören Arap devletleri ve İsrail gibi farklı tarafların bölgede bulunmasının önemini vurguladılar.
Pence’den Avrupa ülkelerine suçlama
Konferansın oturum aralarında açıklamalarda bulunan ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence, İran dosyasıyla ilgili olarak Amerikan ve Avrupa tarafları arasındaki farklara ışık tuttu. ABD yetkilisi, Avrupalıları, ‘İran rejimine yönelik yaptırımları, mali işlemler için bir mekanizma kurarak atlatmaya çalışmakla’ suçladı. Bu davranışların hoş olmadığına dikkat çeken Pence, bu davranışların taraflar arasındaki ilişkilerde birtakım sonuçları olabileceğini söyledi.
ABD Başkan Yardımcısı Pence, konuşmasının devamında, Trump'ın iki yıl önce başkanlık koltuğuna oturmasında sonra ilk dış ziyaretini Suudi Arabistan’a gerçekleştirdiğine ve Arap-İslam-Amerikan Zirvesi’ne katıldığına atıfta bulunarak, barışın sağlanması için konferansa katılan bütün ülkeler ile çalışmaya hazır olduklarını belirtti.
Katılımcıların bölge için daha iyi bir gelecek inşa edilmesi hakkında konuştuğunu kaydeden Pence, “Şu anda toplantılar yapılıyor. Çünkü radikal İslami terörizm gibi ortak bir sorunla karşı karşıyayız. Terörizm yalnızca Amerika'ya değil bölgedeki tüm ülkelere yönelik bir tehdit oluşturuyor. Başkan Trump yönetimi, bu radikal tehdide karşı koyma konusunda adımlar attı ve DEAŞ örgütü ile kendini gösteren bu tehdidin ortadan kaldırılması hususunda esas katkılarda bulundu. ABD, kendi vatandaşlarının güvenliğini önceliyor. Fakat Amerika’nın öncelenmesi, yalnız Amerika demek değildir. Washington, aşırılıkçılığa karşı uluslararası bir koalisyon oluşturmak için çalışıyor.”
Başbakan Netanyahu'nun geçen yılın sonunda Umman'ı ziyareti ve Papa Franciscus'un bu yıl BAE'ye yaptığı ziyaret gibi bölgedeki ‘değişim rüzgarlarına’ değinen Pence, “Bu tarihi konferans yeni bir dönemin başladığının kanıtıdır” diyerek sözlerini şöyle sürdürdü:
“DEAŞ hilafeti kısa bir süre sonra sona erecek ve Trump’ın açıklamasına göre yakın zamanda bölgedeki ABD birlikleri geri çekilecek. Bu, taktiklerdeki bir değişikliktir, görevde değil. Toprakları DEAŞ’ın elinden geri almamız yeterli değil. Ortaklarımızla çalışmaya hazırız. DEAŞ katıntıları her nerede olursa olsun takip edeceğiz.”
ABD'nin Suriye'deki yeni bir kimyasal saldırıya yanıt verme konusundaki kararlılığını dile getiren Pence, ülkesinin İngiltere ve Fransa ile birlikte, Devlet Başkanı Beşşar Esed rejiminin gerçekleştirdiği kimyasal bir saldırıya yanıt verdiğini hatırlatarak, rejim tarafından gerçekleştirilecek benzer bir saldırıya aynı şekilde yanıt vermeye hazır olduklarını söyledi.
“Tahran rejimi terörizmi desteklemeye devam ediyor”
Sonra, İran rejiminin bölgenin geleceği ve Ortadoğu’daki barış ve istikrar için en büyük tehdit olduğunu dile getirerek İran hakkında konuşmaya başlayan Pence, “Tahran rejimi terörizmi desteklemeye devam ediyor, Suriye ve Yemen'e müdahale ediyor, Hizbullah'ı destekliyor ve Amerikalı rehineleri elinde tutuyor” dedi. İran’ı Ortadoğu’daki etkisini genişletmek için Irak ve Suriye’de birer koridor açmakla itham eden Pence, savaşçıları ile Esed rejiminin düşmesini engellemeye çalıştığını ve Lübnan Hizbullahı’na roketler gönderdiğini söyledi.
Pence, 1979 yılında Şah’ın devrilmesinin ardından geçen 40 yıl boyunca başarısızlık ve terörün İran’da hüküm sürdüğünü dile getirerek, yapılan nükleer anlaşmanın İran’ı caydırmadığını, bilakis bölgedeki müdahalelerini daha da arttırdığını söyledi. Başkan Trump’ın nükleer anlaşmadan çekildiğini, İran rejimine yaptırımlar uyguladığını ve İran'ın eylemlerine itiraz eden diğer ülkelerin de bu yaptırımları desteklediğini dile getiren Pence, “Maalesef, en yakın Avrupalı arkadaşlarımızdan bazıları bu yaptırımları ihlal etti ve onları atlatmaya çalıştı. Fransa, İngiltere ve Almanya kurdukları finansal işlemler mekanizması ile bu yaptırımların üstesinden gelmeye çalıştılar. Bu hamle, ABD ile Avrupa’nın aralarının açılmasına sebep olacaktır” dedi.
“Avrupalıların bizlerin ve İran halkının yanında olma zamanı geldi”
İran'ın teknik olarak uygulayıp uygulamamasının değil, nükleer anlaşmanın kendisinin bir sorun olduğunu dile getiren Pence, “Avrupalıların bizlerin ve İran halkının yanında olma zamanı geldi. Artık anlaşmadan çekilmeliler. Bu fırsatı görmezden gelemeyiz” dedi.
Ortadoğu’daki barış süreci hakkında konuşan Pence, “Başkan Trump, üç İbrahimî din olan Yahudilik, Hristiyanlık ve İslam'ın tabilerinin barış içinde birlikte yaşamalarını istiyor” ifadesini kullandı.
Öte yandan Varşova Konferansı’na katılan Suudi Arabistan’ın Washington Büyükelçisi Prens Halid bin Selman, önceki gün Twitter hesabı üzerinden yapmış olduğu paylaşımlarda, “Molla rejimi 40 yıl önce iktidarı ele geçirdi. İran halkının yaşam standartları bu süre içerisinde ciddi bir düşüne tanık oldu. Bu rejim, bölgedeki terörizm, radikalizm, mezhepçilik ve istikrarsızlığı desteklemek için halkının parasını israf etmeye devam ediyor. Dost İran halkı, bölgede bölücülük ve terör fitnelerini yaymak için servetini ve parasını israf etmek yerine halkına özen gösteren bir yönetimi hak ediyor. İran rejimi halen Arapları dize getirmeye çalışmak gibi asla gerçekleşmeyecek bir yanılsama içinde. Ayrımcı söylemleri kendisini açığa çıkarıyor, Bu rejimin boş hayalleri 40 yıl sonra artık kimseyi kandıramıyor” açıklamasında bulundu.
İran rejiminin yayılımcı hayallerine hâlâ bağlı olduğuna dikkat çeken Prens Halid bin Selman, “İran rejiminin lideri, devrimlerinin 40’ıncı yıl dönümü konuşmasında Basra Körfezi'ndeki Arap topraklarının kendi topraklarının bir parçası olduğunu iddia ederek, bu bölgeyi güney İran olarak adlandırdı. Böylece yayılımcı niyetlerini ortaya koydu” ifadelerini kulandı.
Konferansın açılışı
Polonya Dışişleri Bakanı Jacek Czaputowicz, sabah saatlerinde kullandığı şu ifadeler ile konferansın açılışını yaptı;

“Bölgedeki barış ve güvenlik sorununa yeni bir ivme kazandırmanın zamanı geldi. Mülteci krizleri, ekonomik krizler ve bazı durumlarda devlet kurulması gibi krizlerin bölgede olumsuz etkiler oldu. Ortadoğu’nun istikrarını güvence altına almak, devam eden krizlere son vermek, kültürlerarası birliği teşvik etmek ve kapsayıcı toplumlar inşa etmek gibi durumlar, büyük zorluklar ile karşı karşıya. Uluslararası toplumun istikrarı ve sürdürülebilir barışı korumak için bu çabaları aktif olarak desteklemesi önemlidir.”
Czaputowicz açılış konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Ortadoğu'daki çatışmaların birçok kaynağı var. Bunlardan bazıları, bazı liderlerin her ne pahasına olursa olsun gücü ellerinde tutmak istemesi, dini köktencilik ve hoşgörüsüzlüktür. Ayrıca güç dengesizlikleri, coğrafi ayrılıklar veya dış kuvvetlerin müdahalesi de çatışmaya sebep olan unsurlar arasında yer alabilir. ABD ve AB’nin İran’ın bölgede oynayacağı rol konusunda paylaştıkları bir inançları var. Ancak İran'ın nükleer programının olası sonuçları ve bu ülkenin bölgede oynadığı istikrarsızlaştırıcı rolü konusunda endişeliyiz. İran'ın tahammül edilemez davranışlarını şiddetle kınıyoruz. Aramızda araçlar bakımından farklılıklar olabilir. AB, İran'ın nükleer programının barışçıl doğasını korumanın, bir ortak eylem planını gerektirdiğine inanıyor. ABD bu anlaşmadan çekildi ve İran’a yaptırımlar uyguladı. Bugün Ortadoğu’nun karşılaştığı zorlukları hatırlatan bölge temsilcilerini dinleme fırsatına sahibiz.”
Konferans dahilinde gerçekleştirilecek görüşmelerde herhangi bir ülkenin veya konunun görüşmelerin seyrine hakim olmayacağını dile getiren ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ise şunları söyledi:
“Konferans, Yemen Dışişleri Bakanı Halid el-Yemani’nin başkanlığını yapacağı Yemen hakkında bir tartışma ile başlayacak. Daha sonra Suriye'deki idarenin sonraki adımlarını ve değişmeyen stratejik hedeflerimize ulaşmak için çabalarımızı sürdürme taahhüdümü gözden geçireceğiz. Sonrasında Başkanı Trump'ın danışmanı Jared Kushner, ABD yönetiminin İsrail ile Filistinliler arasında kapsamlı ve sürdürülebilir bir barışı sağlama çabalarını tartışacak. Tüm bu konular hakkında soru sorma ve yorum yapma fırsatı da olacak. Sonrasında ise ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence, Polonya Başbakanı ve 7 Dışişleri Bakanı ilgili konular hakkındaki değerlendirmelerini bizimle paylaşacak. Daha sonra bir grup devletle, mültecilerin ve insani zorlukların ele alındığı bir öğle yemeği tertip edilecek. Bunun ardından füze geliştirme ve bunları yayma, siber tehditlerle mücadele, terörizm ve yasadışı fon sağlamak ile mücadele konulu bir dizi çalışma oturumu düzenlenecek.”
Pompeo sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bugün çok önemli görüşmelerde bulunacağız, ancak konferans sona ermeyecek. Çalışmamız gerekiyor. Suriye ve Yemen, silahların yayılması, barış süreci, terörizm, İran, siber güvenlik ve insani krizler gibi meseleler tek başına üstesinden gelinecek sorunlar değil. Güvenliği sağlamak için birlikte çalışmalıyız. Hiçbir ülke bunun dışında kalamaz. ABD, Ortadoğu’daki güvenlik sorunlarına yönelik çabalara liderlik etmeye devam edecek. Bölge için iyi bir güç olmaya devam edeceğiz. Bugün gerçekleştirilen konferans bunun kanıtıdır.”
Pompeo, sabah saatlerinde, konferansı ‘istisnai’ olarak nitelendiren Netanyahu ile ortak bir basın toplantısı düzenledi.
İsrail Başbakanı Netanyahu konferans ile ilgili "tarihsel bir dönüm noktası" değerlendirmesinde bulunduktan sonra şunları söyledi:
“Burada 60 ülkeden dışişleri bakanı ve hükümet temsilcisi, İsrail başbakanı ve önde gelen Arap ülkelerinin dışişleri bakanları karşılıklı oturup bugüne kadar görülmemiş bir güç ve açıklıkla İran rejiminin yarattığı ortak tehditle nasıl baş edilmesi gerektiğini konuştu. İlk kez birlikte geleceğimizi tehdit eden şeyin ne olduğunu ve onu güvence altına almak için neler yapmamız gerektiğini tartışma fırsatı bulduk. Bu diyaloğu gelecekte yalnızca güvenlik konusunda değil, Ortadoğu halklarının yaşamını etkileyecek her alanda sürdürmeliyiz”
“İran’la yüzleşmeden Ortadoğu’da barış ve istikrar sağlayamayız” diyen Pompeo ise İran’ın eylemleri de dahil olmak üzere istikrarsızlaştırıcı eylemleri ele almaya yönelik ortak çabalara duyulan ihtiyaçtan söz ederek sözlerini şöyle sürdürdü:
“Basitçe ifade etmek gerekirse, İran ile yüzleşmeden bunları gerçekleştirmek söz konusu olamaz. Lübnan’da Yemen’de Suriye’de Irak’ta yıkıcı etkilerde bulunuyorlar. Buralarda Hamas, Hizbullah ve Husiler gibi gerçek tehditler var. İran’a karşı harekete geçmeden Ortadoğu’da barış sağlayamayız.”



Trump, Lindsay Graham'ın kız kardeşini Senato'ya aday olmaya çağırdı

Darlene Graham (EPA)
Darlene Graham (EPA)
TT

Trump, Lindsay Graham'ın kız kardeşini Senato'ya aday olmaya çağırdı

Darlene Graham (EPA)
Darlene Graham (EPA)

ABD Başkanı Donald Trump, dün yaptığı açıklamada, merhum Senatör Lindsey Graham'ın kız kardeşi Darlene Graham'dan, 11 Ağustos'ta düzenlenecek Cumhuriyetçi Parti özel ön seçiminde Güney Carolina'yı temsil edecek Senato koltuğu için aday olmasını istediğini söyledi.

Trump, Truth Social platformundaki paylaşımında, "Darlene'in bu adımı atmasını umuyorum. Sevgili kardeşi Lindsey'nin mirasını ondan daha iyi yaşatabilecek kimse yok" ifadelerini kullandı.

"Darlene, aday ol. Aday ol." çağrısında bulunan Trump, Graham'ın adaylığına tam destek vereceğini de vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump, New York'taki John F. Kennedy Havalimanı'na indikten sonra (AP)ABD Başkanı Donald Trump, New York'taki John F. Kennedy Havalimanı'na indikten sonra (AP)

Cumhuriyetçi Parti içinde bir dönem Trump'ın en sert eleştirmenlerinden biri olarak bilinen, daha sonra ise en güçlü müttefikleri arasında yer alan Lindsey Graham, geçen cumartesi gecesi damar sertliğine bağlı geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybetmiş, ölümü, ofisi tarafından duyurulmuştu.

Güney Carolina Valisi Henry McMaster ise pazartesi günü Darlene Graham'ı, Senato'da boşalan koltuğa ocak ayının ilk haftasına kadar geçici olarak görev yapmak üzere atadı.

Cumhuriyetçiler, kasım ayında yapılacak ABD ara seçimleri öncesinde hem Senato'da hem de Temsilciler Meclisi'nde az bir çoğunluğu elinde bulunduruyor.

Merhum Senatör Lindsey Graham için düzenlenecek cenaze töreninin 28 Temmuz'da Washington'da, anma programının ise 29 Temmuz'da Güney Carolina'da gerçekleştirilmesi planlanıyor.


Altyapıya yönelik saldırılar İran savaşını tırmandırıyor

Altyapıya yönelik saldırılar İran savaşını tırmandırıyor
TT

Altyapıya yönelik saldırılar İran savaşını tırmandırıyor

Altyapıya yönelik saldırılar İran savaşını tırmandırıyor

ABD, dün İran’a yönelik hava saldırılarını yoğunlaştırarak, köprüleri ve bir havaalanını hedef aldı. Tahran ise bu saldırılara karşılık olarak Kuveyt’teki bir elektrik ve su arıtma tesisini vurarak yanıt verdi. Tarafların çatışmaları altyapı tesislerine kadar genişletmesi, bölgesel savaşın daha da alevlenme riskini beraberinde getirdi.

İran devlet medyasında yer alan haberlere göre, ülkenin güneyinde beş köprü vuruldu; Bender Hamir limanındaki bir tren istasyonu da hedef alınan noktalar arasında yer aldı. Ayrıca İranşehr kentindeki bir havaalanına da saldırı düzenlendiği bildirildi.

ABD ordusu, Çabahar'daki Şehid Kelantari Limanı'nda bulunan kontrol kulesini imha ettiklerini açıkladı. Söz konusu kulenin, İran Devrim Muhafızları tarafından Hürmüz Boğazı'ndan geçen ticari gemileri izlemek ve hedef almak için kullanılan deniz gözetleme ağının bir parçası olduğu belirtildi.

Şarku’l Avsat’ın Axios haber sitesinden aktardığına göre ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, İran’a yönelik askeri saldırıların kapsamını genişletmeyi; buna nükleer tesislerin yeniden hedef alınması ihtimalinin de dahil edilmesini değerlendiriyor.

ABD saldırıları İran'daki elektrik santrallerini de kapsayınca, İranlı yetkililer halka elektrik tasarrufu çağrısında bulunarak, yoğun saatlerde klima kullanımını durdurmalarını istedi.

Diğer yandan İran; Bahreyn, Katar ve Kuveyt’e yönelik saldırılar gerçekleştirdi. Kuveyt Elektrik ve Su Bakanlığı, İran tarafından düzenlenen saldırı sonucu bir elektrik ve su arıtma tesisinin hasar gördüğünü doğruladı.

Hürmüz Boğazı'nda ise ABD Deniz Piyadeleri bir petrol tankerine çıktı. Bölgede yeniden alevlenen çatışmalar enerji sevkiyatını sekteye uğratırken, bir başka geminin de kaynağı belirsiz bir mermiyle hedef alındığına dair haberler var.


ABD, İsrail'e çok sayıda yakıt ikmal uçağı gönderiyor

ABD Merkez Komutanlığı'nın yayımladığı görüntüde, bir ABD Hava Kuvvetleri'ne ait A-10 saldırı uçağı operasyonlar sırasında havada yakıt ikmali için hazırlanıyor. (CENTCOM)
ABD Merkez Komutanlığı'nın yayımladığı görüntüde, bir ABD Hava Kuvvetleri'ne ait A-10 saldırı uçağı operasyonlar sırasında havada yakıt ikmali için hazırlanıyor. (CENTCOM)
TT

ABD, İsrail'e çok sayıda yakıt ikmal uçağı gönderiyor

ABD Merkez Komutanlığı'nın yayımladığı görüntüde, bir ABD Hava Kuvvetleri'ne ait A-10 saldırı uçağı operasyonlar sırasında havada yakıt ikmali için hazırlanıyor. (CENTCOM)
ABD Merkez Komutanlığı'nın yayımladığı görüntüde, bir ABD Hava Kuvvetleri'ne ait A-10 saldırı uçağı operasyonlar sırasında havada yakıt ikmali için hazırlanıyor. (CENTCOM)

ABD Başkanı Donald Trump, İran'a yönelik askeri operasyonların genişleme ihtimaline karşı İsrail'e çok sayıda havada yakıt ikmal uçağı göndereceğini Tel Aviv'e söyledi.

Axios haber sitesinin ABD'li ve İsrailli yetkililere dayandırdığı habere göre Başkan Trump önümüzdeki günlerde İran'a yönelik askeri operasyonları tırmandırma kararı alabilir.

Habere göre Trump, salı günü Durum Odası'nda (Situation Room) gerçekleştirilen toplantıda, Hürmüz Boğazı çevresinde devam eden mevcut saldırılardan daha geniş kapsamlı bir İran operasyonuna ilişkin çeşitli askeri planlar hakkında bilgilendirildi.

Şarku’l Avsat’ın Axios'tan aktardığı habere göre değerlendirilen seçenekler arasında enerji santralleri gibi İran'ın kritik altyapı tesislerinin bombalanması, zenginleştirilmiş uranyumun daha derine gömülmesini sağlamak amacıyla İran'ın nükleer tesislerine yönelik ilave saldırılar düzenlenmesi ve hazırlık aşamasında olduğu öne sürülen yer altındaki "Pickaxe Dağı" tesisinin hedef alınması bulunuyor.

ABD ordusu perşembe günü de Hürmüz Boğazı ile İran'ın güney kıyısındaki hedeflere yönelik saldırılarını beşinci gününde sürdürdü.

Bir ABD'li yetkili, saldırılarda Hürmüz Boğazı'ndaki İran Devrim Muhafızları operasyonlarının merkezi olarak görülen Bender Abbas kenti çevresindeki en az yedi köprünün vurulduğunu söyledi.

Yetkili, mühimmat, lojistik malzeme ve askeri takviyelerin Bender Abbas üzerinden boğazın diğer bölgelerine sevk edildiğini belirtti.

İran ise saldırılarını Ürdün, Katar, Bahreyn, Irak ve Kuveyt'i hedef alarak artırdı. Devrim Muhafızları ayrıca Suriye'deki bir ABD üssünü vurduğunu iddia etti. Ancak ABD güçlerinin söz konusu üsten aylar önce çekildiği ifade edildi.

ABD'nin halihazırda Tel Aviv yakınlarındaki Ben Gurion Uluslararası Havalimanı'nda yaklaşık 30 havada yakıt ikmal uçağı, İsrail'in güneyindeki Ramon Havalimanı'nda ise buna yakın sayıda yakıt ikmal uçağı bulunuyor.

İsrailli yetkililer, ABD'nin önümüzdeki günlerde onlarca ilave yakıt ikmal uçağı göndermeyi planladığını ve böylece toplam sayının savaşın başlangıcındaki seviyeye çıkarılmasının hedeflendiğini söyledi.

Yetkililere göre ABD ordusu, havada yakıt ikmal uçaklarını Ben Gurion Havalimanı'ndan konuşlandırmayı tercih ediyor. Bunun nedeni ise bölgedeki diğer hava üslerinin İran saldırılarına daha açık olması ve ABD uçakları açısından daha düşük güvenlik sağlaması olarak gösteriliyor.