​Pompeo’dan İran'ın tehditlerine karşı Varşova Konferansı’ndan çağrı

Varşova'da gerçekleştirilen Ortadoğu konferansından bir kare (AP)
Varşova'da gerçekleştirilen Ortadoğu konferansından bir kare (AP)
TT

​Pompeo’dan İran'ın tehditlerine karşı Varşova Konferansı’ndan çağrı

Varşova'da gerçekleştirilen Ortadoğu konferansından bir kare (AP)
Varşova'da gerçekleştirilen Ortadoğu konferansından bir kare (AP)

Ortadoğu'da Barış ve Güvenliğin Geleceğini Destekleme Konferansı dün sona erdi.
ABD ve Polonya, konferans sonrasında yayınlanan sonuç bildirgesinde, Ortadoğu’da istikrarın sağlanması için böyle bir konferansın gerçekleştirilmesinin gerekliliğine dikkat çekerken, ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, İran'ın tehditleri konusunda küresel bir anlaşmaya varılması için işbirliği yapılması çağrısında bulundu ve bu tehditlerin Ortadoğu ile sınırlı kalmayacağını, bilakis Avrupa’ya ve Batı’ya da yöneleceğini söyledi. Polonya Dışişleri Bakanı Jacek Czaputowicz ise yaptığı konuşmada, İran'ın Suriye'ye müdahalelerinin bölgeyi olumsuz etkilediğini söyledi.
“İran, Hizbullah ve terörizm Ortadoğu için büyük bir tehdit oluşturuyor”
Varşova Konferansı’nın krizlerin üstesinden gelinmesi için gerçekleştirildiğini dile getiren Pompeo, “İran, Hizbullah ve terörizmin yayılması Ortadoğu için büyük bir tehdit oluşturuyor. Ortadoğu'daki barış çalışmalarına devam edeceğiz. Daha fazla yaptırım ve daha fazla baskı istiyoruz. Böylece İran'daki diktatörlerin devamlılığının önüne geçebiliriz” açıklamasında bulundu. Ayrıca bölgedeki İran saldırganlığının gerçek bir tehlike olduğuna dikkat çeken Pompeo, “Konferansta İran’ı savunan hiçbir ülke yok. İran’ın bölgeyi istikrarsızlaştıran rolü konusunda hepimiz hemfikiriz” dedi. Pompeo, İran rolüne atıfta bulunmadan bölgedeki sorunlardan bahsetmenin zor olduğuna dikkat çekerek, İran’ın tehditleri konusunda küresel bir anlaşmaya varmak için işbirliğine ihtiyaç duyulduğunu ve Washington’un İran'a daha fazla yaptırım uygulama konusunda haklı olduğunu söyledi.
Öte yandan Polonya Dışişleri Bakanı Jacek Czaputowicz, Ortadoğu'daki sorunların karmaşık olduğuna ve Avrupa Birliği’nin (AB) tek başına bunların üstesinden gelmek için yeterli güce sahip olmadığına dikkat çekerek, “İran'ın olumsuz bir etkisi var. Tartışmalarımızda bunu göz ardı etmedik” dedi.
Konferansa yaklaşık 60 ülke katıldı, fakat katılımın Avrupa ayağı düşüktü. ABD yetkilileri, İran'ın eylemlerini tehdit olarak gören Arap devletleri ve İsrail gibi farklı tarafların bölgede bulunmasının önemini vurguladılar.
Pence’den Avrupa ülkelerine suçlama
Konferansın oturum aralarında açıklamalarda bulunan ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence, İran dosyasıyla ilgili olarak Amerikan ve Avrupa tarafları arasındaki farklara ışık tuttu. ABD yetkilisi, Avrupalıları, ‘İran rejimine yönelik yaptırımları, mali işlemler için bir mekanizma kurarak atlatmaya çalışmakla’ suçladı. Bu davranışların hoş olmadığına dikkat çeken Pence, bu davranışların taraflar arasındaki ilişkilerde birtakım sonuçları olabileceğini söyledi.
ABD Başkan Yardımcısı Pence, konuşmasının devamında, Trump'ın iki yıl önce başkanlık koltuğuna oturmasında sonra ilk dış ziyaretini Suudi Arabistan’a gerçekleştirdiğine ve Arap-İslam-Amerikan Zirvesi’ne katıldığına atıfta bulunarak, barışın sağlanması için konferansa katılan bütün ülkeler ile çalışmaya hazır olduklarını belirtti.
Katılımcıların bölge için daha iyi bir gelecek inşa edilmesi hakkında konuştuğunu kaydeden Pence, “Şu anda toplantılar yapılıyor. Çünkü radikal İslami terörizm gibi ortak bir sorunla karşı karşıyayız. Terörizm yalnızca Amerika'ya değil bölgedeki tüm ülkelere yönelik bir tehdit oluşturuyor. Başkan Trump yönetimi, bu radikal tehdide karşı koyma konusunda adımlar attı ve DEAŞ örgütü ile kendini gösteren bu tehdidin ortadan kaldırılması hususunda esas katkılarda bulundu. ABD, kendi vatandaşlarının güvenliğini önceliyor. Fakat Amerika’nın öncelenmesi, yalnız Amerika demek değildir. Washington, aşırılıkçılığa karşı uluslararası bir koalisyon oluşturmak için çalışıyor.”
Başbakan Netanyahu'nun geçen yılın sonunda Umman'ı ziyareti ve Papa Franciscus'un bu yıl BAE'ye yaptığı ziyaret gibi bölgedeki ‘değişim rüzgarlarına’ değinen Pence, “Bu tarihi konferans yeni bir dönemin başladığının kanıtıdır” diyerek sözlerini şöyle sürdürdü:
“DEAŞ hilafeti kısa bir süre sonra sona erecek ve Trump’ın açıklamasına göre yakın zamanda bölgedeki ABD birlikleri geri çekilecek. Bu, taktiklerdeki bir değişikliktir, görevde değil. Toprakları DEAŞ’ın elinden geri almamız yeterli değil. Ortaklarımızla çalışmaya hazırız. DEAŞ katıntıları her nerede olursa olsun takip edeceğiz.”
ABD'nin Suriye'deki yeni bir kimyasal saldırıya yanıt verme konusundaki kararlılığını dile getiren Pence, ülkesinin İngiltere ve Fransa ile birlikte, Devlet Başkanı Beşşar Esed rejiminin gerçekleştirdiği kimyasal bir saldırıya yanıt verdiğini hatırlatarak, rejim tarafından gerçekleştirilecek benzer bir saldırıya aynı şekilde yanıt vermeye hazır olduklarını söyledi.
“Tahran rejimi terörizmi desteklemeye devam ediyor”
Sonra, İran rejiminin bölgenin geleceği ve Ortadoğu’daki barış ve istikrar için en büyük tehdit olduğunu dile getirerek İran hakkında konuşmaya başlayan Pence, “Tahran rejimi terörizmi desteklemeye devam ediyor, Suriye ve Yemen'e müdahale ediyor, Hizbullah'ı destekliyor ve Amerikalı rehineleri elinde tutuyor” dedi. İran’ı Ortadoğu’daki etkisini genişletmek için Irak ve Suriye’de birer koridor açmakla itham eden Pence, savaşçıları ile Esed rejiminin düşmesini engellemeye çalıştığını ve Lübnan Hizbullahı’na roketler gönderdiğini söyledi.
Pence, 1979 yılında Şah’ın devrilmesinin ardından geçen 40 yıl boyunca başarısızlık ve terörün İran’da hüküm sürdüğünü dile getirerek, yapılan nükleer anlaşmanın İran’ı caydırmadığını, bilakis bölgedeki müdahalelerini daha da arttırdığını söyledi. Başkan Trump’ın nükleer anlaşmadan çekildiğini, İran rejimine yaptırımlar uyguladığını ve İran'ın eylemlerine itiraz eden diğer ülkelerin de bu yaptırımları desteklediğini dile getiren Pence, “Maalesef, en yakın Avrupalı arkadaşlarımızdan bazıları bu yaptırımları ihlal etti ve onları atlatmaya çalıştı. Fransa, İngiltere ve Almanya kurdukları finansal işlemler mekanizması ile bu yaptırımların üstesinden gelmeye çalıştılar. Bu hamle, ABD ile Avrupa’nın aralarının açılmasına sebep olacaktır” dedi.
“Avrupalıların bizlerin ve İran halkının yanında olma zamanı geldi”
İran'ın teknik olarak uygulayıp uygulamamasının değil, nükleer anlaşmanın kendisinin bir sorun olduğunu dile getiren Pence, “Avrupalıların bizlerin ve İran halkının yanında olma zamanı geldi. Artık anlaşmadan çekilmeliler. Bu fırsatı görmezden gelemeyiz” dedi.
Ortadoğu’daki barış süreci hakkında konuşan Pence, “Başkan Trump, üç İbrahimî din olan Yahudilik, Hristiyanlık ve İslam'ın tabilerinin barış içinde birlikte yaşamalarını istiyor” ifadesini kullandı.
Öte yandan Varşova Konferansı’na katılan Suudi Arabistan’ın Washington Büyükelçisi Prens Halid bin Selman, önceki gün Twitter hesabı üzerinden yapmış olduğu paylaşımlarda, “Molla rejimi 40 yıl önce iktidarı ele geçirdi. İran halkının yaşam standartları bu süre içerisinde ciddi bir düşüne tanık oldu. Bu rejim, bölgedeki terörizm, radikalizm, mezhepçilik ve istikrarsızlığı desteklemek için halkının parasını israf etmeye devam ediyor. Dost İran halkı, bölgede bölücülük ve terör fitnelerini yaymak için servetini ve parasını israf etmek yerine halkına özen gösteren bir yönetimi hak ediyor. İran rejimi halen Arapları dize getirmeye çalışmak gibi asla gerçekleşmeyecek bir yanılsama içinde. Ayrımcı söylemleri kendisini açığa çıkarıyor, Bu rejimin boş hayalleri 40 yıl sonra artık kimseyi kandıramıyor” açıklamasında bulundu.
İran rejiminin yayılımcı hayallerine hâlâ bağlı olduğuna dikkat çeken Prens Halid bin Selman, “İran rejiminin lideri, devrimlerinin 40’ıncı yıl dönümü konuşmasında Basra Körfezi'ndeki Arap topraklarının kendi topraklarının bir parçası olduğunu iddia ederek, bu bölgeyi güney İran olarak adlandırdı. Böylece yayılımcı niyetlerini ortaya koydu” ifadelerini kulandı.
Konferansın açılışı
Polonya Dışişleri Bakanı Jacek Czaputowicz, sabah saatlerinde kullandığı şu ifadeler ile konferansın açılışını yaptı;

“Bölgedeki barış ve güvenlik sorununa yeni bir ivme kazandırmanın zamanı geldi. Mülteci krizleri, ekonomik krizler ve bazı durumlarda devlet kurulması gibi krizlerin bölgede olumsuz etkiler oldu. Ortadoğu’nun istikrarını güvence altına almak, devam eden krizlere son vermek, kültürlerarası birliği teşvik etmek ve kapsayıcı toplumlar inşa etmek gibi durumlar, büyük zorluklar ile karşı karşıya. Uluslararası toplumun istikrarı ve sürdürülebilir barışı korumak için bu çabaları aktif olarak desteklemesi önemlidir.”
Czaputowicz açılış konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Ortadoğu'daki çatışmaların birçok kaynağı var. Bunlardan bazıları, bazı liderlerin her ne pahasına olursa olsun gücü ellerinde tutmak istemesi, dini köktencilik ve hoşgörüsüzlüktür. Ayrıca güç dengesizlikleri, coğrafi ayrılıklar veya dış kuvvetlerin müdahalesi de çatışmaya sebep olan unsurlar arasında yer alabilir. ABD ve AB’nin İran’ın bölgede oynayacağı rol konusunda paylaştıkları bir inançları var. Ancak İran'ın nükleer programının olası sonuçları ve bu ülkenin bölgede oynadığı istikrarsızlaştırıcı rolü konusunda endişeliyiz. İran'ın tahammül edilemez davranışlarını şiddetle kınıyoruz. Aramızda araçlar bakımından farklılıklar olabilir. AB, İran'ın nükleer programının barışçıl doğasını korumanın, bir ortak eylem planını gerektirdiğine inanıyor. ABD bu anlaşmadan çekildi ve İran’a yaptırımlar uyguladı. Bugün Ortadoğu’nun karşılaştığı zorlukları hatırlatan bölge temsilcilerini dinleme fırsatına sahibiz.”
Konferans dahilinde gerçekleştirilecek görüşmelerde herhangi bir ülkenin veya konunun görüşmelerin seyrine hakim olmayacağını dile getiren ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ise şunları söyledi:
“Konferans, Yemen Dışişleri Bakanı Halid el-Yemani’nin başkanlığını yapacağı Yemen hakkında bir tartışma ile başlayacak. Daha sonra Suriye'deki idarenin sonraki adımlarını ve değişmeyen stratejik hedeflerimize ulaşmak için çabalarımızı sürdürme taahhüdümü gözden geçireceğiz. Sonrasında Başkanı Trump'ın danışmanı Jared Kushner, ABD yönetiminin İsrail ile Filistinliler arasında kapsamlı ve sürdürülebilir bir barışı sağlama çabalarını tartışacak. Tüm bu konular hakkında soru sorma ve yorum yapma fırsatı da olacak. Sonrasında ise ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence, Polonya Başbakanı ve 7 Dışişleri Bakanı ilgili konular hakkındaki değerlendirmelerini bizimle paylaşacak. Daha sonra bir grup devletle, mültecilerin ve insani zorlukların ele alındığı bir öğle yemeği tertip edilecek. Bunun ardından füze geliştirme ve bunları yayma, siber tehditlerle mücadele, terörizm ve yasadışı fon sağlamak ile mücadele konulu bir dizi çalışma oturumu düzenlenecek.”
Pompeo sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bugün çok önemli görüşmelerde bulunacağız, ancak konferans sona ermeyecek. Çalışmamız gerekiyor. Suriye ve Yemen, silahların yayılması, barış süreci, terörizm, İran, siber güvenlik ve insani krizler gibi meseleler tek başına üstesinden gelinecek sorunlar değil. Güvenliği sağlamak için birlikte çalışmalıyız. Hiçbir ülke bunun dışında kalamaz. ABD, Ortadoğu’daki güvenlik sorunlarına yönelik çabalara liderlik etmeye devam edecek. Bölge için iyi bir güç olmaya devam edeceğiz. Bugün gerçekleştirilen konferans bunun kanıtıdır.”
Pompeo, sabah saatlerinde, konferansı ‘istisnai’ olarak nitelendiren Netanyahu ile ortak bir basın toplantısı düzenledi.
İsrail Başbakanı Netanyahu konferans ile ilgili "tarihsel bir dönüm noktası" değerlendirmesinde bulunduktan sonra şunları söyledi:
“Burada 60 ülkeden dışişleri bakanı ve hükümet temsilcisi, İsrail başbakanı ve önde gelen Arap ülkelerinin dışişleri bakanları karşılıklı oturup bugüne kadar görülmemiş bir güç ve açıklıkla İran rejiminin yarattığı ortak tehditle nasıl baş edilmesi gerektiğini konuştu. İlk kez birlikte geleceğimizi tehdit eden şeyin ne olduğunu ve onu güvence altına almak için neler yapmamız gerektiğini tartışma fırsatı bulduk. Bu diyaloğu gelecekte yalnızca güvenlik konusunda değil, Ortadoğu halklarının yaşamını etkileyecek her alanda sürdürmeliyiz”
“İran’la yüzleşmeden Ortadoğu’da barış ve istikrar sağlayamayız” diyen Pompeo ise İran’ın eylemleri de dahil olmak üzere istikrarsızlaştırıcı eylemleri ele almaya yönelik ortak çabalara duyulan ihtiyaçtan söz ederek sözlerini şöyle sürdürdü:
“Basitçe ifade etmek gerekirse, İran ile yüzleşmeden bunları gerçekleştirmek söz konusu olamaz. Lübnan’da Yemen’de Suriye’de Irak’ta yıkıcı etkilerde bulunuyorlar. Buralarda Hamas, Hizbullah ve Husiler gibi gerçek tehditler var. İran’a karşı harekete geçmeden Ortadoğu’da barış sağlayamayız.”



Putin: Rusya sahada zafer kazanıyor, “teröristlerle” müzakere etmeyecek

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin basın toplantısında konuşuyor (Reuters)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin basın toplantısında konuşuyor (Reuters)
TT

Putin: Rusya sahada zafer kazanıyor, “teröristlerle” müzakere etmeyecek

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin basın toplantısında konuşuyor (Reuters)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin basın toplantısında konuşuyor (Reuters)

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, yaptığı açıklamada, Rusya'nın Ukrayna'daki savaşta zafer kazandığını savundu ve Ukrayna yönetimini “terörist” olarak nitelendirerek, Moskova'nın bu yönetimle müzakere edemeyeceğini söyledi.

Putin, haftalardır savaşa ilişkin yaptığı en kapsamlı açıklamasında dün, Ukrayna'nın Rusya topraklarına yönelik saldırılarının gerçek hasara yol açtığını kabul etti. İHA'ların özel bir tehdit oluşturduğunu belirten Putin, buna karşın Rusya'nın savaş sahasında ilerlediğini savunarak, “Düşmanın çökeceğinden hiç şüphem yok” ifadesini kullandı.

Rusya'nın yeni bir askeri seferberlik ilan etmek zorunda kalacağı yönündeki iddiaları “tamamen saçmalık” olarak nitelendiren Putin, Rus güçlerinin ilerleme hızının arttığını ifade etti.

Savaşın başlamasından dört buçuk yıl sonra Rusya, Ukrayna topraklarının yaklaşık beşte birini kontrol ediyor. ABD'nin arabuluculuğunda yürütülen barış görüşmeleri ise ABD ve İsrail'in İran'la savaşa girmesinin ardından şubat ayında durdu.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre kamuoyu araştırmaları, Rusya'da savaştan kaynaklanan yorgunluğun arttığına işaret ederken, etkili bazı çevreler ülke ekonomisinin karşı karşıya olduğu baskılara dikkat çekiyor.

Buna karşın Putin, cephe hattındaki gelişmeleri ayrıntılı şekilde aktarırken kendinden emin ve sert bir üslup kullandı. Rus ordusunun ilerleme hızının arttığını yineledi.

Putin, Rus güçlerinin ağustos ayında Ukrayna'nın doğusundaki Donetsk bölgesinde 270 kilometrekarelik alanı kontrol altına aldığını söyledi. Ayrıca biri 4 bin 500 ila 4 bin 800, diğeri ise 2 bine kadar askerden oluşan iki büyük Ukrayna birliğinin kuşatma altında olduğunu öne sürdü.

Rusya'nın Slovyansk ve Kramatorsk yönündeki ilerleyişini sürdürdüğünü belirten Putin, Moskova güçlerinin Ukrayna'nın enerji altyapısına yönelik geniş çaplı saldırılar düzenlemeye hazırlandığını ifade etti.

Putin, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy'nin havayolu şirketlerini, Ukrayna İHA'larının Rusya hava sahasını fiilen kapatacağı konusunda uyarmasını “devlet terörizmi” izlenimi veren bir açıklama olarak nitelendirdi. Böyle bir durumun gerçekleşmesi halinde Moskova'nın karşılık vermenin bir yolunu bulacağını söyledi.

Kırgızistan'da düzenlenen zirvenin ardından gazetecilere konuşan Putin, “teröristlerle” müzakere edilemeyeceğini ifade etti.

Bununla birlikte Putin, savaşın dondurulması değil sona erdirilmesi amacıyla yapılacak görüşmelere Moskova'nın açık olduğunu belirtti ve ABD Başkanı Donald Trump'ın temsilcileriyle görüşmeye hazır olduklarını yineledi.

Putin, “Birileri bu sürece somut bir katkı sunuyorsa veya sunabilecek durumdaysa, hepimiz bunu destekliyoruz” dedi.

Putin, “Kaçınmak istediğimiz tek şey, sürecin sonuçsuz bir şekilde kısır döngüler içinde ilerlemesi. Ancak şu anda bir ölçüde donmuş olduğunu anladığımız bu müzakerelere birileri olumlu bir katkı sunabilecekse, buna genel olarak karşı değiliz” ifadelerini kullandı.

Putin ayrıca Ukrayna'nın İHA saldırılarının Rusya'daki petrol rafinerilerine zarar verdiğini açıkça kabul etti. Ancak saldırıların yol açtığı geniş çaplı yakıt sıkıntısına değinmedi. Koruma önlemlerinin iyileştirildiğini belirten Putin, “Onarılması gereken rafinerilerimizin yalnızca yüzde 10'u kaldı” dedi.

Putin, Almanya hükümetinin geçen ay Leipzig Havalimanı'na İHA ile saldırı girişiminden Rusya'yı sorumlu tutmasına da sert tepki gösterdi.

Rus lider, Başbakan Friedrich Merz hükümetinin, iç sorunlardan ve kamuoyu desteğindeki düşüşten dikkatleri uzaklaştırmak amacıyla Moskova'yı suçladığını öne sürdü.

Putin ayrıca Almanya'yı, İHA saldırısında Rusya'yı suçlamak amacıyla delil yerleştirmekle suçladı. Ancak bu iddiasını hangi temele dayandırdığını açıklamadı.


Amerika, Hürmüz Boğazı'ndaki saldırılarını genişletiyor

ABD denizcisi, İran'a yönelik abluka kapsamında Umman Denizi'nde seyreden amfibi hücum gemisi USS Boxer'ın güvertesinden bir helikopterin kalkışını yönlendiriyor. (ABD Donanması)
ABD denizcisi, İran'a yönelik abluka kapsamında Umman Denizi'nde seyreden amfibi hücum gemisi USS Boxer'ın güvertesinden bir helikopterin kalkışını yönlendiriyor. (ABD Donanması)
TT

Amerika, Hürmüz Boğazı'ndaki saldırılarını genişletiyor

ABD denizcisi, İran'a yönelik abluka kapsamında Umman Denizi'nde seyreden amfibi hücum gemisi USS Boxer'ın güvertesinden bir helikopterin kalkışını yönlendiriyor. (ABD Donanması)
ABD denizcisi, İran'a yönelik abluka kapsamında Umman Denizi'nde seyreden amfibi hücum gemisi USS Boxer'ın güvertesinden bir helikopterin kalkışını yönlendiriyor. (ABD Donanması)

ABD, dün Hürmüz Boğazı çevresindeki saldırılarını genişleterek İran'ın güney kıyıları boyunca Devrim Muhafızları'na ait mevzileri hedef aldı. Saldırılar, Bender Abbas Limanı ve Keşm Adası'ndan Umman Körfezi açıklarındaki Cask, Çabahar, Kenarak, Minab ve Sirik limanlarına kadar uzandı.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), saldırıların ticari gemileri ve ABD askerlerini hedef alma girişimlerine karşılık gerçekleştirildiğini açıkladı. ABD Başkanı Donald Trump ise saldırıların “geniş kapsamlı ve güçlü” olduğunu belirterek, Tahran'ın karşılık vermesi halinde daha ağır saldırı düzenleneceği tehdidinde bulundu.

Buna karşılık Devrim Muhafızları ve İran Silahlı Kuvvetleri, “sert” bir karşılık vereceklerini ve ağır kayıplar yaşatacaklarını açıkladı.

Gelişmeler, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan'ın Şanghay İşbirliği Örgütü Zirvesi'nde yaptığı açıklamanın ardından yaşandı. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Pezeşkiyan, Washington’un da mutabakata uyması halinde İslamabad Mutabakatı'nın uygulanmasına karşılıklı ve derhal yeniden başlanmasını önerdi.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin de İran'a destek vererek, ülkesinin İran'la dayanışma içinde olduğunu ve savaş koşullarına rağmen ikili ilişkileri sürdürme kararlılığını koruduğunu açıkladı.

Tahran'da ise Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, Washington'u mutabakata uymaya zorlamak için “güç dili” kullanılabileceği mesajını verdi. Kalibaf, ABD'nin verdiği taahhütleri yerine getirmesinden önce Hürmüz Boğazı'nın açılmayacağını vurguladı.


İran'da bir otomobilin hükümet yanlısı kalabalığa dalması sonucu 4 kişi öldü en az 10  kişi yaralı

İran'ın Meşhed kentindeki kalabalıklar (Arşiv- Reuters)
İran'ın Meşhed kentindeki kalabalıklar (Arşiv- Reuters)
TT

İran'da bir otomobilin hükümet yanlısı kalabalığa dalması sonucu 4 kişi öldü en az 10  kişi yaralı

İran'ın Meşhed kentindeki kalabalıklar (Arşiv- Reuters)
İran'ın Meşhed kentindeki kalabalıklar (Arşiv- Reuters)

İran'ın Meşhed kentinde hükümet ve ordu destekçilerinin düzenlediği toplantıya bir araç dalarak 4 kişinin ölümüne ve en az 10 kişinin yaralanmasına yol açtı.  

İran basını bugün geçtiği haberlerde, ülkenin kuzeydoğusundaki Meşhed kentinde dün akşam saatlerinde bir aracın hükümet ve ordu destekçisi kalabalığın arasına girdiğini; olayda 4 kişinin hayatını kaybettiğini, 10'dan fazla kişinin de yaralandığını bildirdi.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’ten aktardığına göre Razavi Horasan Eyaleti Trafik Polisi Amiri Muhsin Musa-Abadi "Nour News" haber sitesine yaptığı açıklamada, aşırı hızla ilerleyen bir otomobilin önce bir araçla çarpıştığını, ardından sürücünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesiyle bariyerleri ve trafik levhalarını aşarak kalabalığın arasına daldığını belirtti.

Gözaltına alınan sürücünün "normal bir ruh veya fiziksel halde olmadığını" ifade eden Musa-Abadi, durumun detaylarına ilişkin ayrıntı vermedi.

Siyasi saik olduğuna dair henüz bir bulguya rastlanmazken, yetkililer olayı trafik kazası olarak değerlendirdi.

Mehr Haber Ajansı ise akşam saatlerinde düzenlenen bu buluşmanın, şubat ayı sonlarında ABD ile başlayan savaştan bu yana İslam Cumhuriyeti ve silahlı kuvvetler destekçilerinin düzenli olarak gerçekleştirdiği etkinliklerden biri olduğunu belirtti.