​Pompeo’dan İran'ın tehditlerine karşı Varşova Konferansı’ndan çağrı

Varşova'da gerçekleştirilen Ortadoğu konferansından bir kare (AP)
Varşova'da gerçekleştirilen Ortadoğu konferansından bir kare (AP)
TT

​Pompeo’dan İran'ın tehditlerine karşı Varşova Konferansı’ndan çağrı

Varşova'da gerçekleştirilen Ortadoğu konferansından bir kare (AP)
Varşova'da gerçekleştirilen Ortadoğu konferansından bir kare (AP)

Ortadoğu'da Barış ve Güvenliğin Geleceğini Destekleme Konferansı dün sona erdi.
ABD ve Polonya, konferans sonrasında yayınlanan sonuç bildirgesinde, Ortadoğu’da istikrarın sağlanması için böyle bir konferansın gerçekleştirilmesinin gerekliliğine dikkat çekerken, ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, İran'ın tehditleri konusunda küresel bir anlaşmaya varılması için işbirliği yapılması çağrısında bulundu ve bu tehditlerin Ortadoğu ile sınırlı kalmayacağını, bilakis Avrupa’ya ve Batı’ya da yöneleceğini söyledi. Polonya Dışişleri Bakanı Jacek Czaputowicz ise yaptığı konuşmada, İran'ın Suriye'ye müdahalelerinin bölgeyi olumsuz etkilediğini söyledi.
“İran, Hizbullah ve terörizm Ortadoğu için büyük bir tehdit oluşturuyor”
Varşova Konferansı’nın krizlerin üstesinden gelinmesi için gerçekleştirildiğini dile getiren Pompeo, “İran, Hizbullah ve terörizmin yayılması Ortadoğu için büyük bir tehdit oluşturuyor. Ortadoğu'daki barış çalışmalarına devam edeceğiz. Daha fazla yaptırım ve daha fazla baskı istiyoruz. Böylece İran'daki diktatörlerin devamlılığının önüne geçebiliriz” açıklamasında bulundu. Ayrıca bölgedeki İran saldırganlığının gerçek bir tehlike olduğuna dikkat çeken Pompeo, “Konferansta İran’ı savunan hiçbir ülke yok. İran’ın bölgeyi istikrarsızlaştıran rolü konusunda hepimiz hemfikiriz” dedi. Pompeo, İran rolüne atıfta bulunmadan bölgedeki sorunlardan bahsetmenin zor olduğuna dikkat çekerek, İran’ın tehditleri konusunda küresel bir anlaşmaya varmak için işbirliğine ihtiyaç duyulduğunu ve Washington’un İran'a daha fazla yaptırım uygulama konusunda haklı olduğunu söyledi.
Öte yandan Polonya Dışişleri Bakanı Jacek Czaputowicz, Ortadoğu'daki sorunların karmaşık olduğuna ve Avrupa Birliği’nin (AB) tek başına bunların üstesinden gelmek için yeterli güce sahip olmadığına dikkat çekerek, “İran'ın olumsuz bir etkisi var. Tartışmalarımızda bunu göz ardı etmedik” dedi.
Konferansa yaklaşık 60 ülke katıldı, fakat katılımın Avrupa ayağı düşüktü. ABD yetkilileri, İran'ın eylemlerini tehdit olarak gören Arap devletleri ve İsrail gibi farklı tarafların bölgede bulunmasının önemini vurguladılar.
Pence’den Avrupa ülkelerine suçlama
Konferansın oturum aralarında açıklamalarda bulunan ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence, İran dosyasıyla ilgili olarak Amerikan ve Avrupa tarafları arasındaki farklara ışık tuttu. ABD yetkilisi, Avrupalıları, ‘İran rejimine yönelik yaptırımları, mali işlemler için bir mekanizma kurarak atlatmaya çalışmakla’ suçladı. Bu davranışların hoş olmadığına dikkat çeken Pence, bu davranışların taraflar arasındaki ilişkilerde birtakım sonuçları olabileceğini söyledi.
ABD Başkan Yardımcısı Pence, konuşmasının devamında, Trump'ın iki yıl önce başkanlık koltuğuna oturmasında sonra ilk dış ziyaretini Suudi Arabistan’a gerçekleştirdiğine ve Arap-İslam-Amerikan Zirvesi’ne katıldığına atıfta bulunarak, barışın sağlanması için konferansa katılan bütün ülkeler ile çalışmaya hazır olduklarını belirtti.
Katılımcıların bölge için daha iyi bir gelecek inşa edilmesi hakkında konuştuğunu kaydeden Pence, “Şu anda toplantılar yapılıyor. Çünkü radikal İslami terörizm gibi ortak bir sorunla karşı karşıyayız. Terörizm yalnızca Amerika'ya değil bölgedeki tüm ülkelere yönelik bir tehdit oluşturuyor. Başkan Trump yönetimi, bu radikal tehdide karşı koyma konusunda adımlar attı ve DEAŞ örgütü ile kendini gösteren bu tehdidin ortadan kaldırılması hususunda esas katkılarda bulundu. ABD, kendi vatandaşlarının güvenliğini önceliyor. Fakat Amerika’nın öncelenmesi, yalnız Amerika demek değildir. Washington, aşırılıkçılığa karşı uluslararası bir koalisyon oluşturmak için çalışıyor.”
Başbakan Netanyahu'nun geçen yılın sonunda Umman'ı ziyareti ve Papa Franciscus'un bu yıl BAE'ye yaptığı ziyaret gibi bölgedeki ‘değişim rüzgarlarına’ değinen Pence, “Bu tarihi konferans yeni bir dönemin başladığının kanıtıdır” diyerek sözlerini şöyle sürdürdü:
“DEAŞ hilafeti kısa bir süre sonra sona erecek ve Trump’ın açıklamasına göre yakın zamanda bölgedeki ABD birlikleri geri çekilecek. Bu, taktiklerdeki bir değişikliktir, görevde değil. Toprakları DEAŞ’ın elinden geri almamız yeterli değil. Ortaklarımızla çalışmaya hazırız. DEAŞ katıntıları her nerede olursa olsun takip edeceğiz.”
ABD'nin Suriye'deki yeni bir kimyasal saldırıya yanıt verme konusundaki kararlılığını dile getiren Pence, ülkesinin İngiltere ve Fransa ile birlikte, Devlet Başkanı Beşşar Esed rejiminin gerçekleştirdiği kimyasal bir saldırıya yanıt verdiğini hatırlatarak, rejim tarafından gerçekleştirilecek benzer bir saldırıya aynı şekilde yanıt vermeye hazır olduklarını söyledi.
“Tahran rejimi terörizmi desteklemeye devam ediyor”
Sonra, İran rejiminin bölgenin geleceği ve Ortadoğu’daki barış ve istikrar için en büyük tehdit olduğunu dile getirerek İran hakkında konuşmaya başlayan Pence, “Tahran rejimi terörizmi desteklemeye devam ediyor, Suriye ve Yemen'e müdahale ediyor, Hizbullah'ı destekliyor ve Amerikalı rehineleri elinde tutuyor” dedi. İran’ı Ortadoğu’daki etkisini genişletmek için Irak ve Suriye’de birer koridor açmakla itham eden Pence, savaşçıları ile Esed rejiminin düşmesini engellemeye çalıştığını ve Lübnan Hizbullahı’na roketler gönderdiğini söyledi.
Pence, 1979 yılında Şah’ın devrilmesinin ardından geçen 40 yıl boyunca başarısızlık ve terörün İran’da hüküm sürdüğünü dile getirerek, yapılan nükleer anlaşmanın İran’ı caydırmadığını, bilakis bölgedeki müdahalelerini daha da arttırdığını söyledi. Başkan Trump’ın nükleer anlaşmadan çekildiğini, İran rejimine yaptırımlar uyguladığını ve İran'ın eylemlerine itiraz eden diğer ülkelerin de bu yaptırımları desteklediğini dile getiren Pence, “Maalesef, en yakın Avrupalı arkadaşlarımızdan bazıları bu yaptırımları ihlal etti ve onları atlatmaya çalıştı. Fransa, İngiltere ve Almanya kurdukları finansal işlemler mekanizması ile bu yaptırımların üstesinden gelmeye çalıştılar. Bu hamle, ABD ile Avrupa’nın aralarının açılmasına sebep olacaktır” dedi.
“Avrupalıların bizlerin ve İran halkının yanında olma zamanı geldi”
İran'ın teknik olarak uygulayıp uygulamamasının değil, nükleer anlaşmanın kendisinin bir sorun olduğunu dile getiren Pence, “Avrupalıların bizlerin ve İran halkının yanında olma zamanı geldi. Artık anlaşmadan çekilmeliler. Bu fırsatı görmezden gelemeyiz” dedi.
Ortadoğu’daki barış süreci hakkında konuşan Pence, “Başkan Trump, üç İbrahimî din olan Yahudilik, Hristiyanlık ve İslam'ın tabilerinin barış içinde birlikte yaşamalarını istiyor” ifadesini kullandı.
Öte yandan Varşova Konferansı’na katılan Suudi Arabistan’ın Washington Büyükelçisi Prens Halid bin Selman, önceki gün Twitter hesabı üzerinden yapmış olduğu paylaşımlarda, “Molla rejimi 40 yıl önce iktidarı ele geçirdi. İran halkının yaşam standartları bu süre içerisinde ciddi bir düşüne tanık oldu. Bu rejim, bölgedeki terörizm, radikalizm, mezhepçilik ve istikrarsızlığı desteklemek için halkının parasını israf etmeye devam ediyor. Dost İran halkı, bölgede bölücülük ve terör fitnelerini yaymak için servetini ve parasını israf etmek yerine halkına özen gösteren bir yönetimi hak ediyor. İran rejimi halen Arapları dize getirmeye çalışmak gibi asla gerçekleşmeyecek bir yanılsama içinde. Ayrımcı söylemleri kendisini açığa çıkarıyor, Bu rejimin boş hayalleri 40 yıl sonra artık kimseyi kandıramıyor” açıklamasında bulundu.
İran rejiminin yayılımcı hayallerine hâlâ bağlı olduğuna dikkat çeken Prens Halid bin Selman, “İran rejiminin lideri, devrimlerinin 40’ıncı yıl dönümü konuşmasında Basra Körfezi'ndeki Arap topraklarının kendi topraklarının bir parçası olduğunu iddia ederek, bu bölgeyi güney İran olarak adlandırdı. Böylece yayılımcı niyetlerini ortaya koydu” ifadelerini kulandı.
Konferansın açılışı
Polonya Dışişleri Bakanı Jacek Czaputowicz, sabah saatlerinde kullandığı şu ifadeler ile konferansın açılışını yaptı;

“Bölgedeki barış ve güvenlik sorununa yeni bir ivme kazandırmanın zamanı geldi. Mülteci krizleri, ekonomik krizler ve bazı durumlarda devlet kurulması gibi krizlerin bölgede olumsuz etkiler oldu. Ortadoğu’nun istikrarını güvence altına almak, devam eden krizlere son vermek, kültürlerarası birliği teşvik etmek ve kapsayıcı toplumlar inşa etmek gibi durumlar, büyük zorluklar ile karşı karşıya. Uluslararası toplumun istikrarı ve sürdürülebilir barışı korumak için bu çabaları aktif olarak desteklemesi önemlidir.”
Czaputowicz açılış konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Ortadoğu'daki çatışmaların birçok kaynağı var. Bunlardan bazıları, bazı liderlerin her ne pahasına olursa olsun gücü ellerinde tutmak istemesi, dini köktencilik ve hoşgörüsüzlüktür. Ayrıca güç dengesizlikleri, coğrafi ayrılıklar veya dış kuvvetlerin müdahalesi de çatışmaya sebep olan unsurlar arasında yer alabilir. ABD ve AB’nin İran’ın bölgede oynayacağı rol konusunda paylaştıkları bir inançları var. Ancak İran'ın nükleer programının olası sonuçları ve bu ülkenin bölgede oynadığı istikrarsızlaştırıcı rolü konusunda endişeliyiz. İran'ın tahammül edilemez davranışlarını şiddetle kınıyoruz. Aramızda araçlar bakımından farklılıklar olabilir. AB, İran'ın nükleer programının barışçıl doğasını korumanın, bir ortak eylem planını gerektirdiğine inanıyor. ABD bu anlaşmadan çekildi ve İran’a yaptırımlar uyguladı. Bugün Ortadoğu’nun karşılaştığı zorlukları hatırlatan bölge temsilcilerini dinleme fırsatına sahibiz.”
Konferans dahilinde gerçekleştirilecek görüşmelerde herhangi bir ülkenin veya konunun görüşmelerin seyrine hakim olmayacağını dile getiren ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ise şunları söyledi:
“Konferans, Yemen Dışişleri Bakanı Halid el-Yemani’nin başkanlığını yapacağı Yemen hakkında bir tartışma ile başlayacak. Daha sonra Suriye'deki idarenin sonraki adımlarını ve değişmeyen stratejik hedeflerimize ulaşmak için çabalarımızı sürdürme taahhüdümü gözden geçireceğiz. Sonrasında Başkanı Trump'ın danışmanı Jared Kushner, ABD yönetiminin İsrail ile Filistinliler arasında kapsamlı ve sürdürülebilir bir barışı sağlama çabalarını tartışacak. Tüm bu konular hakkında soru sorma ve yorum yapma fırsatı da olacak. Sonrasında ise ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence, Polonya Başbakanı ve 7 Dışişleri Bakanı ilgili konular hakkındaki değerlendirmelerini bizimle paylaşacak. Daha sonra bir grup devletle, mültecilerin ve insani zorlukların ele alındığı bir öğle yemeği tertip edilecek. Bunun ardından füze geliştirme ve bunları yayma, siber tehditlerle mücadele, terörizm ve yasadışı fon sağlamak ile mücadele konulu bir dizi çalışma oturumu düzenlenecek.”
Pompeo sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bugün çok önemli görüşmelerde bulunacağız, ancak konferans sona ermeyecek. Çalışmamız gerekiyor. Suriye ve Yemen, silahların yayılması, barış süreci, terörizm, İran, siber güvenlik ve insani krizler gibi meseleler tek başına üstesinden gelinecek sorunlar değil. Güvenliği sağlamak için birlikte çalışmalıyız. Hiçbir ülke bunun dışında kalamaz. ABD, Ortadoğu’daki güvenlik sorunlarına yönelik çabalara liderlik etmeye devam edecek. Bölge için iyi bir güç olmaya devam edeceğiz. Bugün gerçekleştirilen konferans bunun kanıtıdır.”
Pompeo, sabah saatlerinde, konferansı ‘istisnai’ olarak nitelendiren Netanyahu ile ortak bir basın toplantısı düzenledi.
İsrail Başbakanı Netanyahu konferans ile ilgili "tarihsel bir dönüm noktası" değerlendirmesinde bulunduktan sonra şunları söyledi:
“Burada 60 ülkeden dışişleri bakanı ve hükümet temsilcisi, İsrail başbakanı ve önde gelen Arap ülkelerinin dışişleri bakanları karşılıklı oturup bugüne kadar görülmemiş bir güç ve açıklıkla İran rejiminin yarattığı ortak tehditle nasıl baş edilmesi gerektiğini konuştu. İlk kez birlikte geleceğimizi tehdit eden şeyin ne olduğunu ve onu güvence altına almak için neler yapmamız gerektiğini tartışma fırsatı bulduk. Bu diyaloğu gelecekte yalnızca güvenlik konusunda değil, Ortadoğu halklarının yaşamını etkileyecek her alanda sürdürmeliyiz”
“İran’la yüzleşmeden Ortadoğu’da barış ve istikrar sağlayamayız” diyen Pompeo ise İran’ın eylemleri de dahil olmak üzere istikrarsızlaştırıcı eylemleri ele almaya yönelik ortak çabalara duyulan ihtiyaçtan söz ederek sözlerini şöyle sürdürdü:
“Basitçe ifade etmek gerekirse, İran ile yüzleşmeden bunları gerçekleştirmek söz konusu olamaz. Lübnan’da Yemen’de Suriye’de Irak’ta yıkıcı etkilerde bulunuyorlar. Buralarda Hamas, Hizbullah ve Husiler gibi gerçek tehditler var. İran’a karşı harekete geçmeden Ortadoğu’da barış sağlayamayız.”



Trump, İran ve Grönland konusunda NATO’ya ‘çok kızgın’

ABD Başkanı Donald Trump ve NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, Ankara’daki Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen NATO liderler zirvesi çerçevesinde ikili bir görüşme gerçekleştirdi. (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump ve NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, Ankara’daki Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen NATO liderler zirvesi çerçevesinde ikili bir görüşme gerçekleştirdi. (Reuters)
TT

Trump, İran ve Grönland konusunda NATO’ya ‘çok kızgın’

ABD Başkanı Donald Trump ve NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, Ankara’daki Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen NATO liderler zirvesi çerçevesinde ikili bir görüşme gerçekleştirdi. (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump ve NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, Ankara’daki Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen NATO liderler zirvesi çerçevesinde ikili bir görüşme gerçekleştirdi. (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Ankara’da düzenlenen NATO Zirvesi’nin açılışında NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile gerçekleştirdiği görüşmede ittifaka yönelik sert eleştirilerde bulundu.

Trump, “NATO’dan büyük hayal kırıklığı duyuyorum” diyerek, “Grönland konusunda sergilediği tutumdan ve terörü destekleyen bir numaralı devlet olarak nitelendirdiğim İran’a karşı bize yardım etmek istememesinden dolayı ittifaktan memnun değilim” ifadesini kullandı.

NATO Liderler Zirvesi’nde yaptığı konuşmada Trump, Hazine Bakanı Scott Bessent’e İspanya ile ticari ilişkilerin kesilmesi talimatını verdiğini de açıkladı. İspanya’yı NATO içinde ‘kötü bir ortak’ olarak nitelendiren Trump, “İspanya kaybedilmiş bir dosya. Artık İspanya ile herhangi bir ticari ilişki yürütmek istemiyoruz” dedi.

NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ise zirvenin resmi açılışı öncesinde yaptığı açıklamada İspanya’ya destek vererek, Madrid yönetiminin geçen yıl savunma harcamaları konusunda önemli bir adım attığını söyledi.

Trump, daha önce de Ortadoğu’da şubat ayı sonundan bu yana devam eden savaş kapsamında ABD’nin hava operasyonlarında askeri üslerini kullanmasına izin vermediği gerekçesiyle Madrid yönetimini defalarca eleştirmişti.

Öte yandan ABD bugün erken saatlerde İran’a yönelik yeni askeri saldırılar düzenledi ve üç petrol tankerini hedef alan saldırılara karşılık olarak Tahran’ın petrol satışına izin veren muafiyeti iptal etti. Söz konusu adımların, Avrupa’da geniş destek görmeyen savaşta kırılgan ateşkes anlaşmasına vurulan son darbe olduğu değerlendiriliyor.

Trump, ateşkes mutabakatının çöktüğü yönündeki iddiaların sorulması üzerine, “Bu çok ilginç bir soru. Bana göre anlaşma sona erdi. Onlarla artık muhatap olmak istemiyorum” dedi.

İran yönetimine yönelik sert ifadeler kullanan Trump, “Onlar aşağılık insanlar. Hastalar ve hasta insanlar tarafından yönetiliyorlar. Benim açımdan onlarla uğraşmak sadece zaman kaybı” diye konuştu.


Yunan armatörler, Rus petrolüyle zengin oldu

Bazı tanker şirketleri, Rusya'ya yaptırımların sıkılaştırılmasının ardından bu ülkeye ticareti durdurmuştu (Reuters)
Bazı tanker şirketleri, Rusya'ya yaptırımların sıkılaştırılmasının ardından bu ülkeye ticareti durdurmuştu (Reuters)
TT

Yunan armatörler, Rus petrolüyle zengin oldu

Bazı tanker şirketleri, Rusya'ya yaptırımların sıkılaştırılmasının ardından bu ülkeye ticareti durdurmuştu (Reuters)
Bazı tanker şirketleri, Rusya'ya yaptırımların sıkılaştırılmasının ardından bu ülkeye ticareti durdurmuştu (Reuters)

Yunan tanker şirketleri, son üç yılda Rus petrolü taşımacılığından 4 milyar dolara yakın gelir elde etti.

Financial Times'ın haberine göre Yunan armatörler Dynacom Tankers, Olympic Shipping and Management, Stealth Maritime ve Polembros Shipping, sözkonusu taşımacılık işlemlerinden toplamda 3,8 milyar dolar kazandı.

Milyarder iş insanı George Prokopiou'ya ait Dynacom Tankers, Rus ham petrolü ticaretinden en az 915 milyon dolar gelir elde etti. Bu tutar, Temmuz 2023'ten bu yana Yunan armatörlerin toplam gelirinin neredeyse dörtte birini oluşturuyor.

Onassis Grubu'na ait Olympic Shipping and Management da en az 404 milyon dolar kazandı. Atina merkezli Stealth Maritime ve Polembros Shipping ise 200'er milyon dolardan fazla gelir elde etti.

Analizde, danışmanlık kuruluşu Argus Media'nın Haziran 2023 itibarıyla derlediği tahmini navlun verileri temel alındı. Bunlar, Uluslararası Denizcilik Örgütü'nün gemi yönetim bilgileri ve analiz şirketi Kpler'in tanker hareketi verileriyle karşılaştırıldı.

Hesaplamalar yalnızca Argus'un fiyatlandırma verisine sahip olduğu ana rotaları kapsıyor. Tahmini kazançlar, Yunan tanker şirketlerince taşınan 389 milyon varillik kısma dayanıyor. Argus'un fiyat tahmini paylaşmadığı 153 milyon varillik kısımsa hesaba katılmadı.

Haberde Rus petrolü taşıyan gemilere normal piyasaya göre yüzde 30 ila yüzde 40 daha fazla navlun ödendiği vurgulanıyor. Bu yüksek tarifeler, taşınan devasa hacimle birleştiğinde toplam gelirin 3,8 milyar dolara ulaştığı yazılıyor.

Analizde, sözkonusu ticaretin G7'nin Rus petrolü için belirlediği varil başına 44,10 dolarlık tavan fiyatı aşmayacak şekilde gerçekleştirildiği belirtiliyor.

Diğer yandan Rus ham petrolü ticareti Atina ve Kiev arasında gerginlik yaratmıştı. Dynacom da dahil birçok Yunan tanker şirketi, 2023'te Ukrayna tarafından "uluslararası savaş destekçileri" listesine alınmış ancak Atina'nın baskılarıyla daha sonra listeden çıkarılmıştı.

Rus petrol ve doğalgaz ticaretine son vermeyi amaçlayan Ukraynalı kampanya grubu Razom We Stand'ın direktörü Svitlana Romanko şu yorumu yapıyor:

Hükümetler sistemdeki bariz boşlukları kapatamadığından Rus petrolünün ticareti Kremlin'e milyarlar kazandırmaya devam ediyor. Yunanistan yönetimi, daha sert yaptırımlar ve barış yerine defalarca denizcilik sektörünün çıkarlarını öncelikli tuttu.

Independent Türkçe, Financial Times, Ukranian Shipping Magazine


Meloni ve Trump… Aşktan intikama

(foto altı) İtalya Başbakanı Giorgia Meloni ve ABD Başkanı Donald Trump (Arşiv)
(foto altı) İtalya Başbakanı Giorgia Meloni ve ABD Başkanı Donald Trump (Arşiv)
TT

Meloni ve Trump… Aşktan intikama

(foto altı) İtalya Başbakanı Giorgia Meloni ve ABD Başkanı Donald Trump (Arşiv)
(foto altı) İtalya Başbakanı Giorgia Meloni ve ABD Başkanı Donald Trump (Arşiv)

İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’ye yakın kaynaklar, Meloni’nin Türkiye’nin ev sahipliğinde düzenlenen NATO Zirvesi’ne katılmak üzere Ankara’ya gidip gitmeme kararını geçtiğimiz pazartesi gecesi geç saatlere kadar değerlendirdiğini açıkladı. Kaynaklara göre bu tereddüdün nedeni, ABD Başkanı Donald Trump’ın son paylaşımı oldu. İtalya’da alaycı olarak değerlendirilen paylaşım, siyasi yelpazenin tamamında yeni bir tepki ve öfke dalgasına yol açtı.

sdvf
 İtalya Başbakanı Giorgia Meloni (Reuters)

Trump, sosyal medya platformunda Fransa’da düzenlenen son G7 Zirvesi’nden bir fotoğraf paylaşarak, Meloni’nin kendisine yakınlaşmaya çalıştığı izlenimini veren bir görsel kullandı. Paylaşımına, aile içi şiddet uygulayan eşler hakkında verilen uzaklaştırma kararlarına gönderme yaparak Meloni hakkında da ‘uzaklaştırma kararı’ çıkarılması çağrısında bulunan bir metin ekledi. Trump’ın paylaşımının ardından İtalya’da çok sayıda siyasetçi ve medya kuruluşu, Meloni’ye NATO Zirvesi’ni boykot etmesi çağrısında bulundu.

Aynı kaynaklara göre Meloni’nin tepkisini artıran bir diğer unsur ise İtalyan hükümetinin son gerilimin ardından tansiyonu düşürmek ve krizi diplomatik yollarla kontrol altına almak için yoğun çaba göstermesine rağmen Trump’ın bu paylaşımı yapması oldu. Bu kapsamda Meloni’nin talimatıyla hükümetten sekiz bakan geçen hafta sonu düzenlenen ABD Bağımsızlık Günü kutlamalarına katıldı. Meloni ayrıca Dışişleri Bakanı Antonio Tajani’yi, Washington ile Roma arasında hızla kötüleşen ilişkileri onarmak amacıyla ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile temas kurmakla görevlendirdi.

sdevrevgfe
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, 25 Haziran 2026’da Fransa’nın güneyindeki Antibes’te düzenlenen Fransa-İtalya zirvesinde bir anlaşmanın imza töreninde (EPA)

Meloni’ye yakın bazı çevreler, Başbakan’a Trump’a karşı uzlaşmacı bir tutum sergilememesi tavsiyesinde bulunuyor. Bu çevrelere göre, “Yumuşak tavır Trump’ı Meloni’ye karşı daha fazla zorbalık yapmaya teşvik ediyor.” Ayrıca son kamuoyu yoklamalarının, Meloni’nin Trump’a sert yanıt verdiği açıklamaların halk desteğini artırdığını gösterdiği belirtiliyor.

78o89
ABD Başkanı Donald Trump, 17 Nisan 2025 tarihinde Beyaz Saray’da İtalya Başbakanı Giorgia Meloni ile bir araya geldi. (Reuters)

Trump’ın Meloni’ye yönelik son çıkışı, iki lider arasındaki ilişkilerde aylardır süren kademeli uzaklaşmanın son halkası olarak değerlendiriliyor. Sürecin, Trump’ın geçtiğimiz nisan ayında Papa XIV. Leo’yu hedef alan açıklamalarının ardından Meloni’nin Papa’ya destek vermesi üzerine İtalya Başbakanı’nı ilk kez sert şekilde eleştirmesiyle başladığı ifade ediliyor. Ancak daha sonra Trump’ın asıl rahatsızlığının, Roma yönetiminin İran’a yönelik savaş sırasında ABD savaş uçaklarının İtalya’daki askeri üsleri kullanmasına izin vermemesi olduğu ortaya çıktı.

xcdf
ABD Başkanı Donald Trump ve İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, 17 Nisan 2025’te Beyaz Saray’da bir araya geldi. (AFP)

ABD yönetimi, söz konusu kararda Meloni’nin belirleyici rol oynadığı görüşünü savunuyor. Washington’a göre Meloni, Trump ile sürdürdüğü ‘özel ilişkiyi’ sonlandırma kararı aldı. Meloni’nin, bu ilişkinin kamuoyu desteğinin gerilemesinde ve anayasanın bazı maddelerinde değişiklik öngören referandumda aldığı ağır yenilgide önemli payı bulunduğuna inandığı belirtiliyor.

Meloni hükümeti ayrıca, özellikle ABD’nin İran’a karşı yürüttüğü savaşın tetiklediği enerji krizinin ortasında kamuoyunda giderek daha fazla tepki çeken askeri harcamaları azaltma yönünde adım attı. Trump’ın Meloni’ye yönelik ikinci sert çıkışı ise iki hafta önce Fransa’da düzenlenen G7 Zirvesi’nin ardından geldi. ABD Başkanı, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Meloni’nin kendisiyle fotoğraf çektirebilmek için adeta yalvardığını ve bu isteği ‘ona acıdığı için’ kabul ettiğini öne sürdü. Meloni ise Trump’ın iddialarını hızla yalanlayarak, söz konusu açıklamaların gerçeği yansıtmadığını belirtti ve hiçbir zaman kimseden talepte bulunmadığını vurguladı.

sc sdscd
Viktor Orban, Giorgia Meloni ve arkalarında Antonio Guterres (Reuters)

Ancak son gerilimin ardından Meloni, diplomatik kanalları devreye sokarak tansiyonu düşürme ve krizi kontrol altına alma yolunu tercih etti. Buna karşın İtalya Başbakanı, Ankara’da düzenlenen NATO Zirvesi arifesinde Donald Trump’ın yeni açıklamalarıyla bir kez daha şaşkınlık yaşadı. Siyasi gözlemciler, Meloni’nin bundan sonraki süreçte siyasi kariyerinin başından bu yana benimsediği açık sözlü ve sert üsluba yeniden dönebileceğini değerlendiriyor. Roma’nın işçi sınıfının yoğun yaşadığı mahallelerinden birinde yetişen Meloni’nin, bu geçmişinin siyasi rakipleri karşısında mücadeleci kişiliğinin şekillenmesinde etkili olduğu belirtiliyor.

cfvgtyj
İtalya Başbakanı Giorgia Meloni ve ABD Başkanı Donald Trump, 17 Haziran’da Fransa’da düzenlenen G7 Zirvesi sırasında (Reuters)

Öte yandan gözler Meloni ile Trump arasında yapılması beklenen görüşmeye çevrilirken, İtalyan basını üst düzey bir ABD yönetimi yetkilisine dayandırdığı haberinde Washington’ın Meloni ile ilişkileri yeniden düzeltme konusunda kararlı olduğunu aktardı. Haberde, NATO Zirvesi’nin bunun için uygun bir fırsat olarak görüldüğü ifade edildi. Söz konusu yetkiliye göre Trump yönetiminin değerlendirdiği seçenekler arasında, Libya dosyasının yönetiminin İtalya ile Türkiye’ye birlikte verilmesi de bulunuyor. Washington’ın, İtalya’yı vazgeçilemeyecek derecede önemli bir müttefik olarak gördüğü kaydedildi. Buna karşılık, Trump’ın çevresindeki etkili isimlerin farklı düşündüğü belirtiliyor. ABD Başkanı’nın eski danışmanı Steve Bannon gibi isimlerin, Meloni’nin artık kendi seçim dengelerinin esiri haline geldiğini ve Trump ile arasındaki ‘özel ilişkinin’ sona erdiğini değerlendirdiği ifade edildi.