​Pompeo’dan İran'ın tehditlerine karşı Varşova Konferansı’ndan çağrı

Varşova'da gerçekleştirilen Ortadoğu konferansından bir kare (AP)
Varşova'da gerçekleştirilen Ortadoğu konferansından bir kare (AP)
TT

​Pompeo’dan İran'ın tehditlerine karşı Varşova Konferansı’ndan çağrı

Varşova'da gerçekleştirilen Ortadoğu konferansından bir kare (AP)
Varşova'da gerçekleştirilen Ortadoğu konferansından bir kare (AP)

Ortadoğu'da Barış ve Güvenliğin Geleceğini Destekleme Konferansı dün sona erdi.
ABD ve Polonya, konferans sonrasında yayınlanan sonuç bildirgesinde, Ortadoğu’da istikrarın sağlanması için böyle bir konferansın gerçekleştirilmesinin gerekliliğine dikkat çekerken, ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, İran'ın tehditleri konusunda küresel bir anlaşmaya varılması için işbirliği yapılması çağrısında bulundu ve bu tehditlerin Ortadoğu ile sınırlı kalmayacağını, bilakis Avrupa’ya ve Batı’ya da yöneleceğini söyledi. Polonya Dışişleri Bakanı Jacek Czaputowicz ise yaptığı konuşmada, İran'ın Suriye'ye müdahalelerinin bölgeyi olumsuz etkilediğini söyledi.
“İran, Hizbullah ve terörizm Ortadoğu için büyük bir tehdit oluşturuyor”
Varşova Konferansı’nın krizlerin üstesinden gelinmesi için gerçekleştirildiğini dile getiren Pompeo, “İran, Hizbullah ve terörizmin yayılması Ortadoğu için büyük bir tehdit oluşturuyor. Ortadoğu'daki barış çalışmalarına devam edeceğiz. Daha fazla yaptırım ve daha fazla baskı istiyoruz. Böylece İran'daki diktatörlerin devamlılığının önüne geçebiliriz” açıklamasında bulundu. Ayrıca bölgedeki İran saldırganlığının gerçek bir tehlike olduğuna dikkat çeken Pompeo, “Konferansta İran’ı savunan hiçbir ülke yok. İran’ın bölgeyi istikrarsızlaştıran rolü konusunda hepimiz hemfikiriz” dedi. Pompeo, İran rolüne atıfta bulunmadan bölgedeki sorunlardan bahsetmenin zor olduğuna dikkat çekerek, İran’ın tehditleri konusunda küresel bir anlaşmaya varmak için işbirliğine ihtiyaç duyulduğunu ve Washington’un İran'a daha fazla yaptırım uygulama konusunda haklı olduğunu söyledi.
Öte yandan Polonya Dışişleri Bakanı Jacek Czaputowicz, Ortadoğu'daki sorunların karmaşık olduğuna ve Avrupa Birliği’nin (AB) tek başına bunların üstesinden gelmek için yeterli güce sahip olmadığına dikkat çekerek, “İran'ın olumsuz bir etkisi var. Tartışmalarımızda bunu göz ardı etmedik” dedi.
Konferansa yaklaşık 60 ülke katıldı, fakat katılımın Avrupa ayağı düşüktü. ABD yetkilileri, İran'ın eylemlerini tehdit olarak gören Arap devletleri ve İsrail gibi farklı tarafların bölgede bulunmasının önemini vurguladılar.
Pence’den Avrupa ülkelerine suçlama
Konferansın oturum aralarında açıklamalarda bulunan ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence, İran dosyasıyla ilgili olarak Amerikan ve Avrupa tarafları arasındaki farklara ışık tuttu. ABD yetkilisi, Avrupalıları, ‘İran rejimine yönelik yaptırımları, mali işlemler için bir mekanizma kurarak atlatmaya çalışmakla’ suçladı. Bu davranışların hoş olmadığına dikkat çeken Pence, bu davranışların taraflar arasındaki ilişkilerde birtakım sonuçları olabileceğini söyledi.
ABD Başkan Yardımcısı Pence, konuşmasının devamında, Trump'ın iki yıl önce başkanlık koltuğuna oturmasında sonra ilk dış ziyaretini Suudi Arabistan’a gerçekleştirdiğine ve Arap-İslam-Amerikan Zirvesi’ne katıldığına atıfta bulunarak, barışın sağlanması için konferansa katılan bütün ülkeler ile çalışmaya hazır olduklarını belirtti.
Katılımcıların bölge için daha iyi bir gelecek inşa edilmesi hakkında konuştuğunu kaydeden Pence, “Şu anda toplantılar yapılıyor. Çünkü radikal İslami terörizm gibi ortak bir sorunla karşı karşıyayız. Terörizm yalnızca Amerika'ya değil bölgedeki tüm ülkelere yönelik bir tehdit oluşturuyor. Başkan Trump yönetimi, bu radikal tehdide karşı koyma konusunda adımlar attı ve DEAŞ örgütü ile kendini gösteren bu tehdidin ortadan kaldırılması hususunda esas katkılarda bulundu. ABD, kendi vatandaşlarının güvenliğini önceliyor. Fakat Amerika’nın öncelenmesi, yalnız Amerika demek değildir. Washington, aşırılıkçılığa karşı uluslararası bir koalisyon oluşturmak için çalışıyor.”
Başbakan Netanyahu'nun geçen yılın sonunda Umman'ı ziyareti ve Papa Franciscus'un bu yıl BAE'ye yaptığı ziyaret gibi bölgedeki ‘değişim rüzgarlarına’ değinen Pence, “Bu tarihi konferans yeni bir dönemin başladığının kanıtıdır” diyerek sözlerini şöyle sürdürdü:
“DEAŞ hilafeti kısa bir süre sonra sona erecek ve Trump’ın açıklamasına göre yakın zamanda bölgedeki ABD birlikleri geri çekilecek. Bu, taktiklerdeki bir değişikliktir, görevde değil. Toprakları DEAŞ’ın elinden geri almamız yeterli değil. Ortaklarımızla çalışmaya hazırız. DEAŞ katıntıları her nerede olursa olsun takip edeceğiz.”
ABD'nin Suriye'deki yeni bir kimyasal saldırıya yanıt verme konusundaki kararlılığını dile getiren Pence, ülkesinin İngiltere ve Fransa ile birlikte, Devlet Başkanı Beşşar Esed rejiminin gerçekleştirdiği kimyasal bir saldırıya yanıt verdiğini hatırlatarak, rejim tarafından gerçekleştirilecek benzer bir saldırıya aynı şekilde yanıt vermeye hazır olduklarını söyledi.
“Tahran rejimi terörizmi desteklemeye devam ediyor”
Sonra, İran rejiminin bölgenin geleceği ve Ortadoğu’daki barış ve istikrar için en büyük tehdit olduğunu dile getirerek İran hakkında konuşmaya başlayan Pence, “Tahran rejimi terörizmi desteklemeye devam ediyor, Suriye ve Yemen'e müdahale ediyor, Hizbullah'ı destekliyor ve Amerikalı rehineleri elinde tutuyor” dedi. İran’ı Ortadoğu’daki etkisini genişletmek için Irak ve Suriye’de birer koridor açmakla itham eden Pence, savaşçıları ile Esed rejiminin düşmesini engellemeye çalıştığını ve Lübnan Hizbullahı’na roketler gönderdiğini söyledi.
Pence, 1979 yılında Şah’ın devrilmesinin ardından geçen 40 yıl boyunca başarısızlık ve terörün İran’da hüküm sürdüğünü dile getirerek, yapılan nükleer anlaşmanın İran’ı caydırmadığını, bilakis bölgedeki müdahalelerini daha da arttırdığını söyledi. Başkan Trump’ın nükleer anlaşmadan çekildiğini, İran rejimine yaptırımlar uyguladığını ve İran'ın eylemlerine itiraz eden diğer ülkelerin de bu yaptırımları desteklediğini dile getiren Pence, “Maalesef, en yakın Avrupalı arkadaşlarımızdan bazıları bu yaptırımları ihlal etti ve onları atlatmaya çalıştı. Fransa, İngiltere ve Almanya kurdukları finansal işlemler mekanizması ile bu yaptırımların üstesinden gelmeye çalıştılar. Bu hamle, ABD ile Avrupa’nın aralarının açılmasına sebep olacaktır” dedi.
“Avrupalıların bizlerin ve İran halkının yanında olma zamanı geldi”
İran'ın teknik olarak uygulayıp uygulamamasının değil, nükleer anlaşmanın kendisinin bir sorun olduğunu dile getiren Pence, “Avrupalıların bizlerin ve İran halkının yanında olma zamanı geldi. Artık anlaşmadan çekilmeliler. Bu fırsatı görmezden gelemeyiz” dedi.
Ortadoğu’daki barış süreci hakkında konuşan Pence, “Başkan Trump, üç İbrahimî din olan Yahudilik, Hristiyanlık ve İslam'ın tabilerinin barış içinde birlikte yaşamalarını istiyor” ifadesini kullandı.
Öte yandan Varşova Konferansı’na katılan Suudi Arabistan’ın Washington Büyükelçisi Prens Halid bin Selman, önceki gün Twitter hesabı üzerinden yapmış olduğu paylaşımlarda, “Molla rejimi 40 yıl önce iktidarı ele geçirdi. İran halkının yaşam standartları bu süre içerisinde ciddi bir düşüne tanık oldu. Bu rejim, bölgedeki terörizm, radikalizm, mezhepçilik ve istikrarsızlığı desteklemek için halkının parasını israf etmeye devam ediyor. Dost İran halkı, bölgede bölücülük ve terör fitnelerini yaymak için servetini ve parasını israf etmek yerine halkına özen gösteren bir yönetimi hak ediyor. İran rejimi halen Arapları dize getirmeye çalışmak gibi asla gerçekleşmeyecek bir yanılsama içinde. Ayrımcı söylemleri kendisini açığa çıkarıyor, Bu rejimin boş hayalleri 40 yıl sonra artık kimseyi kandıramıyor” açıklamasında bulundu.
İran rejiminin yayılımcı hayallerine hâlâ bağlı olduğuna dikkat çeken Prens Halid bin Selman, “İran rejiminin lideri, devrimlerinin 40’ıncı yıl dönümü konuşmasında Basra Körfezi'ndeki Arap topraklarının kendi topraklarının bir parçası olduğunu iddia ederek, bu bölgeyi güney İran olarak adlandırdı. Böylece yayılımcı niyetlerini ortaya koydu” ifadelerini kulandı.
Konferansın açılışı
Polonya Dışişleri Bakanı Jacek Czaputowicz, sabah saatlerinde kullandığı şu ifadeler ile konferansın açılışını yaptı;

“Bölgedeki barış ve güvenlik sorununa yeni bir ivme kazandırmanın zamanı geldi. Mülteci krizleri, ekonomik krizler ve bazı durumlarda devlet kurulması gibi krizlerin bölgede olumsuz etkiler oldu. Ortadoğu’nun istikrarını güvence altına almak, devam eden krizlere son vermek, kültürlerarası birliği teşvik etmek ve kapsayıcı toplumlar inşa etmek gibi durumlar, büyük zorluklar ile karşı karşıya. Uluslararası toplumun istikrarı ve sürdürülebilir barışı korumak için bu çabaları aktif olarak desteklemesi önemlidir.”
Czaputowicz açılış konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Ortadoğu'daki çatışmaların birçok kaynağı var. Bunlardan bazıları, bazı liderlerin her ne pahasına olursa olsun gücü ellerinde tutmak istemesi, dini köktencilik ve hoşgörüsüzlüktür. Ayrıca güç dengesizlikleri, coğrafi ayrılıklar veya dış kuvvetlerin müdahalesi de çatışmaya sebep olan unsurlar arasında yer alabilir. ABD ve AB’nin İran’ın bölgede oynayacağı rol konusunda paylaştıkları bir inançları var. Ancak İran'ın nükleer programının olası sonuçları ve bu ülkenin bölgede oynadığı istikrarsızlaştırıcı rolü konusunda endişeliyiz. İran'ın tahammül edilemez davranışlarını şiddetle kınıyoruz. Aramızda araçlar bakımından farklılıklar olabilir. AB, İran'ın nükleer programının barışçıl doğasını korumanın, bir ortak eylem planını gerektirdiğine inanıyor. ABD bu anlaşmadan çekildi ve İran’a yaptırımlar uyguladı. Bugün Ortadoğu’nun karşılaştığı zorlukları hatırlatan bölge temsilcilerini dinleme fırsatına sahibiz.”
Konferans dahilinde gerçekleştirilecek görüşmelerde herhangi bir ülkenin veya konunun görüşmelerin seyrine hakim olmayacağını dile getiren ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ise şunları söyledi:
“Konferans, Yemen Dışişleri Bakanı Halid el-Yemani’nin başkanlığını yapacağı Yemen hakkında bir tartışma ile başlayacak. Daha sonra Suriye'deki idarenin sonraki adımlarını ve değişmeyen stratejik hedeflerimize ulaşmak için çabalarımızı sürdürme taahhüdümü gözden geçireceğiz. Sonrasında Başkanı Trump'ın danışmanı Jared Kushner, ABD yönetiminin İsrail ile Filistinliler arasında kapsamlı ve sürdürülebilir bir barışı sağlama çabalarını tartışacak. Tüm bu konular hakkında soru sorma ve yorum yapma fırsatı da olacak. Sonrasında ise ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence, Polonya Başbakanı ve 7 Dışişleri Bakanı ilgili konular hakkındaki değerlendirmelerini bizimle paylaşacak. Daha sonra bir grup devletle, mültecilerin ve insani zorlukların ele alındığı bir öğle yemeği tertip edilecek. Bunun ardından füze geliştirme ve bunları yayma, siber tehditlerle mücadele, terörizm ve yasadışı fon sağlamak ile mücadele konulu bir dizi çalışma oturumu düzenlenecek.”
Pompeo sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bugün çok önemli görüşmelerde bulunacağız, ancak konferans sona ermeyecek. Çalışmamız gerekiyor. Suriye ve Yemen, silahların yayılması, barış süreci, terörizm, İran, siber güvenlik ve insani krizler gibi meseleler tek başına üstesinden gelinecek sorunlar değil. Güvenliği sağlamak için birlikte çalışmalıyız. Hiçbir ülke bunun dışında kalamaz. ABD, Ortadoğu’daki güvenlik sorunlarına yönelik çabalara liderlik etmeye devam edecek. Bölge için iyi bir güç olmaya devam edeceğiz. Bugün gerçekleştirilen konferans bunun kanıtıdır.”
Pompeo, sabah saatlerinde, konferansı ‘istisnai’ olarak nitelendiren Netanyahu ile ortak bir basın toplantısı düzenledi.
İsrail Başbakanı Netanyahu konferans ile ilgili "tarihsel bir dönüm noktası" değerlendirmesinde bulunduktan sonra şunları söyledi:
“Burada 60 ülkeden dışişleri bakanı ve hükümet temsilcisi, İsrail başbakanı ve önde gelen Arap ülkelerinin dışişleri bakanları karşılıklı oturup bugüne kadar görülmemiş bir güç ve açıklıkla İran rejiminin yarattığı ortak tehditle nasıl baş edilmesi gerektiğini konuştu. İlk kez birlikte geleceğimizi tehdit eden şeyin ne olduğunu ve onu güvence altına almak için neler yapmamız gerektiğini tartışma fırsatı bulduk. Bu diyaloğu gelecekte yalnızca güvenlik konusunda değil, Ortadoğu halklarının yaşamını etkileyecek her alanda sürdürmeliyiz”
“İran’la yüzleşmeden Ortadoğu’da barış ve istikrar sağlayamayız” diyen Pompeo ise İran’ın eylemleri de dahil olmak üzere istikrarsızlaştırıcı eylemleri ele almaya yönelik ortak çabalara duyulan ihtiyaçtan söz ederek sözlerini şöyle sürdürdü:
“Basitçe ifade etmek gerekirse, İran ile yüzleşmeden bunları gerçekleştirmek söz konusu olamaz. Lübnan’da Yemen’de Suriye’de Irak’ta yıkıcı etkilerde bulunuyorlar. Buralarda Hamas, Hizbullah ve Husiler gibi gerçek tehditler var. İran’a karşı harekete geçmeden Ortadoğu’da barış sağlayamayız.”



ABD ve İran, nükleer denetimler konusundaki görüş ayrılıklarına rağmen teknik müzakerelere yeniden başlıyor

ABD ve İran, nükleer denetimler konusundaki görüş ayrılıklarına rağmen teknik müzakerelere yeniden başlıyor
TT

ABD ve İran, nükleer denetimler konusundaki görüş ayrılıklarına rağmen teknik müzakerelere yeniden başlıyor

ABD ve İran, nükleer denetimler konusundaki görüş ayrılıklarına rağmen teknik müzakerelere yeniden başlıyor

Pakistan, ABD ile İran arasındaki teknik müzakerelerin gelecek hafta yeniden başlayacağını açıkladı. Görüşmeler, İran'ın nükleer tesislerinin denetlenmesi konusunda Washington ile Tahran arasında yaşanan görüş ayrılıklarının gölgesinde devam edecek.

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Başkanı Rafael Grossi, çarşamba günü yaptığı açıklamada, ajans müfettişlerinin İran’daki nükleer tesisleri ziyaret edeceğini doğruladı.

ABD Başkanı Donald Trump ise dün yaptığı açıklamada İran’ın “süresiz olarak” nükleer denetimleri kabul ettiğini öne sürdü. Ancak Tahran yönetimi, müzakerelerde bu yönde herhangi bir taviz vermediğini belirterek Trump’ın açıklamalarını yalanladı. Bu durum, taraflar arasında varılan kırılgan anlaşmanın geleceğine ilişkin soru işaretlerini artırdı.

Öte yandan ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, ülkesinin Hürmüz Boğazı’ndan geçiş yapan gemilerden herhangi bir ücret veya geçiş bedeli alınmasına karşı olduğunu yineledi. Rubio, Hürmüz Boğazı'nın uluslararası bir deniz geçidi olduğunu ve seyrüsefer serbestisinin korunması gerektiğini vurguladı.


Fransa'da aşırı sıcaklar trafoyu patlattı 68 bin evin elektriği kesildi

Paris'te yaşanan sıcak hava dalgası nedeniyle Eyfel Kulesi'nin erken kapatılacağını duyuran dev bir ekran (Reuters)
Paris'te yaşanan sıcak hava dalgası nedeniyle Eyfel Kulesi'nin erken kapatılacağını duyuran dev bir ekran (Reuters)
TT

Fransa'da aşırı sıcaklar trafoyu patlattı 68 bin evin elektriği kesildi

Paris'te yaşanan sıcak hava dalgası nedeniyle Eyfel Kulesi'nin erken kapatılacağını duyuran dev bir ekran (Reuters)
Paris'te yaşanan sıcak hava dalgası nedeniyle Eyfel Kulesi'nin erken kapatılacağını duyuran dev bir ekran (Reuters)

Fransa'da etkili olan aşırı sıcak hava dalgası, ülkenin batısında 68 bin hanede elektrik kesintisine yol açtı. Fransız makamları tarafından bugün yapılan açıklamada, kesintinin sıcaklık artışına bağlı olarak bir elektrik trafosunda meydana gelen arızadan kaynaklandığı bildirildi.

Fransız Haber Ajansı'nın (AFP) aktardığına göre, Finistère Valiliği'nden yapılan basın açıklamasında, "Arıza, mevcut yüksek sıcaklıklarla bağlantılı olarak tamamen kaza sonucu meydana gelmiş olup, olayda yaralanan olmamıştır" denildi. Finistère, bugün itibarıyla şiddetli sıcak hava dalgası nedeniyle kırmızı veya turuncu alarma geçirilen 58 Fransız vilayeti arasında yer alıyor.

bghyju
Fransa'nın güneybatısındaki Bordeaux kentinde yaşanan şiddetli sıcak hava dalgası sırasında kurtarma ekipleri, Bordeaux Gölü'nün kalabalık plajını bulundukları yerden izliyor (AFP)

Fransa, Avrupa'yı etkisi altına alan erken sıcak hava dalgasıyla birlikte dün tarihinin en sıcak gününü yaşadı. Hayatı olumsuz etkileyen aşırı sıcaklar nedeniyle Eyfel Kulesi ve Louvre Müzesi ziyaret saatlerini kısıtlamak zorunda kalırken; birçok Avrupa ülkesinde okullarda eğitime ara verildi ve ulaşım hatlarında ciddi aksamalar yaşandı.

Ulusal sıcaklık endeksinde tarihi rekor

Ülke genelindeki 30 meteoroloji istasyonundan alınan ölçümlerin ortalamasını yansıtan Fransa Ulusal Sıcaklık Endeksi, 29.8°C (85.6°F) ile tarihi bir rekor kırdı. Avrupa'nın yüz ölçümü olarak en büyük ülkelerinden biri olan Fransa'da, bu rekorun küresel ısınmaya bağlı ekstrem hava olaylarının son halkası olduğu ve mevcut hava koşullarının en azından hafta sonuna kadar süreceği tahmin ediliyor.

vfv
Rekor seviyedeki yüksek sıcaklıklar okul ve ulaşımı aksattı (AFP)

Şarku’l Avsatın AFP’nin aktardığına göre Fransa Meteoroloji Kurumu (Météo-France) tarafından yapılan açıklamada, "Yılın hangi dönemi olduğuna bakılmaksızın, geçmişteki tüm rekorları geride bırakabilecek yeni sıcaklık rekorlarının kırılması bekleniyor" uyarısında bulunuldu.

Fransa'da daha önceki en sıcak günler, Ağustos 2003 ve Temmuz 2019'daki ölümcül sıcak hava dalgaları sırasında 29.4°C (84.6°F) ortalamayla kayıtlara geçmişti. Meteoroloji kurumu, bazı şehirlerde üst üste birkaç gün boyunca gündüz sıcaklıklarının 40°C'yi (104°F) aşmasıyla, yerel ölçekteki birçok hava istasyonunda da bireysel rekorların altüst olduğunu belirtti.


Mamdani, New York ön seçimlerinde Demokrat adayları geride bırakan bir dalgaya liderlik ediyor

New York Belediye Başkanı Zahran Mamdani (DPA)
New York Belediye Başkanı Zahran Mamdani (DPA)
TT

Mamdani, New York ön seçimlerinde Demokrat adayları geride bırakan bir dalgaya liderlik ediyor

New York Belediye Başkanı Zahran Mamdani (DPA)
New York Belediye Başkanı Zahran Mamdani (DPA)

New York’taki ön seçimlerde, Belediye Başkanı Zohran Mamdani’nin desteklediği ilerici aday listesi, Demokrat Parti’nin geleneksel kanadından adayları geride bırakarak geniş çaplı bir başarı elde etti.

Sonuçlar, eyaletteki Kongre yarışlarında görevdeki iki Temsilciler Meclisi üyesinin elenmesine yol açarak, Amerika’nın en büyük şehrinde demokratik sosyalist eğilimin etkisini artıran güçlü bir zafer olarak değerlendirildi. Bu gelişme, Mamdani’nin New York ve ötesinde Demokrat Parti’yi yeniden şekillendirme çabasının önemli bir göstergesi olarak görülüyor.

Seçimlerde, ABD Temsilciler Meclisi üyesi Adriano Espaillat, beşinci dönemindeki görevine rağmen Mamdani’nin desteklediği aday Daría Lisa Avila Chevallier karşısında yenildi. Avila Chevallier, Columbia Üniversitesi’nde Filistin yanlısı protestoların organizasyonunda yer almış demokratik sosyalist bir isim olarak biliniyor.

Ayrıca ikinci dönemindeki Temsilciler Meclisi üyesi Dan Goldman da Mamdani’nin desteklediği aday Brad Lander’a karşı kaybetti. Lander, New York’taki ilerici hareketin önde gelen isimlerinden biri ve demokratik sosyalist çizgiye yakınlığıyla tanınıyor.

Bir diğer önemli sonuçta ise Mamdani’nin müttefiki olan eyalet meclisi üyesi Claire Valdez, emekli Milletvekili Nydia Velázquez’in desteklediği adayı mağlup ederek seçimleri kazandı.

Dün yapılan oylama, 34 yaşındaki Mamdani için önemli bir siyasi risk olarak görülüyor. Artan etkisi, Demokrat Parti’nin üst düzey isimleri arasında endişe yaratırken, partinin sol kanada doğru fazla kaymasının kasım ayındaki ara seçimler öncesinde siyasi dengeleri değiştirebileceği görüşleri dile getiriliyor.