​Pompeo’dan İran'ın tehditlerine karşı Varşova Konferansı’ndan çağrı

Varşova'da gerçekleştirilen Ortadoğu konferansından bir kare (AP)
Varşova'da gerçekleştirilen Ortadoğu konferansından bir kare (AP)
TT

​Pompeo’dan İran'ın tehditlerine karşı Varşova Konferansı’ndan çağrı

Varşova'da gerçekleştirilen Ortadoğu konferansından bir kare (AP)
Varşova'da gerçekleştirilen Ortadoğu konferansından bir kare (AP)

Ortadoğu'da Barış ve Güvenliğin Geleceğini Destekleme Konferansı dün sona erdi.
ABD ve Polonya, konferans sonrasında yayınlanan sonuç bildirgesinde, Ortadoğu’da istikrarın sağlanması için böyle bir konferansın gerçekleştirilmesinin gerekliliğine dikkat çekerken, ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, İran'ın tehditleri konusunda küresel bir anlaşmaya varılması için işbirliği yapılması çağrısında bulundu ve bu tehditlerin Ortadoğu ile sınırlı kalmayacağını, bilakis Avrupa’ya ve Batı’ya da yöneleceğini söyledi. Polonya Dışişleri Bakanı Jacek Czaputowicz ise yaptığı konuşmada, İran'ın Suriye'ye müdahalelerinin bölgeyi olumsuz etkilediğini söyledi.
“İran, Hizbullah ve terörizm Ortadoğu için büyük bir tehdit oluşturuyor”
Varşova Konferansı’nın krizlerin üstesinden gelinmesi için gerçekleştirildiğini dile getiren Pompeo, “İran, Hizbullah ve terörizmin yayılması Ortadoğu için büyük bir tehdit oluşturuyor. Ortadoğu'daki barış çalışmalarına devam edeceğiz. Daha fazla yaptırım ve daha fazla baskı istiyoruz. Böylece İran'daki diktatörlerin devamlılığının önüne geçebiliriz” açıklamasında bulundu. Ayrıca bölgedeki İran saldırganlığının gerçek bir tehlike olduğuna dikkat çeken Pompeo, “Konferansta İran’ı savunan hiçbir ülke yok. İran’ın bölgeyi istikrarsızlaştıran rolü konusunda hepimiz hemfikiriz” dedi. Pompeo, İran rolüne atıfta bulunmadan bölgedeki sorunlardan bahsetmenin zor olduğuna dikkat çekerek, İran’ın tehditleri konusunda küresel bir anlaşmaya varmak için işbirliğine ihtiyaç duyulduğunu ve Washington’un İran'a daha fazla yaptırım uygulama konusunda haklı olduğunu söyledi.
Öte yandan Polonya Dışişleri Bakanı Jacek Czaputowicz, Ortadoğu'daki sorunların karmaşık olduğuna ve Avrupa Birliği’nin (AB) tek başına bunların üstesinden gelmek için yeterli güce sahip olmadığına dikkat çekerek, “İran'ın olumsuz bir etkisi var. Tartışmalarımızda bunu göz ardı etmedik” dedi.
Konferansa yaklaşık 60 ülke katıldı, fakat katılımın Avrupa ayağı düşüktü. ABD yetkilileri, İran'ın eylemlerini tehdit olarak gören Arap devletleri ve İsrail gibi farklı tarafların bölgede bulunmasının önemini vurguladılar.
Pence’den Avrupa ülkelerine suçlama
Konferansın oturum aralarında açıklamalarda bulunan ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence, İran dosyasıyla ilgili olarak Amerikan ve Avrupa tarafları arasındaki farklara ışık tuttu. ABD yetkilisi, Avrupalıları, ‘İran rejimine yönelik yaptırımları, mali işlemler için bir mekanizma kurarak atlatmaya çalışmakla’ suçladı. Bu davranışların hoş olmadığına dikkat çeken Pence, bu davranışların taraflar arasındaki ilişkilerde birtakım sonuçları olabileceğini söyledi.
ABD Başkan Yardımcısı Pence, konuşmasının devamında, Trump'ın iki yıl önce başkanlık koltuğuna oturmasında sonra ilk dış ziyaretini Suudi Arabistan’a gerçekleştirdiğine ve Arap-İslam-Amerikan Zirvesi’ne katıldığına atıfta bulunarak, barışın sağlanması için konferansa katılan bütün ülkeler ile çalışmaya hazır olduklarını belirtti.
Katılımcıların bölge için daha iyi bir gelecek inşa edilmesi hakkında konuştuğunu kaydeden Pence, “Şu anda toplantılar yapılıyor. Çünkü radikal İslami terörizm gibi ortak bir sorunla karşı karşıyayız. Terörizm yalnızca Amerika'ya değil bölgedeki tüm ülkelere yönelik bir tehdit oluşturuyor. Başkan Trump yönetimi, bu radikal tehdide karşı koyma konusunda adımlar attı ve DEAŞ örgütü ile kendini gösteren bu tehdidin ortadan kaldırılması hususunda esas katkılarda bulundu. ABD, kendi vatandaşlarının güvenliğini önceliyor. Fakat Amerika’nın öncelenmesi, yalnız Amerika demek değildir. Washington, aşırılıkçılığa karşı uluslararası bir koalisyon oluşturmak için çalışıyor.”
Başbakan Netanyahu'nun geçen yılın sonunda Umman'ı ziyareti ve Papa Franciscus'un bu yıl BAE'ye yaptığı ziyaret gibi bölgedeki ‘değişim rüzgarlarına’ değinen Pence, “Bu tarihi konferans yeni bir dönemin başladığının kanıtıdır” diyerek sözlerini şöyle sürdürdü:
“DEAŞ hilafeti kısa bir süre sonra sona erecek ve Trump’ın açıklamasına göre yakın zamanda bölgedeki ABD birlikleri geri çekilecek. Bu, taktiklerdeki bir değişikliktir, görevde değil. Toprakları DEAŞ’ın elinden geri almamız yeterli değil. Ortaklarımızla çalışmaya hazırız. DEAŞ katıntıları her nerede olursa olsun takip edeceğiz.”
ABD'nin Suriye'deki yeni bir kimyasal saldırıya yanıt verme konusundaki kararlılığını dile getiren Pence, ülkesinin İngiltere ve Fransa ile birlikte, Devlet Başkanı Beşşar Esed rejiminin gerçekleştirdiği kimyasal bir saldırıya yanıt verdiğini hatırlatarak, rejim tarafından gerçekleştirilecek benzer bir saldırıya aynı şekilde yanıt vermeye hazır olduklarını söyledi.
“Tahran rejimi terörizmi desteklemeye devam ediyor”
Sonra, İran rejiminin bölgenin geleceği ve Ortadoğu’daki barış ve istikrar için en büyük tehdit olduğunu dile getirerek İran hakkında konuşmaya başlayan Pence, “Tahran rejimi terörizmi desteklemeye devam ediyor, Suriye ve Yemen'e müdahale ediyor, Hizbullah'ı destekliyor ve Amerikalı rehineleri elinde tutuyor” dedi. İran’ı Ortadoğu’daki etkisini genişletmek için Irak ve Suriye’de birer koridor açmakla itham eden Pence, savaşçıları ile Esed rejiminin düşmesini engellemeye çalıştığını ve Lübnan Hizbullahı’na roketler gönderdiğini söyledi.
Pence, 1979 yılında Şah’ın devrilmesinin ardından geçen 40 yıl boyunca başarısızlık ve terörün İran’da hüküm sürdüğünü dile getirerek, yapılan nükleer anlaşmanın İran’ı caydırmadığını, bilakis bölgedeki müdahalelerini daha da arttırdığını söyledi. Başkan Trump’ın nükleer anlaşmadan çekildiğini, İran rejimine yaptırımlar uyguladığını ve İran'ın eylemlerine itiraz eden diğer ülkelerin de bu yaptırımları desteklediğini dile getiren Pence, “Maalesef, en yakın Avrupalı arkadaşlarımızdan bazıları bu yaptırımları ihlal etti ve onları atlatmaya çalıştı. Fransa, İngiltere ve Almanya kurdukları finansal işlemler mekanizması ile bu yaptırımların üstesinden gelmeye çalıştılar. Bu hamle, ABD ile Avrupa’nın aralarının açılmasına sebep olacaktır” dedi.
“Avrupalıların bizlerin ve İran halkının yanında olma zamanı geldi”
İran'ın teknik olarak uygulayıp uygulamamasının değil, nükleer anlaşmanın kendisinin bir sorun olduğunu dile getiren Pence, “Avrupalıların bizlerin ve İran halkının yanında olma zamanı geldi. Artık anlaşmadan çekilmeliler. Bu fırsatı görmezden gelemeyiz” dedi.
Ortadoğu’daki barış süreci hakkında konuşan Pence, “Başkan Trump, üç İbrahimî din olan Yahudilik, Hristiyanlık ve İslam'ın tabilerinin barış içinde birlikte yaşamalarını istiyor” ifadesini kullandı.
Öte yandan Varşova Konferansı’na katılan Suudi Arabistan’ın Washington Büyükelçisi Prens Halid bin Selman, önceki gün Twitter hesabı üzerinden yapmış olduğu paylaşımlarda, “Molla rejimi 40 yıl önce iktidarı ele geçirdi. İran halkının yaşam standartları bu süre içerisinde ciddi bir düşüne tanık oldu. Bu rejim, bölgedeki terörizm, radikalizm, mezhepçilik ve istikrarsızlığı desteklemek için halkının parasını israf etmeye devam ediyor. Dost İran halkı, bölgede bölücülük ve terör fitnelerini yaymak için servetini ve parasını israf etmek yerine halkına özen gösteren bir yönetimi hak ediyor. İran rejimi halen Arapları dize getirmeye çalışmak gibi asla gerçekleşmeyecek bir yanılsama içinde. Ayrımcı söylemleri kendisini açığa çıkarıyor, Bu rejimin boş hayalleri 40 yıl sonra artık kimseyi kandıramıyor” açıklamasında bulundu.
İran rejiminin yayılımcı hayallerine hâlâ bağlı olduğuna dikkat çeken Prens Halid bin Selman, “İran rejiminin lideri, devrimlerinin 40’ıncı yıl dönümü konuşmasında Basra Körfezi'ndeki Arap topraklarının kendi topraklarının bir parçası olduğunu iddia ederek, bu bölgeyi güney İran olarak adlandırdı. Böylece yayılımcı niyetlerini ortaya koydu” ifadelerini kulandı.
Konferansın açılışı
Polonya Dışişleri Bakanı Jacek Czaputowicz, sabah saatlerinde kullandığı şu ifadeler ile konferansın açılışını yaptı;

“Bölgedeki barış ve güvenlik sorununa yeni bir ivme kazandırmanın zamanı geldi. Mülteci krizleri, ekonomik krizler ve bazı durumlarda devlet kurulması gibi krizlerin bölgede olumsuz etkiler oldu. Ortadoğu’nun istikrarını güvence altına almak, devam eden krizlere son vermek, kültürlerarası birliği teşvik etmek ve kapsayıcı toplumlar inşa etmek gibi durumlar, büyük zorluklar ile karşı karşıya. Uluslararası toplumun istikrarı ve sürdürülebilir barışı korumak için bu çabaları aktif olarak desteklemesi önemlidir.”
Czaputowicz açılış konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Ortadoğu'daki çatışmaların birçok kaynağı var. Bunlardan bazıları, bazı liderlerin her ne pahasına olursa olsun gücü ellerinde tutmak istemesi, dini köktencilik ve hoşgörüsüzlüktür. Ayrıca güç dengesizlikleri, coğrafi ayrılıklar veya dış kuvvetlerin müdahalesi de çatışmaya sebep olan unsurlar arasında yer alabilir. ABD ve AB’nin İran’ın bölgede oynayacağı rol konusunda paylaştıkları bir inançları var. Ancak İran'ın nükleer programının olası sonuçları ve bu ülkenin bölgede oynadığı istikrarsızlaştırıcı rolü konusunda endişeliyiz. İran'ın tahammül edilemez davranışlarını şiddetle kınıyoruz. Aramızda araçlar bakımından farklılıklar olabilir. AB, İran'ın nükleer programının barışçıl doğasını korumanın, bir ortak eylem planını gerektirdiğine inanıyor. ABD bu anlaşmadan çekildi ve İran’a yaptırımlar uyguladı. Bugün Ortadoğu’nun karşılaştığı zorlukları hatırlatan bölge temsilcilerini dinleme fırsatına sahibiz.”
Konferans dahilinde gerçekleştirilecek görüşmelerde herhangi bir ülkenin veya konunun görüşmelerin seyrine hakim olmayacağını dile getiren ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ise şunları söyledi:
“Konferans, Yemen Dışişleri Bakanı Halid el-Yemani’nin başkanlığını yapacağı Yemen hakkında bir tartışma ile başlayacak. Daha sonra Suriye'deki idarenin sonraki adımlarını ve değişmeyen stratejik hedeflerimize ulaşmak için çabalarımızı sürdürme taahhüdümü gözden geçireceğiz. Sonrasında Başkanı Trump'ın danışmanı Jared Kushner, ABD yönetiminin İsrail ile Filistinliler arasında kapsamlı ve sürdürülebilir bir barışı sağlama çabalarını tartışacak. Tüm bu konular hakkında soru sorma ve yorum yapma fırsatı da olacak. Sonrasında ise ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence, Polonya Başbakanı ve 7 Dışişleri Bakanı ilgili konular hakkındaki değerlendirmelerini bizimle paylaşacak. Daha sonra bir grup devletle, mültecilerin ve insani zorlukların ele alındığı bir öğle yemeği tertip edilecek. Bunun ardından füze geliştirme ve bunları yayma, siber tehditlerle mücadele, terörizm ve yasadışı fon sağlamak ile mücadele konulu bir dizi çalışma oturumu düzenlenecek.”
Pompeo sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bugün çok önemli görüşmelerde bulunacağız, ancak konferans sona ermeyecek. Çalışmamız gerekiyor. Suriye ve Yemen, silahların yayılması, barış süreci, terörizm, İran, siber güvenlik ve insani krizler gibi meseleler tek başına üstesinden gelinecek sorunlar değil. Güvenliği sağlamak için birlikte çalışmalıyız. Hiçbir ülke bunun dışında kalamaz. ABD, Ortadoğu’daki güvenlik sorunlarına yönelik çabalara liderlik etmeye devam edecek. Bölge için iyi bir güç olmaya devam edeceğiz. Bugün gerçekleştirilen konferans bunun kanıtıdır.”
Pompeo, sabah saatlerinde, konferansı ‘istisnai’ olarak nitelendiren Netanyahu ile ortak bir basın toplantısı düzenledi.
İsrail Başbakanı Netanyahu konferans ile ilgili "tarihsel bir dönüm noktası" değerlendirmesinde bulunduktan sonra şunları söyledi:
“Burada 60 ülkeden dışişleri bakanı ve hükümet temsilcisi, İsrail başbakanı ve önde gelen Arap ülkelerinin dışişleri bakanları karşılıklı oturup bugüne kadar görülmemiş bir güç ve açıklıkla İran rejiminin yarattığı ortak tehditle nasıl baş edilmesi gerektiğini konuştu. İlk kez birlikte geleceğimizi tehdit eden şeyin ne olduğunu ve onu güvence altına almak için neler yapmamız gerektiğini tartışma fırsatı bulduk. Bu diyaloğu gelecekte yalnızca güvenlik konusunda değil, Ortadoğu halklarının yaşamını etkileyecek her alanda sürdürmeliyiz”
“İran’la yüzleşmeden Ortadoğu’da barış ve istikrar sağlayamayız” diyen Pompeo ise İran’ın eylemleri de dahil olmak üzere istikrarsızlaştırıcı eylemleri ele almaya yönelik ortak çabalara duyulan ihtiyaçtan söz ederek sözlerini şöyle sürdürdü:
“Basitçe ifade etmek gerekirse, İran ile yüzleşmeden bunları gerçekleştirmek söz konusu olamaz. Lübnan’da Yemen’de Suriye’de Irak’ta yıkıcı etkilerde bulunuyorlar. Buralarda Hamas, Hizbullah ve Husiler gibi gerçek tehditler var. İran’a karşı harekete geçmeden Ortadoğu’da barış sağlayamayız.”



Macron: Leipzig Havalimanı'ndaki İHA girişiminin ardından Rusya'ya yeni yaptırımları destekliyoruz

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron (Reuters)
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron (Reuters)
TT

Macron: Leipzig Havalimanı'ndaki İHA girişiminin ardından Rusya'ya yeni yaptırımları destekliyoruz

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron (Reuters)
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron (Reuters)

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron yaptığı açıklamada, Fransa'nın “Rusya'ya yönelik yeni Avrupa yaptırımlarının uygulanmasını desteklediğini” belirtti. Macron ayrıca, Almanya'nın geçtiğimiz ayın başında Leipzig Havalimanı'na patlayıcı yüklü bir İHA göndermekle Moskova'yı resmen suçlamasının ardından “Almanya ile tam dayanışma” içinde olduğunu ifade etti.

Fransız Cumhurbaşkanı dün X platformunda yaptığı paylaşımda, “Bu hibrit saldırılar Avrupa'da giderek artıyor ve karşılıksız bırakılamaz” ifadelerini kullandı. Açıklama, Almanya Silahlı Kuvvetleri ve NATO açısından kritik öneme sahip bir askeri merkezde meydana gelen olayda Kremlin'in rolü bulunduğuna yönelik şüphelerin sürdüğü bir dönemde geldi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre dün ele alınan misilleme seçenekleri arasında, Berlin'in daha fazla Rus vatandaşının Avrupa Birliği yaptırım listelerine alınmasını önermesi de bulunuyor.


Peru, Ortadoğu'daki savaşı tırmandırmakla suçladığı İran ile ilişkilerini kesti

Peru Dışişleri Bakanı Carlos Espa, (AFP)
Peru Dışişleri Bakanı Carlos Espa, (AFP)
TT

Peru, Ortadoğu'daki savaşı tırmandırmakla suçladığı İran ile ilişkilerini kesti

Peru Dışişleri Bakanı Carlos Espa, (AFP)
Peru Dışişleri Bakanı Carlos Espa, (AFP)

ABD'ye yakınlığıyla bilinen Peru, Tahran'ı Ortadoğu'daki “çatışmaları tırmandırmak” ve Hürmüz Boğazı'ndaki deniz ulaşımını engellemekle suçlayarak, İran'la diplomatik ilişkilerini kesti. Karar, Peru Dışişleri Bakanlığı tarafından duyuruldu.

Bakanlıktan yapılan açıklamada, Peru hükümetinin “tarihsel barışçıl yaklaşımı doğrultusunda” İran İslam Cumhuriyeti ile diplomatik ilişkileri kesme kararı aldığı ifade edildi.


ABD, İran'da Devrim Muhafızları hedeflerine yeni saldırılar düzenledi

ABD Hava Kuvvetleri'ne ait F-15 savaş uçakları Orta Doğu üzerinde uçuyor (ABD Hava Kuvvetleri)
ABD Hava Kuvvetleri'ne ait F-15 savaş uçakları Orta Doğu üzerinde uçuyor (ABD Hava Kuvvetleri)
TT

ABD, İran'da Devrim Muhafızları hedeflerine yeni saldırılar düzenledi

ABD Hava Kuvvetleri'ne ait F-15 savaş uçakları Orta Doğu üzerinde uçuyor (ABD Hava Kuvvetleri)
ABD Hava Kuvvetleri'ne ait F-15 savaş uçakları Orta Doğu üzerinde uçuyor (ABD Hava Kuvvetleri)

ABD ordusu, bugün İran topraklarında Devrim Muhafızları'na ait hedeflere yeni saldırılar düzenlediğini açıkladı. Saldırılar, Hürmüz Boğazı çevresinde askeri gerilimin yeniden artmasının ve Washington ile Tahran arasında karşılıklı saldırıların başlamasının üzerinden birkaç gün geçtikten sonra gerçekleşti.

ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM), Amerikan güçlerinin saldırılara Washington TSİ 19.00’da başladığını bildirdi. İran medyası ise saldırıların ülkenin güney kıyıları boyunca yer alan Bender Abbas, Cask, Çabahar, Kenarak, Minab ve Sîrik kentlerinin yanı sıra Hürmüz Boğazı açıklarındaki Keşm Adası'ndaki hedefleri vurduğunu aktardı.

CENTCOM, X platformunda yayımladığı açıklamada, saldırıların, "Devrim Muhafızları'nın Hürmüz Boğazı'ndaki ticari gemilere ve bölgede konuşlu ABD askerlerine yönelik son saldırı girişimlerinin ardından" gerçekleştirildiğini belirtti.

ABD Başkanı Donald Trump da bir paylaşımında, ABD'nin "şu anda Hürmüz Boğazı yakınlarındaki İran hedeflerini vurduğunu" açıkladı. Trump, saldırıları "geniş çaplı ve güçlü" olarak nitelendirirken, operasyonun İran'ın boğaza deniz mayınları döşemeye yönelik "başarısız girişimine" misilleme olduğunu söyledi.

ABD Başkanı Donald Trump, (Arşiv-AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, (Arşiv-AFP)

Trump, Hürmüz Boğazı'nda şu anda herhangi bir mayın bulunmadığını, mayınların "tamamen kaldırıldığını veya etkisiz hale getirildiğini" ifade etti. ABD Başkanı ayrıca saldırıları, İran'ın Ürdün'deki bir ABD askeri üssüne sekiz füze fırlatmasına da bağladı ve füzelerin tamamının başarıyla düşürüldüğünü belirtti.

Trump, İran'ın saldırılara karşılık vermesi halinde daha büyük bir gerilim yaşanacağı uyarısında bulundu. Trump, "Başarısız İran devleti bu son derece haklı saldırıya karşılık verirse, çok daha sert ve güçlü yeni bir saldırıya maruz kalacak" ifadelerini kullandı.

Trump ayrıca henüz gerçekleştirilmemiş daha geniş kapsamlı bir saldırının da gündemde olduğunu belirterek, "Ancak bu şimdiye kadarki en büyük saldırı olmayacak. O saldırı hâlâ perde arkasında bekliyor ve tamamlandığında İran İslam Cumhuriyeti'nden geriye çok az şey kalacak" dedi.

Şarku’l Avsat’ın Axios haber sitesinden aktardığına göre saldırılar, Trump ve üst düzey danışmanlarının son günlerde Hürmüz Boğazı çevresinde sınırlı operasyonlar düzenlenmesini öngören bir plan üzerinde yaptığı görüşmelerin sonucu. Planın amacının, İran'ın gemilere saldırmak için ihtiyaç duyduğu radar ve füze kapasitesini yeniden oluşturmasını engellemek olduğu belirtildi.

ABD'li bir yetkili Axios'a yaptığı açıklamada, planın İran'ın petrol tankerleri, ABD Donanması gemileri ve Hava Kuvvetleri uçaklarına yönelik saldırı riskini azaltmayı amaçladığını söyledi. Yetkili, yaklaşımı "çimleri biçmeye" benzeterek, İran'ın yeniden oluşturduğu askeri kapasitenin her seferinde vurulmasının hedeflendiğini ifade etti.

Devrim Muhafızları'ndan misilleme tehdidi

Devrim Muhafızları, ABD saldırılarına misilleme yapma tehdidinde bulundu. DMO sözcüsü Hüseyin Muhibî, "Saldırganları ağır bir ceza bekliyor" derken, ABD'nin "yeni saldırılarından pişman olacağını" belirtti.

İran Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay Başkanlığı Operasyonlar Komutanlığı da ortak bir açıklamayla ABD'ye "ağır kayıplar" verdirecekleri tehdidinde bulundu.

Açıklamada, "ABD ordusunun hava saldırısına karşılık olarak İran Silahlı Kuvvetleri, Amerikalı düşmana ezici ve yıkıcı saldırılar düzenleyecektir" ifadelerine yer verildi.

Açıklamada ayrıca ABD ordusunun bölgedeki "saldırgan eylemlerini sürdürmekte ısrar etmesi halinde daha büyük ve ağır kayıplar vermek zorunda kalacağı" belirtildi. Tahran'ın "hiçbir koşulda İran halkının haklarından geri adım atmayacağı ve ABD'ye ağır bir bedel ödeteceği" ifade edildi.

Saldırılar, birkaç haftalık aranın ardından yalnızca iki gün önce Lark Adası'na yönelik saldırı ve İran'ın buna verdiği karşılığın ardından gerçekleşti. Böylece taraflar arasındaki doğrudan askeri çatışma, operasyonların bir süre azalmasının ardından yeniden gündeme taşındı.

CENTCOM ilk açıklamasında hedeflerin niteliği veya sayısı hakkında bilgi vermedi. Axios ise ABD'li yetkililere dayandırdığı haberinde ABD Hava Kuvvetleri'nin Hürmüz Boğazı çevresindeki İran hedeflerine hava saldırıları düzenlediğini bildirdi.

İran'da patlama sesleri

İran devlet televizyonu, Bender Abbas'ın doğusunda ve Keşm Adası çevresinde patlama sesleri duyulduğunu bildirdi. İlk aşamada patlamaların niteliğine ilişkin resmî açıklama yapılmadı.

Devlet televizyonu, yerel kaynaklara dayandırdığı haberinde Çabahar ve Kenarak kentlerinde altı patlama sesi duyulduğunu belirtti. İran resmi haber ajansı IRNA da Belucistan eyaleti Vali Yardımcısı Ali Halilabadi'nin, Çabahar ve Kenarak'taki bölgelere dört mühimmatın isabet ettiğini söylediğini bildirdi.

İran medyası, Keşm Adası'ndaki Mesin köyü yakınlarında beşten fazla patlama sesi duyulduğunu, ayrıca Hürmüz Boğazı yönünden dört patlama sesi geldiğini ifade etti.

Ancak Hürmüzgan eyaleti siyasi, güvenlik ve sosyal işlerden sorumlu vali yardımcısı, henüz eyalette herhangi bir can kaybı veya olay bildirimi alınmadığını söyledi.

İran televizyonunun muhabiri, bu akşam ülkenin güneyinde ABD saldırılarının hedefi olan bütün bölgelerin daha önce de saldırıya uğradığını belirtti. Muhabir, yeni saldırıların "can kaybına veya altyapıda hasara yol açmadığını" belirtti.

İran devlet televizyonu daha sonra Bender Abbas ve Keşm'de yeni patlama sesleri duyulduğunu bildirdi. Lavân Adası'nda da bir patlama sesi duyulduğu, Asaluye'nin dördüncü bölgesinde ise yerel saatle yaklaşık 20.10'da patlama meydana geldiği ifade edildi.

Sosyal medyada Bûşehr eyaletindeki Cem ve Kengan kentlerinde de patlama sesleri duyulduğuna ilişkin haberler yayıldı. Ancak yetkililer ve yerel kaynaklar bu iddiaları doğrulamadı.

Devrim Muhafızları'na bağlı Tesnim haber ajansı ise bazı kaynaklara dayandırdığı haberinde, İran'ın bölgedeki ABD üslerine doğru füze fırlattığını bildirdi. Ancak bu haberin henüz resmi olarak doğrulanmadığı belirtildi.

Lark saldırısının ardından gerilim tırmandı

ABD ordusu, pazar günü Hürmüz Boğazı'nda bulunan Lark Adası'ndaki füze fırlatma platformlarını hedef aldığını açıkladı. Bu, haftalar sonra İran'a yönelik gerçekleştirilen bilinen ilk ABD saldırısı oldu.

Washington, Lark'taki platformların, Devrim Muhafızları güçlerinin boğaza deniz mayını taşıyan füzeler fırlatmaya hazırlandığının tespit edilmesinin ardından hedef alındığını açıkladı. Amaç, Tahran'ın deniz geçiş güzergâhına mayın döşemesini engellemekti.

İran ise Lark saldırılarına Ürdün'deki ABD mevzilerine füze fırlatarak karşılık verdi. Füzeler önlendi ve herhangi bir hasar veya can kaybı bildirilmedi.

Aynı dönemde Birleşik Arap Emirlikleri, İran'a ait bir insansız hava aracının kendi suları üzerinde önlendiğini açıkladı. Tahran ise saldırılarının bölgedeki ABD güçlerini hedef aldığını bildirdi.

ABD Başkanı Donald Trump, dün önceki saldırıların ardından İran'a yönelik yeni saldırılar düzenlenebileceğinin sinyalini verdi. Trump gazetecilere yaptığı açıklamada, "Bu, onlara saldırmayacağımız anlamına gelmiyor" derken, "Ne olacağını göreceğiz" ifadelerini kullandı.

Trump ayrıca ABD'nin Hürmüz Boğazı'nı "kontrol ettiğini" öne sürdü. Yaklaşık 30 geminin her gece ABD Donanması'nın yardımıyla boğazdan geçtiğini belirten Trump, bunun "büyük miktarda petrolün" bölgeden çıkarılmasını sağladığını söyledi. Trump, buna karşılık yeni mayın döşerken yakalanan herhangi bir geminin "imha edileceği" uyarısında bulundu.

Hürmüz Boğazı yakınlarında Umman'ın Müsendem vilayetinden görülen gemiler (Reuters)
Hürmüz Boğazı yakınlarında Umman'ın Müsendem vilayetinden görülen gemiler (Reuters)

Trump, İran'a karşı nükleer silah kullanılması ihtimalini dışlarken, konvansiyonel saldırı seçeneğini açık bıraktı. Oval Ofis'te gazetecilere konuşan Trump, "Bu, onlara saldırmayacağımız anlamına gelmiyor. Ne olacağını göreceğiz" dedi ve daha önce Washington'un İran'ı "güçlü şekilde vuracağını" söylemişti.

Çatışmayı ABD açısından "nispeten küçük bir savaş" olarak nitelendiren Trump, "Bu büyük bir savaş değil" dedi. İran'ın "askeri olarak tamamen yenildiğini" savunan Trump, nükleer silah kullanma ihtimali sorulduğunda ise "Bunu dışlıyorum. Kullanmak için bir neden yok" cevabını verdi.

Hürmüz Boğazı'ndaki kriz sürüyor

Trump, İran'ın Lark saldırılarına verdiği karşılığın ardından ABD'nin misilleme yapacağı tehdidinde bulunmuştu. Trump, Fox News'e yaptığı açıklamada "Bir karşılık olacak" derken, Washington'un İran'ı "güçlü şekilde vuracağını" söyledi.

Trump dün yaptığı başka açıklamalarda ise önceki ABD ve İsrail saldırılarının İran'ı "başarısız bir devlet" haline getirdiğini söyledi. İran'ın çok sayıda üst düzey yetkilisinin öldürüldüğünü, askeri kapasitesinin zarar gördüğünü ve enflasyonun yükseldiğini belirtti.

Bununla birlikte Trump, geniş çaplı bir savaşa yeniden dönülmesi ihtimalini küçümserken, çatışmanın seyrine bağlı olarak yeni saldırılar düzenlenmesi seçeneğini açık tuttu.

Yeni saldırılar, savaşın başlamasının üzerinden altı ay geçmesinin ardından ve Hürmüz Boğazı konusundaki anlaşmazlık sürerken gerçekleşti. İran boğazı kapalı tutarken, ABD, İran limanlarına yönelik karşı abluka uygulamasını sürdürüyor.