​Pompeo’dan İran'ın tehditlerine karşı Varşova Konferansı’ndan çağrı

Varşova'da gerçekleştirilen Ortadoğu konferansından bir kare (AP)
Varşova'da gerçekleştirilen Ortadoğu konferansından bir kare (AP)
TT

​Pompeo’dan İran'ın tehditlerine karşı Varşova Konferansı’ndan çağrı

Varşova'da gerçekleştirilen Ortadoğu konferansından bir kare (AP)
Varşova'da gerçekleştirilen Ortadoğu konferansından bir kare (AP)

Ortadoğu'da Barış ve Güvenliğin Geleceğini Destekleme Konferansı dün sona erdi.
ABD ve Polonya, konferans sonrasında yayınlanan sonuç bildirgesinde, Ortadoğu’da istikrarın sağlanması için böyle bir konferansın gerçekleştirilmesinin gerekliliğine dikkat çekerken, ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, İran'ın tehditleri konusunda küresel bir anlaşmaya varılması için işbirliği yapılması çağrısında bulundu ve bu tehditlerin Ortadoğu ile sınırlı kalmayacağını, bilakis Avrupa’ya ve Batı’ya da yöneleceğini söyledi. Polonya Dışişleri Bakanı Jacek Czaputowicz ise yaptığı konuşmada, İran'ın Suriye'ye müdahalelerinin bölgeyi olumsuz etkilediğini söyledi.
“İran, Hizbullah ve terörizm Ortadoğu için büyük bir tehdit oluşturuyor”
Varşova Konferansı’nın krizlerin üstesinden gelinmesi için gerçekleştirildiğini dile getiren Pompeo, “İran, Hizbullah ve terörizmin yayılması Ortadoğu için büyük bir tehdit oluşturuyor. Ortadoğu'daki barış çalışmalarına devam edeceğiz. Daha fazla yaptırım ve daha fazla baskı istiyoruz. Böylece İran'daki diktatörlerin devamlılığının önüne geçebiliriz” açıklamasında bulundu. Ayrıca bölgedeki İran saldırganlığının gerçek bir tehlike olduğuna dikkat çeken Pompeo, “Konferansta İran’ı savunan hiçbir ülke yok. İran’ın bölgeyi istikrarsızlaştıran rolü konusunda hepimiz hemfikiriz” dedi. Pompeo, İran rolüne atıfta bulunmadan bölgedeki sorunlardan bahsetmenin zor olduğuna dikkat çekerek, İran’ın tehditleri konusunda küresel bir anlaşmaya varmak için işbirliğine ihtiyaç duyulduğunu ve Washington’un İran'a daha fazla yaptırım uygulama konusunda haklı olduğunu söyledi.
Öte yandan Polonya Dışişleri Bakanı Jacek Czaputowicz, Ortadoğu'daki sorunların karmaşık olduğuna ve Avrupa Birliği’nin (AB) tek başına bunların üstesinden gelmek için yeterli güce sahip olmadığına dikkat çekerek, “İran'ın olumsuz bir etkisi var. Tartışmalarımızda bunu göz ardı etmedik” dedi.
Konferansa yaklaşık 60 ülke katıldı, fakat katılımın Avrupa ayağı düşüktü. ABD yetkilileri, İran'ın eylemlerini tehdit olarak gören Arap devletleri ve İsrail gibi farklı tarafların bölgede bulunmasının önemini vurguladılar.
Pence’den Avrupa ülkelerine suçlama
Konferansın oturum aralarında açıklamalarda bulunan ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence, İran dosyasıyla ilgili olarak Amerikan ve Avrupa tarafları arasındaki farklara ışık tuttu. ABD yetkilisi, Avrupalıları, ‘İran rejimine yönelik yaptırımları, mali işlemler için bir mekanizma kurarak atlatmaya çalışmakla’ suçladı. Bu davranışların hoş olmadığına dikkat çeken Pence, bu davranışların taraflar arasındaki ilişkilerde birtakım sonuçları olabileceğini söyledi.
ABD Başkan Yardımcısı Pence, konuşmasının devamında, Trump'ın iki yıl önce başkanlık koltuğuna oturmasında sonra ilk dış ziyaretini Suudi Arabistan’a gerçekleştirdiğine ve Arap-İslam-Amerikan Zirvesi’ne katıldığına atıfta bulunarak, barışın sağlanması için konferansa katılan bütün ülkeler ile çalışmaya hazır olduklarını belirtti.
Katılımcıların bölge için daha iyi bir gelecek inşa edilmesi hakkında konuştuğunu kaydeden Pence, “Şu anda toplantılar yapılıyor. Çünkü radikal İslami terörizm gibi ortak bir sorunla karşı karşıyayız. Terörizm yalnızca Amerika'ya değil bölgedeki tüm ülkelere yönelik bir tehdit oluşturuyor. Başkan Trump yönetimi, bu radikal tehdide karşı koyma konusunda adımlar attı ve DEAŞ örgütü ile kendini gösteren bu tehdidin ortadan kaldırılması hususunda esas katkılarda bulundu. ABD, kendi vatandaşlarının güvenliğini önceliyor. Fakat Amerika’nın öncelenmesi, yalnız Amerika demek değildir. Washington, aşırılıkçılığa karşı uluslararası bir koalisyon oluşturmak için çalışıyor.”
Başbakan Netanyahu'nun geçen yılın sonunda Umman'ı ziyareti ve Papa Franciscus'un bu yıl BAE'ye yaptığı ziyaret gibi bölgedeki ‘değişim rüzgarlarına’ değinen Pence, “Bu tarihi konferans yeni bir dönemin başladığının kanıtıdır” diyerek sözlerini şöyle sürdürdü:
“DEAŞ hilafeti kısa bir süre sonra sona erecek ve Trump’ın açıklamasına göre yakın zamanda bölgedeki ABD birlikleri geri çekilecek. Bu, taktiklerdeki bir değişikliktir, görevde değil. Toprakları DEAŞ’ın elinden geri almamız yeterli değil. Ortaklarımızla çalışmaya hazırız. DEAŞ katıntıları her nerede olursa olsun takip edeceğiz.”
ABD'nin Suriye'deki yeni bir kimyasal saldırıya yanıt verme konusundaki kararlılığını dile getiren Pence, ülkesinin İngiltere ve Fransa ile birlikte, Devlet Başkanı Beşşar Esed rejiminin gerçekleştirdiği kimyasal bir saldırıya yanıt verdiğini hatırlatarak, rejim tarafından gerçekleştirilecek benzer bir saldırıya aynı şekilde yanıt vermeye hazır olduklarını söyledi.
“Tahran rejimi terörizmi desteklemeye devam ediyor”
Sonra, İran rejiminin bölgenin geleceği ve Ortadoğu’daki barış ve istikrar için en büyük tehdit olduğunu dile getirerek İran hakkında konuşmaya başlayan Pence, “Tahran rejimi terörizmi desteklemeye devam ediyor, Suriye ve Yemen'e müdahale ediyor, Hizbullah'ı destekliyor ve Amerikalı rehineleri elinde tutuyor” dedi. İran’ı Ortadoğu’daki etkisini genişletmek için Irak ve Suriye’de birer koridor açmakla itham eden Pence, savaşçıları ile Esed rejiminin düşmesini engellemeye çalıştığını ve Lübnan Hizbullahı’na roketler gönderdiğini söyledi.
Pence, 1979 yılında Şah’ın devrilmesinin ardından geçen 40 yıl boyunca başarısızlık ve terörün İran’da hüküm sürdüğünü dile getirerek, yapılan nükleer anlaşmanın İran’ı caydırmadığını, bilakis bölgedeki müdahalelerini daha da arttırdığını söyledi. Başkan Trump’ın nükleer anlaşmadan çekildiğini, İran rejimine yaptırımlar uyguladığını ve İran'ın eylemlerine itiraz eden diğer ülkelerin de bu yaptırımları desteklediğini dile getiren Pence, “Maalesef, en yakın Avrupalı arkadaşlarımızdan bazıları bu yaptırımları ihlal etti ve onları atlatmaya çalıştı. Fransa, İngiltere ve Almanya kurdukları finansal işlemler mekanizması ile bu yaptırımların üstesinden gelmeye çalıştılar. Bu hamle, ABD ile Avrupa’nın aralarının açılmasına sebep olacaktır” dedi.
“Avrupalıların bizlerin ve İran halkının yanında olma zamanı geldi”
İran'ın teknik olarak uygulayıp uygulamamasının değil, nükleer anlaşmanın kendisinin bir sorun olduğunu dile getiren Pence, “Avrupalıların bizlerin ve İran halkının yanında olma zamanı geldi. Artık anlaşmadan çekilmeliler. Bu fırsatı görmezden gelemeyiz” dedi.
Ortadoğu’daki barış süreci hakkında konuşan Pence, “Başkan Trump, üç İbrahimî din olan Yahudilik, Hristiyanlık ve İslam'ın tabilerinin barış içinde birlikte yaşamalarını istiyor” ifadesini kullandı.
Öte yandan Varşova Konferansı’na katılan Suudi Arabistan’ın Washington Büyükelçisi Prens Halid bin Selman, önceki gün Twitter hesabı üzerinden yapmış olduğu paylaşımlarda, “Molla rejimi 40 yıl önce iktidarı ele geçirdi. İran halkının yaşam standartları bu süre içerisinde ciddi bir düşüne tanık oldu. Bu rejim, bölgedeki terörizm, radikalizm, mezhepçilik ve istikrarsızlığı desteklemek için halkının parasını israf etmeye devam ediyor. Dost İran halkı, bölgede bölücülük ve terör fitnelerini yaymak için servetini ve parasını israf etmek yerine halkına özen gösteren bir yönetimi hak ediyor. İran rejimi halen Arapları dize getirmeye çalışmak gibi asla gerçekleşmeyecek bir yanılsama içinde. Ayrımcı söylemleri kendisini açığa çıkarıyor, Bu rejimin boş hayalleri 40 yıl sonra artık kimseyi kandıramıyor” açıklamasında bulundu.
İran rejiminin yayılımcı hayallerine hâlâ bağlı olduğuna dikkat çeken Prens Halid bin Selman, “İran rejiminin lideri, devrimlerinin 40’ıncı yıl dönümü konuşmasında Basra Körfezi'ndeki Arap topraklarının kendi topraklarının bir parçası olduğunu iddia ederek, bu bölgeyi güney İran olarak adlandırdı. Böylece yayılımcı niyetlerini ortaya koydu” ifadelerini kulandı.
Konferansın açılışı
Polonya Dışişleri Bakanı Jacek Czaputowicz, sabah saatlerinde kullandığı şu ifadeler ile konferansın açılışını yaptı;

“Bölgedeki barış ve güvenlik sorununa yeni bir ivme kazandırmanın zamanı geldi. Mülteci krizleri, ekonomik krizler ve bazı durumlarda devlet kurulması gibi krizlerin bölgede olumsuz etkiler oldu. Ortadoğu’nun istikrarını güvence altına almak, devam eden krizlere son vermek, kültürlerarası birliği teşvik etmek ve kapsayıcı toplumlar inşa etmek gibi durumlar, büyük zorluklar ile karşı karşıya. Uluslararası toplumun istikrarı ve sürdürülebilir barışı korumak için bu çabaları aktif olarak desteklemesi önemlidir.”
Czaputowicz açılış konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Ortadoğu'daki çatışmaların birçok kaynağı var. Bunlardan bazıları, bazı liderlerin her ne pahasına olursa olsun gücü ellerinde tutmak istemesi, dini köktencilik ve hoşgörüsüzlüktür. Ayrıca güç dengesizlikleri, coğrafi ayrılıklar veya dış kuvvetlerin müdahalesi de çatışmaya sebep olan unsurlar arasında yer alabilir. ABD ve AB’nin İran’ın bölgede oynayacağı rol konusunda paylaştıkları bir inançları var. Ancak İran'ın nükleer programının olası sonuçları ve bu ülkenin bölgede oynadığı istikrarsızlaştırıcı rolü konusunda endişeliyiz. İran'ın tahammül edilemez davranışlarını şiddetle kınıyoruz. Aramızda araçlar bakımından farklılıklar olabilir. AB, İran'ın nükleer programının barışçıl doğasını korumanın, bir ortak eylem planını gerektirdiğine inanıyor. ABD bu anlaşmadan çekildi ve İran’a yaptırımlar uyguladı. Bugün Ortadoğu’nun karşılaştığı zorlukları hatırlatan bölge temsilcilerini dinleme fırsatına sahibiz.”
Konferans dahilinde gerçekleştirilecek görüşmelerde herhangi bir ülkenin veya konunun görüşmelerin seyrine hakim olmayacağını dile getiren ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ise şunları söyledi:
“Konferans, Yemen Dışişleri Bakanı Halid el-Yemani’nin başkanlığını yapacağı Yemen hakkında bir tartışma ile başlayacak. Daha sonra Suriye'deki idarenin sonraki adımlarını ve değişmeyen stratejik hedeflerimize ulaşmak için çabalarımızı sürdürme taahhüdümü gözden geçireceğiz. Sonrasında Başkanı Trump'ın danışmanı Jared Kushner, ABD yönetiminin İsrail ile Filistinliler arasında kapsamlı ve sürdürülebilir bir barışı sağlama çabalarını tartışacak. Tüm bu konular hakkında soru sorma ve yorum yapma fırsatı da olacak. Sonrasında ise ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence, Polonya Başbakanı ve 7 Dışişleri Bakanı ilgili konular hakkındaki değerlendirmelerini bizimle paylaşacak. Daha sonra bir grup devletle, mültecilerin ve insani zorlukların ele alındığı bir öğle yemeği tertip edilecek. Bunun ardından füze geliştirme ve bunları yayma, siber tehditlerle mücadele, terörizm ve yasadışı fon sağlamak ile mücadele konulu bir dizi çalışma oturumu düzenlenecek.”
Pompeo sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bugün çok önemli görüşmelerde bulunacağız, ancak konferans sona ermeyecek. Çalışmamız gerekiyor. Suriye ve Yemen, silahların yayılması, barış süreci, terörizm, İran, siber güvenlik ve insani krizler gibi meseleler tek başına üstesinden gelinecek sorunlar değil. Güvenliği sağlamak için birlikte çalışmalıyız. Hiçbir ülke bunun dışında kalamaz. ABD, Ortadoğu’daki güvenlik sorunlarına yönelik çabalara liderlik etmeye devam edecek. Bölge için iyi bir güç olmaya devam edeceğiz. Bugün gerçekleştirilen konferans bunun kanıtıdır.”
Pompeo, sabah saatlerinde, konferansı ‘istisnai’ olarak nitelendiren Netanyahu ile ortak bir basın toplantısı düzenledi.
İsrail Başbakanı Netanyahu konferans ile ilgili "tarihsel bir dönüm noktası" değerlendirmesinde bulunduktan sonra şunları söyledi:
“Burada 60 ülkeden dışişleri bakanı ve hükümet temsilcisi, İsrail başbakanı ve önde gelen Arap ülkelerinin dışişleri bakanları karşılıklı oturup bugüne kadar görülmemiş bir güç ve açıklıkla İran rejiminin yarattığı ortak tehditle nasıl baş edilmesi gerektiğini konuştu. İlk kez birlikte geleceğimizi tehdit eden şeyin ne olduğunu ve onu güvence altına almak için neler yapmamız gerektiğini tartışma fırsatı bulduk. Bu diyaloğu gelecekte yalnızca güvenlik konusunda değil, Ortadoğu halklarının yaşamını etkileyecek her alanda sürdürmeliyiz”
“İran’la yüzleşmeden Ortadoğu’da barış ve istikrar sağlayamayız” diyen Pompeo ise İran’ın eylemleri de dahil olmak üzere istikrarsızlaştırıcı eylemleri ele almaya yönelik ortak çabalara duyulan ihtiyaçtan söz ederek sözlerini şöyle sürdürdü:
“Basitçe ifade etmek gerekirse, İran ile yüzleşmeden bunları gerçekleştirmek söz konusu olamaz. Lübnan’da Yemen’de Suriye’de Irak’ta yıkıcı etkilerde bulunuyorlar. Buralarda Hamas, Hizbullah ve Husiler gibi gerçek tehditler var. İran’a karşı harekete geçmeden Ortadoğu’da barış sağlayamayız.”



ABD Başkanı Trump Ankara'da

Fotoğraf: TCCB X hesabı
Fotoğraf: TCCB X hesabı
TT

ABD Başkanı Trump Ankara'da

Fotoğraf: TCCB X hesabı
Fotoğraf: TCCB X hesabı

ABD Başkanı Donald Trump NATO Zirvesi kapsamında Türkiye'ye geldi. Trump'ı havalimanında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan karşıladı.

ABD Başkanı Donald Trump, bugün başlayan iki günlük NATO Zirvesi kapsamında Türkiye'ye ilk ziyaretini gerçekleştiriyor.

Ankara Havalimanı'nda Trump'ı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan karşıladı. İki lider uçağın kapısında, apronda bir süre ayak üstü görüştü. Erdoğan tören mangasını selamlamak üzere turkuaz halı üzerinde yürüdüğü sırada Trump'a koluna girerek eşlik etti.

Sivil uçuşlar için kullanılmayan Etimesgut'taki askeri havaalanı NATO Zirvesi için modernize edilmiş, pisti büyük uçakların inişi için uzatılmış ve adı Ankara Havalimanı olarak değiştirilmişti. Öte yandan Trump Ankara ziyareti ile yeni uçağını ilk kez bir yurt dışı gezisinde kullanılmış oldu.

Trump siyasete atılmadan yıllar önce, 2012'de Şişli'deki Trump Towers ve alışveriş merkezinin açılışı için İstanbul'a gelmiş, o törene dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan da katılmıştı.


Macron: Fransa, Suriye ekonomisinin yeniden inşasına katkıda bulunmaya hazır

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera (AFP)
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera (AFP)
TT

Macron: Fransa, Suriye ekonomisinin yeniden inşasına katkıda bulunmaya hazır

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera (AFP)
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera (AFP)

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron bugün yaptığı açıklamada, ülkesinin Suriye ekonomisinin ve bankacılık sektörünün yeniden inşasına katkı sağlamaya hazır olduğunu söyledi. Macron, bu açıklamayı Şam ziyareti sırasında yaptı.

Macron, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera ile düzenlediği ortak basın toplantısında, “Bankacılık sektörünün yeniden yapılandırılması için çalışmayı sürdürmek istiyoruz” dedi. Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığına göre Macron, Fransa’nın, Suriye Merkez Bankası’na destek sağlamak üzere çalışmalar yürüttüğünü belirtti.

Şera ise Şam’ın “küresel ulaşım koridorları ağında hayati bir geçiş noktası olarak yeniden rolünü kazandığını” ifade etti. Şera, enerji, havacılık ve altyapı alanlarında faaliyet gösteren uluslararası şirketlerin Suriye ile iş birliği imkânlarını değerlendirdiğini, Suriye-Fransa ortaklığının ise sloganlardan ziyade somut uygulama projelerine odaklandığını söyledi.

cdfrgthyj
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera, Şam’da, Suriye’nin yeniden inşası ve stratejik koridorlara odaklanan bir ekonomi forumuna katıldı. (AFP)

Şam’daki Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda, iki ülkeden temsilcilerin katılımıyla düzenlenen ekonomi forumunda konuşan Şera, “Hürmüz Boğazı krizinin ardından dünya, güvenli ve istikrarlı ulaşım koridorlarının değerini daha iyi kavradı” dedi. Şera, “Bugün Suriye’nin coğrafi konumu, küresel ulaşım koridorları pazarında vazgeçilmez bir bağlantı noktası olarak yeniden hayati rolünü üstleniyor. Fransa’nın da bu süreçte en önemli ortağımız olmasını istiyoruz” ifadelerini kullandı.

Stratejik iş birliğinde limanlar, enerji, sağlık ve su sektörlerinin ön plana çıktığını belirten Şera, Suriye’deki sanayi kentlerinin küresel yatırımlar için yeni merkezler olmaya hazırlandığını söyledi.

Şera ayrıca, yabancı şirketlerin gerçek ortaklıklar temelinde yeniden imar sürecine katılmaya davet edildiğini belirterek, Suriye ile Fransa arasında yeniden imar ve iş birliğini kapsayan kapsamlı bir yol haritasının hazırlandığını ifade etti.

bhynjuk
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera (AFP)

Şera, ülkede istisnalara değil kurumsal yapılara dayalı yeni bir yatırım ortamı oluşturmayı hedeflediklerini belirtti. Hava filosunun yenilenmesi, havalimanlarının yeniden işletmeye alınması, elektrik ve su şebekelerinin modernizasyonu ile sanayi sektörlerinin geliştirilmesini kapsayan bütüncül bir program üzerinde çalıştıklarını ifade eden Şera, sermayenin güvenli yatırım ortamı aradığını, bu nedenle Suriye’yi küresel ekonomiyle yeniden entegre ederek yatırım süreçlerini kolaylaştırmayı amaçladıklarını söyledi. Şera ayrıca, Suriye’nin güvenli ulaşım koridorları üzerindeki stratejik konumuna dikkat çekerek, Fransa’nın bu süreçte ortak olmayı hedeflediğini dile getirdi.

Şera, bugün erken saatlerde Şam’daki Halk Sarayı’nda Macron’u kabul etti. Görüşmelerde iki ülke arasındaki ikili iş birliğinin çeşitli alanlarda geliştirilmesi ile bölgesel ve uluslararası gelişmeler ele alındı.

Macron ve beraberindeki heyet, resmi temaslarda bulunmak üzere dün Suriye’nin başkenti Şam’a ulaşmıştı.


Berlin: Hürmüz'deki mayınların temizlenme bedelinin İran'a yüklenmesi haklıdır

3 Haziran 2026'da Umman'ın Musandam kentinden çekilen fotoğrafta, Hürmüz Boğazı'nda demirlemiş gemiler görülüyor (Reuters)
3 Haziran 2026'da Umman'ın Musandam kentinden çekilen fotoğrafta, Hürmüz Boğazı'nda demirlemiş gemiler görülüyor (Reuters)
TT

Berlin: Hürmüz'deki mayınların temizlenme bedelinin İran'a yüklenmesi haklıdır

3 Haziran 2026'da Umman'ın Musandam kentinden çekilen fotoğrafta, Hürmüz Boğazı'nda demirlemiş gemiler görülüyor (Reuters)
3 Haziran 2026'da Umman'ın Musandam kentinden çekilen fotoğrafta, Hürmüz Boğazı'nda demirlemiş gemiler görülüyor (Reuters)

Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul, İran'a Hürmüz Boğazı'ndaki mayınların temizlenmesi maliyetinin yüklenmesinin haklı olacağını söyledi. Ancak Berlin'in şu aşamada bu operasyona katılım karşılığında ücret talep etmeyi planlamadığını belirtti.

Wadephul'un açıklamaları, Avrupa başkentlerinin dünyanın en önemli enerji geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı'nda deniz güvenliğinin sağlanmasına yönelik olası rollerini değerlendirdiği bir dönemde geldi. Konunun, NATO'nun Ankara'da düzenlenecek zirvesinde İran ve deniz ulaşım özgürlüğü başlıkları kapsamında gündeme gelmesi bekleniyor.

Alman Handelsblatt gazetesine konuşan Wadephul, İran'ın "uluslararası bir deniz geçiş güzergâhına hukuka aykırı şekilde mayın döşediğini" söyledi. Alman bakan, "Diğer Avrupalı ortaklarımızla birlikte bu mayınları temizlersek, şu anda bunun karşılığında herhangi bir ücret talep etmeyi düşünmüyoruz" ifadelerini kullandı.

Ancak Wadephul, "Prensip olarak böyle bir talep haklı olur ve maliyeti İran karşılamalıdır; çünkü rejimin neden olduğu bir zararı ortadan kaldırıyoruz" ifadelerini kullandı.

rgt6y7u
 Wadephul, 3 Temmuz'da Brezilya'da yapılan bir toplantıda, (EPA)

Alman Bakan, Almanya'nın olası bir mayın temizleme operasyonuna askeri katılımının açık güvenlik ve siyasi şartlara bağlı olduğunu belirtti. Wadephul, "Yaz ayları içinde Alman ordusunun mayın temizleme çalışmalarında mümkün ve anlamlı bir rol üstlenip üstlenemeyeceği netleşmeli" diye konuştu.

Bunun için "yeterince güvenli bir ortamın" sağlanması gerektiğini ifade eden Wadephul, bunun Umman ve İran'ın operasyonun fiilen yürütülmesine izin vermesi anlamına geldiğini söyledi. Başarının ise ABD ile İran arasındaki müzakerelerin seyrine bağlı olduğunu kaydetti.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Alman hükümeti, birkaç hafta önce Fulda adlı mayın avlama gemisi ile Mosel adlı destek gemisini bölgeye göndermiş ve olası bir mayın temizleme operasyonuna katılım için hazır bekletmeye başlamıştı.

Wadephul'un açıklamaları, NATO'nun bugün ve yarın Ankara'da yapılması planlanan zirvesi öncesinde geldi. Avrupalı yetkililer, İran savaşı ve ABD Başkanı Donald Trump'ın Avrupa hükümetlerinin bu konudaki tutumuna yönelik memnuniyetsizliğinin zirveyi gölgelemesinden endişe ediyor.

NATO liderlerinin zirve bildirisinde, "müttefiklerin İran'ın hiçbir zaman nükleer silaha sahip olmaması gerektiğini yeniden teyit edeceği" ve İran'a "Hürmüz Boğazı'nda deniz ulaşımı özgürlüğüne tam anlamıyla saygı göstermesi" çağrısında bulunacağı belirtiliyor.

Hürmüz'deki durum, Tahran ile Avrupa başkentleri arasında daha geniş bir anlaşmazlığa da yol açtı. İngiltere ve Fransa'nın Umman ile iş birliği yaparak deniz ulaşımını korumaya yönelik çok uluslu bir askeri görev oluşturmaya hazır olduklarını açıklamasının ardından İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi, boğazın "bölge dışı güçlerin askeri gösteri alanı olmadığını" belirtti.

Garibabadi, İran'ı "Hürmüz Boğazı'nın güvenliğini sağlayan sorumlu bir güç" olarak nitelendirerek, bu bölgede "her türlü askeri girişime" karşı uyarıda bulundu. "Hürmüz'ün güvenliği kıyıdaş ülkelerin sorumluluğundadır" diyen Garibabadi, "kriz çıkaranlar maceralarının sonuçlarından sorumlu olacaktır" ifadelerini kullandı.

Fransa ise daha önce Charles de Gaulle uçak gemisinin Fransa'ya döneceğini, ancak mayın temizleme ekipmanları, iki fırkateyn ve bir deniz devriye uçağının bölgede kalacağını açıklamıştı.