​Pompeo’dan İran'ın tehditlerine karşı Varşova Konferansı’ndan çağrı

Varşova'da gerçekleştirilen Ortadoğu konferansından bir kare (AP)
Varşova'da gerçekleştirilen Ortadoğu konferansından bir kare (AP)
TT

​Pompeo’dan İran'ın tehditlerine karşı Varşova Konferansı’ndan çağrı

Varşova'da gerçekleştirilen Ortadoğu konferansından bir kare (AP)
Varşova'da gerçekleştirilen Ortadoğu konferansından bir kare (AP)

Ortadoğu'da Barış ve Güvenliğin Geleceğini Destekleme Konferansı dün sona erdi.
ABD ve Polonya, konferans sonrasında yayınlanan sonuç bildirgesinde, Ortadoğu’da istikrarın sağlanması için böyle bir konferansın gerçekleştirilmesinin gerekliliğine dikkat çekerken, ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, İran'ın tehditleri konusunda küresel bir anlaşmaya varılması için işbirliği yapılması çağrısında bulundu ve bu tehditlerin Ortadoğu ile sınırlı kalmayacağını, bilakis Avrupa’ya ve Batı’ya da yöneleceğini söyledi. Polonya Dışişleri Bakanı Jacek Czaputowicz ise yaptığı konuşmada, İran'ın Suriye'ye müdahalelerinin bölgeyi olumsuz etkilediğini söyledi.
“İran, Hizbullah ve terörizm Ortadoğu için büyük bir tehdit oluşturuyor”
Varşova Konferansı’nın krizlerin üstesinden gelinmesi için gerçekleştirildiğini dile getiren Pompeo, “İran, Hizbullah ve terörizmin yayılması Ortadoğu için büyük bir tehdit oluşturuyor. Ortadoğu'daki barış çalışmalarına devam edeceğiz. Daha fazla yaptırım ve daha fazla baskı istiyoruz. Böylece İran'daki diktatörlerin devamlılığının önüne geçebiliriz” açıklamasında bulundu. Ayrıca bölgedeki İran saldırganlığının gerçek bir tehlike olduğuna dikkat çeken Pompeo, “Konferansta İran’ı savunan hiçbir ülke yok. İran’ın bölgeyi istikrarsızlaştıran rolü konusunda hepimiz hemfikiriz” dedi. Pompeo, İran rolüne atıfta bulunmadan bölgedeki sorunlardan bahsetmenin zor olduğuna dikkat çekerek, İran’ın tehditleri konusunda küresel bir anlaşmaya varmak için işbirliğine ihtiyaç duyulduğunu ve Washington’un İran'a daha fazla yaptırım uygulama konusunda haklı olduğunu söyledi.
Öte yandan Polonya Dışişleri Bakanı Jacek Czaputowicz, Ortadoğu'daki sorunların karmaşık olduğuna ve Avrupa Birliği’nin (AB) tek başına bunların üstesinden gelmek için yeterli güce sahip olmadığına dikkat çekerek, “İran'ın olumsuz bir etkisi var. Tartışmalarımızda bunu göz ardı etmedik” dedi.
Konferansa yaklaşık 60 ülke katıldı, fakat katılımın Avrupa ayağı düşüktü. ABD yetkilileri, İran'ın eylemlerini tehdit olarak gören Arap devletleri ve İsrail gibi farklı tarafların bölgede bulunmasının önemini vurguladılar.
Pence’den Avrupa ülkelerine suçlama
Konferansın oturum aralarında açıklamalarda bulunan ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence, İran dosyasıyla ilgili olarak Amerikan ve Avrupa tarafları arasındaki farklara ışık tuttu. ABD yetkilisi, Avrupalıları, ‘İran rejimine yönelik yaptırımları, mali işlemler için bir mekanizma kurarak atlatmaya çalışmakla’ suçladı. Bu davranışların hoş olmadığına dikkat çeken Pence, bu davranışların taraflar arasındaki ilişkilerde birtakım sonuçları olabileceğini söyledi.
ABD Başkan Yardımcısı Pence, konuşmasının devamında, Trump'ın iki yıl önce başkanlık koltuğuna oturmasında sonra ilk dış ziyaretini Suudi Arabistan’a gerçekleştirdiğine ve Arap-İslam-Amerikan Zirvesi’ne katıldığına atıfta bulunarak, barışın sağlanması için konferansa katılan bütün ülkeler ile çalışmaya hazır olduklarını belirtti.
Katılımcıların bölge için daha iyi bir gelecek inşa edilmesi hakkında konuştuğunu kaydeden Pence, “Şu anda toplantılar yapılıyor. Çünkü radikal İslami terörizm gibi ortak bir sorunla karşı karşıyayız. Terörizm yalnızca Amerika'ya değil bölgedeki tüm ülkelere yönelik bir tehdit oluşturuyor. Başkan Trump yönetimi, bu radikal tehdide karşı koyma konusunda adımlar attı ve DEAŞ örgütü ile kendini gösteren bu tehdidin ortadan kaldırılması hususunda esas katkılarda bulundu. ABD, kendi vatandaşlarının güvenliğini önceliyor. Fakat Amerika’nın öncelenmesi, yalnız Amerika demek değildir. Washington, aşırılıkçılığa karşı uluslararası bir koalisyon oluşturmak için çalışıyor.”
Başbakan Netanyahu'nun geçen yılın sonunda Umman'ı ziyareti ve Papa Franciscus'un bu yıl BAE'ye yaptığı ziyaret gibi bölgedeki ‘değişim rüzgarlarına’ değinen Pence, “Bu tarihi konferans yeni bir dönemin başladığının kanıtıdır” diyerek sözlerini şöyle sürdürdü:
“DEAŞ hilafeti kısa bir süre sonra sona erecek ve Trump’ın açıklamasına göre yakın zamanda bölgedeki ABD birlikleri geri çekilecek. Bu, taktiklerdeki bir değişikliktir, görevde değil. Toprakları DEAŞ’ın elinden geri almamız yeterli değil. Ortaklarımızla çalışmaya hazırız. DEAŞ katıntıları her nerede olursa olsun takip edeceğiz.”
ABD'nin Suriye'deki yeni bir kimyasal saldırıya yanıt verme konusundaki kararlılığını dile getiren Pence, ülkesinin İngiltere ve Fransa ile birlikte, Devlet Başkanı Beşşar Esed rejiminin gerçekleştirdiği kimyasal bir saldırıya yanıt verdiğini hatırlatarak, rejim tarafından gerçekleştirilecek benzer bir saldırıya aynı şekilde yanıt vermeye hazır olduklarını söyledi.
“Tahran rejimi terörizmi desteklemeye devam ediyor”
Sonra, İran rejiminin bölgenin geleceği ve Ortadoğu’daki barış ve istikrar için en büyük tehdit olduğunu dile getirerek İran hakkında konuşmaya başlayan Pence, “Tahran rejimi terörizmi desteklemeye devam ediyor, Suriye ve Yemen'e müdahale ediyor, Hizbullah'ı destekliyor ve Amerikalı rehineleri elinde tutuyor” dedi. İran’ı Ortadoğu’daki etkisini genişletmek için Irak ve Suriye’de birer koridor açmakla itham eden Pence, savaşçıları ile Esed rejiminin düşmesini engellemeye çalıştığını ve Lübnan Hizbullahı’na roketler gönderdiğini söyledi.
Pence, 1979 yılında Şah’ın devrilmesinin ardından geçen 40 yıl boyunca başarısızlık ve terörün İran’da hüküm sürdüğünü dile getirerek, yapılan nükleer anlaşmanın İran’ı caydırmadığını, bilakis bölgedeki müdahalelerini daha da arttırdığını söyledi. Başkan Trump’ın nükleer anlaşmadan çekildiğini, İran rejimine yaptırımlar uyguladığını ve İran'ın eylemlerine itiraz eden diğer ülkelerin de bu yaptırımları desteklediğini dile getiren Pence, “Maalesef, en yakın Avrupalı arkadaşlarımızdan bazıları bu yaptırımları ihlal etti ve onları atlatmaya çalıştı. Fransa, İngiltere ve Almanya kurdukları finansal işlemler mekanizması ile bu yaptırımların üstesinden gelmeye çalıştılar. Bu hamle, ABD ile Avrupa’nın aralarının açılmasına sebep olacaktır” dedi.
“Avrupalıların bizlerin ve İran halkının yanında olma zamanı geldi”
İran'ın teknik olarak uygulayıp uygulamamasının değil, nükleer anlaşmanın kendisinin bir sorun olduğunu dile getiren Pence, “Avrupalıların bizlerin ve İran halkının yanında olma zamanı geldi. Artık anlaşmadan çekilmeliler. Bu fırsatı görmezden gelemeyiz” dedi.
Ortadoğu’daki barış süreci hakkında konuşan Pence, “Başkan Trump, üç İbrahimî din olan Yahudilik, Hristiyanlık ve İslam'ın tabilerinin barış içinde birlikte yaşamalarını istiyor” ifadesini kullandı.
Öte yandan Varşova Konferansı’na katılan Suudi Arabistan’ın Washington Büyükelçisi Prens Halid bin Selman, önceki gün Twitter hesabı üzerinden yapmış olduğu paylaşımlarda, “Molla rejimi 40 yıl önce iktidarı ele geçirdi. İran halkının yaşam standartları bu süre içerisinde ciddi bir düşüne tanık oldu. Bu rejim, bölgedeki terörizm, radikalizm, mezhepçilik ve istikrarsızlığı desteklemek için halkının parasını israf etmeye devam ediyor. Dost İran halkı, bölgede bölücülük ve terör fitnelerini yaymak için servetini ve parasını israf etmek yerine halkına özen gösteren bir yönetimi hak ediyor. İran rejimi halen Arapları dize getirmeye çalışmak gibi asla gerçekleşmeyecek bir yanılsama içinde. Ayrımcı söylemleri kendisini açığa çıkarıyor, Bu rejimin boş hayalleri 40 yıl sonra artık kimseyi kandıramıyor” açıklamasında bulundu.
İran rejiminin yayılımcı hayallerine hâlâ bağlı olduğuna dikkat çeken Prens Halid bin Selman, “İran rejiminin lideri, devrimlerinin 40’ıncı yıl dönümü konuşmasında Basra Körfezi'ndeki Arap topraklarının kendi topraklarının bir parçası olduğunu iddia ederek, bu bölgeyi güney İran olarak adlandırdı. Böylece yayılımcı niyetlerini ortaya koydu” ifadelerini kulandı.
Konferansın açılışı
Polonya Dışişleri Bakanı Jacek Czaputowicz, sabah saatlerinde kullandığı şu ifadeler ile konferansın açılışını yaptı;

“Bölgedeki barış ve güvenlik sorununa yeni bir ivme kazandırmanın zamanı geldi. Mülteci krizleri, ekonomik krizler ve bazı durumlarda devlet kurulması gibi krizlerin bölgede olumsuz etkiler oldu. Ortadoğu’nun istikrarını güvence altına almak, devam eden krizlere son vermek, kültürlerarası birliği teşvik etmek ve kapsayıcı toplumlar inşa etmek gibi durumlar, büyük zorluklar ile karşı karşıya. Uluslararası toplumun istikrarı ve sürdürülebilir barışı korumak için bu çabaları aktif olarak desteklemesi önemlidir.”
Czaputowicz açılış konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Ortadoğu'daki çatışmaların birçok kaynağı var. Bunlardan bazıları, bazı liderlerin her ne pahasına olursa olsun gücü ellerinde tutmak istemesi, dini köktencilik ve hoşgörüsüzlüktür. Ayrıca güç dengesizlikleri, coğrafi ayrılıklar veya dış kuvvetlerin müdahalesi de çatışmaya sebep olan unsurlar arasında yer alabilir. ABD ve AB’nin İran’ın bölgede oynayacağı rol konusunda paylaştıkları bir inançları var. Ancak İran'ın nükleer programının olası sonuçları ve bu ülkenin bölgede oynadığı istikrarsızlaştırıcı rolü konusunda endişeliyiz. İran'ın tahammül edilemez davranışlarını şiddetle kınıyoruz. Aramızda araçlar bakımından farklılıklar olabilir. AB, İran'ın nükleer programının barışçıl doğasını korumanın, bir ortak eylem planını gerektirdiğine inanıyor. ABD bu anlaşmadan çekildi ve İran’a yaptırımlar uyguladı. Bugün Ortadoğu’nun karşılaştığı zorlukları hatırlatan bölge temsilcilerini dinleme fırsatına sahibiz.”
Konferans dahilinde gerçekleştirilecek görüşmelerde herhangi bir ülkenin veya konunun görüşmelerin seyrine hakim olmayacağını dile getiren ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ise şunları söyledi:
“Konferans, Yemen Dışişleri Bakanı Halid el-Yemani’nin başkanlığını yapacağı Yemen hakkında bir tartışma ile başlayacak. Daha sonra Suriye'deki idarenin sonraki adımlarını ve değişmeyen stratejik hedeflerimize ulaşmak için çabalarımızı sürdürme taahhüdümü gözden geçireceğiz. Sonrasında Başkanı Trump'ın danışmanı Jared Kushner, ABD yönetiminin İsrail ile Filistinliler arasında kapsamlı ve sürdürülebilir bir barışı sağlama çabalarını tartışacak. Tüm bu konular hakkında soru sorma ve yorum yapma fırsatı da olacak. Sonrasında ise ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence, Polonya Başbakanı ve 7 Dışişleri Bakanı ilgili konular hakkındaki değerlendirmelerini bizimle paylaşacak. Daha sonra bir grup devletle, mültecilerin ve insani zorlukların ele alındığı bir öğle yemeği tertip edilecek. Bunun ardından füze geliştirme ve bunları yayma, siber tehditlerle mücadele, terörizm ve yasadışı fon sağlamak ile mücadele konulu bir dizi çalışma oturumu düzenlenecek.”
Pompeo sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bugün çok önemli görüşmelerde bulunacağız, ancak konferans sona ermeyecek. Çalışmamız gerekiyor. Suriye ve Yemen, silahların yayılması, barış süreci, terörizm, İran, siber güvenlik ve insani krizler gibi meseleler tek başına üstesinden gelinecek sorunlar değil. Güvenliği sağlamak için birlikte çalışmalıyız. Hiçbir ülke bunun dışında kalamaz. ABD, Ortadoğu’daki güvenlik sorunlarına yönelik çabalara liderlik etmeye devam edecek. Bölge için iyi bir güç olmaya devam edeceğiz. Bugün gerçekleştirilen konferans bunun kanıtıdır.”
Pompeo, sabah saatlerinde, konferansı ‘istisnai’ olarak nitelendiren Netanyahu ile ortak bir basın toplantısı düzenledi.
İsrail Başbakanı Netanyahu konferans ile ilgili "tarihsel bir dönüm noktası" değerlendirmesinde bulunduktan sonra şunları söyledi:
“Burada 60 ülkeden dışişleri bakanı ve hükümet temsilcisi, İsrail başbakanı ve önde gelen Arap ülkelerinin dışişleri bakanları karşılıklı oturup bugüne kadar görülmemiş bir güç ve açıklıkla İran rejiminin yarattığı ortak tehditle nasıl baş edilmesi gerektiğini konuştu. İlk kez birlikte geleceğimizi tehdit eden şeyin ne olduğunu ve onu güvence altına almak için neler yapmamız gerektiğini tartışma fırsatı bulduk. Bu diyaloğu gelecekte yalnızca güvenlik konusunda değil, Ortadoğu halklarının yaşamını etkileyecek her alanda sürdürmeliyiz”
“İran’la yüzleşmeden Ortadoğu’da barış ve istikrar sağlayamayız” diyen Pompeo ise İran’ın eylemleri de dahil olmak üzere istikrarsızlaştırıcı eylemleri ele almaya yönelik ortak çabalara duyulan ihtiyaçtan söz ederek sözlerini şöyle sürdürdü:
“Basitçe ifade etmek gerekirse, İran ile yüzleşmeden bunları gerçekleştirmek söz konusu olamaz. Lübnan’da Yemen’de Suriye’de Irak’ta yıkıcı etkilerde bulunuyorlar. Buralarda Hamas, Hizbullah ve Husiler gibi gerçek tehditler var. İran’a karşı harekete geçmeden Ortadoğu’da barış sağlayamayız.”



Londra'nın kuzeyinde meydana gelen tren kazasında bir kişi hayatını kaybetti, onlarca kişi yaralandı

İngiltere'nin Bedford kenti yakınlarında meydana gelen tren kazasının bulunduğu alanda çalışan ekipler, (Reuters)
İngiltere'nin Bedford kenti yakınlarında meydana gelen tren kazasının bulunduğu alanda çalışan ekipler, (Reuters)
TT

Londra'nın kuzeyinde meydana gelen tren kazasında bir kişi hayatını kaybetti, onlarca kişi yaralandı

İngiltere'nin Bedford kenti yakınlarında meydana gelen tren kazasının bulunduğu alanda çalışan ekipler, (Reuters)
İngiltere'nin Bedford kenti yakınlarında meydana gelen tren kazasının bulunduğu alanda çalışan ekipler, (Reuters)

Londra'nın yaklaşık 100 kilometre kuzeyindeki bölgede dün öğleden sonra meydana gelen kazada, iki yolcu treninin çarpışması sonucu bir makinist hayatını kaybetti, onlarca kişi yaralandı.

Bugün yapılan açıklamada, Londra yönünde sefer yapan ve kazaya karışan iki treni işleten East Midlands Railway, trenlerden birinin makinistinin yaşamını yitirdiğini doğruladı.

Sosyal medyada bir yolcu tarafından paylaşılan görüntülerde, bir trenin ön kısmının diğer trenin arka bölümüne çarptığı görülürken, her iki trenin vagonlarının da raylar üzerinde kaldığı dikkat çekti.

Kaza bölgesinden yayımlanan görüntülerde acil durum ekiplerinin olay yerinde yoğun şekilde çalıştığı görüldü.

İngiltere'nin Bedford kenti yakınlarında meydana gelen tren kazasının olay yerinde acil servis ekipleri toplandı (Reuters)İngiltere'nin Bedford kenti yakınlarında meydana gelen tren kazasının olay yerinde acil servis ekipleri toplandı (Reuters)

Doğu İngiltere Ambulans Servisi tarafından yapılan açıklamada, olay yerinde bir kişinin hayatını kaybettiği, 11 kişinin kritik derecede ağır, 22 kişinin ciddi şekilde yaralandığı ve 56 kişinin hafif yaralar aldığı bildirildi.

Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer yaptığı açıklamada, “Duygularım hayatını kaybeden kişinin ailesi ve ağır yaralananlarla birlikte” ifadelerini kullandı.

Kazanın nedeni henüz belirlenemezken, Ulaştırma Bakanı Heidi Alexander olayın tüm yönleriyle soruşturulduğunu açıkladı.

Kazaya karışan trenlerden birinde bulunan Doktor Peter Knapp ise sosyal medya platformu BlueSky'da yaptığı paylaşımda, “Ani bir çarpışma yaşandı” ifadelerini kullandı. Knapp, çarpmanın ardından vagonlardan birinin raydan çıktığını ve kendisinin de hafif yaralandığını belirtti.


Lübnan’daki ateşkes anlaşmasının ardından Witkoff, İran ile görüşmeler yapmak üzere İsviçre’ye gidiyor

ABD Başkanı Donald Trump’ın Özel Temsilcisi Steve Witkoff (DPA)
ABD Başkanı Donald Trump’ın Özel Temsilcisi Steve Witkoff (DPA)
TT

Lübnan’daki ateşkes anlaşmasının ardından Witkoff, İran ile görüşmeler yapmak üzere İsviçre’ye gidiyor

ABD Başkanı Donald Trump’ın Özel Temsilcisi Steve Witkoff (DPA)
ABD Başkanı Donald Trump’ın Özel Temsilcisi Steve Witkoff (DPA)

ABD Başkanı Donald Trump’ın Özel Temsilcisi Steve Witkoff, olası bir nükleer anlaşmaya ilişkin İran ile yapılacak müzakerelerin ilk turuna katılmak üzere İsviçre’ye gidecek. Şarku’l Avsat’ın Axios internet sitesinden aktardığı haberde, bu gelişmenin İsrail ile Hizbullah arasında Lübnan’da varılan ateşkesin ardından geldiği belirtildi. Bölgedeki çatışmaların tırmanmasının, İran’la yürütülen ve Ortadoğu’da kalıcı bir anlaşmaya dönüşmesi hedeflenen geçici mutabakat sürecini riske attığı ifade edildi.

Söz konusu gelişmenin, ABD Başkan Yardımcısı JD Vance’in müzakerelere katılma planlarını iptal etmesinden bir gün sonra yaşandığı aktarıldı. Görüşmelerin, Lübnan’daki çatışmaların yeniden tırmanması nedeniyle iptal edildiği ve bunun da küresel deniz ticareti açısından kritik öneme sahip Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasına yönelik müzakereler hakkında yeni soru işaretleri yarattığı bildirildi.

ABD Başkanı Donald Trump, NBC News kanalına yaptığı açıklamada, İsrail ile görüştüğünü ve ateşkesin kabul edilmesini istediğini söyledi.

İsrailli bir muhabirin X platformu üzerinden yaptığı paylaşıma göre Trump, “Bazen sakinleşip aklını kullanman gerekir” ifadesini kullandı. Haberde, muhabirin, Trump’ın İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile doğrudan konuşup konuşmadığına ilişkin soruya ise yanıt vermediği belirtildi.

Üst düzey bir ABD’li yetkili, ateşkesin Lübnan yerel saatiyle 16.00’da yürürlüğe girdiğini, bunun taraflar arasında gerçekleşen karşılıklı çatışmaların ardından sağlandığını açıkladı. Yetkili ayrıca, ABD ve Katar’dan müzakerecilerin, İran’ın da dolaylı katkısıyla anlaşmaya ulaştığını ifade etti.

Hizbullah’tan iki kaynak ve üst düzey bir İsrailli yetkili, Reuters’a ateşkesin yürürlüğe girdiğini doğruladı. İsrailli yetkili, “Eğer Hizbullah bize saldırmazsa, bizim için savaş dönemi olmayacak” dedi. Aynı yetkili, İsrail’in Lübnan’ın güneyinde, kuzey sınırı boyunca bazı bölgelerde askeri varlığını sürdüreceğini de belirtti.

Lübnanlı iki güvenlik kaynağı, ateşkesin ilk saatinde İsrail’in yaklaşık 12 hava saldırısı düzenlediğini, ancak saat 17.00’den sonra herhangi bir saldırı kaydedilmediğini aktardı. Lübnan Sağlık Bakanlığı ise gece yarısından bu yana Güney ve Doğu Lübnan’a yönelik yoğun hava saldırılarında 47 kişinin yaşamını yitirdiğini, 79 kişinin yaralandığını bildirdi.

İsrail ordusu, Lübnan’da yaşanan bir olayda 4 askerinin öldüğünü açıklarken, ayrıntı paylaşmadı.

Yetkililer, Lübnan’daki gerilimin İran ile yürütülen daha geniş kapsamlı müzakereleri olumsuz etkileyebileceğini, zira Lübnan’daki çatışmaların sona ermesinin ABD-İran anlaşma sürecinin önemli şartlarından biri olduğunu ifade etti.


Obama'dan İran savaşı yorumu: "Daha kötü bir duruma düşmüş olabiliriz"

ABD Eski Başkanı Barack Obama, İran savaşı sonrasında Birleşik Devletler'in daha kötü bir durumda olabileceği uyarısında bulundu (AFP)
ABD Eski Başkanı Barack Obama, İran savaşı sonrasında Birleşik Devletler'in daha kötü bir durumda olabileceği uyarısında bulundu (AFP)
TT

Obama'dan İran savaşı yorumu: "Daha kötü bir duruma düşmüş olabiliriz"

ABD Eski Başkanı Barack Obama, İran savaşı sonrasında Birleşik Devletler'in daha kötü bir durumda olabileceği uyarısında bulundu (AFP)
ABD Eski Başkanı Barack Obama, İran savaşı sonrasında Birleşik Devletler'in daha kötü bir durumda olabileceği uyarısında bulundu (AFP)

Eric Garcia 

ABD Eski Başkanı Barack Obama, Trump yönetimiyle İran arasında savaşı sona erdirmek üzere yapılacak anlaşmanın ABD'yi eskisinden "daha kötü bir duruma" düşürebileceği uyarısında bulundu.

Eski başkan, Barack Obama Başkanlık Merkezi ve Kütüphanesi'nin açılışında NBC'nin Today Show programının sunucularından Craig Melvin'e konuştu. Merkezin bir bölümü, İran'ın nükleer silah edinmesini önlemek amacıyla Obama yönetimi aracılığıyla imzalanan Kapsamlı Ortak Eylem Planı (KOEP) isimli nükleer anlaşmaya ayrıldı.

Trump'ın ilk dönemindeki yönetimi bu anlaşmadan çekilmişti. Ancak bazı muhafazakarlar mevcut anlaşmanın, KOEP diye de bilinen 2015 tarihli Obama anlaşmasına benzediğini söylüyor.

Obama, "Bu yönetim ya da bu yönetimin önceki versiyonu anlaşmadan çekildi ve bu da İran'ın nükleer kapasitesini daha da artırmasına yol açtı" dedi.

Ancak Melvin'e konuşan Obama, çatışmaların sona erecek olmasından dolayı rahatlasa da gelecekten endişe duyduğunu açıkladı.

Eski başkan "Ateşkesin sağlanmasından çok memnunum ve bunun devam edeceğini umuyorum" dedi. Obama ayrıca savaşın neden başladığını da sorguladı.

Obama, "Ancak bu savaşın asıl gerekçesini düşününce; İran'ın nükleer silah geliştirmeyeceğini kabul ettiği bir anlaşma vardı ve bu yönetim ya da bu yönetimin önceki versiyonu anlaşmadan çekildi, bu da İran'ın nükleer kapasitesini daha da artırmasına yol açtı" diye konuştu.

"Bir savaş yürüttük, milyarlarca dolar harcadık ve ordumuza muazzam bir yük bindirdik" ifadelerini kullandı. 

Birçok kişi hayatını kaybetti ve sanki savaşa başlamadan önceki noktaya geri dönmüşüz gibi geliyor, biraz daha kötü bir duruma bile düşmüş olabiliriz.

2009-2017'deki başkanlığı süresince Obama, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'yla İran meselesi üzerine defalarca çatışmıştı.

Obama'yla İran arasındaki müzakereler sırasında Netanyahu, ABD Kongresi'ndeki ortak bir oturumda konuşma yaparak KOEP'i kınamıştı.

Obama, İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu'yla yaptığı müzakerelerde, ABD Başkanı Donald Trump'ın karşılaştığı birçok benzer zorlukla karşılaştı (AP)Obama, İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu'yla yaptığı müzakerelerde, ABD Başkanı Donald Trump'ın karşılaştığı birçok benzer zorlukla karşılaştı (AP)

Benzer şekilde ABD Başkan Yardımcısı JD Vance de perşembe günü düzenlenen basın toplantısında, anlaşmayı kınayan İsrail kabinesi üyelerine karşı sert tepki göstermişti.

Vance, "İsrail'in sorunu Donald J. Trump değil ve İsrail'in en büyük sorununun ABD Başkanı olduğunu düşünen herkes, uyanıp ülkesinin içinde bulunduğu durumun gerçekliğini görmeli" demişti.

Ayrıca Trump, İran'la yaptığı mutabakatı 44. ABD Başkanı'nın anlaşmasıyla kıyaslarken Obama'yı eleştirmişti.

Trump, "O, rüşvet vererek bu işten sıyrılmaya çalıştı. Ben bunu yapmadım. Kimse bundan bahsetmiyor" demişti.

ABD Başkanı, "Obama'ya güldüler" diye eklemişti. 

Ve 'O aptal p*çin teki' dediler.

Obama'nın başkanlık merkezi bu perşembe açıldı ve Joe Biden, Bill Clinton ve George W. Bush dahil tüm eski başkanlar törene katıldı. Trump etkinliğe katılmadı.

Independent Türkçe,independent.co.uk/news