​Pompeo’dan İran'ın tehditlerine karşı Varşova Konferansı’ndan çağrı

Varşova'da gerçekleştirilen Ortadoğu konferansından bir kare (AP)
Varşova'da gerçekleştirilen Ortadoğu konferansından bir kare (AP)
TT

​Pompeo’dan İran'ın tehditlerine karşı Varşova Konferansı’ndan çağrı

Varşova'da gerçekleştirilen Ortadoğu konferansından bir kare (AP)
Varşova'da gerçekleştirilen Ortadoğu konferansından bir kare (AP)

Ortadoğu'da Barış ve Güvenliğin Geleceğini Destekleme Konferansı dün sona erdi.
ABD ve Polonya, konferans sonrasında yayınlanan sonuç bildirgesinde, Ortadoğu’da istikrarın sağlanması için böyle bir konferansın gerçekleştirilmesinin gerekliliğine dikkat çekerken, ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, İran'ın tehditleri konusunda küresel bir anlaşmaya varılması için işbirliği yapılması çağrısında bulundu ve bu tehditlerin Ortadoğu ile sınırlı kalmayacağını, bilakis Avrupa’ya ve Batı’ya da yöneleceğini söyledi. Polonya Dışişleri Bakanı Jacek Czaputowicz ise yaptığı konuşmada, İran'ın Suriye'ye müdahalelerinin bölgeyi olumsuz etkilediğini söyledi.
“İran, Hizbullah ve terörizm Ortadoğu için büyük bir tehdit oluşturuyor”
Varşova Konferansı’nın krizlerin üstesinden gelinmesi için gerçekleştirildiğini dile getiren Pompeo, “İran, Hizbullah ve terörizmin yayılması Ortadoğu için büyük bir tehdit oluşturuyor. Ortadoğu'daki barış çalışmalarına devam edeceğiz. Daha fazla yaptırım ve daha fazla baskı istiyoruz. Böylece İran'daki diktatörlerin devamlılığının önüne geçebiliriz” açıklamasında bulundu. Ayrıca bölgedeki İran saldırganlığının gerçek bir tehlike olduğuna dikkat çeken Pompeo, “Konferansta İran’ı savunan hiçbir ülke yok. İran’ın bölgeyi istikrarsızlaştıran rolü konusunda hepimiz hemfikiriz” dedi. Pompeo, İran rolüne atıfta bulunmadan bölgedeki sorunlardan bahsetmenin zor olduğuna dikkat çekerek, İran’ın tehditleri konusunda küresel bir anlaşmaya varmak için işbirliğine ihtiyaç duyulduğunu ve Washington’un İran'a daha fazla yaptırım uygulama konusunda haklı olduğunu söyledi.
Öte yandan Polonya Dışişleri Bakanı Jacek Czaputowicz, Ortadoğu'daki sorunların karmaşık olduğuna ve Avrupa Birliği’nin (AB) tek başına bunların üstesinden gelmek için yeterli güce sahip olmadığına dikkat çekerek, “İran'ın olumsuz bir etkisi var. Tartışmalarımızda bunu göz ardı etmedik” dedi.
Konferansa yaklaşık 60 ülke katıldı, fakat katılımın Avrupa ayağı düşüktü. ABD yetkilileri, İran'ın eylemlerini tehdit olarak gören Arap devletleri ve İsrail gibi farklı tarafların bölgede bulunmasının önemini vurguladılar.
Pence’den Avrupa ülkelerine suçlama
Konferansın oturum aralarında açıklamalarda bulunan ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence, İran dosyasıyla ilgili olarak Amerikan ve Avrupa tarafları arasındaki farklara ışık tuttu. ABD yetkilisi, Avrupalıları, ‘İran rejimine yönelik yaptırımları, mali işlemler için bir mekanizma kurarak atlatmaya çalışmakla’ suçladı. Bu davranışların hoş olmadığına dikkat çeken Pence, bu davranışların taraflar arasındaki ilişkilerde birtakım sonuçları olabileceğini söyledi.
ABD Başkan Yardımcısı Pence, konuşmasının devamında, Trump'ın iki yıl önce başkanlık koltuğuna oturmasında sonra ilk dış ziyaretini Suudi Arabistan’a gerçekleştirdiğine ve Arap-İslam-Amerikan Zirvesi’ne katıldığına atıfta bulunarak, barışın sağlanması için konferansa katılan bütün ülkeler ile çalışmaya hazır olduklarını belirtti.
Katılımcıların bölge için daha iyi bir gelecek inşa edilmesi hakkında konuştuğunu kaydeden Pence, “Şu anda toplantılar yapılıyor. Çünkü radikal İslami terörizm gibi ortak bir sorunla karşı karşıyayız. Terörizm yalnızca Amerika'ya değil bölgedeki tüm ülkelere yönelik bir tehdit oluşturuyor. Başkan Trump yönetimi, bu radikal tehdide karşı koyma konusunda adımlar attı ve DEAŞ örgütü ile kendini gösteren bu tehdidin ortadan kaldırılması hususunda esas katkılarda bulundu. ABD, kendi vatandaşlarının güvenliğini önceliyor. Fakat Amerika’nın öncelenmesi, yalnız Amerika demek değildir. Washington, aşırılıkçılığa karşı uluslararası bir koalisyon oluşturmak için çalışıyor.”
Başbakan Netanyahu'nun geçen yılın sonunda Umman'ı ziyareti ve Papa Franciscus'un bu yıl BAE'ye yaptığı ziyaret gibi bölgedeki ‘değişim rüzgarlarına’ değinen Pence, “Bu tarihi konferans yeni bir dönemin başladığının kanıtıdır” diyerek sözlerini şöyle sürdürdü:
“DEAŞ hilafeti kısa bir süre sonra sona erecek ve Trump’ın açıklamasına göre yakın zamanda bölgedeki ABD birlikleri geri çekilecek. Bu, taktiklerdeki bir değişikliktir, görevde değil. Toprakları DEAŞ’ın elinden geri almamız yeterli değil. Ortaklarımızla çalışmaya hazırız. DEAŞ katıntıları her nerede olursa olsun takip edeceğiz.”
ABD'nin Suriye'deki yeni bir kimyasal saldırıya yanıt verme konusundaki kararlılığını dile getiren Pence, ülkesinin İngiltere ve Fransa ile birlikte, Devlet Başkanı Beşşar Esed rejiminin gerçekleştirdiği kimyasal bir saldırıya yanıt verdiğini hatırlatarak, rejim tarafından gerçekleştirilecek benzer bir saldırıya aynı şekilde yanıt vermeye hazır olduklarını söyledi.
“Tahran rejimi terörizmi desteklemeye devam ediyor”
Sonra, İran rejiminin bölgenin geleceği ve Ortadoğu’daki barış ve istikrar için en büyük tehdit olduğunu dile getirerek İran hakkında konuşmaya başlayan Pence, “Tahran rejimi terörizmi desteklemeye devam ediyor, Suriye ve Yemen'e müdahale ediyor, Hizbullah'ı destekliyor ve Amerikalı rehineleri elinde tutuyor” dedi. İran’ı Ortadoğu’daki etkisini genişletmek için Irak ve Suriye’de birer koridor açmakla itham eden Pence, savaşçıları ile Esed rejiminin düşmesini engellemeye çalıştığını ve Lübnan Hizbullahı’na roketler gönderdiğini söyledi.
Pence, 1979 yılında Şah’ın devrilmesinin ardından geçen 40 yıl boyunca başarısızlık ve terörün İran’da hüküm sürdüğünü dile getirerek, yapılan nükleer anlaşmanın İran’ı caydırmadığını, bilakis bölgedeki müdahalelerini daha da arttırdığını söyledi. Başkan Trump’ın nükleer anlaşmadan çekildiğini, İran rejimine yaptırımlar uyguladığını ve İran'ın eylemlerine itiraz eden diğer ülkelerin de bu yaptırımları desteklediğini dile getiren Pence, “Maalesef, en yakın Avrupalı arkadaşlarımızdan bazıları bu yaptırımları ihlal etti ve onları atlatmaya çalıştı. Fransa, İngiltere ve Almanya kurdukları finansal işlemler mekanizması ile bu yaptırımların üstesinden gelmeye çalıştılar. Bu hamle, ABD ile Avrupa’nın aralarının açılmasına sebep olacaktır” dedi.
“Avrupalıların bizlerin ve İran halkının yanında olma zamanı geldi”
İran'ın teknik olarak uygulayıp uygulamamasının değil, nükleer anlaşmanın kendisinin bir sorun olduğunu dile getiren Pence, “Avrupalıların bizlerin ve İran halkının yanında olma zamanı geldi. Artık anlaşmadan çekilmeliler. Bu fırsatı görmezden gelemeyiz” dedi.
Ortadoğu’daki barış süreci hakkında konuşan Pence, “Başkan Trump, üç İbrahimî din olan Yahudilik, Hristiyanlık ve İslam'ın tabilerinin barış içinde birlikte yaşamalarını istiyor” ifadesini kullandı.
Öte yandan Varşova Konferansı’na katılan Suudi Arabistan’ın Washington Büyükelçisi Prens Halid bin Selman, önceki gün Twitter hesabı üzerinden yapmış olduğu paylaşımlarda, “Molla rejimi 40 yıl önce iktidarı ele geçirdi. İran halkının yaşam standartları bu süre içerisinde ciddi bir düşüne tanık oldu. Bu rejim, bölgedeki terörizm, radikalizm, mezhepçilik ve istikrarsızlığı desteklemek için halkının parasını israf etmeye devam ediyor. Dost İran halkı, bölgede bölücülük ve terör fitnelerini yaymak için servetini ve parasını israf etmek yerine halkına özen gösteren bir yönetimi hak ediyor. İran rejimi halen Arapları dize getirmeye çalışmak gibi asla gerçekleşmeyecek bir yanılsama içinde. Ayrımcı söylemleri kendisini açığa çıkarıyor, Bu rejimin boş hayalleri 40 yıl sonra artık kimseyi kandıramıyor” açıklamasında bulundu.
İran rejiminin yayılımcı hayallerine hâlâ bağlı olduğuna dikkat çeken Prens Halid bin Selman, “İran rejiminin lideri, devrimlerinin 40’ıncı yıl dönümü konuşmasında Basra Körfezi'ndeki Arap topraklarının kendi topraklarının bir parçası olduğunu iddia ederek, bu bölgeyi güney İran olarak adlandırdı. Böylece yayılımcı niyetlerini ortaya koydu” ifadelerini kulandı.
Konferansın açılışı
Polonya Dışişleri Bakanı Jacek Czaputowicz, sabah saatlerinde kullandığı şu ifadeler ile konferansın açılışını yaptı;

“Bölgedeki barış ve güvenlik sorununa yeni bir ivme kazandırmanın zamanı geldi. Mülteci krizleri, ekonomik krizler ve bazı durumlarda devlet kurulması gibi krizlerin bölgede olumsuz etkiler oldu. Ortadoğu’nun istikrarını güvence altına almak, devam eden krizlere son vermek, kültürlerarası birliği teşvik etmek ve kapsayıcı toplumlar inşa etmek gibi durumlar, büyük zorluklar ile karşı karşıya. Uluslararası toplumun istikrarı ve sürdürülebilir barışı korumak için bu çabaları aktif olarak desteklemesi önemlidir.”
Czaputowicz açılış konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Ortadoğu'daki çatışmaların birçok kaynağı var. Bunlardan bazıları, bazı liderlerin her ne pahasına olursa olsun gücü ellerinde tutmak istemesi, dini köktencilik ve hoşgörüsüzlüktür. Ayrıca güç dengesizlikleri, coğrafi ayrılıklar veya dış kuvvetlerin müdahalesi de çatışmaya sebep olan unsurlar arasında yer alabilir. ABD ve AB’nin İran’ın bölgede oynayacağı rol konusunda paylaştıkları bir inançları var. Ancak İran'ın nükleer programının olası sonuçları ve bu ülkenin bölgede oynadığı istikrarsızlaştırıcı rolü konusunda endişeliyiz. İran'ın tahammül edilemez davranışlarını şiddetle kınıyoruz. Aramızda araçlar bakımından farklılıklar olabilir. AB, İran'ın nükleer programının barışçıl doğasını korumanın, bir ortak eylem planını gerektirdiğine inanıyor. ABD bu anlaşmadan çekildi ve İran’a yaptırımlar uyguladı. Bugün Ortadoğu’nun karşılaştığı zorlukları hatırlatan bölge temsilcilerini dinleme fırsatına sahibiz.”
Konferans dahilinde gerçekleştirilecek görüşmelerde herhangi bir ülkenin veya konunun görüşmelerin seyrine hakim olmayacağını dile getiren ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ise şunları söyledi:
“Konferans, Yemen Dışişleri Bakanı Halid el-Yemani’nin başkanlığını yapacağı Yemen hakkında bir tartışma ile başlayacak. Daha sonra Suriye'deki idarenin sonraki adımlarını ve değişmeyen stratejik hedeflerimize ulaşmak için çabalarımızı sürdürme taahhüdümü gözden geçireceğiz. Sonrasında Başkanı Trump'ın danışmanı Jared Kushner, ABD yönetiminin İsrail ile Filistinliler arasında kapsamlı ve sürdürülebilir bir barışı sağlama çabalarını tartışacak. Tüm bu konular hakkında soru sorma ve yorum yapma fırsatı da olacak. Sonrasında ise ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence, Polonya Başbakanı ve 7 Dışişleri Bakanı ilgili konular hakkındaki değerlendirmelerini bizimle paylaşacak. Daha sonra bir grup devletle, mültecilerin ve insani zorlukların ele alındığı bir öğle yemeği tertip edilecek. Bunun ardından füze geliştirme ve bunları yayma, siber tehditlerle mücadele, terörizm ve yasadışı fon sağlamak ile mücadele konulu bir dizi çalışma oturumu düzenlenecek.”
Pompeo sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bugün çok önemli görüşmelerde bulunacağız, ancak konferans sona ermeyecek. Çalışmamız gerekiyor. Suriye ve Yemen, silahların yayılması, barış süreci, terörizm, İran, siber güvenlik ve insani krizler gibi meseleler tek başına üstesinden gelinecek sorunlar değil. Güvenliği sağlamak için birlikte çalışmalıyız. Hiçbir ülke bunun dışında kalamaz. ABD, Ortadoğu’daki güvenlik sorunlarına yönelik çabalara liderlik etmeye devam edecek. Bölge için iyi bir güç olmaya devam edeceğiz. Bugün gerçekleştirilen konferans bunun kanıtıdır.”
Pompeo, sabah saatlerinde, konferansı ‘istisnai’ olarak nitelendiren Netanyahu ile ortak bir basın toplantısı düzenledi.
İsrail Başbakanı Netanyahu konferans ile ilgili "tarihsel bir dönüm noktası" değerlendirmesinde bulunduktan sonra şunları söyledi:
“Burada 60 ülkeden dışişleri bakanı ve hükümet temsilcisi, İsrail başbakanı ve önde gelen Arap ülkelerinin dışişleri bakanları karşılıklı oturup bugüne kadar görülmemiş bir güç ve açıklıkla İran rejiminin yarattığı ortak tehditle nasıl baş edilmesi gerektiğini konuştu. İlk kez birlikte geleceğimizi tehdit eden şeyin ne olduğunu ve onu güvence altına almak için neler yapmamız gerektiğini tartışma fırsatı bulduk. Bu diyaloğu gelecekte yalnızca güvenlik konusunda değil, Ortadoğu halklarının yaşamını etkileyecek her alanda sürdürmeliyiz”
“İran’la yüzleşmeden Ortadoğu’da barış ve istikrar sağlayamayız” diyen Pompeo ise İran’ın eylemleri de dahil olmak üzere istikrarsızlaştırıcı eylemleri ele almaya yönelik ortak çabalara duyulan ihtiyaçtan söz ederek sözlerini şöyle sürdürdü:
“Basitçe ifade etmek gerekirse, İran ile yüzleşmeden bunları gerçekleştirmek söz konusu olamaz. Lübnan’da Yemen’de Suriye’de Irak’ta yıkıcı etkilerde bulunuyorlar. Buralarda Hamas, Hizbullah ve Husiler gibi gerçek tehditler var. İran’a karşı harekete geçmeden Ortadoğu’da barış sağlayamayız.”



İran savaşı ABD'nin silah stoklarını eritti: Pentagon'dan acil çağrı

Pentagon, bildirilenlere göre İran savaşı nedeniyle önemli mühimmat stoklarının azaldığı için silah üreticilerine üretimi hızlandırmaları yönünde baskı yapıyor (ABD Donanması)
Pentagon, bildirilenlere göre İran savaşı nedeniyle önemli mühimmat stoklarının azaldığı için silah üreticilerine üretimi hızlandırmaları yönünde baskı yapıyor (ABD Donanması)
TT

İran savaşı ABD'nin silah stoklarını eritti: Pentagon'dan acil çağrı

Pentagon, bildirilenlere göre İran savaşı nedeniyle önemli mühimmat stoklarının azaldığı için silah üreticilerine üretimi hızlandırmaları yönünde baskı yapıyor (ABD Donanması)
Pentagon, bildirilenlere göre İran savaşı nedeniyle önemli mühimmat stoklarının azaldığı için silah üreticilerine üretimi hızlandırmaları yönünde baskı yapıyor (ABD Donanması)

İran savaşı ABD'nin silah stoklarını eritirken, Pentagon'un savunma şirketlerine üretimi bir an önce hızlandırmaları için yoğun baskı uyguladığı bildiriliyor.

Çarşamba günü yayımlanan notta, Savunma Bakan Yardımcısı Steve Feinberg, şirketlere "kritik kabiliyetlere yönelik teslimat takvimlerini önemli ölçüde hızlandırmak ve daha iddialı hale getirmek ve/veya üretimi artırmak" için atacakları adımları açıklamaları amacıyla üç hafta süre verdi.

Washington Post'un ulaştığı notta Feinberg, "Yıllarca süren geliştirme döngüleri kabul edilemez" diye ekledi.

Program takvimlerimizi önemli ölçüde hızlandırmalı ve üretim kapasitemizi hemen genişletmeliyiz.

Pentagon, 5 Ağustos tarihli notun varlığını doğruladı ve Feinberg'ü "işlemeyen, çağın gerisinde kalmış ve son derece karmaşık satın alma sistemimizi düzelten" bir "nesiller boyu lider" diye övdü.

Pentagon'un baş sözcüsü Sean Parnell, The Independent'a yaptığı açıklamada, "Üretimi hızlandırmak için doğrudan sektör liderleriyle çalışmak yeni bir şey değil" dedi.

Bu, Başkan'ın ve Savunma Bakanı'nın en başından beri açıkça ortaya koyduğu bir hedefti.

"Halihazırda Kongre'de görüşülen 2027 mali yılı bütçesi bu çabayı hızlandırabilir" diye ekledi.

Bu talepler, silah üreticilerinin temmuzda Beyaz Saray'a çağrıldığı ve Kongre'nin yeni bir finansman paketini kabul etmesi için lobi yapmalarının istendiği yönündeki haberlerin ardından geldi.

Başkan Donald Trump, ABD'nin hâlâ "muazzam miktarda" silaha sahip olduğunu ısrarla belirtse de perde arkasında bu konuda gerginlikler yaşandığı bildiriliyor.

Başkanın geçen hafta Camp David'de Savunma Bakanı Pete Hegseth'le mühimmat kıtlığı konusunda görüştüğü ve sorunun zaten "çözüldüğünü" düşündüğünü iddia ettiği bildiriliyor.

dfgrthy
ABD, Ortadoğu'daki Amerikan üslerine yönelik İran drone sürülerini ve füze saldırılarını püskürtmek karşı çok sayıda mühimmat harcadı (AFP)

Trump yönetimi bu iddiayı yalanlarken başkan da bu haberleri yayan "hain" bilgi sızdırıcılara hapis cezası tehdidinde bulundu.

CBS News'a göre ABD'nin İran çatışmasında stokladığı uzun menzilli hassas füzelerin neredeyse tamamını kullandığı bildiriliyor.

CNN'in haberine göre ordu ayrıca savaş öncesi seviyelere kıyasla Patriot önleme füzelerinin yaklaşık yarısını ve Terminal Yüksek İrtifa Alan Savunma (THAAD) füze envanterinin neredeyse 5'te 4'ünü tüketti.

İran çatışması stratejik bir uyumsuzluk örneği oldu. Tahran, ABD'den çok daha küçük bir orduya sahip olmasına rağmen Ortadoğu'daki Amerikan üslerini düşük maliyetli, tek kullanımlık drone'larla bombaladı ve ABD bunları durdurmak için genellikle pahalı önleme füzeleri kullanmak zorunda kaldı.

Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi'nin temmuzda yayımladığı rapora göre ABD ordusunun savaştan önce 2 bin 330 Patriot sistemi ve 452 THAAD sistemi bulunuyordu.

Kuruluşun 27 Temmuz itibarıyla yaptığı tahminlere göre, geriye 759 ila 827 Patriot sistemi ve 234 ila 278 THAAD sistemi kaldı.

Independent Türkçe


ABD başkanlığına aday olması beklenen AOC, yumurtalarını donduruyor

Amerikan basını, onun 2028'de ABD Senatosu'na mı yoksa başkanlığa mı aday olacağını değerlendirdiğini bildiriyor (AP)
Amerikan basını, onun 2028'de ABD Senatosu'na mı yoksa başkanlığa mı aday olacağını değerlendirdiğini bildiriyor (AP)
TT

ABD başkanlığına aday olması beklenen AOC, yumurtalarını donduruyor

Amerikan basını, onun 2028'de ABD Senatosu'na mı yoksa başkanlığa mı aday olacağını değerlendirdiğini bildiriyor (AP)
Amerikan basını, onun 2028'de ABD Senatosu'na mı yoksa başkanlığa mı aday olacağını değerlendirdiğini bildiriyor (AP)

ABD Kongresi üyelerinden Alexandria Ocasio-Cortez (AOC), sosyal medyadan yaptığı paylaşımla yumurtalarını dondurmaya karar verdiğini duyurdu.

Demokrat Partili siyasetçi, bu sürecin ilk adımlarının görüntülerini de paylaştı.

36 yaşındaki politikacı, kendisine iğne yaparken görülüyor ve yumurta dondurmaya dair öğrendiği bazı bilgileri aktarıyor.

AOC; maliyetler, klinik işlemler, yumurtaların saklanması ve ABD'nin "bozuk" sağlık sisteminde doğurganlık hizmetlerinin nasıl işlediğine ilişkin soruları da yanıtlıyor. 

Bu adımı atarak siyasi risk aldığını söyleyen siyasetçi, "Hayatım üzerinde daha fazla kontrol sahibi olduğumu hissetmek istiyorum" diyor.

2019'dan beri Temsilciler Meclisi'nde New York'u temsil eden AOC, bu gönderilerden birkaç saat önce ABC News'e konuştu ve başkanlığa aday olma ihtimalini tamamen dışlamadığını söyledi:

Bu olasılığı göz ardı etmiyorum ve bana verilen büyük desteğe gerçekten çok müteşekkirim.

AOC, yumurta dondurma sürecinden de bahsederek bu sürecin normalleştirilmesi gerektiğini vurguladı:

Özellikle mevcut siyasi ortamda bu çok önemli. Bu yönetim, kürtaj hakkından sağlıklı bir hamilelik geçirme imkanına kadar, ülke genelindeki kadınların üreme sağlığı hizmetlerine erişimini engelliyor. Liderler olarak bu konuları konuşmamızın ve bu süreçleri paylaşmamızın önemli olduğunu düşünüyorum.

Bir kadının yumurtalarının vücudundan alınarak dondurulması ve daha sonra kullanılmak üzere saklanması işlemine yumurta dondurma deniyor.

Giderek daha fazla tercih edilen bu işlemle saklanan yumurtalar daha sonra döllenebiliyor. 

Döllenen yumurtalar gelişmeye devam ediyor ve embriyolar hazır olduğunda, kadının hamile kalması umuduyla rahmine transfer ediliyor.

Halihazırda ara seçim yarışına katıldığını hatırlatan AOC, "Bireysel hedeflerimize veya planlarımıza değil, ara seçimlere odaklanmaya devam etmek gibi bir sorumluluğumuz var" dedi.

Başkanın 4 yıllık görev süresinin ortasında düzenlenen ara seçimler kasım başında yapılacak. Temsilciler Meclisi'ndeki 435 sandalyenin tamamı, Senato'daki 100 sandalyeninse yaklaşık üçte biri için oy kullanılacak.

AOC, 2019'da kendisi gibi genç ilerici adaylarla birlikte ABD Kongresi'nde göreve başladığında basından aldığı yoğun ilgi sayesinde ulusal çapta bir görünürlüğe halihazırda sahip. 

O zamandan beri alım gücü, silahlı şiddet, iklim değişikliği, üreme hakları ve diğer sıcak gündemlerle ilgili sosyal medyada genç seçmenlerle etkileşime girerek etkisini artırdı.

Ocasio-Cortez genç seçmenler arasında popüler olsa da yarışa girmesi durumunda, Demokrat Parti'nin başkan adaylığı için partinin diğer deneyimli isimleriyle mücadele edecek.

Potansiyel aday havuzundaki diğer isimler arasında eski Başkan Yardımcısı Kamala Harris, Kaliforniya Valisi Gavin Newsom, Michigan Valisi Gretchen Whitmer ve eski Ulaştırma Bakanı Pete Buttigieg var.

Independent Türkçe, BBC, Washington Post


Kolombiya’da 7,4 büyüklüğünde deprem: En az 111 ölü

Depremin ardından Cali’deki hastanelerden birinden tahliye edilen hastalar. (AP)
Depremin ardından Cali’deki hastanelerden birinden tahliye edilen hastalar. (AP)
TT

Kolombiya’da 7,4 büyüklüğünde deprem: En az 111 ölü

Depremin ardından Cali’deki hastanelerden birinden tahliye edilen hastalar. (AP)
Depremin ardından Cali’deki hastanelerden birinden tahliye edilen hastalar. (AP)

Kolombiya’nın batısında pazartesi sabahı meydana gelen 7,4 büyüklüğündeki depremde en az 111 kişi hayatını kaybetti. Şiddetli sarsıntı birçok kentte binaların yıkılmasına, çok sayıda  kişinin enkaz altında mahsur kalmasına neden oldu.

Deprem, Abelardo de Espria’nın cumhurbaşkanı olarak yemin etmesinden yalnızca birkaç gün sonra meydana geldi. Böylece yeni yönetim ilk büyük kriziyle karşı karşıya kaldı. Ülkede ayrıca, komşu Venezuela’da haziran ayında meydana gelen iki yıkıcı depremin ardından yaşanan felaketin izleri henüz silinmemişti.

ABD Jeolojik Araştırmalar Kurumu (USGS), 7,4 büyüklüğündeki depremin Kolombiya’nın Pasifik kıyısındaki Chocó bölgesinde, San José del Palmar yakınlarında 107 kilometre derinlikte meydana geldiğini açıkladı. Sarsıntı ülke genelindeki büyük kentlerde hissedildi. Kurum, “Can kaybı ve ağır hasar meydana gelmesi muhtemel; afet geniş çaplı olabilir” uyarısında bulundu.

En fazla can kaybı, Kolombiya’nın kahve üretim merkezlerinden biri olan batıdaki Risaralda bölgesinde kaydedildi. Bölge Valisi Juan Diego Patiño, Caracol televizyonuna yaptığı açıklamada 42 kişinin hayatını kaybettiğini söyledi.

scdfrgth
Vatandaşlar, enkaz altında mahsur kalanların kurtarılmasına yardım ediyor. (AP)

Bölgenin başkenti Pereira’da sosyal medyada paylaşılan görüntülerde, cephesi çatlayan bir binanın yıkılmasıyla çevreyi yoğun bir toz bulutunun kapladığı, enkaz parçalarının etrafa saçıldığı ve yayaların bölgeden uzaklaşmak için caddelerde koştuğu görüldü.

Komşu Manizales’in Belediye Başkanı Jorge Eduardo Rojas, kentte üç kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı. Kolombiya’nın Pasifik kıyısındaki başlıca limanı Buenaventura’nın Belediye Başkanı Lixia del Carmen Córdoba ise bir binanın çökmesi sonucu bir kişinin öldüğünü, çok sayıda kişinin enkaz altında kaldığını bildirdi.

Cali Belediye Başkanı Alejandro Eder, kentte en az 20 binanın yıkıldığını ve enkaz altında mahsur kalanların bulunduğunu söyledi. Eder, kurtarma çalışmalarına destek vermeleri için Bogota ve Medellín’den ekip talep ettiklerini belirtti.

Eder, Blu Radio’ya yaptığı açıklamada, “Şu ana kadar yaşlı bir kadın ve küçük bir kız olmak üzere iki kişiyi kurtardık. Enkaz altında daha fazla kişi bulunuyor... En az 12 kritik nokta ve 25 yıkılmış binayla karşı karşıyayız” dedi.

Chocó Valisi Nubia Carolina Córdoba Curi, bölgenin başkenti Quibdó’da yaralanmalar ve ciddi hasar meydana geldiğini açıkladı. Córdoba, bölge sakinlerini artçı sarsıntılara karşı uyardı.

ABD Tsunami Uyarı Sistemi ise deprem sonrası tsunami uyarısı yapılmadığını bildirdi.

Başkent Bogota’da AFP muhabirleri, siren sesleri eşliğinde bazı sakinlerin pijamalarıyla sokaklara çıktığını gözlemledi. Sivil Havacılık Kurumu, deprem nedeniyle meydana gelen hasarların ardından ülkedeki altı havalimanında faaliyetlerin durdurulduğunu açıkladı.

dfergty
Kolombiya’yı sarsan şiddetli deprem. (EPA)

Depremin merkez üssü, Kolombiya’nın batısındaki Chocó bölgesinde San José del Palmar yakınları olarak belirlendi. Sarsıntı Ekvador’da da hissedilirken etkileri kuzeyde Panama’ya kadar ulaştı. Bogota’da bazı binalar tedbir amacıyla tahliye edildi.

Kolombiya Jeoloji Kurumu, depremin büyüklüğünü 7,4 olarak revize ederken derinliğini de ilk açıklanan 79 kilometre yerine 96 kilometre olarak güncelledi.

Kolombiya Ulusal Afet Risk Yönetimi Birimi, olası hasarın tespiti için yerel makamlarla koordinasyon halinde olduğunu açıkladı. Bogota Belediye Başkanı Carlos Galán ise başkentte şu ana kadar ciddi bir hasar bildirilmediğini söyledi.