​Pompeo’dan İran'ın tehditlerine karşı Varşova Konferansı’ndan çağrı

Varşova'da gerçekleştirilen Ortadoğu konferansından bir kare (AP)
Varşova'da gerçekleştirilen Ortadoğu konferansından bir kare (AP)
TT

​Pompeo’dan İran'ın tehditlerine karşı Varşova Konferansı’ndan çağrı

Varşova'da gerçekleştirilen Ortadoğu konferansından bir kare (AP)
Varşova'da gerçekleştirilen Ortadoğu konferansından bir kare (AP)

Ortadoğu'da Barış ve Güvenliğin Geleceğini Destekleme Konferansı dün sona erdi.
ABD ve Polonya, konferans sonrasında yayınlanan sonuç bildirgesinde, Ortadoğu’da istikrarın sağlanması için böyle bir konferansın gerçekleştirilmesinin gerekliliğine dikkat çekerken, ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, İran'ın tehditleri konusunda küresel bir anlaşmaya varılması için işbirliği yapılması çağrısında bulundu ve bu tehditlerin Ortadoğu ile sınırlı kalmayacağını, bilakis Avrupa’ya ve Batı’ya da yöneleceğini söyledi. Polonya Dışişleri Bakanı Jacek Czaputowicz ise yaptığı konuşmada, İran'ın Suriye'ye müdahalelerinin bölgeyi olumsuz etkilediğini söyledi.
“İran, Hizbullah ve terörizm Ortadoğu için büyük bir tehdit oluşturuyor”
Varşova Konferansı’nın krizlerin üstesinden gelinmesi için gerçekleştirildiğini dile getiren Pompeo, “İran, Hizbullah ve terörizmin yayılması Ortadoğu için büyük bir tehdit oluşturuyor. Ortadoğu'daki barış çalışmalarına devam edeceğiz. Daha fazla yaptırım ve daha fazla baskı istiyoruz. Böylece İran'daki diktatörlerin devamlılığının önüne geçebiliriz” açıklamasında bulundu. Ayrıca bölgedeki İran saldırganlığının gerçek bir tehlike olduğuna dikkat çeken Pompeo, “Konferansta İran’ı savunan hiçbir ülke yok. İran’ın bölgeyi istikrarsızlaştıran rolü konusunda hepimiz hemfikiriz” dedi. Pompeo, İran rolüne atıfta bulunmadan bölgedeki sorunlardan bahsetmenin zor olduğuna dikkat çekerek, İran’ın tehditleri konusunda küresel bir anlaşmaya varmak için işbirliğine ihtiyaç duyulduğunu ve Washington’un İran'a daha fazla yaptırım uygulama konusunda haklı olduğunu söyledi.
Öte yandan Polonya Dışişleri Bakanı Jacek Czaputowicz, Ortadoğu'daki sorunların karmaşık olduğuna ve Avrupa Birliği’nin (AB) tek başına bunların üstesinden gelmek için yeterli güce sahip olmadığına dikkat çekerek, “İran'ın olumsuz bir etkisi var. Tartışmalarımızda bunu göz ardı etmedik” dedi.
Konferansa yaklaşık 60 ülke katıldı, fakat katılımın Avrupa ayağı düşüktü. ABD yetkilileri, İran'ın eylemlerini tehdit olarak gören Arap devletleri ve İsrail gibi farklı tarafların bölgede bulunmasının önemini vurguladılar.
Pence’den Avrupa ülkelerine suçlama
Konferansın oturum aralarında açıklamalarda bulunan ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence, İran dosyasıyla ilgili olarak Amerikan ve Avrupa tarafları arasındaki farklara ışık tuttu. ABD yetkilisi, Avrupalıları, ‘İran rejimine yönelik yaptırımları, mali işlemler için bir mekanizma kurarak atlatmaya çalışmakla’ suçladı. Bu davranışların hoş olmadığına dikkat çeken Pence, bu davranışların taraflar arasındaki ilişkilerde birtakım sonuçları olabileceğini söyledi.
ABD Başkan Yardımcısı Pence, konuşmasının devamında, Trump'ın iki yıl önce başkanlık koltuğuna oturmasında sonra ilk dış ziyaretini Suudi Arabistan’a gerçekleştirdiğine ve Arap-İslam-Amerikan Zirvesi’ne katıldığına atıfta bulunarak, barışın sağlanması için konferansa katılan bütün ülkeler ile çalışmaya hazır olduklarını belirtti.
Katılımcıların bölge için daha iyi bir gelecek inşa edilmesi hakkında konuştuğunu kaydeden Pence, “Şu anda toplantılar yapılıyor. Çünkü radikal İslami terörizm gibi ortak bir sorunla karşı karşıyayız. Terörizm yalnızca Amerika'ya değil bölgedeki tüm ülkelere yönelik bir tehdit oluşturuyor. Başkan Trump yönetimi, bu radikal tehdide karşı koyma konusunda adımlar attı ve DEAŞ örgütü ile kendini gösteren bu tehdidin ortadan kaldırılması hususunda esas katkılarda bulundu. ABD, kendi vatandaşlarının güvenliğini önceliyor. Fakat Amerika’nın öncelenmesi, yalnız Amerika demek değildir. Washington, aşırılıkçılığa karşı uluslararası bir koalisyon oluşturmak için çalışıyor.”
Başbakan Netanyahu'nun geçen yılın sonunda Umman'ı ziyareti ve Papa Franciscus'un bu yıl BAE'ye yaptığı ziyaret gibi bölgedeki ‘değişim rüzgarlarına’ değinen Pence, “Bu tarihi konferans yeni bir dönemin başladığının kanıtıdır” diyerek sözlerini şöyle sürdürdü:
“DEAŞ hilafeti kısa bir süre sonra sona erecek ve Trump’ın açıklamasına göre yakın zamanda bölgedeki ABD birlikleri geri çekilecek. Bu, taktiklerdeki bir değişikliktir, görevde değil. Toprakları DEAŞ’ın elinden geri almamız yeterli değil. Ortaklarımızla çalışmaya hazırız. DEAŞ katıntıları her nerede olursa olsun takip edeceğiz.”
ABD'nin Suriye'deki yeni bir kimyasal saldırıya yanıt verme konusundaki kararlılığını dile getiren Pence, ülkesinin İngiltere ve Fransa ile birlikte, Devlet Başkanı Beşşar Esed rejiminin gerçekleştirdiği kimyasal bir saldırıya yanıt verdiğini hatırlatarak, rejim tarafından gerçekleştirilecek benzer bir saldırıya aynı şekilde yanıt vermeye hazır olduklarını söyledi.
“Tahran rejimi terörizmi desteklemeye devam ediyor”
Sonra, İran rejiminin bölgenin geleceği ve Ortadoğu’daki barış ve istikrar için en büyük tehdit olduğunu dile getirerek İran hakkında konuşmaya başlayan Pence, “Tahran rejimi terörizmi desteklemeye devam ediyor, Suriye ve Yemen'e müdahale ediyor, Hizbullah'ı destekliyor ve Amerikalı rehineleri elinde tutuyor” dedi. İran’ı Ortadoğu’daki etkisini genişletmek için Irak ve Suriye’de birer koridor açmakla itham eden Pence, savaşçıları ile Esed rejiminin düşmesini engellemeye çalıştığını ve Lübnan Hizbullahı’na roketler gönderdiğini söyledi.
Pence, 1979 yılında Şah’ın devrilmesinin ardından geçen 40 yıl boyunca başarısızlık ve terörün İran’da hüküm sürdüğünü dile getirerek, yapılan nükleer anlaşmanın İran’ı caydırmadığını, bilakis bölgedeki müdahalelerini daha da arttırdığını söyledi. Başkan Trump’ın nükleer anlaşmadan çekildiğini, İran rejimine yaptırımlar uyguladığını ve İran'ın eylemlerine itiraz eden diğer ülkelerin de bu yaptırımları desteklediğini dile getiren Pence, “Maalesef, en yakın Avrupalı arkadaşlarımızdan bazıları bu yaptırımları ihlal etti ve onları atlatmaya çalıştı. Fransa, İngiltere ve Almanya kurdukları finansal işlemler mekanizması ile bu yaptırımların üstesinden gelmeye çalıştılar. Bu hamle, ABD ile Avrupa’nın aralarının açılmasına sebep olacaktır” dedi.
“Avrupalıların bizlerin ve İran halkının yanında olma zamanı geldi”
İran'ın teknik olarak uygulayıp uygulamamasının değil, nükleer anlaşmanın kendisinin bir sorun olduğunu dile getiren Pence, “Avrupalıların bizlerin ve İran halkının yanında olma zamanı geldi. Artık anlaşmadan çekilmeliler. Bu fırsatı görmezden gelemeyiz” dedi.
Ortadoğu’daki barış süreci hakkında konuşan Pence, “Başkan Trump, üç İbrahimî din olan Yahudilik, Hristiyanlık ve İslam'ın tabilerinin barış içinde birlikte yaşamalarını istiyor” ifadesini kullandı.
Öte yandan Varşova Konferansı’na katılan Suudi Arabistan’ın Washington Büyükelçisi Prens Halid bin Selman, önceki gün Twitter hesabı üzerinden yapmış olduğu paylaşımlarda, “Molla rejimi 40 yıl önce iktidarı ele geçirdi. İran halkının yaşam standartları bu süre içerisinde ciddi bir düşüne tanık oldu. Bu rejim, bölgedeki terörizm, radikalizm, mezhepçilik ve istikrarsızlığı desteklemek için halkının parasını israf etmeye devam ediyor. Dost İran halkı, bölgede bölücülük ve terör fitnelerini yaymak için servetini ve parasını israf etmek yerine halkına özen gösteren bir yönetimi hak ediyor. İran rejimi halen Arapları dize getirmeye çalışmak gibi asla gerçekleşmeyecek bir yanılsama içinde. Ayrımcı söylemleri kendisini açığa çıkarıyor, Bu rejimin boş hayalleri 40 yıl sonra artık kimseyi kandıramıyor” açıklamasında bulundu.
İran rejiminin yayılımcı hayallerine hâlâ bağlı olduğuna dikkat çeken Prens Halid bin Selman, “İran rejiminin lideri, devrimlerinin 40’ıncı yıl dönümü konuşmasında Basra Körfezi'ndeki Arap topraklarının kendi topraklarının bir parçası olduğunu iddia ederek, bu bölgeyi güney İran olarak adlandırdı. Böylece yayılımcı niyetlerini ortaya koydu” ifadelerini kulandı.
Konferansın açılışı
Polonya Dışişleri Bakanı Jacek Czaputowicz, sabah saatlerinde kullandığı şu ifadeler ile konferansın açılışını yaptı;

“Bölgedeki barış ve güvenlik sorununa yeni bir ivme kazandırmanın zamanı geldi. Mülteci krizleri, ekonomik krizler ve bazı durumlarda devlet kurulması gibi krizlerin bölgede olumsuz etkiler oldu. Ortadoğu’nun istikrarını güvence altına almak, devam eden krizlere son vermek, kültürlerarası birliği teşvik etmek ve kapsayıcı toplumlar inşa etmek gibi durumlar, büyük zorluklar ile karşı karşıya. Uluslararası toplumun istikrarı ve sürdürülebilir barışı korumak için bu çabaları aktif olarak desteklemesi önemlidir.”
Czaputowicz açılış konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Ortadoğu'daki çatışmaların birçok kaynağı var. Bunlardan bazıları, bazı liderlerin her ne pahasına olursa olsun gücü ellerinde tutmak istemesi, dini köktencilik ve hoşgörüsüzlüktür. Ayrıca güç dengesizlikleri, coğrafi ayrılıklar veya dış kuvvetlerin müdahalesi de çatışmaya sebep olan unsurlar arasında yer alabilir. ABD ve AB’nin İran’ın bölgede oynayacağı rol konusunda paylaştıkları bir inançları var. Ancak İran'ın nükleer programının olası sonuçları ve bu ülkenin bölgede oynadığı istikrarsızlaştırıcı rolü konusunda endişeliyiz. İran'ın tahammül edilemez davranışlarını şiddetle kınıyoruz. Aramızda araçlar bakımından farklılıklar olabilir. AB, İran'ın nükleer programının barışçıl doğasını korumanın, bir ortak eylem planını gerektirdiğine inanıyor. ABD bu anlaşmadan çekildi ve İran’a yaptırımlar uyguladı. Bugün Ortadoğu’nun karşılaştığı zorlukları hatırlatan bölge temsilcilerini dinleme fırsatına sahibiz.”
Konferans dahilinde gerçekleştirilecek görüşmelerde herhangi bir ülkenin veya konunun görüşmelerin seyrine hakim olmayacağını dile getiren ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ise şunları söyledi:
“Konferans, Yemen Dışişleri Bakanı Halid el-Yemani’nin başkanlığını yapacağı Yemen hakkında bir tartışma ile başlayacak. Daha sonra Suriye'deki idarenin sonraki adımlarını ve değişmeyen stratejik hedeflerimize ulaşmak için çabalarımızı sürdürme taahhüdümü gözden geçireceğiz. Sonrasında Başkanı Trump'ın danışmanı Jared Kushner, ABD yönetiminin İsrail ile Filistinliler arasında kapsamlı ve sürdürülebilir bir barışı sağlama çabalarını tartışacak. Tüm bu konular hakkında soru sorma ve yorum yapma fırsatı da olacak. Sonrasında ise ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence, Polonya Başbakanı ve 7 Dışişleri Bakanı ilgili konular hakkındaki değerlendirmelerini bizimle paylaşacak. Daha sonra bir grup devletle, mültecilerin ve insani zorlukların ele alındığı bir öğle yemeği tertip edilecek. Bunun ardından füze geliştirme ve bunları yayma, siber tehditlerle mücadele, terörizm ve yasadışı fon sağlamak ile mücadele konulu bir dizi çalışma oturumu düzenlenecek.”
Pompeo sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bugün çok önemli görüşmelerde bulunacağız, ancak konferans sona ermeyecek. Çalışmamız gerekiyor. Suriye ve Yemen, silahların yayılması, barış süreci, terörizm, İran, siber güvenlik ve insani krizler gibi meseleler tek başına üstesinden gelinecek sorunlar değil. Güvenliği sağlamak için birlikte çalışmalıyız. Hiçbir ülke bunun dışında kalamaz. ABD, Ortadoğu’daki güvenlik sorunlarına yönelik çabalara liderlik etmeye devam edecek. Bölge için iyi bir güç olmaya devam edeceğiz. Bugün gerçekleştirilen konferans bunun kanıtıdır.”
Pompeo, sabah saatlerinde, konferansı ‘istisnai’ olarak nitelendiren Netanyahu ile ortak bir basın toplantısı düzenledi.
İsrail Başbakanı Netanyahu konferans ile ilgili "tarihsel bir dönüm noktası" değerlendirmesinde bulunduktan sonra şunları söyledi:
“Burada 60 ülkeden dışişleri bakanı ve hükümet temsilcisi, İsrail başbakanı ve önde gelen Arap ülkelerinin dışişleri bakanları karşılıklı oturup bugüne kadar görülmemiş bir güç ve açıklıkla İran rejiminin yarattığı ortak tehditle nasıl baş edilmesi gerektiğini konuştu. İlk kez birlikte geleceğimizi tehdit eden şeyin ne olduğunu ve onu güvence altına almak için neler yapmamız gerektiğini tartışma fırsatı bulduk. Bu diyaloğu gelecekte yalnızca güvenlik konusunda değil, Ortadoğu halklarının yaşamını etkileyecek her alanda sürdürmeliyiz”
“İran’la yüzleşmeden Ortadoğu’da barış ve istikrar sağlayamayız” diyen Pompeo ise İran’ın eylemleri de dahil olmak üzere istikrarsızlaştırıcı eylemleri ele almaya yönelik ortak çabalara duyulan ihtiyaçtan söz ederek sözlerini şöyle sürdürdü:
“Basitçe ifade etmek gerekirse, İran ile yüzleşmeden bunları gerçekleştirmek söz konusu olamaz. Lübnan’da Yemen’de Suriye’de Irak’ta yıkıcı etkilerde bulunuyorlar. Buralarda Hamas, Hizbullah ve Husiler gibi gerçek tehditler var. İran’a karşı harekete geçmeden Ortadoğu’da barış sağlayamayız.”



İran ile ABD arasındaki gerginliğin artması uzlaşma fırsatlarını azaltıyor

ABD Donanması’na ait uçaklar, Ortadoğu’daki güvenlik operasyonlarını desteklemek üzere Umman Denizi’nde seyreden USS George H.W. Bush uçak gemisinin güvertesinden havalanıyor (CENTCOM)
ABD Donanması’na ait uçaklar, Ortadoğu’daki güvenlik operasyonlarını desteklemek üzere Umman Denizi’nde seyreden USS George H.W. Bush uçak gemisinin güvertesinden havalanıyor (CENTCOM)
TT

İran ile ABD arasındaki gerginliğin artması uzlaşma fırsatlarını azaltıyor

ABD Donanması’na ait uçaklar, Ortadoğu’daki güvenlik operasyonlarını desteklemek üzere Umman Denizi’nde seyreden USS George H.W. Bush uçak gemisinin güvertesinden havalanıyor (CENTCOM)
ABD Donanması’na ait uçaklar, Ortadoğu’daki güvenlik operasyonlarını desteklemek üzere Umman Denizi’nde seyreden USS George H.W. Bush uçak gemisinin güvertesinden havalanıyor (CENTCOM)

İran ile ABD arasındaki mutabakatın uzatılma ihtimali, bugün sona erecek 60 günlük sürenin tarafların yeniden müzakere masasına dönmemesi nedeniyle giderek azalıyor. Gerilimin arttığı süreçte ABD’nin ablukası sürerken, Tahran savaşın sona erdirilmesi ve Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması için kendi şartlarını ortaya koyuyor.

İran Genelkurmay Başkanı Tümgeneral Emir Hatemi, Hürmüz Boğazı konusunda söylemini sertleştirerek, boğazın bir “jeopolitik güç” olduğunu ve eski durumuna dönmeyeceğini söyledi. Hatemi, Hürmüz’ü “bütün güçleriyle” koruyacaklarını taahhüt etti.

Hatemi ayrıca bir ABD askerini öldüren veya esir alan kişiye 5 milyar tümen (30 bin dolar) ödül verileceğini açıkladı. Ödülün, kadınlar tarafından gerçekleştirilen eylemlerde iki katına çıkarılacağı ifade etti.

İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ise İran’ın “askeri ve siyasi zafer” elde ettiğini savundu. Kalibaf, mutabakatı “gurur ve zafer belgesi” olarak nitelendirirken, Washington ve İsrail’in açıkladıkları hedeflere ulaşamadığını öne sürdü.

Pakistan ve Katar iki taraf arasında mesaj trafiğini sürdürürken, Tahran Hürmüz Boğazı’ndaki seyrüsefer haritası konusunda Umman ile yürütülen teknik görüşmelerde ilerleme sağlandığını açıkladı. ABD’li yetkililer ise müzakerelerin hâlâ çıkmazda olduğunu ve ateşkesin yakın zamanda uzatılacağına ilişkin herhangi bir işaret bulunmadığını belirtiyor.

Trump yönetiminin hedefleri arasında İran’ın nükleer silah edinmesini engellemek ve müttefik gruplara verdiği desteği sona erdirmek yer alırken, ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, petrol ve doğal gaz akışlarının istikrarını sağlamak ve enerji fiyatlarını düşürmeyi öncelikler arasına aldı.

Taraflardan hiçbiri, haziran ayında varılan mutabakatın uygulanmasına yeniden dönülmesi veya sürenin uzatılması konusunda herhangi bir açıklamada bulunmadı.


Trump, Pentagon’a Güney Kore ile yapılan askeri tatbikatları azaltması talimatını verdi

ABD Başkanı Donald Trump, Savunma Bakanı Pete Hegseth'in konuşmasını dinliyor (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump, Savunma Bakanı Pete Hegseth'in konuşmasını dinliyor (Reuters)
TT

Trump, Pentagon’a Güney Kore ile yapılan askeri tatbikatları azaltması talimatını verdi

ABD Başkanı Donald Trump, Savunma Bakanı Pete Hegseth'in konuşmasını dinliyor (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump, Savunma Bakanı Pete Hegseth'in konuşmasını dinliyor (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Savunma Bakanı Pete Hegseth’e Güney Kore ile yapılacak ortak askeri tatbikatların kapsamının küçültülmesi talimatını verdiğini açıkladı.

Trump ayrıca Seul yönetiminin İran’a karşı yürütülen girişimlere katılmayı reddetmesine de değindi. Yıllık tatbikatların başlamasına saatler kala dün Truth Social hesabından paylaşım yapan Trump, tatbikatların tamamen iptal edilmesi için artık geç olduğunu belirterek, ABD’nin daha önce tatbikatlara katılmayı kabul etmiş olmasından “memnun olmadığını” belirtti. Trump ayrıca Kuzey Kore lideri Kim Jong-un ile “çok iyi bir ilişkisi” olduğunu vurguladı.

Trump paylaşımında, “Bu tatbikatlar yalnızca maliyetli olmakla kalmıyor... aynı zamanda Donald J. Trump’ın başkanlığı boyunca saygı gösterilen ve tehdit oluşturmayan bir ülkeye uygunsuz ve tamamen düşmanca bir mesaj gönderiyor” ifadelerini kullandı.

Öte yandan Güney Kore Savunma Bakanlığı bugün, ABD ile ortak askeri tatbikatların başladığını ve “planlandığı şekilde gerçekleştirileceğini” açıkladı. Bakanlık sözcüsü, Trump’ın paylaşımına ilişkin bir soru üzerine yaptığı kısa açıklamada, “Daha önce duyurulduğu üzere planlandığı şekilde devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Yıllık Ulchi Özgürlük Kalkanı (Ulchi Freedom Shield) tatbikatlarının 17-27 Ağustos tarihleri arasında düzenlenmesi ve yaklaşık 18 bin Güney Kore askerinin katılması planlanıyor. Yetkililer, günler önce yaptıkları açıklamalarda, Kuzey Kore’nin gelişen askeri kapasitesine uyum sağlamak amacıyla tatbikatlarda insansız hava araçlarına (İHA) karşı operasyonlar, GPS sinyallerinin engellenmesi ve siber saldırılara karşı koyma senaryolarının yer almasının beklendiğini bildirmişti.

Trump, Güney Kore’nin ABD-İsrail ile İran arasındaki çatışmaya yönelik tutumuna da değindi.

Trump, “Konuyla bir ölçüde ilgisiz olsa da kısa süre önce Güney Kore Devlet Başkanı’na İran’ın nükleer silahsızlandırılması konusunda bize katılmak isteyip istemediklerini sordum. Bana, ‘Hayır, teşekkürler!’ diye yanıt verdiler” ifadelerini kullandı.

Beyaz Saray, Trump’ın ortak askeri tatbikatların azaltılması yönündeki talebi hakkında Reuters’ın bilgi talebine henüz yanıt vermedi. ABD Savunma Bakanlığı da konuyla ilgili açıklama yapmadı.

Pyongyang, ABD-Güney Kore ortak askeri tatbikatlarını düzenli bir şekilde “işgal hazırlığı” olarak nitelendirerek kınıyor.

Kuzey Kore, geçen çarşamba günü doğu kıyılarından Japon Denizi yönüne bir balistik füze fırlattı. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre Güney Kore ve Japonya orduları tarafından duyurulan füze denemesi, Kuzey Kore’nin 6 Ağustos’ta benzer bir kısa menzilli balistik füze fırlatmasından altı gün sonra gerçekleşti.

ABD’li askeri yetkililer, Rusya’nın Ukrayna’yı işgali sırasında Rus güçlerinin yanında savaşan Kuzey Kore birliklerinin bu çatışmadan deneyim kazandığını belirtiyor. Yetkililer, bu deneyim kapsamında insansız sistemlerin giderek daha fazla kullanılması, elektronik harp ve siber operasyonların da bulunduğunu ifade ediyor.

Ukrayna ise geçen hafta, Rusya’nın Zaporijya’daki bir çelik fabrikasına düzenlediği ve 7 işçinin hayatını kaybetmesine, fabrikanın üretimi durdurmasına yol açan balistik füze saldırısında Kuzey Kore yapımı füzelerin kullanıldığını açıkladı.


60 günlük süre doluyor... Trump acele etmezken, İran gerginliği artırmakla tehdit ediyor

60 günlük süre doluyor... Trump acele etmezken, İran gerginliği artırmakla tehdit ediyor
TT

60 günlük süre doluyor... Trump acele etmezken, İran gerginliği artırmakla tehdit ediyor

60 günlük süre doluyor... Trump acele etmezken, İran gerginliği artırmakla tehdit ediyor

ABD-İran mutabakat zaptında öngörülen 60 günlük sürenin bugün sona ermesiyle birlikte, ABD Başkanı Donald Trump İran’ın nükleer silaha sahip olmasına izin verilemeyeceğini bir kez daha vurgularken, İran ise diplomatik girişimlerin başarısız olması halinde gerilimi artırma tehdidinde bulundu.

Trump, Truth Social hesabından yaptığı paylaşımda, “Temel hedef, her zaman olduğu gibi İran’ın hiçbir şekilde nükleer silaha sahip olmamasıdır” ifadesini kullandı.

Trump, Fox News’e verdiği röportajda ise savaşın sona ermesi için bir takvim belirlemediğini belirterek, “Bir takvimim yok. Acelem yok” dedi.

Buna karşılık, üst düzey bir İranlı yetkili Reuters’a yaptığı açıklamada, ABD ile yürütülen diplomatik çabaların başarısız olması halinde Tahran’ın Hürmüz Boğazı’nda ve bölgenin genelinde gerilimi artıracağını söyledi. Yetkili, İran politikasında savunma yerine saldırıya dayalı bir yaklaşıma geçiş yaşandığına işaret etti.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi ise bugün yaptığı açıklamada, mutabakat zaptında 60 günlük bir süre öngörülmediğini belirterek, “İran, politikalarını baskı, tehdit ve süre kısıtlamaları altında şekillendiren bir taraf değildir” dedi.

Bekayi, Pakistan’ın arabuluculuk çabaları sürerken müzakere sürecinin aksamasından ABD’yi sorumlu tuttu. Bekayi ayrıca, Umman’la görüşmelerin devam ettiğini belirterek, “Umman’la görüşmelerin uzamasının nedeni konunun karmaşıklığı, sürece dahil olan tarafların çokluğu ve bazı ülkelerin süreci baltalama çabalarıdır” ifadesini kullandı.