​Pompeo’dan İran'ın tehditlerine karşı Varşova Konferansı’ndan çağrı

Varşova'da gerçekleştirilen Ortadoğu konferansından bir kare (AP)
Varşova'da gerçekleştirilen Ortadoğu konferansından bir kare (AP)
TT

​Pompeo’dan İran'ın tehditlerine karşı Varşova Konferansı’ndan çağrı

Varşova'da gerçekleştirilen Ortadoğu konferansından bir kare (AP)
Varşova'da gerçekleştirilen Ortadoğu konferansından bir kare (AP)

Ortadoğu'da Barış ve Güvenliğin Geleceğini Destekleme Konferansı dün sona erdi.
ABD ve Polonya, konferans sonrasında yayınlanan sonuç bildirgesinde, Ortadoğu’da istikrarın sağlanması için böyle bir konferansın gerçekleştirilmesinin gerekliliğine dikkat çekerken, ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, İran'ın tehditleri konusunda küresel bir anlaşmaya varılması için işbirliği yapılması çağrısında bulundu ve bu tehditlerin Ortadoğu ile sınırlı kalmayacağını, bilakis Avrupa’ya ve Batı’ya da yöneleceğini söyledi. Polonya Dışişleri Bakanı Jacek Czaputowicz ise yaptığı konuşmada, İran'ın Suriye'ye müdahalelerinin bölgeyi olumsuz etkilediğini söyledi.
“İran, Hizbullah ve terörizm Ortadoğu için büyük bir tehdit oluşturuyor”
Varşova Konferansı’nın krizlerin üstesinden gelinmesi için gerçekleştirildiğini dile getiren Pompeo, “İran, Hizbullah ve terörizmin yayılması Ortadoğu için büyük bir tehdit oluşturuyor. Ortadoğu'daki barış çalışmalarına devam edeceğiz. Daha fazla yaptırım ve daha fazla baskı istiyoruz. Böylece İran'daki diktatörlerin devamlılığının önüne geçebiliriz” açıklamasında bulundu. Ayrıca bölgedeki İran saldırganlığının gerçek bir tehlike olduğuna dikkat çeken Pompeo, “Konferansta İran’ı savunan hiçbir ülke yok. İran’ın bölgeyi istikrarsızlaştıran rolü konusunda hepimiz hemfikiriz” dedi. Pompeo, İran rolüne atıfta bulunmadan bölgedeki sorunlardan bahsetmenin zor olduğuna dikkat çekerek, İran’ın tehditleri konusunda küresel bir anlaşmaya varmak için işbirliğine ihtiyaç duyulduğunu ve Washington’un İran'a daha fazla yaptırım uygulama konusunda haklı olduğunu söyledi.
Öte yandan Polonya Dışişleri Bakanı Jacek Czaputowicz, Ortadoğu'daki sorunların karmaşık olduğuna ve Avrupa Birliği’nin (AB) tek başına bunların üstesinden gelmek için yeterli güce sahip olmadığına dikkat çekerek, “İran'ın olumsuz bir etkisi var. Tartışmalarımızda bunu göz ardı etmedik” dedi.
Konferansa yaklaşık 60 ülke katıldı, fakat katılımın Avrupa ayağı düşüktü. ABD yetkilileri, İran'ın eylemlerini tehdit olarak gören Arap devletleri ve İsrail gibi farklı tarafların bölgede bulunmasının önemini vurguladılar.
Pence’den Avrupa ülkelerine suçlama
Konferansın oturum aralarında açıklamalarda bulunan ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence, İran dosyasıyla ilgili olarak Amerikan ve Avrupa tarafları arasındaki farklara ışık tuttu. ABD yetkilisi, Avrupalıları, ‘İran rejimine yönelik yaptırımları, mali işlemler için bir mekanizma kurarak atlatmaya çalışmakla’ suçladı. Bu davranışların hoş olmadığına dikkat çeken Pence, bu davranışların taraflar arasındaki ilişkilerde birtakım sonuçları olabileceğini söyledi.
ABD Başkan Yardımcısı Pence, konuşmasının devamında, Trump'ın iki yıl önce başkanlık koltuğuna oturmasında sonra ilk dış ziyaretini Suudi Arabistan’a gerçekleştirdiğine ve Arap-İslam-Amerikan Zirvesi’ne katıldığına atıfta bulunarak, barışın sağlanması için konferansa katılan bütün ülkeler ile çalışmaya hazır olduklarını belirtti.
Katılımcıların bölge için daha iyi bir gelecek inşa edilmesi hakkında konuştuğunu kaydeden Pence, “Şu anda toplantılar yapılıyor. Çünkü radikal İslami terörizm gibi ortak bir sorunla karşı karşıyayız. Terörizm yalnızca Amerika'ya değil bölgedeki tüm ülkelere yönelik bir tehdit oluşturuyor. Başkan Trump yönetimi, bu radikal tehdide karşı koyma konusunda adımlar attı ve DEAŞ örgütü ile kendini gösteren bu tehdidin ortadan kaldırılması hususunda esas katkılarda bulundu. ABD, kendi vatandaşlarının güvenliğini önceliyor. Fakat Amerika’nın öncelenmesi, yalnız Amerika demek değildir. Washington, aşırılıkçılığa karşı uluslararası bir koalisyon oluşturmak için çalışıyor.”
Başbakan Netanyahu'nun geçen yılın sonunda Umman'ı ziyareti ve Papa Franciscus'un bu yıl BAE'ye yaptığı ziyaret gibi bölgedeki ‘değişim rüzgarlarına’ değinen Pence, “Bu tarihi konferans yeni bir dönemin başladığının kanıtıdır” diyerek sözlerini şöyle sürdürdü:
“DEAŞ hilafeti kısa bir süre sonra sona erecek ve Trump’ın açıklamasına göre yakın zamanda bölgedeki ABD birlikleri geri çekilecek. Bu, taktiklerdeki bir değişikliktir, görevde değil. Toprakları DEAŞ’ın elinden geri almamız yeterli değil. Ortaklarımızla çalışmaya hazırız. DEAŞ katıntıları her nerede olursa olsun takip edeceğiz.”
ABD'nin Suriye'deki yeni bir kimyasal saldırıya yanıt verme konusundaki kararlılığını dile getiren Pence, ülkesinin İngiltere ve Fransa ile birlikte, Devlet Başkanı Beşşar Esed rejiminin gerçekleştirdiği kimyasal bir saldırıya yanıt verdiğini hatırlatarak, rejim tarafından gerçekleştirilecek benzer bir saldırıya aynı şekilde yanıt vermeye hazır olduklarını söyledi.
“Tahran rejimi terörizmi desteklemeye devam ediyor”
Sonra, İran rejiminin bölgenin geleceği ve Ortadoğu’daki barış ve istikrar için en büyük tehdit olduğunu dile getirerek İran hakkında konuşmaya başlayan Pence, “Tahran rejimi terörizmi desteklemeye devam ediyor, Suriye ve Yemen'e müdahale ediyor, Hizbullah'ı destekliyor ve Amerikalı rehineleri elinde tutuyor” dedi. İran’ı Ortadoğu’daki etkisini genişletmek için Irak ve Suriye’de birer koridor açmakla itham eden Pence, savaşçıları ile Esed rejiminin düşmesini engellemeye çalıştığını ve Lübnan Hizbullahı’na roketler gönderdiğini söyledi.
Pence, 1979 yılında Şah’ın devrilmesinin ardından geçen 40 yıl boyunca başarısızlık ve terörün İran’da hüküm sürdüğünü dile getirerek, yapılan nükleer anlaşmanın İran’ı caydırmadığını, bilakis bölgedeki müdahalelerini daha da arttırdığını söyledi. Başkan Trump’ın nükleer anlaşmadan çekildiğini, İran rejimine yaptırımlar uyguladığını ve İran'ın eylemlerine itiraz eden diğer ülkelerin de bu yaptırımları desteklediğini dile getiren Pence, “Maalesef, en yakın Avrupalı arkadaşlarımızdan bazıları bu yaptırımları ihlal etti ve onları atlatmaya çalıştı. Fransa, İngiltere ve Almanya kurdukları finansal işlemler mekanizması ile bu yaptırımların üstesinden gelmeye çalıştılar. Bu hamle, ABD ile Avrupa’nın aralarının açılmasına sebep olacaktır” dedi.
“Avrupalıların bizlerin ve İran halkının yanında olma zamanı geldi”
İran'ın teknik olarak uygulayıp uygulamamasının değil, nükleer anlaşmanın kendisinin bir sorun olduğunu dile getiren Pence, “Avrupalıların bizlerin ve İran halkının yanında olma zamanı geldi. Artık anlaşmadan çekilmeliler. Bu fırsatı görmezden gelemeyiz” dedi.
Ortadoğu’daki barış süreci hakkında konuşan Pence, “Başkan Trump, üç İbrahimî din olan Yahudilik, Hristiyanlık ve İslam'ın tabilerinin barış içinde birlikte yaşamalarını istiyor” ifadesini kullandı.
Öte yandan Varşova Konferansı’na katılan Suudi Arabistan’ın Washington Büyükelçisi Prens Halid bin Selman, önceki gün Twitter hesabı üzerinden yapmış olduğu paylaşımlarda, “Molla rejimi 40 yıl önce iktidarı ele geçirdi. İran halkının yaşam standartları bu süre içerisinde ciddi bir düşüne tanık oldu. Bu rejim, bölgedeki terörizm, radikalizm, mezhepçilik ve istikrarsızlığı desteklemek için halkının parasını israf etmeye devam ediyor. Dost İran halkı, bölgede bölücülük ve terör fitnelerini yaymak için servetini ve parasını israf etmek yerine halkına özen gösteren bir yönetimi hak ediyor. İran rejimi halen Arapları dize getirmeye çalışmak gibi asla gerçekleşmeyecek bir yanılsama içinde. Ayrımcı söylemleri kendisini açığa çıkarıyor, Bu rejimin boş hayalleri 40 yıl sonra artık kimseyi kandıramıyor” açıklamasında bulundu.
İran rejiminin yayılımcı hayallerine hâlâ bağlı olduğuna dikkat çeken Prens Halid bin Selman, “İran rejiminin lideri, devrimlerinin 40’ıncı yıl dönümü konuşmasında Basra Körfezi'ndeki Arap topraklarının kendi topraklarının bir parçası olduğunu iddia ederek, bu bölgeyi güney İran olarak adlandırdı. Böylece yayılımcı niyetlerini ortaya koydu” ifadelerini kulandı.
Konferansın açılışı
Polonya Dışişleri Bakanı Jacek Czaputowicz, sabah saatlerinde kullandığı şu ifadeler ile konferansın açılışını yaptı;

“Bölgedeki barış ve güvenlik sorununa yeni bir ivme kazandırmanın zamanı geldi. Mülteci krizleri, ekonomik krizler ve bazı durumlarda devlet kurulması gibi krizlerin bölgede olumsuz etkiler oldu. Ortadoğu’nun istikrarını güvence altına almak, devam eden krizlere son vermek, kültürlerarası birliği teşvik etmek ve kapsayıcı toplumlar inşa etmek gibi durumlar, büyük zorluklar ile karşı karşıya. Uluslararası toplumun istikrarı ve sürdürülebilir barışı korumak için bu çabaları aktif olarak desteklemesi önemlidir.”
Czaputowicz açılış konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Ortadoğu'daki çatışmaların birçok kaynağı var. Bunlardan bazıları, bazı liderlerin her ne pahasına olursa olsun gücü ellerinde tutmak istemesi, dini köktencilik ve hoşgörüsüzlüktür. Ayrıca güç dengesizlikleri, coğrafi ayrılıklar veya dış kuvvetlerin müdahalesi de çatışmaya sebep olan unsurlar arasında yer alabilir. ABD ve AB’nin İran’ın bölgede oynayacağı rol konusunda paylaştıkları bir inançları var. Ancak İran'ın nükleer programının olası sonuçları ve bu ülkenin bölgede oynadığı istikrarsızlaştırıcı rolü konusunda endişeliyiz. İran'ın tahammül edilemez davranışlarını şiddetle kınıyoruz. Aramızda araçlar bakımından farklılıklar olabilir. AB, İran'ın nükleer programının barışçıl doğasını korumanın, bir ortak eylem planını gerektirdiğine inanıyor. ABD bu anlaşmadan çekildi ve İran’a yaptırımlar uyguladı. Bugün Ortadoğu’nun karşılaştığı zorlukları hatırlatan bölge temsilcilerini dinleme fırsatına sahibiz.”
Konferans dahilinde gerçekleştirilecek görüşmelerde herhangi bir ülkenin veya konunun görüşmelerin seyrine hakim olmayacağını dile getiren ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ise şunları söyledi:
“Konferans, Yemen Dışişleri Bakanı Halid el-Yemani’nin başkanlığını yapacağı Yemen hakkında bir tartışma ile başlayacak. Daha sonra Suriye'deki idarenin sonraki adımlarını ve değişmeyen stratejik hedeflerimize ulaşmak için çabalarımızı sürdürme taahhüdümü gözden geçireceğiz. Sonrasında Başkanı Trump'ın danışmanı Jared Kushner, ABD yönetiminin İsrail ile Filistinliler arasında kapsamlı ve sürdürülebilir bir barışı sağlama çabalarını tartışacak. Tüm bu konular hakkında soru sorma ve yorum yapma fırsatı da olacak. Sonrasında ise ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence, Polonya Başbakanı ve 7 Dışişleri Bakanı ilgili konular hakkındaki değerlendirmelerini bizimle paylaşacak. Daha sonra bir grup devletle, mültecilerin ve insani zorlukların ele alındığı bir öğle yemeği tertip edilecek. Bunun ardından füze geliştirme ve bunları yayma, siber tehditlerle mücadele, terörizm ve yasadışı fon sağlamak ile mücadele konulu bir dizi çalışma oturumu düzenlenecek.”
Pompeo sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bugün çok önemli görüşmelerde bulunacağız, ancak konferans sona ermeyecek. Çalışmamız gerekiyor. Suriye ve Yemen, silahların yayılması, barış süreci, terörizm, İran, siber güvenlik ve insani krizler gibi meseleler tek başına üstesinden gelinecek sorunlar değil. Güvenliği sağlamak için birlikte çalışmalıyız. Hiçbir ülke bunun dışında kalamaz. ABD, Ortadoğu’daki güvenlik sorunlarına yönelik çabalara liderlik etmeye devam edecek. Bölge için iyi bir güç olmaya devam edeceğiz. Bugün gerçekleştirilen konferans bunun kanıtıdır.”
Pompeo, sabah saatlerinde, konferansı ‘istisnai’ olarak nitelendiren Netanyahu ile ortak bir basın toplantısı düzenledi.
İsrail Başbakanı Netanyahu konferans ile ilgili "tarihsel bir dönüm noktası" değerlendirmesinde bulunduktan sonra şunları söyledi:
“Burada 60 ülkeden dışişleri bakanı ve hükümet temsilcisi, İsrail başbakanı ve önde gelen Arap ülkelerinin dışişleri bakanları karşılıklı oturup bugüne kadar görülmemiş bir güç ve açıklıkla İran rejiminin yarattığı ortak tehditle nasıl baş edilmesi gerektiğini konuştu. İlk kez birlikte geleceğimizi tehdit eden şeyin ne olduğunu ve onu güvence altına almak için neler yapmamız gerektiğini tartışma fırsatı bulduk. Bu diyaloğu gelecekte yalnızca güvenlik konusunda değil, Ortadoğu halklarının yaşamını etkileyecek her alanda sürdürmeliyiz”
“İran’la yüzleşmeden Ortadoğu’da barış ve istikrar sağlayamayız” diyen Pompeo ise İran’ın eylemleri de dahil olmak üzere istikrarsızlaştırıcı eylemleri ele almaya yönelik ortak çabalara duyulan ihtiyaçtan söz ederek sözlerini şöyle sürdürdü:
“Basitçe ifade etmek gerekirse, İran ile yüzleşmeden bunları gerçekleştirmek söz konusu olamaz. Lübnan’da Yemen’de Suriye’de Irak’ta yıkıcı etkilerde bulunuyorlar. Buralarda Hamas, Hizbullah ve Husiler gibi gerçek tehditler var. İran’a karşı harekete geçmeden Ortadoğu’da barış sağlayamayız.”



ABD-İran hattında yeni gerilim: Trump karşılık verecek

ABD-İran hattında yeni gerilim: Trump karşılık verecek
TT

ABD-İran hattında yeni gerilim: Trump karşılık verecek

ABD-İran hattında yeni gerilim: Trump karşılık verecek

Fox News, ABD Başkanı Donald Trump’ın bugün yaptığı açıklamada, İran’ın gece saatlerinde Ürdün’deki iki ABD hava üssüne füze saldırısı düzenlemesinin ardından Tahran’a güçlü bir saldırı düzenlemekle tehdit ettiğini bildirdi. İran’ın saldırısının, ABD’nin İran’a ait Lark Adası’na yönelik saldırısına misilleme olarak gerçekleştirildiği belirtildi.

Fox News muhabirinin aktardığına göre Trump, kanala yaptığı açıklamada, “Onları güçlü bir şekilde vuracağız. Bir karşılık verilecek” dedi.

Üst düzey bir İranlı kaynak ise Reuters’a yaptığı açıklamada, gece saatlerinde ABD ile İran arasında başlayan çatışmaları sınırlı bir karşılaşma olarak nitelendirdi. Ancak kaynak, Tahran’ın yeni bir saldırıya maruz kalması halinde güçlü bir şekilde karşılık vereceğini de vurguladı. Bu gelişme, iki ülke arasında temmuz ayı sonundan bu yana yaşanan ilk askeri çatışma oldu.

Fox News’in Trump’tan aktardığı bir diğer açıklamaya göre ABD hava savunma sistemleri zarar verebilecek nitelikteki tüm İran füzelerini etkisiz hale getirdi. Trump ayrıca, İran’a karşı uygulamaya konulan yeni ABD ekonomik yaptırımlarının önemli bir etki yarattığını söyledi.

İran Devrim Muhafızları’na göre, ABD’nin Lark Adası’na düzenlediği hava saldırılarında çok sayıda kişi hayatını kaybetti ve yaralandı. Saldırılar, Washington ile Tahran arasında haftalardır süren gerilimin ardından yaşanan ilk doğrudan tırmanış olarak kayda geçti.


Trump: Kanada kendini ABD'nin eyaleti sanıyor

ABD Başkanı Donald Trump, Fox News sunucusu Trey Gowdy'ye Kanada'nın ABD'den olumlu ticaret koşulları beklememesi gerektiğini söyledi (Fox News)
ABD Başkanı Donald Trump, Fox News sunucusu Trey Gowdy'ye Kanada'nın ABD'den olumlu ticaret koşulları beklememesi gerektiğini söyledi (Fox News)
TT

Trump: Kanada kendini ABD'nin eyaleti sanıyor

ABD Başkanı Donald Trump, Fox News sunucusu Trey Gowdy'ye Kanada'nın ABD'den olumlu ticaret koşulları beklememesi gerektiğini söyledi (Fox News)
ABD Başkanı Donald Trump, Fox News sunucusu Trey Gowdy'ye Kanada'nın ABD'den olumlu ticaret koşulları beklememesi gerektiğini söyledi (Fox News)

Amerika'nın kuzey komşusu Kanada'nın bir eyalet olmadığını ve dolayısıyla avantajlı şartlardan yararlanamayacağını öne süren Donald Trump, Kanada'yla girdiği sert ticaret savaşını savundu.

Başkan, Kanada'ya 51. eyalet olma konusunda defalarca teklifte bulundu ancak bu çağrılar öfkeyle reddedildi ve sınır ötesinde Trump karşıtı vatansever bir coşkuyu daha da körükledi.

Şimdiyse iki müttefik arasındaki ticaret savaşı derinleşirken Trump, Kanada'ya  Birleşik Devletler'in bir parçası olmadığını hatırlatmak istiyor gibi görünüyor.

Trump, pazar günü Fox News sunucusu Trey Gowdy'ye, "Muazzam miktarda para kaybediyoruz" dedi.

Kendilerini ABD'nin eyaleti sanıyorlar ama öyle değiller. Neden Kanada'yı sübvanse edelim ki?

Geçen hafta Trump yönetimi, iki ülke arasındaki ticaret görüşmelerinin çökmesinin ardından Kanada'dan ithal edilen çeşitli ürünlere yüzde 50'lik yeni gümrük vergileri getirdi ve Kanada Başbakanı Mark Carney de aynı şekilde karşılık vererek, ABD'nin vergilerini "kuruşu kuruşuna" yansıtacağını taahhüt etti.

Kanadalı yetkililerle, özellikle Ontario Başbakanı Doug Ford'la yaşanan söz düellosu sürerken Trump, geçen yıl güneydeki komşusuyla yaşadığı anlaşmazlığın ardından Meksika Körfezi'nin adını değiştirdiği gibi, Ontario Gölü'nün adını da "Amerika Gölü" diye değiştireceğini duyurdu.

Ford, pazar günü ABC'nin This Week programında başkanın saldırganlığının "Amerikan ekonomisi için yapılabilecek en kötü şey" ve "tam anlamıyla geri bir adım" olduğunu söyleyerek, isim değiştirme gösterisinin bayağılığını "Saturday Night Live'dan çıkmış bir şeye" benzetti.

ABD Başkanı pazar günü Truth Social'da, ABD'yle iş yapmayı sürdürmeyi bekleyen tüm Kanadalı şirketlerden merkezlerini ülkeye geri taşımalarını istedi.

Başkan, "Birçoğu, ABD'nin aptal yönetimi yüzünden yıllar önce taşınan şirketler" diye yazdı.

Geri döndüğünüzde GÜMRÜK VERGİSİ olmayacak!

Ayrı bir paylaşımında, ABD'nin ikinci büyük ticaret ortağı olan Kanada'nın aynı zamanda en kötü ticaret ortaklarından biri olduğunu savundu. ABD Ticaret Temsilcisi'ne göre iki ülke her yıl yaklaşık 900 milyar dolarlık sınır ötesi ticaret gerçekleştiriyor.
 

Kanada Başbakanı Mark Carney ve Ontario Başbakanı Doug Ford, Trump'a karşı çıkarak, gümrük vergisi artışlarına "kuruşu kuruşuna" karşılık vereceklerini açıkladı ve onu "zorba" diye niteledi (AFP)

cdfgrthyu
Kanada Başbakanı Mark Carney ve Ontario Başbakanı Doug Ford, Trump'a karşı çıkarak, gümrük vergisi artışlarına "kuruşu kuruşuna" karşılık vereceklerini açıkladı ve onu "zorba" diye niteledi (AFP)

Trump öfkeyle, "Kanada arabaları istemiyorum, Kanada parçaları istemiyorum, Kanada'dan hiçbir şey istemiyorum" diye çıkıştı.

Bizi onlarca yıldır soyuyorlar ve bu artık son bulacak.

Başkan, iktidara döndüğünden beri ABD otomotiv imalat sektörünü canlandırdığını öne sürdü ancak üç büyük otomobil devi Kanada'dan ithal edilen parçalara hâlâ bağımlı. Bu nedenle önceki gümrük vergisi artışlarından muaf tutulmuşlardı.

Trump, Fox'ta Gowdy'ye verdiği röportajın başka bir bölümünde, Beyaz Saray'da olmasaydı İsrail diye bir devletin olmayacağını iddia etti. İran'a karşı yürüttüğü savaşı "kolayca" kazandığını söyleyerek İran konusundaki eleştirmenlerini hedef aldı. Güney Kore'yle ortak askeri tatbikatları sona erdirme kararını savundu ve golfteki başarısıyla övündü.

Independent Türkçe


Beş kıtaya yayılmış 163 çocuğu saklayan bir çocuk kaçakçılığı şebekesi ortaya çıkarıldı

Florida Başsavcısı James Uthmeier (Uthmeier'in "X" hesabı)
Florida Başsavcısı James Uthmeier (Uthmeier'in "X" hesabı)
TT

Beş kıtaya yayılmış 163 çocuğu saklayan bir çocuk kaçakçılığı şebekesi ortaya çıkarıldı

Florida Başsavcısı James Uthmeier (Uthmeier'in "X" hesabı)
Florida Başsavcısı James Uthmeier (Uthmeier'in "X" hesabı)

Florida Başsavcısı James Uthmeier, yaşları 2 aydan 17 yıla kadar değişen 163 kayıp çocuğun kurtarıldığını açıkladı. "Eyalet Çapında Kalkan Operasyonu" (Operation Statewide Shield), Florida eyaletinin tamamını kapsayan ilk ve eyalet tarihindeki en büyük kayıp çocuk kurtarma operasyonu olma niteliğini taşıyor.

Çok disiplinli bir görev gücü; Pensacola, Tallahassee, Jacksonville, Orlando, Tampa, Fort Myers ve Miami'de alt operasyonlar yürüttü. Kurtarılan çocukların 46'sı Tampa Bay bölgesinde, 41'i Miami'de, 32'si Jacksonville'de, 21'i Orlando'da, 12'si Fort Myers'ta, 8'i Pensacola'da ve 3'ü Tallahassee'de bulundu.

Yetkililer, yasa dışı faaliyetlerin arkasındaki kişilerin tamamını henüz tespit edemedi. Uthmeier, insan ticareti şebekelerini yöneten sorumluların belirlenmesi için soruşturmanın devam ettiğini söyledi.

Olay kapsamında yöneltilecek toplam cezai suçlama sayısı henüz açıklanmazken, müfettişler yeni gözaltıların gerçekleşmesini beklediklerini bildirdi.

5 gün süren soruşturmayı, İnsan Ticaretiyle Mücadele Özel Danışmanı Rita Peters ile iş birliği içinde Florida Kolluk Kuvvetleri Departmanı (FDLE) yürüttü. Ekip, operasyonun hazırlanmasında "Dragon Eye" ve "Home for the Holidays" de dahil olmak üzere federal kolluk kuvvetlerinin önceki girişimlerinde uygulanan stratejileri temel aldı.

Çoklu kurumlar arası ortak görev gücü; ABD'nin 6 eyaletinde, Porto Riko'da ve aralarında Brezilya, Kanada, Kolombiya, Dominika, Finlandiya, Gana, Guatemala, İtalya, Jamaika, Meksika, İspanya ile Tayvan'ın da bulunduğu 12 yabancı ülkede çocukları kurtarmayı başardı.

Yetkililer, bulunan çocukları sosyal hizmetler, tıbbi bakım ve çocuk koruma desteği sağlayan uzmanlaşmış merkezlere nakletti.

Kolluk kuvvetleri operasyonla ilgili soruşturmalarını sürdürüyor. Bir küçüğe karşı ahlaka aykırı davranışlar, 12 ila 16 yaş arasındaki bir mağdura saldırı ve çocuk velayetine yasa dışı müdahale suçlarından aranan şüphelilerin de aralarında bulunduğu 3 kişi gözaltına alındı.