​Pompeo’dan İran'ın tehditlerine karşı Varşova Konferansı’ndan çağrı

Varşova'da gerçekleştirilen Ortadoğu konferansından bir kare (AP)
Varşova'da gerçekleştirilen Ortadoğu konferansından bir kare (AP)
TT

​Pompeo’dan İran'ın tehditlerine karşı Varşova Konferansı’ndan çağrı

Varşova'da gerçekleştirilen Ortadoğu konferansından bir kare (AP)
Varşova'da gerçekleştirilen Ortadoğu konferansından bir kare (AP)

Ortadoğu'da Barış ve Güvenliğin Geleceğini Destekleme Konferansı dün sona erdi.
ABD ve Polonya, konferans sonrasında yayınlanan sonuç bildirgesinde, Ortadoğu’da istikrarın sağlanması için böyle bir konferansın gerçekleştirilmesinin gerekliliğine dikkat çekerken, ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, İran'ın tehditleri konusunda küresel bir anlaşmaya varılması için işbirliği yapılması çağrısında bulundu ve bu tehditlerin Ortadoğu ile sınırlı kalmayacağını, bilakis Avrupa’ya ve Batı’ya da yöneleceğini söyledi. Polonya Dışişleri Bakanı Jacek Czaputowicz ise yaptığı konuşmada, İran'ın Suriye'ye müdahalelerinin bölgeyi olumsuz etkilediğini söyledi.
“İran, Hizbullah ve terörizm Ortadoğu için büyük bir tehdit oluşturuyor”
Varşova Konferansı’nın krizlerin üstesinden gelinmesi için gerçekleştirildiğini dile getiren Pompeo, “İran, Hizbullah ve terörizmin yayılması Ortadoğu için büyük bir tehdit oluşturuyor. Ortadoğu'daki barış çalışmalarına devam edeceğiz. Daha fazla yaptırım ve daha fazla baskı istiyoruz. Böylece İran'daki diktatörlerin devamlılığının önüne geçebiliriz” açıklamasında bulundu. Ayrıca bölgedeki İran saldırganlığının gerçek bir tehlike olduğuna dikkat çeken Pompeo, “Konferansta İran’ı savunan hiçbir ülke yok. İran’ın bölgeyi istikrarsızlaştıran rolü konusunda hepimiz hemfikiriz” dedi. Pompeo, İran rolüne atıfta bulunmadan bölgedeki sorunlardan bahsetmenin zor olduğuna dikkat çekerek, İran’ın tehditleri konusunda küresel bir anlaşmaya varmak için işbirliğine ihtiyaç duyulduğunu ve Washington’un İran'a daha fazla yaptırım uygulama konusunda haklı olduğunu söyledi.
Öte yandan Polonya Dışişleri Bakanı Jacek Czaputowicz, Ortadoğu'daki sorunların karmaşık olduğuna ve Avrupa Birliği’nin (AB) tek başına bunların üstesinden gelmek için yeterli güce sahip olmadığına dikkat çekerek, “İran'ın olumsuz bir etkisi var. Tartışmalarımızda bunu göz ardı etmedik” dedi.
Konferansa yaklaşık 60 ülke katıldı, fakat katılımın Avrupa ayağı düşüktü. ABD yetkilileri, İran'ın eylemlerini tehdit olarak gören Arap devletleri ve İsrail gibi farklı tarafların bölgede bulunmasının önemini vurguladılar.
Pence’den Avrupa ülkelerine suçlama
Konferansın oturum aralarında açıklamalarda bulunan ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence, İran dosyasıyla ilgili olarak Amerikan ve Avrupa tarafları arasındaki farklara ışık tuttu. ABD yetkilisi, Avrupalıları, ‘İran rejimine yönelik yaptırımları, mali işlemler için bir mekanizma kurarak atlatmaya çalışmakla’ suçladı. Bu davranışların hoş olmadığına dikkat çeken Pence, bu davranışların taraflar arasındaki ilişkilerde birtakım sonuçları olabileceğini söyledi.
ABD Başkan Yardımcısı Pence, konuşmasının devamında, Trump'ın iki yıl önce başkanlık koltuğuna oturmasında sonra ilk dış ziyaretini Suudi Arabistan’a gerçekleştirdiğine ve Arap-İslam-Amerikan Zirvesi’ne katıldığına atıfta bulunarak, barışın sağlanması için konferansa katılan bütün ülkeler ile çalışmaya hazır olduklarını belirtti.
Katılımcıların bölge için daha iyi bir gelecek inşa edilmesi hakkında konuştuğunu kaydeden Pence, “Şu anda toplantılar yapılıyor. Çünkü radikal İslami terörizm gibi ortak bir sorunla karşı karşıyayız. Terörizm yalnızca Amerika'ya değil bölgedeki tüm ülkelere yönelik bir tehdit oluşturuyor. Başkan Trump yönetimi, bu radikal tehdide karşı koyma konusunda adımlar attı ve DEAŞ örgütü ile kendini gösteren bu tehdidin ortadan kaldırılması hususunda esas katkılarda bulundu. ABD, kendi vatandaşlarının güvenliğini önceliyor. Fakat Amerika’nın öncelenmesi, yalnız Amerika demek değildir. Washington, aşırılıkçılığa karşı uluslararası bir koalisyon oluşturmak için çalışıyor.”
Başbakan Netanyahu'nun geçen yılın sonunda Umman'ı ziyareti ve Papa Franciscus'un bu yıl BAE'ye yaptığı ziyaret gibi bölgedeki ‘değişim rüzgarlarına’ değinen Pence, “Bu tarihi konferans yeni bir dönemin başladığının kanıtıdır” diyerek sözlerini şöyle sürdürdü:
“DEAŞ hilafeti kısa bir süre sonra sona erecek ve Trump’ın açıklamasına göre yakın zamanda bölgedeki ABD birlikleri geri çekilecek. Bu, taktiklerdeki bir değişikliktir, görevde değil. Toprakları DEAŞ’ın elinden geri almamız yeterli değil. Ortaklarımızla çalışmaya hazırız. DEAŞ katıntıları her nerede olursa olsun takip edeceğiz.”
ABD'nin Suriye'deki yeni bir kimyasal saldırıya yanıt verme konusundaki kararlılığını dile getiren Pence, ülkesinin İngiltere ve Fransa ile birlikte, Devlet Başkanı Beşşar Esed rejiminin gerçekleştirdiği kimyasal bir saldırıya yanıt verdiğini hatırlatarak, rejim tarafından gerçekleştirilecek benzer bir saldırıya aynı şekilde yanıt vermeye hazır olduklarını söyledi.
“Tahran rejimi terörizmi desteklemeye devam ediyor”
Sonra, İran rejiminin bölgenin geleceği ve Ortadoğu’daki barış ve istikrar için en büyük tehdit olduğunu dile getirerek İran hakkında konuşmaya başlayan Pence, “Tahran rejimi terörizmi desteklemeye devam ediyor, Suriye ve Yemen'e müdahale ediyor, Hizbullah'ı destekliyor ve Amerikalı rehineleri elinde tutuyor” dedi. İran’ı Ortadoğu’daki etkisini genişletmek için Irak ve Suriye’de birer koridor açmakla itham eden Pence, savaşçıları ile Esed rejiminin düşmesini engellemeye çalıştığını ve Lübnan Hizbullahı’na roketler gönderdiğini söyledi.
Pence, 1979 yılında Şah’ın devrilmesinin ardından geçen 40 yıl boyunca başarısızlık ve terörün İran’da hüküm sürdüğünü dile getirerek, yapılan nükleer anlaşmanın İran’ı caydırmadığını, bilakis bölgedeki müdahalelerini daha da arttırdığını söyledi. Başkan Trump’ın nükleer anlaşmadan çekildiğini, İran rejimine yaptırımlar uyguladığını ve İran'ın eylemlerine itiraz eden diğer ülkelerin de bu yaptırımları desteklediğini dile getiren Pence, “Maalesef, en yakın Avrupalı arkadaşlarımızdan bazıları bu yaptırımları ihlal etti ve onları atlatmaya çalıştı. Fransa, İngiltere ve Almanya kurdukları finansal işlemler mekanizması ile bu yaptırımların üstesinden gelmeye çalıştılar. Bu hamle, ABD ile Avrupa’nın aralarının açılmasına sebep olacaktır” dedi.
“Avrupalıların bizlerin ve İran halkının yanında olma zamanı geldi”
İran'ın teknik olarak uygulayıp uygulamamasının değil, nükleer anlaşmanın kendisinin bir sorun olduğunu dile getiren Pence, “Avrupalıların bizlerin ve İran halkının yanında olma zamanı geldi. Artık anlaşmadan çekilmeliler. Bu fırsatı görmezden gelemeyiz” dedi.
Ortadoğu’daki barış süreci hakkında konuşan Pence, “Başkan Trump, üç İbrahimî din olan Yahudilik, Hristiyanlık ve İslam'ın tabilerinin barış içinde birlikte yaşamalarını istiyor” ifadesini kullandı.
Öte yandan Varşova Konferansı’na katılan Suudi Arabistan’ın Washington Büyükelçisi Prens Halid bin Selman, önceki gün Twitter hesabı üzerinden yapmış olduğu paylaşımlarda, “Molla rejimi 40 yıl önce iktidarı ele geçirdi. İran halkının yaşam standartları bu süre içerisinde ciddi bir düşüne tanık oldu. Bu rejim, bölgedeki terörizm, radikalizm, mezhepçilik ve istikrarsızlığı desteklemek için halkının parasını israf etmeye devam ediyor. Dost İran halkı, bölgede bölücülük ve terör fitnelerini yaymak için servetini ve parasını israf etmek yerine halkına özen gösteren bir yönetimi hak ediyor. İran rejimi halen Arapları dize getirmeye çalışmak gibi asla gerçekleşmeyecek bir yanılsama içinde. Ayrımcı söylemleri kendisini açığa çıkarıyor, Bu rejimin boş hayalleri 40 yıl sonra artık kimseyi kandıramıyor” açıklamasında bulundu.
İran rejiminin yayılımcı hayallerine hâlâ bağlı olduğuna dikkat çeken Prens Halid bin Selman, “İran rejiminin lideri, devrimlerinin 40’ıncı yıl dönümü konuşmasında Basra Körfezi'ndeki Arap topraklarının kendi topraklarının bir parçası olduğunu iddia ederek, bu bölgeyi güney İran olarak adlandırdı. Böylece yayılımcı niyetlerini ortaya koydu” ifadelerini kulandı.
Konferansın açılışı
Polonya Dışişleri Bakanı Jacek Czaputowicz, sabah saatlerinde kullandığı şu ifadeler ile konferansın açılışını yaptı;

“Bölgedeki barış ve güvenlik sorununa yeni bir ivme kazandırmanın zamanı geldi. Mülteci krizleri, ekonomik krizler ve bazı durumlarda devlet kurulması gibi krizlerin bölgede olumsuz etkiler oldu. Ortadoğu’nun istikrarını güvence altına almak, devam eden krizlere son vermek, kültürlerarası birliği teşvik etmek ve kapsayıcı toplumlar inşa etmek gibi durumlar, büyük zorluklar ile karşı karşıya. Uluslararası toplumun istikrarı ve sürdürülebilir barışı korumak için bu çabaları aktif olarak desteklemesi önemlidir.”
Czaputowicz açılış konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Ortadoğu'daki çatışmaların birçok kaynağı var. Bunlardan bazıları, bazı liderlerin her ne pahasına olursa olsun gücü ellerinde tutmak istemesi, dini köktencilik ve hoşgörüsüzlüktür. Ayrıca güç dengesizlikleri, coğrafi ayrılıklar veya dış kuvvetlerin müdahalesi de çatışmaya sebep olan unsurlar arasında yer alabilir. ABD ve AB’nin İran’ın bölgede oynayacağı rol konusunda paylaştıkları bir inançları var. Ancak İran'ın nükleer programının olası sonuçları ve bu ülkenin bölgede oynadığı istikrarsızlaştırıcı rolü konusunda endişeliyiz. İran'ın tahammül edilemez davranışlarını şiddetle kınıyoruz. Aramızda araçlar bakımından farklılıklar olabilir. AB, İran'ın nükleer programının barışçıl doğasını korumanın, bir ortak eylem planını gerektirdiğine inanıyor. ABD bu anlaşmadan çekildi ve İran’a yaptırımlar uyguladı. Bugün Ortadoğu’nun karşılaştığı zorlukları hatırlatan bölge temsilcilerini dinleme fırsatına sahibiz.”
Konferans dahilinde gerçekleştirilecek görüşmelerde herhangi bir ülkenin veya konunun görüşmelerin seyrine hakim olmayacağını dile getiren ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ise şunları söyledi:
“Konferans, Yemen Dışişleri Bakanı Halid el-Yemani’nin başkanlığını yapacağı Yemen hakkında bir tartışma ile başlayacak. Daha sonra Suriye'deki idarenin sonraki adımlarını ve değişmeyen stratejik hedeflerimize ulaşmak için çabalarımızı sürdürme taahhüdümü gözden geçireceğiz. Sonrasında Başkanı Trump'ın danışmanı Jared Kushner, ABD yönetiminin İsrail ile Filistinliler arasında kapsamlı ve sürdürülebilir bir barışı sağlama çabalarını tartışacak. Tüm bu konular hakkında soru sorma ve yorum yapma fırsatı da olacak. Sonrasında ise ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence, Polonya Başbakanı ve 7 Dışişleri Bakanı ilgili konular hakkındaki değerlendirmelerini bizimle paylaşacak. Daha sonra bir grup devletle, mültecilerin ve insani zorlukların ele alındığı bir öğle yemeği tertip edilecek. Bunun ardından füze geliştirme ve bunları yayma, siber tehditlerle mücadele, terörizm ve yasadışı fon sağlamak ile mücadele konulu bir dizi çalışma oturumu düzenlenecek.”
Pompeo sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bugün çok önemli görüşmelerde bulunacağız, ancak konferans sona ermeyecek. Çalışmamız gerekiyor. Suriye ve Yemen, silahların yayılması, barış süreci, terörizm, İran, siber güvenlik ve insani krizler gibi meseleler tek başına üstesinden gelinecek sorunlar değil. Güvenliği sağlamak için birlikte çalışmalıyız. Hiçbir ülke bunun dışında kalamaz. ABD, Ortadoğu’daki güvenlik sorunlarına yönelik çabalara liderlik etmeye devam edecek. Bölge için iyi bir güç olmaya devam edeceğiz. Bugün gerçekleştirilen konferans bunun kanıtıdır.”
Pompeo, sabah saatlerinde, konferansı ‘istisnai’ olarak nitelendiren Netanyahu ile ortak bir basın toplantısı düzenledi.
İsrail Başbakanı Netanyahu konferans ile ilgili "tarihsel bir dönüm noktası" değerlendirmesinde bulunduktan sonra şunları söyledi:
“Burada 60 ülkeden dışişleri bakanı ve hükümet temsilcisi, İsrail başbakanı ve önde gelen Arap ülkelerinin dışişleri bakanları karşılıklı oturup bugüne kadar görülmemiş bir güç ve açıklıkla İran rejiminin yarattığı ortak tehditle nasıl baş edilmesi gerektiğini konuştu. İlk kez birlikte geleceğimizi tehdit eden şeyin ne olduğunu ve onu güvence altına almak için neler yapmamız gerektiğini tartışma fırsatı bulduk. Bu diyaloğu gelecekte yalnızca güvenlik konusunda değil, Ortadoğu halklarının yaşamını etkileyecek her alanda sürdürmeliyiz”
“İran’la yüzleşmeden Ortadoğu’da barış ve istikrar sağlayamayız” diyen Pompeo ise İran’ın eylemleri de dahil olmak üzere istikrarsızlaştırıcı eylemleri ele almaya yönelik ortak çabalara duyulan ihtiyaçtan söz ederek sözlerini şöyle sürdürdü:
“Basitçe ifade etmek gerekirse, İran ile yüzleşmeden bunları gerçekleştirmek söz konusu olamaz. Lübnan’da Yemen’de Suriye’de Irak’ta yıkıcı etkilerde bulunuyorlar. Buralarda Hamas, Hizbullah ve Husiler gibi gerçek tehditler var. İran’a karşı harekete geçmeden Ortadoğu’da barış sağlayamayız.”



Trump: Putin ile Zelenskiy arasında çok yakında bir görüşme düzenlenecek

Rusya’nın 27 Ekim 2026 gecesi Kiev’e düzenlediği füze saldırısında hasar gören bir binanın önünden geçen bölge sakinleri (Reuters)
Rusya’nın 27 Ekim 2026 gecesi Kiev’e düzenlediği füze saldırısında hasar gören bir binanın önünden geçen bölge sakinleri (Reuters)
TT

Trump: Putin ile Zelenskiy arasında çok yakında bir görüşme düzenlenecek

Rusya’nın 27 Ekim 2026 gecesi Kiev’e düzenlediği füze saldırısında hasar gören bir binanın önünden geçen bölge sakinleri (Reuters)
Rusya’nın 27 Ekim 2026 gecesi Kiev’e düzenlediği füze saldırısında hasar gören bir binanın önünden geçen bölge sakinleri (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy arasında çok yakında bir görüşme düzenleneceğini açıkladı.

Trump, çarşamba günü basın mensuplarına yaptığı açıklamada, “Çok yakında bir görüşme düzenlenecek. Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşı sona erdirmeye yönelik diplomatik çabalar kapsamında önemli ilerleme kaydedilebileceğini düşünüyorum” dedi.

Öte yandan Rusya Devlet Başkanlığı Dış Politikadan Sorumlu Yardımcısı Yuriy Uşakov, Interfax haber ajansına yaptığı açıklamada, Ukrayna'daki krizin çözümüne yönelik Rusya, ABD ve Ukrayna arasındaki üçlü görüşmelerin gelecek turuna Avrupalı temsilcilerin katılmayacağını belirtti.

cdfvgthy
Ukrayna Devlet Başkanı, Norveç Başbakanı ve Finlandiya Cumhurbaşkanı, 20 Ekim’de Oslo’da düzenlenen ortak basın toplantısında (AFP)

Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığı habere göre Uşakov, Avrupa ülkelerinin müzakerelere olası katılımı konusunun, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in salı günü Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb ve Norveç Başbakanı Jonas Gahr Støre ile yaptığı telefon görüşmesinde ele alınmadığını belirtti.

Uşakov, gelecek ay Abu Dabi’de yapılması beklenen görüşmeler için henüz bir tarih üzerinde anlaşmaya varılmadığını da kaydetti.

Rusya, Ukrayna ve ABD temsilcilerinin, bu yılın başında duran Ukrayna savaşına ilişkin barış girişimlerini yeniden canlandırmak amacıyla kasım ayında Birleşik Arap Emirlikleri’nde bir araya gelmesi bekleniyor.

Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy, “Abu Dabi’deki görüşmemizin, APEC Zirvesi marjında yapılması planlanan toplantıdan önce gerçekleşmesini güçlü biçimde istiyoruz” dedi.

Kiev yönetimi öncelikle, Rusya’nın Karadeniz’deki saldırıları nedeniyle sekteye uğrayan tahıl ihracatını güvence altına almak için denizde ateşkes sağlanmasını ve kış gelmeden enerji sektörünü kapsayan bir ateşkes ilan edilmesini hedefliyor.

Rusya ise temel meselelerde anlaşmaya varılmadan çatışmaların durdurulmasına karşı çıkıyor.

dergh
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, çarşamba günü St. Petersburg’da ABD’nin özel temsilcisi Steve Witkoff ile yaptığı görüşmede (AP)

Ukrayna Dışişleri Bakanı Andriy Sybiha, salı günü barış görüşmelerine yeni bir ivme kazandırılması çağrısında bulundu. Sybiha gazetecilere yaptığı açıklamada, “Barış çabalarımıza yeniden canlılık kazandırmamız, süreci hızlandırmamız ve yeni bir ivme sağlamamız gerekiyor. Başka bir ifadeyle, barış girişimlerimize yeni bir enerji katmanın yolunu bulmalıyız” dedi.

Sybiha ayrıca Zelenskiy’nin Finlandiya ve Norveç liderlerinden Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e ateşkes sağlanması ve Ukrayna ile Rusya arasında bir zirve düzenlenmesi gerektiğini iletmelerini istediğini belirtti.

Putin ise Stubb ve Støre ile yaptığı telefon görüşmesinde, Avrupa Birliği ve NATO’nun izlediği çatışmacı politikanın Ukrayna’daki savaşın uzamasına yol açtığını savundu.

Kremlin’in görüşmeye ilişkin açıklamasında, Putin’in çatışmanın ilk nedenlerini de hatırlattığı ve Rusya’nın çıkarları tam olarak dikkate alınmadığı sürece adil ve kalıcı bir barışın mümkün olamayacağını vurguladığı belirtildi.

Rusya Devlet Başkanlığı, üç liderin doğrudan telefon temaslarını sürdürme konusunda da mutabık kaldığını bildirdi.

Lavrov: Ukrayna’daki çatışma daha da tırmanabilir

Krizin çözümüne yönelik tüm diplomatik girişimlere rağmen Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, salı günü yaptığı açıklamada Ukrayna’daki çatışmanın devam edeceğini ve önümüzdeki dönemde daha da tırmanabileceğini söyledi.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığı habere göre Lavrov, Putin’in Finlandiya ve Norveç liderleriyle yaptığı telefon görüşmesini değerlendirirken, iki liderin Ukrayna’daki çatışmaya ilişkin yeni bir öneri sunmadığını öne sürdü. Lavrov, Avrupa ülkelerinin yalnızca müzakere sürecinde rol üstlenmeye çalıştığını savundu.

dcyfgth
Ukraynalılar, Kiev’de Dinyeper Nehri üzerinde uzanan önemli bir köprüde meydana gelen hasarı inceliyor (AFP)

Rusya Dışişleri Bakanlığı, Lavrov’un 30-31 Ekim tarihlerinde Atlanta’da düzenlenecek G20 dışişleri bakanları toplantısına katılmak üzere ABD’ye gideceğini çarşamba günü duyurdu.

Bakanlık Sözcüsü Maria Zaharova, Lavrov’un ziyaretinin, Moskova, Kiev ve Washington’dan yetkililerin Ukrayna’daki savaşı sona erdirecek bir çözüm bulmak amacıyla gerçekleştirmesi planlanan yeni görüşme turundan önce yapılacağını söyledi.

Zelenskiy’den Yalta 2 uyarısı

Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy, ABD Başkanı Trump’ın Rusya ve Çin liderleriyle olası görüşmesi öncesinde, dünyanın üç büyük gücü arasında nüfuz alanlarının yeniden paylaşılması ihtimaline karşı uyarıda bulundu.

Moskova daha önce, Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği (APEC) Forumu’nun kasım ayı ortasında düzenlenecek zirvesi marjında üç ülke liderinin bir araya geleceği üçlü bir toplantı için hazırlık yapıldığını açıklamıştı. Söz konusu görüşmenin, üç ülke liderleri arasında bu formatta düzenlenecek ilk toplantı olması bekleniyor. Trump da görüşmenin yapılmasını desteklediğini belirtmişti.

bhj
ABD Başkanı Donald Trump ve Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, 28 Şubat 2025’te Beyaz Saray’da gerçekleştirdikleri görüşmede (AFP)

Şarku’l Avsat’ın Fransız Haber Ajansı AFP’den aktardığı habere göre Zelenskiy, “Çin, Rusya ve ABD’nin neleri görüşebileceği henüz net değil. Bunun kesinlikle Yalta 2, 3 veya 4’e dönüşmesini, yani nüfuz alanlarının yeniden paylaşılmasını istemiyoruz” dedi.

Şubat 1945’te Kırım Yarımadası’nda düzenlenen Yalta Konferansı’na ABD, İngiltere ve Sovyetler Birliği liderleri katılmıştı. Konferansta savaş sonrası dönemin çerçevesi belirlenmiş, özellikle sınırların yeniden şekillendirilmesi konusunda alınan kararlar Avrupa’nın nihayetinde iki kampa bölünmesine zemin hazırlamıştı.

Tarihsel hafızada Yalta Konferansı, büyük güçlerin daha küçük ülkelerin geleceğini bu ülkelerin doğrudan katılımı olmadan belirlemesinin sembollerinden biri olarak kaldı.

Moskova, yıllardır Avrupa’daki güvenlik düzeni konusunda ABD ile kapsamlı bir uzlaşmaya varmaya çalışıyor. Rusya özellikle NATO’nun Rusya sınırlarına doğru genişlemesinin durdurulmasını talep ediyor ve bunu varoluşsal bir tehdit olarak değerlendiriyor.

vfghyju
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy (AFP)

Zelenskiy, “Rusya’nın bu görüşmeyi herkesten daha fazla istediğine inanıyorum” diyerek Moskova’ya “yeni ve büyük bir diplomatik kazanım” sağlanmaması gerektiğini vurguladı.

Zelenskiy, Patriot füzelerinin teslimatındaki gecikmeden şikâyetçi

Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy, çarşamba günü yaptığı açıklamalarda ABD yapımı Patriot hava savunma sistemlerine ait önleme füzelerinin ülkesine teslim edilmesinin yavaş ilerlemesinden duyduğu rahatsızlığı dile getirdi. Bu füzeler, Rusya’nın en gelişmiş füzelerini düşürebilen tek sistem olarak değerlendiriliyor.

Zelenskiy, “2026 yılı boyunca ayda ortalama 12 Patriot füzesi teslim almış olacağız” dedi. Ukrayna lideri, Norveç yapımı NASAMS hava savunma sistemlerine ait önleme füzelerinde de ciddi bir eksiklik yaşandığını belirtti.

vdfghyjuk
Soldan sağa değil, sağdan sola: Norveç Başbakanı, Ukrayna Devlet Başkanı, Finlandiya Cumhurbaşkanı ve Steve Witkoff (AP)

Zelenskiy, geçen hafta Trump ile yaşanan gerilim sırasında Washington’u teslimatları kasıtlı olarak geciktirmekle suçlamıştı.

Polonya, Patriot sistemleri için bakım merkezi kuracak

Polonya, ABD yapımı Patriot hava savunma sistemleri için bir bakım merkezine ev sahipliği yapacağını salı günü açıkladı. AFP’nin aktardığına göre Polonya hükümeti, bu adımı Washington ile savunma alanındaki iş birliğinde önemli bir ilerleme olarak nitelendirdi.

Savunma Bakan Yardımcısı Magdalena Sobkowiak, merkezin kurulmasına ilişkin açıklamasında X platformunda yaptığı paylaşımda, kararın “tarihî” olduğunu belirterek bunun “aylar süren müzakerelerin” sonucu olduğunu ifade etti.

Sobkowiak, Polonya’nın merkeze ev sahipliği yapmak için Almanya, Hollanda ve Norveç’in tekliflerini geride bıraktığını söyledi.

Devlet televizyonu TVP Info’ya konuşan Sobkowiak, anlaşmanın Washington’ın teknoloji ve uzmanlık gerektiren savunma kabiliyetlerinin paylaşımına yönelik yaklaşımında bir değişime işaret ettiğini kaydetti.

vf
27 Ekim 2026 gecesi Rusya’nın Kiev’e düzenlediği füze saldırısında hasar gören bir otomobil galerisinin önünden geçen yayalar (AP)

NATO üyesi olan ve Ukrayna ile sınır paylaşan Polonya, Kiev’in müttefikleri tarafından gönderilen askerî yardımlar açısından önemli bir lojistik merkez konumunda bulunuyor. Ukrayna, Rusya’nın işgaline karşı koymayı sürdürürken Patriot önleme füzeleri, ülkenin Rus füze saldırılarını püskürtme çabalarında en önemli hava savunma unsurları arasında yer alıyor.

Zelenskiy, geçen hafta birçok Avrupa ülkesinin kendi stoklarındaki Patriot önleme füzelerini Ukrayna’ya göndermeye hazır olduğunu, ancak ABD’nin onayını beklediklerini söylemişti.

Zelenskiy, Hollanda’da Başbakan ve Kral ile görüşecek

Hollanda hükümetinden yapılan açıklamaya göre Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, çarşamba günü Lahey’de Hollanda Başbakanı Rob Jetten ve Kral Willem-Alexander ile bir araya gelecek.

Bloomberg’in aktardığı açıklamada, Zelenskiy’nin ilk olarak Başbakan Jetten tarafından başbakanlık konutunda düzenlenecek bir kabulde ağırlanacağı belirtildi. Görüşmeye daha sonra Savunma Bakanı Dilan Yeşilgöz ve Dışişleri Bakanı Tom Berendsen de katılacak.

Hollanda, Ukrayna’nın önde gelen destekçileri arasında yer alıyor. Rusya’nın yaklaşık beş yıl önce başlattığı geniş çaplı işgalden bu yana Hollanda, Kiev’e 11,7 milyar avro (13 milyar dolar) değerinde askerî yardım sağladı. Ülke, Zelenskiy’yi düzenli olarak ağırlamasıyla da öne çıkıyor.

Hollanda Ticaret Bakanı Sjoerd Sjoerdsma da çarşamba günü Kiev’i ziyaret etti. Sjoerdsma, hükümet tarafından e-posta yoluyla gönderilen açıklamaya göre, önümüzdeki üç yıl içinde Ukrayna’ya askerî olmayan yardım kapsamında ilave 1,2 milyar avro sağlanacağını taahhüt etti.


Cumhuriyetçiler Trump desteği ile seçmen desteği arasında sıkıştı

ABD Başkanı Donald Trump, ara seçim kampanyası kapsamında Mississippi eyaletinde düzenlenen mitingde destekçilerine hitap ediyor (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump, ara seçim kampanyası kapsamında Mississippi eyaletinde düzenlenen mitingde destekçilerine hitap ediyor (Reuters)
TT

Cumhuriyetçiler Trump desteği ile seçmen desteği arasında sıkıştı

ABD Başkanı Donald Trump, ara seçim kampanyası kapsamında Mississippi eyaletinde düzenlenen mitingde destekçilerine hitap ediyor (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump, ara seçim kampanyası kapsamında Mississippi eyaletinde düzenlenen mitingde destekçilerine hitap ediyor (Reuters)

ABD’deki ara seçimler dikkat çekici bir çelişkiye sahne oluyor. Cumhuriyetçi adaylar, ön seçimler sırasında Başkan Donald Trump’ın desteğini kazanmak için adeta yarışırken seçim günü yaklaştıkça bazıları Trump’tan uzaklaşmaya, hatta politikalarını açıkça eleştirmeye başladı. Bu değişim, Trump’ın düşen kamuoyu desteğiyle birlikte Cumhuriyetçi Parti içindeki nüfuzunun ne ölçüde zayıfladığı sorusunu gündeme getiriyor.

Reuters’ın bu ayın başında yayımladığı bir haber, Senato ve Temsilciler Meclisi için kritik ve çekişmeli yarışlara katılan Cumhuriyetçi adayların yaklaşık üçte ikisinin Trump’ın bazı politikalarından uzaklaştığını veya onunla siyasi bağlarını zayıflatmaya çalıştığını ortaya koydu. Habere göre, başa baş geçen 62 seçim yarışından 41’inde adaylar belirli konularda Trump’tan bağımsız hareket ettiklerini göstermeye yönelik tutumlar benimsedi. 23 yarışta Trump’ın politikalarıyla görüş ayrılıkları öne çıkarken 12 aday da internet sitelerinden Trump’a yapılan atıfları kaldırdı.

İran savaşı

İran savaşı, akaryakıt fiyatları ve yaşam maliyetindeki artışla doğrudan bağlantılı olması nedeniyle Cumhuriyetçi Parti içindeki tartışmaların başlıca gündem maddesini oluşturuyor. Kritik seçim yarışlarına katılan bazı adaylar, Beyaz Saray’ın tutumundan açıkça ayrışarak savaşın sona erdirilmesi çağrısında bulundu.

sdcvfgbhj
Trump, 22 Ekim 2026'da Iowa'daki Cumhuriyetçi aday Ashley Hinson ile birlikte (AFP)

Senato koltuğu için çekişmeli bir yarışın yaşandığı Iowa’da Cumhuriyetçi aday Ashley Hinson, savaşın sona erdirilmesini istedi. Hinson, eyalet sakinlerinin savaşın bedelini akaryakıt istasyonlarında ve mağazalarda ödediğini belirtti.

Michigan’da ise Cumhuriyetçi aday Mike Rogers, seçim konuşmalarında ve reklamlarında yüksek fiyatlara dikkat çekerek savaşın bir an önce sona erdirilmesi çağrısı yaptı.

Michigan’dan Temsilciler Meclisi üyeliğine yeniden aday olan Tom Barrett ise daha ileri giderek Kongre’nin önceden onayı alınmadan İran’a yönelik askerî operasyonlar düzenlenmesine karşı oy kullandı.

Göç politikaları

Cumhuriyetçilerin mesafeli tutumları İran savaşıyla sınırlı kalmadı, göç politikalarına da uzandı. Bir dönem Cumhuriyetçi Parti’nin güçlü olduğu alanlardan biri olarak görülen göç meselesinde, Trump yönetiminin politikalarını uygularken sıklıkla şiddete başvuran yöntemleri kamuoyunda tepki çekti.

Fox News’un yaptığı bir ankete göre katılımcıların yüzde 53’ü, ABD yönetiminin göçmenlik uygulamalarında sınırı aştığını düşünüyor.

Bu durum özellikle Latin Amerika kökenli seçmenler üzerinde etkili oldu. Bunun üzerine bazı Cumhuriyetçi adaylar yönetimin uygulamalarından uzaklaşmaya, hatta zaman zaman bu uygulamaları eleştirmeye başladı.

h
ABD Ulusal Güvenlik Bakanı Markwayne Mullin, 9 Ekim 2026'da Washington'da Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Dairesi (ICE) görevlileriyle birlikte (AP)

Florida’yı Temsilciler Meclisi’nde temsil eden Cumhuriyetçi üye María Elvira Salazar, geniş çaplı sınır dışı işlemlerini bir seçim reklamında eleştirdi. Temsilciler Meclisi üyesi Monica De La Cruz ise Trump yönetiminin bazı uygulamalarından uzak durmaya çalıştı. De La Cruz, sabıka kaydı bulunmayan kişilerin hedef alınmasını eleştirerek sınır dışı işlemlerinin suça karışmış göçmenlere odaklanması çağrısında bulundu.

New York’ta Cumhuriyetçi Temsilciler Meclisi üyesi Mike Lawler, bazı düzensiz göçmenlere yasal statülerini düzenleme yolu açacak reformları savundu. Lawler ayrıca yönetimin Haitili göçmenlere tanınan geçici koruma statüsünü sona erdirme kararına karşı çıktı.

Pennsylvania’da ise Cumhuriyetçi Temsilciler Meclisi üyesi Brian Fitzpatrick, Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Dairesi’nin (ICE) çalışma yöntemlerinde reform yapılması ve kurum üzerindeki denetimin güçlendirilmesi amacıyla Demokratlarla birlikte yürütülen yasama girişimlerine katıldı.

Trump’ın adını geri plana çekiyorlar

Bazı adaylar, Trump’ın politikalarından uzaklaşmanın yanı sıra seçim kampanyalarında ABD Başkanı’na duydukları açık desteği de daha az görünür hâle getirmeye başladı. Bu adımların, Trump’ın tabanını aşarak daha geniş bir seçmen kitlesine ulaşma çabasının parçası olduğu değerlendiriliyor.

dcvfgb
Trump, 23 Ekim 2026'da Florida valiliği için Cumhuriyetçi aday Byron Donalds ile birlikte (AP)

Örneğin Florida’da Demokrat Temsilciler Meclisi üyesi Kathy Castor’a karşı yarışan Cumhuriyetçi aday Mike Beltran, kampanya internet sitesinin ana sayfasından Trump’la birlikte çekilmiş bir fotoğrafını ve başkana desteğini vurgulayan ifadeyi kaldırdı. Bunların yerine aile fotoğrafını koydu.

Teksas’ta aday Carlos De La Cruz, kendisini tanımlarken kullandığı “Trump yanlısı muhafazakâr” ifadesini “kendini kanıtlamış muhafazakâr” olarak değiştirdi. Buna karşın Trump’ın fotoğrafı ve adına yapılan atıflar internet sitesinin diğer bölümlerinde yer almaya devam etti.

Florida valiliğine aday olan Byron Donalds’ın seçim kampanyası da internet sitesinden Trump’a yönelik çeşitli atıfları kaldırdı.

Temkinli denge arayışı

New York’ta zorlu bir seçim mücadelesi veren Cumhuriyetçi Temsilciler Meclisi üyesi Mike Lawler, Trump’ın desteğini korumakla ondan bağımsız bir tutum sergilemek arasında denge kurmaya çalışan Cumhuriyetçilerin yaklaşımını yansıtıyor.

Lawler, Haitili göçmenlere yönelik geçici yasal koruma ve Türkiye’nin yeniden F-35 savaş uçaklarını alabilmesi önerisi gibi konularda Trump’la görüş ayrılığı yaşadı. Eylül ayında düzenlenen Cumhuriyetçi Parti kongresinde Trump destekçilerinin karşısında bu farklılıkları dile getirmekten çekinmedi. Lawler, Trump’la her konuda aynı fikirde olmadıklarını, bunun da doğal olduğunu söyledi.

Benzer bir tablo Iowa’da da görülüyor. Eyalette zorlu bir seçim yarışına giren Cumhuriyetçi Temsilciler Meclisi üyesi Mariannette Miller-Meeks, Trump’ın sığır eti ithalatına ilişkin politikasını eleştirdi. Daha önce benzer girişimlere karşı çıkmış olmasına rağmen, daha sonra Trump’ın İran’a karşı savaş başlatma yetkilerini kısıtlamayı amaçlayan bir düzenleme lehinde oy kullandı.

Ancak bu oylamadan iki haftadan kısa bir süre sonra Miller-Meeks, Iowa’daki bir çelik fabrikasına yapılacak büyük ölçekli yatırımı duyurmak üzere Beyaz Saray’da Trump’ın yanında yer aldı.

Bu örnek, bazı Cumhuriyetçilerin belirli konularda bağımsızlıklarını ortaya koyarken başkanla ilişkilerini korumaktan da vazgeçmediklerini gösteriyor.

hy
New York’taki Cumhuriyetçi aday Mike Lawler, 25 Ekim 2026 (AFP)

Söz konusu adımlar, ön seçimler ile ara seçimler ve seçim sonuçlarının açıklanmasının ardından başlayacak dönem arasında farklılaşan siyasi hesapları gözler önüne seriyor. Trump’ın ön seçimlerde adaylara verdiği destek, parti tabanını harekete geçirmek ve adayların kendi partilerinin adaylığını kazanmasını sağlamak açısından belirleyici oldu. Ancak aynı adaylar, ara seçimlerde bağımsız ve ılımlı seçmenleri de kapsayan daha geniş bir destek tabanına ulaşmaya çalışıyor.

Seçimlerin ardından bu açık görüş ayrılıklarının devam edip etmeyeceği ya da sandıkların kapanmasıyla birlikte sona erecek geçici seçim hesaplarından ibaret kalıp kalmayacağı merak konusu.

İntikamcı eğilimleriyle tanınan Trump, iki yıl daha Beyaz Saray’da kalacak. Cumhuriyetçiler ise geçmişte parti içindeki muhaliflerini hedef almaktan çekinmeyen bir başkanla çalışmayı sürdürecek. Kongre’deki güç dengeleri netleştiğinde, Cumhuriyetçilerin Trump’tan ne ölçüde bağımsız hareket edebileceğinin sınırları da daha belirgin hâle gelecek.


Kuzey Kore, Wonsan bölgesinden 12 kısa menzilli balistik füze fırlattı

Kuzey Koreli askerler, Güney Kore ile batı sınırına yakın Kaepung’da, kıyı şeridinde düzenlenen tatbikat sırasında kundağı motorlu obüsle eğitim yapıyor (AP)
Kuzey Koreli askerler, Güney Kore ile batı sınırına yakın Kaepung’da, kıyı şeridinde düzenlenen tatbikat sırasında kundağı motorlu obüsle eğitim yapıyor (AP)
TT

Kuzey Kore, Wonsan bölgesinden 12 kısa menzilli balistik füze fırlattı

Kuzey Koreli askerler, Güney Kore ile batı sınırına yakın Kaepung’da, kıyı şeridinde düzenlenen tatbikat sırasında kundağı motorlu obüsle eğitim yapıyor (AP)
Kuzey Koreli askerler, Güney Kore ile batı sınırına yakın Kaepung’da, kıyı şeridinde düzenlenen tatbikat sırasında kundağı motorlu obüsle eğitim yapıyor (AP)

Güney Kore ordusu, Kuzey Kore’nin bugün Wonsan bölgesinden yaklaşık 12 kısa menzilli balistik füze fırlattığını açıkladı. Güney Kore haber ajansı Yonhap’ın haberine göre fırlatmalar ordu tarafından tespit edildi.

Güney Kore Savunma Bakanlığı, daha önce yaptığı açıklamada, Pyongyang’ın iki ülke arasındaki sınır anlaşmazlıklarının çözümü için Seul’ün görüşme önerisinde bulunmasından bir haftadan kısa süre sonra, doğu kıyısı açıklarına kimliği belirlenemeyen bir füze fırlattığını duyurmuştu.

Japonya Savunma Bakanlığı da fırlatmayı doğrulayarak, bunun “balistik füze olduğu düşünülen” bir cisim olduğunu bildirdi. Güney Kore ordusu ise Kuzey Kore’nin “Doğu Denizi yönüne kimliği belirlenemeyen bir cisim fırlattığını” açıkladı. Seul yönetimi, Japon Denizi’ni Doğu Denizi olarak adlandırıyor.

Füze denemesi, iki Kore arasındaki gerilimin sınır bölgesinde meydana gelen ve üç Güney Koreli askerin yaralanmasına yol açan kara mayını patlamasının ardından arttığı bir dönemde gerçekleşti. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre Seul ve Birleşmiş Milletler tarafından bu ayın başlarında yürütülen ortak soruşturmada, mayının askerden arındırılmış bölgeye Kuzey Kore tarafından döşendiği sonucuna varıldı. Bu bulgu, iddiayı reddeden Pyongyang’ın tepkisine neden oldu.

Kuzey Kore lideri Kim Jong-un’un nüfuzlu kız kardeşi Kim Yo-jong da Güney Kore’nin Pyongyang’dan özür talep etmesini “aşağılıkça” olarak nitelendirdi.

Kuzey Kore, ekim ayında da ABD Başkanı Donald Trump’ın yıl içinde Kim Jong-un ile görüşebileceğine ilişkin açıklamasından bir gün sonra birden fazla kısa menzilli balistik füze fırlatmıştı.