Husiler, 12 milyon Yemenliye insani yardımı engelliyor

Sana’da yiyecek dağıtan bir kurumda bekleyen Yemenliler (EPA)
Sana’da yiyecek dağıtan bir kurumda bekleyen Yemenliler (EPA)
TT

Husiler, 12 milyon Yemenliye insani yardımı engelliyor

Sana’da yiyecek dağıtan bir kurumda bekleyen Yemenliler (EPA)
Sana’da yiyecek dağıtan bir kurumda bekleyen Yemenliler (EPA)

Yemen'de Husi milislerin yolsuzluğu, insani yardım alanında çalışan Birleşmiş Milletler (BM) yetkililerini, grubun kontrolü altındaki bölgelerdeki yardım çalışmalarını azaltmaya gitmeye zorladı. Reuters'e konuşan BM kaynaklarının açıklamalarına göre, bu bölgelerdeki yaklaşık 12 milyon kişiye yönelik gıda yardımı da bu çalışmalar arasında yer alıyor.
Çeşitli kurumların çalışanlarının, Husi liderlerinin yolsuzluğunu ve insani yardımları engelleme çalışmalarını durdurmak için geçtiğimiz yıl yürüttüğü yoğun uluslararası çabaların, çıkmaza girdiği anlaşılıyor.
Yardımı azaltma sürecinin önümüzdeki ay başlayacağını öne süren BM kaynakları, “bağışçılar ve insani yardım kuruluşlarının bu yardımların hak edenlere ulaştırılacağını artık garanti edemediğini” ifade ediyor.
Şarku'l Avsat'ın Reuters’dan aktardığı habere göre, insani yardım sektöründeki kaynaklar, Sanaa'yı ve nüfusu yoğun olan bölgeleri kontrol eden Husi grubunu her türlü yardımın hak eden kişilere ulaştırılmasını engelleyerek olabildiğince imkansız kılmakla suçluyor.
Üst düzey bir BM yetkilisi, konuyla ilgili açıklamasında şöyle söylüyor:
“Kuzey Yemen'deki çalışma ortamı, son birkaç ay içinde önemli ölçüde bozuldu. İnsani yardım çalışanları artık yardım sağlamak konusundaki tehlikelerin üstesinden gelemiyor. Bu vaziyet düzelmedikçe, bağışçıların ve çalışanların yardımları kesmekten başka seçeneği kalmayacak.”
Söz konusu açıklamalara göre, Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programı (WFP) denetiminde her ay 12 milyondan fazla insana yapılan gıda yardımları da bu kapsamda azaltılacak.
Meşru hükümetteki kaynaklar, grubu kendi kontrol alanlarında yardım yapacak olan kuruluşları projelerinin yüzde 20'sini ödemeye zorlamakla suçluyor.
Uluslararası kaynaklar ya da BM kuruluşları, bu adımının tam olarak atıldığını resmi olarak açıklamasa da, azaltma kararının önümüzdeki Mart ayında başlayacağı görüşü mevcut.
“Açlıkla savaşanların elinden lokmalarını almak”
Görünüşe göre BM ajansları, WFP İcra Direktörü David Beasley’in geçtiğimiz yılın başlarında Husi grubunu “Açlıkla savaşanların elinden lokmalarını almakla” suçladığı sırada ifade ettiği gibi “bardağı taştığı noktaya” ulaştı. Söz konusu açıklamasında Beasley, yardım programının, grubun bu yaklaşımını terk edip insani yardımı engelleyen davranışını değiştirmemesi durumunda, grup tarafından kontrol edilen alanlara gıda yardımı sağlanmasının kademeli olarak askıya alınacağını açıklamıştı.
Yardım miktarıyla oynandığını ifade eden Beasley, Husileri kendi milislerini beslemek için ihtiyaç duydukları yiyecekleri, dolandırıcılık ve hırsızlık yaparak bu yardımlar arasından elde etmekle suçlamıştı. Aynı zamanda, grubu “program temsilcileriyle işbirliği içinde tüm engellerin üstesinden gelmek için çabaladığını” söylediği meşru hükümetin aksine “Yemen'deki çocukların ölümünden sorumlu” tutmuştu. Beasley’e göre, grubun liderleri, gruba yardım konvoylarının ihtiyacı olan insanlara ulaşmasını engelleme ve bu konuda işbirliği yapmama talimatı veriyor.
WFP, grubun yolsuzluğunu durdurmak için yürüttüğü baskıların bir parçası olarak, 18 Haziran 2019'da Sana'da yapılan gıda dağıtımının bir aydan fazla süreyle askıya alınacağını açıklamıştı. O zaman konuyla ilgili yapılan açıklamada “Sana’daki gıda yardımından yararlanan bazı vatandaşlar herhangi bir gıda yardımı almadıklarını söylüyor. Diğer bölgelerde ise insanlar bu yardımlardan mahrum bırakılıyor” ifadeleri kullanılmıştı.
Konuyla ilgili çalışmalar kapsamında, Husilerin programı dâhilinde dağıtım merkezinde verilen gıda yardımlarını yasadışı yollarla kamyonlarla taşıdığı fotoğraflandı. Aynı zamanda yardım kayıtlarında oynamaların yapıldığı, hatta bazı yardımların satıldığı kanıtlandı.
BM’ye ait en son raporlarda ise Husi milislerin özellikle Hudeyde, Ed-Dali ve Hacca’da yaşayan yaklaşık 6 milyon kişiye yardım ve hizmet sunulmasını engellediği açıkça ortaya çıktı.
Engelleme ve kısıtlamalar
Bu kısıtlamaların en kötüsü ise grubun “Yüksek Siyasi Konsey” (darbe iktidarı konseyi) olarak adlandırılan en üst düzey darbeci kuruma bağlı olarak İnsani Yardım ve Afetle Mücadele Koordinasyon Yüksek Konseyi kurması ve çeşitli illerde şubeler açmasıydı.
Grubun kontrol alanlarında herhangi bir projenin uygulanmasına onay ya da ret verilmesi, insani yardımların yollarını ve bu alanda çalışanları belirleyen bu Husi kurumun yetki alanına giriyor.
Husi kontrolündeki bölgelerde insani projelerin yürütülmesine onay verilmesi ortalama 100 gün sürüyor. Diğer yandan grup, 32 milyon dolar fon sağlanarak yaklaşık bir buçuk milyon insanın hayatının kurtarılacağı 11 projeyi daha önceden reddetti.
BM raporlarına göre grup, 2019’un Haziran-Temmuz ayları arasında, 300 farklı olayla gıda yardımlarını önledi; bu da 4,9 milyon ihtiyaç sahibini etkiledi.
Aynı zamanda 2018’de iki ay boyunca yaklaşık  bin 200 ton yiyecek yasadışı şekilde grup tarafından ele geçirildi. Grup, bu gıdaların bir kısmını haksız yere dağıttı; bir kısmını ise sattı.
Yemen Yardım Yüksek Komitesi, 2015-2018 döneminde 88 yardım, ticaret ve petrol gemisinin Husiler tarafından tutuklandığını, 697 yardım kamyonunun yağmalandığını ve el konduğunu, 4 kamyonun ise patlatıldığını belgeledi. Diğer yandan BM kurum ve çalışanlarına yönelik 16 farklı saldırı vakası, aynı zamanda öldürme, adam kaçırma ve çeşitli kuruluşların ofislerini kapattırma olayları yaşandı.
Yemen hükümeti ise Husileri, Stockholm Anlaşmasının imzalandığı 2018 Aralık ayı ile 2019 Aralık ayı arasında Hudeyde, Ibb ve Sana’ya giden gıda, ilaç, tıbbi malzeme gibi yardımlarla yüklü yaklaşık 440 kamyonu ele geçirmek ve yağmalamakla suçluyor.
Hükümet, grubun aynı zamanda çocuk felci ve domuz gribi için birkaç ildeki tıbbi yardımları yağmaladığını ve sattığını belirtti. Diğer yandan, kontrol altındaki illerde çocuk felci aşısı için Dünya Sağlık Örgütü'e (WHO) ait 600 milyon Riyal’in grup tarafından yağmalandığı ifade edildi.
Geçen yıl, 120 personelin Hudeyde’de bulunan WFP deposuna erişmesini engelleyen grup, bu depoları birden fazla kez bombaladı ve yardımların büyük bir kısmın yok olmasına neden oldu.
Fransız yardım kuruluşu Teknik İşbirliği ve Kalkınma Ajansı’nın (ACTED) (WFP’nin Hucce’deki ortağı) 20 çalışanının tutuklanması ve yardım projeleri yürütmelerinin engellenmesi, pasaportlarına bir haftadan uzun bir süre boyunca el konması da grubun ihlallerinden biriydi.
Yıkıcı davranışlar
Husilerin bu tür davranışlarının yeni bir şey olmadığını belirten Yemenli araştırmacı Dr. Fâris El-Beyl, şöyle söylüyor:

“Yemenlileri öldürmek Husileri tatmin etmemiş olacak ki bu insanlara giden yardımlara bile saldırmak istiyorlar. Birçok tarihçi ve araştırmacı, savaşın dahi bir ahlakının ve insani açıdan sınırının olduğunu söylese de, Husiler bu hususları çiğneyerek bu konuda sınırlarının olmadığını, yağmalayıp yıkmaktan, öldürmekten utanmadıklarını gösteriyor. BM, bu yardımların başına gelenleri,Husilerin bunları nasıl yağmaladığını, nasıl kontrol altına aldıklarını ve nasıl engellediklerini dile getirmede çok geç kaldı. Ancak uluslararası yardımların çekilmesi, Yemen ve Yemenliler için bir felaket olacaktır.”
Dr. Beyl’in bu konudaki önerisi ise şu şekilde:
“Husiler, yardımları geri çekmek yerine insani değerler, yasalar, uluslararası kanunlar ve savaş suçları açısından tehdit edilmeli. Asıl tehdit, yardımların azaltılması değil, aksine arttırılması ve Husilerin bunlara elini süremeyeceği tehdidi olmalı. Uluslararası toplum, yarayı kapamaya çalışmayıp bu yaranın kapanmasını nasıl bekleyebilir? Bu engellemelerin gün yüzüne çıkarılması, aynı zamanda bunların yaşanmaması için daha çok önlem alınması gerekiyor.”



Bir kaynak Şarku'l Avsat'a Gazze yönetim komitesinin bazı isimlerini açıkladı

Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
TT

Bir kaynak Şarku'l Avsat'a Gazze yönetim komitesinin bazı isimlerini açıkladı

Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)

Filistinli, konuyla ilgili bilgi sahibi kaynak bugün, Gazze Şeridi'ni yönetecek teknokrat komitenin üyelerinin çoğunluğunun isimleri konusunda anlaşmaya varıldığını bildirdi.

Filistin sivil toplum sektöründe kaynak Şarku’l Avsat'a verdiği demeçte, 18 üyeden oluşması beklenen komitedeki isimlerin çoğunun Gazze Şeridi sakinlerinden oluştuğunu ve bunların büyük bir kısmının akademisyenler de dahil olmak üzere sivil toplum çalışmalarıyla bağlantılı iş adamları ve ekonomistler olduğunu söyledi.

Kaynak, üzerinde anlaşmaya varılan üyelerin, Gazze'den veya yurt dışından Mısır'ın başkenti Kahire'ye seyahat için hazırlık yapmaları konusunda bilgilendirildiğini ve seyahat sürecinin yarın organize bir şekilde başlayacağını belirtti.

Şarku’l Avsat'ın elde ettiği isimler arasında şunlar yer alıyor: Daha önce Filistin Yönetimi Ulaştırma Bakanlığı Müsteşarlığı görevini yürüten Ali Şati; Tarım Yardım Derneği Direktörü ve sivil toplum aktivisti Abdul Kerim Aşur; Tıbbi Yardım Derneği Direktörü Aed Yaghi; Gazze Ticaret Odası Direktörü Aed Ebu Ramazan; Filistin Üniversitesi Rektörü Cebr el-Daur; mühendislik danışmanı Beşir el-Reis; Gazze Şeridi Filistin Telekomünikasyon Direktörü Ömer Şamali; Refah Belediyesi'nde mühendis ve danışman olan Ali Berhum; ve Avukat Hana Terzi.”

Kaynak, bu kişilerin isimleri konusunda geniş bir mutabakat olduğunu, ancak İsrail'in bunları onaylayıp onaylamadığının henüz bilinmediğini ifade etti.

Kaynak, bu isimlerden herhangi biriyle ilgili bir anlaşmazlık çıkması durumunda listede değişiklikler yapılabileceğini belirtti.

Mısır, Gazze Şeridi'ni geçici olarak yönetecek teknokrat komitenin kurulmasını hızlandırmak amacıyla tüm Filistinli taraflarla, arabulucularla, Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail ile yoğun temaslar yürütüyor ve Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas hükümetiyle de iletişim halinde olacak.

Hamas ise komitenin resmen kurulmasının ardından Gazze Şeridi'ndeki iktidarı komiteye devretmeye hazırlanıyor.


Yemen Başkanlık Konseyi, egemenlik kararını korumak için el-Bahsani'ye karşı önlem alacağını açıkladı

Ferec el-Bahsani’nin Şarku’l Avsat ile yaptığı önceki bir röportajdan (Fotoğraf: Turki el-Ukayli)
Ferec el-Bahsani’nin Şarku’l Avsat ile yaptığı önceki bir röportajdan (Fotoğraf: Turki el-Ukayli)
TT

Yemen Başkanlık Konseyi, egemenlik kararını korumak için el-Bahsani'ye karşı önlem alacağını açıkladı

Ferec el-Bahsani’nin Şarku’l Avsat ile yaptığı önceki bir röportajdan (Fotoğraf: Turki el-Ukayli)
Ferec el-Bahsani’nin Şarku’l Avsat ile yaptığı önceki bir röportajdan (Fotoğraf: Turki el-Ukayli)

Yemen Başkanlık Konseyi’nden bir kaynak, Başkanlık Konseyi üyesi Ferec el-Bahsani’nin son açıklamalarını şaşkınlıkla karşıladıklarını belirterek, Bahsani’nin Konsey liderliğince alınan egemen nitelikteki kararlara karşı çıkmasına tepki gösterdi. Kaynak, bu kararların başında, Riyad Anlaşması ve Yetki Devri Bildirgesi’nde öngörüldüğü üzere, Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu ile koordinasyon içinde güvenlik güçlerinin Savunma ve İçişleri bakanlıkları çatısı altında birleştirilmesinin geldiğini vurguladı.

Resmî açıklamada, söz konusu ifadelerin Başkanlık Konseyi Başkanı ve üyelerinin yemin ettikleri kolektif sorumluluk ilkesinden açık bir sapma anlamına geldiği, geçiş dönemini düzenleyen referanslarla ve Konseyin askeri ve güvenlik dosyalarını yönetme konusundaki anayasal yetkileriyle çeliştiği kaydedildi. Açıklamada, bu yetkilerin devlet kurumlarının yeniden tesis edilmesi, münhasır yetkilerine yönelik müdahalelerin önlenmesi ve mevcut meydan okumalar karşısında devlet otoritesinin pekiştirilmesi açısından hayati önem taşıdığı ifade edildi.

Kaynak ayrıca, Suudi Arabistan’ın güney diyaloğuna yönelik himaye çabalarının sorgulanmasının ve bu diyaloğun uzlaşıyla belirlenen himaye çerçevesi dışına taşınması çağrılarının olumsuz mesajlar içerdiğini belirtti. Bu tutumun ne tansiyonun düşürülmesine katkı sunduğu ne de Başkanlık Konseyi’nin defalarca vurguladığı üzere ulusal, kapsayıcı bir çerçeve içinde adil ve kapsamlı biçimde ele alınması gereken Güney meselesinin çıkarlarına hizmet ettiği bildirildi.

zxsdefrt
Aden şehrindeki Merkez Bankası genel merkezinin dışında devriye gezen Yemen hükümet güçlerine bağlı bir asker (EPA)

Kaynak, bu tutumların önceki bir bağlamdan bağımsız olmadığını da vurguladı. Kaynak, el-Bahsani’nin daha önce de birden fazla kez Hadramut ve el-Mehra vilayetlerinde isyan ve tek taraflı adımlara yönelik destekleyici ya da müsamahakâr tutumlar sergilediğini ifade etti. Ayrıca el-Bahsani’nin, devletten ve ulusal kurumlarından yana tavır alan bazı ofis çalışanlarını görevden aldığına dikkat çekerek, bu yaklaşımın Başkanlık Konseyi üyeliğine yüklenen egemen nitelikteki görevler ve anayasal sorumluluklarla bağdaşmadığını kaydetti.

Kararlı davranmak

Kaynak, Başkanlık Konseyi’nin bu uygulamalarla ulusal sorumluluğun gerektirdiği şekilde, anayasa ve geçiş dönemini düzenleyen referanslar çerçevesinde hareket edeceğini vurguladı. Açıklamada, egemen karar alma birliğinin korunması, ulusal mutabakata zarar verebilecek ya da güvenlik ve istikrarın yeniden tesisine yönelik çabaları zayıflatabilecek her türlü adımın önlenmesi için gerekli tedbirlerin alınacağı belirtildi.

Kaynak ayrıca, mevcut aşamanın dar hesaplardan uzak, ülkenin karşı karşıya bulunduğu varoluşsal zorluklarla uyumlu, sorumlu bir siyasi dil ve tutum gerektirdiğini kaydederek, yalnızca devletin ve kapsayıcı ulusal projesinin karşıtlarına hizmet eden muğlak mesajlardan kaçınılması gerektiğinin altını çizdi.

Yemen Başkanlık Konseyi daha önce de Birleşik Arap Emirlikleri’nden (BAE), Başkanlık Konseyi üyesi Ferec el-Bahsani’nin topraklarından ayrılarak Riyad’a gitmesine izin verilmesini talep etmişti. Açıklamada, el-Bahsani’nin Konsey liderliğiyle birlikte çalışması ve Suudi Arabistan’ın himayesinde Yemen’deki durumu ele almaya yönelik çabalara katılması gerektiği, bunun da mevcut belirsizlik ve kafa karışıklıklarının giderilmesine katkı sağlayacağı ifade edilmişti.

Başkanlık Konseyi, sorumlu bir kaynak aracılığıyla, Başkanlık Konseyi üyeliğinin bireysel hesaplara ya da devlet çerçevesi dışındaki değerlendirmelere tabi tutulamayacak, üst düzey bir anayasal sorumluluk olduğunun altını çizdi. Açıklamada, ulusal mücadelenin, devlet kurumlarının yeniden tesis edilmesi ve Yemen halkının yaşadığı sıkıntıların sona erdirilmesi için en yüksek düzeyde birlik ve uyum gerektirdiği vurgulandı.


Sudan ordusu ile HDK arasında şiddetli çatışmalar

Sudan Kızılhaçı üyeleri pazar günü Hartum’daki yerel bir mezarlıkta savaş kurbanlarını yeniden gömdü (AP)
Sudan Kızılhaçı üyeleri pazar günü Hartum’daki yerel bir mezarlıkta savaş kurbanlarını yeniden gömdü (AP)
TT

Sudan ordusu ile HDK arasında şiddetli çatışmalar

Sudan Kızılhaçı üyeleri pazar günü Hartum’daki yerel bir mezarlıkta savaş kurbanlarını yeniden gömdü (AP)
Sudan Kızılhaçı üyeleri pazar günü Hartum’daki yerel bir mezarlıkta savaş kurbanlarını yeniden gömdü (AP)

Sudan ordusu ile HDK arasında devam eden savaşta, Sennar eyaletinin Senga kentinde ve Mavi Nil eyaletinin Yabus beldesinde hem askerlerden hem de sivillerden onlara ölü ve yaralı olduğu bildirilirken, iki gün boyunca insansız hava araçlarının (İHA) da dahil olduğu çatışmalar yaşandı.

Görgü tanıkları, HDK'ya ait İHA’ların pazartesi sabahı Senga'yı bombaladığını ve ordunun 17. Piyade Tümeni karargahını hedef aldığını söyledi.

Görgü tanıklarının ifadesine göre 17. Piyade Tümeni karargahında yapılan bir toplantı sırasında gerçekleşen saldırıda askeri personelden ve sivillerden çok sayıda kişi öldürdü. Sennar Eyaleti Sağlık Bakanı İbrahim el-İvad, Ultra Sudan platformunda yayınlanan açıklamalarında 17 kişinin öldüğünü ve 13 kişinin yaralandığını söyledi, ancak ölen ve yaralananların kimler olduğuna değinmedi.

Sennar Hükümeti Sözcüsü Adem Abdullah, olayın önemini küçümseyerek, bir İHA’nın şehri hedef aldığını ve saha savunma sistemleri tarafından durdurulduğunu, sayımı devam eden sivillerin kayıplarının ise saha savunma sistemlerinin İHA’ya verdiği tepki sonucu meydana geldiğini söyledi.

Sudan Egemenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Malik Agar'a bağlı Mavi Nil Halk Hareketi, HDK'nın yaydığı ‘kötü niyetli söylentilere kanılmaması’ çağrısında bulunan bir açıklama yayınladı, ancak tam olarak ne olduğu konusunda ayrıntılı bilgi vermedi.

Sudan ordusu henüz bir açıklama yapmazken ordu yanlısı platformlar, HDK'nın insansız hava araçlarının şehirdeki ordu kışlalarını ve sivilleri hedef aldığını bildirdi. Tanıklar ise 17. Piyade Tümeni'nin toplantı yeri yakınlarındaki bir okulun İHA’larla vurulduğunu söyledi.

Görgü tanıkları, saldırının Sennar, El Cezire, Beyaz Nil ve Mavi Nil merkez eyaletlerinin valilerinin tümen karargahında yaptıkları toplantı sırasında gerçekleştiğini söylediler, ancak bu bilgi henüz doğrulanamadı.

xcdfgth
Pazar günü Hartum'daki bir mezarlıkta savaş kurbanlarının bulunduğu çantaları inceleyen Sudanlılar (AP)

Beyaz Nil Valisi, aralarında protokol müdürü ve bir korumasının da olduğu bazı yardımcılarının öldüğünü açıkladı.

Orduya yakınlığıyla bilinen gazeteci Mazmul Ebu el-Kasım, Facebook'ta, stratejik bir İHA saldırısının Sennar eyaletindeki Senga kentinde bulunan 17. Piyade Tümeni karargahını dört füzeyle hedef aldığını söyledi.

HDK komutanlarından Paşa Tabik, Facebook sayfasında yaptığı bir paylaşımda 17. Tümen karargahında yaşananları ‘geçici bir olay” olarak nitelendirdi. Tabik, saldırıya ilişkin daha fazla bilgi vermedi.

Tabik, Sennar'da yaşananların, ‘Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan, ordu komutanları ve onların arkasındaki İslamcı hareket ve savaşın devam etmesi gerektiğini savunanlara yönelik doğrudan bir mesaj’ olduğunu söyledi.

Çeşitli savaş bölgelerinde benzer operasyonların devam edeceğini söyleyen Tabik, “Gelecekte yaşananlar daha şiddetli, daha acı ve daha ıstırap verici olacak” dedi.

Öte yandan Sudan ordusundan dün yapılan açıklamada, Senga ve Yabus'taki olaylara değinilmeden ordu güçlerinin son 72 saat içinde Kordofan, Darfur ve Mavi Nil bölgelerindeki savaş alanlarında HDK’ya ait 107 askeri aracı ve bazı yakıt ve mühimmat depolarını imha ettiği, onlarca HDK üyesini öldürdüğü ve yaraladığı belirtildi.

Abdulaziz el-Hılu liderliğindeki HDK’nın müttefiki olan silahlı grup Sudan Halk Kurtuluş Hareketi-Kuzey (SPLM-N) ise yaptığı açıklamada, ordunun bir savaş uçağının pazar günü Mavi Nil eyaletindeki Yabus beldesini bombaladığını, bu saldırıda çoğu kadın ve çocuk olmak üzere 93 sivilin öldüğünü ve 32 kişinin yaralandığını bildirdi.

Sudan ordusu olayla ilgili yorum yapmasa da orduya bağlı platformlar, Sudan'ın Etiyopya sınırına yakın Yabus beldesindeki HDK mevzilerine hava saldırıları düzenlediğini, onlarca askeri aracın imha edildiğini ve HDK’ya ağır kayıplar verdirildiğini bildirdi.

Bu platformlara göre Sudan ordusu, 15 Nisan 2023'te savaşın başlamasından bu yana HDK’nın Etiyopya sınırındaki mevzilerini ilk kez hedef aldı.

Bununla birlikte İslamcı çizgideki Sudan Doktorlar Ağı tarafından yapılan açıklamada, dün Güney Kordofan eyaletinin Habila bölgesindeki Kartala beldesinde bir HDK konvoyunun bombalanması sonucu beş kişinin öldüğü ve bazı kişilerin de yaralandığı ifade edildi.

Dilling ve Kadugli şehirlerindeki kuşatmayı kırmak amacıyla geçici olarak kontrolünü ele geçirdikten sonra geçtiğimiz hafta Habila şehrinin kontrolünü kaybeden ordu güçleri Kartala beldesinden çekilmişti.