Rakamlarla tarihin en ölümcül salgınlarıhttps://turkish.aawsat.com/home/article/2186931/rakamlarla-tarihin-en-%C3%B6l%C3%BCmc%C3%BCl-salg%C4%B1nlar%C4%B1
Salgınlar ve kronik hastalıklar çağlar boyunca çok sayıda insanın hayatına mal olmuş ve uzun süre üstesinden gelinmesi gereken büyük krizlere yol açmıştır.
İngiltere merkezli ‘Daily Mail’ gazetesi, Antoninus Vebası’ndan (Galen'in Vebası) koronavirüse kadar tarihin en ölümcül salgınlarına ilişkin bir haber yayınladı.
Gazetenin haberine göre MS. 165-180 yılları arasında Roma İmparatorluğu’nu vuran Antoninus vebası tüm dünyaya yayılarak 5 milyon insanın ölümüne neden oldu.
MS. 541 ve 542 yılları arasında ortaya çıkan Justinianus Veba Salgını ise Bizans İmparatorluğu'nu vurdu ve tüm dünyada 30 milyondan fazla insanın hayatına mal oldu.
MS. 735 yılında Tokyo’da ortaya çıkan Japon Çiçek Hastalığı Salgını komşu ülkelere yayılarak iki yıl içinde yaklaşık bir milyon insanı öldürdü.
Tarihin en ölümcül salgınlarının başında ise Kara Veba (Kara Ölüm) geliyor. Hıyarcıklı Vebası (Bubonic Plague) olarak da bilinen salgın 1347 ve 1351 yılları arasında tüm dünyaya yayılarak yaklaşık 200 milyon insanın ölümüne neden oldu. Kara Veba’nın Çin'de veya yakınlarında ortaya çıktığına ve ardından önce İtalya'ya, daha sonra tüm Avrupa'ya, oradan da dünyanın dört bir yanına yayıldığına inanılıyor.
Çiçek Hastalığı Salgını (Small Pox) ise 1520 yılında ortaya çıktı ve 56 milyon insanın hayatına mal oldu.
1817 ve 1923 arasında ortaya çıkan Kolera 6 Salgını (Cholera Six Outbreak) da dünyanın dört bir yanından bir milyon can aldı.
Çin'in Yunnan Eyaleti’nde 1855 yılında, Üçüncü Veba (The Thirid Plague) olarak bilinen oldukça geniş kapsamlı bir veba formu ortaya çıktı. Salgın daha sonra dünyadaki tüm kıtalara yayıldı ve 12 milyon insanın hayatına mal oldu.
1889 - 1890 yılları arasında yayılan Rus Gribi (Russian Flu) salgınında ise bir milyon kişi öldü.
Çin'de 1956 yılında ortaya çıkan Asya Gribi (Asian Flu) nedeniyle de yaklaşık 1 milyon kişi hayatını kaybetti.
1918 yılında patlak veren İspanyol Gribi (Spanish Flu) sadece bir yılda yaklaşık 50 milyon insanın ölümüne neden oldu. Dünya nüfusunun dörtte biri salgından etkilendi.
Öte yandan tarihin bugüne kadarki en ölümcül hastalıkları arasında dünyada hâlâ yaygın olarak rastlanan AIDS (HIV) bulunuyor. İlk olarak 1981 yılında ortaya çıkan AIDS nedeniyle şuana kadar 35 milyon kişi öldü.
Yakın tarihte 2009-2010 yılları arasında ABD ve Meksika'da Domuz Gribi (Swine Flu) patlak verdi. Tüm dünyaya yayılan hastalık nedeniyle yaklaşık 200 bin insan hayatını kaybetti.
2002-2003 yılları arasında patlak veren SARS virüsünün yayılması sonucu 774 kişi ölürken MERS virüsü de 2012'den bu yana en az 828 kişinin canına mal oldu.
Dünya şimdi de Çin’de ortaya çıkan ve dünyanın birçok ülkesine yayılan yeni tip koronavirüs (Kovid-19) ile boğuşuyor. Koronavirüs nedeniyle dünya çapında şuana kadar yaklaşık 8 bin kişi ölürken vaka sayısı 200 bine ulaştı.
Vücudun alkol üretmesine neden olan hastalığın gizemi çözüldühttps://turkish.aawsat.com/ya%C5%9Fam/5228102-v%C3%BCcudun-alkol-%C3%BCretmesine-neden-olan-hastal%C4%B1%C4%9F%C4%B1n-gizemi-%C3%A7%C3%B6z%C3%BCld%C3%BC
Vücudun alkol üretmesine neden olan hastalığın gizemi çözüldü
Çalışmanın başyazarı Cynthia Hsu, bir hastanın dışkı örneğini inceliyor (UC San Diego Sağlık Bilimleri)
Yeni bir çalışma, hastaların vücudunun alkol üretmesine yol açarak içmeden sarhoşluk yaşamalarına neden olan nadir bir gastrointestinal rahatsızlığın gizemini aydınlatmaya katkı sağlayabilir.
Auto Brewery Sendromu veya ABS diye bilinen bu son derece nadir rahatsızlık, farkındalık eksikliği, tanı koymadaki zorluklar ve damgalanma nedeniyle sıklıkla teşhis edilemiyor.
Araştırmacılar bu rahatsızlıktan muzdarip hastalarda alkol üretimini tetiklediği anlaşılan belirli bağırsak bakterilerini tespit etti ve çalışmalarının, hastalığın tedavisinde yeni yöntemlerin geliştirilmesine yol açabileceğini belirtiyorlar.
Bazı durumlarda bağırsakta üretilen alkol seviyesi, belirgin bir sarhoşluğa neden olacak ve karaciğer hasarı, bilişsel bozukluk, sindirim sorunları ve yoksunluk belirtilerini yavaş yavaş tetikleyecek kadar yüksek olabiliyor.
Hastalar, doğru tanı konmadan önce yıllar süren yanlış teşhis ve sosyal, tıbbi ve yasal sonuçlarla karşılaşabiliyor.
Ancak ABS'ye neden olan spesifik bağırsak bakterileri hakkında çok az şey biliniyor.
Bilim insanları bu rahatsızlık üzerine bugüne kadarki en büyük çalışmada, 22 ABS hastasını inceleyerek sağlık profillerini, hane halkından sağlıklı 21 kişiyle karşılaştırdı.
Araştırmacılar ABS nöbeti sırasında hastalardan alınan dışkı örneklerinin, hane halkındaki sağlıklı kişilere kıyasla kayda değer derecede daha fazla etanol içerdiğini saptadı.
Kaliforniya Üniversitesi San Diego Tıp Fakültesi'nde tıp alanında öğretim üyesi olan Bernd Schnabl, "Escherichia coli ve Klebsiella pneumoniae gibi bağırsak bakterilerinin, ABS hastalarının bağırsağındaki şekeri fermente ederek etanole dönüştürdüğünü bulduk" diyor.
Hakemli dergi Nature Microbiology'de yayımlanan çalışmanın yazarı Dr. Schnabl şu ifadeleri kullanıyor:
Bu mikroplar, etanol üreten çeşitli biyokimyasal yolları kullanarak kandaki alkol seviyesini yasal sarhoşluk seviyesine kadar yükseltiyor.
Araştırmacılar, bazı hastalar bu organizmaları taşırken, tam hangi mikropların ABS'den sorumlu olduğunun kişiden kişiye değişebileceğini söylüyor.
Araştırma ayrıca ABS nöbeti sırasında fermantasyona katılan mikrobiyal enzim seviyelerinin, bazı hastalarda kontrol grubuna kıyasla çok daha yüksek olduğunu ortaya koydu.
Bilim insanları çalışmada, "ABS'li bireylerden nöbet sırasında alınan dışkı örnekleri, laboratuvar ortamında daha fazla etanol üretti ve bu etanol, antibiyotik tedavisiyle azaltılabildi" diye yazıyor.
Araştırmacılar, bu enzimleri hedef alan tedavilerin daha etkili bir strateji sunabileceğini öne sürüyor.
Ekip "Bu bulgular, ABS'ye yönelik gelecekteki klinik müdahalelere ışık tutabilir" diye yazıyor.
Dışkı bazlı bir testin, kandaki alkolü ölçen mevcut tanı yöntemine göre daha iyi bir alternatif sunabileceğini de belirtiyorlar.
Çalışmaya göre dışkı mikrobiyota nakli geçiren bir hastanın semptomları hafifledi.
Bu hasta, ikinci bir dışkı mikrobiyota naklinden sonra 16 aydan uzun süre boyunca semptom göstermedi.
Mass General Brigham Tıp Departmanı'ndan, çalışmanın bir diğer yazarı Elizabeth Hohmann, "Çalışmamız dışkı naklinin potansiyelini ortaya koyuyor" diyor.
Bulgularımız, sorumlu olan spesifik bakterileri ve mikrobiyal yolakları belirleyerek bu nadir görülen rahatsızlığı yaşayan bireyler için daha kolay tanı, daha iyi tedaviler ve daha iyi bir yaşam kalitesi yolunda öncü olabilir.
Independent Türkçe
Jennifer Lawrence hangi seks sahnelerinde daha rahat oynadığını açıkladıhttps://turkish.aawsat.com/ya%C5%9Fam/5228101-jennifer-lawrence-hangi-seks-sahnelerinde-daha-rahat-oynad%C4%B1%C4%9F%C4%B1n%C4%B1-a%C3%A7%C4%B1klad%C4%B1
Jennifer Lawrence hangi seks sahnelerinde daha rahat oynadığını açıkladı
Jennifer Lawrence hangi seks sahnelerinde daha rahat oynadığını açıkladı
Seks sahnesi çekmekle ilgili şaşırtıcı bir itirafta bulunan Jennifer Lawrence, bunlarda daha önce hiç tanışmadığı rol arkadaşlarıyla oynamanın "daha kolay" olduğunu söyledi.
Umut Işığım'ın (Silver Linings Playbook) Oscar ödüllü yıldızı, 92nd Street Y'da çarşamba günü Josh Horowitz'le yaptığı söyleşide, gerçek hayatta hiç tanımadığı rol arkadaşı Robert Pattinson'la "çıplak kaplan seksi" sahnesini son filmi Geber Aşkım'ın (Die My Love) ilk gününde çekmeleri gerektiğini açıkladı.
People dergisinin aktardığına göre Lawrence, "Aslında böylesi daha kolaydı" ifadesini kullandı. Oyuncu "Çünkü Rob'la ben birbirimizi tanımıyorduk. Bu bir bakıma daha iyi, değil mi?" dedi. Buradaki mantığını açıklayan Lawrence, Açlık Oyunları'nda (The Hunger Games) Josh Hutcherson'la yaptığı gibi bir arkadaşıyla öpüşmek zorunda kalmanın "daha tuhaf" olduğunu söyledi.
Aktris "Bir düşünsenize" diyerek güldü.
Evet, bir yabancıyla yapmayı tercih ederim.
35 yaşındaki Lawrence, genellikle bir filmden önce "kaygılandığını" ve bu nedenle yeni bir rol arkadaşıyla çalışırken tüm tuhaf sahneleri bir an önce aradan çıkarmanın gerginliğini hafiflettiğini de belirtti.
İskoç yönetmen Lynne Ramsay'nin Geber Aşkım'ı, Lawrence'ın canlandırdığı çiçeği burnunda anne Grace'in doğum sonrası depresyonu psikoz sınırına dayanırken, eşi Jackson'ın (Pattinson) olanları çaresizce izlemesini konu alıyor.
Filmde, Grace ve Jackson'ın yerde çıplak halde, hayvani bir şekilde güreştiği "kaplan" sahnesi de dahil başlıca iki açık seks sahnesi yer alıyor.
Mayısta 2025 Cannes Film Festivali'nde konuşan Lawrence, "Lynne, ilk günümüzden önceki gün Rob'la bana Eğer'den (If) bir sahne gösterdi" diyerek Lindsay Anderson'ın, başrolünde Malcolm McDowell'ın oynadığı 1968 yapımı Britanya klasiğine atıf yapmıştı.
Bu oyuncular birbirlerine kaplanlar gibi saldırıyordu ve biz de 'Peki, tamam' falan dedik, o da [Ramsay'nin İskoç aksanını taklit ederek] 'Bunu çıplak yapabilir misiniz, olur mu?' dedi. Biz de 'Ah, tamam' dedik ve bu setteki ilk günümüzdü.
Lawrence ve Robert Pattinson'ın, "çıplak seks" sahnesini Geber Aşkım setinin ilk gününde çekmesi gerekmiş (Die My Love LLC)
Lawrence, "kaplan" sahnelerini "çok utanç verici" bulsa da bunların "yorumlayıcı dans dersleri" kadar kötü olmadığını Horowitz'e söyledi.
Oyuncu "Çekimlere başlamadan yaklaşık üç hafta önce Calgary'ye vardık. Rob da ben de çok kolay utanıyoruz ve bu çok mahcup ediciydi. Yani ben dansçı değilim, Rob da en kötü dansçı" diye ekledi.
Ve yani 'Şimdi bir ağaç gibi savrulun' falan diyorlardı ve bu çok utanç vericiydi. Sanırım 'Evet, soyunun' dediğinde 'Tamam, en azından yorumlayıcı dans değil…' diye düşündük.
Lawrence'ın psikolojik dramadaki içten performansı, bu yılki törende ona bir Oscar adaylığı daha kazandıracak gibi görünüyor. Bu rolüyle geçen ay En İyi Kadın Oyuncu - Drama dalında Altın Küre adaylığı elde etti. Öte yandan eski adı SAG Ödülleri olan 2026 Actor Awards'ta (Oyuncu Ödülleri) aday gösterilmedi.
Independent Türkçe
Kalın harflerle takvime: 2026'nın merak uyandıran dizilerihttps://turkish.aawsat.com/ya%C5%9Fam/5228097-kal%C4%B1n-harflerle-takvime-2026n%C4%B1n-merak-uyand%C4%B1ran-dizileri
Scarpetta'da Kay rolündeki Nicole Kidman (solda) ve ablası Dorothy'yi canlandıran Jamie Lee Curtis (sağda), aynı zamanda dizinin yapımcılığını da üstleniyor (Amazon Prime Video)
Kalın harflerle takvime: 2026'nın merak uyandıran dizileri
Scarpetta'da Kay rolündeki Nicole Kidman (solda) ve ablası Dorothy'yi canlandıran Jamie Lee Curtis (sağda), aynı zamanda dizinin yapımcılığını da üstleniyor (Amazon Prime Video)
Hâlâ 2025'te izlediğimiz gösterişli dizileri konuşuyor olabiliriz ama 2026, daha şimdiden takvime kalın harflerle not düşmelik yepyeni hikayelerle dolu.
Yeni yılın gelişiyle birlikte televizyon ufkuna bir kez daha bakmanın zamanı: Kimi yapımlar bildiğimiz evrenleri bambaşka bir tondan kuruyor, kimileri ise sıfırdan bir dünya yaratıp daha ilk bölümden yakamıza yapışmayı hedefliyor.
Bu listede The Pitt, Industry, The Night Manager, Beef, Euphoria, Shogun, Yellowjackets, Shrinking, Scrubs, Daredevil: Born Again, Outlander, One Piece ve The Boys gibi yeni sezonuyla geri dönen dizileri bilerek kenara koyduk. Zira "yeni sezon" heyecanı başka, "yepyeni bir başlangıç" duygusu ise bambaşka.
A Knight of the Seven Kingdoms, Westeros'un büyük saray oyunları yerine evrene daha insani bir kapı aralıyor. Lanterns ve Spider-Noir, süper kahramanı parıltıdan çekip polisiye ve kara film çizgisine taşıyan daha sert bir deneme gibi duruyor.
Scarpetta ve Imperfect Women, suç hikayelerini yalnızca vakaya değil, karakterlerin içindeki yaraya bağlayarak gerilimi yavaş yavaş büyütmeye hazırlanıyor. Margo's Got Money Troubles ve Rooster ise gündelik hayatın sıkışmışlığını mizahın içinden anlatıp "hafif" görünen meseleleri ağırlaştırmayı iyi biliyor. Half Man ve The Testaments da izleyiciyi rahat bırakmayan duygusal yükleriyle yılın en çok konuşulacak işlerine aday.
Kısacası 2026, bolca konuşulacak, tartışılacak ve her seferinde "Bir bölüm daha" dedirtecek yeni dizilerin yılı. Hazırsanız başlayalım.
A Knight of the Seven Kingdoms
Game of Thrones evreninin yeni dizisi A Knight of the Seven Kingdoms için bekleyiş 18 Ocak'ta sona eriyor. Hikaye, Game of Thrones'dan yaklaşık bir asır önce, Targaryenlerin hâlâ Demir Taht'ta oturduğu ve son ejderhanın hatırasının hâlâ taze olduğu bir Westeros'ta geçiyor. Merkezde ise gezgin şövalye Sör Duncan the Tall ve onun ufak tefek yaveri Egg'in yolculuğu duruyor. Dizi, saray oyunlarından ziyade turnuvalara ve yol hikayelerine yaslanıyor. "Küçük insanların" dünyasından Westeros'a daha insani bir kapı aralıyor.
George R.R. Martin'in Dunk & Egg kısa romanlarından uyarlanan bu hikayenin daha hafif, mizahi ve yer yer umutlu bir tona göz kırpması, House of the Dragon'ın ağır atmosferinin ardından izleyicilere özellikle cazip gelebilir. Dunk'ı Peter Claffey, Egg'iyse Dexter Sol Ansell canlandırıyor. İkilinin arasındaki bağ, anlatının kalbini oluşturuyor. Üstelik Westeros'un tanıdık hanedanlarını erken dönem halleriyle görmek, küçük bir kıvılcımın bile nasıl büyük düşmanlıklara dönüşebileceğini izlemek demek. İlk sezonun 6 bölümle sınırlı olması da hikayenin sündürülmeden tempolu akacağı hissini güçlendiriyor.
29 yaşındaki aktör Peter Claffey, oyunculuğa başlamadan önce İrlanda 20 yaş altı ulusal takımına kadar yükselen bir rugby oyuncusuydu (HBO)
HBO'nun prömiyer öncesi diziye ikinci sezon onayını vermiş olması, bu yolculuğun tek seferlik kalmayacağının işareti gibi. Kısacası, ejderha ve dev savaşlar olmadan da Westeros'un büyüsünü hissettirebilen daha küçük ölçekli bir macera arayanlar için A Knight of the Seven Kingdoms, 2026'nın en merak uyandıran dizilerinden biri.
Hangi platformda: HBO Max
Ne zaman geliyor: 18 Ocak
Rooster
HBO'nun martta yayımlamak üzere hazırladığı Rooster, aylardır "Steve Carell'in yeni komedisi" diye fısıldanan bir projeyken nihayet ete kemiğe büründü: Hikaye bir üniversite kampüsünde geçiyor. Dizinin merkezinde Carell'in canlandırdığı orta yaşlı yazar ve yetişkin kızıyla kurmaya çalıştığı inişli çıkışlı, bol düğümlü ilişki var. Bu basit görünen çatışma, hem kuşaklar arası gerilimi hem de aile içi hesaplaşmaları mizahi bir tonda anlatma potansiyeli taşıyor. Üstelik işin mutfağında, Scrubs'dan Ted Lasso'ya uzanan işleriyle modern komedilerin en güvenilir isimlerinden Bill Lawrence var. Yaratıcı ekipte son dönemde Bad Monkey'yle adından söz ettiren Matt Tarses da yer alıyor.
Steve Carell (solda), son olarak Netflix'in komedi dizisi Dört Mevsim'de (The Four Seasons) rol aldı (HBO )
Kadro da iddialı: Danielle Deadwyler, Robby Hoffman, Phil Dunster, Charly Clive ve John C. McGinley gibi isimler projeye şimdiden ayrı bir ağırlık katıyor.
2025'in son haftalarında paylaşılan resmi özet fazla ipucu vermese de Lawrence'ın karakter odaklı, sıcak ama sivri tonunu Carell'in komediyle dramı harmanlayan oyunuyla buluşturması merakı yükseltiyor. Bir de Carell'in The Office sonrası televizyon işlerinde sık sık "erken vedalar" gördük; Rooster, bu kez onun ekranda daha uzun soluklu bir alan bulacağı hissini veriyor.
Kısacası Rooster, iddialı büyük cümleleri kurmadan, iyi bir ekip ve doğru bir çıkış noktasıyla "izleyeni kendine bağlayan" komedilerden biri olacak gibi görünüyor.
Hangi platformda: HBO Max
Ne zaman geliyor: Mart
Lanterns
15 yıl önce gişede yüzü gülmeyen Yeşil Fener (Green Lantern) denemesinin ardından DC, mitolojiyi bu kez daha ayakları yere basan bir tonda ekrana taşıyor: Lanterns. Dizi, kozmik gösteriyi geri plana çekip True Detective'i çağrıştıran bir cinayet soruşturmasına yaslanıyor. Soruşturmanın merkezinde ise Kyle Chandler'ın canlandırdığı görmüş geçirmiş Hal Jordan ve Aaron Pierre'in hayat verdiği çaylak John Stewart var.
8 bölümlük sezonun vaadi, devasa uzay savaşlarından çok karakter gerilimi, sıkı bir polisiye temposu ve ikilinin "Ortaklık mı, sürtüşme mi?" hattında gidip gelen dinamiği. Kelly Macdonald ve Nathan Fillion'ın da kadroda olması, hikayenin kostümlü kahramanlara değil, kasabanın nabzına ve yan karakterlerin çatışmalarına da yatırım yapacağını düşündürüyor.
Lanterns'de Emmy ödüllü Kyle Chandler'a (sağda) Netflix'in beğenilen aksiyon filmi Rebel Ridge'le çıkış yakalayan Aaron Pierre (solda) eşlik ediyor (HBO)
İlk iki bölüm Slow Horses ve Black Mirror gibi dizilerle de tanıdığımız James Hawes'un imzasını taşıyor. Hawes'un tecrübesi ve televizyon diline olan hakimiyeti, bu yere basan tonun ayağını kaydırmadan ilerlemesi için güçlü bir işaret.
Yaz sonuna doğru izleyiciyle buluşması beklenen Lanterns, "süper kahraman ve polisiye" fikrini ciddiye alan yaklaşımı ve tecrübeli yaratıcı kadrosuyla merakı fazlasıyla hak ediyor.
Hangi platformda: HBO Max
Ne zaman geliyor: Yıl ortasında
Spider-Noir
Spider-Noir, siyah-beyaz estetiğiyle bildiğimiz "parlak" Örümcek-Adam dünyasından uzaklaşıp 1930'ların New York'unda, kara film tadında bir suç hikayesine yaslanıyor.
Zor rollerin adamı Nicolas Cage'in canlandırdığı Ben Reilly, yaş almış, şansı pek yaver gitmeyen bir özel dedektif. Ama geçmişte şehrin "tek süper kahramanı" olduğu günlerle yeniden yüzleşmek zorunda kalıyor. Bu yaklaşım süper kahraman klişelerini tersyüz ediyor; karaktere yorgunluk, pişmanlık ve karanlık bir mizah ekleyerek hikayeyi gerçekten çekici kılıyor.
Lamorne Morris, Brendan Gleeson, Jack Huston, Li Jun Li ve Karen Rodriguez gibi isimlerin varlığı da hikayenin yalnızca stile yaslanmayacağını, güçlü oyunculukla taşınacağını düşündürüyor. Fleabag ve Killing Eve'le tanınan Harry Bradbeer'ın ilk iki bölümü yönetmesi, dizinin ritim ve ton konusunda emin ellerde olduğu hissini güçlendiriyor.
62 yaşındaki Nicolas Cage, Oscarlı animasyon Örümcek-Adam: Örümcek-Evreninde'de (Spider-Man: Into The Spider-Verse) Spider-Noir karakterini seslendirmişti (Amazon Prime Video)
Oren Uziel ve Steve Lightfoot’un ortak dizi sorumlusu olduğu yapımın arkasında ayrıca Örümcek Adam: Örümcek Evreninde (Spider-Man: Into the Spider-Verse) ekibinden Phil Lord, Christopher Miller ve Amy Pascal gibi ağır toplar var.
Sonuç olarak Spider-Noir, Örümcek-Adam'ı o tanıdık maskenin içinden çıkarıp kara film gerilimiyle yeniden kurduğu için, kuşkusuz yılın beklenen işlerinden biri.
Hangi platformda: Amazon Prime Video
Ne zaman geliyor: Yıl içinde
Scarpetta
Amazon Prime Video'nun 11 Mart'ta yayına alacağı Scarpetta, adli tıp meraklılarının yıllardır beklediği büyük uyarlamalardan biri. Patricia Cornwell'in çok satan Kay Scarpetta romanlarından uyarlanan dizi, iki zaman çizgisinde ilerleyerek karakteri hem 1990'lardaki baş adli tabip günlerinde hem de günümüzde memleketine dönüp yeniden göreve başladığı dönemde takip ediyor.
Nicole Kidman'ın canlandırdığı Scarpetta, yeni bir cinayeti soruştururken eski görevine geri dönüyor. Fakat bu dönüş sadece bir vakayla sınırlı değil, geçmişin hem profesyonel hem de kişisel hesaplarıyla yüzleşmek anlamına geliyor. Hikayenin önemli bir gerilimi de Jamie Lee Curtis'in oynadığı kız kardeş Dorothy Farinelli'yle olan sorunlu ilişki üzerinden kuruluyor. Dizi, kanıt peşinde koşan soğukkanlı uzman çizgisini, aile içi çatışmalar ve yıllanmış kinlerle birleştirerek polisiye tarafını derinleştirmeyi hedefliyor.
Diziye adını veren Scarpetta'yı canlandıran 58 yaşındaki Nicole Kidman, Saatler'deki (The Hours) performansıyla 2003'te Oscar'a uzanmıştı (Amazon Prime Video)
Liz Sarnoff'un dizi sorumlusu olması, olay örgüsünün sadece "Kim kimi öldürdü?" sorusuna değil, karakterlerin karanlık köşelerine de inmeye niyetli olduğunun işareti. Üstelik Bobby Cannavale, Simon Baker ve Ariana DeBose gibi güçlü kadro, bu evrenin yükünü tek bir kahramanın omzundan alıp daha zengin bir tabloya yayabilir. Kısacası Scarpetta, hem yıldızları hem de geçmişin gölgesinde ilerleyen çift zamanlı anlatısıyla yeni yılın en merak uyandıran suç dizilerinden biri.
Hangi platformda: Amazon Prime Video
Ne zaman geliyor: 11 Mart
Imperfect Women
18 Mart'ta Apple TV'de başlayacak Imperfect Women, tek bir suçun, yıllara yayılan bir dostluğu nasıl paramparça ettiğini çekinmeden, sarsıcı bir dille anlatmayı hedefliyor. Elisabeth Moss, Kerry Washington ve Kate Mara'nın canlandırdığı üç eski arkadaş, soruşturma derinleştikçe birbirlerinden sakladıklarıyla ve kendilerine bile itiraf edemedikleriyle yüzleşmek zorunda kalıyor.
Dizi, "Kim yaptı?" sorusunu çıkış noktası olarak alıyor; suçluluk, intikam, sevgi, ihanet ve geri dönüşü olmayan tavizler etrafında dolaşan bir gerilim kuruyor. Araminta Hall'un 2020 tarihli aynı adlı romanından uyarlanan hikaye, en sağlam sandığımız ilişkilerin bile aslında ne kadar kırılgan olabileceğini irdeliyor.
Dizinin yıldızlarından Elisabeth Moss (solda) ve Kerry Washington (ortada), aynı zamanda yürütücü yapımcı olarak da projeye katkı sağlıyor (Apple TV)
Dizi sorumlusu Annie Weisman'ın yorumuyla hikaye, klasik bir polisiye olmaktan çıkıp karakterlerin iç dünyasına giren, gerilimi usul usul büyüten bir anlatıya evrilebilir. Üstelik açılış bölümünü yöneten ve yürütücü yapımcılar arasında yer alan televizyon ustası Lesli Linka Glatter, atmosferi daha ilk bölümden oturtabilecek bir isim. Kısacası Imperfect Women, arkadaşlık fikrini rahat bırakmayan, her bölümde gerçeği biraz daha kanatan yapısıyla yılın en merak uyandıran mini dizilerinden biri.
Hangi platformda: Apple TV
Ne zaman geliyor: 18 Mart
Margo's Got Money Troubles
15 Nisan'da Apple TV'de başlayacak Margo's Got Money Troubles, geçim derdini sakınmadan anlatan, sıcak ama sivri bir aile draması vaat ediyor. Dizinin merkezinde, üniversiteyi bırakmış hevesli yazar adayı Margo var: Kucağında bir bebek, biriken faturalar ve giderek azalan çıkış yollarıyla hayata tutunmaya çalışıyor.
Hikayeyi kıpırdatan unsurlardan biri de Margo'nun ailesi: Annesi eski bir garson, babasıysa bir zamanların meşhur güreşçilerinden ve ikisi de bu girdabın içine yeniden çekiliyor. Rufi Thorpe'un çok satan romanından uyarlanan yapım, trajikomik anları dramatize etmeden kurup, seyirciyi hem güldürmeyi hem de kalbinden yakalamayı hedefliyor. Televizyonun en üretken isimlerinden David E. Kelley'nin dizi sorumlusu olması, ritmini diri tutacağına ve karakter çatışmalarını derinleştireceğine işaret ediyor.
Margot rolündeki Emmy adayı Elle Fanning, Neon Şeytan (The Neon Demon) ve Başka Bir Yerde'deki (Somewhere) rolleriyle de tanınıyor (Apple TV)
Para kazanmak için çareyi OnlyFans'e yönelmekte bulan Margo rolünde izleyeceğimiz Elle Fanning, "dağınık ama zeki" karakterin iniş çıkışlarını taşıyabilecek belki de en doğru isim. Michelle Pfeiffer, Nick Offerman, Marcia Gay Harden, Nicole Kidman ve Greg Kinnear'dan oluşan güçlü kadro da bu ekonomik sıkışmışlığı tek boyutlu bir dert anlatısı olmaktan çıkarıp daha geniş bir aile panoramasına çevirebilir. Dizi, geçim sıkıntısını büyük laflara boğmadan; hayatın içinden komik ve dokunaklı anlarla masaya koyacağı için 2026'nın en cazibeli, en merak edilen işlerinden biri.
Hangi platformda: Apple TV
Ne zaman geliyor: 15 Nisan
Half Man
Baby Reindeer'ın yarattığı büyük dalganın (yoksa tsunami mi deseydik?) ardından Richard Gadd'ın yeni dizisi Half Man, daha yayımlanmadan büyük bir merak unsuru haline geldi. Şimdilik detaylar sınırlı; bildiğimiz en net unsur, hikayenin "iki kardeşin" çalkantılı ilişkisine odaklandığı.
Gadd'ın canlandırdığı Ruben, uzun bir kopuşun ardından Jamie Bell'in oynadığı Niall'ın düğününe ansızın çıkageliyor. Hikaye de buradan geriye doğru, yaklaşık 40 yıla yayılan bir geçmişe açılıyor. Tanıştıkları ergenlik yıllarından yetişkinlikteki büyük kırılmaya uzanan bu zaman çizgisi, dizinin yalnızca bir hesaplaşma değil, aynı zamanda bir hafıza hikayesi olacağını düşündürüyor.
Half Man'den yayımlanan ilk karede 36 yaşındaki Richard Gadd'ın (sağda) rolü için epey kaslandığı ve sakal bıraktığı dikkat çekiyor (HBO Max)
Baby Reindeer'daki o çıplak dürüstlüğün yerini bu kez daha sert ve sarsıcı bir dram alacak gibi duruyor. Gadd'ın başrolde yine kendini merkeze koyması ve Jamie Bell gibi güçlü bir oyuncuyla eşleşmesi, ikilinin dinamiğini dizinin asıl yakıtı haline getirebilir.
Ayrıntıların şimdilik saklı tutulması da avantaj: Baby Reindeer'ı etkileyici kılan "hakkında çok az şey bilerek" izleme duygusu burada yeniden yakalanabilir. Kısacası Half Man, Gadd'ın bir sonraki hamlesini merak edenler için 2026'nın en çok konuşulacak dizilerinden biri olmaya aday.
Hangi platformda: HBO Max
Ne zaman geliyor: Yıl içinde
Gurur ve Önyargı (Pride and Prejudice)
Dönem dizileri cephesinde Bridgerton ve benzeri yapımların rüzgarı dinmemişken, Netflix bu kez Jane Austen'in ölümsüz Gurur ve Önyargı romanını Dolly Alderton'ın yorumu ve taze bir kadroyla yeniden anlatmaya hazırlanıyor.
İki yüzyılı aşkın süredir okuru peşinden sürükleyen bu hikaye; 1940'taki Laurence Olivier'li filmden, 1995'te Colin Firth'ün Darcy'sine ve 2005'te Keira Knightley'li uyarlamaya kadar defalarca yeniden doğmuştu. "Bu hikayede hâlâ anlatacak yeni bir şey var mı?" sorusu da tam bu yüzden diziyi merak edilir kılıyor: Alderton, romantik komedinin adeta "şablonu" sayılan metni hem tanıdık hem de taze bir yerden kurmayı hedefliyor.
Gurur ve Önyargı'nın Temmuz 2025'te Birleşik Krallık'ta başlayan çekimleri yıl sonunda tamamlandı (Netflix)
Elizabeth Bennet'ı Emmy adayı Emma Corrin'in, Bay Darcy'yi ise Slow Horses yıldızı Jack Lowden'ın canlandıracak olması, dönemin zarafetini modern bir enerjiyle buluşturabilecek güçlü bir eşleşme vaat ediyor.
Kadroda Olivia Colman'ın Bayan Bennet olarak yer alması ise tonun yalnızca romantizme değil, aile içi kaosa ve Austen mizahına da yaslanacağının sinyalini veriyor. Rufus Sewell, Freya Mavor, Jamie Demetriou, Daryl McCormack, Rhea Norwood, Siena Kelly ve Louis Partridge gibi isimler de bu dünyayı "tek bir çiftin hikayesi" olmaktan çıkarıp geniş bir karakter şölenine dönüştürebilir.
Yönetmen koltuğunda Heartstopper'la tanınan Euros Lyn'in oturması, dizinin ritmini canlı tutacağına dair umut veriyor. Kısacası Gurur ve Önyargı, klasik bir aşk hikayesini yeniden anlatmanın riskini alıyor. Ama gösterişli kostümlerin yanında keskin sosyal gözlemleri ve taze oyuncu kadrosuyla "yeni neslin Lizzie ve Darcy'si" olma iddiasını taşıdığı için yılın en heyecan verici dönem işlerinden biri.
Hangi platformda: Netflix
Ne zaman geliyor: Yıl içinde
The Testaments (Hulu)
Damızlık Kızın Öyküsü (The Handmaid's Tale) final yapsa da Margaret Atwood evreni bitmiyor: The Testaments, hikayeyi finalden 15 yıl sonrasına taşıyan doğrudan bir devam dizisi. Bu kez merkezde, Gilead'dan başka bir hayat tanımadan büyüyen kızların hikayesi var; yani baskının ortasında kimliğini kurmaya çalışan bir kuşağın portresi.
Önlerindeki itaatkar geleceği kabullenmek istemeyen bu gençler, çıkış yolu ararken birbirlerinde müttefik buluyor ve sistemin çatlaklarını yoklamaya başlıyor. Dizinin omurgasında yine Ann Dowd'un canlandırdığı Lydia Teyze: Hem tanıdık bir yüz hem de yeni kuşağı şekillendiren güç figürü olarak geri dönüyor.
Margaret Atwood'un 2019 tarihli aynı adlı romanından uyarlanan The Testaments'ın çekimleri Nisan-Ağustos 2025'te gerçekleşti (Disney+/Hulu)
Geçen yılın belki de en çok konuşulan filmi olan Paul Thomas Anderson imzalı Savaş Üstüne Savaş'taki (One Battle After Another) çarpıcı performansıyla hafızalarımıza kazınan Chase Infiniti'nin başrolde olması çıtayı yükseltiyor.
Projenin arkasında yine Damızlık Kızın Öyküsü'nün yaratıcısı Bruce Miller'ın bulunması, atmosferin ve tonun devam hissini koruyacağına işaret ediyor. Nisan 2026'da Disney+'ta izleyiciyle buluşacak The Testaments, Gilead'ın karanlığını bu kez umut, dayanışma ve büyüme hikayesiyle aydınlatarak 2026'nın belki de en heyecan verici distopyası olacak.
Hangi platformda: Disney+
Ne zaman geliyor: Nisan
Independent Türkçe
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة