Kakhovka Barajı’nın yıkılmasının ardından Herson’daki su seviyesi normale döndü

25 Haziran 2023’te Herson bölgesindeki Novovorontsovka köyünde yer alan Kakhovka Barajı’nın yıkılmasının ardından su seviyesi önemli bir şekilde azaldıktan sonra iki adam Dnipro Nehri’nin kuru kıyısında yürürken (Reuters)
25 Haziran 2023’te Herson bölgesindeki Novovorontsovka köyünde yer alan Kakhovka Barajı’nın yıkılmasının ardından su seviyesi önemli bir şekilde azaldıktan sonra iki adam Dnipro Nehri’nin kuru kıyısında yürürken (Reuters)
TT

Kakhovka Barajı’nın yıkılmasının ardından Herson’daki su seviyesi normale döndü

25 Haziran 2023’te Herson bölgesindeki Novovorontsovka köyünde yer alan Kakhovka Barajı’nın yıkılmasının ardından su seviyesi önemli bir şekilde azaldıktan sonra iki adam Dnipro Nehri’nin kuru kıyısında yürürken (Reuters)
25 Haziran 2023’te Herson bölgesindeki Novovorontsovka köyünde yer alan Kakhovka Barajı’nın yıkılmasının ardından su seviyesi önemli bir şekilde azaldıktan sonra iki adam Dnipro Nehri’nin kuru kıyısında yürürken (Reuters)

Ukrayna’nın güneyindeki Kakhovka Barajı’nın yıkılmasından üç hafta sonra Herson bölgesindeki su seviyesi kısmen de olsa normale döndü.

Alman haber ajansı DPA’ya göre, Ukrayna Kriz Yönetim Ekibi’nin Telegram hesabı üzerinden yapılan açıklamada, Herson yakınlarında Dnipro Nehri’ndeki su seviyesinin dün sabah (Pazartesi) 33 santimetreye ulaştığı belirtildi. Bu yükseklik, barajın yıkılmasından önce kaydedilenle aynıydı.

Diğer yandan, Ukraynalı kurtarma görevlileri Kakhovka rezervuarının kuruduğunu duyurdu.

Avrupa’nın en uzun üçüncü nehri olan Dnipro, nehir boyunca bazı noktalarda yıkılan barajdan nehrin geri kalanına bağlanan küçük bir nehir haline geldi.

Ukrayna Su Kurumu, bölgenin tamamen özgürleştirilmesinin ardından barajın geçici inşaatının hızla gerçekleştirileceğini ve ülkenin birçok bölgesine su sağlanacağını açıkladı.



Hizmet ticareti ekonomi sahnesinin ön saflarında... Suudi Arabistan uluslararası etkisini genişletmeye devam ediyor

Cidde’deki Kral Abdulaziz Havalimanı (SPA)
Cidde’deki Kral Abdulaziz Havalimanı (SPA)
TT

Hizmet ticareti ekonomi sahnesinin ön saflarında... Suudi Arabistan uluslararası etkisini genişletmeye devam ediyor

Cidde’deki Kral Abdulaziz Havalimanı (SPA)
Cidde’deki Kral Abdulaziz Havalimanı (SPA)

Suudi Arabistan’da hizmet ticareti sektörü, 2025 yılının dördüncü çeyreğinde güçlü bir performans sergiledi. Açıklanan verilere göre, ülkenin hizmet ihracatı bu dönemde 66,1 milyar riyale (17,6 milyar dolar) ulaştı. Bu rakam, 2024’ün aynı döneminde kaydedilen 56,6 milyar riyale (15 milyar dolar) kıyasla yüzde 16,8’lik bir artışa işaret etti.

Söz konusu artış, ekonomide çeşitlenme ve sürdürülebilirlik yönündeki dönüşümün hız kazandığını gösterirken, petrol dışı sektörlerin rolünün büyüdüğüne ve hizmet faaliyetlerinin ekonomik büyüme ile uluslararası ticarete katkısının arttığına dikkat çekti.

Öte yandan Suudi Arabistan Genel İstatistik Kurumu (GASTAT) tarafından bugün yayımlanan verilere göre, 2025’in son çeyreğinde hizmet ithalatının toplam değeri yaklaşık 119,6 milyar riyal olarak kaydedildi. Bu tutar, 2024’ün aynı dönemine kıyasla 3,2 milyar riyal, yani yüzde 3,2 oranında düşüş gösterdi.

Seyahat hizmetleri

Verilere göre, seyahat hizmetleri ihracatı 39,5 milyar riyal olarak kaydedildi. Bu kalemin yaklaşık yüzde 92,2’sini kişisel seyahat hizmetleri oluşturdu. Ulaştırma hizmetleri ise 10,5 milyar riyalle ikinci sırada yer aldı; bu kategoride hava taşımacılığı yüzde 40,6 ile en büyük payı alırken, deniz ve kara taşımacılığı daha düşük oranlarda gerçekleşti.

Ayrıca kamu hizmetlerinin değeri 2,8 milyar riyal, diğer iş hizmetleri ise 2,6 milyar riyal oldu. Bu kapsamda profesyonel ve yönetim danışmanlığı hizmetleri, söz konusu kalemin yaklaşık yüzde 51’ini oluşturdu.

GASTAT verilerine göre, telekomünikasyon, bilgisayar ve bilgi hizmetlerinin toplam değeri 2,3 milyar riyale ulaştı. Bu kategoride telekomünikasyon hizmetleri yüzde 51,4 ile en büyük payı alırken, bilgisayar ve bilgi hizmetleri daha düşük oranlarda kaldı.

Veriler, inşaat hizmetlerinin toplamda 1,8 milyar riyal olduğunu ortaya koyarken, geri kalan hizmet ihracatının finansal hizmetler, imalat, kişisel, kültürel ve eğlence hizmetleri ile sigorta ve emeklilik gibi kalemlere dağıldığını gösterdi.

Suudi Arabistan’ın hizmet ithalatı

Geçen yılın son çeyreğinde Suudi Arabistan’ın hizmet ithalatına ilişkin veriler, ulaştırma hizmetlerinin 33,5 milyar riyalle en yüksek kalem olduğunu ortaya koydu. Bu kategoride deniz taşımacılığı toplamın yaklaşık yüzde 45,6’sını oluştururken, hava ve kara taşımacılığı daha düşük paylarda kaldı.

Seyahat hizmetleri ithalatı ise 25,2 milyar riyal olarak gerçekleşti. Bu kalemde kişisel seyahatler, toplamın yaklaşık yüzde 93’ünü oluşturdu.

GASTAT verilerine göre, diğer iş hizmetlerinin değeri 17,5 milyar riyale ulaştı. Bu kalemde profesyonel ve yönetim danışmanlığı hizmetleri yaklaşık yüzde 54 pay aldı.

İnşaat hizmetleri ithalatı 16,4 milyar riyal, kamu hizmetleri 6,4 milyar riyal, sigorta ve emeklilik hizmetleri ise 5,2 milyar riyal olarak kaydedildi. Geri kalan ithalatın ise telekomünikasyon, bilgisayar ve bilgi hizmetleri, imalat, finansal hizmetler ile kişisel, kültürel ve eğlence hizmetleri gibi diğer kalemlere dağıldığı belirtildi.


Suriye ve İran Savaşı: Fırsatlar ve riskler

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Suriye ve İran Savaşı: Fırsatlar ve riskler

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

İbrahim Hamidi

Suriye, İran'daki savaştan kazançlı mı çıkıyor, yoksa kayıp mı veriyor? Şam, kendini yeni bir sınavın eşiğinde buldu. Batı sınırında Lübnan'da İsrail ile Hizbullah arasında süren çatışmalar ve doğuda Irak'ta milisler ile devlet arasında tırmanan gerginlik arasında sıkışmış durumda. Hava sahasında ise İsrail uçakları ile İran füzeleri ve insansız hava araçları (İHA) arasında çatışmalar yaşanıyor.

Kayıplar açısından bakıldığında, Suriye’nin yeniden inşası projeleri ve ülkeye yönelik yatırım akışı askıya alınmış görünüyor. Yeniden inşanın temel dayanağını oluşturan müttefik ülkeler, artık kendi güvenlik ve ekonomik öncelikleri ile meşgul. İyileşme sürecinde vazgeçilmez bir ortak olan Avrupa ülkeleri ise, artan savaş masraflarının yol açtığı sonuçlarla boğuşuyor. Tüm bunlar, Suriye'deki ekonomik krizi ve bunun sosyal ve güvenlik alanındaki etkilerini daha da şiddetlendirirken radikalizm ve DEAŞ’ın yeniden ortaya çıkışına zemin hazırlar.

İran'ın, İHA’lar, sızmalar ve milisler yoluyla Suriye'yi savaşa sürüklemeye ve kaos yaratmaya çalışması ise diğer bir zorluk. İran, ‘Esed Suriye’sini’ kaybetmesini ve bunun ‘Direniş Ekseni’nin nüfuzunun azalmasına olan etkisini henüz kabullenebilmiş değil.

Eğer Savaş Tel Aviv'in zaferiyle sonuçlanırsa, bu durum İsrail'i bölgede hâkim bir güç olarak konumunu pekiştirecek ve ona Şam üzerinde ek baskı araçları kazandıracak. Ayrıca bölgeyi Tel Aviv ile Suriye'nin yeni müttefiki Ankara arasında bir çatışma sahnesine dönüştürecek. Bu da İsrail’in 2024 yılı sonlarında Beşşar Esed rejiminin düşmesinden sonra işgal ettiği bölgelerden çekilmesi yönündeki baskıyı üzerinden kaldıracak ve Suriye'nin güneyindeki müdahalesini artıracak. İsrail, birkaç gün önce savaş sırasında Suveyda’yı bombalamıştı.

Savaşın başlamasından bu yana Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara, Suriye’yi bölgesel çatışmanın dışında tutmayı ve Arap eksenine yakın durmayı tercih etti. Yangının yayılmasını önlemek için orduyu batı sınırlarına konuşlandırdı. ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, Şara’dan Lübnan'a müdahale etmesini istedi, ancak o ‘beklemeyi’ tercih etti. Çünkü Suriye hâlâ kendi yaralarını sarmaya ve kurumlarını yeniden inşa etmeye çalışıyor. Böyle bir müdahale, vesayet döneminin hayaletlerini canlandıracak ve ‘Esed'in Suriye'si’ ile dolu anıları akıllara geri getirecekti. Ayrıca Sünniler ve Şiiler arasında mezhepsel gerginliği alevlendirerek, Hizbullah'ın Suriye'deki kanlı olaylara karıştığı imajını yeniden canlandıracaktı. Daha da tehlikelisi, Suriye güçlerini sanki İsrail'in kara koluymuş gibi gösterecekti ki bu, ne bugün ne de gelecekte Suriye'nin çıkarlarına hizmet etmez.

İhracatçı ve ithalatçı ülkelerin, Tahran ve milislerinin tehditlerine maruz kalmayacak alternatif yollar araması gayet doğal

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre Lübnan’daki durumun kötüye gitmesi ve bölgesel sahnede Arap ve Müslüman ülkelerin altında buluştuğu bir şemsiyenin oluşması, hesapları değiştirebilir. Ancak bu sefer, önceki vesayet döneminden farklı bir mantıkla. Doğu’da ise Şam, Iraklı milislerin Arap komşularına yönelik tehditlerini frenlemede ve devlete bir Suriye penceresi açmada rol oynayabilir. Bu rol, onu doğrudan çatışmanın ortasına sürüklemeden bölgesel ağırlık kazandırır. Güneydoğuda ise Ürdün ile koordinasyon için ‘operasyon odaları’ kurulması, milislerin, silahların ve uyuşturucu ticaretinin Ürdün ve Körfez sınırlarına akınını durdurur.

İran savaşı, pek çok denklemi değiştirirken göz ardı edilmemesi gereken fırsatlar ve riskler ortaya çıkıyor. Hürmüz Boğazı’nın kapatılması ve Bab’ul-Mendeb Boğazı’na yönelik tehdit, enerji ve ticaret haritasını yeniden çizdi. Petrol ve doğal gaz ihracatı ile tedarik zincirlerinde bu iki noktaya olan bağımlılığın yarattığı açıkları ortaya çıkardı. İhracatçı ve ithalatçı ülkelerin öncelikle İran'ın saldırganlığını durdurmayı ve Tahran ile milislerinin tehditlerine maruz kalmayacak alternatif yollar araması gayet doğal. Bu noktada Suriye, Körfez'den Ürdün üzerinden Türkiye ve Akdeniz'e uzanan ve dünyanın dört bir yanına ulaşan boru hatları, iletişim ve demiryolu projeleriyle olası bir coğrafi seçenek olarak öne çıkıyor.

Suriye, birçok ülke gibi, bölgesel bir fırtınanın ortasında bir dönüm noktasında bulunuyor. Savaşın tarafı değil, ancak savaşın etkilerinden de muaf değil. Asıl zorluk, bunu bir itici güce dönüştürmekte yatıyor.

Bu gelişmeler gerçekleşirse, Suriye’ye yeni jeopolitik konumu sayesinde küresel sistemde bir rol kazandıracak ve yıpranmış ekonomisine hayati önem taşıyan ekonomik getiriler sağlar.

Kabloların ana hatları Kızıldeniz'den geçtiği için, savaş Suudi Arabistan ile Suriye arasında Ürdün üzerinden hatları birbirine bağlayacak bir projeyi güçlendirdi; bu da mevcut duruma kıyasla çok daha hızlı iletişim imkânı sunacak ve dijital istikrar için güvenli bir alternatif sunar. Bu seçeneklerin ve senaryoların artık fiilen gündeme geldiğine ve fikir sandıklarından karar masalarına taşındığına şüphe yok.

Suriye, birçok ülke gibi bölgesel bir fırtınanın ortasında bir dönüm noktasında bulunuyor. Savaşın taraflarından biri değil, ancak savaşın etkilerinden de muaf değil. Öncelik, zorlu sınavlar ve bölünmelerle uyanmakta olan iç düzeni sağlamlaştırıyor. Asıl zorluk, iç güvenliği sağlamlaştırmak ve dış gelişmeleri stratejik bir kaldıraç haline getiriyor. Çünkü bölge, bu savaşın ritmine göre yeniden şekilleniyor.


Mesud Barzani: Karargâhımı 5 kez bombaladılar

Kürdistan Demokrat Partisi Başkanı Mesud Barzani (AFP)
Kürdistan Demokrat Partisi Başkanı Mesud Barzani (AFP)
TT

Mesud Barzani: Karargâhımı 5 kez bombaladılar

Kürdistan Demokrat Partisi Başkanı Mesud Barzani (AFP)
Kürdistan Demokrat Partisi Başkanı Mesud Barzani (AFP)

Irak Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani’nin Dohuk kentindeki evine bir milis grubu tarafından düzenlenen saldırının ardından Irak, Arap dünyası ve uluslararası kamuoyunda geniş çapta öfke ve kınama dalgası yükselirken, “Kürdistan Demokratik Partisi” Başkanı Mesud Barzani, “özel konutunun” 5 kez bombalandığını açıkladı.

Barzani yaptığı sert açıklamada, sorumluluğu Bağdat'taki federal hükümete yükledi. Barzani dün yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Ne yazık ki, kimse tarafından caydırılmayan bir grup insan, temel odaklarını Kürdistan Bölgesi'ne nasıl ve hangi yöntemle düşmanlık edeceklerine yöneltmiş durumda.” Barzani, özel merkezinin “beş kez bombalandığını, ancak halk arasında endişe ve öfke yaratmamak için sessiz kaldıklarını” belirtti. Bağdat'ı ise “kararını vermeye” çağırdı; “Ya bu kanun dışı grupları engelleyemediğini ilan etsin, ya da sorumluluklarını ciddiye alsın (...) ve bu tür saldırıların tekrarlanmasını önlemek için kararlı önlemler alsın.”