Tweetler, köşe yazılarının rolünü mü çaldı?

Birçok resmi rapor ve istatistik, gazete dağıtım oranlarında net bir düşüş olduğunu gösteriyor / Fotoğraf: AFP
Birçok resmi rapor ve istatistik, gazete dağıtım oranlarında net bir düşüş olduğunu gösteriyor / Fotoğraf: AFP
TT

Tweetler, köşe yazılarının rolünü mü çaldı?

Birçok resmi rapor ve istatistik, gazete dağıtım oranlarında net bir düşüş olduğunu gösteriyor / Fotoğraf: AFP
Birçok resmi rapor ve istatistik, gazete dağıtım oranlarında net bir düşüş olduğunu gösteriyor / Fotoğraf: AFP

Gazetecilikte önemli ve merkezi bir rol oynayan köşe yazıları, zamanla çeşitli gazetelerde en öne çıkan unsurlardan biri oldu.

Öyle ki günlük, haftalık, aylık yayın yapan her gazetede köşe yazıları eksik kalmıyor.

Ancak son yıllarda yaşanan muazzam teknolojik gelişme ve sosyal medya platformlarının yaygınlaşmasıyla birlikte köşe yazılarının yıldızı söndü, bazı gazetelerde yerleri daraldı, bazılarında ise tamamen ortadan kalktı. 

Kâğıt baskı veya elektronik olsun, gazetelerdeki köşe yazılarının okunma oranları ve sayısını gösteren resmi veriler olmamasına rağmen, birçok basın raporu ve resmi istatistik, gazete dağıtım oranlarında net bir düşüş olduğunu gösteriyor.

Pek çok okuyucu, çoğu zaman doğruluk ve güvenilirlikten yoksun olmasına rağmen, haber ve bilgi kaynağı olarak sosyal medya platformlarına başvuruyor.

Sosyal medyanın köşe yazıları üzerindeki etkisinin boyutu, bu yazıların yayınlanma alanlarının daralmasının nedenleri, gazetelerde şu an kimlerin köşe yazısı yazdığı, okurların bu yazılarda aradıklarını bulup bulamadıkları ve yazarların okuyucuyla aralarında bir köprü kurup büyük problemlerin analiz ve keşfini yapabilecek kapasitede olup olmadıkları gibi birçok husus merak konusu olmuş durumda.

Independent Arabia, birçok kişinin aklına gelen sorulara yanıt bulmak için gazeteciler ve medya uzmanlarıyla temasa geçti.

İçerik sabitlendi

Mısır merkezli eş-Şuruk Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni İmadeddin Hüseyin, "Köşe yazarlarının halen etkili olduğunu, güçlerini ve nüfuzlarını koruduklarını, ancak iletişim araçlarının ve teknolojik gelişmenin artması, sosyal medya platformlarının yaygınlaşması başta olmak üzere meydana gelen son değişimlerle birlikte farklı araçlarla rekabet ortaya çıktı" dedi.

Bazı köşe yazarlarının sosyal medyadaki kişisel hesaplarında 'gönderi' paylaştığına veya 'tweet' attığına, bunun okuyucular üzerinde gazete ve internet sitelerinde yayımlanan birçok yazıdan daha güçlü bir etki yarattığına dikkat çeken Hüseyin, "İçerik sabittir. Değişen şey araçlardır" ifadesini kullandı.

Hüseyin, Independent Arabia için verdiği röportajda gazeteci Semir Ataullah'ın günümüze kadar gücünü ve etkisini koruyan Şarku'l Avsat gazetesindeki yazılarına atıfta bulunarak, bu konudaki asıl belirleyici faktörün araçlar değil, içerik olduğunu ifade ederek "Okuyucu bir gazeteyi almayabilir ama o gazetenin internet sitesinde favori yazarının yazısını okur" dedi. 

Eş-Şuruk Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni, makalenin yazarına fikrini tamamen özgürce ifade etmesi için yeterli özgürlük alanı tanımanın göz ardı edilemeyecek bir kriter olduğunu ve bu kriterin meseleyi çevreleyen temel esaslardan biri olduğuna işaret etti.

Kahire Üniversitesi İletişim Fakültesi eski dekanı Leyla Abdulmecid, bu önermeye katılmakla birlikte, yayın araçlarının değiştiğini, köşe yazarlarının artık fikirlerini sadece gazeteler aracılığıyla yazmadığını, sosyal medya platformlarında kendi şahsi sayfaları üzerinden düşünce ve görüşlerini ifade ettiklerini belirtti.

Abdulmecid, "Kabul etmek gerekir ki gazete okuma oranları düştü" dedi.

Kamu Seferberliği ve İstatistik Merkezi Ajansı'nın (resmi bir devlet kurumu) Ocak 2020'deki geçmiş bir raporu, gazete sayısının 2017'de 76'ya kıyasla yüzde 7,9'luk bir düşüşle 2018'de 70'e düştüğünü gösterdi.

Abdulmecid, Independent Arabia'ya verdiği demeçte, birçok kamuoyu araştırması ve çalışmasının, sosyal medyanın okuyucuları çekmek için ilk kaynak olduğunu gösterdiğini ancak güvensizlik oranının yüksek olduğunu sözlerine ekledi.

Abdulmecid, "Bir sonraki aşamada bu noktaya odaklanılmalı, sosyal medyadaki bu tehlikenin boyutu hakkında güvensizlik hali istismar edilerek kamuoyu bilinçlendirilmelidir. Öyle ki bu bilgiler, yalan yanlış, güvenilmez bilinmeyen şeylere dayanmaktadır" ifadelerini kullandı.

Boşluk ve ilgisizlik

Aynı bağlamda, Mısr el-Yevm gazetesinin düşünce bölümü sorumlusu Milad Hanne, izleyicilerin artık gazetelerde ve web sitelerinde istediklerini bulamamaları nedeniyle sosyal medya platformlarına yöneldiğini ifade etti.

Hanne, "Muhammed Hasaneyn Heykel, Celal Amir, Salah Fadl, Salah Muntasır, Ahmed Recep ve diğerleri gibi bazı etkili geç dönem yazarları bu dünyadan ahirete irtihal ettiklerinde arkalarında bıraktıkları boşluğu hiç kimse dolduramadı. Ayrıca nesiller farklılaştı ve yeni düşünce yazarları gerçek fırsatlarını şimdiye kadar elde edemediler" ifadelerini kullandı. 

Hanne, Mısr el-Yevm gazetesini model olarak göstererek, yayınladığı makale sayısının 'dijital' veya 'kâğıt baskı' olarak günlük 20 ila 25 arasında değiştiğini belirtti.

Hanne ayrıca, "Fikir ve analiz arasında değişken bir biçim olarak tek çıkış yolu köşe yazıları olmasına rağmen son zamanlarda diğer gazeteler köşe yazılarının işgal ettiği sayfaların sayısını azaltmaya çalışıyorlar" diyerek duruma açıklık getirdi.

El-Ahram, el-Ahbar ve el-Musavvar adlı üç Mısır gazetesinin de köşe yazarlığını yapan gazeteci ve romancı Yusuf Kaid, "Bu meseledeki temel açmaz saha araştırması yapılmamış olması, gerçek bir takipçi kitlesi olan nüfuzlu yazarlar hakkında ayrıntılı ilmi dayanaklar bulunmaması ve takipçilerinin hacmi ve kimler tarafından takip edildikleri hakkında elde herhangi bir verinin olmayışı gibi durumlar olduğunu" ifade etti.

Kaid ayrıca, bu tür bir değerlendirme varsa bile bunun her zaman kişisel takdire tabi olduğuna dikkat çekti.

Kaid, Independent Arabia'ya yaptığı açıklamalarda, çok sayıda Mısır gazetesinin fikir sayfalarını azalttığını, bazılarının bunları kalıcı olarak iptal ettiğini, kamuoyu eğilimlerini ve göstergelerini ölçmede büyük öneme haiz olmalarına rağmen bazı gazetelerde yazı yönetimi tarafından kısaltmaya gidileceği zaman önce makalelerin kurban edildiğini vurguladı.

"Muhammed Hasaneyn Heykel, Ahmed Bahaaddin ve diğerlerinin zamanında köşe yazılarının bir ağırlığı vardı" diyen Kaid, mevcut durumu gözler önüne serdi.

Köşe yazılarının günlük, haftalık ve aylık basının temel direği olduğunu ifade eden Kaid, okuyucuların bunlarla ilgilenmemesinin ana nedeni olarak, yeni nesillerin yabancı kültürler ile ilgili her şeyi takip edip yerel hususlarla ilgili hiçbir şeyle ilgilenmemelerini sundu.

Kaid, "Bu alanda doğru bilimsel ve metodolojik çalışmaların olmamasına ilaveten basılan ve dağıtılan Mısır gazeteleri hakkında gerçek rakamların olmaması da bu nedenlerin arasındadır" diye ekledi.

Mısır Ulusal Basın Heyeti, ilk kez Kasım 2019'da el-Ahram kurumuyla başlaması ve diğer kurumlarla devam etmesi şartıyla, Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi'nin direktiflerinin uygulamaya geçirilmesi adına ulusal basın kurumlarında dijitalleşme için bir plan açıkladı. Planın maddeleri arasında, basılı yayınların kopyalarının her kurumun web sitesinde PDF formatında yayınlanacağı, bir süre için ücretsiz olarak sunulacağı ve daha sonra ücretli olacağı belirtildi.

Suçlama çemberi

Ayrıca, medya işleri uzmanı ve Kahire Üniversitesi İletişim Fakültesi'nde profesör olan Hasan İmad Mekavi, bu konudaki en belirgin sorunlardan birinin, görüşlerin ve gazetecilik yazılarının çeşitliliğinin olmaması olduğunu ve bunun da birçok sebebinin bulunduğunu ifade etti.

Yazıların çoğunun benzer hale geldiğine ve sunulan fikirlerin çoğunlukla tek bir bağlamda döndüğüne işaret eden Mekavi, güvenlik kısıtlamaları ve fikir sahiplerinin kanaatlerini özgürce ifade edebilecekleri yeterli alanların bulunmaması gibi hususların bu sebepler arasında olduğunu belirtti. 

Mekavi, "Benim açımdan bir okurun belirli bir yazarı okumak için evinden çıkıp gazete almasının mümkün olduğunu düşünmüyorum. Şu anda yazılarıyla kamuoyunu etkileyebilecek kimse yok. Herkes sadece kâğıt doldurmak için çalışıyor" ifadelerini kullandı. 

Mekavi, Independent Arabia ile yaptığı röportajda, Mısır'ın ulusal gazetesi el-Ahram'ın önceki dönemlerdeki içeriğinin, özellikle de köşe yazılarındaki çeşitliliğinin varlığıyla ünlenen modelini aktardı.

Şu anda kendisini farklı kılan bu çeşitliliğin olmamasından ve sunulan gazetecilik içeriğinin benzer olmasından mustarip bir halde bulunduğunu ifade ederek köşe yazılarının içerik olarak aynı hale geldiğini ve aralarında hiçbir fark kalmadığını kaydetti. 

Mısır Ulusal Basın Kurumu Başkanı Abdussadık e-Şorbaci, katıldığı bir önceki toplantıda Kültür ve Medya Komitesi'ne bildirdiği tahminlere göre, Mısır'daki ulusal basın kuruluşlarının kayıplarının geçen yılın başına kadar 9 milyar Mısır cüneyhi (291,764 milyon dolar) sınırını aştığını söyledi.

Sebep olarak üretim maliyetlerinin yüksek olması ve gelirlerinin düşmesi ile ilgili gerekçelerin gösterildiğini ifade etti. 

Eylül 2018'in başlarında, Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi, Basın ve Medya Düzenleme Yasası'nı ve Medya Düzenleme Yüksek Kurulu'nu çıkaran 2018 tarihli 180 sayılı kanun hükmünde kararnameyi onayladı. 

Kahire Üniversitesi'nde siyasi medya profesörü olan Safvet Alim, günümüzdeki köşe yazılarında ve makalelerde ortaya atılan siyasi fikirlerin eksikliğine atıfta bulunarak basındaki köşe yazılarının her zaman rejim ve siyasi iklimle ilgili olduğunu dile getirdi. 

Alim, eskiden Muhammed Hasaneyn Heykel, Cabir Usfur ve bunlar gibi kamuoyunu bir bütün olarak etkileyen, onlarla okuyucular arasında bir köprü oluşturan yazarlar olduğuna, ancak şu anda okuyucuları cezbeden, gazete almak istemelerini sağlayan siyasi vizyon veya fikirlerin bulunmadığına dikkat çekti. 

Kamu Seferberlik ve İstatistik Merkezi Ajansı tarafından yayınlanan resmi bir açıklamada, Mısır'da yayımlanan kamu gazetelerinin sayısının 2020'de 59 iken 2021'de yüzde 3,4 artışla 61'e ulaştığı belirtiliyor.

Ayrıca 2020 yılında 199,1 milyon olan yurt içi ve yurt dışı gazete bayiliklerine dağıtılan nüsha sayısı yüzde 26,6 artarak 2021 yılında 252,1 milyona ulaştı. 

Safvet Alim, Independent Arabia'ya, 'kamuoyunu şekillendiren ve etkileyen büyük yazarların ortaya çıkması için bireylerin önüne fikir ve düşüncelerini özgürce ifade edebilecekleri bir alanın verilmesi ve farklı siyasi fikirlerin de desteklenmesi gerektiğini beyan etti.

Independent Arabia, Independent Türkçe



The Big Bang Theory'nin yıldızı, rasgele insanların hastane borçlarını ödüyormuş

Kunal Nayyar (sağda) paranın kendisine "başkalaına yardım etme" özgürlüğü verdiğini söylüyor (CBS)
Kunal Nayyar (sağda) paranın kendisine "başkalaına yardım etme" özgürlüğü verdiğini söylüyor (CBS)
TT

The Big Bang Theory'nin yıldızı, rasgele insanların hastane borçlarını ödüyormuş

Kunal Nayyar (sağda) paranın kendisine "başkalaına yardım etme" özgürlüğü verdiğini söylüyor (CBS)
Kunal Nayyar (sağda) paranın kendisine "başkalaına yardım etme" özgürlüğü verdiğini söylüyor (CBS)

The Big Bang Theory'nin eski oyuncusu Kunal Nayyar, finansal başarısından dolayı duyduğu minnettarlığı dile getirerek yabancıların GoFundMe sayfalarına bağış yapmaktan ve onların hayatlarını değiştirmeye katkı sağlamaktan keyif aldığını söyledi.

The i Paper'a verdiği röportajda 44 yaşındaki aktör, CBS'in popüler komedi dizisinin 12 sezonunun tamamında astrofizikçi Rajesh Koothrappali'yi canlandırdıktan sonra finansal istikrara ulaştığını açıkladı.

Yayın kuruluşuna konuşan aktör "Para bana daha fazla özgürlük verdi ve en büyük hediye, başkalarına yardım etme, insanların hayatlarını değiştirme imkanı" dedi.

Ayrıca kendisi ve moda tasarımcısı eşi Neha Kapur'un, dezavantajlı kesimdeki gençler için üniversite bursları fonlamak gibi, başkalarına yardım ettikleri bazı nazik davranışları da paylaştı.

Oyuncu "Köpekleri sevdiğimiz için hayvanlara yönelik hayır kurumlarını da destekliyoruz. Ama asıl sevdiğim şey, geceleri GoFundMe'ye girip rasgele ailelerin sağlık masraflarını ödemek" diye ekledi. 

Bu benim maskeli adalet savaşçısı tarafım.

Servetinin kendisine "ağır gelmediğini" ve "yük gibi hissettirmediğini" belirten Nayyar, bunun "evrenin bir lütfu" olduğunu vurguladı. Ayrıca herkes GoFundMe sayfalarına kendisi gibi katkı sunamasa da başkalarını desteklemenin bir yolunu bulmanın mümkün olduğunu savundu.

Aktör "Şu anda insanlar mutlu değil çünkü hepimiz başkalarının düşünceli davranmasını bekliyoruz. Bir başkanın, bir politikacının, bir liderin gelip bize dünya barışını getirmesini bekliyoruz" dedikten sonra başını iki yana salladı. 

Ama komşunuz çayına şeker istemek için kapınıza geldiğinde kapıyı kilitleyip 'Git buradan' derseniz dünya barışı olmaz.

Nayyar 26 yaşındayken Jim Parsons, Kaley Cuoco, Simon Helberg ve Johnny Galecki'yle birlikte The Big Bang Theory'nin kadrosuna alındığında üne kavuştu. Dizinin muazzam bir başarıya ulaşmasıyla Nayyar, sonraki sezonlarda bölüm başına 1 milyon dolar kazanmaya başladı.

Nayyar'ın servet hakkındaki yorumlarının yayımlanmasından sadece bir ay önce Fortune, aktörün net değerinin 45 milyon dolar olduğunu bildirmişti. Yine de Nayyar, yaşam tarzının çoğu insandan epey farklı olduğunu kabul ediyor.

Ocak ayında dergiye verdiği röportajda Nayyar "Benim düzenli bir 9-5 işim yok, bu yüzden durum farklı. Çekim yaparken, programımın kölesi oluyorum" demişti. 

O günler, 6 saatlik molalarla 16 saatlik günlere dönüşebiliyor.

Bu stresli günlerde sakinleşmek için kendi kendine tek bir sözü tekrarlıyormuş:

Teslim ol.

Oyuncu "Bazen kendimi gerçekten bir şeye kafamı vururken bulursam ve her şeyin ters gittiği günlerden biriyse, kendime teslim olmam gerektiğini söylüyorum" diye açıklamıştı. 

Nefes al. Bir ara ver. Ne olacağını görelim.

Independent Türkçe


Camda veri depolama icat edildi: İnsanlık için dönüm noktası mı?

Üzerinde Microsoft Flight Simulator harita verilerinin kopyası bulunan, yazılı bir cam parçası (Microsoft Research)
Üzerinde Microsoft Flight Simulator harita verilerinin kopyası bulunan, yazılı bir cam parçası (Microsoft Research)
TT

Camda veri depolama icat edildi: İnsanlık için dönüm noktası mı?

Üzerinde Microsoft Flight Simulator harita verilerinin kopyası bulunan, yazılı bir cam parçası (Microsoft Research)
Üzerinde Microsoft Flight Simulator harita verilerinin kopyası bulunan, yazılı bir cam parçası (Microsoft Research)

Yeni bir depolama türü icat eden bilim insanları, bunun insanlık tarihinin seyrini değiştirebileceğini öne sürüyor.

Bu sistem, bilgiyi kodlamak için lazerle modifiye edilmiş cam kullanıyor. Bilim insanları bu bilginin 10 bin yıldan fazla süreyle saklanabileceğini söylüyor.

Dünya, hiç olmadığı kadar çok bilgi üretiyor. Ancak bu bilgiyi depolamak zor: Örneğin, bilgisayarlarımızın içindeki sabit diskler nispeten hızlı bir şekilde bozuluyor ve bu da ürettiğimiz çok büyük miktardaki bilginin yakında kaybolabileceği korkusuna yol açıyor.

Araştırmacılar geçmişte, bu bilgiyi camda depolamanın gelecekteki medeniyet için onu korumanın faydalı bir yolu olabileceğini öne sürmüştü. Ancak şimdiye kadar bu verileri gerçekten yazmak veya geri getirmek imkansızdı.

Şimdiyse Microsoft'tan Project Silica adlı ekipte çalışan bilim insanları, özel bir lazer kullanarak bunu yapmanın yolunu bulduklarını söylüyor. Lazer, voksel adı verilen üç boyutlu pikselleri cama kodlayabiliyor ve bunu bilgiyi depolamak için kullanabiliyor.

12 santimetre karelik, 2 milimetre derinliğindeki tek bir cam parçasında 4,84 terabayt veri depolanabiliyor. Bu, yaklaşık iki milyon kitaba veya 4K çözünürlükte 5 bin filme eşdeğer.

Deneyler, 290 derece Celsius'ta saklandığında 10 bin yıla kadar dayanabileceğini gösteriyor. Bilim insanları bunun oda sıcaklığında daha da uzun süre dayanabileceği anlamına geldiğini söylüyor.

Ancak mekanik stres veya kimyasallarla aşındırılma nedeniyle hasar görebileceğini, bunun da malzemeyi ve üzerinde depolanan verileri bozacağını belirtiyorlar.

Araştırmaya dahil olmayan bilim insanları bu keşfin, önceki depolama tekniklerine benzer şekilde insanlığın gidişatını değiştirebileceğini öne sürdü.

Araştırmacılar Feng Chen ve Bo Wu, çalışmaya eşlik eden bir makalede, "[Silika] büyük ölçekte uygulandığında, kehanet kemikleri, ortaçağ parşömenleri veya modern sabit disk gibi bilgi depolama tarihinde dönüm noktası olabilir" diye yazdı.

Bir gün tek bir cam parçası, insan kültürünün ve bilgisinin meşalesini binlerce yıl boyunca taşıyabilir.

Bu çalışma, Nature adlı akademik dergide yayımlanan "Laser writing in glass for dense, fast and efficient archival data storage" (Yoğun, hızlı ve verimli arşiv verisi depolama için cama lazerle yazma) başlıklı makalede anlatıldı.

Independent Türkçe


Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
TT

Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)

Yeni bir ankete göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci First Lady'si seçildi ancak en sevilmeyen First Lady unvanını Trump'ın rakibi Hillary Clinton aldı.

YouGov'a göre bu ay 2 bin 255 ABD vatandaşından son 11 First Lady'yi "Mükemmel"den "Kötü"ye uzanan bir ölçekte sıralamaları istendi.

Yüzde 36'sı Melania'yı "kötü", yüzde 10'u da "ortalama altı" olarak değerlendirdi. Ankete katılanların yaklaşık yüzde 18'i Melania'yı "mükemmel", yüzde 12'si de "ortalama üstü" notu verdi. Böylece net onay oranı -16 çıktı.

Melania'dan daha düşük sırada yer alan tek First Lady, 2016 başkanlık seçimini Donald Trump'a kaybeden Hillary Clinton'dı. Ankete katılanların yüzde 33'ü onu "kötü", yüzde 11'i de "ortalama altı" diye değerlendirdi ve net onay oranı -17 oldu.

Öte yandan en popüler First Lady'ler sırasıyla +56, +32 ve +25 net puanla Jackie Kennedy, Rosalynn Carter ve Nancy Reagan'dı.

Michelle Obama da katılımcılar arasında favori olarak öne çıktı; yüzde 33'ü onu "mükemmel", yüzde 12'si ise "ortalama üstü" olarak değerlendirdi ve bu da ona +21 net onay puanı kazandırdı. Yaklaşık yüzde 22'si onu "kötü" buldu.

Ortalama olarak son 11 First Lady'nin çoğu, eşlerinden daha yüksek net puanlar aldı.

Hillary Clinton, -3 net puanlı eşinden önemli ölçüde daha düşük olan tek First Lady'ydi.

Birçok başkan ve First Lady benzer puanlar aldı; Jacqueline Kennedy Onassis ve John F. Kennedy (+56'ya karşı +61), Nancy ve Ronald Reagan (+25'e karşı +22), Michelle ve Barack Obama (+21'e karşı +15) bunlardan bazıları.

Melania ve Donald Trump da benzer ancak olumsuz puanlar aldı (-16'ya karşı -20).

Anket ayrıca, katılımcıların yüzde 48'inin Donald Trump'ı "kötü" bulduğunu, yüzde 6'sının ise "ortalama altı" olarak değerlendirdiğini ortaya koydu. Trump, YouGov'un katılımcılara sorduğu 20 başkan arasında en düşük puanı aldı. Katılımcıların yaklaşık yüzde 19'u 45 ve 47. başkanı "olağanüstü" olarak değerlendirdi.

Trump'tan sonra, selefi Joe Biden, katılımcıların yüzde 38'inin "kötü", yüzde 12'sinin ise "ortalama altı" şeklinde değerlendirdiği en az popüler eski başkan oldu. Sadece yüzde 7'si Biden'ı "mükemmel" olarak değerlendirdi.

Ankete göre, "First Lady'ler hakkındaki genel görüşler, eşleri hakkındaki görüşlere benzer şekilde siyasi olarak kutuplaşmış durumda".

Anket, tartışmalı belgeseli Melania'nın gösterime girmesiyle birlikte Melania Trump hakkında kamuoyunun ne düşündüğüne dair fikir veriyor. Belgeselin ilk hafta sonu 7 milyon dolar kazandığı bildirilse de bilet satışları ikinci haftada düşerek sadece 2,4 milyon dolar getirdi.

Amazon, belgeselin haklarını satın almak için 40 milyon, tanıtımı içinse 35 milyon dolar daha harcamıştı.

Independent Türkçe