ABD’deki ilk Arap mahallesi ‘Küçük Suriye’nin hikayesi

80 yıl yaşadı ve Brooklyn Tüneli ve Dünya Ticaret Merkezi nedeniyle yıkıldı

Küçük Suriye'de sokak yemeği satıcısı, New York 1915-1920 (Bain News Service Library Of Congress)
Küçük Suriye'de sokak yemeği satıcısı, New York 1915-1920 (Bain News Service Library Of Congress)
TT

ABD’deki ilk Arap mahallesi ‘Küçük Suriye’nin hikayesi

Küçük Suriye'de sokak yemeği satıcısı, New York 1915-1920 (Bain News Service Library Of Congress)
Küçük Suriye'de sokak yemeği satıcısı, New York 1915-1920 (Bain News Service Library Of Congress)

Teysir Halef

‘Kawkab America’ gazetesi olmasaydı, New York City'nin merkezindeki ‘Küçük Suriye’ (Littele Syria) mahallesi hakkında çok az şey bilebilirdik. Bu etnik mahalle, 19. yüzyılın sonlarında Washington Caddesi'nde kuruldu ve 1945 yılında Brooklyn-Battery tüneli projesinin başlamasıyla büyük bir kısmı yıkıldı. Kuzey Amerika Araplarının en önemli yerleşim merkezi, Suriye esintisi olan ticari ve kültürel varlıklarının en önemli merkeziydi.

Bu mahallenin ilk adımları, 1880'lerin ortasında Osmanlı Suriye Eyaleti'nde Mithat Paşa'nın reform projesinin başarısızlığından sonra atılmaya başladı. Bu eyaletten gelen ilk göç, Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra Suriye, Lübnan, Filistin ve Ürdün olmak üzere dört ülkeye bölündü. Göçmenler, bugün bile izlerini taşıyan kültürel ve ticari bir yaşam kurdu. Ancak diğerleri New York'a gitti ve ticarete dayalı yeni bir yaşam kurmaya başladılar. Bu, en ünlü simgelerinden biri şair ve filozof Halil Cibran olan bir edebiyat akımıyla sonuçlandı.

Bu tüccarların çoğu gezgin olsa da önemli bir kısmı büyük mağazalar açtı. Bu mağazalarda Şam işi el sanatları, antikalar ve kumaşlar satmaya başladılar. Ayrıca restoranlar ve kafeler de açtılar. İthalatçı ve ihracatçı şirketler de kuruldu. Bunların amacı Suriye mallarını ABD pazarına satmak ve ABD malları ve ürünlerini Suriye pazarlarına satmaktı.

1861'de Şam'da doğan avukat, yayıncı ve diplomat Nageeb Arbeely (Necib Arbeli), Kuzey Amerika'da bir Arap gazetesi kurmayı düşündüğünde, bu mahalleyi gazetesi ‘Kawkab America’ için bir merkez olarak seçti. Bu, başarılı bir seçimdi, çünkü New York, ABD'nin dış dünya ile ana limanıydı. Suriyeli göçmenlerin en önemli çekim merkezi haline gelmişti. Gazetenin ilk sayısı 15 Nisan 1892'de yayınlandı ve anavatan hakkında haberler ve Küçük Suriye’deki Suriyeli topluluk hakkında çok sayıda haber içeriyordu.

1861 yılında Şam'da doğan avukat, yayıncı ve diplomat Nageeb Arbeely, Kuzey Amerika'da Arapça bir gazete yayınlamaya karar verdiğinde, gazetesi ‘Kawkab America’ için bu mahalleyi seçti

Bu mahalleyle ilgili ilk haberin, editörün ‘ayaktakımı’ dediği İrlandalılar ile Suriyeliler arasında sık sık çıkan tartışmaların anlatıldığı bir haber olması dikkat çekiciydi. Metni gazetede geçtiği gibi aktarıyoruz: “2 Şubat Pazar günü saat 16:00'da bir Suriyeli genç Washington Street yakınında Rector Street'te yürürken, bir İrlandalı serseri yolunu kesti. Serseri, dünyanın sarhoşların malı olduğunu ve onunla ne isterlerse yapabileceklerine inanıyordu. Gençler kavga etti ve İrlandalılar sokağa fırlayarak Suriyeli genci darp etmeye başladı. Olay yerinden geçen başka bir Suriyeli genç arkadaşının başına gelenleri gördü ve onu kurtarmak için koştu. Ancak kendisi de İrlandalılar tarafından dövüldü. Bu sırada, adı Bedr el-Halebi olan bir genç kız sokağa çıktı. Kadın kalabalıkta yürümeye başlamıştı ki, bir fahişenin fırlattığı tuğla kafasına çarptı ve öldü. Suriyelilerin çığlıkları diğer Suriyelileri olay yerine çekti ve polis olaya müdahale etti. Daha sonra durumu kontrol altına alabildi.”

WEF
‘Kawkab America’ gazetesi

Editör, İrlandalıların diğer topluluklarla, özellikle de Almanlarla olan davranışlarına dair başka ayrıntılar da veriyor. Suriyeliler, İrlandalılar tarafından sık sık saldırıya uğradıkları için kendilerini savunmak için silah taşımalarına izin verilmesini istediler. Aynı sayfada, bir arkadaşına ateş açan bir Faslının haberini okuyoruz. İlk başta Fas uyruklu kişinin Suriyeli olduğu söylendi, ancak gazete, tutuklandıktan sonra Marakeşli olduğunu doğruladı.

Arapları ve Suriyelileri savunmak

Görünüşe göre Nageeb Arbeely ve gazetesinin editörleri, ABD’li kamuoyunun zihninde yerleşmiş olan Arap ve Suriyelilerle ilgili olumsuz imajı düzeltmekle çok meşgul oldular. Bu imajın nedeni, geleneksel olarak Doğu'nun kültürel olarak geri kalmış dünyaları olarak görüldüğü Oryantalist bakış açısıydı. New York Times gazetesinin taraflı raporlarına karşı kendi soydaşlarını savundular. Gazete, Suriyeli seyyar satıcıları ‘pis ve hırsız Araplar" olarak adlandırıp ABD’yi işgal etmek istediklerini söylemeye devam ediyordu.

Arbeely’nin bu alandaki çabaları, bazı ABD’li yazarlar tarafından destek buldu. Bunlardan biri, 1920 yılında yayınlanan ve bir Suriyeli garsonun gerçek hikayesine dayanan ve daha sonra filmi de çekilen ‘Anna Ascends’ adlı tiyatro oyununun yazarı olan Harry Chapman Ford (1868-1947)'du. Ford, oyunu yazmak için ilhamını bu garsondan aldığını ve Suriyelilerin aile hayatları ve temiz yaşam tarzlarından çok etkilendiğini belirtmişti. Ford, Suriyelilerin ABD toplumuna entegre olmasının büyük bir şey olduğunu çünkü dünyanın en büyük uluslarından biri olan Suriye'den geldiklerini düşünmüştü.

Şamlı şarkıcı

Küçük Suriye mahallesi, 1893 Chicago Expo sırasında kültürel ve sanatsal faaliyetlerinin zirvesine ulaştı. Bu mahalle, Expo katılımcılarının ilk indikleri ve ardından Chicago şehrine giden trenlere bindikleri yerdi. Bu faaliyetlerden bir örnek, Kawkab America’ gazetesinin, 14 Nisan 1893'te New York'a "Avedam" gemisiyle gelen ve Osmanlı kahvesinin değerli efendi yazarlar Shadid Kourani, Salloum Fadel, Esber Nassour, Süleyman Kahil, Abdullah Jurji Al-Khoury ve Khalil Al-Khoury Al-Maoushi ile birlikte gelen Şamlı şarkıcı Rozina Makno'nun bir konseri hakkında yazdıkları oldu.

SDEFR
New York, Küçük Suriye'de bir adam soğuk içecekler satarken (Bain News Service Library Of Congress)

Kawkab America gazetesi, konser hakkında şunları yazdı: "Ulusal kahramanımız Hace Abdo Lütfi, o gece evinde bir kutlama yapmaya bağışta bulundu. Ünlü şarkıcılardan oluşan bir müzik grubu onun evinde toplandı. Bu grupta, Mısır ve Suriye'de ün kazanmış olan ve güzel şarkı söylemesi, tatlı sesi, düzgün vücudu ve olağanüstü güzelliği ile tanınan şarkıcı Rogina da vardı. Ud, kanun ve keman çalan müzisyenler, enstrümanlarıyla öylesine güzel bir şekilde çaldı ki, izleyicilerin akıllarını ve kalplerini büyülediler. Şarkı söylemenin çeşitli türlerini sergilediler, böylece kendimizi Suriye'de, kendi yurttaşlarımız arasında hissettik. ABD’de olduğumuzu unuttuk. Bu arada, genç yazar İlya el-Hac, narin kelimeler ve derin anlamlar içeren birkaç şiir yazdı ve bunları spontane olarak okudu.”

Gazetenin ayını sayısında Şeyh Abu Khalil Qabbani ve 50 sanatçıdan oluşan grubunun New York'a gelişi ve ardından Chicago'ya gitmesi hakkında bir haber yer alıyor. Ayrıca, "Al-Marmah al-Hameedi" grubunun üyelerinin, Küçük Suriye mahallesinde ve Brooklyn Köprüsü üzerinde at ve develeriyle dolaşırken Amerikalıların geleneksel kıyafetlerine hayran olduklarını bildiren haberler de yer alıyor.

Mahalle haberleri

Kawkab America gazetesi, Küçük Suriye mahallesinin etkinliklerine olan ilgisini sürdürdü. Gazetede, gelen ve gidenler, sosyal etkinlikler, bazı mağaza ve dükkanların, ithalatçı ve ihracatçıların reklamları gibi haberler yer alıyordu. Gazete, ABD halkının Suriyeli cemaatle ilgili haberlerle ilgilenmemesi nedeniyle daha sonra İngilizce nüshasını yayınlamayı bıraktı. Gazete, 1908'de Sultan Abdülhamid'in tahttan indirilmesiyle yayına son verdi. Kuzey Amerika'daki Arap göçmenlerin tarihinin önemli bir dönemi böylece sona erdi.

New York Times gazetesinin 20 Ağustos 1899 tarihli sayısında, gazeteci Ford, aşağı Washington Caddesi'ni ‘New York'taki gerçek Suriye mahallesi’ olarak nitelendirerek şöyle yazdı: " Küçük Suriye, farklı mesleklere sahip doğululardan oluşuyor. Bu kafeler, mağazalar ve toptan satış merkezleri, Battery Park'a doğru uzanan düzensiz konut grubu ile hikayesini anlatıyor."

Bu aktiviteye bir örnek, Kawkab America’nın 1893'te Avedam gemisiyle New York'a gelen Şamlı şarkıcı Rogina Mekno'nun bir konseri hakkında yazdıklarıdır.

Springfield (Massachusetts) gazetesi, 22 Ocak 1902 tarihli sayısında ‘New York'ta Küçük Suriye’ başlıklı bir makale yayınlayarak şu ifadeleri kullandı: "Manhattan Adası'nın sonundaki aşağı yolda, kuzeyden ve doğudan gelen iki koyun birleştiği yerde, diğer yabancı mahallelerden uzakta, Suriye mahallesi var, sanki yabancı kardeşleriyle karışmayı reddediyor gibi. Onlar, ticaret ruhunun doğduğu eski Fenike kıyısından gelen tüccarlar."

Baltimore gazetesinin 26 Aralık 1905 tarihli sayısında, bir muhabir  ‘Küçük Suriye'de’ başlıklı bir makale yayınlayarak şu ifadelere yer verdi: "New York'taki Suriye mahallesinde yemek için ideal restoranlar buldum. Lezzetli kahvenin sırrını buldum. Çoğu Suriye et ve sebze yemeği çok ağır ve doyurucu, ABD damak zevkine uygun değil. Suriye mahallesinin aşağı batısında, siyah saçlı ve esmer tenli çocuklar sokaklarda oynarken, zarif ve güzel anneler evlerin kapılarında sohbet ediyorlar. Meyve tezgahları, fırınlar ve marketler, ABD’li göz ve ağızlar için alışılmadık olan birçok şeyle doludur."

CDS
1916'da New York'un Küçük Suriye semtinde iki Suriyeli kadın (Bain News Service Library Of Congress)

Yıkılmadan önce

Belki de gazeteci Nathaniel Nackten'in Küçük Suriye tasviri, bu mahallenin yıkılmasından önce yazılan son şeydi. 9 Kasım 1941'de New York Times gazetesindeki ‘Şehrin Kenarı’ başlıklı makalesinde Nackten şöyle yazdı: "Yürüyüşünüzün bir sonraki aşaması, kilise avlularını terk etmek ve güneydeki Washington Caddesi'ne doğru batıya doğru ilerlemektir. Kaşif Rector Caddesi'ne girdiğinde Küçük Suriye'ye girmiş olursunuz. Sağda ve solda, ‘Küçük Mısır, Nil ve Lübnan’ gibi isimler taşıyan birçok Orta Doğu restoranı var. Bu yerlerden en az birinde durup bir fincan Türk kahvesi içmek için zaman ayırın. Küçük Suriye'deki tek cazibe merkezi gıda dükkanları değil, ithal sigara ve nargile satan mağazalar da bunlar arasında. Arapça süslemeli seramik ve metal eşyalar sergileyen dükkanlar da var. Son olarak, zarif Arapça harflerle gazeteleri basan bir matbaa var. Ancak Küçük Suriye'de en ilginç şey sakinleridir. Dost canlısı insanlardır ve ziyaretçilerle ülkelerini ve geleneklerini konuşmak için kolayca sohbete girerler. New York'un bu güzel bir bölümünde, şimdi Battery Tüneli'nin yaklaşmasıyla Küçük Suriye'nin bir kısmının kaybolacağı için son bir bakış atmak da fayda var.”

Küçük Suriye mahallesinin, tünelin açılmasından sonra kalan kısmı, 1960'larda yıkıldı ve yerine Dünya Ticaret Merkezi binası inşa edildi. Zaman zaman, tünel inşaatı nedeniyle yıkılan ve New York'un mozaik tablosundan eksik bir ayrıntıyı anlatan makaleler ve çalışmalar ortaya çıkıyor. Bu ayrıntı, özellikle de diğer etnik mahallelerin kalıntıları bugün hala ayaktayken şehrin tarihine ilgi duyanlar için hala özlem uyandıran bir şey gibi görünüyor.



Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
TT

Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü yaptığı açıklamada, Washington’un İran ile “ciddi bir anlaşma” yapması gerektiğini belirterek, Tahran’la yürütülen görüşmelerin iyi gittiğini söyledi.

Trump, Washington’da düzenlenen Barış Konseyi’nin ilk toplantısında, “Görüşmeler iyi. Yıllar içinde İran’la ciddi bir anlaşma yapmanın kolay olmadığı kanıtlandı. Ciddi bir anlaşma yapmalıyız; aksi takdirde sonuçları ağır olur” dedi.

ABD Başkanı, “İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek” ifadelerini kullandı.

Washington ile Tahran arasındaki kriz hassas bir dönemece girerken, üst düzey ulusal güvenlik yetkililerinin Trump’a, ABD ordusunun olası bir saldırı için “hazır” olduğunu bildirdiği aktarıldı. Cumartesi gününden itibaren uygulanabilecek muhtemel bir operasyon seçeneğinin masada olduğu, ancak nihai kararın Beyaz Saray’da siyasi ve askerî değerlendirmeye tabi tutulduğu belirtildi.

dfvgthy
İranlı askerlerin, Rus askerlerle birlikte Umman Denizi’nde gerçekleştirdiği askerî tatbikattan bir kare (EPA)

Amerikan televizyon ağlarının kaynaklarına göre son günlerde Ortadoğu’ya sevk edilen güçler – ek hava ve deniz unsurları dâhil – konuşlanmalarını tamamladı. Olası bir harekâtın zaman çizelgesinin hafta sonrasına da sarkabileceği ifade edildi.

Kaynaklar, İran’dan gelebilecek misillemelere karşı Savunma Bakanlığı’nın bazı personeli geçici olarak Avrupa’ya ya da ABD içine kaydırdığını belirtti. Bunun rutin bir önleyici tedbir olduğu ve saldırının kaçınılmaz olduğu anlamına gelmediği vurgulandı.

Angajman kuralları değişebilir

Bu gelişme, Trump açısından karmaşık bir denkleme işaret ediyor. Olası bir askerî darbe, bölgede angajman kurallarını değiştirebilir ve Tahran’ın müzakere pozisyonunu zayıflatabilir. Ancak aynı zamanda Körfez’den Doğu Akdeniz’e uzanabilecek geniş çaplı bir bölgesel tırmanma riskini de beraberinde getirebilir.

Öte yandan bekleme stratejisi, ABD iç kamuoyunda ya da Washington’un müttefikleri nezdinde geri adım olarak yorumlanabilir. Bu durum, askerî tehdidin inandırıcılığının test edildiği bir an olarak değerlendiriliyor.

CNN’e konuşan kaynaklar, ABD ordusunun hafta sonu itibarıyla İran’a yönelik bir saldırıya hazır olduğunu, ancak Trump’ın henüz nihai kararını vermediğini bildirdi.

hyjuıko
İran yönetimi karşıtı göstericiler, 17 Şubat 2026’da Cenevre’deki Birleşmiş Milletler Ofisi önünde pankart ve fotoğraflar taşıyor (AFP)

Kaynaklara göre Trump, özel görüşmelerde askerî müdahaleyi destekleyen ve karşı çıkan argümanları dinledi, danışmanları ve müttefiklerinin görüşlerini aldı. Bir kaynak, “Bu konu üzerinde uzun süre düşünüyor” dedi.

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ise televizyonda yaptığı açıklamada, İran’la ilgili kararın fiilen alındığını öne sürdü. Bölgeye yapılan büyük askerî yığınağa dikkat çeken Graham, savaş gemilerinin “bu mevsimde hava güzel olduğu için” bölgeye gelmediğini söyledi.

Daralan müzakere penceresi

Sahadaki gerilim tırmanırken diplomasi de temkinli adımlarla ilerliyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Cenevre’de yapılan dolaylı görüşmelerin ikinci turunda genel “yol gösterici ilkeler” üzerinde anlayış sağlandığını, ancak ihtilaflı başlıkların sürdüğünü açıkladı.

Bir ABD’li yetkili, Tahran’ın önümüzdeki iki hafta içinde yazılı bir teklif sunabileceğini belirterek “ilerleme sağlandı ancak pek çok ayrıntı hâlâ müzakere ediliyor” dedi.

Tahran, müzakerelerin yalnızca nükleer dosya ve yaptırımların kaldırılmasıyla sınırlı kalmasında ısrar ederken, Washington balistik füze programı ve İran’ın bölgesel müttefiklerine verdiği desteğin de gündeme alınmasını istiyor. Bu iki yaklaşım arasındaki siyasi mesafenin kısa sürede kapanması zor görünüyor.

İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammad Eslami, “Nükleer endüstrinin temeli zenginleştirmedir” diyerek, hiçbir ülkenin İran’ı barışçıl teknoloji hakkından mahrum bırakamayacağını söyledi.

Bu açıklama, ABD’nin diplomasi başarısız olursa askerî seçeneğin masada olduğunu hatırlatmasının hemen ardından geldi.

Rus haber ajansı Interfax, Rus devlet nükleer şirketi Rosatom CEO’su Aleksey Likhachev’in, anlaşma sağlanması hâlinde İran’dan zenginleştirilmiş uranyumu kabul etmeye hazır olduklarını söylediğini aktardı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı ise uranyumun İran’dan çıkarılması önerisinin hâlâ masada olduğunu, ancak nihai kararın Tahran’a ait olduğunu belirtti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesinin “ne pahasına olursa olsun Amerika’ya boyun eğmeyeceğini” söyledi. İran’ın savaş istemediğini, ancak “aşağılanmayı kabul etmeyeceğini” vurguladı.

Hürmüz mesajı

Tahran, askeri gücünü Hürmüz Boğazı’nda sergiledi. Bir askeri yetkili, boğazın “en kısa sürede kontrol altına alınabileceği ya da kapatılabileceği” uyarısında bulundu. İran Devrim Muhafızları “Hürmüz Boğazı’nda Akıllı Kontrol” adlı tatbikatını tamamladı.

Boğaz, küresel petrol ve doğalgaz ihracatının önemli bölümünün geçtiği stratejik bir hat olarak, İran’ın geleneksel caydırıcılık kartı olarak görülüyor.

Moskova’dan uyarı

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İran’a saldırının “ateşle oynamak” olacağını belirterek siyasi yöntemlere öncelik verilmesi çağrısında bulundu. Kremlin, Tahran’la yapılan ortak deniz tatbikatlarının önceden planlandığını açıkladı.

İsrail’de yayımlanan Maariv gazetesi, Washington’un olası bir saldırıdan kısa süre önce Tel Aviv’i bilgilendireceğinin değerlendirildiğini yazdı.

Polonya Başbakanı Donald Tusk, vatandaşlarına İran’ı derhal terk etmeleri çağrısında bulundu ve çatışma ihtimalinin “oldukça gerçekçi” olduğunu söyledi.

Öte yandan Avrupa Birliği Konseyi, 29 Ocak’taki Dışişleri Konseyi toplantısında varılan mutabakatın ardından 19 Şubat’ta İran Devrim Muhafızları’nı resmen terör örgütleri listesine ekledi. Böylece kurum, AB’nin terörle mücadele yaptırımlarına tabi olacak.


Trump: Gazze’ye 10 milyar dolar yardımın önündeki tek engel Hamas

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü Washington’da düzenlenen “Barış Konseyi” toplantısında imzalanan mutabakat zaptını elinde tutarken (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü Washington’da düzenlenen “Barış Konseyi” toplantısında imzalanan mutabakat zaptını elinde tutarken (AFP)
TT

Trump: Gazze’ye 10 milyar dolar yardımın önündeki tek engel Hamas

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü Washington’da düzenlenen “Barış Konseyi” toplantısında imzalanan mutabakat zaptını elinde tutarken (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü Washington’da düzenlenen “Barış Konseyi” toplantısında imzalanan mutabakat zaptını elinde tutarken (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, ülkesinin Gazze için “Barış Konseyi”ne 10 milyar dolar sağlayacağını açıkladı ve bunu “savaş maliyetleriyle karşılaştırıldığında küçük bir rakam” olarak nitelendirdi. Trump, diğer üye ülkelerden gelen katkıların 7 milyar doları bulduğunu ve bağışların artmasının beklendiğini kaydetti.

Trump, “Barış Konseyi”nin açılışında yaptığı konuşmada, “Birlikte, yüzyıllar boyunca savaşın yıkımlarına maruz kalmış ve üç bin yıl süren katliamlarla boğulmuş bir bölgede kalıcı barış hayalini gerçekleştirebiliriz. Dünya, diğer çözülmemiş çatışmaların nasıl çözülebileceğini görmeli” dedi ve Birleşmiş Milletler’in çabalarını destekleyeceklerini vurguladı. Trump, Kazakistan, Azerbaycan, Birleşik Arap Emirlikleri, Fas, Bahreyn, Katar, Suudi Arabistan, Özbekistan ve Kuveyt gibi ülkelerin Gazze yardım paketine 7 milyar dolardan fazla katkıda bulunduğunu açıkladı.

Gazze’ye odaklanan Trump, ateşkesin tüm rehinelerin (canlı ve ölü) serbest bırakılmasıyla sonuçlandığını ve Hamas’ın söz verdiği gibi silahlarını teslim edeceğini söyledi, aksi hâlde “sert bir karşılık” verileceğini belirtti. Trump, “Şu anda dünya, önümüzdeki tek engel olan Hamas’ı bekliyor” dedi.

cfvdfv
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Devlet Bakanı Adil Cübeyr, Perşembe günü Washington’da düzenlenen “Barış Konseyi” toplantısında (AFP)

Trump, toplantıya katılan ülkelerin yalnızca maddi katkıda bulunmadığını, bazı ülkelerin ateşkesi korumak ve kalıcı barışı sağlamak için personel göndermeyi taahhüt ettiğini kaydetti. Ortadoğu’nun “üç bin yıl boyunca imkânsız görülen bir barış” gördüğünü ifade eden Trump, bunun İran’ın nükleer kapasitesinin B-2 bombardıman uçaklarıyla yok edilmesinden kaynaklandığını belirtti ve bunun bölgesel barışın anahtarı olduğunu söyledi.

Norveç ve FIFA İşbirliği

Trump, geleceğe dönük planları da açıkladı; Norveç’in konseye ev sahipliği yapacağı, FIFA’nın Gazze’de projeler (futbol sahaları dahil) için 75 milyar dolar toplama kampanyasına katılacağı ve Japonya’nın bağış toplama girişimlerinde yer alacağı belirtildi. İran’a “barış yoluna katılma” çağrısı yapan Trump, aksi hâlde “farklı bir yol”la karşılaşacağını vurguladı ve İran’ın nükleer silaha erişimini önleme konusundaki kararlılığını yineledi.

Trump, adını taşıyan Barış Enstitüsü’ne övgüde bulunarak, BM ile yakın koordinasyonu vurguladı ve konseyin bu çalışmaları güçlendireceğini ve performansı “denetleyeceğini” belirtti. “Barış savaştan çok daha ucuzdur” diyen Trump, konseyin “kararlı liderlikle imkânsızın mümkün hâle getirilebileceğini” gösterdiğini söyledi.

dsvfdv
Washington’da Perşembe günü gerçekleştirilen “Barış Konseyi” toplantısından genel bir görünüm (AFP)

Konuşmasında ekonomik başarıları, Wall Street’teki gelişmeleri ve ilk yılında sekiz savaşı sona erdiren kişisel diplomatik başarısını öne çıkaran Trump, ekibini – Başkan Yardımcısı J.D. Vance, Dışişleri Bakanı Marco Rubio, özel elçi Steve Witkoff, ve Jared Kushner dahil – “tüm zamanların en iyi ekibi” olarak nitelendirdi.

Trump, toplantıya katılan ülkelerin liderlerine teşekkür etti; Arnavutluk Başbakanı Edi Rama, Arjantin Cumhurbaşkanı Javier Milei, Macaristan Başbakanı Viktor Orban, Endonezya Cumhurbaşkanı Prabowo Subianto ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif’i örnek göstererek, Pakistan-Hindistan ve Ermenistan-Azerbaycan gibi çatışmaların çözümünde oynadığı rolü vurguladı. Arap ülkelerine de teşekkür etti.

Filistinli Katılım

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Gazze için “Barış Konseyi” dışında bir “alternatif plan” olmadığını belirtti. Konsey koordinatörü Nikolay Mladenov, Perşembe günü, Hamas’ın etkisinden bağımsız bir Filistin Ulusal Polisi oluşturmak üzere başvuruların açıldığını duyurdu. Mladenov, “Sadece ilk birkaç saatte bin kişi başvuruda bulundu” dedi.

fvgthyju
Endonezya Cumhurbaşkanı, Perşembe günü Washington’da düzenlenen Barış Konseyi toplantısında (AFP)

Filistin yönetiminin Gazze işlerini yönetecek teknik komitesinin başkanı Ali Şaas kısa bir konuşma yaptı; hükümetin Gazze’de istikrar sağlama yetkisine sahip olduğunu, ancak zorlu şartlarda çalıştığını belirtti. Şaas dört önceliği açıkladı: güvenliği sağlamak, iki ay içinde 5 bin askeri eğitip konuşlandırmak, onurlu iş imkânları yaratmak, insani yardımların devamını ve temel hizmetlerin yeniden sağlanmasını temin etmek.

Trump, Perşembe günü 47’den fazla ülke liderinin, başbakan, dışişleri bakanı ve BM, AB, Dünya Bankası temsilcilerinin katıldığı konseyin ilk kurucu toplantısını açtı. Konseyin tartışmaları, yıkıcı savaşın ardından Gazze’nin yeniden inşası ve istikrarın sağlanmasına odaklandı.

fdbghyju
Washington’da Perşembe günü gerçekleştirilen Barış Konseyi toplantısından bir kare (AFP)

Bu zirve, BM Güvenlik Konseyi’nin ABD destekli ateşkes planını kabul etmesinden yaklaşık üç ay sonra gerçekleşti. Plan, iki yıl süreyle konseyin silahsızlanma ve Gazze’nin yeniden inşasını denetlemesini öngörüyordu. Başlıca sorunlar, Hamas’ın silahsızlanması, İsrail’in Gazze’den çekilmesi, yeniden inşanın boyutu ve insani yardımların akışı. Ateşkes hâlen kırılgan; taraflar ihlal iddialarını sürdürüyor.

Hamas’ın silahı sorunu

Trump yönetimi, Hamas’ı silahsızlandırma konusunda resmi bir plan açıklamadı. Mısır, Katar ve Türkiye ile görüşmelerin sürdüğü belirtiliyor. İsrail, Hamas ve diğer Filistin grupları silahsızlanmayı kabul etmeden geniş çaplı yeniden inşaya izin vermeyeceğini açıkladı. BM’de ABD Daimi Temsilcisi Mike Waltz, Hamas’a iki seçenek sunduklarını söyledi: “Kolay ya da zor yoldan silahsızlanma”.

Hamas, İsrail’in olası misillemelerinden endişe ederek silah teslim etmeye hazır görünmüyor. Hareket, Gazze yönetimini yeniden üstlenmiş ve ABD destekli teknik komiteye yetki devretmeye hazır. Ancak İsrail, komitenin Gazze’ye girişine izin vermedi. İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, “Hamas silahsızlanmadan yeniden inşa olmayacak” dedi.

Barış Gücü

Endonezya, yaklaşık 8 bin asker göndereceğini açıkladı. Arnavutluk, Fas ve Yunanistan’ın da Gazze’ye barış gücü olarak katılacağı belirtiliyor. Bu güç sınır konularını ele alacak, ancak Hamas’ın silahsızlanmasını denetleme yetkisine sahip olup olmayacakları belirsiz.

Gazze’deki Uluslararası İstikrar Gücü Komutanı General Jasper Gievers, beş ülkenin – Endonezya, Fas, Kazakistan, Kosova ve Arnavutluk – katılımını duyurdu. Ayrıca Mısır ve Ürdün polis eğitimine destek verecek. Endonezya, gücün yardımcı komutanlığı görevini üstlenecek.

Eleştiriler

Fransa Dışişleri Sözcüsü Pascal Confavreux, Avrupa Komisyonu’nun toplantıya katılımını sürpriz olarak nitelendirdi; Komisyon’un üye ülkeleri temsil yetkisi olmadığını vurguladı. Fransa, konseyin faaliyetlerini BM kararlarıyla uyumlu hâle getirmeden katılmayacağını belirtti.

Eleştiriler, konseyin BM’nin rolünü azaltabileceği ve ABD’nin alternatif bir yapı kurmak istediği endişelerinden kaynaklandı. Başkan Trump’ın geniş yetkileri – ömür boyu başkanlık, üye kabul ve fon kullanımı üzerinde tek yetki – eleştirildi.

Analistler, başarının mali taahhütlerle değil, üç temel zorluğun çözümüyle ölçüleceğini belirtiyor: Hamas’ın silahsızlanması, İsrail’in Trump planına göre çekilmesi ve uluslararası ve yerel meşruiyete sahip istikrar gücü oluşturma kapasitesi.


Araştırma: Gazze Şeridi’ndeki savaşın başlangıcındaki vefat sayısı, resmi olarak açıklanandan çok daha yüksekti

İsrail’in Cibaliye Mülteci Kampı’na düzenlediği saldırıda hayatını kaybedenlerin cenazeleri (AP)
İsrail’in Cibaliye Mülteci Kampı’na düzenlediği saldırıda hayatını kaybedenlerin cenazeleri (AP)
TT

Araştırma: Gazze Şeridi’ndeki savaşın başlangıcındaki vefat sayısı, resmi olarak açıklanandan çok daha yüksekti

İsrail’in Cibaliye Mülteci Kampı’na düzenlediği saldırıda hayatını kaybedenlerin cenazeleri (AP)
İsrail’in Cibaliye Mülteci Kampı’na düzenlediği saldırıda hayatını kaybedenlerin cenazeleri (AP)

Tıp dergisi The Lancet’te yayımlanan bir araştırma, Gazze Şeridi’nde süren savaşın ilk 16 ayında 75 binden fazla kişinin hayatını kaybettiğini ortaya koydu. Bu rakamın, o dönemde yerel makamlarca açıklanan bilançodan en az 25 bin daha fazla olduğu belirtildi.

Çalışma ayrıca, Gazze Şeridi’ndeki Sağlık Bakanlığı’nın hayatını kaybedenler arasında kadınlar, çocuklar ve yaşlıların oranına ilişkin yayımladığı verilerin doğruluğunu teyit etti.

Araştırmaya göre, 7 Ekim 2023 ile 5 Ocak 2025 tarihleri arasında yaklaşık 42 bin kadın, çocuk ve yaşlı yaşamını yitirdi. Bu ölümler, Gazze savaşında meydana gelen toplam can kayıplarının yüzde 56’sını oluşturdu.

Ekonomist, demograf, epidemiyolog ve saha araştırmacılarından oluşan yazar ekibi, The Lancet Global Health dergisinde kaleme aldıkları makalede, “Mevcut bulgular birlikte değerlendirildiğinde, 5 Ocak 2025’e kadar Gazze Şeridi nüfusunun yüzde 3 ila 4’ünün şiddet sonucu hayatını kaybettiğine işaret etmektedir. Ayrıca çatışmanın dolaylı etkileri nedeniyle çok sayıda şiddet dışı ölüm de kaydedilmiştir” ifadelerine yer verdi.

Gazze Şeridi’ndeki can kaybı sayısı tartışma konusu olmaya devam ederken, üst düzey bir İsrailli güvenlik yetkilisi geçen ay İsrailli gazetecilere yaptığı açıklamada, Gazze Şeridi’ndeki sağlık makamlarının topladığı verilerin büyük ölçüde doğru olduğunu söylemişti. Bu açıklama, aylardır süren resmi şüphelerin ardından dikkat çekici bir tutum değişikliği olarak değerlendirildi.

Söz konusu yetkili, Ekim 2023’ten bu yana İsrail saldırıları sonucu yaklaşık 70 bin Filistinlinin hayatını kaybettiğini, bu sayıya kayıpların dahil olmadığını aktardı.

Gazze Şeridi’ndeki sağlık makamları ise İsrail saldırıları nedeniyle doğrudan hayatını kaybedenlerin sayısının 71 bini aştığını, Ekim 2025’te yürürlüğe giren ateşkesten bu yana 570’ten fazla kişinin yaşamını yitirdiğini bildirdi.

gbrhy
Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’ta İsrail'in düzenlediği saldırılarda hayatını kaybeden yakınlarının cenaze namazını kılan Filistinliler (EPA)

Geçtiğimiz yıl The Lancet’te yayımlanan bir başka araştırmada, savaşın ilk dokuz ayında Gazze Şeridi’ndeki can kaybı sayısının, Filistin Sağlık Bakanlığı verilerinde açıklanandan yaklaşık yüzde 40 daha düşük tahmin edildiği bildirilmişti.

Yeni çalışma da resmi vefat sayısının gerçek rakamın oldukça altında kaldığına işaret etti. Araştırma, Gazze Şeridi genelini temsil edecek şekilde özenle seçilen 2 bin aileyle yapılan bir ankete dayanıyor. Katılımcılardan, aile fertleri arasındaki ölümlere ilişkin ayrıntılı bilgi vermeleri istendi. Saha çalışması, Filistin’de ve bölgenin diğer kısımlarında yürüttükleri çalışmalarla tanınan deneyimli Filistinli kamuoyu araştırmacıları tarafından gerçekleştirildi.

Londra’daki Royal Holloway, University of London bünyesinde görev yapan ve çatışmalardaki can kayıplarının hesaplanması üzerine 20 yılı aşkın süredir çalışan ekonomist Michael Spagat, hakemli olarak yayımlanan araştırmanın yazarlarından biri olarak, yeni bulguların Ekim 2023 ile Ocak 2025 arasında Gazze Şeridi’nde 8 bin 200 ölümün yetersiz beslenme ya da tedavi edilemeyen hastalıklar gibi dolaylı etkilerden kaynaklandığını gösterdiğini belirtti.

Çalışma, İsrail saldırılarının en yoğun ve en ölümcül dönemini kapsarken, Gazze Şeridi’ndeki insani krizin en ağır safhasını içermiyor. Birleşmiş Milletler (BM) destekli uzmanlar, geçen yıl ağustos ayında Gazze Şeridi’nde kıtlık ilan etmişti.

Araştırmacılar, nihai ve kesin bir can kaybı sayısına ulaşmanın uzun zaman ve önemli kaynaklar gerektireceğini vurgulayarak, kendi bulguları da dahil olmak üzere mevcut tüm tahminlerin geniş hata payları içerdiğine dikkat çekti.