Moskova, ABD’nin radyoaktif mühimmatını Ukrayna'ya ulaşır ulaşmaz imha etme sözü verdi

‘İHA savaşına’ karşı koymak için savunmasını güçlendiren Rusya, saldırıların kapsamını genişletmeye hazırlanıyor.

Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu (ortada), bir süre önce Ukrayna'daki bir askeri birime yaptığı inceleme ziyareti sırasında ordu liderleriyle buluştu. (AFP)
Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu (ortada), bir süre önce Ukrayna'daki bir askeri birime yaptığı inceleme ziyareti sırasında ordu liderleriyle buluştu. (AFP)
TT

Moskova, ABD’nin radyoaktif mühimmatını Ukrayna'ya ulaşır ulaşmaz imha etme sözü verdi

Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu (ortada), bir süre önce Ukrayna'daki bir askeri birime yaptığı inceleme ziyareti sırasında ordu liderleriyle buluştu. (AFP)
Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu (ortada), bir süre önce Ukrayna'daki bir askeri birime yaptığı inceleme ziyareti sırasında ordu liderleriyle buluştu. (AFP)

Moskova, iki taraf arasındaki çatışmalarda önemli bir rol oynamaya başlayan ‘insansız hava aracı (İHA) savaşının’ hız kazanması karşısında savunma sistemlerinin yeteneklerini artırmak için ek adımlar attı. Kremlin yönetimi, Kiev'in İHA’larla gerçekleştirdiği saldırıların sayısındaki önemli artışın ardından, başkent ve çevresini korumak için hava savunmasının genişletildiğini duyurdu. Geçtiğimiz günlerde Kursk Nükleer Santrali’nin bir İHA saldırısına uğramasında olduğu gibi İHA’ların birçok bölgedeki çok hayati ve hassas tesislere ulaşması Moskova çevresindeki şehirlerde gerilimin artmasına sebep oldu. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre her ne kadar Rusya Savunma Bakanlığı, İHA’ların büyük bir kısmının düşürüldüğünü açıklamış olsa da Ukrayna'nın saldırı menzilini Rusya derinliğinde yaklaşık bin 500 kilometreye çıkaracağını duyurması, Rusya'nın savunma yeteneklerine ek yük getiriyor.

eth
Donetsk bölgesinde devriye gezen Ukraynalı askerler. (AP)

Rusya Federal Uzay Ajansı (Roscosmos) Başkanı’nın Sarmat stratejik füze sisteminin savaş hizmetine alınacağını duyurmasıyla bağlantılı olarak hükümet medyası, Moskova Belediye Başkanı Sergey Sobyanin'in başkentin yakınındaki savunma yeteneklerindeki artışa değindiğini aktardı.

İHA’larla mücadele

Kırım bölgesinde neredeyse her gün devam eden saldırıların yanı sıra, son günlerde Moskova ve çevresine de bir dizi saldırı düzenlendi. Rusya Savunma Bakanlığı dün yaptığı açıklamada, kuvvetlerinin son 24 saat içinde Ukrayna sınırına yakın Belgorod bölgesine yönelik çok sayıda saldırıya İHA kullanarak karşılık verdiğini duyurdu. Bu bölge, Rostov ve Kursk'la birlikte son dönemde en çok saldırıya uğrayan bölgelerden biri haline geldi.

cdfergt
Ukrayna'ya gönderilecek füzeleri inceleyen ABD askeri. (AP)

Ancak dikkat çekici olan, İHA saldırılarının yoğunlaşmasının artık sınır şeridi boyunca belirli alanlarla veya Moskova ve banliyöleri gibi Rusya'nın hinterlandındaki alanlarla sınırlı olmaması. Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy’nin, ülkesinin saldırı kapsamını 700 kilometreye çıkardığını açıklamasından bir gün sonra, Ukrayna Ulusal Güvenlik ve Savunma Konseyi Sekreteri Oleksiy Danilov, ülkesinin sahip olduğu silahlarla artık bin 500 kilometre uzaklıktaki Rusya topraklarındaki hedeflere ulaşabildiğini doğruladı.

Ukrayna füze programı

Danilov, Ukrayna'nın bir süredir füze ve İHA programını geliştirdiği göz önüne alındığında, bu kadar uzak hedeflerin artık sorun teşkil etmediğini söyledi. Ukrayna'nın 2020'den bu yana uyguladığı füze programına ve birçok firmanın İHA üretimine dahil olduğuna değinen Danilov, “Bütün bunlar güçlü sonuçlar vermeye başlıyor” dedi. ‘Ukrayna Silahlı Kuvvetlerinin sadece 700 kilometre uzaklıktaki hedefleri değil, bin ve bin 500 kilometre mesafedeki hedefleri bile vurabildiğini’ kaydeden Danilov, Kiev'in yalnızca askeri hedeflere saldırdığını vurguladı. Buna karşılık Moskova, Ukrayna saldırılarının çoğunluğunun uluslararası havalimanları da dahil olmak üzere sivil bölgeleri hedef aldığını söylüyor.

vefr
Ukrayna'nın doğusundaki Kobyansk şehrinde yıkılmış bir ev. (AFP)

Diğer yandan Moskova, Washington’ın Ukrayna’ya göndereceği radyoaktif mühimmatı imha etme sözü verdi. Rusya Federasyon Konseyi Üyesi Alexander Bashkin, “Rus ordusunun, daha önce İngiltere'nin Kiev'e gönderdiği füzeleri yok ettiği gibi, Ukrayna'ya vardığında ABD'nin seyreltilmiş uranyum füzelerini de yok edeceğini” vurguladı.

Uranyum füzeleri

Bashkin, Sputnik'e verdiği röportajda, “İngilizlerin tükenmiş uranyum mermisi stoğu Ukrayna'nın derinliklerinde yok edildi. ABD mühimmatının da aynı kaderi paylaşacağını görüyorum. Bu mühimmatın Kiev kuvvetlerinin depolarına ulaşır ulaşmaz imha edilmesi muhtemel” ifadelerini kullandı. Uranyum bombalarının çevreyi kirletmesinden duyduğu üzüntüyü dile getiren Bashkin, ‘bunun sorumluluğunun tamamen İngilizlere ait olduğunu’ söyledi.

Bashkin, ‘ABD'nin Ukrayna'ya seyreltilmiş uranyumlu füzeler sağlaması halinde kana susamış yüzünü bir kez daha göstereceğini’ vurguladı. Şarku’l Avsat’ın Reuters'tan aktardığına göre ABD Başkanı Joe Biden yönetiminin, Kiev'e gönderilen askeri mühimmat arasında türünün ilk örneği olan, seyreltilmiş uranyum içeren zırh delici füze sevkiyatını Ukrayna'ya nakletmeyi planladığını söyledi.

axscdvfe
ABD'nin Ukrayna'ya sağladığı HIMARS füze sistemi. (Reuters)

Biden yönetimi önümüzdeki hafta Kiev'e yeni bir yardım paketi açıklayacak ve bu paket ilk kez Rus tanklarını hedef alacak seyreltilmiş uranyum içeren tartışmalı mühimmatları içerecek.

ABD’nin Abrams tankları

Kaynaklar Reuters'e, bu füzelerin önümüzdeki haftalarda Ukrayna'ya teslim edilmesi beklenen ABD’li Abrams tanklarında kullanılabileceğini belirtti. Açıklanması beklenen yeni askeri yardım paketinin değerinin de 240 ile 375 milyon dolar arasında değişmesi bekleniyor. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da daha önce Ukrayna'ya silah içeren herhangi bir sevkiyatın Rusya için meşru bir hedef haline geleceğini açıklamıştı.

Buna karşılık Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Batı'nın Ukrayna'ya silah tedarikinin durumu daha da kötüleştirdiğini ve Rusya-Ukrayna müzakerelerini başlatma girişimlerini engellediğini söyledi.

Rusya Savunma Bakanlığı, temas hattındaki çatışmaların son gününde düzenlediği basın toplantısında Ukrayna güçlerinin büyük maddi kayıplara uğradığına değindi. Açıklamada, Donetsk'teki ön cephede ilerleme kaydedildiği bildirildi ve Rus kuvvetlerinin ‘daha iyi bir konumda’ olduğu belirtildi. Ayrıca ‘Zaporijya yönündeki dört düşman saldırısının engellendiğini ve 115 Ukraynalı askerin öldürüldüğünü’ söyledi.

Rusya Savunma Bakanlığı, ‘Ukrayna güçlerinin Luhansk'ın Grigorovka kasabalarına düzenlediği iki saldırının engellendiğini’ bildirdi. Rus ordusu, yaklaşık dokuz ay süren şiddetli çatışmalara sahne olan Bahmut kentine yönelik güçlü saldırıları, üst üste ikinci gün de püskürttüğünü duyurdu. Moskova ayrıca Herson'da Rus kuvvetlerinin 106. Ukrayna Tugayı'na ait bir mühimmat deposunu imha ettiğini kaydetti.



Suudi deneyimi... Tarihi bir an, bir yönetim projesine dönüştüğünde

Tarihsel hareketin aşamaları (Araştırmacı Abdurrahman eş-Şukayr tarafından hazırlanan illüstrasyon)
Tarihsel hareketin aşamaları (Araştırmacı Abdurrahman eş-Şukayr tarafından hazırlanan illüstrasyon)
TT

Suudi deneyimi... Tarihi bir an, bir yönetim projesine dönüştüğünde

Tarihsel hareketin aşamaları (Araştırmacı Abdurrahman eş-Şukayr tarafından hazırlanan illüstrasyon)
Tarihsel hareketin aşamaları (Araştırmacı Abdurrahman eş-Şukayr tarafından hazırlanan illüstrasyon)

Sosyolog ve araştırmacı Dr. Abdurrahman eş-Şukayr, Suudi devletinin kuruluş deneyimini daha önce görülmemiş bir yorum çerçevesine oturtuyor. Tarihi, birbirinden kopuk olaylar dizisi olarak değil; nüfus, kaynaklar ve seçkinler arasındaki ölçülebilir ve karmaşık ilişkiler tarafından yönetilen bir sistem olarak ele alıyor. Bu yaklaşımın, karmaşıklık bilimi ile ‘tarihin yasaları’ olarak da bilinen kliodinamik teorisine dayandığını belirten eş-Şukayr, devletlerin nasıl ortaya çıktığını, büyüdüğünü ve ardından seçkinlerin aşırı çoğalması nedeniyle baskı aşamasına girerek kriz ve zirve noktalarına ulaştığını; sonrasında ise istikrarı yeniden üreten bir lider figürünün ortaya çıktığını açıklıyor.

Eş-Şukayr, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, bu çerçeve sayesinde Diriye’nin Muhammed bin Suud öncesinde elit doygunluğa ve yapısal istikrarsızlığa ulaşmış yerel bir sistem olduğunun anlaşılabildiğini söyledi. Buna göre Muhammed bin Suud’un yükselişi, yönetim merkezini yeniden şekillendiren ve yeni bir siyasi döngü başlatan tarihsel bir yeniden ayar anı olarak yorumlanıyor.

Karmaşıklık bilimi

Eş-Şukayr, karmaşıklık biliminin; toplumlar ya da ekonomi gibi birbiriyle bağlantılı çok sayıda parçadan oluşan sistemleri incelediğini belirtti. Bu sistemlerde her küçük unsur diğerini etkilerken, yoğun etkileşim sonucunda yalnızca tek tek parçaların incelenmesiyle anlaşılamayacak yeni örüntü ve davranış biçimleri ortaya çıkıyor. Bu çerçevede karmaşıklık bilimi, zaman içinde küçük etkileşimlerin birikmesi sonucu istikrarın, kaosun ya da büyük ölçekli değişimlerin nasıl ortaya çıktığına odaklanıyor.

Devlet dönüşümünün beş yıllık döngüsü

Eş-Şukayr, devletlerin dönüşümüne ilişkin beş aşamalı döngüye de değinerek, devletlerdeki değişimlerin ölçülebilir dinamiklere tabi olduğunu ve genel eğilimlerinin öngörülebileceğini söyledi. Bu çerçevede toplumların beş aşamalı bir döngü içinde hareket ettiğini belirten eş-Şukayr, süreci şöyle açıkladı:

- Büyüme aşaması: Kaynakların genişlediği ve devletin kontrol kapasitesinin arttığı evreyi ifade ediyor. Bu süreç, nüfus artışı ve seçkinlerin çoğalmasıyla eş zamanlı ilerliyor. Aşama; tarihçilerin metinlerine ihtiyaç duyulmaksızın, nüfus ve ekonomik kaynaklara ilişkin yaklaşık veriler ve göstergeler üzerinden ölçülebiliyor ve öngörülebiliyor.

- Baskı aşaması: Kaynak bolluğunun görece azaldığı, kamu görevlerine talip olanların sayısının arttığı ve mevcut elitlerin konumlarını korumaya çalıştığı dönem olarak tanımlanıyor. Bu durum, devletin herkesi bünyesinde barındırma kapasitesini aşan bir tablo ortaya çıkarıyor. Nüfus artışı, siyasi, ekonomik, bilimsel ve toplumsal elitlerin sayısını artırırken, mevcut pozisyonların sayısı yetersiz kalıyor.

- Kriz aşaması: Seçkinler arasındaki birliğin sarsıldığı ve örtük gerilimlerin açık çatışmalara dönüştüğü evreyi oluşturuyor.

- Zirve aşaması: Kriz ve istikrarsızlığın doruğa ulaştığı bu safhada ittifaklar çözülüyor, dışlamalar ve ayrışmalar hız kazanıyor.

- İstikrar aşaması: Yeni bir liderliğin ya da revize edilmiş bir yönetim sisteminin, nüfus, kaynaklar ve seçkinler arasındaki ilişkiyi toplumun yeni ruhuna uygun biçimde yeniden düzenlemeyi başardığı dönem olarak tanımlanıyor. Bu aşamayla birlikte, önceki döngüye kıyasla daha bütünlüklü yeni bir süreç başlıyor.

Kontrol edilemeyen rekabet

Eş-Şukayr, zirve aşamasının Hicri 1139 yılına yakın dönemde belirginleştiğini belirterek, yönetici kollar arasındaki rekabetin artık kontrol edilemez bir seviyeye ulaştığını ifade etti. Bu süreçte elitler içindeki ayrışmalar hız kazanırken, bazı isimlerin kısa süreli emirlik deneyimleri yaşadığı ve sadakatlerin hızla el değiştirdiği görüldü. Bu tablo, iç dengeleri yönetme kapasitesinin çöktüğünü ortaya koydu. Bu koşullar altında siyasi sistemin sınırına dayandığını kaydeden eş-Şukayr, yönetim makamına talip olanların sayısının emirliğin iktidarı düzenleme kapasitesini aştığını vurguladı. Böylece zirve aşaması, yeniden kurucu bir liderliğin ortaya çıkmasına zemin hazırlayan tam ölçekli bir yapısal çözülme anına dönüştü.

Tarihsel hareketin aşamaları (Araştırmacı Abdurrahman eş-Şukayr tarafından hazırlanan illüstrasyon)Tarihsel hareketin aşamaları (Araştırmacı Abdurrahman eş-Şukayr tarafından hazırlanan illüstrasyon)

Muhammed bin Suud’un yükselişi, Diriye’de istikrar koşullarının olgunlaşmasının bir sonucu olarak gerçekleşti. Seçkinlerin aşırı çoğalması, eski yönetim sistemini sürdürülemez hale getirirken, çatışan elitlerin okuyamadığı tabloyu kavrayabilecek bir lideri gerekli kılan tarihsel bir moment ortaya çıktı. Bu çerçevede Muhammed bin Suud’un iktidarı devralması, Diriye içindeki güç dengelerinin yeniden ayarlanması anlamına geldi. Böylece yerel siyasi düzen, yapısal istikrarını yeniden tesis etme kapasitesini kazandı.

Yönetim merkezinin inşası

Muhammed bin Suud, Diriye’de yeni bir büyüme sürecinin başlangıcı olarak et-Turayf mahallesini kurarak burayı yönetim merkezi haline getirdi. Oysa daha önce Diriye emirleri Gusaybe ya da el-Mulaybid bölgelerinde ikamet ediyordu. Muhammed bin Suud, siyasi, dini ve askeri elitleri yeni devlet kurumları içinde yeniden dağıtarak, Diriye’deki iktidar yapılarını düzenleyerek, elit fazlasını azaltarak ve rekabet halindeki kollar arasındaki ilişkileri kontrol altına alarak yönetim merkezini yeniden inşa etti.

Bu yapısal düzenleme, emirliğin nüfus, kaynaklar ve elitleri tek bir çerçeve içinde yönetme kapasitesini yeniden kazanmasını sağladı. Böylece, Diriye merkezli yeni bir kuruluş döngüsünün önü açıldı ve bu süreç Diriye Emirliği olarak bilinen yapının çekirdeğini oluşturdu.

Eş-Şukayr, bu yeni okumanın Arap Yarımadası’nda devletlerin ortaya çıkışını; nüfus, kaynaklar ve seçkinler arasındaki ilişkiyi esas alan yapısal döngüler üzerinden açıklayan yeni bir araştırma ufku sunduğunu belirtti. Yerel çevrelerin farklılığına bağlı olarak denetim mekanizmalarının değiştiğini vurgulayan eş-Şukayr, yaklaşık nüfus ve mali istatistiklerin oluşturulmasının, tarihi test edilebilir ve karşılaştırılabilir bir alana dönüştürmek için zorunlu bir giriş olduğunu ifade etti. Bunun ise bölge tarihine ilişkin verilerin toplanmasını ve sınanabilir hipotezlerin geliştirilmesini gerektirdiğini kaydetti. Bu yaklaşımın, parçalı anlatıların ötesine geçen, daha uzun vadeli, daha hassas ve daha bağımsız bir Arap yorum modeli inşa edilmesine katkı sağlayacağını dile getirdi.

Öte yandan, Muhammed bin Suud hakkında kaleme alınan çalışmaların analitik ve anlatısal boyutunun sınırlı kaldığına dikkat çekildi. Kurucu eylemin mantığını açıklayan kapsamlı bir tarihsel biyografinin bulunmadığı, tarih kayıtlarının ise kuruluş öncesi ve kuruluş sırasındaki gelişmeleri yeterince aydınlatmadığı belirtildi. Bu boşluğun, Muhammed bin Suud’un hayatını olayların iç yapısından hareketle yeniden kurgulamayı gerektiren bir araştırma hattını zorunlu kıldığı ifade edildi. Kararların, ittifakların ve çatışmaların; yönetim tasavvurunu ve devletin koşullarını ortaya koyan anlamlı bir sistem olarak okunmasıyla, gerçekliğin hareketinden süzülen bir tarihsel biyografi ve siyasi projenin seyrine ilişkin bütünlüklü bir yorum üretilebileceği vurgulandı.


Pezeşkiyan: İran, küresel güçlerin baskısına boyun eğmeyecek

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, (Reuters)
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, (Reuters)
TT

Pezeşkiyan: İran, küresel güçlerin baskısına boyun eğmeyecek

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, (Reuters)
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, (Reuters)

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan bugün yaptığı açıklamada, ülkesinin ABD ile nükleer görüşmeler sürerken dünya güçlerinin baskısına "boyun eğmeyeceğini" söyledi.

Reuters'ın haberine göre Pezeşkiyan televizyonda yayınlanan konuşmasında, "Dünya güçleri bizi boyun eğmeye zorlamak için sıraya giriyor... ama bize yarattıkları tüm sorunlara rağmen başımızı eğmeyeceğiz" ifadelerini kullandı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü, İran'a iki taraf arasındaki devam eden müzakerelerde "anlamlı bir anlaşmaya" varması için 15 günlük bir ültimatom verdi, aksi takdirde "kötü sonuçlarla" karşılaşacakları uyarısında bulundu. Tahran ise uranyum zenginleştirme hakkını yineledi.

ABD'nin bölgedeki askeri yığılması devam ederken, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ABD müttefiki olan ülkesinin Tahran'ın herhangi bir saldırısına güçlü bir şekilde karşılık vereceği konusunda uyardı.

ABD ve İran, Umman'ın arabuluculuğuyla 6 Şubat'ta dolaylı görüşmelere yeniden başladı. Salı günü Cenevre'de ikinci tur görüşmeleri gerçekleştirdikten sonra müzakerelere devam etme niyetlerini açıkladılar.

İran çarşamba günü bu müzakereleri ilerletmek için bir taslak çerçeve hazırladığını açıklarken, ABD, Tahran'a saldırmak için "birden fazla neden" olduğunu belirterek uyarı tonunu korudu.

Trump, “Yıllar içinde İran'la uygulanabilir bir anlaşmaya varmanın kolay olmadığı kanıtlandı. Uygulanabilir bir anlaşmaya varmalıyız, yoksa kötü şeyler olacak” dedi.

Şöyle devam etti: “Bir adım daha ileri gitmemiz gerekebilir, gitmeyebiliriz veya bir anlaşmaya varabiliriz. Bunu muhtemelen önümüzdeki 10 gün içinde öğreneceksiniz.” Daha sonra Trump, gazetecilere sürenin “10-15 gün” olduğunu söyledi.


Trump küresel gümrük vergilerini %10'dan %15'e çıkardı

ABD Başkanı Donald Trump dün, Yüksek Mahkeme'nin gümrük vergilerini askıya alma kararıyla ilgili olarak medyaya açıklamalarda bulundu, (DPA)
ABD Başkanı Donald Trump dün, Yüksek Mahkeme'nin gümrük vergilerini askıya alma kararıyla ilgili olarak medyaya açıklamalarda bulundu, (DPA)
TT

Trump küresel gümrük vergilerini %10'dan %15'e çıkardı

ABD Başkanı Donald Trump dün, Yüksek Mahkeme'nin gümrük vergilerini askıya alma kararıyla ilgili olarak medyaya açıklamalarda bulundu, (DPA)
ABD Başkanı Donald Trump dün, Yüksek Mahkeme'nin gümrük vergilerini askıya alma kararıyla ilgili olarak medyaya açıklamalarda bulundu, (DPA)

ABD Başkanı Donald Trump bugün, ithalata uygulanan geçici küresel gümrük vergilerini yüzde 15'e çıkardığını duyurdu.

Bu karar, ABD Yüksek Mahkemesi'nin Trump'ın Uluslararası Acil Ekonomik Güçler Yasası kapsamında uyguladığı gümrük vergilerini reddetmesinin ardından geldi.