Büyük fırtına nerede ve nasıl sonlanacak?

ABD, Ortadoğu’yu yeniden keşfediyor.

Savaştan en fazla etkilenen kesimler arasında çocuklar bulunuyor. (Görsel:Sara Gironi Carnevale)
Savaştan en fazla etkilenen kesimler arasında çocuklar bulunuyor. (Görsel:Sara Gironi Carnevale)
TT

Büyük fırtına nerede ve nasıl sonlanacak?

Savaştan en fazla etkilenen kesimler arasında çocuklar bulunuyor. (Görsel:Sara Gironi Carnevale)
Savaştan en fazla etkilenen kesimler arasında çocuklar bulunuyor. (Görsel:Sara Gironi Carnevale)

Brian Katulis

İsrail ile Hamas arasında süren Gazze Şeridi’nde acımasız savaş, büyük Ortadoğu’yu yeni bir tehlike ve belirsizlik aşamasına itti. Hamas’ın 7 Ekim’deki saldırısında, İkinci İntifada’nın (2000-2005) İsrail tarafında ilk dört yılındakinden daha fazla İsrailli öldürüldü. Son haftalarda İsrail’in Gazze’ye düzenlediği hava saldırılarında öldürülen Filistinlilerin sayısı, İsrail’in 2005’te Gazze’den çekilmesinden bu yana iki taraf arasında yaşanan tüm çatışmalarda yaşamını yitirenleri de aştı.

Ortadoğu’daki ABD askeri varlığına yönelik artan saldırı ve tehditlerin yanı sıra Güney Lübnan ve Suriye’de Hizbullah ve İran’la bağlantılı diğer grupların İsrail’e karşı artan saldırılarına gelince hepsi, daha da yayılacak bir yangının habercisi.

Kimse bu işin sonunun nasıl olacağını bilmiyor. Ancak bir süredir bu bölgeyle ilgili tüm görüşmelere yön veren yeni Ortadoğu hayali, ister Suudi- İsrail normalleşme anlaşması isterse Hindistan’daki G20 zirvesinde açıklanan Hindistan, Ortadoğu ve Avrupa arasındaki ekonomik koridor isterse de Körfez’de ve bölgenin diğer bölgelerinde gerilimi azaltma çabaları olsun, 7 Ekim’den sonra sadece bir hayal olarak kalacak gibi görünüyor. Her şey artık rüzgâra kapılmış durumda.

Biden yönetimi, görevdeki ilk iki buçuk yılı boyunca, Başkan Joe Biden’ın 2021’de göreve gelmesiyle Kovid 19 pandemisi, işsizliğin yayılması ve bir grup diğer ülke içi öncelikler başta olmak üzere ABD’nin karşı karşıya kaldığı acil iç zorlukların etkisi altında, Ortadoğu’da ABD politikası oluşturma önceliğini azalttı.

Ortadoğu geriledi

Biden yönetimi, görevdeki ilk iki buçuk yılı boyunca, Başkan Joe Biden’ın 2021’de göreve gelmesiyle Kovid 19 pandemisi, işsizliğin yayılması ve (Çin ile ilgili konuların ele alınması, iklim değişikliği ve Ukrayna'daki Rusya ihtilafının sona ermesi gibi) bir grup diğer ülke içi öncelikler başta olmak üzere ABD’nin karşı karşıya kaldığı acil iç zorlukların etkisi altında, Orta Doğu’da ABD politikası oluşturma önceliğini azalttı. Bunun sonucunda Ortadoğu, yönetimin gündeminde alt sıralarda yer aldı.

Başkan Biden’ın Temmuz 2022’de İsrail ve Suudi Arabistan’a yaptığı ziyaretin dış nedenleri vardı. Öyle ki Ukrayna’da devam eden savaş, enerji fiyatlarında önemli bir artışa yol açtı. Bu durum, Biden’ın kısmen enflasyon ve diğer sorunlara ilişkin endişelerden kaynaklanan düşük halk desteğiyle mücadele ettiği bir döneme denk geldi. Bu durum ise yönetimi Ortadoğu ülkeleriyle ilgilenmeye yöneltti.

dfvgrt
İsrail’in hava saldırısı sonucu Gazze Şeridi’nin kuzey kesimindeki Beyt Hanun kasabası semaları dumanla kaplandı, 4 Kasım 2023. (EPA)

Biden yönetimi, Ortadoğu’daki çatışmanın patlak vermesinden önce bölgedeki diplomatik girişimlerini yoğunlaştırıyor, çabalarını 2020 İbrahim Anlaşmaları’nın güçlendirilmesi, normalleşme ve bölgesel entegrasyon alanlarının genişletilmesi üzerinde yoğunlaştırıyordu. Olumlu Yönler Kitabı’nın iddialı vizyonu, yeni barış anlaşmaları oluşturmayı, karayolu ve demiryolu ağları, yeşil enerji projeleri gibi girişimler yoluyla bölgesel bağlantıyı kolaylaştırmayı ve ekonomik ortaklıkları güçlendirmeyi amaçlıyordu. Bununla birlikte bu genişletilmiş vizyonun geçici olarak bir kenara bırakılması gerekiyordu. Ortadoğu’da devam eden ve hem ABD’nin hem de uluslararası toplumun acil müdahalesini gerektiren kriz acil ve kritik bir endişe kaynağıydı.

Söz konusu dönemde ana fikir, Ortadoğu’daki gergin ve rahatsız edici durumdan, bölgeyi birleştirecek ve birbirine daha da bağlı hale getirecek barış ve normalleşme anlaşmaları sağlayarak, yollar inşa ederek, yeşil enerji altyapısını geliştirerek ve ticareti artırarak yeni bir fırsat yaratmaktı. Mevcut durum sonucunda tüm bunlar duraksarken, ABD ve dünya ülkeleri kendilerini daha büyük ölçeğe yayılma tehlikesi taşıyan yakıcı bir ateşle karşı karşıya buldu.

Biden yönetimi, Hamas’ın başlattığı savaşa yanıt olarak 7 Ekim’deki Hamas saldırısının hemen ardından harekete geçti. Hızla taktiksel, tepkisel bir kriz yönetimi tarzına yöneldi. Bu durum, pek çok açıdan ABD’nin Ortadoğu’daki politikasının konfor bölgesini temsil ediyor.

Beş öncelik

Mevcut Ortadoğu krizine yönelik ABD politikasının beş yeni önceliği var. Öyle ki Biden yönetimi, Hamas’ın başlattığı savaşa yanıt olarak 7 Ekim’deki Hamas saldırısının hemen ardından harekete geçti. Hızla taktiksel, tepkisel bir kriz yönetimi tarzına yöneldi. Bu durum, pek çok açıdan hem Demokrat hem de Cumhuriyetçi ardışık yönetimler arasında ABD’nin Ortadoğu’daki politikasının konfor bölgesini temsil ediyor. Öyle görünüyor ki Ortadoğu söz konusu olduğunda bu acil durum yönetimi, daha stratejik ve proaktif bir rol oynamaktan ziyade ABD’nin konfor bölgesinde yer alıyor.

Başkan Biden, saldırıyı takip eden günlerde bölgeye daha fazla askeri teçhizat, tesis, personel ve üst düzey diplomatı Antony Blinken’i gönderdi. Ayrıca İsrail’e ek askeri yardım sağlamak için ek fon talep etti.

Biden, İsrail’in kendini savunma hakkına desteğini göstermek için bizzat İsrail’deki savaş bölgesine giderken, Ürdün Kralı 2. Abdullah, Filistin Yönetimi Başkanı Mahmud Abbas ve Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah Sisi ile yapılması planlanan toplantı, Gazze’deki bir hastaneye düzenlenen saldırıyla ilgili çıkan tartışmanın ardından iptal edildi.

Bu yeni Ortadoğu savaşının ilk iki haftasında Biden yönetimi beş politika hedefi belirledi:

*İsrail’in kendini savunma hakkını destekleme ve Hamas ile diğer grupların oluşturduğu tehditleri ortadan kaldırma hedefine ulaşma.

-Gazze’de mahsur kalan rehinelerin ve ABD vatandaşlarının güvenli bir şekilde geri dönüşünün sağlanması.

-Daha geniş bir bölgesel savaşın önlenmesi.

-Sivilleri korumak ve Gazze’de kötüleşen insani krize müdahale etmek.

-Arap ülkeleri ve etkilerin yönetilmesi ve geleceğe yönelik planlama ile ilgilenen diğer taraflarla güçlü çalışma ilişkilerinin sürdürülmesi.

Bu beş cephenin her birinde ilerleme kaydetmeye çalışan Biden yönetimi, halihazırda bu beş hedefin her birine doğru ilerleme sağlamak için kullandığı taktikler arasında gerginliklere tanık oluyor. Bu kriz anında yön bulmanın temel görevlerinden biri, sonuçlara ulaşmaya çalışırken var olan veya ortaya çıkabilecek gerilimleri uzaklaştırmaktır.

Örneğin İsrail’in Gazze’ye yönelik askerî harekâtına ABD’nin verdiği destek, sivilleri koruma, insani yardım sağlama ve Arap ortaklarla iyi ilişkiler sürdürme hedeflerini halihazırda daha da zorlaştırıyor. ABD’nin en yakın Arap ortaklarının çoğu ateşkes veya gerilimin durdurulması çağrısında bulunan bir tavır aldı. Onlara göre Biden yönetimi ve İsrail, Hamas’ın oluşturduğu tehditleri ortadan kaldırma hedefiyle çatışıyor. İsrail’in meşru müdafaa hakkını ve Hamas tehditlerini azaltma ve ortadan kaldırmaya yönelik askeri operasyonlarını desteklemek amacıyla Biden yönetimi, Ukrayna’ya desteği de içeren 105 milyar dolarlık daha geniş bir paket kapsamında İsrail’e 14 milyar dolarlık ek yardım talep etti. Şarku’l Avsat’ın Al-Majalla’dan aktardığına göre bu paket, Ukrayna’ya destek ve (hava ve füze savunmasını desteklemek ve İsrail’e destek için çekilen Amerikan silah stokunu yenilemek üzere 10 milyar dolar değerindeki) İsrail’e destek de dahil olmak üzere diğer ulusal güvenlik önceliklerini içeriyor.

Çatışmanın ikinci ve üçüncü haftalarında ise rekabet eden hedeflerin yarattığı bir gerilim daha yaşandı. Amaç iki yüzden fazla rehinenin serbest bırakılmasını sağlamaktı. Bu durum, Hamas ve İslami Cihad gibi grupların Filistin’de oluşturduğu doğrudan tehdidi ortadan kaldırmayı amaçlayan askeri harekatla doğrudan çatışıyor.

Rekabet eden hedefler

Çatışmanın ikinci ve üçüncü haftalarında ise rekabet eden hedeflerin yarattığı bir gerilim daha yaşandı. Amaç iki yüzden fazla rehinenin serbest bırakılmasını sağlamaktı. Bu durum, İsrail’e defalarca füze fırlatan Hamas ve İslami Cihad gibi grupların Filistin’de oluşturduğu doğrudan tehdidi ortadan kaldırmayı amaçlayan askeri harekatla doğrudan çatışıyor. Diğer taraftan İsrail, Katar ve diğer bölgesel arabulucuların liderliğindeki rehine müzakerelerine daha fazla zaman tanımak için beklenen kara saldırısını ertelemiş olabilir.

En önemli gerilimin, meşru müdafaa hakkı çerçevesinde İsrail’in askeri eylemlerini desteklemek ve daha geniş bir bölgesel savaşın çıkmasını önlemek olması muhtemel. Çatışmanın ilk günlerinde İran ve onun silahlı milis ağı, bölge genelinde İsrail ve ABD’ye karşı saldırılar düzenledi. İran ekseni şimdiye kadar ABD’nin Arap ortaklarını bu saldırılardan çoğunlukla muaf tutarken, ABD ve İsrail bu tür saldırılara aynı şekilde karşılık verdi. Ancak bölgenin karşı karşıya olduğu en büyük tehlikelerden biri, en tehlikeli bölgeler olan İsrail ve Gazze’de alevlenen yangınların diğer bölgelere de sıçrayabilecek olmasıdır.

cvfdbg
İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik bombardımanı ağır yıkıma yol açtı, 2 Kasım 2023 (AFP)

Körfez Arap ülkeleri ile İran arasında devam eden görüşmeler, bölgesel gerginliğin daha geniş çapta artmasının önündeki en büyük engellerden biri olabilir. Ancak şu an bu çatışmanın kontrol altına alınıp alınamayacağı belirsizliğini koruyor. Şu anda bölgedeki olaylar, ABD’nin iç dünyasını değil, Amerikan politikasını şekillendiriyor.

ABD bölünmesi

Birkaç yıldır ABD siyasetine hâkim olan mezhepçi zihniyetin bir arada kalması nedeniyle ABD, bugünlerde çoğu konuda partizan ve siyasi açıdan halen keskin bir şekilde bölünmüş durumda. Bu Ortadoğu savaşının henüz başındayız. Ancak Amerikalıların büyük bir çoğunluğu İsrail’in Hamas’a karşı eylemlerini ve aynı zamanda ABD’nin şu ana kadarki eylemlerini de destekliyor.

Yakın zamanda yapılan bir kamuoyu araştırmasında Amerikalıların yüzde 76’sı İsrail’i desteklemenin ABD’nin ulusal çıkarına olduğunu belirtti. Seçmenlerin Biden yönetiminin şu ana kadarki eylemlerini nasıl değerlendirdiği büyük ölçüde parti üyeliğiyle bağlantılı. Demokratlar, Biden’ın performansına ilişkin Cumhuriyetçilerden daha güçlü değerlendirmelerde bulunuyor.

Bütün bunlarda şaşılacak bir şey yok. ABD politikasının gidişatının olaylar tarafından belirlenmesi pek olası değil. Ancak Ortadoğu’da bugün böylesine değişken ve belirsiz bir ortamda, bu siyasi hedefler ve yerel siyasi dinamikler her an altüst olabilir.

2014’teki DEAŞ’ı yenilgiye uğratma savaşının ya da Saddam Hüseyin’in Irak’ını Kuveyt’ten çıkarmaya yönelik 1991 savaşının aksine ABD, kendisi için belirlediği ana hedeflere doğru ilerlemek amacıyla birleşik bir bölgesel koalisyon oluşturmak ve sürdürmek üzere mücadele edecek.

Nasıl biter?

ABD’nin yakın zamanda Ortadoğu’yu ve jeostratejik önemini yeniden keşfetmesi, son yıllarda karşılaştığı en karmaşık sınavlardan birini oluşturuyor. 2014’teki DEAŞ’ı yenilgiye uğratma savaşının ya da Saddam Hüseyin’in Irak’ını Kuveyt’ten çıkarmaya yönelik 1991 savaşının aksine ABD, kendisi için belirlediği ana hedeflere doğru ilerlemek amacıyla birleşik bir bölgesel koalisyon oluşturmak ve sürdürmek üzere mücadele edecek. Bu çatışmalar çoğunlukla bölgedeki büyük ölçüde değişen dinamiklerden kaynaklanıyor. Öyle ki giderek daha fazla ülke kendi çıkarlarını ilerletmek için iddialı bir şekilde hareket ediyor ve dış politika gündemlerini dış güçlerle daha az, yakın çevreleriyle daha fazla ilişkili olarak belirliyor. ABD’nin Ortadoğu’daki ortaklarına da aynı şeyi yaptırmak için sihirli bir değnek sallayabileceği günler geride kaldı.

fdbgthr
İsrail ordusu, 28 Ekim 2023’te Gazze Şeridi’ne top mermileri ile saldırdı. (AFP)

Bu savaşın İsrail- Filistin çatışması etrafında dönüyor olması da karmaşıklığı artırıyor. Bu, bölge genelinde liderler ve insanlar için de derin duygusal yankı uyandıran bir çatışmadır. Son yıllarda bazı Amerikalı liderler ve bölgedeki mevkidaşları, İsrail-Filistin cephesinde devam eden krizden gözlerini kaçırabilecekmiş gibi davrandılar. Son yıllarda bazı ABD’li liderler ve bölgedeki mevkidaşları, İsrail- Filistin cephesinde devam eden krizden gözlerini kaçırabilecekmiş gibi davrandılar. Bazıları bu dinamikleri halının altına süpürebileceklerini düşündü. Bu son savaş, milyonlarca Filistinlinin içinde bulunduğu kötü duruma çözüm bulunmadan daha güvenli, daha bütünleşmiş ve daha müreffeh bir bölgeye yönelik büyük vizyonlara asla ulaşılamayacağının bir hatırlatıcısıdır. Ayrıca savaş, özellikle de ilk baştaki acımasız saldırılar ve sivillerin kaçırılması, aynı zamanda hava bombardımanında öldürülen çocukların görüntüleri hem Filistinlilerin hem de İsraillilerin insanlığını yeniden düşünme ihtiyacının canlı bir hatırlatıcısıdır.

Burada daha kapsamlı sorular ortaya çıkıyor: Daha geniş bölgesel güvenliği baltalayan bir rol oynamaya devam eden İran ile ne olacak?

Ancak savaşın çıkmasıyla birlikte toplumdaki siyasi dinamikleri değiştirirken savaşların öngörülemez bir nitelik taşıdığı da dikkate alınmalı. ABD, 2003 yılında Irak’ı işgal ettiğinde, bunu askeri operasyonlar yoluyla Irak’taki güç düzeninin dinamiklerini anlayamayacak şekilde yapmıştı. ABD, milyonlarca Arap olmayan Kürt’ün yaşadığı, Şii çoğunluklu bir ülkede sözde Sünni Müslüman olan bir diktatörü ortadan kaldırarak, farkında olmadan pek çok şey yapıyordu. Bunlar arasında ülkenin siyasetini basit Şii ve Sünni kategorilerine ve Arap-Kürt ayrımına meydan okuyan karmaşık şekillerde etkilemek de vardı.

Aynı şekilde İsrail’in Gazze’deki askeri operasyonlarının Filistin toplumu üzerinde siyasi etkilerinin yanı sıra yıkıcı maddi ve toplumsal maliyetleri de çıkacak. Bu askeri eylemlerin halihazırda bölge genelinde yansımaları var ve eğer savaş daha da genişlerse, İsrail siyasi sistemi de dahil olmak üzere daha geniş siyasi yansımaları olacak.

Bu çatışmanın nasıl sona ereceği sorusunu sorarken, politika planlayıcıları ve teknokratlar, genellikle savaştan kaynaklanan güç ve politika değişimlerini tam olarak hesaba katmayan yanıtlar veya çözümler ararlar.

Odak noktası, kanun ve düzeni sağlamak için oluşturulması gereken güvenlik güçlerinin büyüklüğünden, yeni bir yönetim yapısının nasıl kurulabileceğinden veya yeni bir ekonomik modelden bahsetmekle sınırlı.

Ancak savaş daha temel bir şeyi de beraberinde getiriyor ve sonun niteliği, onun nasıl gelişeceğine bağlı olacak.

Büyük bir fırtına yaklaşıyor ve güçleniyor gibi görünüyor.

*Bu makale Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli Al-Majalla dergisinden çevrildi.



Epifiz bezinin kökeni eski omurgalının ikinci göz çifti olabilir

Myllokunmingia gözleri sayesinde avcılardan kaçma şansını artırıyordu (Xiangtong Lei/Sihang Zhang)
Myllokunmingia gözleri sayesinde avcılardan kaçma şansını artırıyordu (Xiangtong Lei/Sihang Zhang)
TT

Epifiz bezinin kökeni eski omurgalının ikinci göz çifti olabilir

Myllokunmingia gözleri sayesinde avcılardan kaçma şansını artırıyordu (Xiangtong Lei/Sihang Zhang)
Myllokunmingia gözleri sayesinde avcılardan kaçma şansını artırıyordu (Xiangtong Lei/Sihang Zhang)

Bilinen en eski omurgalının 4 gözü olduğu tespit edildi. 

Örümceklerin 8, arıların 5, kutu denizanalarının ise 24 gözü var. Ancak bu istisnaların dışında yeryüzündeki çoğu hayvan sadece iki göze sahip.

Öte yandan bilim insanları, omurgalıların zaman içinde diğer gözlerini kaybederek bugünkü görünümüne ulaştığını söylüyor.

518 milyon yıl önce yaşayan Myllokunmingia, dünyanın bilinen en eski omurgalısı. İlk omurgalıların yanı sıra pek çok omurgasız türün de ortaya çıktığı Kambriyen Dönemi'nde yaşayan bu deniz canlıları, bugünkü Çin'in yakınlarındaki sularda dolaşıyordu.

Çin ve Birleşik Krallık'tan araştırmacılar, Çin'in güneyindeki Chengjiang formasyonunda keşfedilen 10 ayrı Myllokunmingia fosilini analiz etti. Bunların 6'sı Haikouichthys ercaicunensis türüne aitken, diğerleri kesin olarak tanımlanamadı.

Göz gibi yumuşak vücut parçaları nadiren korunuyor ancak bilim insanları bu fosillerde göz kalıntıları elde etmeyi başardı.

İleri mikroskop teknikleri ve kimyasal analizler kullanan ekip, hayvanın yüzünün her iki yanında iki büyük göz ve yüzün ortasında iki küçük göz bulunduğunu saptadı.

Bulguları hakemli dergi Nature'da yayımlanan çalışmanın başyazarı Peiyun Cong "Anatomilerini anlamak için işe büyük gözleri inceleyerek başladık ve aralarında iki küçük, tamamen işlevsel göz bulmak tam bir sürpriz oldu" diyerek ekliyor: 

Bunu görmek inanılmaz derecede heyecan vericiydi.

Gözlerin hepsinde melanozom tespit eden araştırmacılar, bu organların "kamera tipi" olduğunu, yani görebilmek için ışığa ihtiyaç duyduğunu saptadı. Bu organeller vücudun çeşitli yerlerinde bulunurken, gözdekiler ışığın emilmesinden ve göz renginden sorumlu.

Ardından gözlerde tespit edilen dairesel yapıların da lens olduğu düşünülüyor. Bu sayede gözler muhtemelen ışığı algılamakla kalmayıp görüntü de oluşturabiliyordu. 

Bilim insanları bu deniz canlısının gelişmiş gözleri sayesinde diğer hayvanlara yem olmaktan kurtulduğunu düşünüyor. Kambriyen patlaması sonucu bu dönemde pek çok büyük yırtıcı tür ortaya çıkmıştı.

Makalenin bir diğer yazarı Jakob Vinther "Böyle bir ortamda 4 göze sahip olmak, bu hayvanlara daha geniş bir görüş alanı sağlamış olabilir ve bu da avcılardan kaçınmada önem taşıyor" diye açıklıyor.

Araştırmacılar ikinci göz çiftinin, bazı modern omurgalılardaki göz benzeri ilkel bir yapının ve insanlarda melatonin salgılayan epifiz bezinin evrimsel kökeni olabileceğini düşünüyor.

Bugünkü bazı balıklar, sürüngenler ve amfibiler, ışığı algılamaktan sorumlu paryetal göze sahip. Bu gözün bağlı olduğu epifiz bezi, insanlarda ve pek çok omurgalıda melatonin üreterek uyumaya yardımcı oluyor.

Cong "Epifiz organları ilk başta görüntü üreten gözlermiş" diyerek ekliyor:

Ancak evrimin ilerleyen aşamalarında küçüldüler, görme yeteneklerini kaybettiler ve uykuyu düzenlemedeki modern rollerini üstlendiler.

Independent Türkçe, Live Science, Discover Magazine, Nature


Devasa dinozorun büyük burnunun gizemi çözüldü

Triceratopslar, 2 metreden fazla boya ve 8 metrenin üzerinde uzunluğa ulaşabiliyordu (Carnegie Doğa Tarihi Müzesi)
Triceratopslar, 2 metreden fazla boya ve 8 metrenin üzerinde uzunluğa ulaşabiliyordu (Carnegie Doğa Tarihi Müzesi)
TT

Devasa dinozorun büyük burnunun gizemi çözüldü

Triceratopslar, 2 metreden fazla boya ve 8 metrenin üzerinde uzunluğa ulaşabiliyordu (Carnegie Doğa Tarihi Müzesi)
Triceratopslar, 2 metreden fazla boya ve 8 metrenin üzerinde uzunluğa ulaşabiliyordu (Carnegie Doğa Tarihi Müzesi)

Bilim insanları Triceratops'un burnunun, koku alma dışında sıcaklık ve nemi kontrol ettiği için çok büyük olduğunu buldu.

Devasa otobur dinozorlar olan Triceratops'un en dikkat çekici özelliği büyük kafaları ve burunlarıydı. 

Tokyo Üniversitesi'nden Seishiro Tada, Geç Kretase döneminde yaşayan Ceratopsia grubuna ait olan bu dinozorlar hakkında şöyle diyor: 

Özellikle Triceratops'un çok büyük ve sıradışı bir burnu var ve sürüngenlerin temel yapılarını hatırlasam da organların bunun içine nasıl sığdığını anlayamıyordum.

Tada ve ekibi, bu hayvanların burnunun anatomisini ilk kez kapsamlı bir şekilde inceledikleri bir çalışma yürüttü.

Bilim insanları bilgisayarlı tomografiden yararlanarak fosilleri inceledi. Ayrıca burun yapısını daha iyi anlamak için bugün yaşayan sürüngenlere ait verilere de başvurdular.

Bulguları hakemli dergi The Anatomical Record'da yayımlanan çalışmaya göre Triceratops'un sinirleri, diğer sürüngenlerden farklı bir bağlantıya sahipti.

Çoğu sürüngende sinirler ve kan damarları çeneyle burundan geçerek burun deliklerine ulaşıyor. Ancak Triceratops'un kafatası şekli çene yolunu engelleyerek sinir ve damarların burundan ilerlemesine neden oluyordu. 

Tada "Triceratops dokuları büyük burnunu desteklemek için bu şekilde evrimleşti" diye açıklıyor.

Fosil örneklerinde, neredeyse başka hiçbir dinozorda görülmeyen özel bir yapı da keşfedildi. 

Solunum türbinatı adı verilen bu ince, kıvrımlı yapılar, kanı beyne ulaşmadan önce soğutarak nemin kaybolup gitmesinin önüne geçiyordu. 

Araştırmacılar hem bu yapıların hem de sinir ve damarların rotasının değişmesinin, devasa dinozorun vücut sıcaklığını ve nemi kontrol altında tutmaya yaradığını düşünüyor.

Özellikle Geç Kretase'nin nemli sıcağında büyük kafalarını serinletmek üzere evrimleşmişler. 

Yeni çalışma, dinozorların yumuşak doku anatomisi hakkındaki önemli bir boşluğu dolduruyor. 

Araştırmacılar daha sonraki çalışmalarda bu ilginç hayvanların kafatasının diğer kısımlarına dair gizemleri aydınlatmayı umuyor.

Independent Türkçe, Phys.org, Science Blog, The Anatomical Record


Stephen King uyarlaması korku dizisi için takvim netleşiyor

Dışlanmış lise öğrencisi Carrie White'ın ürkütücü hikayesini anlatan 2013 yapımı Carrie: Günah Tohumu'nda (Carrie) başrolde Chloë Grace Moretz yer almıştı (Sony Pictures Releasing)
Dışlanmış lise öğrencisi Carrie White'ın ürkütücü hikayesini anlatan 2013 yapımı Carrie: Günah Tohumu'nda (Carrie) başrolde Chloë Grace Moretz yer almıştı (Sony Pictures Releasing)
TT

Stephen King uyarlaması korku dizisi için takvim netleşiyor

Dışlanmış lise öğrencisi Carrie White'ın ürkütücü hikayesini anlatan 2013 yapımı Carrie: Günah Tohumu'nda (Carrie) başrolde Chloë Grace Moretz yer almıştı (Sony Pictures Releasing)
Dışlanmış lise öğrencisi Carrie White'ın ürkütücü hikayesini anlatan 2013 yapımı Carrie: Günah Tohumu'nda (Carrie) başrolde Chloë Grace Moretz yer almıştı (Sony Pictures Releasing)

Korku türünün son yıllarda öne çıkan isimlerinden Mike Flanagan'ın sıradaki Stephen King uyarlaması, mevsimine son derece uygun bir takvimle gelebilir. 

Yapımda rol alan Katee Sackhoff, Amazon Prime Video için hazırlanan Carrie dizisinin yayın takvimine dair net bir işaret verdi.

The Haunting: Tepedeki Ev'in (The Haunting of Hill House) dizi sorumlusu ve yönetmeni olarak da tanınan Flanagan'ın, Carrie'yi bölüm bölüm anlatacak bir uyarlama için bizzat King tarafından seçildiği belirtiliyor. Dizinin çekimleri Ekim 2025'te tamamlandı ve 2026'da yayımlanacağı duyuruldu.

"Sizi güzel bir şey bekliyor"

The Direct'in aktardığına göre Sackhoff, açıklamayı Kanada'nın Vancouver kentindeki Fan Expo'da 14 Şubat'ta yaptı. Bo-Katan Kryze rolüyle Yıldız Savaşları (Star Wars) evreninden de tanınan oyuncu, Flanagan evreni anlamına gelen "Flanniverse" esprisiyle söze girip şu ifadeleri kullandı:

Mike Flanagan'a dönersek... Evet, Flanniverse... Carrie, Ekim 2026'da Amazon'da yayına giriyor. Sizi güzel bir şey bekliyor. Çok iyi. Gerçekten çok iyi.

Flanagan'ın Carrie dizisine dair şimdilik fazla detay yok ancak elbette King'in ikonik Göz (Carrie) romanından uyarlandığı biliniyor. Korku yazarının ilk romanı olan kitapta, genç Carrie, maruz kaldığı acımasız zorbalığın ardından mezuniyet balosunu kabusa çeviriyor.

Dizide Carrie White'ı genç yıldız Summer Howell canlandıracak. Çığlık'la (Scream) tanınan Matthew Lillard ise Müdür Grayle rolüyle kadroda yer alacak. Carrie'nin annesi Margaret'ı, Flanagan'ın diğer projeleriyle de tanınan Amerikalı aktris Samantha Sloyan oynayacak. 

Oyuncu kadrosunda ayrıca Alison Thornton ve Thalia Dudek gibi isimler yer alıyor.

Sackhoff, etkinlikte dizinin tonuna dair ufak bir ipucu da verdi: 

Yani, sonuçta Carrie bu... Ateş var mı? Biraz kan da olabilir.

Ardından şunu ekledi: 

Ben çok heyecanlıyım. Bayılacaksınız. Mike Flanagan işini çok iyi yapıyor.

Oyuncu ayrıca Flanagan'ın özellikle King uyarlamalarındaki başarısına dikkat çekerek, "Stephen ona güveniyor" dedi. Ayrıca şakayla karışık King'in Flanagan'a neredeyse "tüm kütüphanesini" açtığını ima etti: 

Şunu da yap, bunu da yap... Peki ya şu?

Flanagan daha önce Doktor Uyku (Doctor Sleep), Chuck'ın Hayatı (The Life of Chuck) ve Oyun (Gerald's Game) gibi eserleri uyarlamıştı. Şimdiyse Kara Kule (The Dark Tower) uyarlaması üzerinde çalışıyor. Flanagan'ın yakın zamanda söylediğine göre proje "ilerliyor, çok sayıda senaryo hazır ve ilk öncelik konumunda".

Independent Türkçe, GamesRadar, The Direct