İsrail’in askeri operasyonlarını Refah’a kadar genişletme planı Mısır’la yapılan barış anlaşmasını tehdit eder mi?

İsrail’in ez-Zavayda’ya düzenlediği saldırının ardından bir Filistinli, yaralı bir çocuğu tahliye ediyor (AP)
İsrail’in ez-Zavayda’ya düzenlediği saldırının ardından bir Filistinli, yaralı bir çocuğu tahliye ediyor (AP)
TT

İsrail’in askeri operasyonlarını Refah’a kadar genişletme planı Mısır’la yapılan barış anlaşmasını tehdit eder mi?

İsrail’in ez-Zavayda’ya düzenlediği saldırının ardından bir Filistinli, yaralı bir çocuğu tahliye ediyor (AP)
İsrail’in ez-Zavayda’ya düzenlediği saldırının ardından bir Filistinli, yaralı bir çocuğu tahliye ediyor (AP)

İsrail’in Mısır ile Gazze Şeridi arasındaki sınır bölgesiyle ilgili tansiyonu yükseltecek açıklamaları devam ediyor. Bu durum, son dönemde Kahire ile Tel Aviv arasındaki ilişkilerde burayı bir ‘gerginlik odağı’ haline getirirken, bunun iki ülke arasındaki barış anlaşmasına dair etkisine ilişkin endişeleri artırıyor.

Mısır son zamanlarda sınır bölgesi, özellikle de Philadelphia Koridoru konusunda İsrail ile herhangi bir güvenlik koordinasyonu sağlamayı reddediyor. Ancak bu tavır, askeri operasyonları Refah’a kadar genişletmeyi amaçlayan İsrail planlarının akışını durdurmadı. Mısırlı resmi bir kaynak, bu durumu ‘Başbakan Binyamin Netanyahu hükümetinin İsrail’de tansiyonu yatıştırmaya yönelik bir girişim’ olarak nitelendirdi.

Bu çerçevede İsrail merkezli Hayom gazetesi bir haberinde, “Tel Aviv, şehre olası bir saldırı öncesinde Refah sakinlerini Gazze’nin kuzeyine tahliye etmeyi düşünüyor” değerlendirmesinde bulundu. Gazeteye göre ismi açıklanmayan bir kaynak, “Bu adım önümüzdeki Mart ayından önce gerçekleşmeyecek. Mısır, geçtiğimiz günlerde İsrail’e, Filistinli mültecilerin Gazze’den Sina’ya geçmesinin Mısır ile İsrail arasındaki barış anlaşmasını tehlikeye atacağını ve Kahire’nin bunu kabul etmediğini belirten güçlü mesajlar gönderdi” dedi. Kaynak ayrıca, “Kahire, Tel Aviv’e, çatışmayı Refah’a kadar genişletmeyi ve Philadelphia Koridoru’nu ele geçirmeyi reddettiğini açıkça ifade etti” açıklamasında bulundu.

Axios haber sitesinin haberine göre, İsrailli bir yetkili ve konu hakkında bilgi sahibi bir kaynak, dün (7 Şubat Çarşamba) ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken’in, Netanyahu ve Savunma Bakanı Yoav Gallant’a, ABD yönetiminin askeri operasyonun Refah’a kadar genişletilmesi olasılığı konusunda çok kaygılı olduğunu bildirdi. Habere göre ABD, İsrail ordusunun sivil nüfusu güvenli bölgelere tahliye etmeden şehre yapacağı kara saldırısının çok sayıda can kaybına yol açabileceğinden endişe ediyor.

Ayrıca Başkan Joe Biden yönetiminin de böyle bir operasyonun on binlerce Filistinliyi Mısır’a kaçmaya iteceğinden korktuğuna dikkati çeken haberde, “Mısır hükümeti, Filistinlilerin yerlerinden edilmesinin İsrail ile ilişkilerinde bozulmaya yol açacağı konusunda defalarca uyardı” ifadelerine yer verildi.

Gallant ve diğer İsrailli yetkililer ise yakın zamanda “İsrail ordusu, şehirdeki Hamas tugaylarını ortadan kaldırmak için kara operasyonunu Refah’a kadar genişletecek” dedi.

FRBTN5Y6
Tubas şehri yakınlarındaki el-Fara mülteci kampına düzenlenen baskında İsrail ordusu araçları (AP)

Mısır Devlet Enformasyon Servisi (SIS) Başkanı Diaa Rashwan, Philadelphia Koridoru’nun yeniden işgal edilmesinin, Mısır- İsrail ilişkilerine yönelik ciddi bir tehdide yol açacağı konusunda uyardı. Rashwan, Filistinlilerin Gazze’den sürülmesiyle ilgili daha önce açıklananlara ek olarak bu durumu bir kırmızı çizgi olarak nitelendirdi. Diaa Rashwan ayrıca, “Mısır, toprakları ve sınırları üzerindeki çıkarlarını ve egemenliğini koruyabilmektedir. Bunları, bölgeyi bir çatışma ve istikrarsızlığa sürüklemeye çalışan bir grup aşırıcı İsrailli liderin eline rehin bırakmayacaktır” dedi.

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, daha önce birçok kez ‘ülkesinin, Filistinlileri kendi toprakları içinde veya dışında yerinden etme planlarını kabul etmediğini’ açıklamış, bunu ‘Filistin meselesinin tasfiyesi’ olarak nitelendirmişti.

Mısırlı resmi bir kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada “Kahire, yetkililerin Philadelphia Koridoru’nun genişletilmesine ilişkin defalarca yaptığı açıklamalar nedeniyle Tel Aviv’e daha önce birden fazla suçlama ve sitem mektubu gönderdi. Sınır bölgesinde herhangi bir hareketi ve Filistinlileri kendi toprakları içinde veya dışında yerinden etmeye yönelik her türlü girişimi reddettiğini defalarca vurguladı” dedi. Kaynak ayrıca, “İç kriz içinde olan Tel Aviv, Mısır’la ilişkilerini riske atmayacaktır ve bu yönde atılacak her türlü adımın tehlikesinin farkındadır” şeklinde konuştu.

Geçen ay boyunca Philadelphia Koridoru, İsrail’in onu kontrol etmeye yönelik açıklamalarının odak noktasıydı ve Mısır’ın, 14 kilometre uzunluğundaki sınır ekseni boyunca herhangi bir İsrail varlığını reddeden sert tepkileriyle karşılaştı. Burası, Mısır ile İsrail arasında 1979’da imzalanan Camp David Anlaşması’na göre tampon bölge olarak sınıflandırılıyor.

SDFVEBRT
Bir İsrail askeri, İsrail ile Gazze sınırına yakın bir zırhlı personel taşıyıcıda oturuyor (Reuters)

İsrail, 2005 yılında dönemin İsrail Başbakanı Ariel Şaron’un İsrail güçlerinin Gazze Şeridi’ni tamamen terk etmesi ve yerleşim yerlerinin dağıtılması planı kapsamında bu bölgeden çekildi. Aynı yıl İsrail, Mısır’la Camp David Anlaşması’na ek olarak Philadelphia Anlaşması’nı imzaladı.

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi’nde İsrail İşleri Uzmanı Said Akaşa, “İsrail, büyük bir çıkmazda” dedi. Akaşa, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada “Tel Aviv, Mısır’la yapılan barış anlaşmasını tarihinin en önemli anlaşması olarak görüyor ve bu anlaşmayı korumak istiyor” diyerek, “Anlaşma, iki ülkenin çıkarlarını karşılamayı ve onlara zarar vermemeyi amaçlıyor. Bu da taraflarından herhangi birine zarar verilmesinin varlığını tehdit etmesi anlamına geliyor” şeklinde konuştu.

“İsrail’in, Refah’a veya Philadelphia Koridoru’na kuvvet gönderme planları, barış anlaşmasını olumsuz etkileyecek ve onu dondurma tehdidi oluşturacaktır” diyen Akaşa, “Bu adım, Tel Aviv ile Washington arasında çatışmaya yol açacaktır. Çünkü ABD anlaşmanın garantörüdür ve anlaşmanın hükümlerinin ihlal edilmesi, ABD’nin yükümlülüklerini koruyamayan bir ülke olduğunu gösterir” ifadelerini kullandı.

İsrail İşleri Uzmanı, “Netanyahu, askeri ve güvenlik liderlerinin Refah’a girmeden ve tünelleri yıkmadan Hamas hareketinin ortadan kaldırılamayacağı vizyonu ile bu yönde herhangi bir adımın korkunç maliyetinin farkında olması arasında zor bir durumda. Refah’a yönelik saldırı planlarının hayata geçirilmesi konusunda ihtimalin sıfır olduğunu söylemek mümkün değil. Ancak yüksek maliyeti ve barış anlaşmasına, Mısır ve ABD ile ilişkilere yönelik tehlikesi nedeniyle bunun uygulanma şansı zayıf. Barış anlaşmasını dondurmak, onu iptal etmek anlamına gelmiyor, ama Mısır’a Sina’da daha fazla özgür alan verecek” dedi.

FBRGTNY

İsrail merkezli Kanal 13, Netanyahu hükümetinin Refah Sınır Kapısı’nın yerini Kerem Ebu Salim kapısına yakın olacak şekilde değiştirme arzusundan bahsetti. Ayrıca bu durumu, Tel Aviv’e, Gazze Şeridi’nden çekilmesiyle paralel olarak, 2005 yılında geri çekildiği sınır kapısı üzerinde güvenlik kontrolü sağladığını belirtti. Al-Qahere News kanalının bildirdiğine göre bu haber, geçtiğimiz Pazartesi günü Mısırlı resmi bir kaynak tarafından yalanlandı. Kaynak, Mısır, ABD ve İsrail arasında, Kerem Ebu Salim kapısının alternatif geçiş noktası haline getirilmesi için Refah Sınır Kapısı’nın sınır üçgenine devredilmesi yönünde herhangi bir görüşme yapıldığı iddialarını yalanladı.

Kanal 13, “Refah sınır kapısını taşıma planı, İsrail ile Mısır arasında sınır kapısı ve Philadelphia Koridoru konusunda bir anlaşmazlığı önlemeyi, aynı zamanda İsrail’in güvenlik denetimleri yapmasına ve sınır kapısından gelen trafiği kontrol etmesine olanak sağlamayı amaçlıyor” değerlendirmesinde bulundu.

Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA) ise geçtiğimiz Salı günü yaptığı açıklamada, “İsrail’in Gazze’deki kara operasyonunu Gazze Şeridi’nin güneyindeki kalabalık Refah şehrini de kapsayacak şekilde genişletme yönündeki herhangi bir hamlesi, ne pahasına olursa olsun önlenmesi gereken savaş suçlarına yol açabilir” ifadelerini kullandı.

OCHA Sözcüsü Jens Laerke, Cenevre’de gazetecilere yaptığı açıklamada “Uluslararası insancıl hukuka göre yoğun nüfuslu bölgelerin ayrım gözetmeksizin bombalanması savaş suçu anlamına gelebilir” dedi. Laerke, “Açık konuşmak gerekirse, bu durumda Refah’ta yoğunlaşan çatışmalar büyük çapta sivil can kaybına neden olabilir. Bunu önlemek için elimizden gelen her şeyi yapmalıyız” şeklinde konuştu. Gazze Şeridi’nin yaklaşık 2,2 milyonluk nüfusunun yaklaşık 1,4 milyonu, şu anda Refah’ta bulunuyor.



Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.


İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)

İsrail güçleri bu sabah erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi.

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, büyük patlama saat 02:20'de meydana geldi.

İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında, bir yıldan fazla süren ve partinin askeri ve liderlik altyapısına darbeler aldığı çatışmanın ardından, 27 Kasım'dan beri yürürlükte olan bir anlaşma bulunuyor.

Anlaşma, Lübnan ordusunun ve Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) konuşlandırılmasının güçlendirilmesi karşılığında, Hizbullah savaşçılarının Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeden (sınırdan yaklaşık 30 km uzaklıkta) çekilmesini ve askeri altyapısının tasfiye edilmesini öngörüyordu.

Anlaşma ayrıca İsrail'in savaş sırasında girdiği tüm bölgelerden çekilmesini de öngörüyordu. Bununla birlikte, İsrail sınırın her iki tarafını da izleyebilmek için beş yüksek noktada askeri varlığını sürdürdü. Ayrıca, askeri hedefler veya Hizbullah unsurları olduğunu iddia ettiği yerlere neredeyse her gün saldırılar düzenliyor ve güçleri buldozerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam ediyor.


ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
TT

ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan bir pankart, ABD Adalet Bakanlığı binasına asıldı. Bu adım, Trump’ın Washington’daki bir kuruma kimliğini yansıtma yönündeki son girişimi olarak değerlendiriliyor.

Mavi renkli pankart, dün (perşembe) binanın bir köşesindeki iki sütun arasına yerleştirildi. Pankartta “Amerika’yı Yeniden Güvenli Hale Getirelim” sloganı yer aldı.

Trump, geçen yıl Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana federal kurumlar üzerindeki varlığını ve nüfuzunu pekiştirmek için güçlü adımlar atıyor.

Trump, kültürel ve siyasi kurumları yeniden şekillendirirken kendisine yakın isimleri görevlendiriyor, önde gelen kurumların adlarını değiştiriyor ve geçmiş soruşturmalarla bağlantılı yetkilileri geri plana itiyor. Eleştirmenler ise bu adımların, siyasi iktidar ile normal şartlarda bağımsız olması gereken kamu görevleri arasındaki sınırları ortadan kaldırdığını savunuyor.

Geçen yıl Trump’ın fotoğrafını taşıyan pankartlar, ABD Çalışma Bakanlığı, ABD Tarım Bakanlığı ve Amerikan Barış Enstitüsü binalarına da asılmıştı.

Trump tarafından atanan bir yönetim kurulu, Aralık ayında John F. Kennedy Sahne Sanatları Merkezi’ne Trump adının eklenmesi yönünde oy kullandı. Ayrıca Washington’daki Amerikan Barış Enstitüsü binasına da Trump’ın adı verildi.

Son pankarta ilişkin soruları Beyaz Saray, Adalet Bakanlığı’na yönlendirdi. Bakanlık ise şu ana kadar yorum talebine yanıt vermedi.