Washington Ortadoğu’daki rolünün gerilemesini durdurabilir mi?

ABD politikası, İsrail nüfuzunun esaretinden uzaklaşmadığı sürece kafa karışıklığı ve bu karışıklığın bölgeye yansıması devam edecek   

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken (AFP)
ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken (AFP)
TT

Washington Ortadoğu’daki rolünün gerilemesini durdurabilir mi?

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken (AFP)
ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken (AFP)

Muhammed Bedreddin Zayid

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, bölgesel beşinci turuyla bölgeye geri döndü. Böylece ülkesinin halen, bölgenin en zorlu çatışması olan Filistin-İsrail çatışmasının gidişatını etkileme konusunda diğer uluslararası taraflardan daha fazla araca ve fırsata sahip ana uluslararası aktör olduğunun altını çiziyor. Bu tur bize, ABD’nin tutumunu yansıttığı önceki dört turu da hatırlatıyor. ABD daha önce meseleye ilişkin tutumunu İsrail’e körü körüne desteği teyit etmek amacıyla yapılan ilk ziyaret, İsrail’in savaşının hedeflerine ulaşamayacağının anlaşılmasından kaynaklanan muğlak tutumlar ve Filistin devletinin kurulması ve iki devletli çözüm sloganının yeniden dillendirilmesi üzerinden sergilemişti.  

Medyada yer alan haberlere göre Blinken, şu üç ana hedefle geliyor: Rehine anlaşmasında ilerleme, ‘ertesi gün’ konusunda koordinasyon kurma ve bölgede gerilimin tırmanmasını önlemeye çalışma. Bu hedeflere daha sonra döneceğiz.

Aslında işaretler şunu gösteriyor: ABD’nin Ortadoğu’daki gerilemesinin tarihsel bir bağlamı var. Görünüşe bakılırsa bu gerilemeyi Washington dışında kimse durduramaz, ama Washington da aksine bu gerilemeyi hızlandırma yönünde ilerliyor.

ABD’nin bölgesel nüfuzu, Ağustos 1990’da Irak’ın Kuveyt’i işgalinin ardından doruk noktasına ulaştı. Yaklaşık altı ay sonra Kuveyt’i kurtarmak için bir savaşa girdiğinde Arap ve Batılı ülkelerin çoğu onunla müttefikti. Neredeyse tüm dünya onu destekliyor, Arap olanlardan ve olmayanlardan oluşan bir azınlık ise karşı çıkıyordu. Ardından bölgedeki nüfuzu her yönden pekişti ve bunu 2003 yılında Irak’a yönelik ahmakça bir işgalle, sonra da ‘Arap Baharı’ denen süreçte müttefik olan veya olmayan ülkelere yönelik müdahalelerle tamamladı.  

Tüm bu müdahaleler, aksi sonuçlar meydana getirdi. Mesela doğrudan müdahalenin en büyük örneği olan Irak’ta benzeri görülmemiş bir İran etkinliği doğurdu. Bugün ABD güçlerinin geri çekilmesinden bahsetmek, İran’la müttefik milislerin egemen olduğu mezhepçi bir Irak’ın son aşamasının kabul edilmesinden başka bir anlama gelmiyor. Aynı şey İran’ın nüfuzunun benzeri görülmemiş ve açıklamaya ihtiyaç hissettirmeyecek şekilde arttığı Suriye, Lübnan ve Yemen için de geçerli.

ABD politikasının kusuru

Diplomatik gözlemcileri ve siyaset bilimleri araştırmacılarını düşündüren mesele şu: Dış politikasını hayata geçirirken stratejik planlama ve rasyonel düşünme ilkelerini en çok uygulayan, dünyanın en büyük ülkesinin politikaları nasıl oluyor da istenen sonucun tam tersini veriyor?

ABD dış politikasının üretimi sürecindeki karmaşık donanımları, katılımcı kurumların çokluğunu, çalışma sistemlerinin ilerleme ve kurumsallaşma boyutunu ve en fazla yeteneğin ve zekânın nasıl seferber edildiğini herkes biliyor. Bu yüzden pek çok gözlemci, bunun bir tür komplo ve kasıtlı bir şey olduğunu varsayma eğilimi gösteriyor ve bu doğrultuda eski Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice gibi önemli isimlerin yaratıcı kaosa dair anlatılarını ve kavramlarını gündeme getiriyor.

Yine herkes, ABD’nin çatışmaları krizler yoluyla idare etme eğilimini de biliyor ve 1970’li yıllarda Kissinger’ın, Mısır-İsrail barışının ve ardından Mısır’ınkilerden daha uzun süren Arap adımlarının girişi olan Ekim Savaşı sonrasında yaptığı karmaşık düzenlemeleri hatırlıyor.

Bu düşünce biçimi cazip gelse de aslında ne ABD politikalarının sonuçlarını ne de Washington’ın bölgesel nüfuzundaki mevcut gerilemeyi açıklamada yeterli. Çünkü yine bilindiği üzere ABD politikasını yalnızca ulusal çıkara ilişkin değerlendirmeler değil, daha ziyade İsrail’in nüfuzuna ve etkisine ilişkin değerlendirmeler yönetiyor. Bu da bu politikayı aynı zamanda hem bir şeye hem de onun tam tersine ulaşmak üzere kafası karışık ve karmaşık yollara sevk ediyor.

İsrail’in İran tehdidine öncelik verdiğini söylemek, onun kendisi için çoğu zaman gerçek bir tehdit oluşturmayan Saddam Hüseyin rejimi tehdidinden onu İran’a teslim ederek kurtulmak istediği sözünü mantığa aykırı hale getiriyor. Yani ABD politikasının hedeflerinin tam tersinin gerçekleştiğini açıklarken komplo teorilerinin isabetliliğine tam olarak güvenmenin zor olduğu ortada.  

Üç hedef

Medya kaynaklarının, Blinken’ın üç hedefine dair söylediklerine dönecek olursak, rehinelere ilişkin ilk hedef haricinde diğer iki hedefin ABD politikasındaki kronik dengesizliği yansıttığını görürüz.

Mesela Blinken, ‘ertesi günden’ bahsediyor, ama Başkanı Biden’ın nihai bir uzlaşma ve iki devletli çözüm hakkında söylediklerini bile yeterince açık bir şekilde tekrarlamıyor. Halbuki bizzat kendisi (Blinken) de zaman zaman çekinerek buna işaret ediyor.

Aynı şey üçüncü hedef için de geçerli. Nitekim bir yandan ülkesinin Ortadoğu’daki savaşın kapsamını genişletmek istemediğini söylüyor, diğer yandan askerî operasyonlarını yoğunlaştırmak zorunda hissediyor.

ABD’nin rahatsız edici ve ciddiyetsiz davranışı, İsrail’in baskılarıyla ve Netanyahu ile aşırı İsrail sağının bu uzlaşmayı açıkça reddetmesiyle ilişkiliyse, tam bir savaş durumuna dönüşmesini istemediği askerî operasyonları gerçekleştirmesi de ABD politikasının ikilemlerinin ve devam eden askerî aksaklıklarının bir göstergesidir.  

Bilindiği gibi ABD, Ortadoğu’dan çıkmaya ya da çekilmeye karar vermişti. Bu, Irak’ta yapılan hatanın ve müdahalenin derinliğini fark eden Obama yönetiminin tutumuydu. Popülist Cumhuriyetçi Trump da benzer bir yaklaşım benimsedi.

Esas olarak Ortadoğu cephelerinde yapılan devasa askerî harcamaya ilişkin itirazdan ve Amerikan ekonomisini güçlendirmeye ve stratejik bir düşman olarak Çin’e odaklanmaya dönük derin bir arzudan kaynaklanan diğer sebeplerden dolayı Biden de Obama’nın yaklaşımını sürdürdü.

Her durumda savaş ilanına karşılık verilmemesi konusundaki parlamenter uzlaşı ABD’nin iki meclisinde de açıkça görülüyor. Afganistan’dan, hatta Irak’tan başlayarak hiçbirinin başarılı olduğuna dair bir kanıt bulunmayan askerî müdahalelerin ve Lübnan ile Somali’deki küçük düşürücü ufak müdahalelerin tekrarlanması problemi de buradan kaynaklanıyor. Bu müdahaleleri ve insani kayıpları artık kabul etmeyen kamuoyu da bu durumu zorlaştırıyor.

ABD kamuoyu

Sorun şu ki tüm bunlarda bu başarısızlığın sebebi konusunda Amerikan kamuoyuna gerçek bir müracaatta ya da soruşturmada bulunulmadı. Belki bazı entelektüel çevrelerde ve araştırma merkezlerinde bu yapıldı, ancak sadece yalanları ve gerçeğe aykırı hayali önermeleri duyan kamuoyundan uzak bir şekilde.

Asıl sebeplerin başında Washington’ın bölge ülkelerinin nesnel ve toplumsal koşullarını anlayamaması ve Washington’ın hem Almanya’da hem de Japonya’da başardıklarını tekrarlamanın İslam ve Arap dünyasında da tamamen uygulanabilir olduğu varsayımının yanlış olması geliyor. Afganistan’da bunu kısmen anladıktan sonra bile kaçamadığı bir dizi büyük hataya sürüklenmişti.

Tüm bunlardan daha da önemlisi şu ki başta Irak olmak üzere bu meselelerin yönetiminde İsrail’in etkisinin rolü, mezhepsel boyutların desteklenmesiyle ilgiliydi. Bu, İsrail’in bölgede mezhepçiliği körüklemeye yönelik tarihî vizyonu çerçevesinde gerçekleşti. Bu vizyon da İsrail’in bir Arap çevresinin ortasında bir başına kalmayacağı mezhepçi mozaikle karakterize edilmiş bir bölge tasavvur eden İsrail projesini teşvik etmenin ve desteklemenin bir parçasıydı. Bu noktada İsrail ile ABD, mezhepçiliği destekleme yönündeki bu kararlı eğilim ile her iki taraf için de son derece önemli olduğu varsayılan başka bir eğilim, yani İran’ı dizginleme arasında, kendi politikalarının boyutlarıyla çelişen bir ikilem içine düştüler.

Bu mevcut tabloya yol açan çelişkili düşünceler arasında ABD politikasının başarısızlığı bununla açıklanabilir. ABD politikası İsrail nüfuzunun esaretinden uzaklaşmadıkça ve eyleminin gerekçelerindeki çelişki ortadan kalkmadıkça Washington’ın politikasındaki kafa karışıklığı devam edecek ve bölgedeki konumunun sürekli gerilemesini durduramayacak.

 * Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia’dan tercüme edilmiştir.



Yapay zeka…. Ne kadar çok ‘geliştirilirse sorunları’ da o kadar artıyor

Yapay zeka…. Ne kadar çok ‘geliştirilirse sorunları’ da o kadar artıyor
TT

Yapay zeka…. Ne kadar çok ‘geliştirilirse sorunları’ da o kadar artıyor

Yapay zeka…. Ne kadar çok ‘geliştirilirse sorunları’ da o kadar artıyor

Üretken yapay zeka, kendisini güçlü kılan aynı yaratıcı yeteneklere dayanan yeni bir yazılım başarısızlıkları çağının perdesini aralıyor.

Axios web sitesine göre, her yeni teknoloji beraberinde hataları da getiriyor ancak yapay zeka hataları özellikle çetrefilli ve sinir bozucu olacak çünkü alıştığımızdan tamamen farklı çalışacaklar.

AT&T'nin hücresel ağı ve Google'ın Gemini yapay zeka sohbet robotu geçen hafta canlı yayına geçti.

Perşembe günü saat 03:30 sularında Doğu Yakası'nda AT&T hizmet kesintileri yaşandığına dair haberler geldi ve müşteriler Reddit ve X'te şikayette bulunarak sorunlarını hizmetlerin ne zaman kesildiğini tespit eden bir site olan Downdetector'a kaydettiler.

Etkinin yaygın olduğu görülüyor ve AT&T'nin bir ‘yazılım yapılandırma hatası’ nedeniyle çökmesi, binlerce müşteriyi sabah işe gidip gelirken kablosuz hizmetten yoksun bıraktı.

ABD’deki bazı kullanıcılar da hizmet kesintisi nedeniyle 911'i arayamadı. Sabah 9 itibariyle Downdetector, ABD genelinde 72 binden fazla AT&T kesintisi olduğunu gösteriyordu.

Teknoloji uzmanlarının bu sorunla nasıl başa çıkacaklarını bildikleri ağ kesintileri tanıdık olsa da, Google'ın hatası tamamen farklıydı, çünkü Gemini görüntülerinin yaratıcısı tarihi olmayan çeşitli görüntüler de yarattı. Örneğin, Nazi askerlerini fotoğraflaması istendiğinde, siyah insanların illüstrasyonlarını dahil etti. Askeri üniforma giyiyorlardı ve Papa'yı çizmesi istendiğinde, papalık cübbesi giyen bir kadın görüntüsü ortaya çıktı.

Bu AT&T'ninkinden daha karmaşık bir hataydı. Google, sorunu çözene kadar yapay zeka kullanarak oluşturulan görüntülerin üretimini geçici olarak durdurdu.

Axios'a göre Google, özellikle yapay zekaya göre tüm teröristlerin koyu tenli göründüğü insan görüntüleri dünyasında, her yapay zeka şirketinin yıllar süren utanç verici hatalardan sonra uygulamayı öğrendiklerine çok benzer önlemler alıyordu.

Site, AT&T ve Google olaylarında, insanların bilgisayarlardan yapmalarını istedikleri şeyler nedeniyle sistemlerin başarısız olduğuna dikkati çekti. AT&T'nin kablosuz hizmeti, sistemin yanıt vermemesine neden olan bir hata ya da tutarsızlık içeren yeni bir talimatı takip etmeye çalıştığında çöktü. Bilgisayarların icadından bu yana çoğu bilgisayar arızası bu şekilde meydana gelmiştir.

Ancak Axios, çoğu yapay zeka sisteminin komutlar ve talimatlarla çalışmadığına, bunun yerine çıktıları oluşturmak için olasılıklar kullandığına da dikkati çekti.

Gemini ile müdahale edildi ancak uzmanlar istedikleri sonuçları alamadı.

Üretken yapay zeka "yaratıcılıktan" alıkonulamaz

Site, İkizler’in tarihsel araştırma ile yaratıcılık arasındaki fark hakkında net bir şekilde ‘düşünemediğini’ açıkladı ve "En akıllı sistem ya da makul bir şekilde bilgilendirilmiş herhangi bir insan, Roma'daki Katolik Kilisesi'nin hiçbir zaman erkek olmayan bir papaya sahip olmadığını bilirdi" dedi.

Siteye göre, geleneksel programlar bir sonraki talimatları yürütmek için kod tabanlarına bakarken; Üretken YZ programları daha sonra insanların kendilerine verdiği talimatlara dayanarak bir dizideki bir sonraki kelimeyi veya pikseli ‘tahmin eder.’

Yapay zekaya ince ayar yaparak çıktılarını az ya da çok rastgele hale getirebilirsiniz. Ancak yaratmasını engelleyemezsiniz, aksi takdirde hiçbir şey yapmayacaktır.

Sonuç olarak, yapay zeka modelleri tarafından yapılan seçimler genellikle belirsizdir ve siteye göre yaratıcıları bile nasıl çalıştıklarını tam olarak anlamamaktadır, bu nedenle geliştiriciler örneğin görüntü sonuçlarını çeşitlendirmek veya siyasi propaganda ve nefret söylemini sınırlamak için ‘korkuluklar’ eklemeye çalıştıklarında, müdahaleleri ters etki yaratabilecek sonuçlara yol açıyor. Ancak müdahale etmemek de yanlı ve rahatsız edici sonuçlara yol açmaya devam edecek.

Yapay zeka ne kadar çok ‘geliştirilirse, ‘halüsinasyonları’ da o kadar artacak.

Site, gerçekliği doğru bir şekilde temsil etmek ve bilişsel araçlar olarak hizmet etmek için üretken yapay zeka sistemlerini kullanmaya çalıştıkça, sektörün ‘halüsinasyonlar’ ve tarihsel hatalar etrafında sınırlar belirlemeye çalışmasının daha acil hale geldiğine dikkati çekti.

Zaman içinde ve bu uzmanlık alanını öğrendikçe, YZ programcıları modellerini daha gerçekçi ve daha az önyargılı olacak şekilde başarılı bir şekilde evcilleştirebilir ve ince ayar yapabilir. Ancak Axios'a göre, üretken YZ'yi bilişsel çalışmalar için birincil arayüz olarak kullanmak, kafamızı karıştırmaya devam edecek çok kötü bir fikre dönüşebilir.


ABD, İsrail’in Lübnan’a aylar içinde kara saldırısı planlamasından endişeli

İsrail’e ait bir uçağı Lübnan’ın güneyindeki kasabaların üzerinde uçuyor (EPA)
İsrail’e ait bir uçağı Lübnan’ın güneyindeki kasabaların üzerinde uçuyor (EPA)
TT

ABD, İsrail’in Lübnan’a aylar içinde kara saldırısı planlamasından endişeli

İsrail’e ait bir uçağı Lübnan’ın güneyindeki kasabaların üzerinde uçuyor (EPA)
İsrail’e ait bir uçağı Lübnan’ın güneyindeki kasabaların üzerinde uçuyor (EPA)

ABD’li yetkililer, Lübnan cephesinde gerilimin devam ettiği bir dönemde, İsrail’in aylar içinde Lübnan’a kara saldırısı planladığından endişe ettiklerini dile getirdi.

Şarku’l Avsat’ın CNN’den aktardığı habere göre, ABD yönetimi ve istihbarat yetkilileri, diplomatik çabaların Hizbullah’ı İsrail’le olan kuzey sınırından uzaklaştırmada başarısız olması durumunda, İsrail’in Lübnan’a ilkbahar sonu veya yaz başında düzenlenecek bir kara saldırısı planladığından endişe duyuyor.

Yetkililerden biri, İsrail’in kara harekatı konusunda henüz nihai bir karar vermediğine dikkat çekti.

Ancak Biden yönetimi içinde bu konuyla ilgili endişenin yüksek olduğunu ve üst düzey yönetim yetkililerine sunulan istihbarat brifinglerinde bir saldırı ihtimalinin yer aldığını ekledi.

Biden yönetiminden üst düzey bir yetkili, “İsrail’in önümüzdeki aylarda bir askeri operasyon gerçekleştireceği varsayımıyla hareket ediyoruz” dedi.

Herkes Hizbullah ile İsrail arasındaki çatışmaların kaderini, Gazze’de ateşkes konusunda devam eden müzakerelere bağlarken, Lübnanlı emekli Tümgeneral Abdurrahman Chehaitli konuya ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı;

“Bugün Lübnan’ın güneyinde yaşananlar, çözüm kararını bugün yaşanan siyasi tartışmaların sonucuna ve iki tarafın ne ölçüde güvence elde ettiğine bağlayan, bir ‘savaş öncesi çatışma’ olarak değerlendiriliyor.”

Ancak savaşın genişletilmesi ihtimaline rağmen, Chehaitli çeşitli nedenlerle İsrail’in Lübnan’ın güneyine kara harekatı yapmasına pek ihtimal vermediğini söyledi.

Chehaitli, “Böyle bir durumda saldırı, saldıran güçlerin doğrudan ateş desteği altında, sınıra yakın, yaklaşık 5-6 kilometre uzaklıktaki sınıra yakın köylerle sınırlı olacak, ancak bunun ötesinde olmayacak” diye ekledi.

Öte yandan Lübnan Yüksek Yargı Konseyi Başkanı Yargıç Suheyl Abbud, siyasetçilerin ‘yargının işleyişini baltalayan’ müdahaleleri konusunda alarma geçti.

Abbud, “Siyasi otoriteler ve iktidarlar, yargının bağımsız olmasını istemiyor, çünkü her biri kendi çıkarlarına dayalı bir yargı istiyor ve yargıyı bu duruma getirmeyi başardılar” dedi.

Yargıç, bağımsız yargı otoritesinin hukuk devletinin temeli olduğunu ve istenilen değişimi sağlamanın tek yolunun bu olduğunu da vurguladı.


Husi grubunun lideri 54 gemiye düzenlenen saldırının sorumluluğunu üstlendi

Husilerin hedef aldığı bir İngiliz kargo gemisi, batma ve Kızıldeniz’de çevre felaketi tehdidi oluşturma riskiyle karşı karşıya (AFP)
Husilerin hedef aldığı bir İngiliz kargo gemisi, batma ve Kızıldeniz’de çevre felaketi tehdidi oluşturma riskiyle karşı karşıya (AFP)
TT

Husi grubunun lideri 54 gemiye düzenlenen saldırının sorumluluğunu üstlendi

Husilerin hedef aldığı bir İngiliz kargo gemisi, batma ve Kızıldeniz’de çevre felaketi tehdidi oluşturma riskiyle karşı karşıya (AFP)
Husilerin hedef aldığı bir İngiliz kargo gemisi, batma ve Kızıldeniz’de çevre felaketi tehdidi oluşturma riskiyle karşı karşıya (AFP)

Yemen’deki Husi grubunun lideri Abdulmelik el-Husi, Karadeniz’deki saldırılara devam etme sözü verdi.

Kızıldeniz ve Aden Körfezi’nde 54 gemiye düzenlenen saldırının sorumluluğunu üstlenen Abdulmelik el-Husi, Kasım ayından bu yana grubun 384 füze ve SİHA kullandığı saldırılarla övündü.

El-Husi, Kızıldeniz, Babu’l Mendeb, Aden Körfezi ve Umman Denizi’ndeki gemilere yönelik saldırıların tırmanmasına atıfta bulunarak, ‘düşmanların beklemediği sürprizler’ olacağı yönünde tehditte bulundu.

Avrupalıları ABD ve İngiltere’nin saldırılarına katılmamaları konusunda uyardı ve yanlışlıkla müttefiklerine füze fırlatan Almanya’nın bu misyona katılımıyla alay etti.

El-Husi, Gazze’deki Filistinlilere yardım ulaşmadığı sürece saldırıların durmayacağına dikkat çekti.

Yemen Savunma Bakanı Danışmanı Tümgeneral Abdulhakim Amer ise, Batı’nın Husilere yönelik hava saldırılarının işe yaramayacağını vurgulayarak, sahada Yemenli askerlere güvenerek ‘askeri bir karar’ alınması gerektiğini vurguladı.

Alemu’l Arabi haber ajansına (AWP) konuşan Amer, Yemen ordusunun, hava koruması mevcut olduğu takdirde krizi çözmeye hazır olduğunu ifade etti.


Yardım sırasındaki Gazzelilerin öldürülmesinin ardından Cezayir’den BMGK’ya acil toplanma talebi

Filistinliler, Gazze Şehri’ndeki Şifa Hastanesi’nde, İsrail güçlerinin dün yardım dağıtım noktasına akın eden kalabalığa ateş açması sonucu hayatını kaybeden bir vatandaşın cesedi önünde ağladı (AFP)
Filistinliler, Gazze Şehri’ndeki Şifa Hastanesi’nde, İsrail güçlerinin dün yardım dağıtım noktasına akın eden kalabalığa ateş açması sonucu hayatını kaybeden bir vatandaşın cesedi önünde ağladı (AFP)
TT

Yardım sırasındaki Gazzelilerin öldürülmesinin ardından Cezayir’den BMGK’ya acil toplanma talebi

Filistinliler, Gazze Şehri’ndeki Şifa Hastanesi’nde, İsrail güçlerinin dün yardım dağıtım noktasına akın eden kalabalığa ateş açması sonucu hayatını kaybeden bir vatandaşın cesedi önünde ağladı (AFP)
Filistinliler, Gazze Şehri’ndeki Şifa Hastanesi’nde, İsrail güçlerinin dün yardım dağıtım noktasına akın eden kalabalığa ateş açması sonucu hayatını kaybeden bir vatandaşın cesedi önünde ağladı (AFP)

Avrupa-Akdeniz İnsan Hakları Gözlemevi’ne (Euro-Med) bağlı bir saha ekibi, dün Gazze'de insani yardım almaya çalışan ve açlıktan ölmek üzere olan düzinelerce Filistinli sivilin, İsrail ordusunun açtığı ‘doğrudan’ ateş sonucu öldüğünü ve yaralandığını belgeledi. 

Cezayir, dün yaşanan katliamdan saatler sonra Gazze Şeridi’ndeki son gelişmelere ilişkin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) acil bir şekilde toplanmasını talep etti.

Euro-Med, İsrail güçlerinin tanklarla, dün şafak vakti Gazze şehrinin batısındaki Raşid Caddesi üzerindeki Nabulsi kavşağında saatlerce yardım gelmesini bekleyen binlerce sivile top ve mermilerle saldırmasını ‘kanlı bir katliam’ olarak nitelendirdi.

Dün yapılan açıklamada, yardım tırları gelir gelmez saldırının başladığı bilgisi verilerek, “Sonuç olarak 112 sivil hayatını kaybederken, 760 sivil de yaralandı” denildi.

Arap ülkeleri ve uluslararası alanda korkunç olaya yönelik kınamalar devam etti.

Suudi Arabistan, insani yardım kuyruğunda bekleyen sivillerin hedef alınmasını güçlü bir şekilde kınadı.

Riyad, uluslararası insancıl hukukun, herhangi bir tarafça çeşitli bahanelerle ihlal edilmesini reddettiklerini bir kez daha ifade etti.

Beyaz Saray ‘ciddi bir olay’ olarak nitelendirdiği saldırıyla ilgili inceleme yaptıklarını duyurdu.

Açıklamada, “Bu, olası bir geçici ateşkes de dahil olmak üzere, Gazze’ye insani yardım akışı ve sürekliliğinin arttırılmasının önemini vurgulamaktadır” ifadelerine yer verildi.

BM İnsani İşlerden Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı ve Acil Yardım Koordinatörü Griffiths de olayın ardından yaptığı yazılı açıklamada, Gazze’de yaşam belirtilerinin korkutucu bir hızla kaybolduğu uyarısında bulundu.

Griffiths ayrıca, “Beş aya yakın süren acımasız düşmanlıklardan sonra bile Gazze hala bizi şok etme yeteneğine sahip” ifadesini kullandı.

BM Koordinatörü, bu saldırıyla birlikte, 7 Ekim’den bu yana Gazze’de hayatını kaybedenlerin sayısının 30 bine ulaştığının da altını çizdi.


İsrail'in insani yardım bekleyen Filistinlilere yönelik saldırısında ölü sayısı 112'ye çıktı

İsrail'in insani yardım bekleyen Filistinlilere yönelik saldırısında ölü sayısı 112'ye çıktı
TT

İsrail'in insani yardım bekleyen Filistinlilere yönelik saldırısında ölü sayısı 112'ye çıktı

İsrail'in insani yardım bekleyen Filistinlilere yönelik saldırısında ölü sayısı 112'ye çıktı

Gazze'deki Filistin Sağlık Bakanlığı Sözcüsü Eşref el-Kudra, İsrail'in Gazze kentinin güneyinde Reşid Caddesi'ndeki Nablusi Kavşağı'nda insani yardım bekleyenlere düzenlediği saldırıya ilişkin yazılı açıklama yaptı.

Kudra, Nablusi Kavşağı'ndan Şifa Hastanesi'ne 8 cesedin daha getirildiğini ve İsrail ordusunun saldırısında hayatını kaybedenlerin sayısının 112'ye yükseldiğini, 760 da yaralı olduğunu kaydetti.

Kudra, Nablusi Kavşağı civarında hâlen cesetler olduğunu kaydetti. 

İsrail ordusu, sabah saatlerinde Gazze kentinin güneyinde, Gazze Şeridi'ni kuzeyden güneye bağlayan Reşid Caddesi üzerindeki Nablusi Kavşağı'nda insani yardım bekleyen Filistinlileri bombalayarak ve ateş açarak hedef almıştı.

Görgü tanıkları, İsrail'in, ölü ve yaralıları Şifa Hastanesi'ne taşıyan sağlık ekipleri ile sivilleri de hedef aldığını aktarmıştı.

Gazze'deki hükümet yaptığı açıklamada, İsrail'in insani yardım bekleyenlere yönelik saldırısının "kasıtlı ve planlı" olduğunu vurgulayarak, "İşgal ordusu bu kişilerin, bölgeye insani yardım almak için geldiklerini biliyordu ancak onları soğukkanlılıkla öldürdü." ifadelerini kullanmıştı. 

Hamas'tan İsrail'in Gazze'de insani yardım bekleyen sivillere saldırısına tepki

Hamas, Arap Birliği ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ne (BMGK) İsrail'i "Gazze'deki kitlesel katliamı ve etnik temizliği durdurmaya" zorlayacak kararlar almaları için acil toplanma çağrısında bulundu.

Hamas'tan, İsrail'in Gazze kentinin güneyinde Reşid Caddesi'ndeki Nablusi Kavşağı'nda insani yardım bekleyen sivillere düzenlediği saldırıya ilişkin yazılı açıklama yapıldı.

"Arap Birliği ile BMGK'yı acilen toplanmaya; İsrail'in Gazze'de gerçekleştirdiği toplu kıyımları ve etnik temizliği durdurmaya zorlayacak kararlar almaya çağırıyoruz." ifadesine yer verilen açıklamada, söz konusu katliamın tüm sorumluluğunun, İsrail ile ABD Başkanı Joe Biden'a ait olduğu belirtildi.

Arap ülkelerine Gazze'de yaşanan soykırım karşısında sessizliğini bozma, uluslararası topluma da katliam ve ihlalleri durdurma konusundaki sorumluluklarını yerine getirme çağrısında bulunulan açıklamada, gıda yardımlarının güvenli bir şekilde ulaştırılması için gerekli tedbirlerin alınması istendi.

İsrail'den Gazze'de yardım bekleyen Filistinlilerin öldürülmesine ilişkin ilk açıklama

İsrail güvenlik kaynakları, Gazze Şeridi'nin kuzeyinde kıtlıkla mücadele eden Filistinlilerin insani yardım tırlarının etrafını sarması ve İsrail güçlerine yaklaşması nedeniyle askerlerin onları tehdit gördüğünü ve kalabalığa ateş açtığını itiraf etti.

İsrail güvenlik kaynakları, AA muhabirine insani yardım bekleyen Filistinlilerin öldürülmesine ilişkin konuştu.

Yardım tırlarının etrafını saran Filistinlilerin, tırların geçişini sağlayan İsrail askerlerine "tehdit oluşturacak biçimde yaklaştığını" savunan kaynaklar, İsrail askerlerinin duruma ateş açarak karşılık verdiğini itiraf etti.

Kaynaklar, olayın soruşturulduğunu aktardı.

İsrail ordusundan yapılan yazılı açıklamada ise "Gazze sakinlerinin tırların etrafını sardığı ve yardımları yağmalamaya başladığı, bazı Filistinlilerin itiş-kakış ve izdihamda yaralandığı" iddia edildi. 

BM Raportörü Albanese'den İsrail'in Gazze'de insani yardım bekleyen sivilleri öldürmesine tepki

Birleşmiş Milletler (BM) Filistin Özel Raportörü Francesca Albanese, X sosyal medya platformundan yaptığı paylaşımda, İsrail'in Gazze'ye yönelik 4,5 aydır devam eden saldırılarının ardından yaşanan kıtlığın çocukları öldürmeye başladığını ve çaresiz Filistinlilerin hayatta kalabilmek ve gıda yardımı toplamak üzere toplandığını bildirdi.

İsrail güçlerinin bir araya gelen Filistinlilere ateş açarak onlarca kişiyi öldürdüğünün ve yüzlerce kişinin yaralandığının rapor edildiğini belirten Albanese, "Bu kabul sona ermeli." ifadesini kullandı.

BM Genel Sekreteri Guterres, yardım bekleyen Gazzeli sivillerin İsrail tarafından öldürülmesini kınadı

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, Gazze'de 100'den fazla sivilin yardım beklerken İsrail tarafından öldürüldüğü saldırıyı kınadı ve acil insani ateşkes çağrısı yaptı.

BM Sözcüsü Stephane Dujarric, BM Genel Sekreteri Guterres adına, söz konusu saldırıya ilişkin yazılı bir açıklama yaptı.

Guterres'in Gazze'de sayısı 30 bini geçen ölü ve 70 bini geçen yaralı sayısı karşısında "dehşet içinde" olduğu kaydedilen açıklamada, halen sayısı bilinmeyen çok sayıda kişinin de enkaz altında olduğu belirtildi.

Açıklamada, "Genel Sekreter, Gazze'nin kuzeyinde hayat kurtarıcı yardım arayışındayken 100'den fazla kişinin (İsrail saldırısında) öldürüldüğü veya yaralandığı bildirilen olayı kınıyor. Gazze'deki çaresiz sivillerin acil yardıma ihtiyacı var ve buna BM'nin son bir haftadır yardım dağıtamadığı kuşatma altındaki Gazze'nin kuzeyi dahil." ifadeleri yer aldı.

Ayrıca açıklamada Gazze'nin tamamına acil insani yardım dağıtım kanallarının açılması gerektiğini vurgulayan Guterres'in, Gazze'de acil insani ateşkes ve tüm esirlerin koşulsuz olarak serbest bırakılması çağrısında da bulunduğu kaydedildi. 

Ölen Filistinlilerin sayısı 30 bini aştı

Eşref el-Kudra, yaptığı açıklamada, İsrail'in Gazze Şeridi'ne 146 gündür sürdürdüğü saldırılara ilişkin bilgi verdi.

İsrail güçlerinin son 24 saatte Gazze Şeridi'nde 81 Filistinliyi daha öldürdüğünü kaydeden Kudra, Gazze'de hayatını kaybedenlerin sayısının 30 bin 35'e yükseldiğini aktardı.

Kudra, son saldırılarda İsrail güçlerinin 132 Filistinliyi daha yaraladığını ve Gazze Şeridi'nde toplam yaralı sayısının da 70 bin 457'ye ulaştığını bildirdi.

Sağlık Bakanlığı Sözcüsü Kudra, hâlen enkaz altında ve yol kenarlarında ölülerin bulunduğunu ancak İsrail güçlerinin engellemesi nedeniyle sağlık ekipleri ile sivil savunma görevlilerinin cenazelere ulaşamadığını vurguladı.

Ölen ve yaralananların, sağlık ekipleri ve siviller tarafından Gazze kentindeki hastanelere götürüldüğünü belirten tanıklar, İsrail askerlerinin, yaralıları taşıyan sağlık ekipleri ve sivilleri de hedef aldığını kaydetti.

DSÖ: Gazze'deki korkunç şiddet ve acı sona ermeli

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, İsrail'in Gazze'ye saldırılarında yaşamını yitirenlerin sayısının 30 bini aştığını belirterek, "Bu korkunç şiddet ve acı sona ermeli." ifadesini kullandı.

Ghebreyesus, X sosyal medya platformundan yaptığı paylaşımda, Gazze'de hayatını kaybedenlerin sayısının 30 bini aştığını, bunların çoğunluğunun kadın ve çocuk olduğunu bildirdi.

Gazze'de 70 bini aşkın Filistinlinin de yaralandığını vurgulayan Ghebreyesus, "Bu korkunç şiddet ve acıların sona ermesi gerekiyor. Ateşkes." açıklamasında bulundu.

İsrail askerlerinin Batı Şeria baskınlarında yaraladığı 2 Filistinli hayatını kaybetti

İsrail güçlerinin, işgal altındaki Batı Şeria'ya düzenlediği baskınlarda yaralanan 2 Filistinli yaşamını yitirdi.

Görgü tanıklarından alınan bilgiye göre İsrail güçleri, Nablus'a bağlı Beyt Furik beldesine baskın düzenledi. Baskına tepki gösteren Filistinlilere İsrail güçleri, gerçek ve kauçuk kaplı mermilerle müdahale etti.

Filistin resmi ajansı WAFA'nın haberine göre Beyt Furik beldesinde çıkan olaylarda yaralanan Filistinli genç Beşşar Nihad Haneni, kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti.

Öte yandan, Filistin Sağlık Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, Tulkerim kentinde de İsrail askerlerinin açtığı ateş sonucu 5 hafta önce yaralanan Filistinli İbrahim Muhammed Ali Muhamid'in (59) hayatını kaybettiği bilgisi paylaşıldı.

Gazze'deki hükümet: İsrail, insani yardım bekleyen Filistinlileri planlayarak ve soğukkanlılıkla öldürdü

Gazze'deki hükümetin Medya Ofisinden yapılan açıklamada, İsrail’in 146 gündür abluka ve saldırı altında tutarak kıtlığa sürüklediği Gazze kentinin güneyindeki Nablusi Kavşağı yakınında insani yardım almayı bekleyen yüzlerce Filistinliyi hedef alan saldırısına tepki gösterildi.

İsrail'in Gazze'nin kuzeyinde 700 bin kişiyi zorla aç bıraktığına vurgu yapılan açıklamada, "İşgalci İsrail ordusu, bu sabah Gazze kentinde bir lokma ekmeği bekleyen Filistinlilere yönelik gerçekleştirdiği korkunç katliamda 70'ten fazla kişi öldürüldü ve 250'den fazlası da yaralandı." ifadesi kullanıldı.

İsrail ordusunun yaptığı katliama ilişkin, "İsrail işgalinin aç bıraktığı sivillerin öldürülmesinden İsrail'i, ABD yönetimini, uluslararası toplumu ve uluslararası kuruluşları sorumlu tutuyoruz." ifadesine yer verildi.

İsrail'in kasıtlı olarak savunmasız sivilleri hedef aldığı belirtilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:

"İşgalci İsrail, Gazze Şeridi halkına yönelik soykırım ve etnik temizlik bağlamında idam operasyonu yürüttüğü bu korkunç katliamı kasıtlı, planlı bir şekilde gerçekleştirdi. İşgal ordusu bu kişilerin, bölgeye yiyecek ve insani yardım almak için geldiklerini biliyordu ancak onları soğukkanlılıkla öldürdü."

Açıklamada, "İsrail ordusunun, toplu katliamları, soykırım ve zorla aç bırakma suçlarından İsrail'in yanı sıra ABD Başkanı Joe Biden ve yönetimi, uluslararası toplum ve sorumluluktan kaçan uluslararası kuruluşlar" sorumlu tutuldu.

Başta İslam ve Arap ülkeleri ile kuruluşları olmak üzere tüm dünyaya seslenilen açıklamada, "Gazze Şeridi'nde Filistin halkımıza karşı yürütülen soykırım savaşını, akan kanı, sivillerin, çocukların ve kadınların öldürülmesini durdurması amacıyla İsrail işgaline baskı yapmak için derhal ve acilen müdahale etme çağrısında bulunuyoruz." ifadesi kullanıldı.

Aşırı sağcı İsrailliler yardım tırlarının Gazze Şeridi'ne girişini engelledi

İsrail devlet televizyonu KAN'ın haberine göre aşırı sağcı bir grup, ülkenin güneyindeki Kerem Ebu Salim Sınır Kapısı yakınında gösteri düzenledi.

Kerem Ebu Salim Sınır Kapısı'nı kapatarak yardımların girişine izin vermeyen grup, askerlerin ve yardım tırlarının bulunduğu kapının girişinde İsrail bayrağı açtı ve Gazze'de esir tutulan İsraillilerin fotoğraflarını taşıdı.

Aralarında yakınları Gazze'de esir tutulanların da bulunduğu İsrailli aşırı sağcı gruplar, insani yardım yüklü tırların Gazze Şeridi'ne geçişini engellemek için İsrail'in güneyindeki Kerem Ebu Salim ve Nitzana Sınır Kapılarına giden yollarda sık sık gösteriler düzenliyor.

İsrail ordusunun 146 gündür sivil yerleşim yerleri, hastane, okul ve yerinden edilmiş Filistinlilerin sığındığı barınakları da hedef alan saldırılarını sürdürmesinin yanı sıra insani yardımların girişini engellemesi nedeniyle yaklaşık 2,3 milyon nüfuslu Gazze Şeridi'nde insani bir felaket yaşanıyor.

Başta BM'ye ait kuruluşlar olmak üzere uluslararası çevreler, çoğu hastanenin hizmet dışı kaldığı, tıbbi malzeme eksikliğinin yaşandığı, açlık, susuzluk ve hijyen malzemeleri eksikliğinin tetiklediği hastalıklar nedeniyle Gazze'de ateşkes ilan edilmesi ve bölgeye insani yardımların girişinin artırılması çağrısında bulunuyor.

Uluslararası Adalet Divanı'nın 26 Ocak'ta İsrail'e karşı hükmettiği ihtiyati tedbir kararları arasında Gazze'de insani yardıma erişimin sağlanması yer almasına rağmen, şubat ayında Gazze'ye giren yardımın ocak ayına oranla yarı yarıya düştüğünü belirtiyor.

BM: İsrail'in Refah'a olası kara saldırısı Gazzelilerin yaşadığı dehşeti yeni boyuta taşıyacak

Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk, İsrail'in Refah'a olası kara saldırısının, Gazze'deki insanların maruz kaldığı dehşeti çok daha kötü boyuta taşıyacağını söyledi.

Türk, BM İnsan Hakları Konseyinin 55. Oturumu kapsamında "İşgal altındaki Filistin topraklarında insan haklarının durumu" başlığıyla gerçekleştirilen interaktif diyalog toplantısında değerlendirmelerde bulundu.

"İsrail'in Refah'a olası kara saldırısı, Gazze'deki insanların maruz kaldığı dehşeti yeni ve çok daha kötü boyuta taşıyacak." diyen Türk, devam eden bombardımana rağmen 1,5 milyondan fazla insanın barındığı Refah'ın, Gazze'nin insani yardım merkezi haline geldiğini söyledi.

Türk, İsrail'in Refah'a yönelik planladığı kara saldırısının büyük can kayıplarına ve vahşet suçlarına yenilerinin eklenmesine, yeni yerinden edilmelere ve etkili insani yardım umutlarının tamamen yitirilmesine neden olacağı uyarısında bulundu.

"Böyle bir operasyonun Uluslararası Adalet Divanının hükmettiği bağlayıcı ihtiyati tedbirlerle nasıl tutarlı olabileceğini anlayamıyorum." diyen Türk, nüfuz sahibi tüm devletleri böyle bir sonucu önlemek için ellerinden geleni yapmaya davet etti.

Türk, Gazze'de yaşanan dehşetin sınırı olmadığını ve bunu anlatmanın mümkün olmadığını vurgulayarak 7 Ekim'den bu yana Gazze'de 100 bini aşkın kişinin öldürüldüğünü veya yaralandığını bildirdi.

"Gazze'de şu anda yaklaşık her 20 çocuk, kadın ve erkekten biri ölü veya yaralı. Bu bir katliam." ifadelerini kullanan Türk, en az 17 bin çocuğunun yetim kaldığını veya ailelerinden ayırıldığını vurguladı.

Türk, 7 ve 8 Ekim 2023'te Hamas'ın İsrailli sivillere yönelik saldırılarının şoke edici ve tamamen yanlış olduğunu kaydederek İsrail'in vahşete neden olan tepkisinin de doğru olmadığını söyledi.

Volker Türk, Gazze'deki sivillerin benzeri görülmemiş düzeyde öldürüldüğünü, insani yardıma getirilen kısıtlamaların büyük insani krizlere yol açtığını, nüfusun en az dörtte üçünün birden çok kez yer değiştirmek zorunda kaldığını ve hastane ve binaların sistematik olarak yıkıldığını belirtti.

Gazze'nin büyük ölçüde yaşanmaz hale geldiğini vurgulayan Türk, "Gazze'deki savaş sona ermeli." dedi.

Tüm tarafların, savaş suçları ve muhtemelen uluslararası hukuk kapsamındaki diğer suçlar da dahil uluslararası insan hakları ve insancıl yasaları açıkça ihlal ettiğini kaydeden Türk, artık barışın ve hesap verebilirliğin zamanı geldiğinin altını çizdi.

"Gazze'deki herkes yaklaşan kıtlık tehlikesiyle karşı karşıya"

Türk, son 5 ayda BM İnsan Hakları Ofisinin, İsrail güçleri tarafından gerçekleştirilen ve savaş suçları anlamına gelebilecek birçok olayın yanı sıra uluslararası insancıl hukuku ihlal eden ve ayrım gözetmeyen veya orantısız hedef alma eylemlerini kaydettiğini söyledi.

İsrail'in, 8-21 Ekim 2023'te Gazze'ye her türlü yardım, gıda, yakıt ve elektrik tedarikini tamamen yasakladığını ve o zamandan beri insani yardımları engellemeye devam ettiğini vurgulayan Türk, şunları söyledi:

"Gazze'deki herkes yaklaşan bir kıtlık tehlikesiyle karşı karşıya. Bölgedeki herkes tuzlu ve kirli su içiyor. Bölgedeki sağlık hizmeti zar zor veriliyor. İnsani yardım çalışmalarına yönelik operasyonel alanın neredeyse hiç olmadığı Gazze'nin kuzeyinde pek çok kişinin açlıktan öldüğüne inanılıyor. Gazze'nin diğer tüm bölgelerinde insani yardımların ulaştırılması son derece zorlu hale geldi. Gazze'ye uygulanan abluka ve kuşatma toplu cezalandırma anlamına geliyor. Aynı zamanda açlığın bir savaş yöntemi olarak kullanılması anlamına da gelebilir. Bunların her ikisi de kasıtlı olarak uygulandığında savaş suçudur."

Filistin'in BM Cenevre Ofisi nezdindeki Daimi Temsilcisi Büyükelçi İbrahim Khraishi, burada yaptığı konuşmada, ülkelere, Refah'a yönelik olası bir saldırıyı engelleme ve oradaki insanlara yönelik yeni bir katliamın önüne geçme çağrısında bulundu.

Avrupa Birliği'nin (AB) BM ve Cenevre'deki diğer uluslararası kuruluşlar nezdindeki delegasyonunun başkan Lotte Knudsen de İsrail'in Refah'a yönelik olası kara saldırısından kaygı duyduklarını belirtti.

Gazze'deki Sağlık Bakanlığı: Kuzeyde sağlık hizmetinin verilmemesi 700 bin kişinin idamı demek

Gazze'deki Sağlık Bakanlığı, kuzeyde sağlık hizmetinin verilmemesinin, 700 bin Filistinlinin idama mahkum edilmesi anlamına geldiğini belirterek, Birleşmiş Milletler'den (BM), uluslararası insancıl hukuku ve 4. Cenevre Sözleşmesini devreye sokmasını istedi.

Sağlık Bakanlığı Sözcüsü Eşref el-Kudra, yaptığı yazılı açıklamada, Gazze'nin kuzeyindeki hastanelerde jeneratörlerin durmasının bu hastaneleri zayıf tıbbi mekanlar haline getirdiğini kaydetti.

Kuzeydeki hastanelerin, hayat kurtaran hizmetleri veremediğini aktaran Kudra, "Gazze'nin kuzeyinde sağlık hizmetlerinin durması, 700 bin kişinin idama mahkum edilmesi demek." ifadesini kullandı.

Kudra, BM'ye, sağlık sisteminin korunması ve ihtiyaçlarının karşılanması için uluslararası insancıl hukuku ve 4. Cenevre Sözleşmesini devreye sokma çağrısı yaptı.

Sözcü Kudra, uluslararası toplumu da, Gazze'nin kuzeyinde bir sağlık felaketinin önlenmesi amacıyla tıbbi ve insani yardım ile yakıtın ulaşması için güvenli bir koridor oluşturmaya çağırdı.

İsrailli STK: İsrail, Doğu Kudüs'ün doğusunda 2 bin 640 dönümlük araziye el koydu

İsrail'in, Doğu Kudüs'ün doğusunda Filistinlilere ait 2 bin 640 dönüm araziye el koyduğu ve buraları devlet arazisi ilan ettiği belirtildi.

İsrailli sivil toplum kuruluşu (STK) Peace Now (Barış Şimdi) Hareketi, X sosyal medya hesabından konuya ilişkin açıklamada bulundu.

Doğu Kudüs'ün doğusunda 2 bin 640 dönüm toprağın "devlet arazisi" ilan edildiği kaydedilen açıklamada, el konulan arazilerin Ebu Dis ve El-Ayzeriyye beldeleri arasında yer aldığı aktarıldı.

Açıklamada, bu toprakların devlet arazisi ilan edilmesinin, Maale Adumim Yahudi yerleşim birimini genişletmeye yönelik son derece tartışmalı E1 planının bir parçası olabileceği öne sürüldü.


Netanyahu erken seçim çağrılarına kapıyı kapattı

AA
AA
TT

Netanyahu erken seçim çağrılarına kapıyı kapattı

AA
AA

Netanyahu, düzenlediği basın toplantısında, artan uluslararası baskıya karşı İsrail ordusuna hareket özgürlüğü sağladıklarını ifade etti.

İsrail'in Hamas'a karşı zafer elde etmesi için 1,4 milyon Filistinlinin sığındığı Refah kentine saldıracaklarını söyleyen Netanyahu, bunu uluslararası hukuka uygun biçimde yapacaklarını ileri sürdü.

Netanyahu, Hamas ile İsrail arasındaki esir takası müzakerelerine ilişkin ise "Hamas'tan bir sonraki turda serbest bırakılacak İsrailli esirlerin listesini talep ettiklerini ancak henüz bunun ellerine ulaşmadığını" belirtti.

İsrailli esirlerin serbest kalması için bir uzlaşı sağlanabileceğini aksi takdirde kendilerinin zafer için savaşmaya devam edeceğini söyleyen Netanyahu, "Hamas'ın gerçek dışı taleplerini kabul etmeyeceklerini" dile getirdi.

Mescid-i Aksa'da ramazan uygulamaları yeniden görüşülecek

Netanyahu, ramazan ayında işgal altındaki Doğu Kudüs'te bulunan Mescid-i Aksa'da Filistinlilerin ibadetinin kısıtlanmasına ilişkin ise "gelecek hafta yapılacak görüşmelerde güvenlik durumuna göre karar alacaklarını" belirtti.

İsrail Başbakanı, Filistinlilerin Mescid-i Aksa'da ibadetinin yasaklanması çağrısı yapan aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir'in görüşmelerden dışlanmadığını söyledi.

Netanyahu erken seçime kapıyı kapattı

İsrail'de muhalefet ve protesto hareketlerinin çağrısını yaptığı erken seçim talebine değinen Netanyahu, "Şimdi erken seçim ülkenin felç olması ve savaşın durması anlamına geliyor. Savaşçılarımız bölünecek. Seçimlerde duygular, başkaldırı devreye girecek. Seçim, zafere bu kadar yakınken ulusal birliğimize bir darbe olacak." dedi.

Netanyahu, erken seçimlerin "Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah, Hamas'ın Gazze'deki lideri Yahya Sinvar ve İran'ın hayali olduğunu" söyleyerek, dünya liderlerine hitaben "Bizim hakkımızda yanılmayın. Kesin zafere ulaşana kadar savaşmakta kararlıyız." ifadesini kullandı.

İsrail Başbakanı ayrıca Ultra Ortodoks (Haredi) Yahudilerin askerlik hizmetine katılması için yeni hedefler belirlendiğine işaret etti ve yeni askerlik yasasında "herkesin ortak fikirde olmasının mümkün olmadığını" kaydetti.


Ziraat Türkiye Kupası'nda yarı final eşleşmeleri belli oldu

AA
AA
TT

Ziraat Türkiye Kupası'nda yarı final eşleşmeleri belli oldu

AA
AA

Kupada tek maç üzerinden oynanan çeyrek final müsabakalarında rakiplerine üstünlük kuran MKE Ankaragücü, Trabzonspor, Beşiktaş ve VavaCars Fatih Karagümrük yarı finale yükseldi.

Bu müsabakalardan mağlup ayrılan Fenerbahçe, RAMS Başakşehir, TÜMOSAN Konyaspor ve Galatasaray ise kupaya veda etti.

Çift maç eleme usulüne göre yapılacak yarı finalde Beşiktaş, MKE Ankaragücü ile karşı karşıya gelecek. Trabzonspor ise Fatih Karagümrük ile finale çıkma mücadelesi verecek.


Galatasaray, Ziraat Türkiye Kupası'na veda etti

AA
AA
TT

Galatasaray, Ziraat Türkiye Kupası'na veda etti

AA
AA

Galatasaray, Ziraat Türkiye Kupası çeyrek final maçında VavaCars Fatih Karagümrük'e 2-0 yenilerek turnuvadan elendi.

RAMS Park'ta yapılan müsabakaya rotasyon yaparak çıkan sarı-kırmızılı takım, 6. dakikada Marcao'nun kaydettiği golle 1-0 geri düştü. Karşılaşmanın ilk yarısı, Fatih Karagümrük'ün üstünlüğüyle sona erdi.

İkinci yarıda iki takım da etkili ataklar geliştirse de uzun süre skor tabelası değişmedi. Ryan Mendes ile 84. dakikada bir gol daha bulan konuk takım, sahadan 2-0 galip ayrıldı.

Bu sonuçla Galatasaray, Türkiye Kupası'na veda ederken Fatih Karagümrük adını yarı finale yazdırdı.

Kupa hasreti 5 sezona çıktı

Galatasaray'ın Ziraat Türkiye Kupası'nı kazanma hasreti 5 sezona yükseldi.

Son olarak 2018-2019 sezonunda Türkiye Kupası'nı müzesine götüren sarı-kırmızılılar, sonraki 4 sezonda çeyrek finalden öteye gidemedi.

Galatasaray, bu sezon da turnuvaya çeyrek finalde veda etti.

Sahasında 14 maç sonra yenildi

Galatasaray'ın iç sahadaki 14 resmi maçlık yenilmezlik serisi sona erdi.

RAMS Park'ta son olarak bu sezon UEFA Şampiyonlar Ligi'nde Bayern Münih'e yenilen sarı-kırmızılı takım, sonrasındaki 14 mücadelede 13 galibiyet, 1 beraberlik yaşadı.

Bu süreçte Süper Lig'de 10, UEFA Avrupa Ligi'nde 1, Ziraat Türkiye Kupası'nda 2 galibiyet alan Galatasaray, tek beraberliği UEFA Şampiyonlar Ligi'nde yaşadı.

Taraftarı önünde son mağlubiyetini 24 Ekim 2023'te yaşayan Galatasaray'ın 128 günlük yenilmezlik serisi Fatih Karagümrük maçıyla kapandı.

Zaha ıslıklandı

Sarı-kırmızılı taraftarlar Wifried Zaha'yı ıslıkladı.

Galatasaray'a sezon başında transfer olan Fildişi Sahilli yıldız, 81 dakikada sahada kaldı. Yerini Davinson Sanchez'e bırakan Zaha, oyundan çıkarken taraftar ıslıkla protesto edildi.

Wilfried Zaha, bu sezon Galatasaray formasıyla tüm kulvarlarda 34 maça çıkıp 10 kez gol sevinci yaşadı.

Taraftarlardan takıma destek

Galatasaray taraftarı, Türkiye Kupası'na veda eden takımlarına moral verdi.

Maçın sona ermesinin ardından takımı tribüne çağıran sarı-kırmızılı taraftarlar, tezahüratlarla oyuncularına destek oldu.

Taraftarlar, Trendyol Süper Lig'in 28. haftasında 3 Mart Pazar günü deplasmanda yapılacak Beşiktaş derbisi öncesi takımla olan güvenini tezahüratlarla gösterdi.

Karagümrük'ün rakibi Trabzonspor

VavaCars Fatih Karagümrük, yarı finalde Trabzonspor'un rakibi oldu.

Türkiye Kupası'nda Galatasaray'ı eleyen kırmızı-siyahlılar, finale çıkabilmek için bordo-mavili ekiple karşılaşacak. Yarı final, çift maç eleme usulüne göre yapılacak. 

İlk yarı 

6. dakikada kırmızı-siyahlılar öne geçti. Orta alanda kaptırılan top sonrası hızlı çıkan Fatih Karagümrük'te Mendes'in pasında ceza sahasına giren Marcao, sol çaprazdan düzgün bir vuruşla ağları havalandırdı: 0-1.

9. dakikada Köhn'ün soldan ortasında arkaya açılan top Tete'de kaldı. Brezilyalı oyuncunun kontrol ettikten sonra çektiği şutta kaleci Emre Bilgin, yakın direk dibinde meşin yuvarlağı kornere çeldi.

25. dakikada Marcao'nun pasında topla buluşan Can Keleş, ceza sahası dışı sağ çaprazından çok sert vurdu. Meşin yuvarlak az farkla auta gitti.

32. dakikada kullanılan serbest vuruş sonrası dönen topu kontrol eden Kerem Aktürkoğlu, ceza sahası içine doğru ortasını yaptı. Altıpas çizgisi önünde kafa vuruşunu yapan Abdülkerim Bardakcı, meşin yuvarlağı auta gönderdi.

44. dakikada Berkan Kutlu'nun pası sonrası ceza sahası içi sağ çaprazında topla buluşan Tete'nin şutunda meşin yuvarlak, üstten auta gitti.

Müsabakanın ilk yarısı, konuk ekibin 1-0 üstünlüğüyle sonuçlandı.

İkinci yarı 

Fatih Karagümrük yarı finalde Trabzonspor ile eşleşti.

58. dakikada Mertens'in sağ taraftan kullandığı serbest vuruşta Kerem Aktürkoğlu, altıpas çizgisi üzerinde kafa vuruşunu yaptı. Direğe çarpan meşin yuvarlak, yandan auta çıktı.

62. dakikada Barış Alper Yılmaz'ın pasında topla buluşan Zaha, ceza sahası içi sağ çaprazından şutunu çekti. Kaleci Emre Bilgin, bu şut sonrası meşin yuvarlağı kontrol etti.

70. dakikada Lasagna'nın getirdiği topta Mendes, ceza sahası içinden şutunu çekti. Bu vuruş sonrası meşin yuvarlak, üstten auta çıktı.

77. dakikada Köhn, ceza sahası dışı sol çaprazından çok sert şut çekti. Bu vuruş sonrası direğe çarpan meşin yuvarlağı Fatih Karagümrük savunması taca gönderdi.

84. dakikada Fatih Karagümrük farkı 2'ye çıkardı. Sanchez'in kaptırdığı top sonrası hızlı çıkan Fatih Karagümrük'te Mendes, ceza sahası dışı sol çaprazından bekletmeden vuruşunu yaptı ve meşin yuvarlağı filelerle buluşturdu: 0-2.

90+2. dakikada Lasagna'nın attığı pasta savunma arkasına sarkan Mendes, kaleci Günay ile karşı karşıya kaldığı pozisyonda topu auta gönderdi.

Müsabaka, konuk ekibin 2-0 üstünlüğüyle sonuçlandı.

 


Dışişleri: İsrail’in masum sivilleri hedef alması Filistin halkını yok etmeyi hedeflediğinin delilidir

AA
AA
TT

Dışişleri: İsrail’in masum sivilleri hedef alması Filistin halkını yok etmeyi hedeflediğinin delilidir

AA
AA

Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, İsrail'in Gazze'de yardım bekleyen sivillere saldırısına ilişkin, "İsrail, Nabulsi meydanındaki Filistinlileri öldürerek, işlemekte olduğu insanlığa karşı suçlara bir yenisini eklemiştir. Gazzelileri açlığa mahkum eden İsrail’in, bu defa yardım kuyruğundaki masum sivilleri hedef alması, Filistin halkını bilinçli biçimde ve toplu olarak yok etmeyi hedeflediğinin delilidir." ifadelerine yer verildi.

Açıklamada ayrıca şunlar kaydedildi:

"İsrail, Gazze’deki askeri operasyona derhal son vermek zorundadır, ancak İsrail hükümeti bu kararı alabilecek sağduyu ve vicdana sahip değildir. Tüm dünya, Gazze’de yaşanan zulmün bölgenin de ötesinde küresel yansımaları olacak bir felakete dönüşmek üzere olduğunu görmelidir. Bu çerçevede, İsrail hükümeti üzerinde etkisi olan tüm kesimleri, Gazze’de yaşanan vahşeti durdurmaya çağırıyoruz."

Yardım bekleyen Filistinlilerin öldürülmesi

Gazze'deki Filistin Sağlık Bakanlığı, İsrail'in Gazze kentinin güneyinde Reşid Caddesi'ndeki Nablusi Kavşağı'nda insani yardım bekleyenlere yönelik saldırısında 112 kişinin öldüğünü, 760 kişinin yaralandığını açıklamıştı.

İsrail güvenlik kaynakları, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yardım tırlarının etrafını saran Filistinlilerin tırların geçişini sağlayan İsrail askerlerine "tehdit oluşturacak biçimde yaklaştığını" savunurken, İsrail askerlerinin duruma ateş açarak karşılık verdiğini itiraf etmişti.

Kaynaklar olayın soruşturulduğunu belirtirken, İsrail ordusundan yapılan yazılı açıklamada ise "Gazze sakinlerinin tırların etrafını sardığı ve yardımları yağmalamaya başladığı, bazı Filistinlilerin itiş-kakış ve izdihamda yaralandığı" iddia edilmişti.


Sevgilinizi ‘ghosting’ ile ilişkiyi bitirmeye iten 6 neden nedir?

Partnerinden düzenli olarak kaçınan bir kişi, eylemlerinin sorumluluğunu almakta zorlanan bir kişi olabilir (Reuters)
Partnerinden düzenli olarak kaçınan bir kişi, eylemlerinin sorumluluğunu almakta zorlanan bir kişi olabilir (Reuters)
TT

Sevgilinizi ‘ghosting’ ile ilişkiyi bitirmeye iten 6 neden nedir?

Partnerinden düzenli olarak kaçınan bir kişi, eylemlerinin sorumluluğunu almakta zorlanan bir kişi olabilir (Reuters)
Partnerinden düzenli olarak kaçınan bir kişi, eylemlerinin sorumluluğunu almakta zorlanan bir kişi olabilir (Reuters)

Pek çok kişi sevgilisinden memnun olmadığını fark ettiğinde ve ilişkiyi sürdürmek istemediğinde büyük bir sorun yaşayarak, bu durumu karşıdaki kişiye bildirmede zorunda kalıyor.

Şarku’l Avsat’ın ‘Psychologytoday’ sitesinden aktardığına göre, hiç kimse ‘ilişkiyi bitirme’ konuşmasından hoşlanmadığı için endişe verici derecede çok sayıda insan, bunu açıklamak yerine, ‘ghosting’ olarak bilinen bir eylemle, aniden tüm iletişimi beklenmedik bir şekilde sona erdiriyor.

Ghosting, aynı zamanda karşıda kişinin ulaşma girişimlerini veya yaptığı iletişimi de görmezden gelmek anlamına geliyor.

Birine sosyal medya veya mesaj yoluyla yanıt vermek her zamankinden daha kolay olsa da, insanların ‘ghosting’ alışkanlığı artıyor.

Bu o kadar yaygın hale geldi ki, flört uygulamaları bu sorunla mücadele etmek için ‘ghostingi’ önleyici özellikler uygulamaya başladı. 

Pew Araştırma Merkezi tarafından ABD’de 4 bin 860 yetişkinin katıldığı bir ankete göre katılımcıların yaklaşık yüzde 29’u ‘ghostinge’ maruz kaldığını bildirdi.

Anket, genç yetişkinlerin (18-29 yaş arası) yüzde 42 ile tüm yaş grupları arasında en fazla ‘ghoster’ partnerle karşılaşan grup olduğunu gösterdi.

Ghostingin, buna maruz kalan kişinin özgüveni üzerinde zararlı etkileri olabilir.

Bu kişiler genellikle görünürde cevabı olmayan birçok soruyla karşılaşır ve karşıdaki kişinin aniden ortadan kaybolma nedenlerine dair ipuçları veya nedenler arar.

Peki birinin başkaları üzerinde bu kadar olumsuz etki yaratabilecek bir davranışta bulunmasına neler yol açar?

1-Sorumluluk almaya hazır değiller

Klinik psikolog Roxy Zarrabi’ye göre sevgilisiyle düzenli olarak iletişimi kesen biri, eylemlerinin sorumluluğunu almakta zorluk çeken biri olabilir. 

Sevgilisini inciten veya onun onaylamayacağını bildiği bir şey yaptıysa veya partnerinin ihtiyaçlarını karşılayamayacağını düşünüyorsa ve sorumluluk almaya hazır değilse, durumla doğrudan ilgilenmek yerine ‘ghoster’ olmaya karar verebilir.

2-Sorun çözme becerileri zayıftır

Partneriyle iletişimi düzenli olarak kesen biri, duygusal düzenleme ve çatışma çözme becerilerinden yoksun olduğu için iletişimin kötü gideceğini varsayabilir.

Bu kişiler, yaşadıklarını kabullenmek veya duygularını iletmekten kaçınma eğilimindedir. 

Bunun yerine, partnerlerinden içsel olarak kopmaya başlama ve durumdan tamamen kaçınma olasılıkları daha yüksektir.

3-Özel hayatlarına ilişkin sakladıkları bir durum var

Bir ‘ghoster’ sevgilisinin haberi olmadan birden fazla ilişkisi varsa ve yakalanmadan önce üzerindeki baskı artıyorsa, iletişimden kaçınmaya karar verebilir.

Böylece eylemlerini açıklamak veya sonuçlarıyla uğraşmak zorunda kalmayacağını düşünür.

4-Yakınlaşmaktan kaçınırlar

Birisi ciddi ilişkiden korkuyorsa ve değer verdiği birine giderek yaklaştığını fark ederse, korkularını açığa vurmak yerine karşısındaki kişiyi kendisinden uzaklaştırabilir.

Kaçıngan bağlanma eğilimi gösterenlerin, duygularını doğrudan ifade etme konusundaki rahatsızlıkları nedeniyle ghosting olasılığı daha yüksektir.

5-Kendilerini korumak isteyebilirler

Partnerlerden biri fiziksel veya duygusal olarak istismarcıysa ve tipik olarak değişken tepkiler gösteriyorsa, bu durumda kendisini korumak ve düşmanca bir durumdan kaçınmak için ghosting seçilebilir.

6-Karşısındaki kişinin duygularını incitmek istemezler

Sevgilisini görmezden gelen kişi, bir tartışma yapmanın yalnızca diğer kişi için daha acı verici olacağını ve sonucu değiştirmeyeceğini, bu nedenle de iletişimi önceden haber vermeden kesmenin en iyisi düşünebilir.

‘Ghoster’ pek çok kişi, özellikle de karşısındaki kişi ona kızmışsa, sevdikleriyle iletişimde zorluk yaşayabilir.