Rapor: İsrail, Şam'daki İran konsolosluğuna düzenlenen saldırıyı ‘dakikalar öncesinde’ ABD'ye bildirdi
Suriye ve Lübnan'daki Kudüs Gücü Komutanı Tuğgeneral Muhammed Rıza Zahidi (Fars Haber Ajansı)
ABD'li ve İsrailli yetkililer bugün (salı) Axios'a yaptıkları açıklamada, İsrail'in Suriye ve Lübnan'daki Kudüs Gücü Komutanı Tuğgeneral Muhammed Rıza Zahidi'nin Şam'da öldürülmesine neden olan saldırı hakkında ABD Başkanı Joe Biden yönetimini saldırı gerçekleştirilmeden birkaç dakika önce bilgilendirdiğini söyledi.
Şarku’l Avsat’ın Arap Dünyası Haber Ajansı'ndan (AWP) aktardığı habere göre yetkililer, İsrail'in Suriye'deki İran konsolosluğunu hedef alan saldırıyı gerçekleştirmek için ABD'den ‘yeşil ışık’ istemediğini de sözlerine ekledi.
Axios'a konuşan İsrailli bir yetkili İsrail istihbaratının Suriye ve Lübnan'da Hizbullah ve diğer İran yanlısı grupların silahlandırılmasından sorumlu olan Zahidi'yi uzun süredir takip ettiğini, ancak son günlerde suikast düzenleme fırsatı bulduğunu söyledi.
Yetkili, İsrail ordusunun Suriye'deki İran yanlısı silahlı grupların misilleme saldırılarına karşı teyakkuzda olduğunu vurguladı.
Üst düzey bir ABD'li yetkili ise bir yanda İsrail diğer yanda İran ve vekil güçleri arasındaki çatışmanın tırmanacağını öne sürdü.
NATO Genel Sekreteri: Trump ile yaptığım görüşmelerde Grönland'ın Danimarka'da kalması konusuna değinilmedihttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5232696-nato-genel-sekreteri-trump-ile-yapt%C4%B1%C4%9F%C4%B1m-g%C3%B6r%C3%BC%C5%9Fmelerde-gr%C3%B6nland%C4%B1n-danimarkada-kalmas%C4%B1
NATO Genel Sekreteri: Trump ile yaptığım görüşmelerde Grönland'ın Danimarka'da kalması konusuna değinilmedi
NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, İsviçre'nin Davos kentinde düzenlenen 56. Dünya Ekonomik Forumu toplantısında (Reuters)
NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, dün Fox News'e verdiği demeçte, ABD Başkanı Donald Trump ile gün içinde yaptığı görüşmelerde Grönland'ın Danimarka'nın bir parçası olarak kalması konusuna değinilmediğini söyledi.
Bugün erken saatlerde Trump, Grönland'ın satın alınması için baskı aracı olarak gümrük vergileri uygulama tehditlerinden aniden geri adım attı ve Danimarka toprağı üzerindeki anlaşmazlığı sona erdirmek için bir anlaşmanın ufukta olduğunu söyleyerek, güç kullanımını da reddetti.
İspanya, Avrupa Birliği'ni ortak ordu kurmaya çağırdıhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5232692-i%CC%87spanya-avrupa-birli%C4%9Fini-ortak-ordu-kurmaya-%C3%A7a%C4%9F%C4%B1rd%C4%B1
İspanya, Avrupa Birliği'ni ortak ordu kurmaya çağırdı
İspanya Dışişleri Bakanı Jose Manuel Alvarez (EPA)
İspanya Dışişleri Bakanı José Manuel Álvarez, İspanya'nın caydırıcılık önlemi olarak ortak bir AB ordusu kurma yönünde Avrupa Birliği'ni harekete geçmeye çağırdığını söyledi.
Álvarez, Reuters'e yaptığı açıklamalarda, bölgenin öncelikle savunma sanayilerini düzgün bir şekilde entegre etmek için kaynaklarını birleştirmeye odaklanması ve ardından istekli bir koalisyon kurması gerektiğini belirtti.
Bakan, Avrupa vatandaşlarının askeri olarak birleşmeye hazır olup olmadıkları konusundaki endişelerin "meşru bir tartışma" olduğunu kabul etti, ancak "herhangi bir ortak çabanın 27 ayrı ulusal ordudan daha verimli olacağını" vurguladı.
Bu açıklamalar, ABD Başkanı Donald Trump'ın Grönland'ı satın alma veya ilhak etme tehditlerine ortak bir yanıt koordine etmek üzere bugün Brüksel'de yapılacak AB liderlerinin acil toplantısı öncesinde geldi. Konsey sözcüsü dün geç saatlerde, Trump'ın sosyal medyada NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile "bir anlaşma çerçevesi oluşturduklarını" duyurmasına rağmen toplantının yapılacağını doğruladı.
Alvarez, dün Delhi'de Hintli mevkidaşıyla yaptığı görüşmenin ardından yaptığı açıklamada, kurulacak ordunun amacının NATO'nun yerini almak olmadığını vurguladı.
Dışişleri bakanı "Ancak Avrupa'nın askeri veya ekonomik olarak şantaja boyun eğecek bir yer olmadığını göstermemiz gerekiyor" ifadelerini kullandı.
SDG'nin yenilgisinin İsrail-Suriye anlaşması açısından sonuçları nelerdir?https://turkish.aawsat.com/arap-d%C3%BCnyasi/5232687-sdgnin-yenilgisinin-i%CC%87srail-suriye-anla%C5%9Fmas%C4%B1-a%C3%A7%C4%B1s%C4%B1ndan-sonu%C3%A7lar%C4%B1-nelerdir
İsrail işgali altındaki Golan Tepeleri ile Suriye arasındaki ateşkes hattına yakın Mecdel Şems'te, İsrail ve Suriye sınırındaki Dürzi protestocular, 16 Temmuz 2025 (Reuters)
SDG'nin yenilgisinin İsrail-Suriye anlaşması açısından sonuçları nelerdir?
İsrail işgali altındaki Golan Tepeleri ile Suriye arasındaki ateşkes hattına yakın Mecdel Şems'te, İsrail ve Suriye sınırındaki Dürzi protestocular, 16 Temmuz 2025 (Reuters)
Michael Harari
Bu ayın başlarında Paris'te İsrail ve Suriye arasında yeniden başlayan müzakereler resmi bir anlaşmayla sonuçlanmadı, ancak bir dizi uzlaşıya varılmasını sağlamış gibi görünüyor. Bu toplantılar o dönemde İsrail medyasında kendisine geniş bir yer bulmadı, ancak konu son günlerde, özellikle Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ve Suriye rejimi arasındaki devam eden çatışmalar ve rejimin askeri kazanımları ışığında, yeniden manşetlerde yer almaya başladı.
Genel olarak, İsrail medyasının haberleri Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara'ya karşı artan bir şüpheciliği ifade ediyor, tekrarlanan haberlerinde cihatçı geçmişine ve niyetleri ile İsrail'in güvenlik çıkarlarını ne kadar dikkate alabileceği ile ilgili soru işaretlerine odaklanıyor.
İki taraf arasındaki görüşmelerin özüne ilişkin olarak, İsrail medyasında yer alan haberlerde de yansıtıldığı üzere, birkaç noktanın vurgulanması gerekiyor. Bu noktalar; yanlış değerlendirmeleri önlemeyi amaçlayan bir mekanizmanın kurulması, düzenli periyodik toplantıların yapılmasının yanı sıra, karşılıklı güven artırıcı adımların atılmasında uzlaşıya varılmasıdır.
Güney Suriye'deki Dürzi azınlığın korunmasına ilişkin olarak, iki tarafın da bunu dış müdahale veya güç kullanımı olmaksızın çözülmesi gereken Suriye’nin bir iç meselesi olarak değerlendirme konusunda anlaşmış olduğu görülüyor. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun ofisinden yapılan açıklamada, “Anlaşma, ortak hedeflere ulaşmak ve ülkedeki Dürzi azınlığın güvenliğini sağlamak için diyaloğun devamını öngörüyor” denildi.
İsrail medyasında yer alan haberlerde, 8 Aralık 2024'te eski Suriye rejiminin çöküşünün ardından İsrail'in ele geçirdiği topraklardan çekilmesinin kapsamına ilişkin herhangi bir ayrıntı yer almıyor. İsminin açıklanmasını istemeyen üst düzey bir ABD’li yetkili, ABD'nin her iki tarafa da Ürdün'de ortak bir operasyon merkezi kurulmasını ve sınırın her iki tarafında da silahsızlandırılmış bir bölge oluşturulmasını önerdiğini belirtti.
Suriye rejimi ile SDG arasındaki ateşkes geniş yankı uyandırdı ve özellikle SDG’nin ve bunun bir yandan İsrail, diğer yandan Türkiye için potansiyel sonuçları üzerinde duruldu
Son günlerde, Suriye rejimi güçleri ile SDG arasındaki şiddetli çatışmaların ortasında dört önemli nokta öne çıktı.
Birincisi, özellikle Esed rejiminin çöküşünün ardından İsrail'in kontrolünü pekiştirdiği Golan Tepeleri’ndeki topraklardan çekilmesi durumunda Tel Aviv’in hayati çıkarlarını tehdit edebilecek riskler konusunda, Şara yönetimine ilişkin şüpheler belirgin bir şekilde arttı. Benzer şekilde, önde gelen İsrailli askeri kaynaklar, silah kaçakçılığı (Hizbullah dahil) veya radikal İslamcı unsurların yeni rejimin tam kontrol edemediği bölgelere geri dönme olasılığı gibi nedenlerle İsrail’in aşırı bir şekilde geri çekilmesinden endişe duyduklarını dile getirdiler.
İkincisi, Suriye rejimi ile Kürtler arasındaki ateşkes geniş yankı uyandırdı ve özellikle “Kürtlerin yenilgisi” ve bunun bir yandan İsrail, diğer yandan da Türkiye için potansiyel sonuçları üzerinde duruldu; Türkiye, olaylardan en büyük faydayı sağlayan ülke olarak gösterildi.
İsrail güçleri, işgal altındaki Golan Tepeleri'ndeki Mecdel Şems köyü yakınlarında Suriye ile sınır hattında devriye geziyor, 23 Temmuz 2025 (AFP)
Üçüncüsü, Suriye rejimi ile Kürtler arasındaki çatışmanın sonucu ışığında Dürzi azınlığının kaderiyle ilgili endişeler arttı. Hükümetin Dürzi toplumunu koruma rolünden vazgeçmeyi ve bu konudaki etkisinden vazgeçmeyi kabul edebileceği korkusu da belirginleşti.
Dördüncüsü, medyanın İsrail güvenlik teşkilatı ile siyasi liderlik arasında ortaya çıkardığı uçurumla ilgili önemli bir ayrıntıyla bağlantılı. Haberlere göre, ordu daha geniş güvenlik mesafelerini korumaya çalışıyor ve Suriye sınırından kaynaklanabilecek daha fazla sürpriz olasılığı konusunda uyarıyor.
Bu, iki ülke arasında bir güvenlik anlaşmasına varılma şansının azalması anlamına gelmiyor, ancak dikkatlice değerlendirilmesi gereken çeşitli sonuçlar var.
İsrail ve Suriye arasında bir güvenlik anlaşmasına varılmasının önünde halen engeller bulunuyor. Bu engeller aşılmaz görünmese de, özellikle Kürtlerle ilgili son gelişmeler ışığında, bunların üstesinden gelmek daha fazla açıklık ve netlik gerektiriyor
İsrail, özellikle Kürtler tarafından fiili bir teslimiyet teşkil edip etmediği konusunda, Şara ile Kürtler arasında yapılan son anlaşmayı yakından inceleyecektir. Bu gelişme, İsrail'in Dürzi azınlığı ve Kürt nüfusunu koruma konusundaki duruşu açısından önemli sonuçlar doğuracaktır.
Türkiye faktörü son derece önemli ve hassas bir konu; zira İsrailli karar vericiler, Türkiye'nin Suriye'deki artan müdahalesinin ve bunun uzun vadeli sonuçlarının etkilerini kapsamlı bir şekilde değerlendirmek zorunda.
Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre Suriye ile güvenlik anlaşması konusunda ilerleme kaydedilirse, İsrail'in siyasi liderliğinin bunu eskisinden daha ciddi bir şekilde pazarlaması gerekiyor. Erken seçim olasılığı da dahil olmak üzere iç siyasi gelişmeler de bu bağlamda özellikle önemli.
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ve ABD Özel Temsilcisi Tom Barrack, Şam'daki Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda, 18 Ocak 2026 (AFP)
Amerikan faktörü de çok önemli. İsrail, Başkan Donald Trump'ın Şara'nın Suriye'deki yönetimini sağlamlaştırma arzusunun yanı sıra, Suudi Arabistan ve Türkiye'nin ABD yönetiminin politikaları üzerindeki etkisinin de farkında.
Bununla birlikte, ki bu çok önemli bir nokta, İsrail'in hayati önemde gördüğü güvenlik çıkarları söz konusu olduğunda, Washington kendisini çok dikkatli bir şekilde dinlemektedir. Bu nedenle, Suriye'deki son gelişmeleri ve bunların Kudüs'te nasıl yorumlandığını (doğru veya yanlış) anlamanın önemi açıkça ortaya çıkmaktadır.
Sonuç olarak, İsrail ve Suriye arasında bir güvenlik anlaşmasına varılmasının önünde halen engeller bulunuyor. Bu engeller aşılmaz görünmese de, özellikle Kürtlerle ilgili son gelişmeler ışığında, bunların üstesinden gelmek daha fazla açıklık ve netlik gerektiriyor. Temel stratejik çerçeve değişmeden kalsa da, son iki yılın son derece istikrarsız bölgesel gerçekliği, hassas ve dengeli bir diplomasiyi zorunlu kılıyor. Hükümetin ayrıca, Suriye ile olası herhangi bir anlaşma için İsrail kamuoyunun desteğini kazanmak üzere iyi planlanmış bir kampanya başlatması da gerekiyor.
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة