İran, Fransa ve ABD’nin çekildiği Sahel bölgesindeki uranyuma göz mü dikti?

Paris'ten sonra Washington da Sahel bölgesinden çekilmeye hazırlanıyor

Nijer’in Agadez şehrindeki bir tören sırasında Nijer ve ABD bayraklarını göndere çeken askerler, Nisan 2018 (Alami)
Nijer’in Agadez şehrindeki bir tören sırasında Nijer ve ABD bayraklarını göndere çeken askerler, Nisan 2018 (Alami)
TT

İran, Fransa ve ABD’nin çekildiği Sahel bölgesindeki uranyuma göz mü dikti?

Nijer’in Agadez şehrindeki bir tören sırasında Nijer ve ABD bayraklarını göndere çeken askerler, Nisan 2018 (Alami)
Nijer’in Agadez şehrindeki bir tören sırasında Nijer ve ABD bayraklarını göndere çeken askerler, Nisan 2018 (Alami)

Muhammed eş-Şarki

ABD ile Nijer arasındaki ilişkiler, başkent Niamey'deki Vatanı Koruma Ulusal Konseyi’nin (CNSP) 2012 yılında Washington ile imzalanan güvenlik anlaşmasını askıya alma kararı sonrası ramazan ayında aniden kötüleşti. CNSP, ülkedeki yaklaşık bin 100 ABD deniz piyadesinin Nijer’i kalıcı olarak terk etmesi ve Batı Afrika ve Sahel bölgesinde faaliyet gösteren El Kaide, DEAŞ ve Cemaat Nusret el-İslam vel’Müslimin (CNIM) gibi örgütlere bağlı silahlı terörist grupların faaliyetlerini izlemek amacıyla ülkenin kuzeyinde, inşası yaklaşık 110 milyon dolara mal olan, en ileri teknolojilerle ve MQ-9 Reaper Silahlı İnsansız Hava Aracı (SİHA) sistemleriyle donatılan askeri üssün kapatılması çağrısında bulundu.

Nijer’de iktidarı elinde bulunduran askeri cunta CNSP, bu ani kararın nedenlerini tam olarak açıklamazken CNSP Sözcüsü Albay Amadou Abdramane tarafından devlet televizyonunda okunan bildiride, ordu komutanlarının Washington’ı ‘diplomasi ve güvenlik alanlarında yabancı ortaklarını seçme hakkını ellerinden almakla suçladıkları’ belirtildi.

ABD Dışişleri Bakanlığı Afrika İşlerinden Sorumlu Müsteşar Yardımcısı Molly Phee ve ABD Afrika Komutanlığı (AFRICOM) Komutanı General Michael Langley liderliğindeki diplomatlardan ve askerlerden oluşan bir heyet, mart ayı ortalarında Niamey'i ziyaret ederek CNSP yetkilileriyle bir araya geldi. Nijer Başbakanı ve Ekonomi ve Finans Bakanı Ali Mahamane Lamine Zeine ile görüşebilen heyet, ancak askeri cunta lideri General Abdurrahman Ticani ile görüşemedi. Bu da iki taraf arasındaki müzakerelerde derin anlaşmazlıklar olduğunun bir işareti olarak görüldü. Nijerli askeri kaynaklar, ABD’lilerin askeri cunta rejimini Rusya ve İran ile askeri üsler ve uranyum tedariki gibi alanlarda gizlice anlaşmalar yapmakla suçladıklarını söylediler. ABD’nin buna şiddetle karşı çıktığının ve dünyanın çeşitli bölgelerindeki çıkarlarına karşı tehdit olarak gördüğünün altını çizen kaynaklar, ABD’nin yaptırımları atlatmalarına izin vermemekte kararlı olduğunu vurguladılar.

İran ile anlaşma yapıldığı iddiası yalanlandı

İran’la Nijer uranyumunun tedarikine ilişkin gizli anlaşma yapıldığı iddialarını reddeden CNSP Sözcüsü Albay Abdramane, iddiayı ‘yalan’ olarak nitelendirerek ABD’lileri ‘başkalarıyla ilişkilerinde kibirli ve küçümseyici davranmakla’ suçladı. Batı ülkelerinin istihbarat birimleri, ‘Nijer'deki askeri cunta ile İranlı yetkililer arasındaki temaslar hakkında bilgi sahibi olduklarını’ daha açıklamışlardı. Washington ile Nijer'deki yeni askeri cunta arasındaki çatlak son zamanlarda daha da derinleşti.

Afrika uzmanı olan eski ABD Dışişleri Bakanlığı yetkilisi Aneliese Bernard, “Nijer ve Sahel bölgesinde yaşananlar, ABD’nin Ortadoğu’da ve dünyanın diğer bölgelerinde kötüleşen ilişkilerimizden ayrı düşünülemez. Bu aynı zamanda Batı Afrika ülkelerini de etkileyen bir durum” yorumunda bulundu.

Nijer’deki askeri kaynaklar: ABD’liler yeni cunta rejimini Rusya ve İran ile askeri üsler ve uranyum tedariki gibi alanlarda gizlice anlaşmalar yapmakla suçluyorlar.

Yerel kaynaklara göre CNSP’nin ABD ile daha önce imzalanan askeri anlaşmanın askıya alındığını duyurmasından birkaç gün sonra Fildişi Sahili’ne giden ve kişisel ve askeri malzemeler taşıyan bir ABD tırı alıkonuldu. Sahel bölgesi ülkelerinden çıkar sağlamak isteyen Batı ülkelerine karşı olan ülkelerle ilgili bilgilerin yayınlanmasının ardından taraflar arasında ihtilaf patlak verdi. Ancak Washington, İran’ın Nijer’in uranyum rezervlerine erişimini kabul edilemeyecek bir kırmızı çizgi olarak görüyor.

Avrupa Birliği (AB) Rusya’yı, kırılgan bir bölge olan Sahel bölgesinde istikrarı bozmak için paralı asker grubu Wagner üyelerini bölgeye göndermekle suçluyor ve Rusya’nın başkenti Moskova yakınlarındaki Crocus City Hall adlı konser binasına düzenlenen ve 137 kişinin ölümüne, yaklaşık 200 kişinin yaralanmasına neden olan son terör saldırısını gerçekleştiren teröristlerle aynı aşırılık yanlısı ideolojiden beslenen terör örgütlerinin yayılmasına atıfla bu durumun Avrupa’nın güvenliğine karşı olumsuz yansımaları olacağını vurguluyor.

Uranyum kırmızı çizgidir

New York Times gazetesi, Nijer'in Washington'la olan askeri işbirliği anlaşmasını askıya alma kararının, Niamey'de ABD'nin Rusya'yla askeri iş birliği ve Tahran'la uranyum tedariki ya da Tahran’ın Nijer'deki devasa uranyum rezervine erişimine izin verme anlaşması yapmasıyla ilgili endişelerin paylaşıldığı ve uyarıların yapıldığı toplantıların ve müzakerelerin ardından aldığını yazdı. ABD’li heyete Niamey’de İran'ın Nijer'in başta uranyum olmak üzere maden rezervlerinden faydalanmasına izin verilmeyeceğinin söylendiğini aktaran gazeteye göre mart ayı ortalarında yapılan görüşmeler ‘fırtınalı’ geçerken, Washington, askeri cunta rejiminin İran ile nükleer alanda herhangi bir iş birliği yapmasının kırmızı çizgi olduğunu vurguladı.

ABD'li yetkililer, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın (UAEA) son raporuna göre Tahran'ın zenginleştirilmiş uranyum üretimini yüzde 60'a çıkardığını ve Niamey’deki askeri cuntanın İran'ın küresel uranyum rezervinin yaklaşık yüzde 5'ini oluşturan Nijer uranyumuna erişimine izin vermesinden duydukları endişeyi dile getirdiler.

Küresel uranyum üretimi 2023 yılında 60,3 kilotona ulaşırken bu rakamın 2024 yılında yüzde 11,7 artması, 2030 yılında ise üretimin 77 kilotona yükselmesi bekleniyor. Paris ve Niamey arasında yaşanan krizin ardından Fransız Orano şirketi, Nijer’deki uranyum madenciliği faaliyetlerini durdurdu. Fransa'daki nükleer enerji santrallerine tedarik etmek üzere uranyum madenlerini işletme hakkına sahip olan şirket, bunun bakım amaçlı bir önlem olduğunu iddia etti.

Sfsfsf
Başkent Niamey'de, ABD askerlerinin Nijer'den ayrılması çağrısında bulunan bir pankart taşıyan göstericiler, 13 Nisan 2024 (AFP)

Öte yandan Tahran, Afrika bölgesindeki ülkelerle ilişkilerini anti-sömürgeci ve anti-emperyalist söylemlere dayandırarak Batılı güçlere karşı hoşnutsuzluğu, Ortadoğu'daki savaşları ve Gazze halkının yaşadığı trajediyi istismar ediyor.

Batı ülkeleri Afrika'dan sürülüyor

Avrupa toplumlarının terör eylemlerine karşı hassasiyeti, tıpkı İran'a uranyum tedarikinin kırmızı çizgi olması gibi, ABD'nin Sahel bölgesindeki askeri varlığının sonlandırılması da stratejik bir hata haline getiriyor. Fransa basını, radikal dinci terör saldırılarının Avrupa'da yeniden başlayabileceği konusunda uyarırken bu olasılık daha önceleri trajik terör olaylarına sahne olan Fransa, bu konuda Avrupa’nın en endişeli ülkesi oldu. Avrupalı kaynaklar, Sahel bölgesinde radikal grupların hareketlerini izlemek için bölgede askeri bir üsse sahip olan ABD’nin kendisine güvenen Avrupa’ya ihanet ettiğini söylediler.

Washington, İran’ın Nijer’in uranyum rezervlerine erişimini kabul edilemeyecek bir kırmızı çizgi olarak görüyor.

ABD, Fransa’nın Mali, Nijer ve Burkina Faso'daki askeri üslerinin kapatılması ve Almanya ve Danimarka’nın bu üslerdeki askerlerinin bölgeden ayrılmasından sonra Sahel bölgesindeki askeri varlığına son verdi. Nijer'de 2023 temmuzunda gerçekleşen askeri darbeden önce Batılı güçlerin çoğu Fransız ve ABD’li olmak üzere yaklaşık 2 bin 500 askeri vardı. Batılı güçler, Niamey'i güvensiz, ekonomik ve sosyal açıdan kötüleşen bölgede radikal dinci örgütler karşısında Batı’nın desteğinden vazgeçebilecek en son ülke olarak görüyorlardı.

Nefret söylemi

Washington merkezli bir araştırma enstitüsü olan Stimson Center'a göre Sahel bölgesideki son askeri darbeler ve ABD ile Avrupa'nın bölgedeki nüfuzunun azalması, İran'a Batı'ya düşman olan ve yeni bir Küresel Güney’in doğması çağrısı yapan bazı Afrika ülkeleriyle jeopolitik ortaklığını güçlendirme fırsatı sundu. Stimson Center tarafından hazırlanan rapor, İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi'nin Venezuela, Nikaragua ve Küba gibi Soğuk Savaş döneminde ABD karşıtı kampta yer alan ülkelere ardından Uganda, Zimbabve, Kenya ve Cezayir’e yaptığı ziyaretler sırasında ‘vahşi emperyalist sömürgeciliğe’ karşı direnişe övgüde bulunan bazı Sahra altı ülkelerinde yaptığı konuşmalarda kullandığı söyleme dayandırıldı.

İran'ın başarısız devletleri sömürmesi

Tahran, Irak, Suriye, Husilerin olduğu Yemen ve Hizbullah’ın olduğu Lübnan örneklerinde olduğu gibi, başarısız olmuş ya da çökmüş devletleri ideolojik, doktriner ve güvenlik açısından kontrol etmek için bu yönteme sık sık başvuruyor. Tahran şu anda aynı deneyimi, Batı Afrika Devletleri Ekonomik Topluluğu (ECOWAS) ile Mali, Nijer ve Burkina Faso'dan oluşan Sahel Devletleri İttifakı arasında ortaya çıkan yeni anlaşmazlıkların ardından bölgesel bir siyasi boşlukla bir araya gelen zorlu ekonomik ve sosyal koşullar ve güvenlik kırılganlığıyla karşı karşıya olan Sahel ülkelerinde tekrarlamak istiyor. Mali, Nijer ve Burkina Faso, 2020 yılından bu yana Fransa'dan uzaklaşmalarını sağlayan askeri darbelerden sonra Rusya ve Çin ile güçlü bağlar kurdular. Tahran, Frankofon bir bölgede bir tür jeopolitik meydan okuma olarak açıkça sahneye çıkan Moskova ve Pekin'in aksine kendisine yönelik tecridi kademeli olarak kırmak için çalışmalarını perde arkasından yürütüyor.

Uranyum İşleme
Fransız endüstri grubu AREVA’nın Nijer'deki Arlit madeni yakınlarındaki Sommer Uranyum İşleme Tesisinden bir fotoğraf, Şubat 2005 (AFP

Bunun yanında sömürgeci yöneticilerin ve güçlerin suç ortaklığıyla onlarca yıl ekonomik olarak sömürülen ve bundan dolayı öfkeli olan yoksul ve ötekileştirilmiş bir halka hitap etmek için Avrupa sömürgeciliğine karşı düşmanlık istismar ediliyor.

Kağıt üzerindeki projeler

İran ve Burkina Faso arasında geçtiğimiz ekim ayında enerji, inşaat ve üniversite eğitimi alanlarında mutabakatlar imzalandı. İran Mali'de bilimsel araştırma ve teknoloji alanlarında üniversiteler ve eğitim enstitüleri kurmayı planlıyor. Fransa merkezli Uluslararası Stratejik Araştırmalar Uygulama ve Araştırma Merkezi’nden (IRIS) ekonomist Thierry Coville, İran'ın Mali'de bilimsel araştırma ve teknoloji alanlarında üniversiteler ve eğitim enstitüleri kurma projeleriyle ilgili değerlendirmesinde, “İranlılar onlarca mutabakat imzaladılar, ama bunların hiçbiri uygulamaya geçmeyecek. Çünkü Tahran bu projeleri, Sahel bölgesi ülkelerinde uygulamak için gerekli finansmana sahip değil ve nüfusun yapısını bilmiyor” şeklinde konuştu.

Tahran, Irak, Suriye, Husilerin olduğu Yemen ve Hizbullah’ın olduğu Lübnan örneklerinde olduğu gibi, başarısız olmuş ya da çökmüş devletleri ideolojik, doktriner ve güvenlik açısından kontrol etmek için bu yönteme sık sık başvuruyor.

Öte yandan Fransa basınına konuşan Nijer hükümetinden bir kaynak, “Türkiye ve Fas ile çok eskilere dayanan köklü ilişkilerimiz var. Türkiye, Afrika'da artan bir nüfuza ve önemli askeri yeteneklere sahip. Fas'ın ise bağımsızlığından bu yana bizimle kültürel bir bağı ve iyi ekonomik ilişkileri söz konusu” ifadelerini kullandı.



Suudi Kalkınma Fonu, 1,5 milyar dolarlık finansmanla Suriye’de toparlanma sürecini hızlandırıyor

Suudi Kalkınma Fonu heyeti, Suriye Maliye Bakanı Muhammed Yesir Berniyye ile görüşmesi sırasında (Suriye Maliye Bakanlığı)
Suudi Kalkınma Fonu heyeti, Suriye Maliye Bakanı Muhammed Yesir Berniyye ile görüşmesi sırasında (Suriye Maliye Bakanlığı)
TT

Suudi Kalkınma Fonu, 1,5 milyar dolarlık finansmanla Suriye’de toparlanma sürecini hızlandırıyor

Suudi Kalkınma Fonu heyeti, Suriye Maliye Bakanı Muhammed Yesir Berniyye ile görüşmesi sırasında (Suriye Maliye Bakanlığı)
Suudi Kalkınma Fonu heyeti, Suriye Maliye Bakanı Muhammed Yesir Berniyye ile görüşmesi sırasında (Suriye Maliye Bakanlığı)

Suudi Kalkınma Fonu (SFD) İcra Kurulu Başkanı Sultan bin Abdurrahman el-Murşid başkanlığındaki heyet, Suriye Enerji Bakanı Muhammed el-Beşir ve bakanlık yetkilileriyle elektrik ve su sektörlerinde öncelikli projeleri görüştü. Görüşmelerde toplam değeri 250 milyon dolar olan dört proje ele alınırken, bu projelerin farklı sektörleri kapsayan ve toplam hacmi aşamalı olarak 1,5 milyar dolara kadar çıkabilecek finansman paketinin parçası olduğu belirtildi. El-Murşid, Şarku’l Avsat gazetesine yaptığı açıklamada, öncelikli projelerin finansmanı için Suriye hükümetiyle “yakın zamanda” kalkınma anlaşmaları imzalanacağını söyledi.

Heyetin Salı günü başlayan ve üç gün sürecek Suriye ziyareti kapsamında, çeşitli bakanlar ve kurum başkanlarıyla bir araya gelinerek farklı kalkınma sektörlerindeki öncelikli projelerin finansmanı ve fonun Suriye’de ekonomik ve sosyal kalkınmaya katkısı ele alınıyor.

gthyuj
Suudi Kalkınma Fonu heyetinin, Suriye Enerji Bakanı Muhammed el-Beşir ile gerçekleştirdiği görüşmeden bir kare (Şarku’l Avsat)

Ziyaret programı çerçevesinde heyet, Çarşamba günü Şam’daki Enerji Bakanlığı’nda Enerji Bakanı ile görüştü. Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, görüşmede elektrik ve su sektörlerindeki öncelikli projelerin ele alındığı ve önümüzdeki aşamada desteklenebilecek alanların belirlenmesi için koordinasyon sağlandığı ifade edildi.

Daha sonra Enerji Bakan Yardımcıları İbrahim el-Addehan (Planlama ve Kurumsal Mükemmellik) ile Usame Ebu Zeyd (Su Kaynakları) ve elektrik, su ve kanalizasyon sektörlerinden yetkililerin katılımıyla kapsamlı bir toplantı gerçekleştirildi. Toplantıda, bakanlığın önceliklerinin belirlenmesi amacıyla bir dizi hizmet ve kalkınma projesi değerlendirildi.

dfgth
El-Murşid, Şarku’l Avsat açıklamalarda bulundu (Şarku’l Avsat)

Gündeme gelen projeler arasında Halep Termik Santrali’nin bakım ve rehabilitasyonu yoluyla azami üretim kapasitesine çıkarılması, tüm illerde kurumlara yönelik ön ödemeli akıllı su sayaçlarının tedariki ve kurulumu, Fırat Nehri’nden Deyrizor’dan Humus ilindeki Tedmur ve Hesiya bölgelerine su taşınması projesi ile Halep kırsalındaki Bab ve Tadif ovalarının sulanması yer aldı. Bu projelerin su kaynaklarının iyileştirilmesine ve tarım sektörünün desteklenmesine katkı sağlaması hedefleniyor.

Enerji Bakanlığı, ziyaretin ihtiyaçların belirlenmesi amacı taşıdığını ve ilerleyen aşamada Maliye Bakanlığı ile koordinasyon toplantısı yapılarak desteklenecek öncelikli projelerin seçileceğini açıkladı.

Suudi Kalkınma Fonu İcra Kurulu Başkanı el-Murşid, Şarku’l Avsat’a yaptığı özel açıklamada, ziyaretin Suriye ile farklı kalkınma sektörlerinde iş birliği fırsatlarını değerlendirmeyi amaçladığını belirterek, fonun Suriye’de ekonomik ve sosyal kalkınmaya katkı sunmayı ve istikrarı desteklemeyi hedeflediğini vurguladı. El-Murşid, öncelikli ve hayati sektörlerdeki projelerin finansmanı için yakın zamanda anlaşmaların imzalanacağını yineledi.

cdfgy
Suudi Kalkınma Fonu heyeti, Suriye Maliye Bakanı Muhammed Yesir Berniyye ile görüşmesi sırasında (Suriye Maliye Bakanlığı)

Enerji Bakan Yardımcısı Usame Ebu Zeyd ise projelerin “erken toparlanma süreci ve halka sunulan hizmetlerin iyileştirilmesi açısından önemli ve acil” olduğunu ifade etti. Bab ve Tadif ovalarının sulama projesinin 6 bin 600 hektardan fazla alanı kapsadığını, Halep Termik Santrali’nin rehabilitasyonunun ise elektrik üretimine 600 kilovatlık katkı sağlayacağını belirten Ebu Zeyd, savaşta zarar gören köy ve kasabalardaki 157 su istasyonunun yeniden rehabilite edileceğini, akıllı ön ödemeli sayaçların da tüketimi rasyonelleştirerek hizmet kalitesini artıracağını söyledi.

Toplam değeri 250 milyon dolara ulaşan bu projelere Suudi Kalkınma Fonu’nun olumlu yaklaştığını belirten Ebu Zeyd, yazışma süreçlerinin tamamlanmasının ardından finansmanın kısa sürede onaylanacağını kaydetti.

Suudi Kalkınma Fonu heyeti, Salı günü ayrıca Maliye Bakanı Yeser Berniye ile bir araya gelerek, hayati sektörlerdeki devlet projelerini desteklemek amacıyla yüksek hibe unsuru içeren uygun koşullu finansman imkanlarını görüştü. Berniye, LinkedIn hesabından yaptığı paylaşımda, ziyaretin sonunda aşamalı olarak finanse edilecek ve toplam hacmi 1,5 milyar dolara ulaşabilecek proje listesi üzerinde mutabakata varılmasını umduğunu ifade etti.

gthy
Suudi Kalkınma Fonu heyeti, Suriye Milli Eğitim Bakanı Dr. Muhammed Abdurrahman Terko ile bir araya geldi (SFD)

Berni’ye göre projeler başta sağlık ve eğitim olmak üzere, hastane ve okulların rehabilitasyonu ve donatımını; enerji ve su alanında elektrik iletim trafo merkezleri ve su arıtma tesislerinin kurulmasını; ayrıca konut, afet yönetimi ve iletişim sektörlerini kapsıyor. Bunun yanı sıra mikro, küçük ve orta ölçekli işletmelerin finansmanına destek verilerek çeşitli kalkınma bölgelerinde istihdam yaratılması hedefleniyor.

Berni, bu projelere ilişkin ön değerlendirme sunumunun, Maliye Bakanlığı’nın hafta başında düzenlediği ve “Kampsız Suriye” projesini desteklemeyi amaçlayan çalıştay kapsamında, çeşitli bakanlıklar ve yerel yönetimlerle iş birliği içinde hazırlandığını belirtti.

Heyetin temasları kapsamında Sağlık Bakanı Musab el-Ali ile 2026-2028 yıllarını kapsayan plan çerçevesinde hayati sağlık projelerinin finansmanı, Eğitim Bakanı Muhammed Abdurrahman Terko ile de eğitim alanında iş birliğinin güçlendirilmesi konuları ele alındı.

Suudi Kalkınma Fonu, Salı günü yaptığı açıklamada, ziyaretin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine katkı ve Suriye’de kalkınma girişimlerini destekleme açısından önem taşıdığını vurguladı. Fon, 1974’teki kuruluşundan bu yana 100’den fazla gelişmekte olan ülkede 800’ün üzerinde projeyi 22 milyar doları aşan finansmanla destekledi.

Suudi Arabistan, 8 Aralık 2024’te Beşşar Esad yönetiminin devrilmesinin ardından “yeni Suriye”ye çeşitli alanlarda destek sağlamayı sürdürüyor. Suriye Uluslararası Fuarlar ve Sergiler Kurumu Başkanı Muhammed Hamza da, 15-17 Aralık’ta Suudi Arabistan’da düzenlenen “Made in Saudi” fuarında yaptığı açıklamada, 2025 yılı içinde Suudi Arabistan’ın Suriye’deki yatırımlarının farklı sektörlerde 6,6 milyar doları aştığını bildirdi.


El-Alimi, Aden, Hadramut ve Mehra’da üst düzey isimleri görevden aldı

Hadramut’un en büyük kenti Mukalla’da “Vatan Kalkanı” güçlerine bağlı Yemenli askerler (Reuters)
Hadramut’un en büyük kenti Mukalla’da “Vatan Kalkanı” güçlerine bağlı Yemenli askerler (Reuters)
TT

El-Alimi, Aden, Hadramut ve Mehra’da üst düzey isimleri görevden aldı

Hadramut’un en büyük kenti Mukalla’da “Vatan Kalkanı” güçlerine bağlı Yemenli askerler (Reuters)
Hadramut’un en büyük kenti Mukalla’da “Vatan Kalkanı” güçlerine bağlı Yemenli askerler (Reuters)

Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, bugün (Çarşamba) otoriteyi güçlendiremeye yönelik bir dizi askerî kararname yayımladı. Kararlar; görevden almalar, soruşturmaya sevkler ve kritik askerî, güvenlik ve yerel makamlara yeni atamaları kapsadı. Bu adımlar, hızla değişen siyasi ve güvenlik gelişmeleri karşısında devlet kurumlarını yeniden disipline etme ve hukukun otoritesini güçlendirme yönünde kararlı bir tutum olarak değerlendirildi.

2026 yılına ait 7 sayılı kararnameyle, İkinci Askerî Bölge Komutanı Tümgeneral Talib Said Abdullah Bercâş görevden alınarak yasal prosedürler kapsamında soruşturmaya sevk edildi. Aynı kararla Mehra vilayetinde Gayda Ekseni Komutanı ve Askerî Polis Tugayı Komutanı Tümgeneral Muhsin Ali Nasır Mersâ da görevinden alındı ve soruşturma kapsamına alındı.

Askerî komuta kademesinin yeniden yapılandırılması çerçevesinde yayımlanan 2026 tarihli 8 sayılı kararnameyle, Tümgeneral Muhammed Ömer Avad el-Yemini İkinci Askerî Bölge Komutanlığına atanırken, Tuğgeneral Salim Ahmed Said Baslum bölgenin Kurmay Başkanı olarak görevlendirildi. Ayrıca Albay Murad Hamis Kerâme Said Bahle, rütbesi tuğgeneralliğe yükseltilerek İkinci Askerî Bölge Askerî Polis Tugayı Komutanı olarak atandı.

efgjukıhy
Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi (SABA)

2026 yılına ait 9 sayılı kararnameyle ise Salim Ali Saad Ahmed Mihbâl Kedde, rütbesi tuğgeneralliğe yükseltilerek Gayda Ekseni Komutanı olarak görevlendirildi. Bu adımın Mehra vilayetinde güvenlik ve istikrarın güçlendirilmesini hedeflediği belirtildi.

Geçici başkent Aden’de ise Başkanlık Konseyi’nin 2026 tarihli 5 sayılı kararıyla Devlet Bakanı ve Aden Valisi Ahmed Hamid Lamlis görevden alındı ve soruşturmaya sevk edildi. Bunu izleyen 6 sayılı kararla, Abdurrahman Şeyh Abdurrahman el-Yafii, Aden’in yeni valisi olarak atandı.

Kararnameler kapsamında ayrıca, 2026 yılına ait 10 sayılı kararla Tuğgeneral Halid Yeslem Ali el-Kasemi, İkinci Cumhurbaşkanlığı Özel Muhafız Tugayı Komutanlığına atandı.

Başkanlık Konseyi’nin aldığı kararların, bir yandan daha önce Hadramut Valisi Salim el-Humbişi tarafından alınan görevden alma ve görevlendirme kararlarını resmîleştirmeyi, diğer yandan ise Güney Geçiş Konseyi’nin tek taraflı askerî hamlelerine destek verdiği belirtilen bazı askerî ve güvenlik yetkililerini cezalandırmayı amaçladığı ifade edildi.

Öte yandan Başkanlık Konseyi, çarşamba günü Aydarus ez-Zübeydi’nin “vatana ihanet” suçlamasıyla Başkanlık Konseyi üyeliğini düşürdü. Aynı kapsamda, Zübeydi’ye destek verdikleri ve isyana katıldıkları gerekçesiyle Ulaştırma Bakanı ile Planlama ve Uluslararası İşbirliği Bakanı da görevden alındı.


Jüpiter'in uydusu Europa'da yaşam olma ihtimali suya mı düştü?

Europa'nın 100 kilometre derinliğe sahip okyanusunun üstünde 15-25 kilometre kalınlığında buz kabuğu olduğu düşünülüyor (NASA)
Europa'nın 100 kilometre derinliğe sahip okyanusunun üstünde 15-25 kilometre kalınlığında buz kabuğu olduğu düşünülüyor (NASA)
TT

Jüpiter'in uydusu Europa'da yaşam olma ihtimali suya mı düştü?

Europa'nın 100 kilometre derinliğe sahip okyanusunun üstünde 15-25 kilometre kalınlığında buz kabuğu olduğu düşünülüyor (NASA)
Europa'nın 100 kilometre derinliğe sahip okyanusunun üstünde 15-25 kilometre kalınlığında buz kabuğu olduğu düşünülüyor (NASA)

Bilim insanları, Güneş Sistemi’nde yaşam barındırma ihtimali en yüksek gökcisimlerinden birinin bu koşulları sağlamadığını öne sürdü.

Jüpiter'in bilinen 95 uydusu var ancak bunlardan biri bilim insanlarından özel ilgi görüyor. Buz yüzeyinin altında devasa bir okyanus olan Europa, yaşam arayışında önemli bir hedef konumunda.

Europa'nın, Ay'dan biraz küçük olmasına karşın Dünya'daki tüm okyanusların toplamından daha fazla su içerdiği tahmin ediliyor. Bu okyanusta yaşamın ortaya çıkması ihtimalini araştırmak üzere NASA, 2024'te uyduya bir sonda göndermişti. Europa Clipper adlı aracın 2030'da uyduya ulaşarak yakın geçişler yapması planlanıyor.

Bununla beraber yaşam için gerekli tek şey su değil. Bilim insanları organik kimyasallar ve enerjiye de ihtiyaç olduğuna dikkat çekiyor.

Örneğin Dünya'daki yaşamın, birkaç milyar yıl önce deniz tabanındaki hidrotermal bacaların etrafındaki ortamda ortaya çıkmış olduğu düşünülüyor.

Ancak bulguları hakemli dergi Nature Communications'ta dün (6 Ocak) yayımlanan çalışmaya göre Europa böyle bir ortamdan mahrum olabilir.

Washington Üniversitesi St. Louis kampüsünden Paul Byrne ve ekibi, Europa'nın okyanus tabanındaki tektonik ve volkanik aktivite ihtimalini inceledi. Bu aktiviteler, Dünya'da kaya ve deniz suyu arasındaki etkileşimleri kolaylaştırarak yaşam için gereken besin maddelerini ve kimyasal enerjiyi üretiyor.

Araştırmacılar uydunun büyüklüğünü ve kaya çekirdeğinin yapısını göz önüne alarak hesaplama yaptı. Analizin ardından deniz tabanının tektonik ve volkanik aktiviteye izin vermeyecek kadar sert ve durağan olduğu sonucuna vardılar.

Europa'nın buz tabakasının altında Dünya’dakine benzer bir kaya çekirdek var.. Ancak bilim insanları gezegenin çekirdeği hâlâ yanarken, uydunun çekirdeğinden gelen ısının milyarlarca yıl önce dışarı kaçmış olması gerektiğini öne sürüyor.

Byrne, "Eğer o okyanusu uzaktan kumandalı bir denizaltıyla keşfedebilseydik, deniz tabanında yeni kırıklar, aktif volkanlar veya sıcak su püskürmeleri görmeyeceğimizi tahmin ediyoruz" diyerek ekliyor: 

Jeolojik açıdan orada pek bir şey olmuyor. Oradaki her şey sessiz olmalı. 

Ekip, Jüpiter'in uyguladığı kütleçekim kuvvetinin yaşam için gereken enerjiyi üretip üretmediğini de analiz etti. Örneğin gezegenin, Io uydusuna uyguladığı kuvvet burada güçlü gelgit kuvvetleri oluşturarak sürtünme ve ısı üretiyor. Hatta Io, Güneş Sistemi'nde volkanik açıdan en aktif cisim konumunda.

Ancak çalışmaya göre Europa'nın yörüngesi nispeten istikrarlı ve gezegene uzak olduğundan, bu türden gelgit kuvvetleri oluşması pek muhtemel değil.

Byrne, "Europa'da muhtemelen bir miktar gelgit ısınması var ve bu yüzden tamamen donmuyor" diye açıklıyor: 

Ve uzak geçmişte çok daha fazla ısınma yaşanmış olabilir. Ancak bugün Io'da gördüğümüz gibi yüzeyden fışkıran buz volkanları Europa'da yok ve hesaplamalarımız, gelgitlerin deniz tabanında herhangi bir önemli jeolojik aktiviteyi tetikleyecek kadar güçlü olmadığını gösteriyor.

Yine de bilim insanları Europa'da yapılacak keşiflerle ilgili heyecanlı. Georgia Üniversitesi'nden makalenin ortak yazarı Christian Klimczak şu ifadeleri kullanıyor:

Jeoloji Güneş Sistemi'nde benzer şekilde işlese de keşfettiğimiz her cismin kendine özgü bir süreci olduğu bulundu. Europa hakkında bildiklerimiz göz önüne alındığında, Dünya dışı yaşam aramak için en iyi yer hâlâ orası.

Independent Türkçe, Reuters, EurekAlert, Nature Communications