Saudi Aramco Başkanı enerji güvenliğini sağlamaya yönelik çabaların güçlendirilmesi ihtiyacını vurguladı

Saudi Aramco Başkanı ve CEO’su Emin en-Nasır, Rotterdam'daki Dünya Enerji Kongresi oturumunda (Şarku’l Avsat)
Saudi Aramco Başkanı ve CEO’su Emin en-Nasır, Rotterdam'daki Dünya Enerji Kongresi oturumunda (Şarku’l Avsat)
TT

Saudi Aramco Başkanı enerji güvenliğini sağlamaya yönelik çabaların güçlendirilmesi ihtiyacını vurguladı

Saudi Aramco Başkanı ve CEO’su Emin en-Nasır, Rotterdam'daki Dünya Enerji Kongresi oturumunda (Şarku’l Avsat)
Saudi Aramco Başkanı ve CEO’su Emin en-Nasır, Rotterdam'daki Dünya Enerji Kongresi oturumunda (Şarku’l Avsat)

Saudi Aramco Başkanı ve CEO’su Emin en-Nasır, Rotterdam'da düzenlenen 26. Dünya Enerji Kongresi'ndeki (WEC) oturumda enerji güvenliğinin sağlanmasına yönelik çabaların güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

Nasır, enerji dönüşümü konusunda iyimser olmakla birlikte ham petrole olan talebin güçlü kalmaya devam ettiğini söyledi. Nasır ayrıca, küresel enerji talebinin yüzde 80'inin 2050 yılına kadar Küresel Güney'den geleceği öngörüsünde bulundu.

Saudi Aramco Başkanı, “Yenilenebilir enerji kaynaklarını teşvik etmek için trilyonlarca dolar harcadık, ancak elimize geçen daha yüksek emisyonlar oldu. Yükselen petrol ve gaz fiyatları kömüre olan talebi arttırıyor. Satın alınabilirlik kritik hale geldi” değerlendirmesinde bulundu.

Emisyonların azaltılması için daha fazla destek sağlanması gerektiğinin altını çizen Nasır, emisyonların mali teşviklerle azaltılabileceğini belirterek, emisyon azaltımı için ülkeler arasında mali destek konusunda bir eşitsizlik olduğunu ifade etti



Dune'daki kumsolucanlarına benzeyen tarih öncesi bir hayvan tanımlandı

Solucanın deniz tabanında akordiyon gibi ilerlediği düşünülüyor (Richie Howard/Luke Parry)
Solucanın deniz tabanında akordiyon gibi ilerlediği düşünülüyor (Richie Howard/Luke Parry)
TT

Dune'daki kumsolucanlarına benzeyen tarih öncesi bir hayvan tanımlandı

Solucanın deniz tabanında akordiyon gibi ilerlediği düşünülüyor (Richie Howard/Luke Parry)
Solucanın deniz tabanında akordiyon gibi ilerlediği düşünülüyor (Richie Howard/Luke Parry)

Bilim insanları yaklaşık 425 milyon önce yaşamış bir solucan türü tanımladı. 

Araştırmacıların Radnorscolex latus adını verdiği solucanın fosilleri, Birleşik Krallık'ın Herefordshire bölgesinde neredeyse 100 yıl önce keşfedilmişti. Ancak teknolojik yetersizlikler nedeniyle türün tanımlanması mümkün olmamıştı. 

Londra Doğa Tarihi Müzesi'nden bilim insanlarıysa gelişmiş tarama teknikleriyle solucanı tanımlamakla kalmadı, yaşantısına da ışık tuttu. 

Yaklaşık 425 milyon yıl önce yaşayan deniz solucanının, bölge sular altındayken okyanus tabanında yaşadığı düşünülüyor. 

Bilim insanları yaptıkları analizde, bu canlının boğazını dışarı itebildiğini ve bu sayede avlarını yakalayıp yediğini tespit etti. 

Frank Herbert'ın Dune serisinde anlatılan ve Denis Villeneuve'ün bu romanlardan uyarladığı filmlerinde de görülen kumsolucanına benzetilen Radnorscolex latusun pek yiyecek ayırt etmediği düşünülüyor. 

Papers in Palaeontology adlı hakemli dergide çarşamba günü yayımlanan çalışmanın başyazarı Dr. Richie Howard, bu etobur yırtıcı hakkında "Beslenme konusunda çok seçici olmadıklarını ve muhtemelen boğazlarını çamura sokup bulabildikleri her şeyi yakaladıklarını düşünüyoruz" diyerek şöyle ekliyor:

Bu açıdan kesinlikle Dune'daki kum solucanlarını akla getiriyor.

Bilim insanları solucanın keskin dişleri ve kafasında kancaları olduğunu buldu. Radnorscolex latus bunları muhtemelen kendini yere sabitleyip vücudunu ileri doğru sürüklemek için kullanıyordu. Ayrıca yırtıcı bir hayvan olmasına karşın boyunun sadece 8 santimetre olduğu tespit edildi.

Palaeoscolecid adlı solucan benzeri bir gruba ait olduğu saptanan Radnorscolex latusun fosilinin uzun süre korunması da bundan kaynaklanıyor. 

İklim ve deniz seviyesi değişikliklerinden dolayı yaklaşık 400 milyon yıl önce nesli tükenen palaeoscolecidlerin, çok sert derileri olması çürümeye daha iyi direnmelerini sağlıyor. 

Bilim insanları yeni çalışmanın, bu hayvan grubu üzerine yapılacak başka araştırmalara temel oluşturmasını umuyor. 

Independent Türkçe, Guardian, IFL Science, Papers in Palaeontology


YouTuber'larla ilişki komşu veya iş arkadaşlarından daha çok mutlu ediyor

Araştırmalar, parasosyal ilişkilerin güven veren ve onaylayan bir etki yarattığını gösteriyor (Pexels)
Araştırmalar, parasosyal ilişkilerin güven veren ve onaylayan bir etki yarattığını gösteriyor (Pexels)
TT

YouTuber'larla ilişki komşu veya iş arkadaşlarından daha çok mutlu ediyor

Araştırmalar, parasosyal ilişkilerin güven veren ve onaylayan bir etki yarattığını gösteriyor (Pexels)
Araştırmalar, parasosyal ilişkilerin güven veren ve onaylayan bir etki yarattığını gösteriyor (Pexels)

YouTuber'larla kurulan ilişkinin komşu veya iş arkadaşlarından daha mutlu ettiği bulundu. 

Essex Üniversitesi'nden araştırmacılar, ABD ve Birleşik Krallık'tan 16 yaş ve üstü binden fazla katılımcının iki taraflı ve parasosyal ilişkilerine bakışını değerlendirmek için üç çalışma yürüttü. 

Psikolojide parasosyal ilişki, bir kişinin hiç tanışmadığı biriyle arasında güçlü bir bağ hissetmesini ifade ederken buna ünlülerle kurulan ilişki örnek verilebilir. 

Araştırmacılar ilk iki çalışmada güçlü parasosyal ilişkilere sahip kişilerin bunları, nispeten zayıf iki taraflı ilişkilere göre duygusal açıdan daha doyurucu bulduğunu kaydetti. Bu zayıf ilişkiler arasında komşu ve iş arkadaşları sayılabilirken, parasosyal ilişkiler de YouTuber veya diğer içerik üreticilerini içeriyordu. 

Scientific Reports adlı bilimsel dergide yayımlanan çalışmaya göre katılımcıların yüzde 52'si güçlü bir parasosyal ilişkisi olduğunu aktarırken, yüzde 36'sı da bir YouTuber'a yakın hissettiğini belirtti.

Araştırmacılar ayrıca bu tek taraflı yakın ilişkilerin sadece genç veya yalnız kişilere has olmadığını, her yaştan katılımcının kurgusal bir karakter veya ünlü biriyle bağ hissettiğini ifade ediyor.

Üçüncü çalışmadaysa katılımcıların, duygusal desteğe ihtiyaç duydukları bir zamanda parasosyal ilişkilere başvurup başvurmayacağı anlaşılmaya çalışıldı. 

Bunun için katılımcılardan güçlü bir ilişkiye sahip oldukları biriyle yaşadıkları ve kendilerini incinmiş ya da desteklenmiş hissettikleri bir deneyim hakkında yazmaları istendi. Ardından katılımcılara en iyi şekilde tanıdıklarını düşündükleri YouTuber'ın kim olduğu ve bu kişinin ihtiyaç anlarında ne kadar yardım edeceğini düşündüklerini söylemeleri istendi.

Araştırmanın yazarlarından Dr. Veronica Lamarche, bazı kişilerin parasosyal ilişki kurdukları kişinin yardım eli uzatacağına iyice inandığını söylüyor. 

Öte yandan çalışmanın genelinde, en destekleyici ilişkilerin bunlar olmadığı görüldü. Duygusal partner veya yakın arkadaşlarla kurulan ilişkilerin en çok yardım eden ve en etkili ilişkiler olarak görüldüğü kaydedildi. 

Araştırmacılar yine de parasosyal ilişkilerin önemli bir rol oynadığını söylerken Dr. Lamarche "Bu parasosyal ilişkiler, garanti bir güvenli sığınak sunuyor" diyerek bu durumu açıklıyor:

Belki elinizi sevdiğiniz biri gibi tutamazlar ama sizi reddedemezler ya da sizin için çok meşgul olduklarını da söyleyemezler. Çünkü onlara kendi istediğiniz zamanda ve kendi koşullarınızda erişiyorsunuz. Bence bu ilişkilerin gücünün ve çekiciliğinin bir parçası da bu; bir anlamda her zaman ulaşılabilir birilerinin olması.

Dr. Lamarche ayrıca sosyal medya fenomenlerinin takipçilerine yakınlık hissettmesinin de normal olduğunu ve burada karşılıklı bir saygı içeren bir ilişki kurulduğunu söylüyor. Fakat yine de bu durum, bu ilişkilerin tek taraflı doğasını değiştirmiyor:

Karşılıklı bir saygı sözkonusu ancak bu ilişki tek taraflı, yani takipçilere aktif bir şekilde yardım eli uzatmıyorlar.

Independent Türkçe, BBC, IFL Science, Scientific Reports


"Sihirli mantar" tedavisi anoreksiya için umut oldu

Anoreksiya en çok ergenlik çağındaki genç kızlarda görülüyor (Pexels)
Anoreksiya en çok ergenlik çağındaki genç kızlarda görülüyor (Pexels)
TT

"Sihirli mantar" tedavisi anoreksiya için umut oldu

Anoreksiya en çok ergenlik çağındaki genç kızlarda görülüyor (Pexels)
Anoreksiya en çok ergenlik çağındaki genç kızlarda görülüyor (Pexels)

Yeme bozukluğu anoreksiya nervoza tedavisinde saykodelik bir madde olan psilosibin kullanılabilir. Araştırmacılar sıçan deneylerinde umut verici sonuçlar elde etti. 

Psikiyatrik hastalıklar arasında en yüksek ölüm oranlarından birinin görüldüğü anoreksiya, çok az yemek yiyip çok fazla hareket etme sonucu aşırı kilo kaybedilmesiyle tanımlanıyor. 

Daha önceki bazı çalışmalarda psilosibinin bu rahatsızlığın tedavisinde kullanılma potansiyeli taşıdığı görülmüştü. Ayrıca saykodelik maddelerin, depresyon ve anksiyete gibi zihin sağlığı sorunlara iyi gelebildiği  de bulunmuştu.

Halk arasında sihirli mantar diye bilinen Psilocybe mantarlarından elde edilen psilobisin maddesinin, anoreksiyanın tanımlayıcı özellikleri arasında sayılan esnek düşünememe açısından olumlu sonuçları olduğu kaydedilmişti.

Molecular Psychiatry adlı bilimsel dergide yayımlanan araştırmadaysa, saykodelik maddenin bu amaçla kullanıldığında beyinde nasıl bir etki yarattığı bulunmaya çalışıldı. 

Araştırmacılar bu amaçla dişi sıçanlara kısıtlı miktarda yiyecek verirken, hamster tekerleğine yani egzersize sınırsız erişmelerine olanak tanıdı. Sıçanların bir kısmına psilosibin verildi ve kontrol grubuna verilmedi. 

Düşük miktarda psilosibin verilen sıçanların kilo kaybına karşı daha iyi direnç gösterdiği saptandı. 

Bilim insanları yiyeceğe kısıtlı erişimleri olsa bile bu maddeyi alan sıçanların sağlıklı bir kiloda kalmayı başardığını kaydetti. Daha sonra yapılan öğrenme testlerindeyse bu hayvanların bilişsel esnekliğinin geliştiği de görüldü. 

Ayrıca psilosibinin beyindeki bir mekanizmaya etki ederek "anoreksik düşünce biçiminin" daha esnek hale gelmesini sağladığını bulan araştırmacılar, bunun hedefe yönelik tedavilerin önünü açabileceğini düşünüyor.

Öte yandan araştırmadaki bütün sıçanlarda aynı etkiler gözlemlenmedi. Bu nedenle daha fazla çalışmaya ihtiyaç duyulurken insanlarda da aynı etkiyi gösterip göstermeyeceğinin saptanması gerekiyor.

Halihazırda anoreksiya tedavisinde antidepresanlar sıkça tercih ediliyor. Fakat araştırmayı yürüten Dr. Claire Foldi bunların anoreksiyadan muzdarip, düşük kilolu kişilerdeki klinik semptomları iyileştirmediğini söylüyor:

Bilişsel açıdan esnek olamama, bu rahatsızlığın ayırt edici bir özelliği ve genellikle anoreksiya nervoza semptomları belirginleşmeden önce ortaya çıkıyor ve kilonun geri kazanılmasından sonra da devam ediyor. Bu nedenle bu semptom, terapötik müdahalede birincil hedef haline geliyor.

Independent Türkçe, Science Alert, MedicalXpress, Molecular Psychiatry


Yeni biyografik film gösterime girer girmez izleyicilerin kalbini çaldı

Sight, Ming Wang'ın 2016 tarihli otobiyografisi From Darkness to Sight'a (Karanlıktan Aydınlığa) dayanıyor (Angel Studios)
Sight, Ming Wang'ın 2016 tarihli otobiyografisi From Darkness to Sight'a (Karanlıktan Aydınlığa) dayanıyor (Angel Studios)
TT

Yeni biyografik film gösterime girer girmez izleyicilerin kalbini çaldı

Sight, Ming Wang'ın 2016 tarihli otobiyografisi From Darkness to Sight'a (Karanlıktan Aydınlığa) dayanıyor (Angel Studios)
Sight, Ming Wang'ın 2016 tarihli otobiyografisi From Darkness to Sight'a (Karanlıktan Aydınlığa) dayanıyor (Angel Studios)

Dünyanın en ünlü göz cerrahlarından Doktor Ming Wang'in hayatına odaklanan yeni biyografik film Sight, ABD'de gösterime girdi. 

24 Mayıs'ta izleyiciyle buluşan drama, eleştiri derleme sitesi Rotten Tomatoes'da mükemmele yakın bir seyirci puanı almayı başardı.

Çinli dahinin gerçek hikayesi

İsa'nın Havarisi (Paul, Apostle of Christ) ve gerilim türündeki The Frozen'a da imza atan Andrew Hyatt tarafından yönetilen film, Amerika'da eğitim gördükten sonra dünyaca ünlü bir göz cerrahı olan yoksul Çinli dahi Ming Wang'ın gerçek hikayesini anlatıyor. 

Filmde, üvey annesi tarafından istismar edilen kör bir yetim, görme yetisini geri kazanma umuduyla Wang'in muayenehanesine geliyor. Dr. Wang, Kültür Devrimi sırasında Çin'deki problemli geçmişiyle yüzleşmek, devam etme direncini bulmak ve gencin yeniden görmesi için çığır açacak bir tedavi bulmaya çabalıyor.

Rotten Tomatoes'da 100'den fazla izleyicinin yorumuna göre film 100 üzerinden 99 gibi kusursuza çok yakın bir puan almayı başardı.

Eleştirmenlerse sinemaseverlerle aynı görüşü paylaşmıyor. Sight, sinema yazarlarının 27 incelemesine göre 100 üzerinden 63 puan alabildi. 

Eleştirmenler "tahmin edilebilir ve sıkıcı" dedi

Eleştirmenler filmin ilham verici bir hikayesi olduğu konusunda hemfikir ancak bazıları dramayı derinlikli bulmadı. Pek çok eleştirmen, Sight'ın tahmin edilebilir ve sıkıcı olduğundan yakınırken sinema filminden çok belgesele benzediği fikrini paylaşıyor.

Film, eleştirmenlerden hem olumlu hem de olumsuz yorumlar alsa da izleyicilerin dramayı sevdiği çok açık görünüyor.

Sight'ın senaryosunu filmin aynı zamanda yönetmeni de olan 41 yaşındaki Hyatt, John Duigan ve Buzz McLaughlin'le birlikte kaleme aldı. 

Başrollerini Terry Chen ve Greg Kinnear'ın paylaştığı film, gösterime girdiği ilk üç günde 2,7 milyon dolar hasılat yaptı.

Independent Türkçe, ScreenRant, Rotten Tomatoes


İzleyiciler Netflix'in yeni mini dizisini topa tutuyor

Big Little Lies'ın Emmy ödüllü yaratıcısı David E. Kelley'nin yeni dizisinde, başroldeki Jeff Daniels'a Diane Lane, Tom Pelphrey ve Lucy Liu eşlik ediyor (Netflix)
Big Little Lies'ın Emmy ödüllü yaratıcısı David E. Kelley'nin yeni dizisinde, başroldeki Jeff Daniels'a Diane Lane, Tom Pelphrey ve Lucy Liu eşlik ediyor (Netflix)
TT

İzleyiciler Netflix'in yeni mini dizisini topa tutuyor

Big Little Lies'ın Emmy ödüllü yaratıcısı David E. Kelley'nin yeni dizisinde, başroldeki Jeff Daniels'a Diane Lane, Tom Pelphrey ve Lucy Liu eşlik ediyor (Netflix)
Big Little Lies'ın Emmy ödüllü yaratıcısı David E. Kelley'nin yeni dizisinde, başroldeki Jeff Daniels'a Diane Lane, Tom Pelphrey ve Lucy Liu eşlik ediyor (Netflix)

Netflix'in yeni mini dizisi "felaket" sonu nedeniyle kızgın izleyiciler tarafından eleştiri yağmuruna tutuluyor.

Tom Wolfe'un 1998 tarihli romanından uyarlanan A Man in Full, bu ayın başında yayın devinde gösterime girdi.

Dizinin finali beğenilmedi

Regina King'in yönettiği dizi, iflasın eşiğindeki Atlantalı emlak kralı Charlie Croker'ın şirketini kurtarma çabalarını ve bankacı Raymond Peepgrass'ın onun 800 milyon dolarlık devasa borcunu ortaya çıkarmaya çalışmasını konu alıyor.

Prömiyerini 2 Mayıs'ta yapan dizi, her biri ortalama 45 dakika süren 6 bölümden oluşuyor. Netflix, dramanın 18 yaşından küçüklere uygun olmadığını belirtiyor.

Pek çok izleyici, dizinin konusunun kafa karıştırıcı ve dağınık olduğundan şikayet etti. Ancak Netflix kullanıcılarını en çok hayal kırıklığına uğratan şey dizinin finali oldu.

Yayın devinin küresel en çok izlenenler listesinin üçüncü sırasında yer alan mini dizi, Raymond'ın Croker'ın eski eşi Martha'yı baştan çıkarması ve gergin bir karşılaşmayla sona eriyor. 

İzleyiciler dizinin finalini "tembelce" ve "felaket" diye nitelendirdi ve düşüncelerini paylaşmak için Twitter'a akın etti.

"Çok sinirliyim"

Bir seyirci şöyle yazdı: 

A Man in Full'u izledikten sonra... Sonu yüzünden biraz soyulmuş hissediyorum. Mini dizi olduğu için muhtemelen ikinci bir sezon olmayacak. Yaratıcıların böyle diziler yapmasından nefret ediyorum.

Öfkeli bir izleyici de şöyle dedi: 

A Man in Full'ü izledim. İyi dizi, berbat bir son. Çok sinirliyim.

"Sonu berbattı"

Üçüncü bir izleyici ekledi: 

A Man in Full'ü izledim. İyiydi ama sonu berbattı.

Hayal kırıklığına uğrayan başka bir Netflix kullanıcısıysa "A Man in Full'ün reytinglerinin neden düşük olduğunu anlıyorum çünkü sonu işe yaramaz" diye yazdı.

Independent Türkçe, Daily Mail, The Sun


Kafeinin karıncalar üzerindeki bir etkisi ortaya çıktı

Güney Amerika yerlisi olan Arjantin karıncaları, dünya geneline yayılmış durumda (Kaliforniya Üniversitesi)
Güney Amerika yerlisi olan Arjantin karıncaları, dünya geneline yayılmış durumda (Kaliforniya Üniversitesi)
TT

Kafeinin karıncalar üzerindeki bir etkisi ortaya çıktı

Güney Amerika yerlisi olan Arjantin karıncaları, dünya geneline yayılmış durumda (Kaliforniya Üniversitesi)
Güney Amerika yerlisi olan Arjantin karıncaları, dünya geneline yayılmış durumda (Kaliforniya Üniversitesi)

Kafeinin karıncaların öğrenme becerisini geliştirdiği tespit edildi. 

Kahve ve enerji içeceklerinde bulunan kafeinin insanların enerji ve dikkatini artırırken, bazı arıların hafıza ve öğrenme becerisine katkı sağlayabildiği de bulunmuştu. 

Bu maddenin karıncalardaki etkisini gözlemlemek isteyen araştırmacılar dünya çapında istilacı bir tür olan Arjantin karıncasını seçti. Büyük bir ekolojik ve ekonomik hasara yol açtığı gerekçesiyle bu hayvanları kontrol altına alma çabaları kapsamında zehirli yemler bırakılıyor. Fakat karıncaların bu yemleri düşük miktarda tüketmesi nedeniyle bu çabalar sonuç vermiyor. 

Hakemli dergi iScience'ta perşembe günü yayımlanan çalışmayı yürüten ekip, karıncaların bu zehirli yemleri daha fazla tüketmesini sağlayacak bir yöntem bulmaya çalıştı.

Araştırmacılar karıncaların, lego bir asma köprü ve ardından bir test platformuna geçtikten sonra şekerli bir ödüle ulaştıkları bir düzenek kurdu. Bazı ödüllerin içindeyse değişen miktarlarda kafein vardı. 

142 karınca üzerinde 4'er test yapan bilim insanları, hızlarını ve izledikleri yolu takip etti. Düşük ve orta miktarda kafein alan karıncaların, ödüllerinin yerini daha hızlı bir şekilde tekrar bulduğu kaydedildi. Hiç kafein almayan veya yüksek miktarda alanlardaysa böyle bir etki gözlemlenmedi. 

Öte yandan düşük ve orta miktarda kafein tüketen karıncalar daha hızlı hareket etmektense daha az oyalanarak ödüle çabucak ulaştı. Çalışmanın başyazarı Henrique Galante şöyle diyor: 

Daha hızlı hareket ettiklerini değil, sadece nereye gittiklerine daha fazla odaklandıklarını gördük. Bu da nereye gitmek istediklerini bildiklerini, dolayısıyla ödülün yerini öğrendiklerini gösteriyor.

Galante düşük dozun bitkilerde; orta dozunsa enerji içeceklerinde bulunan miktarlarda kafein içerdiğini söylüyor. Düşük doz karıncaların dolanma oranını yüzde 28 azaltırken, orta dozda bu yüzde 38'i buldu. 

Araştırmacılar kafeinin Arjantin karıncalarını kontrol etmede işe yarayabileceğini düşünse de daha fazla çalışmaya ihtiyaç var. Halihazırda benzer bir deneyi daha doğal bir alanda yürüten ekip, kafein ve zehirli yem arasındaki etkileşimi de incelemeyi planlıyor. 

Karıncaların yeme daha hızlı ulaşmasının önemli olduğunu söyleyen Galante şöyle açıklıyor: 

Bu yemleri bulmada onları daha iyi hale getirmeye çalışıyoruz çünkü ne kadar hızlı gidip gelirlerse ve ne kadar çok feromon izi bırakırlarsa, o kadar çok karınca gelecek ve dolayısıyla zehir olduğunu fark etmeden önce zehri koloniye o kadar hızlı yayacaklar.

Independent Türkçe, Science Daily, Earth, iScience


Cam silmeye son: Kendi kendini temizleyen malzeme üretildi

Bilim insanları yeni malzemenin enerji verimliliğini artıracağını düşünüyor (Karlsruhe Teknoloji Enstitüsü)
Bilim insanları yeni malzemenin enerji verimliliğini artıracağını düşünüyor (Karlsruhe Teknoloji Enstitüsü)
TT

Cam silmeye son: Kendi kendini temizleyen malzeme üretildi

Bilim insanları yeni malzemenin enerji verimliliğini artıracağını düşünüyor (Karlsruhe Teknoloji Enstitüsü)
Bilim insanları yeni malzemenin enerji verimliliğini artıracağını düşünüyor (Karlsruhe Teknoloji Enstitüsü)

Lotus bitkisinin yapraklarından esinlenen yeni malzeme, cam duvar ve çatıların yerini alabilir. Kendi kendini temizleyen madde, şeffaf olmasına karşın gizlilik de sunuyor. 

Binalara giren doğal ışığı artırmak enerji tasarrufu açısından önem arz ediyor. Fakat cam malzemeler, binanın aldığı ışık miktarını artırsa da parlamaya ve aşırı ısınmaya neden olabiliyor. 

Almanya'daki Karlsruhe Teknoloji Enstitüsü'nden bir ekip buna alternatif sunacak bir malzeme geliştirdi. Polimer bazlı mikro-fotonik çok fonksiyonlu metamateryal (PMMM) adını verdikleri malzeme, saç telinin 10'da biri kadar ince silikon piramitlerden oluşuyor. 

Bu küçük piramitler hem ortam sıcaklığının düşmesine hem de malzemenin kendini temizlemesine olanak sağlıyor. 

PMMM, Güneş ışığını cam gibi hapsetmek yerine ısıyı uzun dalgalar halindeki kızılötesi radyasyon şeklinde serbest bırakarak binanın içinin daha serin olmasını sağlıyor.  

Malzemeyi laboratuvarda ve dışarıda test eden araştırmacılar, PMMM'nin ortam sıcaklığının yaklaşık 6 derece altına düşebildiğini tespit etti. 

Ayrıca binaya düşen ışığın yüzde 73'ünü etrafa dağıtabilen küçük piramitlerin, bu sayede hem parlamayı azalttığı hem de içerinin daha zor görülmesini sağladığı kaydedildi. Bunun yanı sıra şeffaflıktan da ödün vermeyen PMMM, ışığı yüzde 95 oranına geçiriyor. 

Nature Communications adlı hakemli dergide yayımlanan çalışmanın yazarlarından Gan Huang "Bu malzeme çatılarda ve duvarlarda kullanıldığında aydınlık ve parlamayan iç mekanlar yaratarak mahremiyeti de koruyor" diyerek şöyle ekliyor:

Seralardaki fotosentez verimliliğinin cam çatılardan yüzde 9 daha yüksek olduğu tahmin ediliyor ve yüksek seviyedeki ışık geçirgenliği bitki verimini artırabilir.

PMMM'nin kendini temizleme özelliğiyse lotus yapraklarındaki mekanizmaya benziyor. Bu bitkinin yapraklarındaki koni şeklindeki küçük yapılar sayesinde su damlacıkları toz ve kir parçacıklarını toplayarak damlıyor ve bu sayede bitkiyi temizliyor. 

Yeni malzemedeki piramitler de yüzeye düşen suyun damlacıklar oluşturarak böyle bir temizlik yapmasını sağlıyor. Bu özellik, malzemenin bakımını kolaylaştırıp dayanıklılığını artırıyor.

PMMM'nin çevre dostu bir polimerden yapıldığını söyleyen araştırmacılar bunun sürdürülebilir yapıların önünü açabileceğini düşünüyor. Ayrıca yarattığı soğutucu etki klimaya duyulan ihtiyacı azaltarak enerji tasarrufu da sağlayabilir. 

Araştırmanın bir diğer yazarı Bryce S. Richards şöyle diyor: 

Yeni malzememiz çeşitli uygulamalar açısından büyük bir potansiyele sahip ve hem sürdürülebilir hem de enerji verimliliği sağlayan mimariye kayda değer bir katkı sunuyor.

Independent Türkçe, Interesting Engineering, Knowridge Science Report, Nature Communications


ABD'yle Avrupa, İran konusunda karşı karşıya geldi

UAEA zirvesinde alınacak bir kınama kararı, BM Güvenlik Konseyi'nde İran'a karşı hamlenin görüşülmesine yol açabilir ancak Rusya ve Çin'in bu konudaki önergeleri veto etmesine kesin gözüyle bakılıyor (AFP)
UAEA zirvesinde alınacak bir kınama kararı, BM Güvenlik Konseyi'nde İran'a karşı hamlenin görüşülmesine yol açabilir ancak Rusya ve Çin'in bu konudaki önergeleri veto etmesine kesin gözüyle bakılıyor (AFP)
TT

ABD'yle Avrupa, İran konusunda karşı karşıya geldi

UAEA zirvesinde alınacak bir kınama kararı, BM Güvenlik Konseyi'nde İran'a karşı hamlenin görüşülmesine yol açabilir ancak Rusya ve Çin'in bu konudaki önergeleri veto etmesine kesin gözüyle bakılıyor (AFP)
UAEA zirvesinde alınacak bir kınama kararı, BM Güvenlik Konseyi'nde İran'a karşı hamlenin görüşülmesine yol açabilir ancak Rusya ve Çin'in bu konudaki önergeleri veto etmesine kesin gözüyle bakılıyor (AFP)

ABD'nin önde gelen gazetelerinden Wall Street Journal (WSJ) bugün "görüşmelere katılan diplomatlara" dayandırdığı bir haber yayımladı. Diplomatlar, Birleşik Krallık ve Fransa'nın haziran başında düzenlenecek Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) zirvesinde İran'ı kınamayı planladığını söyledi. 

Habere göre Biden yönetimi, kasımdaki ABD Başkanlığı seçimleri öncesinde gerginliğin artırılmaması için Avrupalı müttefiklerine baskı yaparak Tahran'ın nükleer programının sert bir dille eleştirilmemesini istiyor. Washington, bu iki Avrupa devi dışındaki ülkelerden de kendilerini izleyerek kınama oylamasında çekimser davranmalarını talep etmiş. 

Adım atılmasını savunan Avrupalı yetkililer, UAEA verilerine göre Tahran'ın ellerinde üç nükleer silah yapacak kadar malzeme olduğunun altını çiziyor. Eyleme geçilmemesi halinde hem İran'a uygulanan yaptırımların hem de UAEA'nın yetkisinin sorgulanacağını vurguluyorlar. 

ABD'li yetkililerse İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi'nin helikopter kazasında öldüğünü hatırlatarak ülkenin durumunun daha da hassaslaştığını ifade ediyor.

WSJ'ye konuşan Amerikalılardan ikisi Avrupa'yla bu konuda çatışma olmadığını ve İran'a yönelik baskının halihazırda yaptırımlarla artırıldığını öne sürdü. 

UAEA yönetimi, İran'ı son olarak 2022 kasımında kınamıştı. Amerikalı ve Avrupalı yetkililer, Tahran'ın nükleer ilerlemesini kısıtlamaması ve ajansla işbirliğine gitmemesi durumunda eyleme geçeceklerini aradan geçen sürede defalarca söyledi.

Trump'ın çekilmesi ortalığı karıştırdı

İran'la ABD, Çin, Fransa, Almanya, Rusya ve Birleşik Krallık arasında 2015'te Tahran'ın nükleer faaliyetlerinin düzenlendiği ve denetim altına alındığı bir anlaşma imzalanmıştı.

Donald Trump'ın başkanlığa gelmesinin ardından ABD, 8 Mayıs 2018'de anlaşmadan tek taraflı çekilerek, İran'a yeniden yaptırım uygulamaya başlamıştı.

Tahran da yaptırımlara karşılık 5 Ocak 2020'de anlaşmadaki taahhütlerini tamamen durdurmuş ve yüksek düzeyde uranyum zenginleştirme işlemi dahil bir dizi adım atmıştı. 

ABD'de göreve gelen Joe Biden yönetimi, Tahran'ın taahhütlerini yerine getirmesi halinde anlaşmaya geri döneceklerini duyurmuştu. İran ise anlaşmadan çekilen taraf olarak öncelikle ABD'nin anlaşmaya dönmesi ve yaptırımları kaldırması gerektiğini bildirmişti.

Ancak Washington-Tahran görüşmeleri 2022 ağustosunda çöktü. O dönemden beri Amerikalılar gerginliği kontrol altında tutmaya çalışıyor. 

Washington, Trump'ın çekilmesinden sonra da anlaşmayı sürdürmeye çalışan Avrupalıların İran'a daha fazla baskı yapabileceğini savunuyor. Devrim Muhafızları'nın terör örgütü olarak adlandırılabileceğini ve İran bankalarının Avrupa'da iş yapmasının engellenebileceğini söylüyorlar. 

ABD'nin bir stratejisi daha var: UAEA'dan İran'ın işbirliği yapmamasına dair kapsamlı bir rapor istemeyi planlayan Washington, bununla 2011'deki gibi uluslararası yaptırımlara gerekçe sunmayı hedefliyor. 

Avrupalı yetkililerse ABD'nin bu raporu kasımdaki seçimlerden sonra talep edeceğini vurguluyor.

Batı, İran'ın nükleer bomba sahibi olmasından endişelenirken Tahran tamamen sivil amaçlarla programını yürüttüğünü savunuyor. Ancak UAEA'nın inceleme taleplerine yanıt vermemesi Ortadoğu ülkesinin samimiyetini sorgulatıyor.

Independent Türkçe


Batı, kan dökerek UAD'ye "meydan okuyan" İsrail'e tepkili

Yeni günle beraber yıkımın boyutu daha iyi anlaşıldı (AP)
Yeni günle beraber yıkımın boyutu daha iyi anlaşıldı (AP)
TT

Batı, kan dökerek UAD'ye "meydan okuyan" İsrail'e tepkili

Yeni günle beraber yıkımın boyutu daha iyi anlaşıldı (AP)
Yeni günle beraber yıkımın boyutu daha iyi anlaşıldı (AP)

Uluslararası Adalet Divanı'nın (UAD) Refah'a yönelik saldırıları durdurma kararı almasına rağmen dün bölgeye saldırı düzenleyen İsrail, en az 45 Filistinliyi öldürdü. 

Filistin haber ajansı WAFA'ya göre savaş uçakları, Gazze Şeridi'ndeki Refah'ın kuzeybatısında yerinden edilmiş Filistinlilere ayrılan, Birleşmiş Milletler Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA) depolarının bulunduğu bölgenin yakınındaki çadırları bombaladı.

Görgü tanıkları, "İsrail ordusunun bombardımanı kamptaki çok sayıda çadırın yıkılmasına ve yanmasına neden oldu. Bu kamp, binlerce yerinden edilmiş Filistinlinin yaşadığı Refah kentinde İsrail ordusunun boşaltılmasını istediği bölgede yer almıyor" dedi.

Filistin Kızılayı, sağlık ekiplerinin aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu çok sayıdaki kişinin cenazesiyle yaralıları hastanelere götürdüğünü belirtti.

Hamas'ı hedef aldığını söyleyen İsrail, yangını işaret etti

İsrail ordusu da Refah'taki hava saldırısında sivillerin öldüğünü doğruladı ancak "savaş uçaklarının üst düzey Hamas liderlerinin kaldığı Refah'taki bir yerleşkeye saldırdığını ve Hamas'ın Batı Şeria ofisi yöneticisi Yasin Rabi ve Halid en-Neccar adlı başka bir liderini öldürdüğünü" iddia etti. 

Olayla ilgili soruşturma yürütüldüğünü duyuran İsrail ordusu, sivillerin saldırı sonucu çıkan yangında öldüğünü savundu. 

Bu saldırı, dünyanın farklı bölgelerinden tepkilerin yükselmesine neden oldu. Tel Aviv'in UAD'yi dinlemeyerek uluslararası hukuka meydan okuduğu yorumları yapıldı. Türkiye'nin yanı sıra Mısır, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Ürdün, Katar, İrlanda da resmi açıklamalarla saldırıyı kınadı.

AB'den sert açıklama 

AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, bugün X hesabından yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

Refah'tan gelen, İsrail saldırılarının aralarında küçük çocukların da olduğu yerinden edilmiş onlarca kişiyi öldürdüğü yönündeki haberler dehşete düşürdü. En güçlü ifadelerle kınıyorum. Gazze'de güvenli yer yok. Bu saldırılar derhal durmalı. Tüm taraflar Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne ve uluslararası insani hukuka uymalı.

İsrailli milletvekilinden yakalama kararına destek

İsrail Parlamentosu'ndaki muhalif Ortak Liste Partisi'nden milletvekili Ofer Cassif, Uluslararası Ceza Mahkemesi Başsavcısı Kerim Han'ın 20 Mayıs'ta, Başbakan Binyamin Netanyahu ve Savunma Bakanı Yoav Gallant hakkında "yakalama kararı" çıkartılması istediğini hatırlatarak sorumluların yargılanmasını talep etti.

Gazze'yi kontrol etmeyen Filistin Devlet Başkanlığı, saldırının "tüm sınırları aşan bir katliam" olduğunu bildirdi. Filistin Enformasyon Bakanı ve Devlet Başkanlığı Sözcüsü Nebil Ebu Rudeyne şu ifadeleri kullandı:

İsrail işgal güçlerinin bu iğrenç katliamı gerçekleştirmesi, Uluslararası Adalet Divanı'nın, Refah'ın hedef alınmaması ve Filistin halkına koruma sağlamanın gerekliliği konusundaki açık ve net kararı başta olmak üzere uluslararası meşruiyete sahip tüm kararlara bir meydan okumadır.

Bölgeyi kontrol eden Hamas da İsrail'in UAD'ye meydan okuyarak "korkunç bir savaş suçu" işlediğini bildirdi. Saldırıdan İsrail'in Refah'ı işgaline destek olmakla suçlanan ABD yönetimi ve Joe Biden sorumlu tutuldu.

Hamas, Mısır başta olmak üzere tüm taraflara, İsrail ordusunun Refah sınır kapısından çekilmesi için baskı yapma, sınır kapısındaki ekiplerin çalışmalarını devam ettirebilmesinin sağlanması, yaralı ve hastaların çıkışıyla insani yardımların geçişini kolaylaştırma çağrısı yaptı.

Fransa'da muhalefet de iktidar da çağrıda bulunuyor

Fransız muhalif siyasetçiler de Tel Aviv hükümetine tepki gösterdi. Muhalefet liderlerinden Jean-Luc Melenchon, Refah kampında yaşananları "dehşet verici" olarak nitelendirdi: 

Gazze'de mülteci kamplarındaki çadırlarda yaşanan iğrenç katliam bu savaş suçlularının ordusunun katillerinin ve liderlerinin ne olduğunu özetliyor.

Solcu Boyun Eğmeyen Fransa Partisi (LFI) lideri Melenchon, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'u, "hiçbir şey yapmamakla" suçladı. İsrail'e her türlü baskının yapılması için çağrıda bulunarak, Fransa'nın İsrail hükümetiyle işbirliğine son vermesini, silah ihracatı konusunda ambargo uygulamasını ve Filistin devletini tanımasını istedi.

Pazartesi açıklama yapan Macron da acil ateşkes çağrısıyla birlikte "Bu operasyonlar durmalı. Refah'ta Filistinli siviller için güvenli alan yok" dedi. 

Belçika Başbakan Yardımcısı Petra de Sutter "Bu savaş suçlarını tamamen durdurmalıyız" ifadesini kullanarak tepki gösterdi.

İtalya: Artık meşrulaştırılamaz

İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, durumu çaresizlikle izlediklerini belirtti:

Durum gittikçe daha da güçleşiyor. Hamas'la hiçbir ilgisi olmayan masum Filistinli erkek, kadın ve çocukların haklarına bakılmaksızın sıkıştırılması artık meşrulaştırılamaz.

Almanya'dan sınır yardım misyonuna destek

Almanya Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock, bugün Brüksel'de düzenlenen AB Dışişleri Bakanları Toplantısı öncesinde basına açıklamalarda bulundu.

Baerbock, UAD kararlarının bağlayıcı olduğunu ve uygulanması gerektiğini vurgulayarak, "Uluslararası hukuk, uluslararası insancıl hukuk herkes için geçerlidir. Bu İsrail'in savaş yapma şekli için de geçerlidir" diye konuştu.

Dışişleri Bakanı, Alman hükümetinin Refah'taki sınırı korumak için AB'nin sınır yardım misyonunu yeniden faaliyete geçirilmesi düşüncesini desteklediğini söyledi. AB, 2005'te Refah'taki geçiş noktasına sınır yardım misyonu göndermiş, 2007'deyse bu misyon durdurulmuştu.

UAD, 24 Mayıs'ta yeni tedbir kararlarında, İsrail'in Refah'a yönelik saldırılarını derhal durdurmasına, insani yardımları engellememesine ve suçlarını araştıracak BM görevlilerinin Gazze'ye girişine izin vermesine hükmetmişti. UAD, Hamas'ın da elindeki rehineleri derhal bırakması gerektiğini vurgulamıştı.

Hamas'ın 7 Ekim'deki saldırılarının ardından Gazze Savaşı başlamıştı. İsrail'in verdiği rakamlara göre Aksa Tufanı operasyonu sırasında çoğu sivil 1170'i aşkın kişi öldürüldü. 252 rehineden 121'inin halen Gazze'de olduğu ve bunlardan 37'sinin öldüğü tahmin ediliyor. 

İsrail'in 7 Ekim'den bu yana Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda çoğu çocuk ve kadın olmak üzere 36 bini aşkın Filistinli öldürüldü, yaralı sayısı da 80 bini geçti.
Independent Türkçe,


Çok satan yazardan Netflix'e çağrı: "Dizimi batırmayın"

(Facebook/Marian Keyes)
(Facebook/Marian Keyes)
TT

Çok satan yazardan Netflix'e çağrı: "Dizimi batırmayın"

(Facebook/Marian Keyes)
(Facebook/Marian Keyes)

Korkunç İrlanda aksanı, film ve televizyonlarda araba kovalamacaları ve kusurlu dedektifler kadar yaygın ve Marian Keyes bundan bıkmış durumda.

Çok satan İrlandalı yazarın 2020 tarihli romanı Grown Ups (bir kadının geçirdiği beyin sarsıntısının uzun süredir bastırılan sancıların ve sırların açığa çıkmasına nasıl yol açtığını anlatan bir komedi), Apple TV+'ın beğeni toplayan casus draması Slow Horses'ın arkasındaki ekip tarafından Netflix dizisine uyarlanıyor.

Yaklaşan uyarlama hakkında Hay Festival'de konuşan 60 yaşındaki Keyes şöyle söyledi:

İrlanda aksanı yapabilen kişileri kullansalar çok ama çok güzel olurdu.

Keyes, filmlerde ve televizyondaki birçok İrlanda aksanının ne kadar kötü olduğundan yakınarak şöyle dedi:

Demek istediğim, bu aksanlar sadece... Ağlıyorum! Acıdan eriyorum!

Keyes memnuniyetle şöyle devam etti:

Eğer gerçekten [Grown Ups'ın] yönetici yapımcısıysam, bu seçim yapabileceğim anlamına gelir.

Şakayla karışık ekledi:

Ben de bir kameo görünüm istiyorum. Annem de bir tane istiyor. Olabileceğimiz [en gerçekçi] yer bir eczane olabilir. İkimiz de sağlığımızın kötü olmasından keyif alıyoruz. İstediğimiz de bu.

Lindsay Lohan'ın Netflix filmi İrlanda Rüyası (Irish Wish), Emily Blunt'ın başrolde olduğu Çılgın Aşıklar (Wild Mountain Thyme) ve romantik komedi filmi Not: Seni Seviyorum (PS I Love You), ekranları süsleyen en korkunç İrlanda aksanlarından bazıları.

Not: Seni Seviyorum'un İskoç yıldızı Gerard Butler, filmdeki aksanı nedeniyle İrlanda'dan kamuoyu önünde özür dilemişti.

Keyes, sunucu Kirsty Lang'le Hay'de yaptığı geniş kapsamlı söyleşide alkolizminden ve 2009'da yaşadığı bir ruhsal çöküntüden de bahsetti. Keyes şöyle dedi:

Ruh sağlığına ilişkin kullanılan dil epey yargılayıcı. Sanki hepimiz kendi çöküntülerimizden sorumluymuşuz gibi bir hava yaratılıyor.

Kendisine ruhsal çöküntüsüne neyin yol açmış olabileceğini bilip bilmediği sorulduğunda, bunun "bir hastalık" olduğunu söyledi.

Buna katkıda bulunan faktörlerden biriyle ilgili konuşan Keyes, "perimenopoza yeni girmiştim ve o zamanlar hiçbir fikrim yoktu çünkü 15 yıl önce bu konu hakkında bu kadar çok konuşulmuyordu. Östrojen çok sakinleştirici olduğu için bu hormon yok olduğu anda kadınlar birden kendilerini inanılmaz derecede endişeli buluyor. Kimse bize bundan bahsetmedi" dedi.

Hay Festivali, 23 Mayıs - 2 Haziran'da Galler'deki Hay-on-Wye'da gerçekleşiyor.
Independent Türkçe