Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Irak ziyareti: Önce PKK ile mücadele sonra su

PKK ile mücadele iki ülke arasındaki ilişkilerde hassas bir konu

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani, 22 Nisan'da Bağdat'ta iki ülke arasında ikili anlaşmaların imzalandığı bir toplantıya katılımları sırasında (AP)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani, 22 Nisan'da Bağdat'ta iki ülke arasında ikili anlaşmaların imzalandığı bir toplantıya katılımları sırasında (AP)
TT

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Irak ziyareti: Önce PKK ile mücadele sonra su

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani, 22 Nisan'da Bağdat'ta iki ülke arasında ikili anlaşmaların imzalandığı bir toplantıya katılımları sırasında (AP)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani, 22 Nisan'da Bağdat'ta iki ülke arasında ikili anlaşmaların imzalandığı bir toplantıya katılımları sırasında (AP)

İyad el-Anber

Irak-Türkiye ilişkileri, Osmanlı İmparatorluğu döneminde İslam medeniyetinin sembolik bir işareti olarak Türk sultanlarının kahramanlıklarına ve maceralarına ilişkin tarihi anlatılardan esinlenen uzun bir Türk pembe dizisine benziyor. Bu dizilerde büyüleyici manzaralar, lüks kostümler ve yakışıklı oyuncular ekranı doldurur. Söz konusu dizilerin ortak temaları romantizm ve intikamdır.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani’nin davetlisi olarak Bağdat'a yaptığı ziyaretin teması da böyleydi. Cumhurbaşkanı'nın Bağdat’ta yaptığı konuşma, Irak-Türkiye ilişkilerini şekillendirebilecek romantizm ve defalarca kez terörist olarak nitelendirdiği Kuzey Irak'ta faaliyet gösteren PKK gruplarından intikam alma konusunda ipuçları verdi.

Irak'ı ‘Türkiye'nin ortak tarihi, beşeri ve kültürel bağları olan önemli bir komşusu’ olarak tanımlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Irak ile ilişkilerimizi, karşılıklı saygı ve iyi komşuluk ilkesi temelinde, ortak çıkarlarımızı gözeterek ilerletme yönünde güçlü siyasi iradeye sahibiz” ifadelerini kullandı.

Erdoğan'ın Irak’ı ilk ziyaretinden 13 yıl sonra gerçekleştirdiği en son ziyareti arasındaki tek fark siyasi pozisyonu oldu. Erdoğan, 2011 yılında Irak’a gerçekleştirdiği ilk ziyaretinde Başbakandı.  Ardından 2017 yılındaki anayasa değişikliğinden sonra tüm yürütme yetkilerini elinde bulunduran cumhurbaşkanı olarak iktidarda kalmaya devam etti. Ancak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın iki ziyaretini tarihi olarak birbirinden ayıran en önemli nokta Erdoğan'ın siyasi pozisyonundaki değişiklikten ziyade, adımlarının yavaşlamasına ve yüzündeki ifadeye rağmen, iki ülke arasındaki aynı meseleler hakkında konuşmaya devam etmesiydi. Erdoğan, Türkiye'nin ne istediğini ve ulusal güvenliği için neyi gerekli gördüğünü dile getirmeyi sürdürdü.

Yeni başlangıçlar

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Irak Başbakanı Sudani ile düzenlenen ortak basın toplantısındaki konuşmasını “Bölgesel gelişmeler açısından kritik bir dönemde gerçekleşen ziyaretimin inşallah yeni başlangıçlara vesile olacağına inanıyorum” diyerek sonlandırdı.

Öte yandan ‘Kalkınma Yolu Projesi’ belki de ilk kez üst düzey siyasi bir görüşmede tartışılan yeni başlangıçlardan biri olarak ele alındı. Kalkınma Yolu Projesi, Başbakan Sudani’nin, Irak ile bölgesel komşuları arasındaki ilişkilerin ekonomik ortaklığa dönüşmesinde bir dönüm noktası olacağına inandığı en önemli stratejik proje. Bu yüzden Katar Ulaştırma Bakanı ile Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Enerji ve Altyapı Bakanı'nın Irak’ı ziyareti ve Irak, Türkiye, Katar ve BAE arasında dörtlü bir mutabakat zaptının imzalanması, bu proje üzerinde anlaşmaya varılması açısından önemli bir adım oldu.

“Ziyarette, iki ülke arasındaki ticareti artırabilecek Kalkınma Yolu Projesi’nin hayati önemine değinildi.

Erdoğan-Sudani görüşmesinde Irak ve Türkiye arasında, tamamı Stratejik Çerçeve Anlaşması başlığı altında olmak üzere enerji, tarım, su, sağlık, eğitim ve güvenlik alanlarında 26 mutabakat zaptı ve anlaşma imzalandı.

Başbakan Sudani anlaşmayı ‘güvenlik, enerji ve ekonomi için sürdürülebilir stratejik bir yol haritası’ olarak tanımlarken Cumhurbaşkan Erdoğan, bunu onaylayarak Başbakan ile imzaladıkları Ortak İşbirliği için Stratejik Çerçeve Anlaşması’nı ‘kendileri için güçlü bir yol haritası’ olarak nitelendirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçtiğimiz yıl yaklaşık 20 milyar dolara ulaşan ticaret hacminin daha yüksek seviyelere çıkarılması için atılması gereken adımları vurguladı. Ziyarette bu hedefe ulaşmak için Kalkınma Yolu Projesi’nin hayati önemine değinilirken projenin iki ülke arasındaki ticaret hacmini arttırmak için yapay engellerin aşılmasına yardımcı olabileceği belirtildi.

Önce terörle mücadele sonra su

Irak ve Türkiye arasında, iki ülkenin ortak yüksek çıkarlarına ilişkin tartışma konularını belirleyen önceliklerde açıkça bir fark vardı. Irak, su dosyasının görüşülmesine öncelik verilmesini isterken Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasını, Irak ve Türkiye arasındaki Stratejik Çerçeve Anlaşması'nın dosyalarının takibinden sorumlu ortak komitelerin kurulması kararı aldıklarını söyleyerek tamamladı, ancak iki ülke arasındaki su meselesine değinmedi. Bunun yerine Erdoğan, güvenlikten ticarete, ulaşımdan tarıma kadar pek çok başlıkta akdedilen metinlerin, ilişkilerinin ahdi zeminini güçlendirirken yeni iş birliği imkânlarını da beraberinde getireceğini kaydetti.

Buna karşılık Başbakan Sudani, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ortak basın toplantısında su konusunda iki ülke arasında bir çerçeve anlaşma imzalandığından söz ettiyse de Irak Başbakanlığı Basın Ofisi'nin internet sitesinde söz konusu anlaşma ‘Irak Cumhuriyeti ile Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Su Alanında İşbirliği Çerçeve Anlaşması Muhtırası’ olarak tanımladı. Anlaşmanın eşitlik, iyi niyet ve iyi komşuluk ilkeleri temelinde su alanında anlayış ve iş birliğinin geliştirilmesini içerecek şekilde detaylandırıldığı bir parafın olduğu açıklamada bu dosya ile ilgili konulara açıklama getirilmekten ziyade çeşitli vizyonlara atıf yapıldı.

“Irak Başbakanlığı Basın Ofisi'nden yapılan açıklamaya göre anlaşmada, Irak'ta su kaynaklarına yönelik altyapı ve yatırım projelerinin uygulanmasına yönelik bir vizyonun geliştirilmesi yer alıyor.

Öte yandan Irak Başbakanlığı Basın Ofisi'nden yapılan açıklamaya göre anlaşmada, Irak'ta su kaynaklarına yönelik altyapı ve yatırım projelerinin uygulanmasına yönelik bir vizyonun geliştirilmesi yer alıyor. Sınırları aşan su kaynaklarının adil ve hakkaniyetli bir şekilde paylaşılmasıyla ilgili olan bu vizyon, suyun akıllıca ve verimli şekilde kullanılmasını öngörüyor. Dicle ve Fırat havzalarında su yönetiminin iyileştirilmesi için ortak projelerle iş birliğine değinilen diğer paraflarda ayrıca Türk şirketlere sulama projeleri için su toplama sistemleri ve barajlar, kanalların kaplanması, filtrasyon ve tuzdan arındırma tesislerinin kurulması ve su arıtma tesisleri gibi altyapının ve uzmanlık ve deneyim alışverişinin yanı sıra modern sulama sistemleri ve teknolojilerini kullanıldığı projelerin hayata geçirilmesi için iş birliği çağrısı yapıldı.

Görsel kaldırıldı.
IKBY Başbakanı Mesrur Barzani (solda) Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan (ortada) ve IKBY Başkanı Neçirvan Barzani (sağda) Erbil'de bir araya geldiler (AFP)

Irak hükümetinin 10 yıl sürecek ve her iki tarafın da kabul etmesiyle otomatik olarak birer yıl uzatılacak bir anlaşmadan bahsetmesine rağmen yukarıdaki paragrafları bir anlaşma olarak tanımlaması yanlış. Çünkü böyle bir anlaşmanın açık olması, Irak Temsilciler Meclisi’ne sunulması ve egemen bir anlaşma olarak milletvekillerinin üçte ikisi tarafından oylanması gerekiyor.

Teknik açıdan bakıldığında da Türkiye ve Irak arasındaki su krizinin tekrarlanması durumunda başvurulabilecek, şartları açık bir anlaşma olarak değerlendirilemez. Çünkü metinde açık ve spesifik detaylar ve paragraflar yer almıyor.

“Sudani hükümeti PKK'nın Irak'taki varlığını ele alma konusunda halen açık bir vizyona sahip değil.

Irak Cumhurbaşkanı ve Başbakanı ile yaptığı görüşmenin ana gündem maddesinin güvenlik dosyası olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, ‘güvenlik ve terörle mücadelede iş birliğinin en önemli gündem maddeleri arasında yer aldığını’ ifade etti. PKK'nın bir ‘terörist örgütü’ olduğunu bir kez daha ifade eden Erdoğan, ‘Irak'ta yasaklı örgüt’ olarak ilan edilmesinden duyduğu memnuniyeti ifade etti. Irak topraklarından Türkiye'yi hedef alan PKK ve uzantılarına karşı atılabilecek ortak adımların ele alındığı görüşmenin ardından Erdoğan, bu vesileyle, PKK’nın Irak’ta ‘terör örgütü’ olarak ilan edilmesinin, Irak topraklarındaki varlığının bir an önce sona ermesine katkıda bulunacağına dair güçlü inancını muhataplarıyla paylaştığını belirterek “Bu aynı zamanda iyi komşuluğumuzun ve kardeşliğimizin de bir gereğidir” dedi.

Irak ve Türkiye arasındaki kuzey sınır bölgelerindeki PKK meselesinin karmaşıklığı, Türkiye’nin IKBY topraklarına askeri müdahalede bulunması, Irak sınırı içinde 22 askeri üs kurması ve Türkiye sınırındaki köylere ve kırsal alanlara füzeli saldırılar gerçekleştirmesi için bir bahane oluşturuyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Bağdat ve IKBY’ye yaptığı ziyarette bu meseleler ele alınmazken iki ülke arasındaki ticaret hacminin artırılmasından bahsedilerek Kalkınma Yolu Projesi’ne öncelik verildi.

Öte yandan Sudani hükümetinin PKK'nın Irak'taki varlığını ele alma konusunda halen açık bir vizyona sahip olmaması, Irak ile Türkiye arasındaki Stratejik Çerçeve Anlaşması'nın uygulanmasında ilerleme kaydedilmesi noktasında sorun teşkil edebilir. Türkiye, PKK'nın ‘terör örgütü’ olarak tanımlanmasında ısrar ederken, Irak sadece ‘yasaklı örgüt’ olarak tanımlamakla yetinmek istiyor.

PKK'nın Irak'taki faaliyetlerinin engellenmesi meselesi, özellikle PKK dahil tüm silahlı örgütlerin Sincar bölgesinin tamamından çıkarılmasını ve güvenlik dosyasının Irak polisine ve ordusuna devredilmesini öngören Sincar Anlaşması'nın uygulanması konusunda anlaşmazlık yaşanmasından sonra artık Türkiye ile Irak arasındaki ilişkilerle sınırlı kalmayıp Iraklı taraflar arasında da bir anlaşmazlığa dönüştüğünden iyice karmaşık bir hal aldı.

*Bu makale Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli Al Majalla dergisinden çevrilmiştir.



El-Hamidavi… İran’ın Irak’taki gizemli adamı

El-Hamidavi olduğu ifade edilen kişinin, 6 Kasım 2021’de kamuoyu önündeki tek görünümünde maske, güneş gözlüğü ve kefiye taktığı görülüyor.
El-Hamidavi olduğu ifade edilen kişinin, 6 Kasım 2021’de kamuoyu önündeki tek görünümünde maske, güneş gözlüğü ve kefiye taktığı görülüyor.
TT

El-Hamidavi… İran’ın Irak’taki gizemli adamı

El-Hamidavi olduğu ifade edilen kişinin, 6 Kasım 2021’de kamuoyu önündeki tek görünümünde maske, güneş gözlüğü ve kefiye taktığı görülüyor.
El-Hamidavi olduğu ifade edilen kişinin, 6 Kasım 2021’de kamuoyu önündeki tek görünümünde maske, güneş gözlüğü ve kefiye taktığı görülüyor.

Irak’ta Ketaib Hizbullah Genel Sekreteri Ebu Hüseyin el-Hamidavi’nin akıbetine ilişkin çelişkili haberler gelmeye devam ediyor. Bazı kaynaklar, dün sabaha karşı Bağdat’ın Kerade semtinde örgüte ait bir evi hedef alan saldırıda Hamidavi’nin öldürüldüğünü ileri sürerken, bazıları ise saldırıdan kurtulduğunu belirtti. Olayın ardından sosyal medyada paylaşılan bir videoda, Hamidavi olduğu düşünülen bir kişinin başından yaralandığı görüldü. Peki yıllardır ‘İran’ın Irak’taki gizemli adamı’ olarak anılan bu isim kim?

Eski Halk Seferberlik Güçleri (Haşdi Şabi) Başkan Yardımcısı Ebu Mehdi el-Mühendis tarafından kurulan Ketaib Hizbullah, Irak’ta önemli bir nüfuza sahip. 2021 yılında Bağdat Havalimanı yakınlarında düzenlenen ABD saldırısında öldürülen el-Mühendis’in kurduğu örgüt, hem Haşdi Şabi içindeki ana silahlı yapılardan birini oluşturması hem de Irak’taki Amerikan çıkarlarına yönelik saldırılardaki rolüyle dikkat çekiyor. Buna karşın örgütün önde gelen isimleri, medyada görünmemeleri ve üst düzey kadrolar için uygulanan sıkı güvenlik önlemleri nedeniyle uzun süredir büyük bir gizlilik ve belirsizlik perdesiyle çevrili bulunuyor.

İran’ın gizemli adamı

Ahmed Muhsin Ferec el-Hamidavi’nin adı, son yıllarda Irak’ta meydana gelen birçok olayla ilişkilendiriliyor. ‘Ebu Hüseyin’ lakabıyla bilinen bu isim hakkında dolaşan bilgilerin çoğu ise kişiliğine dair kesin bir tablo ortaya koymuyor. Babası Muhsin el-Hamidavi’ye ait olduğu belirtilen fotoğraflar zaman zaman dolaşıma girse de, Ebu Hüseyin’in görüntüsü yıllardır medyada yer almıyor.

frgbth
Bağdat’ta, Halk Seferberlik Güçleri (Haşdi Şabi) karargahını hedef alan hava saldırısında hayatını kaybeden Ketaib Hizbullah mensupları için cenaze töreni düzenlendi. (Reuters)

Hamidavi hakkında paylaşılan bilgilere göre 1971 yılında Bağdat’ta doğdu. Ailesinin Irak’ın güneyindeki Meysan vilayetinden geldiği, 1950’li ya da 1960’lı yıllarda başkent Bağdat’a göç etmiş olabileceği belirtiliyor.

Bazı rapor ve analizler ise Hamidavi’nin örgüt içinde etkili bir aileye mensup olduğunu öne sürüyor. Buna göre oğlu Zeyd el-Hamidavi’nin, örgütün X platformu üzerinden yayımlanan açıklamalarını paylaşan ve ‘Ebu Ali el-Askeri’ adıyla bilinen hesabı yöneten kişi olduğu düşünülüyor. Kardeşlerinin de silahlı grupta üst düzey görevlerde bulunduğu ifade ediliyor.

Haşdi Şabi’ye yakın kaynaklar, Hamidavi’nin son derece güçlü bir güvenlik hassasiyetine sahip olduğunu belirtiyor. Bu kaynaklara göre Hamidavi cep telefonu veya elektronik cihazları doğrudan kullanmıyor; yalnızca güvendiği yardımcıları aracılığıyla iletişim kuruyor. Hareketlerini ise genellikle çok dar bir çevre dışında kimse bilmiyor.

gtrhbtg
4 Mart 2026’da Irak’ın güneyinde düzenlenen bir hava saldırısında öldürülen Ketaib Hizbullah üyesi için Bağdat’ta düzenlenen cenaze töreninden (AFP)

Hamidavi hakkındaki gizemli tabloya rağmen, birçok çevrede ‘İran’ın Irak’taki gizemli adamı’ olarak nitelendiriliyor. Yıllardır yürüttüğü askeri faaliyetler de onu ABD’nin hedef listesine sokmuş durumda. ABD Dışişleri Bakanlığı, Hamidavi’yi Şubat 2020’de ‘özel olarak belirlenmiş küresel terörist’ (SDGT) olarak listeye aldı. Bu kararın, Washington tarafından 2009’dan bu yana terör örgütü olarak sınıflandırılan Ketaib Hizbullah’ın liderliğindeki rolü nedeniyle alındığı belirtiliyor.

Ketaib Hizbullah’ın sicili

Ketaib Hizbullah ve lideri Ebu Hüseyin el-Hamidavi, 2019 yılında Irak’ta düzenlenen protesto hareketlerine katılan bazı gruplar tarafından, bazı aktivistlere yönelik cinayet ve suikastlara karışmakla suçlanıyor.

Örgütün, Bağdat’taki ABD Büyükelçiliği ile Amerikan güçlerinin bulunduğu bölgeler ve askeri kamplara yönelik çok sayıda saldırının arkasında olduğu yönünde yaygın bir kanaat bulunuyor. Bazı Şii çevreler ise Ketaib Hizbullah’ı İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) talimatlarına bağlı hareket eden en güçlü Iraklı silahlı gruplardan biri olarak nitelendiriyor.

ABD Hazine Bakanlığı Kasım 2023’te Iraklı silahlı grupların bazı liderlerini hedef alan ek yaptırımlar uyguladı ve örgütün bir numaralı sorumlusu olarak görülen Hamidavi’ye yönelik kısıtlamaların sürdüğünü duyurdu.

Benzer bir adım Ocak 2024’te de atıldı. Bu kapsamda örgüt mensupları arasında yer alan kişiler yaptırım listesine alındı. Listede Hamidavi’nin kardeşi Ukad el-Hamidavi de yer aldı. Söz konusu kişilerin, örgüte lojistik destek sağlamak ve operasyonel faaliyetlerin yürütülmesini kolaylaştırmakla suçlandığı belirtildi.


İsviçre, İran'a karşı savaşla bağlantılı uçakların uçuşuna ilişkin ABD’den gelen iki talebi reddetti

İran'a yönelik saldırılarda yer alan USS Abraham Lincoln uçak gemisinin üzerinde uçuş yapan ABD savaş uçakları (AFP)
İran'a yönelik saldırılarda yer alan USS Abraham Lincoln uçak gemisinin üzerinde uçuş yapan ABD savaş uçakları (AFP)
TT

İsviçre, İran'a karşı savaşla bağlantılı uçakların uçuşuna ilişkin ABD’den gelen iki talebi reddetti

İran'a yönelik saldırılarda yer alan USS Abraham Lincoln uçak gemisinin üzerinde uçuş yapan ABD savaş uçakları (AFP)
İran'a yönelik saldırılarda yer alan USS Abraham Lincoln uçak gemisinin üzerinde uçuş yapan ABD savaş uçakları (AFP)

İsviçre hükümeti tarafından dün yapılan açıklamada, ABD’nin askeri ve resmi uçaklarda ülkenin hava sahasını kullanma taleplerini değerlendirdiği, İsviçre'nin tarafsızlık yasası uyarınca iki talebi reddettiği ve üç talebi kabul ettiği belirtildi.

Hükümet, haber ajansı Reuters’ın aktardığı açıklamada, tarafsızlık yasasının, savaşa ilişkin askeri amaçlara hizmet eden çatışan taraflara ait uçakların hava sahasını kullanmasını yasakladığı vurgulandı. Öte yandan aynı yasa, yaralıların nakledilmesi de dahil olmak üzere insani ve tıbbi amaçlı geçişlere ve çatışmayla ilgili olmayan uçuşlara izin veriyor.

İran dün, Washington'ın ülkenin ana enerji merkezini bombalamasının ardından, Ortadoğu'da süren savaşı daha fazla tırmandırmakla tehdit ederek, bölgedeki ABD ile bağlantılı tüm tesisleri hedef alacağını duyurdu. ABD Başkanı Donald Trump ise ‘birçok ülkenin’ bölgeye savaş gemileri göndereceğini öngördü.

ABD-İsrail ve İran arasındaki savaş, üçüncü haftasına girerken, İran, ABD güçlerinin İran petrolünün yüzde 90’ının ihraç edildiği, Basra Körfezi'deki Hark Adası’nda bulunan askeri mevzileri bombalamasının ardından adeta meydan okudu.

İsrail ve ABD'nin 28 Şubat'ta İran'a saldırı başlatmasından bu yana, savaşta çoğu İran'da olmak üzere 2 binden fazla kişi hayatını kaybetti. Savaş aynı zamanda petrol arzında şimdiye kadarki en büyük aksaklığa yol açarak küresel düzeyde akaryakıt fiyatlarının yükselmesine neden oldu.

ABD Başkanı Trump, birçok ülkenin, dünya enerji arzının yüzde 20'sinin geçtiği Hürmüz Boğazı'ndan gemilerin geçişine izin vermek için savaş gemileri göndereceğini öne sürdü.


Deniz savaşı şiddetlenirken adalar savaş sahalarına dönüştü

İsrail'in dün Beyrut'un güney banliyösüne düzenlediği saldırının ardından bölgede meydana gelen yıkım (AFP)
İsrail'in dün Beyrut'un güney banliyösüne düzenlediği saldırının ardından bölgede meydana gelen yıkım (AFP)
TT

Deniz savaşı şiddetlenirken adalar savaş sahalarına dönüştü

İsrail'in dün Beyrut'un güney banliyösüne düzenlediği saldırının ardından bölgede meydana gelen yıkım (AFP)
İsrail'in dün Beyrut'un güney banliyösüne düzenlediği saldırının ardından bölgede meydana gelen yıkım (AFP)

ABD-İsrail'in İran'a karşı başlattığı savaş üçüncü haftasına girerken, çatışma doğrudan hava saldırılarından, özellikle de Hark, Ebu Musa ve Keşm adalarının başlıca savaş sahası olduğu deniz çatışmalarının şiddetlendiği bir çatışmaya evrildi.

Washington dün, İran'ın petrol ihracatının yüzde 90'ının çıkış yaptığı Hark Adası'ndaki askeri hedefleri bombaladığını duyurdu.

İran Genelkurmay Başkanlığı Operasyon Merkezi Sözcüsü, ‘ABD ordusunun Ebu Musa Adası'na füzelerle vurduğunu’ açıkladı. Hürmüz Boğazı'nın girişinde bulunan ve İran'ın en büyük adası olan Keşm Adası'nın Valisi ise ABD-İsrail saldırısının adadaki ‘turistik rıhtımları ve balıkçı limanlarını’ hedef aldığını söyledi.

Tahran, Körfez ve Hürmüz Boğazı boyunca benzer tehditlerle karşılık verirken Fuceyre Emirliği'ndeki bir limana saldırdı. Emirlik hükümetinin basın ofisi tarafından Instagram üzerinden yapılan açıklamada, hava savunma sistemlerinin bir insansız hava aracını (İHA) başarıyla düşürmesi sonucu düşen şarapnel parçalarının yol açtığı yangına sivil savunma ekiplerinin müdahale ettiğini ve olayda herhangi bir yaralanma yaşanmadığını belirtildi.

Öte yandan ABD Başkanı Donald Trump, ABD’nin İran kıyılarına yönelik bombardımanı yoğunlaştıracağını ve İran’a ait tekneleri ve gemileri hedef almaya ve imha etmeye devam edeceğini söyledi. Trump ayrıca, Tahran’ın Hürmüz Boğazı’ndaki gemilere yönelik saldırılarını durdurmaması halinde, Hark Adası’ndaki petrol altyapısına saldıracakları tehdidinde bulundu. Trump, ABD'nin saldırılarının Hark Adası'ndaki petrol altyapısını hedef almadığını ancak “İran veya başka herhangi bir taraf, gemilerin Hürmüz Boğazı'ndan serbest ve güvenli geçişini engelleyecek herhangi bir adım atarsa, bu kararı derhal yeniden gözden geçireceğim” ifadelerini kullandı. Birçok ülkenin Hürmüz Boğazı'nı açık tutmak için savaş gemileri göndereceğini öne süren Trump, Çin, Fransa, Japonya, Güney Kore ve İngiltere'nin bölgeye gemiler göndermesini umduğunu ifade etti.

Diğer taraftan İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, savaşla ilgili olarak “Gerekli olduğu sürece devam edecek olan kritik bir aşamaya giriyoruz” açıklamasında bulundu.