Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Irak ziyareti: Önce PKK ile mücadele sonra su

PKK ile mücadele iki ülke arasındaki ilişkilerde hassas bir konu

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani, 22 Nisan'da Bağdat'ta iki ülke arasında ikili anlaşmaların imzalandığı bir toplantıya katılımları sırasında (AP)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani, 22 Nisan'da Bağdat'ta iki ülke arasında ikili anlaşmaların imzalandığı bir toplantıya katılımları sırasında (AP)
TT

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Irak ziyareti: Önce PKK ile mücadele sonra su

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani, 22 Nisan'da Bağdat'ta iki ülke arasında ikili anlaşmaların imzalandığı bir toplantıya katılımları sırasında (AP)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani, 22 Nisan'da Bağdat'ta iki ülke arasında ikili anlaşmaların imzalandığı bir toplantıya katılımları sırasında (AP)

İyad el-Anber

Irak-Türkiye ilişkileri, Osmanlı İmparatorluğu döneminde İslam medeniyetinin sembolik bir işareti olarak Türk sultanlarının kahramanlıklarına ve maceralarına ilişkin tarihi anlatılardan esinlenen uzun bir Türk pembe dizisine benziyor. Bu dizilerde büyüleyici manzaralar, lüks kostümler ve yakışıklı oyuncular ekranı doldurur. Söz konusu dizilerin ortak temaları romantizm ve intikamdır.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani’nin davetlisi olarak Bağdat'a yaptığı ziyaretin teması da böyleydi. Cumhurbaşkanı'nın Bağdat’ta yaptığı konuşma, Irak-Türkiye ilişkilerini şekillendirebilecek romantizm ve defalarca kez terörist olarak nitelendirdiği Kuzey Irak'ta faaliyet gösteren PKK gruplarından intikam alma konusunda ipuçları verdi.

Irak'ı ‘Türkiye'nin ortak tarihi, beşeri ve kültürel bağları olan önemli bir komşusu’ olarak tanımlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Irak ile ilişkilerimizi, karşılıklı saygı ve iyi komşuluk ilkesi temelinde, ortak çıkarlarımızı gözeterek ilerletme yönünde güçlü siyasi iradeye sahibiz” ifadelerini kullandı.

Erdoğan'ın Irak’ı ilk ziyaretinden 13 yıl sonra gerçekleştirdiği en son ziyareti arasındaki tek fark siyasi pozisyonu oldu. Erdoğan, 2011 yılında Irak’a gerçekleştirdiği ilk ziyaretinde Başbakandı.  Ardından 2017 yılındaki anayasa değişikliğinden sonra tüm yürütme yetkilerini elinde bulunduran cumhurbaşkanı olarak iktidarda kalmaya devam etti. Ancak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın iki ziyaretini tarihi olarak birbirinden ayıran en önemli nokta Erdoğan'ın siyasi pozisyonundaki değişiklikten ziyade, adımlarının yavaşlamasına ve yüzündeki ifadeye rağmen, iki ülke arasındaki aynı meseleler hakkında konuşmaya devam etmesiydi. Erdoğan, Türkiye'nin ne istediğini ve ulusal güvenliği için neyi gerekli gördüğünü dile getirmeyi sürdürdü.

Yeni başlangıçlar

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Irak Başbakanı Sudani ile düzenlenen ortak basın toplantısındaki konuşmasını “Bölgesel gelişmeler açısından kritik bir dönemde gerçekleşen ziyaretimin inşallah yeni başlangıçlara vesile olacağına inanıyorum” diyerek sonlandırdı.

Öte yandan ‘Kalkınma Yolu Projesi’ belki de ilk kez üst düzey siyasi bir görüşmede tartışılan yeni başlangıçlardan biri olarak ele alındı. Kalkınma Yolu Projesi, Başbakan Sudani’nin, Irak ile bölgesel komşuları arasındaki ilişkilerin ekonomik ortaklığa dönüşmesinde bir dönüm noktası olacağına inandığı en önemli stratejik proje. Bu yüzden Katar Ulaştırma Bakanı ile Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Enerji ve Altyapı Bakanı'nın Irak’ı ziyareti ve Irak, Türkiye, Katar ve BAE arasında dörtlü bir mutabakat zaptının imzalanması, bu proje üzerinde anlaşmaya varılması açısından önemli bir adım oldu.

“Ziyarette, iki ülke arasındaki ticareti artırabilecek Kalkınma Yolu Projesi’nin hayati önemine değinildi.

Erdoğan-Sudani görüşmesinde Irak ve Türkiye arasında, tamamı Stratejik Çerçeve Anlaşması başlığı altında olmak üzere enerji, tarım, su, sağlık, eğitim ve güvenlik alanlarında 26 mutabakat zaptı ve anlaşma imzalandı.

Başbakan Sudani anlaşmayı ‘güvenlik, enerji ve ekonomi için sürdürülebilir stratejik bir yol haritası’ olarak tanımlarken Cumhurbaşkan Erdoğan, bunu onaylayarak Başbakan ile imzaladıkları Ortak İşbirliği için Stratejik Çerçeve Anlaşması’nı ‘kendileri için güçlü bir yol haritası’ olarak nitelendirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçtiğimiz yıl yaklaşık 20 milyar dolara ulaşan ticaret hacminin daha yüksek seviyelere çıkarılması için atılması gereken adımları vurguladı. Ziyarette bu hedefe ulaşmak için Kalkınma Yolu Projesi’nin hayati önemine değinilirken projenin iki ülke arasındaki ticaret hacmini arttırmak için yapay engellerin aşılmasına yardımcı olabileceği belirtildi.

Önce terörle mücadele sonra su

Irak ve Türkiye arasında, iki ülkenin ortak yüksek çıkarlarına ilişkin tartışma konularını belirleyen önceliklerde açıkça bir fark vardı. Irak, su dosyasının görüşülmesine öncelik verilmesini isterken Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasını, Irak ve Türkiye arasındaki Stratejik Çerçeve Anlaşması'nın dosyalarının takibinden sorumlu ortak komitelerin kurulması kararı aldıklarını söyleyerek tamamladı, ancak iki ülke arasındaki su meselesine değinmedi. Bunun yerine Erdoğan, güvenlikten ticarete, ulaşımdan tarıma kadar pek çok başlıkta akdedilen metinlerin, ilişkilerinin ahdi zeminini güçlendirirken yeni iş birliği imkânlarını da beraberinde getireceğini kaydetti.

Buna karşılık Başbakan Sudani, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ortak basın toplantısında su konusunda iki ülke arasında bir çerçeve anlaşma imzalandığından söz ettiyse de Irak Başbakanlığı Basın Ofisi'nin internet sitesinde söz konusu anlaşma ‘Irak Cumhuriyeti ile Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Su Alanında İşbirliği Çerçeve Anlaşması Muhtırası’ olarak tanımladı. Anlaşmanın eşitlik, iyi niyet ve iyi komşuluk ilkeleri temelinde su alanında anlayış ve iş birliğinin geliştirilmesini içerecek şekilde detaylandırıldığı bir parafın olduğu açıklamada bu dosya ile ilgili konulara açıklama getirilmekten ziyade çeşitli vizyonlara atıf yapıldı.

“Irak Başbakanlığı Basın Ofisi'nden yapılan açıklamaya göre anlaşmada, Irak'ta su kaynaklarına yönelik altyapı ve yatırım projelerinin uygulanmasına yönelik bir vizyonun geliştirilmesi yer alıyor.

Öte yandan Irak Başbakanlığı Basın Ofisi'nden yapılan açıklamaya göre anlaşmada, Irak'ta su kaynaklarına yönelik altyapı ve yatırım projelerinin uygulanmasına yönelik bir vizyonun geliştirilmesi yer alıyor. Sınırları aşan su kaynaklarının adil ve hakkaniyetli bir şekilde paylaşılmasıyla ilgili olan bu vizyon, suyun akıllıca ve verimli şekilde kullanılmasını öngörüyor. Dicle ve Fırat havzalarında su yönetiminin iyileştirilmesi için ortak projelerle iş birliğine değinilen diğer paraflarda ayrıca Türk şirketlere sulama projeleri için su toplama sistemleri ve barajlar, kanalların kaplanması, filtrasyon ve tuzdan arındırma tesislerinin kurulması ve su arıtma tesisleri gibi altyapının ve uzmanlık ve deneyim alışverişinin yanı sıra modern sulama sistemleri ve teknolojilerini kullanıldığı projelerin hayata geçirilmesi için iş birliği çağrısı yapıldı.

Görsel kaldırıldı.
IKBY Başbakanı Mesrur Barzani (solda) Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan (ortada) ve IKBY Başkanı Neçirvan Barzani (sağda) Erbil'de bir araya geldiler (AFP)

Irak hükümetinin 10 yıl sürecek ve her iki tarafın da kabul etmesiyle otomatik olarak birer yıl uzatılacak bir anlaşmadan bahsetmesine rağmen yukarıdaki paragrafları bir anlaşma olarak tanımlaması yanlış. Çünkü böyle bir anlaşmanın açık olması, Irak Temsilciler Meclisi’ne sunulması ve egemen bir anlaşma olarak milletvekillerinin üçte ikisi tarafından oylanması gerekiyor.

Teknik açıdan bakıldığında da Türkiye ve Irak arasındaki su krizinin tekrarlanması durumunda başvurulabilecek, şartları açık bir anlaşma olarak değerlendirilemez. Çünkü metinde açık ve spesifik detaylar ve paragraflar yer almıyor.

“Sudani hükümeti PKK'nın Irak'taki varlığını ele alma konusunda halen açık bir vizyona sahip değil.

Irak Cumhurbaşkanı ve Başbakanı ile yaptığı görüşmenin ana gündem maddesinin güvenlik dosyası olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, ‘güvenlik ve terörle mücadelede iş birliğinin en önemli gündem maddeleri arasında yer aldığını’ ifade etti. PKK'nın bir ‘terörist örgütü’ olduğunu bir kez daha ifade eden Erdoğan, ‘Irak'ta yasaklı örgüt’ olarak ilan edilmesinden duyduğu memnuniyeti ifade etti. Irak topraklarından Türkiye'yi hedef alan PKK ve uzantılarına karşı atılabilecek ortak adımların ele alındığı görüşmenin ardından Erdoğan, bu vesileyle, PKK’nın Irak’ta ‘terör örgütü’ olarak ilan edilmesinin, Irak topraklarındaki varlığının bir an önce sona ermesine katkıda bulunacağına dair güçlü inancını muhataplarıyla paylaştığını belirterek “Bu aynı zamanda iyi komşuluğumuzun ve kardeşliğimizin de bir gereğidir” dedi.

Irak ve Türkiye arasındaki kuzey sınır bölgelerindeki PKK meselesinin karmaşıklığı, Türkiye’nin IKBY topraklarına askeri müdahalede bulunması, Irak sınırı içinde 22 askeri üs kurması ve Türkiye sınırındaki köylere ve kırsal alanlara füzeli saldırılar gerçekleştirmesi için bir bahane oluşturuyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Bağdat ve IKBY’ye yaptığı ziyarette bu meseleler ele alınmazken iki ülke arasındaki ticaret hacminin artırılmasından bahsedilerek Kalkınma Yolu Projesi’ne öncelik verildi.

Öte yandan Sudani hükümetinin PKK'nın Irak'taki varlığını ele alma konusunda halen açık bir vizyona sahip olmaması, Irak ile Türkiye arasındaki Stratejik Çerçeve Anlaşması'nın uygulanmasında ilerleme kaydedilmesi noktasında sorun teşkil edebilir. Türkiye, PKK'nın ‘terör örgütü’ olarak tanımlanmasında ısrar ederken, Irak sadece ‘yasaklı örgüt’ olarak tanımlamakla yetinmek istiyor.

PKK'nın Irak'taki faaliyetlerinin engellenmesi meselesi, özellikle PKK dahil tüm silahlı örgütlerin Sincar bölgesinin tamamından çıkarılmasını ve güvenlik dosyasının Irak polisine ve ordusuna devredilmesini öngören Sincar Anlaşması'nın uygulanması konusunda anlaşmazlık yaşanmasından sonra artık Türkiye ile Irak arasındaki ilişkilerle sınırlı kalmayıp Iraklı taraflar arasında da bir anlaşmazlığa dönüştüğünden iyice karmaşık bir hal aldı.

*Bu makale Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli Al Majalla dergisinden çevrilmiştir.



Irak'ta Haşdi Şabi güçlerine yönelik ölümcül saldırılar

Irak'ın batısındaki Akaşat'ta Haşdi Şabi Güçlerine yönelik saldırının gerçekleştiği yeri gösteren ve geniş çapta yayılan bir videodan
Irak'ın batısındaki Akaşat'ta Haşdi Şabi Güçlerine yönelik saldırının gerçekleştiği yeri gösteren ve geniş çapta yayılan bir videodan
TT

Irak'ta Haşdi Şabi güçlerine yönelik ölümcül saldırılar

Irak'ın batısındaki Akaşat'ta Haşdi Şabi Güçlerine yönelik saldırının gerçekleştiği yeri gösteren ve geniş çapta yayılan bir videodan
Irak'ın batısındaki Akaşat'ta Haşdi Şabi Güçlerine yönelik saldırının gerçekleştiği yeri gösteren ve geniş çapta yayılan bir videodan

Irak, batı sınırlarından güneydeki karasularına kadar uzanan çok cepheli, benzeri görülmemiş bir askeri gerilim evresine girdi. Dün ülkenin batısındaki Akaşat bölgesinde ve Bağdat'ın güneyindeki Sakr kampında bulunan Haşdi Şabi Güçleri’nin mevzilerine düzenlenen hava saldırılarında can kayıpları çok sayıda yaralı olduğu belirtildi.

Irak Silahlı Kuvvetleri ve Ortak Operasyonlar Komutanlığı, saldırıları "belirli bir hedef gözetmeyen sistematik bir saldırganlık" olarak nitelendirerek, güvenlik kazanımlarını baltalamayı ve egemenliği ihlal etmeyi amaçladıklarını belirtti. Sorumlu uçakların belirlenmesi için de alarm durumu ilan edildi.

Daha sonraki bir gelişmede ise patlayıcı yüklü insansız hava araçları (İHA), Bağdat'ın kuzeyindeki Mahmur Kampı'nda bulunan Irak Ordusu'nun 14. Tümeni karargahını hedef aldı, ancak herhangi bir can kaybı yaşanmadı.

Buna paralel olarak, patlayıcı yüklü teknelerin iki yabancı petrol tankerini hedef aldığı bir saldırının ardından çatışma Basra'daki Faw kıyılarına da sıçradı. İran Devrim Muhafızları, tankerlerden birini hedef alma sorumluluğunu üstlendi.

Olay, büyük yangınlara ve Irak limanlarından ham petrol sevkiyatının geçici olarak durmasına neden olarak, ülkenin tam teşekküllü bir bölgesel savaşa sürüklenmesi korkusunu derinleştirdi.


Yaralı lider "intikam" ve Hürmüz'ün kapatılmasına tutunuyor

İranlılar dün Tahran'ın merkezinde ABD-İsrail bombardımanı sonucu hasar gören konut binalarını inceliyor (EPA)
İranlılar dün Tahran'ın merkezinde ABD-İsrail bombardımanı sonucu hasar gören konut binalarını inceliyor (EPA)
TT

Yaralı lider "intikam" ve Hürmüz'ün kapatılmasına tutunuyor

İranlılar dün Tahran'ın merkezinde ABD-İsrail bombardımanı sonucu hasar gören konut binalarını inceliyor (EPA)
İranlılar dün Tahran'ın merkezinde ABD-İsrail bombardımanı sonucu hasar gören konut binalarını inceliyor (EPA)

İran'ın yeni Yüksek Lideri Mücteba Hameney, göreve başlarken "intikam" alma ve Hürmüz Boğazı'nı kapalı tutma konusundaki kararlılığını yeniden teyit eden bir mesaj yayınladı. Bu hareket, ABD ve İsrail ile devam eden çatışma ortamında İran askeri liderliği ve İslam Devrim Muhafızları Ordusu'nun benimsediği tavrın bir uzantısı gibi görünüyordu.

Dün devlet televizyonunda yayınlanan mesajında Hameney, askeri gerilim devam ederse Tahran'ın "başka cepheler" açabileceğini belirterek, İran halkının geniş kesimlerinin talebinin "etkin ve caydırıcı savunmanın devamı" olduğunu vurguladı. İran'ın şehitlerinin kanının intikamını alma hakkından vazgeçmeyeceğini ilan etti. Mesaj, babası eski Yüksek Lider Ali Hameney'in öldürüldüğü savaşın ilk saldırısında yaralanan Mücteba Hameney'in sağlık durumuyla ilgili çelişkili haberlerin ortasında yayınlandı.

Devrim Muhafızları, Hürmüz Boğazı'nın kapalı tutulması yönündeki Yüksek Lider'in direktiflerini yerine getireceğini ve rakiplerine "en ağır darbeleri" indireceğini belirtti. Ayrıca, askeri operasyonların devam etmesi halinde Bab el-Mandeb Boğazı'nda olası bir gerilime de işaret etti.

İran, Körfez'deki enerji tesislerine ve gemilere yeni saldırılar düzenledi. Bu saldırılar, petrol fiyatlarının varil başına 100 doların üzerine çıkmasına neden oldu.

İran Genelkurmay Başkanlığı sözcüsü, İran enerji altyapısına veya limanlarına saldırı düzenlenmesi halinde bölgenin petrol ve doğalgaz sektörünün ateşe verileceği tehdidinde bulundu.

ABD Başkanı Donald Trump, ülkesinin dünyanın en büyük petrol üreticisi olduğunu vurgulayarak piyasaları rahatlatmaya çalıştı, ancak önceliğinin İran'ın nükleer silah edinmesini engellemek olduğunu da belirtti. ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) ise "Destansı Öfke Operasyonu" kapsamında İran içinde yaklaşık 6 bin hedefi vurduğunu açıkladı.


Trump: Mücteba Hameney hayatta ama "yaralı"

İran'ın yeni Yüksek Lideri Mücteba Hameney (Arşiv-Reuters)
İran'ın yeni Yüksek Lideri Mücteba Hameney (Arşiv-Reuters)
TT

Trump: Mücteba Hameney hayatta ama "yaralı"

İran'ın yeni Yüksek Lideri Mücteba Hameney (Arşiv-Reuters)
İran'ın yeni Yüksek Lideri Mücteba Hameney (Arşiv-Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, babası, önceki Yüksek Lider, savaşın ilk gününde öldürülen İran'ın yeni Yüksek Lideri Mücteba Hameney'in hayatta olduğuna ancak "yaralı" olduğuna inandığını söyledi.

İranlılar, geçen pazar günü ülkenin Yüksek Lideri seçilmesinden bu yana Hamaney'i görmemişlerdi ve dün televizyonda spiker onun ilk kamuoyu açıklamalarını okudu.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre çarşamba günü bir İranlı yetkili, Mücteba Hameney'in hafif yaralandığını ancak çalışmalarına devam ettiğini söyledi. Devlet televizyonu ise daha önce onun savaşta yaralandığını duyurmuştu.

fghyju
İran'ın yeni dini lideri Mücteba Hameney'in açıklamasının yayınlandığı sırada İran televizyon ekranından bir görüntü (AFP)

Trump, Fox News'e verdiği röportajda, "Bence yaşıyor. Bence enfekte olmuş" dedi. Fox News, bu açıklamalarını dün akşam geç saatlerde yayınladı.

İlk açıklamalarında Hamaney, Hürmüz Boğazı'nın kapalı kalacağına dair söz verdi ve komşu ülkeleri topraklarındaki ABD üslerini kapatmaya çağırdı yada İran tarafından hedef alınma riskini göze alacaklarını belirtti.

Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail, 28 Şubat'ta İran'a saldırılar düzenledi. İran ise İsrail ve Körfez ülkelerine saldırılarla karşılık verdi.

İran, İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri liderleri, savaşın üçüncü haftasına girerken, yüzlerce can kaybına ve finans piyasalarının sarsılmasına rağmen, mücadeleye devam edeceklerini belirterek meydan okumayı sürdürüyorlar.