Biden ilk değil... İsrail'e kırmızı çizgiler çizen ABD başkanları kimler?

ABD Başkanı Joe Biden ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (Arşiv - Reuters)
ABD Başkanı Joe Biden ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (Arşiv - Reuters)
TT

Biden ilk değil... İsrail'e kırmızı çizgiler çizen ABD başkanları kimler?

ABD Başkanı Joe Biden ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (Arşiv - Reuters)
ABD Başkanı Joe Biden ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (Arşiv - Reuters)

ABD Başkanı Joe Biden geçen hafta, Refah kentini işgal etmesi halinde İsrail'e askeri yardımı durdurma tehdidinde bulunarak sansasyon yarattı. Bu noktada Biden, İsrail için kırmızı çizgi çeken ilk ABD Başkanı değil.

Axios internet sitesi, Biden'ın İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun meydan okumasıyla karşılaşan uyarısının önemini vurguladı. Bu durumun, İki ülke arasındaki ilişkilerin kötüye gittiğinin bir başka göstergesi olduğuna işaret edildi. Refah'ın olası işgali iki ülke arasındaki en büyük gerilim kaynağını oluşturuyor. ABD'li yetkililer ise bunun yaratabileceği insani etki konusunda endişelerini dile getiriyor.

Şarku’l Avsat’ın Axios’tan aktardığı habere göre Biden, Refah operasyonuyla ilgili olarak İsrail'e bir kırmızı çizgi çekme olasılığını ilk kez mart ayında gündeme getirdi. Sitede yayınlanan haberde, Netanyahu’nun da kırmızı çizgisinin Hamas tarafından başlatılan 7 Ekim saldırısının tekrarlanmasını önlemek olduğunu söyleyerek yanıt verdiği ifade edildi.

sdvf
Gazze'deki çocuklar (AFP)

İsrail güçleri geçtiğimiz hafta Mısır ile Gazze Şeridi arasındaki Refah Sınır Kapısı’nın kontrolünü ele geçirdi. Bu sınır kapısı, Gazze Şeridi’ne insani yardım ulaştırmanın ana yöntemlerinden biriydi. Ancak Beyaz Saray, İsrail'in eylemlerinin henüz Biden'ın kırmızı çizgisini aştığını düşünmüyor. Bu da ABD politikasında bir değişiklik gerektiriyor.

Biden'ın İsrail'e yönelik tehdidi bazı Cumhuriyetçiler tarafından öfkeyle karşılandı. Senatör Ted Cruz Perşembe günü düzenlediği basın toplantısında Biden'ın ‘Hamas’ın ve Hizbullah'ın yeryüzündeki en büyük dostu’ olduğunu söyledi. Bu esnada Senatör Tom Cotton da X platformunda, “Siyasi nedenlerle sergilenen bu davranış müttefikimiz için utanç verici bir ihanettir” yazdı. Eski Başkan Yardımcısı Mike Pence, Biden'ın açıklamasını tamamen kabul edilemez olarak nitelendirdi.

Öte yandan, Biden'ın açıklaması bir dizi ilerici Demokrat tarafından memnuniyetle karşılandı. Senatör Bernie Sanders yaptığı açıklamada, “Başkan Biden haklı. ABD, Netanyahu'nun felaket ve insanlık dışı politikalarını desteklemek için daha fazla bomba ve füze sağlamaya devam edemez” ifadelerini kullandı.

Temsilci Alexandria Ocasio-Cortez, Biden'ın İsrail'e koşullar koymasını ‘yapılması gereken, güvenli ve adil bir şey’ olarak nitelendirdi.

Axios’un yapmış olduğu haberde, İsrail'e yardımı kesmekle tehdit eden diğer Amerikan başkanları da incelendi:

Dwight Eisenhower

AP'ye göre Dwight Eisenhower, Süveyş Krizi (1956'da Mısır'a karşı üçlü saldırı) sırasında İsrail'i Sina Yarımadası'ndan çekilmeye zorlayacak yaptırımlarla tehdit etti.

Yine 1953 yılında Eisenhower yönetimi, Ürdün Nehri üzerinde bir hidroelektrik projesinin inşası nedeniyle İsrail'e sağlanacak 26 milyon dolarlık finansmanı geçici olarak erteledi.

Ronald Reagan

Eski ABD Başkan Ronald Reagan, 1981 yılında iki adet F-16 savaş uçağı sevkiyatını erteledi ve Ortadoğu'da ‘artan şiddet düzeyi’ nedeniyle İsrail'e süresiz olarak silah satışını durdurdu.

Ertesi yıl Reagan yönetimi Kongre'yi İsrail'in ABD ile yaptığı silah anlaşmasını ihlal etmiş olabileceği konusunda uyarırken, New York Times İsrail'in Lübnan'ı işgali sırasında ABD yapımı silahlar kullandığını bildirdi.

xcfdbf
Eski ABD Başkanı Ronald Reagan (AFP)

1983 yılında Reagan, İsrail güçlerini Lübnan'dan çekmedikçe F-16 uçaklarını İsrail'e göndermeyeceğini bir kez daha yineledi. Reagan, “Bu güçler, kendilerinden ayrılmak isteyen başka bir ülkeyi işgal etme konumundayken, kanun bize o uçakları göndermemizi yasaklıyor” ifadesini kullandı.

George H.W. Bush

Washington Post'un haberine göre Bush yönetimi 1992 yılında, işgal altındaki Batı Şeria'da yerleşim birimleri inşa etmeye devam etmesi halinde İsrail'i 10 milyar dolarlık kredi garantisini kesmekle tehdit etti.

scgynum
Baba Bush (AFP)

 



Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.


İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)

İsrail güçleri bu sabah erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi.

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, büyük patlama saat 02:20'de meydana geldi.

İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında, bir yıldan fazla süren ve partinin askeri ve liderlik altyapısına darbeler aldığı çatışmanın ardından, 27 Kasım'dan beri yürürlükte olan bir anlaşma bulunuyor.

Anlaşma, Lübnan ordusunun ve Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) konuşlandırılmasının güçlendirilmesi karşılığında, Hizbullah savaşçılarının Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeden (sınırdan yaklaşık 30 km uzaklıkta) çekilmesini ve askeri altyapısının tasfiye edilmesini öngörüyordu.

Anlaşma ayrıca İsrail'in savaş sırasında girdiği tüm bölgelerden çekilmesini de öngörüyordu. Bununla birlikte, İsrail sınırın her iki tarafını da izleyebilmek için beş yüksek noktada askeri varlığını sürdürdü. Ayrıca, askeri hedefler veya Hizbullah unsurları olduğunu iddia ettiği yerlere neredeyse her gün saldırılar düzenliyor ve güçleri buldozerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam ediyor.


ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
TT

ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan bir pankart, ABD Adalet Bakanlığı binasına asıldı. Bu adım, Trump’ın Washington’daki bir kuruma kimliğini yansıtma yönündeki son girişimi olarak değerlendiriliyor.

Mavi renkli pankart, dün (perşembe) binanın bir köşesindeki iki sütun arasına yerleştirildi. Pankartta “Amerika’yı Yeniden Güvenli Hale Getirelim” sloganı yer aldı.

Trump, geçen yıl Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana federal kurumlar üzerindeki varlığını ve nüfuzunu pekiştirmek için güçlü adımlar atıyor.

Trump, kültürel ve siyasi kurumları yeniden şekillendirirken kendisine yakın isimleri görevlendiriyor, önde gelen kurumların adlarını değiştiriyor ve geçmiş soruşturmalarla bağlantılı yetkilileri geri plana itiyor. Eleştirmenler ise bu adımların, siyasi iktidar ile normal şartlarda bağımsız olması gereken kamu görevleri arasındaki sınırları ortadan kaldırdığını savunuyor.

Geçen yıl Trump’ın fotoğrafını taşıyan pankartlar, ABD Çalışma Bakanlığı, ABD Tarım Bakanlığı ve Amerikan Barış Enstitüsü binalarına da asılmıştı.

Trump tarafından atanan bir yönetim kurulu, Aralık ayında John F. Kennedy Sahne Sanatları Merkezi’ne Trump adının eklenmesi yönünde oy kullandı. Ayrıca Washington’daki Amerikan Barış Enstitüsü binasına da Trump’ın adı verildi.

Son pankarta ilişkin soruları Beyaz Saray, Adalet Bakanlığı’na yönlendirdi. Bakanlık ise şu ana kadar yorum talebine yanıt vermedi.