8 Temmuz 2024'te Yevgenia Berkovich ve Svetlana Petriychuk, Moskova'daki mahkemede duruşmaları sırasında (Reuters)
Moskova'da bir askeri mahkeme, DEAŞ gelinleri hakkında bir oyunun Rus yazarını ve tiyatro yönetmenini "terörü meşrulaştırmaktan" suçlu buldu ve ikisine de 6 yıl hapis cezası verdi.
Svetlana Petrichuk ve Yevgenia Berkovich, 2010'ların ortalarında terör örgütü savaşçılarıyla evlenmek üzere Suriye'ye giden Rus kadınlardan ilham alan Cesur Şahin Finist (The Brave Falcon Finist) isimli bir oyun yaptıkları için hüküm giydi.
44 yaşındaki Petrichuk ve 39 yaşındaki Berkovich cezalarına itiraz etmeye niyetli.
Bir kısmı kapalı kapılar ardında yürütülen duruşmaları, ülkedeki sanatsal özgürlük hakkında endişe yarattı.
Petrichuk ve Berkovich'e, cezası hapiste 7 yıla kadar çıkabilen terörü meşrulaştırma suçundan dava açıldı ve savcılar oyunun DEAŞ'ı olumlu yansıttığını savundu.
Sanatçılar suçlamaları reddetti. Berkovich duruşmalardan birinde, oyunu terörizmi önlemek için sahneye koyduğunu söyledi. Bu iddia oyunu, yapımda tasvir edilenlere benzer olayları engellemek için yazdığını söyleyen Petriychuk tarafından yinelendi.
Rus haber ajansı RBC'ye konuşan Berkovich "Seçilen kelimelerinin benimle ne ilgisi olduğuna dair kesinlikle hiç fikrim yok" dedi.
Hiçbir zaman radikal veya başka tür bir İslam'ı benimsemedim.
Avukatları, oyunun Rusya Kültür Bakanlığı tarafından desteklendiğini ve Rusya'nın en prestijli tiyatro ödülü olan Altın Maske'yi bile kazandığını söyledi.
Avukatlardan Ksenia Karpinskaya, mahkumiyet kararını "tamamen yasadışı" ve "adaletsiz" diye nitelendirdi ve temyize gideceklerini söyledi fakat "umudun az" olduğunu itiraf etti.
Petriychuk'un avukatına göre oyun, 2019'da Sibirya'da bir kadın hapishanesindeki mahkumlara okunmuştu ve devlet cezaevi hizmetleri, internet sitesinde oyunu övmüştü.
Tutuklanmalarından sonra Novaya Gazeta gazetesi tarafından sanatçılara destek için başlatılan açık mektup halihazırda 16 binin üzerinde imza topladı.
Destek grubu, "Zhenya! Svet!" diye tezahürat yaparak Yevgenia Berkovich ve Svetlana Petryichuk'u taşıyan cezaevi aracına eşlik ediyor. Yönetmen ve oyun yazarı Cesur Şahin Finist oyunu yüzünden 6 yıl hapis cezasına çarptırıldı.
The support group accompanies the paddy wagon with Yevgenia Berkovich and Svetlana Petryichuk chanting "Zhenya! Svet! ".
The director and playwright were sentenced to six years in prison for the play "Finist the Bright Falcon". pic.twitter.com/RoEbRvNHf4
Mektupta, oyunun "tamamen açık terör karşıtı bir mesaj barındırdığı" yer alıyor.
Hapis cezalarının yanı sıra iki kadının tahliye edildikten sonra üç yıl boyunca internet sitesi yönetmeleri yasak. Mayıs 2023'ten beri tutuklular ve cezalarını bir ceza kolonisinde çekecekler.
Önemli Rus sanatçıların da içinde yer aldığı destekçileri, kararın Berkovich'in savaş karşıtı şiirleriyle ilgili olabileceğini savunuyor.
Rusya hükümetinin, 2022'de Ukrayna'nın işgalinden sonra sanat camiası üzerinde baskılarını artırdığı söyleniyor.
Ankara, Washington ile Tahran arasında “dolaylı kanal” arayışındahttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5235828-ankara-washington-ile-tahran-aras%C4%B1nda-%E2%80%9Cdolayl%C4%B1-kanal%E2%80%9D-aray%C4%B1%C5%9F%C4%B1nda
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, İstanbul’da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da katılımıyla İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’yi kabulü (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Ankara, Washington ile Tahran arasında “dolaylı kanal” arayışında
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, İstanbul’da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da katılımıyla İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’yi kabulü (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Türk kaynaklar, Ankara’nın bölgede yeni bir savaşın önlenmesi ve iki ülke arasında yeni müzakere turlarının canlandırılması amacıyla İran ile ABD arasında bir iletişim kanalı oluşturmayı hedeflediğini bildirdi.
Kaynaklar, bugün (Cumartesi) Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, Türkiye’nin dolaylı kanal oluşturma seçeneklerini öncelikleri arasına aldığını, olası müzakere süreçlerine ev sahipliği yapmaya hazırlandığını ve önümüzdeki dönemde diplomatik çözümlere odaklandığını daha net biçimde ortaya koymayı planladığını söyledi. Bu yaklaşımın, bölgede askerî tırmanma riskinin arttığı bir dönemde benimsendiği vurgulandı.
Kaynaklara göre Türkiye’nin hâlihazırda yürüttüğü diplomatik girişimler İran dosyasında en uygun seçenek olarak görülüyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın attığı adımların, İran ve ABD’yi müzakere masasında buluşturma yönünde olduğu ifade edildi.
Hakan Fidan ile Abbas Arakçi’nin İstanbul’da düzenlenen ortak basın toplantısı sırasında (AFP)
Son saatlerde İran ve Türk medyasında arabuluculuğun mahiyetine ilişkin farklı senaryolar dile getirilse de, kaynaklar Washington ile Tahran arasında sunulan Türk önerisinin ayrıntılarına girmekten kaçındı. Türkiye’nin iki tarafı yakınlaştırma çabalarının, “hiçbir tarafın yeni bir savaş istemediği bir bölgede en iyi ve ilk seçenek” olduğu kaydedildi.
Arabuluculuk ve diğer kanallar
Kaynaklar, arabuluculuğun ABD’nin İran’a yeni bir saldırı düzenleme seçeneğinin önüne geçmeyi amaçlayan “diğer kanallarla” birlikte yürüyeceğini belirtti. Bu kanallar arasında Suudi Arabistan ile ABD arasındaki temaslar, İran ile Rusya arasındaki görüşmeler ile Mısır’ın Suudi Arabistan, Türkiye ve bölgedeki diğer ülkelerle yürüttüğü çabalar yer alıyor.
ABD ve İran’ın Türk arabuluculuğuna olumlu yaklaştığı, Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın yoğun temasları ile bunun ortaya çıktığı ifade edildi. Bu çerçevede, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin cuma günü İstanbul’u ziyaret ederek mevkidaşı Fidan’la görüşmesi ve her iki bakanın Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından kabul edilmesi hatırlatıldı.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi (Reuters)
Türk arabuluculuğuna olumlu baktığını belirterek, Türkiye’nin İran nükleer dosyasına ilişkin geçmiş müzakere süreçlerindeki rolünü ve önceki tutumlarını değinen Arakçi, “Türkiye’nin İran konusunda her zaman çok iyi tutumları ve son derece yapıcı görüşleri oldu. Özellikle geçen haziranda İran ile İsrail arasında yaşanan 12 günlük savaş sırasında Türkiye’nin yapıcı yaklaşımını gördük” dedi.
Arakçi, İstanbul’daki temaslarının ardından Türk medyasına yaptığı açıklamada, Erdoğan’ın diplomasi yoluyla bölge için eş zamanlı kazanımlar elde edilebileceğini vurguladığını aktardı. Türkiye’nin bölgesel bir çözüm için çalıştığını belirten Arakçi, bu çabalara olumlu baktıklarını ve başarı umduklarını, kendisinin de bölge ülkeleriyle bu konuda görüşmeler yürüttüğünü söyledi.
Müzakereye eğilim
Ülkesinin ABD ile nükleer dosya ve diğer konularda dolaylı ve ön koşulsuz müzakerelere açık olduğunu yineleyen Arakçi, Erdoğan, ABD Başkanı Donald Trump ve İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan arasında üçlü bir görüşme olasılığını ise dışladı.
Türk medyasında, Arakçi’nin İstanbul ziyaretinden önce Erdoğan’ın Trump’a, Pezeşkiyan’la birlikte çevrim içi üçlü bir görüşme önerdiği ve Trump’ın buna olumlu yaklaştığı iddiaları yer almıştı. Ancak Arakçi, “Buna hâlâ çok uzağız… ABD ile gerçekten ciddi ve göstermelik olmayan müzakereler yürütmek istiyorsak, bunun için sağlam bir başlangıç zeminine ihtiyaç var” dedi.
ABD Başkanı Donald Trump (AP)
Fidan ile İstanbul’daki görüşmesinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuşan Arakçi, İran’ın müzakerelere her zaman açık olduğunu, ancak “askerî tehdit” veya “ön koşullar” altında müzakere etmeyeceğini vurguladı. ABD ile doğrudan müzakereler için şu aşamada bir zemin görmediğini belirtti.
İran’ın herhangi bir saldırıya karşılık vermeye hazır olduğunu söyleyen Arakçi, ABD’nin bir yandan askerî saldırıdan, diğer yandan müzakerelerden söz ettiğini, geçen hazirandaki saldırının sonuçlarından ders çıkarmadığını savundu. Bu kez verilecek yanıtın “çok sert ve güçlü” olacağını kaydetti.
Olası bir saldırının yalnızca iki taraf arasında kalmayacağını, bölgeye yayılacağını belirten Arakçi, bunun kimsenin istemediği bir senaryo olduğunu vurguladı.
ABD Başkanı Donald Trump ise İran’a yönelik askerî saldırı tehditlerini artırırken, Orta Doğu’daki askerî varlığını güçlendirdi ve “Abraham Lincoln” uçak gemisini bölgeye gönderdi. Trump, cuma günü yaptığı açıklamada, “İran’ın saldırıdan kaçınmak için bir anlaşma yapmak istediğini söyleyebilirim” dedi. İran’a süre tanıyıp tanımadığı sorusuna ise, “Evet, verdim. Bu süreyi yalnızca Tahran biliyor. Umarım anlaşmaya varılır; olursa daha iyi olur, olmazsa ne olacağını görürüz” yanıtını verdi.
ABD’nin hedefi
Türk strateji uzmanı İbrahim Kılıç, televizyon açıklamasında ABD’nin birincil hedefinin İran’daki rejimi devirmek olmadığını söyledi. İran ile Venezuela modelleri arasında fark bulunduğunu belirten Kılıç, ABD’nin başlıca taleplerinin uranyum zenginleştirme faaliyetlerinin durdurulması, zenginleştirilmiş uranyumun teslimi ve İran’ın vekilleri aracılığıyla bölgeyi istikrarsızlaştırma çabalarından vazgeçmesi olduğunu ifade etti.
Hakan Fidan ile Abbas Arakçi’nin İstanbul’da düzenlenen ortak basın toplantısı sırasında (AFP)
Bu taleplerin amacının İran’ın İsrail için oluşturduğu tehdidi ortadan kaldırmak olduğunu belirten Kılıç, ABD’nin geçen haziranda üç İran nükleer tesisini vurmasını ve yıllardır uyguladığı yaptırımları bu çerçevede değerlendirmek gerektiğini söyledi. Kılıç’a göre Washington’un istediği “itaatkâr bir hükümet”, ancak İran’ın ikili devlet yapısı (dini otorite ve yürütme) nedeniyle bunun kolay olmadığına dikkat çekti.
Türkiye Ulusal İstihbarat Akademisi Başkan Yardımcısı Hakkı Uygur da ABD’nin İran’a yönelik planlarının belirsizliğine işaret ederek, İran’ın herhangi bir saldırıyı “topyekûn savaş ilanı” sayacağını açıklamasının durumu daha da karmaşık hale getirdiğini söyledi. Kısa vadede rejim değişikliğinin olası görünmediğini belirten Uygur, yoğun hava saldırılarıyla önce “özgürleştirilmiş bölgeler” oluşabileceğini, zamanla bunun rejim değişikliğine evrilebileceğini dile getirdi.
Geniş etki alanı
İran Araştırmaları Merkezi Başkanı Serhan Afacan, olası bir ABD saldırısından en çok İran’ın zarar göreceği konusunda görüş birliğine vardı. Afacan, Türkiye’nin rolü nedeniyle doğrudan hedef olabileceğine dair yorumlar yapıldığını, ancak bunun abartılmaması gerektiğini söyledi.
İki isim, Türkiye açısından en büyük risklerin güvenlik ve göç olduğunu, Irak’ta sınırlı, Suriye’de ise daha geniş bir etki alanı bulunduğunu vurguladı. Afacan, İran’da binlerce Afgan göçmenin bulunduğunu ve bu grubun Türkiye üzerinden Batı’ya yönelmek istediğinin bilindiğini hatırlattı.
Afacan, Ankara’nın temel kaygısının İran’a yönelik olası bir saldırının Pakistan’dan Türkmenistan’a, Azerbaycan’dan Türkiye’ye ve Körfez ülkelerine uzanan geniş bir coğrafyada istikrarsızlık yaratması olduğunu sözlerine ekledi.
Yemen’in kültürel mirasının korunmasına destek için Suudi Arabistan–BM ortaklığıhttps://turkish.aawsat.com/k%C3%B6rfez/5235784-yemen%E2%80%99-k%C3%BClt%C3%BCrel-miras%C4%B1n%C4%B1n-korunmas%C4%B1na-destek-i%C3%A7in-suudi-arabistan%E2%80%93bm-ortakl%C4%B1%C4%9F%C4%B1
Yemen’in kültürel mirasının korunmasına destek için Suudi Arabistan–BM ortaklığı
Mutabakat zaptı, Yemen hükümetinin kültürel varlıklarını korumaya yönelik çabalarını destekliyor (SPA)
Suudi Arabistan Yemen Kalkınma ve Yeniden Yapılanma Programı, cumartesi günü Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) ile bir mutabakat zaptı imzaladı. Anlaşma, Yemen’in kültürel mirasının korunmasına yönelik ortak çabaların güçlendirilmesini, Yemen hükümetinin kültürel varlıklarını muhafaza etme ve Dünya Mirası Listesi’ne aday olabilecek tarihî alanların tespitine yönelik çalışmalarının desteklenmesini amaçlıyor.
Mutabakat zaptını, Suudi Arabistan Yemen Kalkınma ve Yeniden Yapılanma Programı Genel Gözetmen Yardımcısı Mühendis Hasan el-Attas ile UNESCO’nun Körfez Ülkeleri ve Yemen Bölge Ofisi Direktörü Salah Halid imzaladı.
Anlaşma; Yemen’in kurumsal kapasitesinin güçlendirilmesi, miras, eğitim, bilim, kültür ve kalkınma alanlarında teknik destek ve faaliyetlerin sunulmasını öngörüyor. Mutabakat, program ile UNESCO arasında eğitim, kültür ve mirası destekleyen iş birliğinin devamı niteliğinde olup, Seyun Sarayı’nın restorasyonu, Yemen’de temel eğitimin desteklenmesi ve ortak ilgi alanlarında önemli etki yaratan çeşitli kültürel girişimleri kapsıyor.
Bu adım, Suudi Arabistan’ın Yemen Kalkınma ve Yeniden Yapılanma Programı aracılığıyla Yemen’de kültür dâhil sekiz temel ve hayati sektöre verdiği desteğin bir uzantısı olarak öne çıkıyor. Bu kapsamda Hadramut vilayetindeki tarihî Seyun Sarayı’nın, bir kültürel simge ve merkez olarak korunması amacıyla restorasyonu gerçekleştirildi. Proje, Suudi programının finansmanı, UNESCO’nun uygulaması; Suudi Arabistan Kültür Bakanlığı, Yemen Eski Eserler ve Müzeler Genel Kurumu iş birliği ve Yemen Sosyal Kalkınma Fonu’nun lojistik ve teknik desteğiyle hayata geçirildi.
Suudi Arabistan Yemen Kalkınma ve Yeniden Yapılanma Programı ile UNESCO arasında mutabakat zaptının imzalanmasından bir kesit (SPA)
“Suudi Program”, mirasın yeniden canlandırılması ve korunması, tarihî yapıların restorasyonu, kültür alanında çalışan insan kaynağının kapasitesinin artırılması ve kalkınma sürecini güçlendiren nitelikli girişimlerin uygulanması için çalışmalar yürütüyor. Program, Yemen’de ekonomik faydaları artırarak olumlu sonuçlar üretmeyi de hedefliyor.
Program ayrıca, Yemen Kültür Bakanlığı ve Kral Abdülaziz Araştırma ve Arşivler Vakfı (Darah) iş birliğiyle, Hadramut’un Tirim kentindeki tarihî Ahkaf Kütüphanesi’nde bulunan belge ve el yazmalarının dijitalleştirilmesi, onarımı ve restorasyonu yoluyla Yemen mirasının korunmasına katkı sağlıyor; Yemenli uzmanların bu alandaki kapasitelerini geliştiriyor.
Somut olmayan kültürel mirasın korunmasına yönelik olarak da çeşitli kalkınma projeleri yürütülüyor. Bunlar arasında, Sokotra Takımadaları’nda hayata geçirilen “Zanaat Atölyesi” projesi yer alıyor. El sanatları ve dikiş alanında 114 doğrudan, 570 dolaylı yararlanıcıyı destekleyen proje; Yemenli kadınların yaşam koşullarını iyileştirmeyi, becerilerini geliştirmeyi ve iş gücü piyasasına katılımlarını artırmayı hedefliyor. Proje, programın kadınların ekonomik güçlendirilmesine verdiği desteğin bir parçası olarak uygulanıyor.
Mutabakat zaptı, Suudi Arabistan Yemen Kalkınma ve Yeniden Yapılanma Programı ile UNESCO arasında eğitim, miras ve kültürü destekleyen iş birliğinin devamı niteliğini taşıyor (SPA)
Programın kültür alanındaki girişimleri arasında, UNESCO iş birliğiyle Mehri Dili Günü’nün kutlanması da bulunuyor. El-Mahra vilayetinde program tarafından kurulan örnek okullarda gerçekleştirilen etkinlikler, Yemen kültürel mirasına yönelik farkındalığı artırmayı ve yok olma riski altındaki mirası korumayı amaçlıyor. Mehri dili; Sokotri, Şehri ve diğerleri gibi Sami kökenli, Arap dilleri ailesine mensup bir dil olarak biliniyor.
Ayrıca program, Suudi Arabistan Kültür Bakanlığı tarafından 8–20 Eylül 2023 tarihleri arasında Riyad’da düzenlenen ve Suudi ile Yemen kültürlerini tanıtan “İki Kültür Arasında” adlı serginin ilk edisyonuna katıldı. Sergide; giyim, görsel sanatlar, mimari, tasarım ve mutfak sanatları gibi alanlarda iki ülke arasındaki benzerlikler vurgulanarak kültürel değişim ve iş birliği teşvik edildi.
2024’te ise program, Yemen Enformasyon, Kültür ve Turizm Bakanlığı iş birliğiyle Riyad’daki Kral Fahd Kültür Merkezi’nde düzenlenen Yemen Orkestrası etkinliğine katıldı. Etkinlikte Yemenli sanatçılar, geleneksel mirastan esinlenen çeşitli müzik ve şarkı türlerini icra ederken, Suudi müzisyenler de iki ülkenin ortak mirasını yansıtan eserlerle sahne aldı. Program ayrıca, Yemen’in farklı bölgelerinde sekiz temel sektörde hayata geçirilen 268’i aşkın proje ve girişimi tanıtan bir stantla yer aldı.
Arakçi, İran'da rejim değişikliğinin ‘yanılsama’ olduğunu yineledi... Hatemi, ABD ve İsrail'i uyardıhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5235781-arak%C3%A7i-i%CC%87randa-rejim-de%C4%9Fi%C5%9Fikli%C4%9Finin-%E2%80%98yan%C4%B1lsama%E2%80%99-oldu%C4%9Funu-yineledi-hatemi-abd-ve
İran'da yayınlanan bir gazetenin bugünkü baskısının ön sayfasında ABD Başkanı Donald Trump'ın fotoğrafı ‘İran Venezuela değildir’ başlığıyla yer aldı. (EPA)
Arakçi, İran'da rejim değişikliğinin ‘yanılsama’ olduğunu yineledi... Hatemi, ABD ve İsrail'i uyardı
İran'da yayınlanan bir gazetenin bugünkü baskısının ön sayfasında ABD Başkanı Donald Trump'ın fotoğrafı ‘İran Venezuela değildir’ başlığıyla yer aldı. (EPA)
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi bugün yaptığı açıklamada, İran’da rejim değişikliği ihtimalinin ‘bazılarının yaşadığı bir yanılsamadan ibaret olduğunu’ söyledi.
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan bugün, ABD Başkanı Donald Trump’ı, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’yu ve Avrupa’yı, ülkede son dönemde patlak veren protestolarda ‘gerilimi körüklemek’ ve halkı ‘kışkırtmakla’ suçladı.
Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığına göre Pezeşkiyan, söz konusu aktörlerin iç gelişmelere müdahale ederek toplumsal huzursuzluğu körüklediğini savundu.
Arakçi, CNN’e verdiği demeçte İran’ın güvenliğinin son derece önemli olduğunu vurgulayarak, ülkesinin her türlü ‘terörist grupla’ mücadele etmeye hazır olduğunu belirtti. “Sistemimiz son derece sağlam ve temelleri o kadar güçlü ki, kişilerin değişmesi herhangi bir fark yaratmaz” diyen Arakçi, İran yönetiminin istikrarına dikkat çekti. Öte yandan İran’ın Mehr haber ajansı, Arakçi’nin, ülkesinin bölgede barış ve istikrarın korunması amacıyla bölge ülkeleriyle iş birliğine hazır olduğunu söylediğini aktardı. Arakçi ayrıca, İran’ın meşru çıkarlarını garanti altına alacak adil ve dengeli bir nükleer anlaşmaya açık olduğunu ifade etti.
Söz konusu açıklamalar, dün Türkiye’de gerçekleştirilen temasların ardından geldi. Türkiye Cumhurbaşkanlığı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile yaptığı telefon görüşmesinde, Türkiye’nin ABD ile yaşanan kriz konusunda arabuluculuk yapmaya hazır olduğunu ilettiğini duyurmuştu.
Arakçi, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı paylaşımda, İran’ın, nükleer silaha erişimin engellenmesine yönelik güvenceler ile yaptırımların etkin biçimde kaldırılmasını içeren bir nükleer anlaşmaya hazır olduğunu kaydetti.
Arakçi, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile İran-Türkiye ikili ilişkileri ile ortak ilgi alanına giren bölgesel konular hakkında yapılan görüşmelerin her zaman verimli ve yapıcı geçtiğini belirtti.
Arakçi, “Bu görüşmeler sırasında İran’ın hiçbir zaman nükleer silah edinmeyi hedeflemediğini bir kez daha vurguladım. Ülkemiz, İran tarafının meşru çıkarlarını güvence altına alan, nükleer silaha sahip olunmamasına yönelik teminatlar içeren ve mevcut haliyle yaptırımların kaldırılmasını öngören adil ve dengeli bir nükleer anlaşmaya hazırdır” dedi.
Öte yandan ABD Başkanı Donald Trump dün yaptığı açıklamada, İran’ın kendisine yönelik tehdit edilen bir askerî saldırıdan kaçınmak amacıyla bir anlaşma yapmak istediğine inandığını ifade etti. Tahran ise buna karşılık, füze kabiliyetlerinin müzakere konusu olmadığını yineledi.
İran ordusu yüksek alarm durumunda
İran Genelkurmay Başkanı Emir Hatemi, ABD ve İsrail’i herhangi bir saldırı düzenlememeleri konusunda uyardı. Hatemi, Washington’un Körfez bölgesinde gerçekleştirdiği geniş çaplı askerî yığınaklar ışığında, İran Silahlı Kuvvetleri’nin en üst düzeyde alarma geçtiğini belirtti.
İran resmi haber ajansı IRNA’nın aktardığına göre Hatemi, “Düşman bir hata yaparsa, bundan şüphesiz kendi güvenliğiyle birlikte bölgenin ve Siyonist varlığın güvenliği de zarar görür” dedi. Hatemi, İran Silahlı Kuvvetleri’nin ‘savunma ve askerî hazırlık açısından en yüksek seviyede’ bulunduğunu vurguladı.
Hatemi ayrıca, ABD Başkanı’nın İran’ın olası Amerikan saldırılarından kaçınmak için bir anlaşma arayışında olabileceğine yönelik açıklamalarının ardından, ülkesinin nükleer teknolojisinin ‘yok edilemeyeceğini’ ifade etti. Hatemi, “İran İslam Cumhuriyeti’nin nükleer bilim ve teknolojisi, bu vatanın bilim insanları ve evlatları şehit edilse bile ortadan kaldırılamaz” diye konuştu.
Bu gelişmelerle eş zamanlı olarak İranlı yetkililer, ülkede son dönemde yaşanan ve binlerce kişinin hayatını kaybettiği protestolara yönelik baskıların ardından artan gerilimi azaltabilecek taraflarla diplomatik temaslarını artırdı. Bu kapsamda Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Washington ile Tahran arasında arabuluculuk girişiminde bulunan Türkiye’yi ziyaret ederken, Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani de Moskova’ya giderek Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüştü. Görüşme, Kremlin tarafından da doğrulandı.
Öte yandan ABD Başkanı Donald Trump, son haftalarda İran’a yönelik askerî saldırı tehditlerini artırırken, Washington Ortadoğu’daki askerî varlığını güçlendirdi ve USS Abraham Lincoln uçak gemisini bölgeye gönderdi.
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة