Rusya, Suriye'de el Tanf yakınlarında militanlara ait iki mevzinin bombalandığını duyurduhttps://turkish.aawsat.com/5068516-rusya-suriyede-el-tanf-yak%C4%B1nlar%C4%B1nda-militanlara-ait-iki-mevzinin-bombaland%C4%B1%C4%9F%C4%B1n%C4%B1-duyurdu
Rusya, Suriye'de el Tanf yakınlarında militanlara ait iki mevzinin bombalandığını duyurdu
Suriye-Ürdün sınırındaki Amerikan kuvvetleri (Arşiv- Sint.com)
Rusya, Suriye'de el Tanf yakınlarında militanlara ait iki mevzinin bombalandığını duyurdu
Suriye-Ürdün sınırındaki Amerikan kuvvetleri (Arşiv- Sint.com)
Rus devlet medyası bugün Rus Hava Kuvvetlerinin Suriye'de ABD askeri üssüne ev sahipliği yapan el Tanf bölgesinin eteklerindeki militanlara ait iki mevziye saldırı düzenlediğini bildirdi.
Ajans, Rusya'nın Suriye'deki Savaşan Tarafları Uzlaştırma Merkezi Başkan Yardımcısı Oleg Ignasiuk'un militanların kısa süre önce Ürdün sınırında yer alan el Tanf bölgesini terk ettiklerini söylediğini aktardı.
Bir basın brifinginde, “Rus hava kuvvetleri el Tanf bölgesini terk eden militanların bulunduğu iki özel noktayı vurdu” ifadelerini kullandı.
Trump, İslamabad görüşmelerinin başarısız olmasının ardından Hürmüz’e deniz ablukası ilan ettihttps://turkish.aawsat.com/5261537-trump-i%CC%87slamabad-g%C3%B6r%C3%BC%C5%9Fmelerinin-ba%C5%9Far%C4%B1s%C4%B1z-olmas%C4%B1n%C4%B1n-ard%C4%B1ndan-h%C3%BCrm%C3%BCz%E2%80%99e-deniz-ablukas%C4%B1-ilan
Trump, İslamabad görüşmelerinin başarısız olmasının ardından Hürmüz’e deniz ablukası ilan etti
ABD Başkanı Donald Trump, pazar günü yaptığı açıklamada, ABD’nin Hürmüz Boğazı’na deniz ablukası uygulamaya başlayacağını duyurdu. Trump, kendilerine ya da sivil gemilere ateş açan herhangi bir İranlı unsurun etkisiz hala getirileceğini vurguladı.
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance ise bugün erken saatlerde yaptığı açıklamada, ABD ile İran arasındaki müzakerelerin bir barış anlaşmasına varılmadan sona erdiğini belirtti. Vance, İran’ın nükleer silah geliştirmeme yönündeki Amerikan şartlarını kabul etmeyi reddettiğini ve Washington’ın “mümkün olan en iyi ve nihai teklifi” sunduğunu ifade etti.
New York Times gazetesi ve Axios haber sitesine göre, anlaşmazlık başlıkları arasında İran’ın Hürmüz Boğazı üzerinde kontrol talebi ve zenginleştirilmiş uranyum stokundan vazgeçmeyi reddetmesi yer aldı.
Pakistan’da gazetecilere konuşan Vance, ABD’li yetkililerin İran ile yapılan görüşmelerden anlaşma sağlanmadan ayrılacağını ve ülkeye geri dönmeyi planladıklarını söyledi. Vance, “Son derece esnektik ancak İran Amerikan şartlarını kabul etmemeyi tercih etti” dedi.
Öte yandan, İran Meclis Başkanı ve Tahran heyetinin İslamabad’daki başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, ABD’nin görüşmeler sırasında İran’ın güvenini kazanamadığını ifade etti. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi ise bugün erken saatlerde yaptığı açıklamada, ABD ile yürütülen barış görüşmelerinin başarısının Washington’ın “aşırı” ve “hukuka aykırı” taleplerden kaçınmasına bağlı olduğunu belirtti.
Sudani’nin Irak Başbakanı olarak yeniden atanma olasılığı artıyorhttps://turkish.aawsat.com/arap-d%C3%BCnyasi/5261532-sudani%E2%80%99nin-irak-ba%C5%9Fbakan%C4%B1-olarak-yeniden-atanma-olas%C4%B1l%C4%B1%C4%9F%C4%B1-art%C4%B1yor
Sudani’nin Irak Başbakanı olarak yeniden atanma olasılığı artıyor
Irak parlamentosunun cumhurbaşkanı seçimi oturumundan (AFP)
Şii bloğunu (Sadr Hareketi hariç) temsil eden Koordinasyon Çerçevesi, başbakanlık makamı için adayını belirlemek üzere yalnızca iki haftalık bir süreye sahip. Ancak Irak Cumhurbaşkanlığı görevine Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) adayı Nizar Amidi’nin seçilmesinin ardından, bu yapı içindeki görüş ayrılıkları devam ediyor. Söz konusu ayrılıkların, ABD Başkanı Donald Trump’ın, Kanun Devleti Koalisyonu lideri Nuri el-Maliki’nin başbakan adaylığını reddeden paylaşımının ardından başladığı belirtiliyor.
Şii siyasi güçler, ABD vetosuna rağmen Maliki’nin adaylığını sürdürme yönünde ilerleyememiş olsa da, Maliki yarıştan çekilmedi ve ABD Başkanı’nın tutumuyla ilgilenmediğini ifade ederek, kararın Koordinasyon Çerçevesi’ne ait olduğunu savundu. Bu durum, Koordinasyon Çerçevesi’nin adaylığı geri çekip çekmeyeceği konusunda süreci belirsiz bırakırken, siyasi gözlemciler yeni hükümetin başına Muhammed Şiya es-Sudani’nin getirilme ihtimalinin giderek güçlendiğine dikkat çekiyor.
Irak parlamentosu binası (AFP)
Öte yandan, geçen yılın sonlarında yapılan parlamento seçimlerinden bu yana dört ayı aşkın bir süre geçtikten sonra yeni cumhurbaşkanı seçimi ve başbakan ataması için anayasal sürelerin aşılmasıyla birlikte, Irak Yüksek Yargı Konseyi Başkanı Faik Zeydan anayasal sürelerin ihlal edilmesi konusunda uyarıda bulundu. Zeydan, geçen hafta yaptığı açıklamada, bu sürelerin aşılmasına yönelik yaptırım mekanizmasının bulunmamasının ‘söz konusu durumun sürdürülmesi gerektiği anlamına gelmediğini’ belirterek, bunun ülkeyi anayasal ihlal sürecine sokacağını ve mevcut bölgesel gelişmeler, özellikle İran ile ABD-İsrail arasındaki gerilimler ışığında bunun uluslararası koşullarla uyumlu olmadığını ifade etti.
Konsensüsün bozulması
Görünüşe göre Irak Cumhurbaşkanlığı makamına ilişkin nihai karar, siyasi gözlemcilerin de belirttiği gibi, Şii-Kürt ilişkilerinin gelecekteki doğasını doğrudan etkileyecek. Bu ilişkiler, cumhurbaşkanlığı için Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) ile KYB arasında uzlaşmazlık yaşanmadan önce ‘tarihi ve stratejik’ olarak sınıflandırılıyordu. Ancak son süreçte Kürtlerin ve Şiilerin yarısının KYB’nin adayını desteklemesi, 2003 yılında eski Irak rejiminin devrilmesinin ardından siyasi süreci şekillendiren ‘uzlaşı’ ilkesinden bir uzaklaşma olarak değerlendiriliyor.
Irak’ın yeni Cumhurbaşkanı Nizar Amidi (INA)
Bu çerçevede Irak Meclis Başkanı Heybet el-Halbusi, yeni cumhurbaşkanının yemin ederek görevine başlamasının ardından, en büyük parlamento bloğuna başbakan adayını en geç 15 gün içinde belirleme çağrısında bulundu. Halbusi, anayasaya göre cumhurbaşkanı ve en büyük bloğun bu süreci belirlenen süre içinde tamamlamakla yükümlü olduğunu vurguladı.
Herkesin bedelini ödediği bir yorum
‘En büyük parlamenter blok’ kavramı bağlamında Iraklı siyasi güçler, Federal Yüksek Mahkeme’nin eski başkanı Mitat el-Mahmud tarafından 2010 yılında verilen önceki bir yoruma dayanıyor. Söz konusu yoruma göre ‘en büyük parlamenter blok’, ya seçimleri kazanan liste ya da seçim sonuçlarının açıklanmasının ardından parlamentoda şekillenen blok olarak tanımlanıyor. Bu yorumun temel nedeni ve bugün hâlâ etkisi hissedilen sonuçları, İyad Allavi liderliğindeki Irakiye Listesi’nin 91 sandalye kazanmasına rağmen hükümeti kurmasının engellenmesi oldu. Buna karşılık Nuri el-Maliki’nin liderliğindeki Kanun Devleti Koalisyonu 89 sandalye ile ikinci sırada yer almıştı. Bu süreçte, o dönemde Allavi’nin listesinin ana gövdesini oluşturan Sünni Arapların, yürütme erkinin başı olan başbakanlık makamından dışlanması da önemli bir etken olarak gösteriliyor.
Koordinasyon Çerçevesi toplantılarından (INA)
Halbusi’nin Şii siyasi bloklara yaptığı çağrı çerçevesinde ‘en büyük parlamento bloğu’ ifadesine yaptığı vurgu, doğrudan Koordinasyon Çerçevesi yerine, Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani’nin liderliğini yaptığı ve seçimlerde birinci çıkan İmar ve Kalkınma Bloğu’ndan bir adayın görevlendirilmesine işaret ettiği şeklinde yorumlanıyor.
Halbusi açıklamasında, ülkenin ciddi bir ekonomik krizden geçtiğini ve anayasa gereği geçici hükümetin herhangi bir mali, ekonomik ya da reform niteliğinde adım atamayacağını belirtti. Bu nedenle hükümetin bir an önce kurulmasının zorunlu olduğunu, zira halkın geçiminin doğrudan buna bağlı olduğunu vurguladı. Cumhurbaşkanı’nın yemin ederek görevine başlamasının ardından yaptığı değerlendirmede Halbusi, ‘en büyük parlamento bloğunun’ milletvekillerinin imzalarıyla resmi başvuruda bulunduğunu ve bunun Koordinasyon Çerçevesi olduğunu ifade etti. Anayasanın 76. maddesine göre, en büyük bloğun 15 gün içinde başbakan adayını sunmakla yükümlü olduğunu hatırlattı. Halbusi ayrıca siyasi blok liderlerini ve Koordinasyon Çerçevesi’ni, kabine kurulma sürecini başlatmak üzere Cumhurbaşkanı’na resmî görevlendirme başvurusunu iletmeye çağırdı. Ülkenin ekonomik ve güvenlik sorunları nedeniyle, günlük işleri yürüten bir geçici hükümet varken yeni bir hükümetin kurulmasının acil bir ihtiyaç olduğunu da vurguladı.
Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani (DPA)
Bağdat’taki siyasi gözlemcilere göre Şii siyasi blok içinde seçenekler giderek daralıyor ve görüş ayrılıkları derinleşiyor. Özellikle Maliki ve liderliğini yaptığı grubun cumhurbaşkanlığı seçim sürecine katılmayı reddetmesi ve Kürt cumhurbaşkanının seçilmesinde Koordinasyon Çerçevesi içindeki güçlerin yarısından fazlasının oluşturduğu uzlaşmadan ayrılması, Maliki’nin başbakanlığa dönüş ihtimalinin tamamen zayıfladığı şeklinde değerlendiriliyor. Bu nedenle başbakanlık için öne çıkan isimler arasında mevcut Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani’nin yanı sıra, Hesap Verebilirlik ve Adalet Konseyi Başkanı Basim el-Bedri ile İstihbarat Servisi Başkanı Hamid eş-Şatri’nin bulunduğu belirtiliyor.
Tucker Carlson-Trump kavgası büyüyor: Kendi kararlarını veremeyen bir kölehttps://turkish.aawsat.com/ya%C5%9Fam/5261528-tucker-carlson-trump-kavgas%C4%B1-b%C3%BCy%C3%BCyor-kendi-kararlar%C4%B1n%C4%B1-veremeyen-bir-k%C3%B6le
Tucker Carlson-Trump kavgası büyüyor: Kendi kararlarını veremeyen bir köle
Fotoğraf: Reuters
İki eski müttefik arasındaki husumetin son tırmanışında Tucker Carlson, Donald Trump'ı "kendi kararlarını veremeyen" bir "köle" diye niteledi.
Carlson, cuma günü Newsmax'e, "Trump'ı her zaman sevdim ve tüm köleler için olduğu gibi onun için de hâlâ üzülüyorum" diye konuştu.
Başka güçler tarafından eli kolu bağlanmış durumda. Kendi kararlarını veremiyor. Bunu izlemek korkunç.
Bu açıklamalar, Trump'ın İran'daki süregelen çatışma nedeniyle son aylarda başkandan uzaklaşan birçok MAGA yandaşını hedef alan uzun bir Truth Social paylaşımından kısa süre sonra geldi.
Trump, paylaşımında Carlson'ın yanı sıra diğer sağcı yorumcular Megyn Kelly'yle Candace Owens'ı ve komplo teorisyeni Alex Jones'u da "Düşük IQ'lu" diye tanımladı.
"Onlar aptal insanlar, bunu kendileri de biliyor, aileleri de biliyor ve herkes de biliyor! Geçmişlerine bakın, sicillerine bakın. Gereken şey onlarda yok ve asla da olmadı!" diye veryansın etti.
Hepsi televizyondan atıldı, programlarını kaybetti ve kimse onları umursamadığı için televizyona bile davet edilmiyorlar, DELİLER, BAŞ BELALARI ve biraz "bedava" ve ucuz reklam uğruna her şeyi SÖYLERLER.
Hem Carlson hem de Trump son zamanlarda birbirlerine karşı söylemlerini ve eylemlerini sertleştirdi.
Tucker Carlson Network ürünleri, Başkan Donald Trump'ın yayıncıya yönelik hakaretlerine gönderme yapıyor (X/@TCNetwork)
Başkanın perşembe günkü sosyal medya saldırısına yanıt olarak Carlson, hakaretlere atıfta bulunarak "DÜŞÜK IQ" ifadesini taşıyan beyzbol şapkaları da dahil yeni bir ürün serisi piyasaya sürdü.
Tucker Carlson Network cuma günü yeni kıyafetlerin reklamını yaparak, "Tüm deliler, baş belaları ve üçüncü sınıf podcast yayıncıları! Yeni ürünler satışa çıktı!" diye duyurdu.
Bu tür düşmanlıklar, Carlson'ın başkanın yoğun ve ateşli bir destekçisi olduğu 2024 seçim kampanyasından çok farklı. Cumhuriyetçi Parti Ulusal Kongresi'nde Carlson, Trump'ın adaylık rolünü aşarak "bir ulusun lideri" haline geldiğini ünlü bir şekilde ilan etmişti.
Ancak perde arkasında ilişki uzun zamandır inişli çıkışlıydı. Dominion Voting Systems iftira davası sırasında, iç yazışmalar, o dönemde Fox News sunucusu olan Carlson'ın Trump'ı "yıkıcı" ve "kötü" diye tanımladığını ve bir noktada "Ondan tüm kalbimle nefret ediyorum" dediğini ortaya koymuştu.
The Independent, Carlson'ın son açıklamalarıyla ilgili yorum almak için Beyaz Saray'la iletişime geçti.
Independent Türkçe
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة