Hamas, Sinvar'ın ölümünü doğruladı… Kassam Tugayları ‘Filistin'in kurtuluşuna kadar cihada devam etme’ sözü verdihttps://turkish.aawsat.com/5072422-hamas-sinvar%C4%B1n-%C3%B6l%C3%BCm%C3%BCn%C3%BC-do%C4%9Frulad%C4%B1%E2%80%A6-kassam-tugaylar%C4%B1-%E2%80%98filistinin-kurtulu%C5%9Funa-kadar-cihada
Hamas, Sinvar'ın ölümünü doğruladı… Kassam Tugayları ‘Filistin'in kurtuluşuna kadar cihada devam etme’ sözü verdi
Yahya Sinvar Gazze Şeridi'ndeki bir programda (Arşiv - Reuters)
Hamas, Sinvar'ın ölümünü doğruladı… Kassam Tugayları ‘Filistin'in kurtuluşuna kadar cihada devam etme’ sözü verdi
Yahya Sinvar Gazze Şeridi'ndeki bir programda (Arşiv - Reuters)
Hamas’ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları bugün (Cuma), İsrail ordusu tarafından öldürülen Hamas Siyasi Büro Başkanı Yahya Sinvar'ın yasını tuttu.
Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Kassam Tugayları tarafından yapılan açıklamada, ‘Filistin'in kurtuluşuna kadar cihat yürüyüşünün durmayacağı’ belirtilerek, İsrail'in ‘direniş liderlerini öldürerek mücahitleri geri çekilmeye zorlayacağını düşünmesi halinde yanılacağı’ ifade edildi.
Hamas bugün yaptığı açıklamada, Gazze Şeridi'nin güneyindeki Refah'ta İsrail tarafından öldürülen Hamas Siyasi Büro Başkanı Yahya Sinvar’ın ölümünü doğruladı.
Hamas’ın Siyasi Büro Üyesi Halil el-Hayye yaptığı video açıklamasında, Sinvar'ın ‘ön saflarda işgal ordusuyla çatışırken’ öldürüldüğünü söyledi.
Hayye, “Büyük ulusal lider, kardeş Yahya Sinvar'ın yasını tutuyoruz. Sinvar'ın ve ondan önce gelen hareketin tüm lider ve sembollerinin öldürülmesi, hareketin ve direnişin gücünü, sağlamlığını ve onların yolunda devam etme ısrarını arttıracaktır” ifadelerini kullandı.
Hayye ayrıca, kuşatma altındaki Gazze Şeridi’ne yönelik ‘saldırganlık’ sona erene ve İsrail güçleri geri çekilene kadar Gazze'deki İsrailli esirlerin geri dönmeyeceğini belirtti.
‘Ebu İbrahim’ lakaplı 61 yaşındaki Sinvar, Hamas’ın İsrail’in güneyindeki yerleşimlere saldırmasından bu yana İsrail'in başlıca hedefiydi. Söz konusu saldırı Gazze Şeridi'nde bir savaşa yol açtı, savaş Lübnan'a sıçradı ve bölgesel bir çatışmaya dönüşmesinden korkuluyor
Kaynaklar Şarku’l Avsat’a konuştu: İranlı yetkililer ile Hamas ve Cihad liderleri arasındaki iletişim koptuhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5247188-kaynaklar-%C5%9Farku%E2%80%99l-avsat%E2%80%99-konu%C5%9Ftu-i%CC%87ranl%C4%B1-yetkililer-ile-hamas-ve-cihad-liderleri
İslami Cihad Genel Sekreteri Ziyad en-Nehhale, Ağustos 2024’te Tahran’da hayatını kaybeden Hamas lideri İsmail Heniyye için düzenlenen cenaze töreninde, Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım’ın solunda ve önde gelen İranlı askerî yetkililerle birlikte görülüyor (Reuters)
Kaynaklar Şarku’l Avsat’a konuştu: İranlı yetkililer ile Hamas ve Cihad liderleri arasındaki iletişim koptu
İslami Cihad Genel Sekreteri Ziyad en-Nehhale, Ağustos 2024’te Tahran’da hayatını kaybeden Hamas lideri İsmail Heniyye için düzenlenen cenaze töreninde, Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım’ın solunda ve önde gelen İranlı askerî yetkililerle birlikte görülüyor (Reuters)
İsrail–ABD’nin İran’daki askeri ve güvenlik yetkililerine yönelik operasyonları, Devrim Muhafızları bünyesinde Filistin dosyasından sorumlu isimlerle, Filistinli fraksiyonların farklı kademelerdeki liderleri arasındaki iletişimin kesilmesine yol açtı.
Filistinli fraksiyonlara yakın kaynakların Şarku’l Avsat’a verdiği bilgiye göre, Devrim Muhafızları içinde, gerek Kudüs Gücü gerekse Filistinli gruplarla doğrudan temas ve koordinasyon yürüten bazı birimlerde görevli isimlerle irtibat, İsrail–ABD saldırılarının başladığı geçen cumartesi gününden bu yana kesilmiş durumda. Bu durum özellikle Hamas ve İslami Cihad hareketlerini etkiliyor.
Söz konusu kaynaklara göre, Devrim Muhafızları’ndaki bu komutanların suikasta uğrayıp uğramadıkları ya da güvenlik prosedürleri kapsamında tedbir uygulayıp uygulamadıkları konusunda herhangi bir bilgi bulunmuyor. Ancak bazı isimlerin, geçen haziran ayında yaşanan ve 12 gün süren savaş sırasında farklı yöntemlerle mesaj ilettiği belirtiliyor.
Hamas’ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları mensubu savaşçılar, 20 Şubat 2025’te Han Yunus’ta (DPA)
Kaynaklar, “Normalde mesajlar şifreli yollarla, ya elektronik ortamda ya da başka yöntemlerle iletilirdi. Bu savaşın başlamasından bu yana herhangi bir mesaj alınmadı” ifadelerini kullandı.
Devrim Muhafızları’nda Filistin dosyasından sorumlu yetkililer, fraksiyonlara mali ve askeri destek sağlanmasında temel rol oynuyor. Bu isimler, birinci düzeyde siyasi ve askeri liderlerle, zaman zaman da ikinci kademe isimlerle sürekli temas halinde bulunarak, yaşanması muhtemel ya da fiilen gerçekleşmiş gelişmelere ilişkin plan ve senaryolar üzerinde çalışıyordu.
İslami Cihad Hareketi’nin silahlı kanadı Kudüs Tugayları’na bağlı iki unsur, geçen mart ayında Gazze Şeridi’nde bir tünelin girişinde nöbet tutarken (Getty)
Aynı kaynaklara göre İran, geçen haziran ayında İsrail tarafından öldürülen ve “Hacı Ramazan” lakabıyla bilinen Said İzzedi’nin yerine, Devrim Muhafızları’na bağlı Kudüs Gücü bünyesinde Filistin dosyasına yeni bir isim atadı. Yeni komutanın tasfiye edilmesi ihtimaline karşı iki yardımcının da görevlendirildiği, ancak söz konusu isimlerin de bu süre zarfında Tahran tarafından finanse edilen Filistinli fraksiyonların yetkilileriyle herhangi bir temas kurmadığı aktarıldı.
Derinleşen kriz
Filistinli fraksiyonlar, özellikle İslami Cihad ile Direniş Komiteleri, Mücahidin Tugayları ve Gazze’de faaliyet gösteren bazı küçük silahlı gruplar, son aylarda ciddi bir mali kriz yaşıyor. Şarku’l Avsat’ın daha önce ortaya koyduğu üzere, İran desteğinin yaklaşık 7 aydır büyük ölçüde azalması, bu krizin temel nedeni olarak gösteriliyor.
İsrail–ABD saldırıları öncesinde, söz konusu fraksiyonların üst düzey kaynakları, bunun üzerlerinde tam kapsamlı etkiler doğurmasından endişe duyduklarını dile getirmiş, İran rejiminin çökmesi halinde desteğin geri dönmemek üzere kesileceği uyarısında bulunmuştu.
Hamas farklı finansman kaynaklarına sahip olmakla birlikte, İslami Cihad ve diğer bazı gruplar neredeyse tamamen İran desteğine bağımlı durumda. Bu durum, mensuplarının maaş ödemelerini doğrudan etkilerken, bazı yapıların ciddi biçimde zayıflaması hatta dağılması ihtimalini gündeme getiriyor.
Lübnan’daki suikast
Öte yandan, İslami Cihad kaynakları Şarku’l Avsat’a, hareketin silahlı kanadı Kudüs Tugayları’nın Lübnan’daki komutanı Edhem el-Osman’ın pazartesi günü Beyrut’un güney banliyösünde İsrail tarafından düzenlenen saldırıda öldürüldüğünü doğruladı.
Kaynaklara göre el-Osman, Hizbullah’a ait ve parti tarafından güvenli kabul edilen, güvenliği doğrudan örgüt tarafından sağlanan bir dairede bulunuyordu. Saldırıda, aralarında Hizbullah’a bağlı güvenlik unsurlarının da bulunduğu birkaç kişi daha hayatını kaybetti.
Beyrut’un güney banliyösünde İsrail bombardımanının yol açtığı hasar (AFP)
İsrail’in el-Osman’ın söz konusu adreste bulunduğuna dair kesin istihbarata sahip olup olmadığı ya da hedefi doğrudan Hizbullah’a ait bir nokta olarak mı vurduğu bilinmiyor. İsrail ordusunun suikastı duyurmasının, İslami Cihad’ın taziye açıklamasından saatler sonra gelmesi dikkat çekti.
İslami Cihad unsurları, destek sırasında Hizbullah ile birlikte İsrail sınırında saldırılara katılmış, hareketin hayatını kaybeden bazı mensuplarının Suriye’den Beyrut’a geçtiği belirtilmişti.
İran savaşının kapsamı genişlerken Trump: Diyalog için artık çok geçhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5247182-i%CC%87ran-sava%C5%9F%C4%B1n%C4%B1n-kapsam%C4%B1-geni%C5%9Flerken-trump-diyalog-i%C3%A7in-art%C4%B1k-%C3%A7ok-ge%C3%A7
İran savaşının kapsamı genişlerken Trump: Diyalog için artık çok geç
ABD ile İsrail’in İran’a yönelik hava harekâtının kapsamı genişlerken, çatışmaların ne zaman sona ereceğine dair bir işaret görülmüyor. ABD Başkanı Donald Trump, Tahran yönetiminin müzakere talebinde bulunduğunu ancak “artık çok geç olduğunu” söyledi.
İsrail ordusu, İran’ın çeşitli bölgelerine yönelik saldırılarını yoğunlaştırdığını duyurdu. Açıklamada, Tahran’da İran Cumhurbaşkanlığı Ofisi ile Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi binasının hedef alındığı belirtildi.
Lübnan cephesinde ise İsrail ordusu, güneyde stratejik noktalarda konuşlandığını açıkladı. Bir Lübnanlı yetkili de İsrail güçlerinin sınır hattının bazı kesimlerinden içeri doğru sızma operasyonları gerçekleştirdiğini ifade etti.
İran rejimi kendini kurtarmayı başarabilecek mi?https://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5247178-i%CC%87ran-rejimi-kendini-kurtarmay%C4%B1-ba%C5%9Farabilecek-mi
Yemen'in Sanaa kentinde, Ali Hamaney suikastının ardından elinde İran bayrağıyla İsrail ve ABD'nin İran'a yönelik saldırılarını protesto eden bir kişi, 1 Mart 2026 (Reuters)
Yemen'in Sanaa kentinde, Ali Hamaney suikastının ardından elinde İran bayrağıyla İsrail ve ABD'nin İran'a yönelik saldırılarını protesto eden bir kişi, 1 Mart 2026 (Reuters)
Husam İtani
İran'ın siyasi sisteminin kasıtlı olarak karmaşık yapısı, yetkililere manevra alanı, uzlaşma sağlama ve karmaşık yönetim yapısı içinde çeşitli tarafların kazanımlarını koruma imkânı sunuyor. İran siyasi yönetimi önümüzdeki günlerde, sistemi yeniden kurmak ve ABD-İsrail ortak saldırısının yol açtığı kayıpları sınırlamak için sistemin sağladığı tüm fırsatlara başvuracak gibi görünüyor.
İlk olarak, yasama, denetim ve seçim düzeylerinde iktidarı yöneten ve yönlendiren Anayasa Koruma Konseyi, Uzmanlar Meclisi ve Düzenin Maslahatını Teşhis Konseyi gibi birden fazla konsey bulunuyor. Bu konseylerin yetkileri birbiriyle çakışıyor gibi görünürken tartışma ve anlaşmazlığa açık bulunuyor. İlk iki konseyin görevi, Şura Meclisi'nin (İran parlamentosu) eylemlerinin anayasaya uygunluğunu denetlemek ve Dini Liderin ölümü veya istifa etmesi durumunda onun yerine geçecek kişiyi seçmektir. Bu iki konseye paralel olarak, Şura Meclisi ile Anayasa Koruma Konseyi arasında ortaya çıkabilecek her türlü anlaşmazlığı çözmek için yasama rolüne sahip olan Düzenin Maslahatını Teşhis Konseyi bulunuyor.
Dini Lider tarafından atama, doğrudan halk oylaması ve diğer konseylerin üyeleri tarafından aday gösterilme yöntemlerinin bir araya gelmesiyle bu konseylerin üyeleri seçilir, ancak bu seçim, güvenlik, ekonomi, dışişleri ve diğer konularda danışmanlardan oluşan büyük bir kurumu denetleyen Dini Lider'in elinden hiçbir şeyin kaçmasına izin vermeyecek şekilde yapılır.
Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre İran Ulusal Güvenlik Konseyi Başkanı Ali Laricani'nin, Uzmanlar Meclisi, yeni bir Dini Lider seçmek için toplanana kadar ülkeyi yöneteceğini duyurduğu ‘Geçici Liderlik Konseyi’, Cumhurbaşkanı, Yargı Erki Başkanı ve Anayasa Koruma Konseyi’ni temsil eden bir din adamlarından oluşan anayasal bir organdır. Mevcut pozisyonlara göre Geçici Liderlik Konseyi’ne Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve Yargı Erki Başkanı Gulam Huseyin Muhseni Ejei de dahil olacak. Anayasa Koruma Konseyi, Alireza Arafi'yi Geçici Liderlik Konseyi’ne katılmak üzere atadı.
Böylece, yürütme ve yargı organları Geçici Liderlik Konseyi’nde temsil edilirken, yasama organını temsil eden Ayetullah şahsında dini kurum da bu konseyde yer alacak. Burada, İran sisteminin geleneksel Batı modelindeki yürütme, yasama ve yargı erklerinin ayrılığı ilkesini takip etmediğini, çünkü Dini Liderin tüm konularda veto hakkını elinde tuttuğunu belirtmek gerekir. Ayrıca, İranlı yetkililer gerekli prosedürleri tamamlayabilirse, Arafi, Velayet-i Fakih makamını üstlenecek en önde gelen adaylardan biri. Kendisi muhafazakar hareketin bir parçası olarak kabul ediliyor.
İranlı yetkililerin son açıklamaları, en azından önümüzdeki aylarda herhangi bir hoşgörü veya açıklık göstereceklerini düşündürmüyor.
Liderlik konseyinin birçok sorunla karşılaşacağına şüphe yok.
Bunlardan biri, devletin günlük işlerinin aylardır Ali Larijani'nin elinde olması. Larijani, 1979 İran Devrimi'nden sonra çeşitli devlet kurumlarında görev yaptıktan sonra eski Dini Lider Ali Hamaney'in güvenini kazanmış bir isim. İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) saflarında İran-Irak Savaşı'na katılan Laricani, Hamaney'in cumhurbaşkanı olduğu dönemden bu yana ona sadık kaldı. Yeni yetkililer arasındaki ilişkilerin nasıl yönetileceği ve aralarındaki sınırların nasıl çizileceği ise belirsizliğini koruyor.
Geçici Liderlik Konseyi’nin karşı karşıya olduğu bir diğer sorun ise, Anayasa Koruma Konseyi’nin bazı üyelerinin İsrail-ABD saldırılarında öldürülmüş olması ve diğerlerinin akıbetinin ise hala bilinmemesi. Ordu ve DMO gibi, yetkilileri genellikle Anayasa Koruma Konseyi’nin çalışmalarına katılan devlet kurumlarının temsilcilerinin atanması, iç prosedürlere tabi olacak ve bu da yeni liderliğin çalışmalarının başlamasını geciktirebilir.
Öte yandan İranlı yetkililer olası bir boşluğa karşı önleyici tedbirler aldıkları için bu sorun aşılabilir görünüyor. Bu yaklaşım, bir önceki 12 günlük savaşın ardından, hassasiyet derecesine bakılmaksızın tüm birinci ve ikinci kademe yetkililerin yerine yenilerinin atanmasıyla daha da güçlendi ve böylece birden fazla yetkili görevden alınsa bile kurumların sürekliliği sağlandı.
İran Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Başkanı Ali Laricani, Beyrut'ta Lübnan Meclis Başkanı ile görüşmesinin ardından, 13 Ağustos 2025 (AFP)
Fakat ekonomik ve diplomatik alanda tam bir çıkmaza girmiş durumdan nasıl çıkılacağı tahmin etmek zor. Son iki aydaki protestoların, İran para biriminin rekor düzeyde değer kaybetmesinden kaynaklandığı biliniyor. Bu durum, ekonominin artık daha fazla baskıya dayanamayacağını ve hükümetin elinde başka kart kalmadığını gösteriyordu. Diğer yandan İran Merkez Bankası eski Başkanı Muhammed Rıza Farzin'in istifasında da açıkça görüldü. Üst düzey yetkililerin değiştirilmesi, boğucu uluslararası yaptırımlar, geleceğe yönelik vizyon eksikliği, İran'ın bölgesel ve uluslararası rolü ve DMO’nuun ekonominin büyük bir kısmı üzerindeki kontrolü nedeniyle ortaya çıkan yapısal kriz karşısında etkili bir çözüm değil.
Bununla birlikte İranlı yetkililerin son açıklamaları, en azından önümüzdeki aylarda herhangi bir hoşgörü veya açılım göstereceklerini düşündürmüyor. Geçtiğimiz ocak ayında hayat şartlarının kötüleşmesine karşı yapılan protestolar karşısında alınan güvenlik önlemleri de eğer İran’ın bazı şehirlerinde Hamaney'in ölümünün ardından yapılan kutlamaların rejimi devirme girişimine dönüşürse ya da Başkan Donald Trump'ın hava ve füze saldırılarıyla başlattığı süreci tamamlama ve sokak gösterileriyle iktidarı ele geçirme çağrısına yanıt verilirse daha da şiddetli bir hal alabilir.
Güvenlik kurumlarının merkezlerini ve liderlerini hedef almanın, rejimin önceki on yıllarda kullandığı kontrol ve boyun eğdirme araçlarını yeniden canlandırma girişimlerini zayıflatmayı amaçladığı aşikar. Ancak, güvenlik aygıtına bu kadar şiddetli bir darbe vurmak, rejimi ayakta tutmak için Besic veya benzeri alternatif araçların geliştirilmeyeceği garantisini vermez.
Rejim, taviz verme, iç ve dış muhaliflerini alt etme konusundaki alışılmış yaklaşımından vazgeçme ve kimseye uygulaması imkansız olduğunu bildiği boş reform önerileri sunmaktan kaçınma konusundaki yeteneği açısından ciddi sınavlara tabi tutulacak.
Durum ne olursa olsun, İsrail ve ABD’nin rejimin karargahlarına, iletişim merkezlerine ve kontrol merkezlerine yönelik saldırıları aralıksız devam ederken, rejimin sadece hava saldırıları ile düşeceğini düşünmek riskli olur. Hamaney suikastıyla (ofisinde üst düzey devlet liderlerinin katıldığı bir toplantı sırasında) ortaya çıkan güvenlik ihlalleri, bu ihlallerin haziran ayındaki önceki savaştan bu yana giderilmediğini ve Amerikalılar ile İsraillilerin İranlı yetkililer tarafından yapılan düzeltme girişimlerini atlattığını gösteriyor.
Mevcut rejim savaştan ve karşı karşıya olduğu muazzam ekonomik ve siyasi baskılardan sağ çıkarsa, yeni Dini Lider'e iktidarın devri sırasında da benzer bir model ortaya çıkabilir.
Ali Laricani, herkesin Hamaney'in anayasa uyarınca bu görevi üstlenmeye uygun olmadığını bildiği halde onu en üst liderlik makamına iten merhum Cumhurbaşkanı Ali Ekber Haşimi'nin rolünü tekrarlayabilir. Hamaney, Ayetullah Humeyni'nin ardından Dini Lider olarak adaylığını reddeden konuşmasında bunu açıkça belirtmişti. Daha sonra, 1989 yılında Humeyni'nin ölümünün ardından dini kurumlar ve iktidar merkezleriyle uzun manevralar, uzlaşmalar ve tavizlerin ardından kararını değiştirdi. Bu ihlaller, ciddiyetlerine ve tehlikelerine rağmen, son elli yılda topluma ve ekonomik kurumlara nüfuz etmiş ve yurt içinde ve yurt dışında aldığı darbelerle halk desteğini tamamen kaybetmemiş bir rejimi ortadan kaldırmak için yeterli değil.
Tahran'daki bir meydanda İran'ın Dini Lideri Ali Hamaney için yas tutan İranlılar, 1 Mart 2026 (AFP)
Saldırıların dumanı dağılınca ve son çatışmaların sonucu, her ne kadar öncü nitelikte olsa da, netleşince, mevcut çatışmalara katılan tarafların uğrayacağı kayıplar ve elde edeceği kazançlar da netleşecek. Rejimin, taviz verme ve iç ve dış muhaliflerini alt etme konusundaki olağan yaklaşımından vazgeçme ve kimseye uygulaması imkansız olduğunu bildiği boş reform önerileri sunmaktan kaçınma konusundaki yeteneğinin ciddi bir sınava tabi tutulacağı açık.
Mevcut İran rejimi halkın ezici çoğunluğunun desteğinden yoksun olsa da kırsal ve yoksul topluluklardaki halk tabanı ve devletin günlük işleyişini karakterize eden pratik özellikler dahil olmak üzere temelleri bir dereceye kadar sağlam kalsa da askeri tedarik olmadan uzun bir savaşı sürdürme ve birden fazla cephede savaşma yeteneği, Laricani ve Geçici Liderlik Konseyi’ndeki meslektaşlarını, kamu özgürlükleri üzerindeki kontrolünü gevşetmek anlamına gelse bile, bir tür ateşkes sağlamayı dikkatlice düşünmeye iteceği kesin.
Bunun yanında Trump ve Netanyahu'nun ısrarla desteklediği rejimin düşmesi olasılığı, birçok Batı ülkesi için tercih edilen seçenek olmaya devam ederken içerideki bazı faktörler, koşulların olgunlaşmasını bekleyen bu olasılığın hızlı bir şekilde gerçekleşmesini engelliyor.
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة