Netanyahu savunma bakanını görevden aldı: Savaşın gidişatı konusunda aramızda birçok fikir ayrılığı vardı

Yoav Gallant'ın yerine Dışişleri Bakanı Yisrael Katz atandı.

TT

Netanyahu savunma bakanını görevden aldı: Savaşın gidişatı konusunda aramızda birçok fikir ayrılığı vardı

Netanyahu savunma bakanını görevden aldı: Savaşın gidişatı konusunda aramızda birçok fikir ayrılığı vardı

Başbakanlık Ofisi tarafından yapılan açıklamaya göre İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu dün akşam Savunma Bakanı Yoav Gallant'ı görevden aldı. Haber yayılır yayılmaz yüzlerce kişi Gallant'ın görevden alınmasını protesto etmek için Tel Aviv ve Kudüs'te toplanmaya başladı.

Şarku’l Avsat’ın İsrail Kanal 12 televizyonundan aktardığına göre polis, Netanyahu'nun Kudüs'teki konutunun yakınında ve Tel Aviv'deki İsrail ordu karargahının dışında barikatlar kurdu.

Netanyahu, savaşın yürütülmesiyle ilgili olarak Gallant ile aralarında birçok anlaşmazlık olduğunu söyledi.

Netanyahu yaptığı açıklamada, “Ne yazık ki, savaşın ilk aylarında aramızda güven olmasına ve çok verimli çalışmalar yapılmasına rağmen, son aylarda bu güven benimle savunma bakanı arasında kırıldı” dedi.

Netanyahu, Gallant'ın kabinenin kararlarıyla çelişen kararlar aldığını ve açıklamalar yaptığını kaydetti.

Netanyahu kabine üyelerinin çoğunun kendi kararına katıldığını söyledi.

Gallant ise görevden alınma kararına cevaben X platformunda yaptığı kısa bir paylaşımda şunları yazdı: “İsrail devletinin güvenliği benim her zaman hedefim olmuştur ve olmaya da devam edecektir.”

Diğer yandan İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, Netanyahu'nun ‘doğru kararı verdiğini’ söyleyerek, savunma bakanının görevden alınmasını övdü.

Ben-Gvir, “Gallant savunma bakanı olarak görevdeyken tam bir zafer elde etmek mümkün olmazdı” dedi.

İsrail muhalefet lideri Yair Lapid ise Gallant'ın savaşın ortasında görevden alınmasının ‘delilik’ olduğunu söyledi.

Netanyahu, Dışişleri Bakanı Yisrael Katz'ı Gallant'ın halefi olarak atarken, portföyü olmayan bir kabine bakanı olan Gideon Saar ise dışişleri bakanlığını devralacak.



Trump’ın oğullarının ortak olduğu İHA şirketi Pentagon ile sözleşme imzalamak istiyor

Eric Trump (sağda) ve Donald Trump Jr. (Arşiv – Reuters)
Eric Trump (sağda) ve Donald Trump Jr. (Arşiv – Reuters)
TT

Trump’ın oğullarının ortak olduğu İHA şirketi Pentagon ile sözleşme imzalamak istiyor

Eric Trump (sağda) ve Donald Trump Jr. (Arşiv – Reuters)
Eric Trump (sağda) ve Donald Trump Jr. (Arşiv – Reuters)

Pentagon’un saldırı amaçlı insansız hava araçlarının (İHA) tedariki için açtığı ihalelerde onlarca şirket rekabet ederken, bu şirketler arasında biri özellikle öne çıkıyor.

Powerus adlı şirket, güçlü nakit rezervlerine sahip olması ve rakip firmaları satın alarak hızla büyümesiyle dikkat çekiyor. Şirketin bir diğer özelliği ise ABD Başkanı Donald Trump’ın iki oğlunun şirkete ortak olması.

Trump ailesi, başkanın desteğini kazanmak isteyen yabancı ülkelerde gayrimenkul faaliyetlerini genişletmesi ve politikalarından yararlanan kripto para projelerinden milyarlarca dolar gelir elde etmesi nedeniyle eleştirilmişti. Ancak daha az dikkat çeken bir başka konu da ailenin federal hükümetle sözleşmeli şirketlerde edindiği yeni hisseler. Bu şirketler, roket parçaları ve nadir mıknatıslardan yapay zekâ çipleri ve bilgisayar ekipmanlarına kadar çeşitli ürünler tedarik ediyor.

Washington Üniversitesi St. Louis Hukuk Fakültesi’nde hükümet etiği uzmanı olan Kathleen Clark, “Bu yolsuzluk. Hükümetteki karar vericiler, başkanın ailesinin servetini artırmak için sözleşme verilmesi yönünde baskı hissedebilir” değerlendirmesinde bulundu.

Trump ailesinin son girişimi, Pentagon’un İHA’lar için ABD’de üretim altyapısı oluşturmak amacıyla ayırdığı 1,1 milyar dolarlık bütçeden pay almayı hedefliyor. Trump yönetiminin Çin’den bu tür araçların ithalatını yasaklamasının ardından söz konusu fon oluşturulmuştu.

Powerus şirketi ise yaptığı açıklamada, başkanın oğullarının servetini artırabilecek olsa bile devlet fonları için teklif vermelerinde herhangi bir sorun olmadığını savundu.

Şirketin kurucu ortaklarından Brett Velicovich, Trump kardeşlere atıfta bulunarak, “Burada herhangi bir çıkar çatışması yok. Yaptıkları her şey kendi özel işleri. Şirket olarak odak noktamızın siyasetle bir ilgisi yok” dedi.

Olası çıkar çatışması iddialarıyla ilgili yorum talep edildiğinde Eric Trump şu açıklamayı yaptı: “İnandığım şirketlere yatırım yapmaktan büyük gurur duyuyorum. İHA’ların geleceğin yükselen alanı olduğu açık.”

Yaklaşık bir yıl önce emekli askerler tarafından kurulan Powerus şirketi, çoğunlukla ticari amaçlarla İHA üretiyor. Bu araçlar gübre püskürtmeden orman yangınlarını söndürmeye kadar çeşitli alanlarda kullanılıyor. Ancak şirket hızla büyüyerek ABD Savunma Bakanlığı’na, Ukrayna ve Rusya’nın kullandığı türden silahlı insansız hava araçları (SİHA) tedarik etmeyi hedefliyor. Bu tür araçların son dönemde İran tarafından da ABD ile müttefik Körfez ülkelerine yönelik yıkıcı saldırılarda kullanıldığı belirtiliyor.

Şirket son altı ay içinde üç rakibini satın aldı ve daha fazla şirketi bünyesine katmayı planlıyor.

Powerus, satın alma hamlelerini finanse etmek için yatırımcılardan 60 milyon dolar topladı. Şirket ayrıca ‘ters birleşme’ yoluyla ek finansman sağlamayı hedefliyor. Bu yöntemde özel bir şirket, borsada halihazırda işlem gören bir şirketi satın alarak halka açık hale geliyor. Genellikle bu şirketler düşük faaliyet gösteren ya da neredeyse hiç aktif olmayan firmalar oluyor.

Bu durumda halka açık şirket, Florida merkezli ve kısmen Eric Trump ile Donald Trump Jr.’a ait olan Aureus Greenway Holdings olacak. Bazı golf sahalarına sahip olan şirket Nasdaq borsasında işlem görüyor.

Trump kardeşler arasında federal hükümetle sözleşmeli şirketlerle en fazla bağlantı kuran isim ise Donald Trump Jr. olarak öne çıkıyor. Trump Jr., 1789 Capital adlı risk sermayesi fonu aracılığıyla bu alanda faaliyet yürütüyor.

Trump’ın yeniden seçilmesinden kısa süre sonra 1789 Capital fonu Donald Trump Jr.’ı ortak yaptı ve ardından kendi satın alma kampanyasını başlattı. Fon, bir yıl içinde 25 şirkete yatırım gerçekleştirdi.


İsrail’in Lübnan’ın çeşitli bölgelerine düzenlediği hava saldırılarında 37 kişi hayatını kaybetti

Lübnan’ın güneyindeki kıyı kenti Sur’da İsrail hava saldırısının hedef aldığı bir bina, 8 Mart 2026 (AFP)
Lübnan’ın güneyindeki kıyı kenti Sur’da İsrail hava saldırısının hedef aldığı bir bina, 8 Mart 2026 (AFP)
TT

İsrail’in Lübnan’ın çeşitli bölgelerine düzenlediği hava saldırılarında 37 kişi hayatını kaybetti

Lübnan’ın güneyindeki kıyı kenti Sur’da İsrail hava saldırısının hedef aldığı bir bina, 8 Mart 2026 (AFP)
Lübnan’ın güneyindeki kıyı kenti Sur’da İsrail hava saldırısının hedef aldığı bir bina, 8 Mart 2026 (AFP)

Lübnan Sağlık Bakanlığı’nın açıklamasına göre, İsrail’in dün ülkenin doğusundaki Baalbek ilçesine bağlı Şaas kasabasına düzenlediği hava saldırısında 8 kişi hayatını kaybetti. Bakanlık ayrıca, İsrail’in Sur kentine bağlı Burc eş-Şimali kasabasına gerçekleştirdiği başka bir saldırıda 4, ülkenin güneyindeki Bint Cubeyl ilçesinde ise 8 kişinin yaşamını yitirdiğini bildirdi.

Sağlık Bakanlığı, Beyrut’un güney banliyölerine yönelik bir dizi İsrail hava saldırısında şimdiye kadar 17 kişinin yaralandığını da açıkladı.

Bakanlık daha önce yaptığı açıklamada, “İsrail düşmanının Bint Cubeyl ilçesine bağlı Tebnin kasabasına düzenlediği saldırı sonucunda ilk belirlemelere göre 8 vatandaş şehit oldu” ifadesini kullandı.

Lübnan Ulusal Haber Ajansı (NNA) ise saldırının ‘yerinden edilmiş ailelerin’ yaşadığı bir binayı hedef aldığını, saldırıda aynı aileden 5 kişinin yanı sıra başka kişilerin de hayatını kaybettiğini aktardı.

Öte yandan İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee dün yaptığı açıklamada, ordunun Beyrut’un güney banliyölerinde Hizbullah’a ait altyapıları hedef alan ‘geniş çaplı bir hava saldırısı dalgası’ başlattığını duyurdu.

Adraee, saldırıların Hizbullah’a ait noktaları hedef alarak başladığını belirterek, hava savunma sistemlerinin önleme faaliyetlerinin sürdüğünü söyledi. Adraee, İsrail ordusunun ‘Hizbullah’a karşı güçlü şekilde hareket etmeyi sürdüreceğini’ ifade ederek, örgütün ‘İran rejiminin himayesinde çatışmaya katılma kararı aldığını’ öne sürdü.

Adraee ayrıca, İsrail ordusunun ‘İsrail vatandaşlarının hedef alınmasına izin vermeyeceğini’ vurguladı ve herhangi bir tehdide ‘çok güçlü bir şekilde’ karşılık verileceğini söyledi.

İsrail’in, Lübnan sınırında konuşlandırdığı askeri birlikleri Golani Tugayı’na bağlı savaşçı güçlerle takviye etmeye hazırlandığı bildirildi. Bu adımın, Hizbullah unsurlarıyla sınır köylerinin çevresinde yaşanan çatışmalara rağmen Lübnan topraklarına yönelik olası kara operasyonlarına hazırlık kapsamında atıldığı ifade edildi. Bu arada Beyrut’un güney banliyöleri dördüncü gününde de aralıksız bombardımana maruz kalırken, saldırılar bölgede geniş çaplı maddi hasara yol açtı.

İsrail güçlerinin Lübnan topraklarına birkaç farklı eksenden ilerlemeye çalıştığı belirtiliyor. Şarku’l Avsat’ın sahadaki kaynaklardan edindiği bilgilere göre, İsrail ordusu dün şafak vakti, el-Hıyam’ın güney ve doğu eksenlerine yönelik dördüncü saldırısını düzenleyerek şehir merkezine ulaşmaya çalıştı. Aynı zamanda İsrail birlikleri, 3 Mart’ta başlayan ilerlemenin devamı olarak Marun er-Ras kasabasının çevresinde de ilerleme kaydetti.


Bahreyn: İran Devrim Muhafızları Ordusu ile iletişim kurdukları gerekçesiyle dört vatandaş gözaltına alındı

İran Devrim Muhafızları Ordusu adına casusluk yaptıkları gerekçesiyle gözaltına alınan Bahreyn vatandaşları (BNA)
İran Devrim Muhafızları Ordusu adına casusluk yaptıkları gerekçesiyle gözaltına alınan Bahreyn vatandaşları (BNA)
TT

Bahreyn: İran Devrim Muhafızları Ordusu ile iletişim kurdukları gerekçesiyle dört vatandaş gözaltına alındı

İran Devrim Muhafızları Ordusu adına casusluk yaptıkları gerekçesiyle gözaltına alınan Bahreyn vatandaşları (BNA)
İran Devrim Muhafızları Ordusu adına casusluk yaptıkları gerekçesiyle gözaltına alınan Bahreyn vatandaşları (BNA)

Bahreyn İçişleri Bakanlığı bugün erken saatlerde yaptığı açıklamada, İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) ile İran’da bulunan ‘terör unsurları’ aracılığıyla irtibat kurdukları gerekçesiyle dört Bahreyn vatandaşının gözaltına alındığını, yurt dışında bulunan beşinci bir şüphelinin ise kimliğinin tespit edildiğini duyurdu.

Bakanlık açıklamasında gözaltına alınanların Murtaza Hüseyin Eval (25), Ahmed İsa el-Hayki (34), Sare Abdunnebi Merhun (36) ve İlyas Selman Mirza (22) olduğu belirtildi. Yurt dışında kaçak durumda bulunan şüphelinin ise Ali Muhammed Hasan eş-Şeyh (25) olduğu ifade edildi.

Açıklamaya göre yürütülen soruşturma, ilk şüphelinin örgütsel talimat doğrultusunda ve diğer zanlıların yardımıyla Bahreyn’deki önemli ve stratejik noktaların yüksek çözünürlüklü görüntülerini ve koordinatlarını kaydettiğini ortaya koydu. Bu bilgilerin daha sonra şifreli uygulamalar aracılığıyla DMO’ya gönderildiği belirtildi.

DFBFDB
Videolarda İran’ın saldırganlığını destekleyen kişiler (BNA)

Bakanlık, dün akşam yaptığı bir diğer açıklamada ise İran saldırılarının etkileriyle ilgili görüntüler çekip paylaşan ve saldırılara sempati gösteren altı kişinin gözaltına alındığını duyurmuştu. Söz konusu kişilerin bu görüntüleri sosyal medya hesapları üzerinden paylaşarak kamuoyunu yanıltabilecek, vatandaşlar ve ülkede yaşayan yabancılar arasında korku yayabilecek ve kamu düzenine zarar verebilecek içerikler dolaşıma soktukları ifade edildi.

İçişleri Bakanlığı, gerekli yasal işlemlerin başlatıldığını ve gözaltına alınanların savcılığa sevk edildiğini belirtti. Bakanlık ayrıca kamuoyuna, bilgilerin yalnızca resmi kaynaklardan alınması, doğruluğu teyit edilmemiş haber ve görüntülerin paylaşılmaması çağrısında bulunarak, bunun hem yasal sorumluluk doğurabileceğini hem de ülkenin güvenliği açısından önem taşıdığını vurguladı.