Amjad Rasmi

Amjad Rasmi
TT

Amjad Rasmi

Amjad Rasmi


İsrail, 1967'den bu yana ilk kez Kudüs'ü Yeşil Hat'ın ötesine genişletmeyi hedefliyor

Kudüs'te Zeytin Dağı'ndaki Yahudi mezarlığı, arka planda Mescid-i Aksa külliyesi ve Kubbetü's-Sahra (AFP)
Kudüs'te Zeytin Dağı'ndaki Yahudi mezarlığı, arka planda Mescid-i Aksa külliyesi ve Kubbetü's-Sahra (AFP)
TT

İsrail, 1967'den bu yana ilk kez Kudüs'ü Yeşil Hat'ın ötesine genişletmeyi hedefliyor

Kudüs'te Zeytin Dağı'ndaki Yahudi mezarlığı, arka planda Mescid-i Aksa külliyesi ve Kubbetü's-Sahra (AFP)
Kudüs'te Zeytin Dağı'ndaki Yahudi mezarlığı, arka planda Mescid-i Aksa külliyesi ve Kubbetü's-Sahra (AFP)

İsrail hükümeti, son yıllarda Kudüs'teki egemenliğini pekiştirmek için adımlar atmaya devam ederek Yeşil Hat'ın özelliklerini değiştirdi.

Yediot Aharonot gazetesinde yayımlanan bir rapora göre Binyamin bölgesindeki Adam yerleşiminde (“Adam/Giv’at Binyamin”) hayata geçirilen bir konut projesi, resmi olarak yerleşim bloğunun genişletilmesi olarak sunulsa da Altı Gün Savaşı'ndan bu yana ilk kez Kudüs'ün sınırlarını 1967 öncesi hatların ötesine taşıyacak. Bu adım, bölge üzerinde fiili egemenlik kurulması ve başkentin sınırlarının genişletilmesi anlamına gelecektir.

 cs csd
Batı Şeria'daki Ramallah'ın dışında 60 numaralı karayolunun genişletme çalışmaları (AFP)

Plan, Adam yerleşiminden biraz uzakta bulunan ve daha önce iki bölgeyi birbirine bağlayacak bir köprü inşa edilmesi konusunda yapılan görüşmelere rağmen, yerleşimden doğrudan erişimi olmayan bir araziye yüzlerce konut biriminin inşa edilmesini öngörüyor. Belirlenen alanda yapılacak inşaat, Kudüs içinde coğrafi süreklilik yaratacak ve Neve Ya'akov mahallesini fiilen genişletecektir. Plana göre, konutlar Haredi (aşırı Ortodoks) topluluğu için tasarlandı.

Ayrıca, projeye giden erişim yolu Kudüs'ün Neve Ya'akov mahallesinden başlayıp tekrar oraya dönecek. Bu plan, Kudüs'ün belediye yetki alanını genişletecek; bu da 1967'den beri gerçekleşmemiş bir durum.

Maliye Bakanı Bezalel Smotrich'in Sivil İdare içinde yaptığı kapsamlı değişiklikler, özellikle yeni bir Yerleşim İşleri Dairesi'nin kurulmasıyla birlikte, Batı Şeria planlama sürecinde planın ilerletilmesini önemli ölçüde daha verimli hale getirdi. Onay sürecinin hızlı bir şekilde ilerlemesi bekleniyor. Son yıllarda benimsenen yeni prosedürler kapsamında, proje birkaç yıl içinde hayata geçirilebilir. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre Smotrich, uzun bürokratik prosedürlerin yerini hızlandırılmış onay kanallarıyla değiştirerek, hükümetin Batı Şeria'daki yerleşim inşaatına yaklaşımını yeniden şekillendirdi.

Konut planı, Batı Şeria ile ilgili bir dizi çarpıcı kabine kararının yanı sıra, hükümetin bu hafta 1967'den beri ilk kez Batı Şeria'daki arazilerin devlet adına tesciline yeniden onay vermesinin ardından geldi. Bu adımlar, Arap dünyasındaki ve Batı'daki dost ülkelerden eleştiriler aldı ve "fiili ilhak" olarak kınandı.

İsrail merkezli barış yanlısı grup Barış Şimdi, son hamleyi sert bir dille eleştirerek, "1967'den beri ilk kez, yeni bir yerleşim yeri kurma bahanesiyle hükümet arka kapıdan ilhak gerçekleştiriyor" değerlendirmesinde bulundu. Ayrıca, "Yeni yerleşim yeri her bakımdan Kudüs'ün bir mahallesi gibi işlev görecek ve onu Adam'ın bir mahallesi olarak sunmak sadece bahane ve Batı Şeria'daki bölgelere fiilen İsrail egemenliğini uygulama girişimidir" diye belirttiler.

sdcd
Filistinli bir kız çocuğu, Doğu Kudüs'ün el-Barit banliyösünde, İsrail'in araçların girişini engellediği kontrol noktasının yakınında, ayrılık duvarının yanında bisiklet sürüyor (AFP)

Demokrat Parti'den Knesset Üyesi Gilad Kariv, Konut Bakanı Haim Katz'a acil bir soruşturma dilekçesi sunarak, planlanan alanın Kudüs'e ilhak edilmesi niyetinin olup olmadığını ve resmi olarak Adam bölgesinin bir parçası olarak sınıflandırılan mahalle sakinlerinin, Kudüs belediyesinden hizmet alıp almayacağını sordu.

Kariv, “Planlanan hamle, İsrailliler ve Filistinliler arasındaki sürtüşmeyi daha da artıracak, gereksiz gerilimler yaratacak ve nihayetinde Kudüs'ün İsrail'in başkenti olma statüsüne zarar verecektir” ifadelerini kullandı. Sözlerine şöyle devam etti: “Bu planlar, ABD Başkanı Donald Trump da dahil olmak üzere İsrail'in uluslararası yükümlülükleriyle bağdaşmamaktadır ve Netanyahu'nun aşırılıkçı ortaklarına tamamen teslim olduğunu yansıtmaktadır.”


Epstein’ın adasında neler yaşandı? Adaya giden uçuşun karanlık yüzü...

Jeffrey Epstein'in insan ticareti kurbanı olduktan sonra öleceğini düşündüğünü söyleyen Juliette Bryant (Sky News)
Jeffrey Epstein'in insan ticareti kurbanı olduktan sonra öleceğini düşündüğünü söyleyen Juliette Bryant (Sky News)
TT

Epstein’ın adasında neler yaşandı? Adaya giden uçuşun karanlık yüzü...

Jeffrey Epstein'in insan ticareti kurbanı olduktan sonra öleceğini düşündüğünü söyleyen Juliette Bryant (Sky News)
Jeffrey Epstein'in insan ticareti kurbanı olduktan sonra öleceğini düşündüğünü söyleyen Juliette Bryant (Sky News)

Jeffrey Epstein'in özel adasına kaçırılan kadın, Karayipler'e giden uçakta Epstein tarafından cinsel saldırıya uğradığında öleceğini sandığını söyledi.

43 yaşındaki Juliette Bryant, 2002'de Güney Afrika'nın Cape Town şehrinde üniversite öğrencisi ve gelecek vaat eden bir modelken işe alındıktan sonra pedofil finansçı tarafından defalarca tecavüze uğradığını söyledi.

Sky News'a, 22 yaşındayken bir grup kadın tarafından işe alındığında "hayallerinin gerçekleştiğine" inandığını, ailesinin "hayatını değiştirebileceğine" ve modellik yaparak mali durumlarını iyileştirebileceğine inandığını söyledi.

Juliette, başlangıçta New York'a uçurulduğunu, daha sonra Epstein'le Karayipler'e gideceğinin söylendiğini belirtti.

Kendisini işe alan kadınların New Jersey'deki Teterboro Havalimanı'nda beklediğini, özel jete bindiğini ve Epstein'ın yanına oturduğunu anlattı.

Şunları söyledi:

Uçak kalkarken, bacaklarımın arasına zorla dokunmaya başladı ve ben de çok korktum. Birdenbire şunun farkına vardım: 'Aman Tanrım, ailem beni bir daha göremeyecek, bu insanlar beni öldürebilir'. Çok korktum, benim için büyük bir kırılma anıydı. Birdenbire nazik ve arkadaş canlısı olmam gerektiğini fark ettim çünkü büyük bir tehlikede olduğumu anladım.

Juliette, uçakta cinsel saldırıya uğradığında Epstein için kendisini işe alan kadınların güldüğünü söyledi.

"Her şeyi gördüler ve sadece güldüler" dedi.

Gerçekten donakalmıştım. Bütün bu süreç, tüm bunları yaşamak beni gerçekten değiştirdi. Ne yapacağımı bilmiyordum ve gerçekten öleceğimi düşündüm.

Juliette, Epstein'in ABD Virjin Adaları'ndaki özel adası Little St. James'e vardığında "kaçma şansının olmadığını" söyledi.

"Pasaportum onlardaydı ve o zamana kadar Karayip adalarından birine inmiştik, sonra da helikopterle onun adasına götürüldük" dedi.

Kaçmanın hiçbir yolu yoktu. Yüzerek kaçacak kadar güçlü değilim. Oradan yüzerek kurtulamazdım.

dvfgbhyj
Jeffrey Epstein (ABD Adalet Bakanlığı)

Sky News'a, Epstein'in New York, Palm Beach, Paris ve New Mexico'daki evlerine daha fazla uçuş yaptığını söyledi.

Juliette, Epstein'in istismarının etkileriyle hâlâ başa çıkmaya çalıştığını belirtti.

Facebook'a bakıyorum, Epstein'in yüzünü görüyorum. X'e bakıyorum, Epstein'in yüzünü görüyorum. Haberlere bakıyorum, yine orada. Biliyor musunuz, açıkçası bazen fiziksel olarak hasta hissetmeme yol açtı, sürekli orada ve ondan kaçmanın hiçbir yolu yok.

ABD Adalet Bakanlığı, Epstein davasıyla ilgili milyonlarca dosyayı yayımlayarak, onun geniş ve yüksek profilli isimlerden oluşan ağını daha da aydınlattı.

Son gelen belge paketi (sonuncusu olması bekleniyor) davaya eklenmiş yaklaşık üç milyon sayfa, 180 bin görsel ve 2 bin video içeriyor. Bu, yayımlanan toplam belge sayısını 3 milyon 500 bine çıkarıyor.

2008'de 18 yaşından küçük birinden fuhuş talep etme suçlamasını kabul eden Epstein, 2019'da New York'ta, yargılanmayı beklerken hayatını kaybetti.

Independent Türkçe


Washington ile İran arasındaki gerginliklerde bir yumuşama mı yaşanıyor?

İlk tur dolaylı ve doğrudan müzakereler, İran ve ABD taraflarının tavizlerinin ardından Umman'ın bilgece himayesinde gerçekleştirildi (AFP)
İlk tur dolaylı ve doğrudan müzakereler, İran ve ABD taraflarının tavizlerinin ardından Umman'ın bilgece himayesinde gerçekleştirildi (AFP)
TT

Washington ile İran arasındaki gerginliklerde bir yumuşama mı yaşanıyor?

İlk tur dolaylı ve doğrudan müzakereler, İran ve ABD taraflarının tavizlerinin ardından Umman'ın bilgece himayesinde gerçekleştirildi (AFP)
İlk tur dolaylı ve doğrudan müzakereler, İran ve ABD taraflarının tavizlerinin ardından Umman'ın bilgece himayesinde gerçekleştirildi (AFP)

Nebil Fehmi

Burada daha önce yer alan makalemde, hızlı bir çözümün mümkün olmadığını belirtmiştim, ancak şubat ayının ilk haftasının, ya askeri operasyonların başlaması ya da gerilimin azaltılmasına yönelik adımların atılmasıyla, ABD ile İran arasındaki gerilimin gidişatını belirlemede kritik öneme sahip olacağını öngörmüştüm. Bunun sebebi hem ABD'de hem de İran'da durumun yüksek ve uzun süreli bir gerilime izin verilmemesiydi.

Özellikle büyük bir güç konuşlandırdıktan ve İran'a felaketle sonuçlanacak uyarılar yaptıktan sonra, Amerikan sağ kanadı ve İsrail destekçilerinin askeri operasyon için baskı yapması nedeniyle, ABD’nin somut ve belirgin sonuçlar elde etmeden askeri harekattan tamamen çekilmesinin zor olacağını savundu. Trump'ın çekirdek tabanı "Make America Great Again (Amerikayı Yeniden Harika Yap!/MAGA) destekçilerinin, ABD'nin ulusal güvenliğine doğrudan bir tehdit oluşturmayan askeri operasyonlara katılmayı istemediği ve bunun da ABD'nin nihai kararını geciktirdiği unutulmamalı.

Önceki argümanımda İran rejiminin güvenilirliğinin ABD ve İsrail’in önceki operasyonları ve ülkenin dört bir yanındaki protesto gösterileriyle ciddi şekilde sarsıldığına dair inancımdan kaynaklanıyordu. Rejim, ABD tarafından öne sürülen, felsefesi ve temelleriyle çelişen zorlu ve temel taleplerle karşı karşıya kalmış ve bu durum bazı iç yorumcuların rejimin hayatta kalma kabiliyetini sorgulamasına neden olmuştu. Daha önce hiç duyulmamış bir şekilde, İran'ın Dini Lideri olmadan hayatta kalması için çeşitli senaryolar üzerinde tartışmalar başladı.

Askeri gerginliğin ardından bekleme süresini uzatmak, özellikle Trump yönetimi sırasında ABD’nin karakteristik bir özelliği değil ve çatışma İran'ın çıkarlarına aykırı düşüyor. Bu yüzden geçtiğimiz hafta taraflar arasında müzakereler gerçekleşti. Belki de bu, her iki tarafın da askeri çatışma olmadan bu krizden çıkma olasılığını değerlendirmesi için önemli bir ara olabilir.

İlk tur dolaylı ve doğrudan müzakereler hem İran hem de ABD’nin bazı tavizler vermesinin ardından Umman'ın bilgece himayesinde gerçekleşti. Tahran, aylar önce olduğu gibi saldırıya uğramayacağına dair ABD’den net garantiler almadan müzakereleri yeniden başlatmayı reddetme konusundaki ısrarından vazgeçti.

ABD, İran'ın bölgesel, iç, askeri ve nükleer politikalarında tam bir değişiklik yapılmasında ısrar etti, ancak bölgedeki bazı diğer ülkelerin katılımıyla İstanbul'da müzakerelerin yapılacağını duyurulmasından sonra Maskat'ta çok daha az şartlarla müzakerelere başlanmasını kabul etti.

Böylece her iki taraf da askeri operasyonların ciddi sonuçlarından ve bölgedeki çıkarlarına kısa ve uzun vadede yansıyacak etkilerinden sorumlu tutulmaktan korktukları için kısmen geri adım attılar ve bu tur ‘yapıcı ve olumlu’ bir başlangıç olarak nitelendirildi.

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre İsrail Başbakanı Bİnyamin Netanyahu’nun geçtiğimiz çarşamba günü Washington'a yaptığı ziyaret, Netanyahu'ya, İsrail'in özellikle son iki yıldır bölgede bağlı kaldığı önemli bir ilkeyi yeniden teyit etme fırsatı verdi. Bu ilke, İsrail'in tüm bölgesel düzenlemelerde varlık gösterdiği ve etkili olduğu, pozisyonunun İran rejiminin güvenilmez olduğu ve temel ve kararlı çözümlerin benimsenmesi gerektiği inancına dayanıyor. İsrail, Trump'a İran'ın nükleer programının tamamen ortadan kaldırılması, İran'da uranyum zenginleştirilmesinin reddedilmesi, zenginleştirilmiş uranyum stoklarının imha edilmesi, balistik füzelerin menzilinin 300 kilometre ile sınırlandırılması ve İran'ın Ortadoğu'daki ilişki ağının ortadan kaldırılması konusundaki ısrarını iletti.

Öte yandan İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, ülkesinin uranyum zenginleştirme hakkını savunacağını ve bunun askeri müdahaleyle sonuçlanacak olsa bile bu haktan vazgeçmeyeceğini vurguladığında, İran ve ABD’nin söylemleri sertleştirdiler. ABD’li temsilciler, görüşmelerin hemen ardından Körfez'deki USS Abraham Lincoln uçak gemisini ziyaret ederek askeri seçeneğin hala masada olduğu mesajını verdiler.

Gerginliğin azaltılması yönünde bir adım attık, ancak bir dönüm noktasına, gerginliğin azaltılmasına ve mevcut krizden çıkmaya çok yakın olduğumuzu düşünerek aceleci bir iyimserliğe kapılmak için henüz erken. Bunun nedeni, ABD'nin belirtilen tutumlarını tatmin edecek çözümlerin, İran'ın balistik füzelerden vazgeçmesi ve bölgesel olarak Ortadoğu'dan çekilmesi gibi siyasi ve güvenlik açısından son derece zor ve hassas tutumlar ve tavizler gerektirmesi. Bu da İran'ın nüfuz alanını genişletme ilkesiyle çelişiyor. İran, bunu kendisini dizginlemek ve tehdit etmek amacıyla İsrail'in hazırladığı bir plan olarak görüyor ve bu taleplerin bazılarına yanıt vermenin, rejim tamamen yıkılana kadar sayısız ve çeşitli taleplerin önünü açacağından korkuyor.

İran'ın, ABD'nin bombardımanından kaçınmak umuduyla medyadaki söylemini sertleştirdiği ve gerilimi tırmandırdığı, daha önce Katar'daki ABD üssüne sınırlı bir saldırı düzenlenmesi de dahil olmak üzere bazı operasyonlarını önceden ABD'ye bildirip itidal gösterdiği zamankinden farklı olarak, yanıtının yaygın ve çeşitli olacağı tehdidinde bulunduğunu belirtmekte fayda var.

ABD yönetimi bir anlaşmaya varmaya istekli olsa da İran'ın kaçamak tavırlarından kaçınmak için, ABD'nin askeri tırmanışının ölçeğine uygun olarak İran'dan geniş, önemli ve hızlı tavizler almak zorunda. Böylece Başkan Trump, eski ABD Başkanı Barack Obama'nın görev süresi sırasında Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin (BMGK) beş daimi üyesi ile İran (P5+1) arasında yapılan nükleer anlaşmada öngörülenlerden daha fazlasını başardığını övünebilmesi için, İran'ın kaçamak tavrını önlemek amacıyla, ABD'nin askeri tırmanışının ölçeğine uygun olarak, İran'dan geniş, önemli ve hızlı tavizler almak zorunda olduğunu fark etmektedir. İran'ın taviz vermeden veya önceden kararlaştırılanlardan daha azıyla geri adım atmasının, kendisinin ve genel olarak ABD'nin kişisel itibarını zedeleyeceğini ve Rusya ve Çin gibi ülkeleri diğer konularda ABD ile tırmanışa geçmeye itebileceğini çok iyi biliniyor.

Her iki tarafın da açıklanmamış müzakere sınırları var, ancak İran ya da ABD'nin şu anda önümüzdeki günlerde olayların nasıl gelişeceğini tahmin edebilecek durumda olduğunu düşünmüyorum. Bununla birlikte her iki tarafın da hızlı bir şekilde bir ilerleme sağlanmazsa mevcut gerginliğin askeri eyleme dönüşeceğini kabul etmesi kendi çıkarlarına olur. Bu durum umut vericidir ve müzakerelerin devam etme olasılığını artırıyor. Burada Netanyahu ve Trump arasındaki görüşmenin ortak bir basın toplantısı yapılmadan sona erdiğini hatırlatmakta fayda var. Bu durum, iki taraf arasındaki anlaşmazlıkların ve bunları kamuoyuna açıklamak istememelerinin bir işareti. Bunun hemen akabinde ABD'nin bu aşamada İran ile müzakereleri yeniden başlatmak istediği haberi sızdırıldı.

Trump'ın özellikle 18 veya 19 Şubat'ta Gazze Barış Kurulu’na ev sahipliği yapacağı ve bu konunun Ortadoğu'yu Amerikan siyasi gündeminin en üst sırasına taşıyacak olması nedeniyle, bunun mevcut eğilim olduğunu düşünüyorum. O tarihten önce bir saldırı gerçekleşirse, toplantı öncesinde yeniden sakinliğin hakim olduğunu görmek oldukça güç. Toplantının hemen sonrasına ertelenirse, bu durum tarafların gelecekte ne olacağı konusunda bir anlaşmaya vardıklarını veya Trump'ı geri adım atmaya ikna edemediklerini gösterir. Askeri harekatın ertelenmesi ise ABD'nin ara seçimlerle ilgili hesaplamalarında etkili olur.

Bunlar dikkatle yapılan hesaplamalar ve henüz kesinleşmemiş birtakım kararlar için bazı olumlu işaretler var.