Gazze'de zorunlu anlaşma

İkinci ve üçüncü aşamanın detayları ile ilgili görüşmeler, birinci aşamanın 16'ncı gününde başlayacak. Bu da şu an açıklanan anlaşmanın, ihtilafı çözmeye yönelik geçici bir adım olduğu anlamına geliyor.

Diğer aşamalardaki müzakerelerin başarıyla sonuçlanacağını varsaymak yanlıştır (AFP)
Diğer aşamalardaki müzakerelerin başarıyla sonuçlanacağını varsaymak yanlıştır (AFP)
TT

Gazze'de zorunlu anlaşma

Diğer aşamalardaki müzakerelerin başarıyla sonuçlanacağını varsaymak yanlıştır (AFP)
Diğer aşamalardaki müzakerelerin başarıyla sonuçlanacağını varsaymak yanlıştır (AFP)

Nebil Fehmi

Katar Başbakanı 15 Ocak Çarşamba günü, İsrail ile Hamas'ın, Gazze'de ateşkes sağlanması ve her iki taraftan rehine ve tutukluların serbest bırakılmasını öngören bir anlaşma taslağını kabul ettiğini ve anlaşmanın Pazar günü (dün) yürürlüğe gireceğini duyurmuştu. Açıklamanın yapıldığı ilk dakikalardan itibaren taraflar birbirlerini anlaşmanın hayata geçmesini geciktirmekle suçluyorlar.

Gazze halkının kahramanca fedakarlıkları, İsrail cezaevlerinde uzun süredir tutuklu bulunan Filistinli tutukluların çektiği acılar, Gazze’de insanların kitlesel olarak yerinden edilmesi ve hatta kaçırılan İsrailli sivillerin ve diğerlerinin aileleri göz önüne alındığında, anlaşmayı insani açıdan memnuniyetle karşılıyorum. Ben her zaman işgalci ile işgal devleti arasındaki ayrıma bağlı kaldım. Anlaşmanın tam olarak uygulanması halinde, Gazze'deki mevcut savaş sona erecek ve Filistinlilerin elindeki 100 İsrailli rehine karşılığında 1.000 Filistinli tutuklu serbest bırakılacak.

Anlaşmanın, tutuklu ve rehine takası, yerinden edilmiş kişilerin geri dönüşü, insani yardımların artırılması ve İsrail güçlerinin belirli bölgelere çekilmesi olmak üzere üç aşamada hayata geçirilmesi bekleniyor. Birinci aşamanın 16'ncı gününde, ikinci ve üçüncü aşamaların detaylarıyla ilgili görüşmelere başlanacağı biliniyor. Bu da şu an açıklanan anlaşmanın, ihtilafı çözmeye yönelik geçici bir adım olduğu, ancak kritik duruma tam, detaylı ve kapsamlı bir çözüm düzeyine ulaşmadığı anlamına geliyor.

Anlaşmanın kendisi değerlendirildiğinde, uygulanması halinde, Ekim 2023 ve sonrasında Gazze’deki olaylarla bağlantılı çatışmaların durmasıyla sonuçlanacağı unutulmamalı. Bu yararlı bir adım, ancak Filistin-İsrail çatışmasını sona erdirmez. Bu nedenle daha fazla çatışmaya, şiddete ve karşı şiddete tanık olacağız. Çünkü Batı Şeria ve Gazze'de hâlâ işgal altında olan Filistin halkı, ulusal kimliğine sıkıca sarılıyor.  İsrail ise onun kendi kaderini tayin etmesini engelliyor, işgal ve şiddet kullanımında ısrar ediyor.

Aşırı ve anlamsız bir iyimserliğin yanı sıra, ateşkesin ve acıların son bulmasının yeterli olmasa bile gerekli adımlar olduğunu göz ardı eden aşırı ve haksız kötümserlikten de kaçınmalıyız. Her ne kadar unsurları geçen mayıs ayından bu yana masada olsa da tarafların şu anda bir anlaşmaya varma motivasyonlarını gözden geçirerek, potansiyel olumlu yönlerle riskler hakkında sağlam bir değerlendirme yapılabilir. Bu değerlendirme Güvenlik Konseyi'nin 2245 sayılı kararını içeren Amerikan fikirleri bağlamında olmalı. Bilhassa anlaşmanın açıklanmasının ardından ve yürürlüğe girmesinden önce Gazze'de 20'den fazla insanın hayatını kaybetmesi göz önüne alındığında, tarafların imzalanan anlaşmaya olan bağlılıklarının ciddiyeti de tespit edilmeli. Buna ek olarak serbest bırakılacak Filistinli gruplar da dahil olmak üzere, henüz açıklığa kavuşmamış ve belirsiz noktalar bulunuyor; İsrail güçleri tampon bölgede mi kalacak yoksa tamamen mi çekilecek? Dahası anlaşmanın ikinci ve üçüncü aşama unsurlarının ertelenmesi iyi niyetin bulunmadığı varsayımını akla getiriyor. Şarku'l Avsat'ın Independent Arabia'dan aktardığı analize göre burada şu soruyu sormak gerekiyor: Anlaşmanın onaylanması manevra amaçlı taktik bir hamle midir, yoksa taraflar arasında güvenli ve istikrarlı koşullara ulaşma yönünde ısrarcı ve gayretli bir eğilimin göstergesi midir?

Özellikle Güvenlik Konseyi kararında çok önemli bir unsurun atlandığı göz önüne alındığında, kazanımları en üst düzeye çıkarmak ve olumsuz etki ve tehlikeleri sınırlamak için gelecekte nelerin olabileceğini öngörmek de önemlidir. İsrail ile Hamas'ın anlaşmaya yanaşmadığını, iç içe geçen koşulların, içeriden ve dışarıdan gelen ağır baskıların onları uzlaşmacı bir çözüme doğru yönelttiğini söylemek abartı olmaz. İç baskılarla kastedilen, her iki tarafta da devam eden kayıpların, kaçırılan İsraillilerin ailelerinin, Gazze halkı ve Filistinli tutukluların iki taraf üzerindeki baskılarının zirveye ulaşmasıdır. Dış baskıysa Biden’dan önce Trump’ın, krizin ABD başkanlığını devralmasından önce yatıştırılması yönündeki baskılarının arttığı bir dönemde Mısır ve Katar’ın arabuluculuk rolünü yoğunlaştırmasıdır. Dolayısıyla anlaşma, dürüstlük ve adaletle uygulanmasının sağlanması için dikkatle takip edilmesi gereken bir “zorunlu anlaşmadır”.

Anlaşmanın hayata geçirilmesi kolay olmayacak ve diğer aşamalarda müzakerelerin mutlaka başarıyla sonuçlanacağını varsaymak da hatalı olacaktır. Başarılı olmaları özellikle Filistinlileri ilgilendiriyor, çünkü İsrail ilan ettiği hedeflere ulaşamadı. Hamas'ı zayıflattı ancak ortadan kaldırmadı ve İsrail Maliye Bakanı, savaşın ilk aşamadan sonra yeniden başlayacağına dair Başbakan'dan yazılı garanti almayı şart koştu. İsrail, Hamas liderlerini sonsuza dek ve her yerde hedef alacağını defalarca duyurdu. Gazze içinde güvenlik konularında hâlâ üstünlük ve son söz sahibi olma konusunda ısrar ediyor. Bu durum, Gazze'den tamamen çekilmesi ve Şeride yönelik genişletilmiş güvenlik önlemleri konusunda bazı soruları gündeme getiriyor. İsrail, Filistinlilerin ulusal kimliklerini yaşamalarını engellemeye devam ettiği sürece direniş bitmeyecektir. Bilakis, durum ve şartların gereklerine göre öne çıkacak ve şiddetine şiddetle karşılık verecektir.

İmzalanan anlaşmadaki yeni gelişmeler arasında, anlaşma maddelerini uygulamaya koymak üzere merkezi Mısır'da olacak, Katar ve ABD'nin de yer alacağı bir takip komitesinin oluşturulması yer alıyor. Bu, oluşturulması ve kurulması gereken bir komite ve kararların alınma yöntemi, herhangi bir ihlalin sonuçlarının nasıl ele alınacağı üzerinde dikkatli ve kesin bir şekilde anlaşmaya varılmalı. Böylece komite olaylara karışmadan gerekli takip ve izleme yeteneklerine sahip olacaktır. Ek olarak İsrail'e karşı geleneksel Amerikan taraflılığı ve İsrail'den hesap sorulmasını reddetmesi göz önüne alındığında, tüm taraflar güvenilirliklerini de korumalılar. Aynı şekilde bu komitenin, önümüzdeki dönemde Gazze Şeridi'nin idari yapısıyla karıştırılmaması gerekir. Söz konusu idari yapı özünde Filistinli olmalı, Filistinlilere haklarını sağlamalı, Şeridin İsrail ile ilişkisinde son söz sahibi olmamalı, İsrail'in Gazze'de kalma hakkını örtülü olarak kabul etmemeli, dahası Batı Şeria ile siyasi iletişimini ve bütünleşmesini sürdürmeli.

İsrail'in tutumunun ve mevcut hükümetinin olumsuzluğu beni şaşırtmadı, aksine ABD'nin ve iki devletli çözüme açık bir atıf içeren (2245) sayılı Güvenlik Konseyi kararının sponsoru olmasına rağmen, Biden yönetiminin yayınlanan açıklamalarında Filistin-İsrail ihtilafının çözümüne ve Filistin devletine dair hiçbir atıf yapılmaması beni rahatsız etti. Trump'ın temsilcisi de İsrail ile Suudi Arabistan arasında barışa ulaşmak için İbrahim Anlaşmaları’nın devam ettirilmesine önem verildiğini vurguladı. Riyad'tan yapılan resmî açıklamada ise anlaşmanın memnuniyetle karşılandığı ve Arap-İsrail ihtilafına kapsamlı bir çözüm bulunması yönündeki arzu teyit edildi. İkili barış anlaşmalarının bağımsız bir Filistin devletinin kurulmasına bağlı olduğu bir kez daha vurgulandı.

Mısır, işgal altındaki Filistin halkına destek amacıyla yakın zamanda bir konferans düzenleyecek ve bu konferansın odak noktası da Gazze olacak. Bu olumlu ve gerekli bir adım çünkü uluslararası toplumun tamamının bu çabaya katılması gerekiyor. Yaz başında Filistin devletinin kurulması konusunda bir konferans düzenlenmesine yönelik ortak bir Suudi Arabistan çabasının olduğunu da biliyorum. Bu da takdire şayan bir adım, zira kendi kaderini tayin etme ve egemen bir devlet aracılığıyla ulusal kimliğini ifade etme olanağı sağlanması gibi, Filistin halkının dünyadaki çeşitli halklarla aynı haklara sahip olduğunu vurgulayan Arap sesi yükselmeli. Zira ikinci Trump yönetimi, mevcut durumu korumak ve gereksiz çatışmalardan kaçınmak için anlaşmalara varırken, yalnızca mevcut gerçekliği ve anlık yaklaşımları önemseyecek ve bunlara odaklanacaktır. Tarihsel veya hukuki kaygılarla ilgilenmeyecektir.



Kim Kardashian, Prens Harry ve Meghan'ın fotoğrafını neden sildiğini açıkladı

Meghan ve Harry, Anma Günü'nde yapılan bir partide çekilen fotoğraflarının kaldırılmasını istemiş (Reuters)
Meghan ve Harry, Anma Günü'nde yapılan bir partide çekilen fotoğraflarının kaldırılmasını istemiş (Reuters)
TT

Kim Kardashian, Prens Harry ve Meghan'ın fotoğrafını neden sildiğini açıkladı

Meghan ve Harry, Anma Günü'nde yapılan bir partide çekilen fotoğraflarının kaldırılmasını istemiş (Reuters)
Meghan ve Harry, Anma Günü'nde yapılan bir partide çekilen fotoğraflarının kaldırılmasını istemiş (Reuters)

Kim Kardashian'ın açıkladığı üzere Prens Harry ve Meghan Markle, Kris Jenner'ın 70. yaş günü partisinde çekilmiş bir Instagram fotoğraflarının silinmesini, Anma Günü olduğu için istemiş.

Harry ve Meghan'ın partide çekilmiş fotoğrafları, 9 Kasım'daki kutlamalardan birkaç gün sonra Kardashian ve Jenner'ın sosyal medya hesaplarından kaldırılmıştı.

Kardashian bu kararın arkasındaki nedeni nihayet açıklayarak çiftin, dünya savaşlarında hayatını kaybedenlerin anıldığı ulusal bayramda eğlenirken görülmenin duyarsızca olacağını düşündüklerini söyledi.

Kız kardeşi Khloe Kardashian'ın podcast'i Khloe In Wonder Land'de konuşan Kardashian, "Fotoğrafı paylaşmanın hiç sorun olmayacağını söylemişlerdi" dedi.

Fotoğraf paylaşıldıktan sonra sanırım Anma Günü olduğunu fark ettiler ve partide görülmek istemediler; fotoğraf zaten paylaşılmıştı ama yine de kaldırıldı.

Realite TV yıldızı ve Skims'in kurucusu, çiftin fotoğrafları silmelerini istedikleri için pişman olduğunu çünkü medyanın bu konuya büyük ilgi gösterdiğini öne sürdü.

Kardashian, "Sanırım 'Bu çok aptalcaydı' diye düşündüler" diye ekledi. 

Gerçekten masum bir şeydi, ki bu çok saçma. Annem ve Meghan birkaç yıldır arkadaş ve çok tatlı bir ilişkileri var.

Kardashian ayrıca ikilinin, kâr amacı gütmeyen kuruluş Baby2Baby için aynı gün düzenlenen bir yardım galasında fotoğraf çektirmekten memnun olduğunu, "parti yaparken ve dans ederken" görülmeye kıyasla bunun "sorun olmadığını" düşündüklerini söyledi.

The Independent cevap hakkı için Harry ve Meghan'la temasa geçti.

Harry ve Meghan, 2020'de Britanya kraliyet ailesindeki görevlerinden ayrılıp Kaliforniya'ya taşındıktan sonra Kardashian-Jenner ailesiyle yakın arkadaş oldu.

Jenner'ın James Bond temalı doğum günü kutlaması, Jeff Bezos'un Beverly Hills'teki malikanesinde düzenlenmişti. Ünlü konuklar arasında Oprah Winfrey, Beyoncé, Adele, Mariah Carey, Paris Hilton, Justin ve Hailey Bieber ve Savaş Üstüne Savaş'ın (One Battle After Another) Oscar adayı yıldızı Teyana Taylor vardı.

TMZ'ye göre, Bruno Mars'ın sürpriz bir performans sergilediği bu şaşaalı parti, gece boyunca yüksek sesli müzik ve çevreye verdiği rahatsızlık nedeniyle birçok gürültü şikayeti almıştı.

Bezos'un eşi Lauren Sanchez'le paylaştığı, Beverly Hills'teki geniş evin önünde polisler görüntülenmişti. Memurlar, partinin güvenlik ekibiyle konuşmuş ve uyarıda bulunmuştu.

Parti, Jenner'ın 6 çocuğu tarafından düzenlenmişti: Kim, Khloé, Kourtney Kardashian, Rob Kardashian, Kylie Jenner ve Kendall Jenner.

Independent Türkçe


Paul Dano, Tarantino'nun sert eleştirisine ilk kez yanıt verdi

Quentin Tarantino'nun, kendisini kötü bir aktör olarak nitelendirmesinden birkaç ay sonra Paul Dano sessizliğini bozdu (AFP)
Quentin Tarantino'nun, kendisini kötü bir aktör olarak nitelendirmesinden birkaç ay sonra Paul Dano sessizliğini bozdu (AFP)
TT

Paul Dano, Tarantino'nun sert eleştirisine ilk kez yanıt verdi

Quentin Tarantino'nun, kendisini kötü bir aktör olarak nitelendirmesinden birkaç ay sonra Paul Dano sessizliğini bozdu (AFP)
Quentin Tarantino'nun, kendisini kötü bir aktör olarak nitelendirmesinden birkaç ay sonra Paul Dano sessizliğini bozdu (AFP)

Paul Dano, yönetmen Quentin Tarantino'nun oyunculuk yeteneklerini eleştirmesiyle ilgili sessizliğini bozdu.

Tarantino'nun, kendisini "Amerika Oyuncular Sendikası'nın en zayıf aktörü" diye nitelendirmesinin ardından 41 yaşındaki aktör, son haftalarda meslektaşlarından gelen destek ve övgü seline boğuluyor. Ancak Hayalimdeki Aşk'ın (Ruby Sparks) oyuncusu, yönetmenin hakaretiyle ilgili bugüne kadar konuşmamıştı.

Variety'de çarşamba günü yayımlanan röportajında Dano "Gerçekten çok hoştu" dedi. 

Dünya benim adıma konuştuğu ve böylece benim konuşmama gerek kalmadığı için son derece minnettarım.

Ucuz Roman'ın (Pulp Fiction) yönetmeni, Brett Easton Ellis'in podcast'ine katıldığı sırada 21. yüzyılın en iyi filmleri sıralamasını konuşurken tepkileri üzerine çekmişti. 2007 yapımı Kan Dökülecek'i (There Will Be Blood) yüzyılın en iyi 5. filmi olarak seçen Tarantino, Dano'nun performansı olmasaydı listenin daha üst sıralarında yer alacağını söylemişti.

Tarantino podcast'te "[Dano] yetersiz biri, abi. Zayıf halka. [Daniel Day Lewis] onu [canlı canlı] yiyor. Austin Butler o rolde harika iş çıkarırdı. Dano çok ama çok zayıf, sönük bir adam" diyerek oyuncuyu yerden yere vurmuştu.

Sundance'de Küçük Gün Işığım'ın (Little Miss Sunshine) 20. yıldönümü gösteriminde Tarantino'nun sözleri sorulduğunda Dano'nun rol arkadaşı Toni Collette, aktör cevap veremeden onu savunmak için araya girdi.

Collette "Gerçekten bu konuya mı giriyoruz?" diye sertçe çıkıştı. 

S**tir et o adamı! Kafası iyi olmalı... Çok kafa karıştırıcıydı. Böyle bir şeyi kim yapar ki?

Paul Thomas Anderson'ın yönettiği Kan Dökülecek, yozlaşmış petrol baronu Daniel Plainview'la (Daniel Day-Lewis) vaiz Eli Sunday'in (Dano) gerilimli ilişkisine odaklanıyor. Yapım, genellikle yüzyılın en iyi filmlerinden biri kabul ediliyor.

Diğer yandan Dano, Küçük Gün Işığım (2006), Meek's Cutoff (2010) ve Fabelmanlar (The Fabelmans / 2022) gibi filmlerdeki performanslarıyla kariyeri boyunca sürekli övgü topladı.

Aralık ayında birçok ünlü, Tarantino'nun Dano hakkındaki acımasız sözlerine tepki göstermişti. Kan Dökülecek'in başrol oyuncusu Day-Lewis'e ait gibi görünen bir Instagram hesabı, "Paul Dano, neslinin en iyi ve en yetenekli oyuncularından biri" diye bir gönderi paylaşmıştı. Üç kez Oscar kazanarak rekor kıran oyuncunun temsilcileri, hesabın hayranları tarafından yönetildiğini ancak Britanyalı oyuncunun bu görüşleri desteklediğini The Guardian'a açıklamıştı.

Ayrıca ilk seçilen oyuncunun aniden ayrılmasının ardından Dano'yu filmdeki Eli Sunday rolüne Day-Lewis önermişti.

Öte yandan 2018 yapımı Escape at Dannemora'da Dano'nun yönetmenliğini yapan Ben Stiller, X'te "Paul Dano o kadar muhteşem ki" diye yazmıştı.

Paul Thomas Anderson'ın 2014 yapımı filmi Gizli Kusur'da (Inherent Vice) rol alan Reese Witherspoon, Threads'de şöyle eklemişti: 

Paul Dano inanılmaz yetenekli, çok yönlü bir oyuncu. Daha da önemlisi, o bir beyefendi.

1996 yapımı vampir filmi Günbatımından Şafağa'da (From Dusk Till Dawn) Tarantino'yla başrolleri paylaşan George Clooney de önceki haftaarda Dano'ya desteğini göstermişti. Amerikan Emekliler Derneği'nin Movies for Grownups ödül törenine katılan Clooney, Dano'yla çalışmaktan "onur duyacağını" söyleyerek Tarantino'nun "acımasızlığından" hoşlanmadığını ima etmişti.

Independent Türkçe


Ilhan Omar'dan Trump'a demans ithamı: Kafayı bana taktı

Donald Trump, Omar'ın saldırıya uğramasından birkaç saat önce düzenlenen mitingde Kongre üyesini hedef aldı (AFP)
Donald Trump, Omar'ın saldırıya uğramasından birkaç saat önce düzenlenen mitingde Kongre üyesini hedef aldı (AFP)
TT

Ilhan Omar'dan Trump'a demans ithamı: Kafayı bana taktı

Donald Trump, Omar'ın saldırıya uğramasından birkaç saat önce düzenlenen mitingde Kongre üyesini hedef aldı (AFP)
Donald Trump, Omar'ın saldırıya uğramasından birkaç saat önce düzenlenen mitingde Kongre üyesini hedef aldı (AFP)

Donald Trump'ın son sözlü saldırılarının ardından Ilhan Omar, ABD Başkanı'nın demans hastası olduğunu ve kendisine "kafayı taktığını" öne sürdü.

Minneapolis'te katıldığı bir belediye meclisi toplantısında ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza'nın (ICE) eylemlerini eleştiren Omar'a "kötü kokulu bir sıvı" püskürtülmesinden birkaç saat sonra Trump, Minnesota'yı temsil eden Kongre üyesini defalarca hedef aldı.

Çarşamba günü gazetecilere konuşan Omar, "Bana saldıran adam, Trump'ın Somalilileri sınır dışı etme kararının, yeterince Somalilinin sınır dışı edilmesini sağlamamasından özellikle rahatsızdı" dedi.

Bu yüzden Somalilileri koruduğunu düşündüğü kişinin peşine düşmek istedi. Ama biz Anayasa tarafından korunuyoruz.

Omar, Trump'ın kendisini kamuoyu önünde defalarca karalamasının, aldığı hakaret ve tehditleri körüklediğini öne sürerek sözlerine devam etti.

Kongre üyesi "Donald Trump iktidarda olmasaydı ve bana kafayı bu kadar takmasaydı bugün bulunduğum yerde olmazdım, güvenlik için para ödemek zorunda kalmazdım, hükümetin bana güvenlik sağlamayı düşünmesi gerekmezdi" diye konuştu.

Dün gece, saldırıya uğramadan hemen önce sahnede benim hakkımda konuşması ironik. Sonra saldırıyla ilgili soru sorulduğunda 'Onu düşünmüyorum' dedi. Hatırlamıyor mu? Demans hastası mı? Nasıl 20, 30 dakika boyunca sahnede benim adımı defalarca anarak takıntılı bir şekilde konuştuktan birkaç dakika sonra 'Ilhan Omar mı? Onu düşünmüyorum' diyebilir?

Omar, Biden'ın başkanlığı döneminde aldığı tehditlerin sayısının "hızla düştüğünü" ancak artık "Kongre'nin en çok ölüm tehdidi alan üyesi" olduğunu söyledi.

"Birleşik Devletler Başkanı, benden ve temsil ettiğim topluluktan bahsederken nefret dolu bir söylem kullanmayı her tercih ettiğinde, aldığım ölüm tehditleri fırlıyor" diye ekledi.

Trump, Minneapolis nüfusunda kayda değer bir azınlığı oluşturan Somalili göçmenlere defalarca saldırdı. Onları "çöp" diye nitelendirdi ve Somali'de doğan Omar'ın sınır dışı edilmesini veya hapis cezasına çarptırılmasını talep etti.

Salı günü saldırıdan sadece birkaç saat önce Iowa'da düzenlenen bir mitingde Trump, Minnesota'yı temsil eden Kongre üyesini hedef alarak "İnsanların yasal yollardan gelmelerini istiyoruz ancak ülkemizi sevdiklerini, nefret etmediklerini göstermeleri gerekiyor" demişti.

Ülkemizi sevebileceklerini gösterilmeleri gerekiyor. Gurur duymaları gerekiyor. Ilhan Omar gibi olmamalılar... O, felaket bir ülkeden geliyor. Orası ülke bile değil.

Omar'a yapılan saldırının ardından Trump, parlamenterin olayı kendisinin organize ettiğini kanıt sunmadan öne sürmüş ve yaşananları gösteren videoyu izlemeyeceğini söylemişti.

Salı günü bir ABC muhabirinin, videoyu izleyip izlemediğini sorması üzerine başkan şöyle demişti: 

Hayır. Onu düşünmüyorum. Bence o bir sahtekar. Gerçekten bu konu üzerine düşünmüyorum. Onu tanıyorsam, muhtemelen kendine sprey sıkmıştır.

Videoyu izleyip izlemediğini tekrar sorulduğunda, "İzlemedim. Hayır, hayır. Umarım bununla uğraşmak zorunda kalmam" ifadelerini kullanmıştı.

Independent Türkçe