Türkiye ve İsrail Suriye’de karşı karşıya

Değişimin göstergeleri her geçen gün daha da belirginleşiyor

İsrail'in Suriye'nin kuzeydoğusundaki Kamışlı'da silah sevkiyatı yapan bir konvoya düzenlediği hava saldırısında imha edilen bir askeri araç (AFP)
İsrail'in Suriye'nin kuzeydoğusundaki Kamışlı'da silah sevkiyatı yapan bir konvoya düzenlediği hava saldırısında imha edilen bir askeri araç (AFP)
TT

Türkiye ve İsrail Suriye’de karşı karşıya

İsrail'in Suriye'nin kuzeydoğusundaki Kamışlı'da silah sevkiyatı yapan bir konvoya düzenlediği hava saldırısında imha edilen bir askeri araç (AFP)
İsrail'in Suriye'nin kuzeydoğusundaki Kamışlı'da silah sevkiyatı yapan bir konvoya düzenlediği hava saldırısında imha edilen bir askeri araç (AFP)

Ömer Önhon

Suriye’de 29 Mart'ta ilan edilen yeni hükümet ağırlıklı olarak HTŞ kadrolarından oluşurken, Sosyal İşler ve Çalışma Bakanlığına Hıristiyan, Ulaştırma Bakanlığına Alevi, Tarım Bakanlığına Dürzi ve Eğitim Bakanlığına Kürt olmak üzere çeşitli dini ve etnik kökenlerden birer bakan atandı.

Sosyal İşler ve Çalışma Bakanı Hind Kabawat, Hıristiyan kimliğiyle dikkati çekerken kabinenin de tek kadın üyesi oldu. Kabinede daha önce devrik Cumhurbaşkanı Beşşar Esed döneminde ulaştırma ve ekonomi bakanı olarak görev yapmış iki kişi de yer alıyor.

Ne olursa olsun Suriye bir sonraki aşamada, genel olarak Selefi geçmişe sahip bir siyasal İslamcı olarak tanımlanabilecek Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara'nın yönetimi altında olacak gibi görünüyor. Şara’nın çevresinde ise Savunma, adalet, içişleri ve dışişleri bakanlarından oluşan bir ‘güvenlik dörtlüsünün’ yanı sıra Heyet Tahrir eş-Şam’ın (HTŞ) kadrolarının çekirdeğinden oluşan danışma komiteleri bulunuyor.

Beş yıllık geçiş döneminin yeni bir diktatörlük rejime mi yoksa yöneticilerin özgürce seçildiği liberal, çoğulcu ve kapsayıcı bir sisteme mi yol açacağını zaman gösterecek.

Suriye'de Kürt sorunuyla ilgili gelişmeler, Kürtleri mevcut hükümet içinde ‘ayrıcalıklı’ bir unsur olarak entegre etmeye yönelik açık bir girişim olurken ülkedeki son gelişmeler ve ‘Terörden Arındırılmış Türkiye Operasyonu’, Suriye içindeki çatışan Kürt grupları, özellikle de Halk Savunma Birlikleri/Demokratik Birlik Partisi (YPG/PYD) ve Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu’nun (SMDK) yanı sıra Türkiye ve Irak gibi komşu ülkelerdeki Kürt oluşumlarla temasları da içeren aktif bir müzakere hareketinin başlatılmasına katkıda bulundu.

Suriyeli Kürtleri bir araya getirmeyi amaçlayan bu müzakerelere ABD, Fransa ve daha geride kalmayı tercih eden İngiltere arabuluculuk ediyor.

YPG/PYD'nin yeni Suriye hükümetine yönelik olumsuz açıklamalarına rağmen, 10 Mart'ta Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ve Suriye Demokratik Güçleri (SDG) lideri Mazlum Abdi arasında imzalanan anlaşma çerçevesinde iki taraf arasındaki müzakere kanalları açık kalmaya devam ediyor.

Doğrudan müzakerelerdeki bu angajman sahaya da yansıdı ve YPG, Halep şehri ve Tişrin Barajı çevresinde ağırlıklı olarak Kürtlerin yaşadığı bölgelerden çekilmeye başlayarak mevzilerini yeni hükümete bağlı güvenlik güçlerine devretti. İki taraf arasında mahkum takası yapıldığına dair haberler de basında yer aldı.

jk
Mazlum Abdi ve Ahmed eş-Şara, SDG'nin devlet kurumlarına entegrasyonu için Şam’da bir anlaşma imzaladı, 10 Mart 2025 (AFP)

Suriyeli Kürtlerin talepleri, adem-i merkeziyetçi bir sistemin kurulması, YPG'nin muhafaza edilmesi, petrol gelirlerinden Kürt bölgelerine pay ayrılması, vatandaşlıkta eşitliğin sağlanması, Kürtçenin kullanımına izin verilmesi, kültürel hakların tanınması ve bu ilkelerin gelecekteki Suriye anayasasında yer almasının sağlanması gibi birkaç temel noktada özetlenebilir.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 13 Mart'ta Şam'a gerçekleştirdiği ziyaretten ve Suriye Cumhurbaşkanı Şara ile yaptığı görüşmeden birkaç gün sonra Ankara'nın YPG ile ilgili konulardaki kararlı tutumunu yansıtan açıklamalarda bulundu. Açıklamalarında Türkiye tarafından YPG'nin tartışmasız bir şekilde PKK'nın doğrudan bir uzantısı olarak görüldüğünün altını çizen Fidan, YPG'nin askeri kabiliyetlerinin tamamen yok edilmesi, dağıtılması ve kalan üyelerinin Suriye ordusunun otoritesi altına girmesi gerektiğini vurguladı.

Dışişleri Bakanı Fidan, bu dosyayla ilgili diplomatik hamleler çerçevesinde 25 ve 26 Mart tarihlerinde Washington’ı ziyaret etti. Fidan burada ABD'li mevkidaşı Marco Rubio ile Suriye meselesi ve YPG'nin gündemde öne çıktığı görüşmelerde bir araya geldi. Ancak basına sızan haberlere göre Türk tarafı bu görüşmelerin sonuçlarından, özellikle de YPG'ye yönelik tutumlardaki farklılıktan dolayı memnun kalmadı.

ABD Dışişleri Bakanı Rubio sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, YPG'yi anmadan, İran'ın ‘bölgede istikrarı bozucu’ olarak nitelendirdiği faaliyetlerine karşı Türkiye ile Suriye'de devam eden iş birliğine atıfta bulundu.

ABD bu çerçevede önümüzdeki günlerde Türkiye'nin lehine yorumlanabilecek bazı sembolik adımlar atabilir. Ancak tutumunda radikal bir değişiklik ya da YPG'den vazgeçmesi, özellikle mevcut jeopolitik denklemler ışığında pek olası görünmüyor.

Türkiye ve İsrail Suriye'de karşı karşıya

İsrail, Suriye'nin gelecekte herhangi bir potansiyel tehdit oluşturmasını engellemek için sürdürdüğü çabaların bir parçası olarak, ülkeyi zayıflatmaya ve bölmeye dayalı bir strateji benimsedi ve ulusal güvenliğine tehdit oluşturmayan çaresiz bir varlık haline gelmesini sağladı. Tel Aviv bu bağlamda, başta Kuneytra, Dera ve Suveyda olmak üzere Suriye'nin güney illerinin askerden arındırılması çağrısında bulunurken, İsrail Hava Kuvvetleri de Suriye topraklarındaki tüm askeri ve stratejik varlıkları yok etmeye yönelik bombardımanlar düzenlemeye devam ediyor.

Veriler, İsrail'in son dört ay içinde gerçekleştirdiği 740'tan fazla hava saldırısının Suriye’den gelebilecek herhangi bir tehdide ya da saldırıya karşılık olarak değil, doğrudan imha amacıyla ve herhangi bir gerekçe gösterilmeksizin tek taraflı olarak yapıldığını gösteriyor.

İsrail ayrıca Kürtler ve Dürzilerle ilgili kanallar aracılığıyla Suriye'nin iç işlerine müdahale ediyor ve kendisini onların koruyucusu olarak sunmaya çalışıyor. Sahada ise Golan Tepeleri'nden geriye kalanları hala kontrol eden İsrail ordusu, bu bölgenin sınırları dışında Suriye toprakları içinde sabit askeri mevziler kurdu. İsrail askeri araçları Suriye'nin güneyindeki köylerde ve kasabalarda devriye geziyor. Öyle ki İsrail ordusuna ait helikopterlerin Suriye’nin güneybatısına baskın düzenleyerek Suriyeli sivilleri öldürdüğü bildirildi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Suriye Cumhurbaşkanı Şara’nın geçtiğimiz şubat ayında Ankara'da gerçekleştirdikleri görüşmede mutabık kaldıkları savunma alanındaki iş birliği çerçevesinde Türkiye'nin yeni Suriye ordusunun kurulmasında ve gerekli askeri eğitimin verilmesinde önemli bir rol oynaması bekleniyor. Ankara'nın Suriye topraklarında savaş uçakları, saldırı ve keşif uçakları ile hava savunma sistemleri konuşlandırmak üzere askeri üsler kurmaya hazırlandığına dair haberler basında yer alsa da bu bilgiler henüz resmi olarak teyit edilmedi.

Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) birlikleri, temelde YPG/PYD ile mücadelenin bir parçası olarak halihazırda Suriye'de konuşlu olsalar da söz konusu üsler de dahil olmak üzere çeşitli amaçlarla görevlerine devam edebilirler. Bu görevlerden biri Suriye ordusunun eğitilmesi. İkincisi DEAŞ’la mücadele. Bu durum, Türkiye'nin bu misyonları Suriye ile iş birliği içinde tek başına mı, Uluslararası Koalisyon kapsamında mı yoksa geçtiğimiz mart ayında Ürdün’ün başkenti Amman’da yapılan Beşli Güvenlik Zirvesi'ne katılan diğer dört ülke ile koordinasyon içinde mi yürüteceği sorularını gündeme getirdi.

Diğer bir görev ise Suriye'nin herhangi bir dış müdahaleden korunması. Bunun gerçekleşmesi halinde Türkiye'nin rolünde büyük bir değişim olması ve Türk ordusu için içeride ve dışarıda büyük tartışmalara yol açması bekleniyor.

Öte yandan İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, Suriye'nin geçici Cumhurbaşkanı Şara’ya hitaben -Türkiye'ye açıkça atıfla- “Düşman güçlerin Suriye'ye girmesine ve İsrail'in güvenlik çıkarlarını tehdit etmesine izin verirseniz, ağır bir bedel ödeyeceksiniz” diyerek Suriye'yi doğrudan tehdit etti.

İsrail Hava Kuvvetleri, birkaç gün önce Humus ve Hama'daki askeri üslerin yanı sıra ünlü T4 Hava Üssü de dahil olmak üzere Suriye topraklarındaki bazı hava üslerini hedef aldı. Bu üslerden bazılarının TSK tarafından kullanıldığı bildirildi.

İsrail basını ve yabancı medya kuruluşları, İsrailli yetkililerin açıklamalarına atıfta bulunarak söz konusu saldırıların Ankara’ya yönelik açık bir uyarı olduğunu haberleştirdi.

İsrail'in Suriye'deki bir hava üssüne düzenlediği hava saldırılarından birinde üç Türk mühendisin öldüğüne dair iddialar da ortaya atıldı, ancak ilgili taraflardan bu bilgiyi doğrulayan ya da yalanlayan resmi bir açıklama yapılmadı. Ancak bu iddialar, teyit edilmesi halinde birden fazla düzeyde ciddi sonuçlar doğurabilir ve iki taraf arasındaki gerilimin tırmanmasına yol açabilir.

İsrail, Suriye topraklarına bu tür saldırılarını sürdürerek, uluslararası hukuku ve devletler arasındaki teamül normlarını açıkça ihlal ediyor. Ancak uluslararası toplum, Filistin meselesinde olduğu gibi kınama açıklamaları yapmakla yetinirken İsrail, ABD'nin tam desteğiyle egemen bir devlete karşı haksız saldırılarını sürdürüyor.

Öte yandan, Türkiye kendisini Doğu Akdeniz'den Suriye ve İran sınırlarına kadar uzanan, İsrail, YPG/PYD, ABD, Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Kesimi (GKRY), Fransa ve bazı Arap ülkeleri gibi iç içe geçmiş bölgesel tehditlerle çevrili görüyor. Bu tehditler, Ankara'yı ulusal güvenliğini korumak için karşı önlemler almaya ve hesaplı hamleler yapmaya itiyor.

Dışişleri Bakanı Fidan Reuters'a yaptığı açıklamada, Türkiye’nin Suriye topraklarında İsrail ile doğrudan bir çatışma arayışında olmadığını vurguladı. Bununla birlikte Türkiye, İsrail'i ‘yayılmacı Siyonist bir varlık’ olarak görüyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan geçtiğimiz hafta Cuma namazının ardından yaptığı açıklamada “Rabbim Siyonist İsrail'i Kahru Perişan Eylesin!” diyerek bu tutumu açıkça ortaya koydu.

İsrail ise Türkiye'yi ‘yeni Osmanlıcılık yayılmacı gücü’ olarak görüyor ve İran ile birlikte Türkiye’yi bir tehdit olarak değerlendiriyor. İsrail ile Türkiye arasında doğrudan bir çatışma durumunda, sınırlı ve kısa süreli olsa bile, her iki taraf da özellikle ekonomik düzeyde önemli kayıplara uğrayabilir. Böyle bir çatışma, halihazırda derin iç siyasi krizlerle karşı karşıya olan her iki ülkede de olağanüstü hal tedbirlerinin uygulanmasını meşrulaştırmak için bir bahane olarak kullanılabilir.

ABD'nin bölgedeki en önemli iki stratejik müttefiki olan, NATO üyesi Türkiye ile İsrail arasında tırmanan gerilimi kontrol altına almak amacıyla bir noktada müdahalede bulunması da ihtimaller dahilinde.

*Bu makale Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli Al Majalla dergisinden çevrilmiştir.



Trump: Gazze’ye 10 milyar dolar yardımın önündeki tek engel Hamas

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü Washington’da düzenlenen “Barış Konseyi” toplantısında imzalanan mutabakat zaptını elinde tutarken (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü Washington’da düzenlenen “Barış Konseyi” toplantısında imzalanan mutabakat zaptını elinde tutarken (AFP)
TT

Trump: Gazze’ye 10 milyar dolar yardımın önündeki tek engel Hamas

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü Washington’da düzenlenen “Barış Konseyi” toplantısında imzalanan mutabakat zaptını elinde tutarken (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü Washington’da düzenlenen “Barış Konseyi” toplantısında imzalanan mutabakat zaptını elinde tutarken (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, ülkesinin Gazze için “Barış Konseyi”ne 10 milyar dolar sağlayacağını açıkladı ve bunu “savaş maliyetleriyle karşılaştırıldığında küçük bir rakam” olarak nitelendirdi. Trump, diğer üye ülkelerden gelen katkıların 7 milyar doları bulduğunu ve bağışların artmasının beklendiğini kaydetti.

Trump, “Barış Konseyi”nin açılışında yaptığı konuşmada, “Birlikte, yüzyıllar boyunca savaşın yıkımlarına maruz kalmış ve üç bin yıl süren katliamlarla boğulmuş bir bölgede kalıcı barış hayalini gerçekleştirebiliriz. Dünya, diğer çözülmemiş çatışmaların nasıl çözülebileceğini görmeli” dedi ve Birleşmiş Milletler’in çabalarını destekleyeceklerini vurguladı. Trump, Kazakistan, Azerbaycan, Birleşik Arap Emirlikleri, Fas, Bahreyn, Katar, Suudi Arabistan, Özbekistan ve Kuveyt gibi ülkelerin Gazze yardım paketine 7 milyar dolardan fazla katkıda bulunduğunu açıkladı.

Gazze’ye odaklanan Trump, ateşkesin tüm rehinelerin (canlı ve ölü) serbest bırakılmasıyla sonuçlandığını ve Hamas’ın söz verdiği gibi silahlarını teslim edeceğini söyledi, aksi hâlde “sert bir karşılık” verileceğini belirtti. Trump, “Şu anda dünya, önümüzdeki tek engel olan Hamas’ı bekliyor” dedi.

cfvdfv
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Devlet Bakanı Adil Cübeyr, Perşembe günü Washington’da düzenlenen “Barış Konseyi” toplantısında (AFP)

Trump, toplantıya katılan ülkelerin yalnızca maddi katkıda bulunmadığını, bazı ülkelerin ateşkesi korumak ve kalıcı barışı sağlamak için personel göndermeyi taahhüt ettiğini kaydetti. Ortadoğu’nun “üç bin yıl boyunca imkânsız görülen bir barış” gördüğünü ifade eden Trump, bunun İran’ın nükleer kapasitesinin B-2 bombardıman uçaklarıyla yok edilmesinden kaynaklandığını belirtti ve bunun bölgesel barışın anahtarı olduğunu söyledi.

Norveç ve FIFA İşbirliği

Trump, geleceğe dönük planları da açıkladı; Norveç’in konseye ev sahipliği yapacağı, FIFA’nın Gazze’de projeler (futbol sahaları dahil) için 75 milyar dolar toplama kampanyasına katılacağı ve Japonya’nın bağış toplama girişimlerinde yer alacağı belirtildi. İran’a “barış yoluna katılma” çağrısı yapan Trump, aksi hâlde “farklı bir yol”la karşılaşacağını vurguladı ve İran’ın nükleer silaha erişimini önleme konusundaki kararlılığını yineledi.

Trump, adını taşıyan Barış Enstitüsü’ne övgüde bulunarak, BM ile yakın koordinasyonu vurguladı ve konseyin bu çalışmaları güçlendireceğini ve performansı “denetleyeceğini” belirtti. “Barış savaştan çok daha ucuzdur” diyen Trump, konseyin “kararlı liderlikle imkânsızın mümkün hâle getirilebileceğini” gösterdiğini söyledi.

dsvfdv
Washington’da Perşembe günü gerçekleştirilen “Barış Konseyi” toplantısından genel bir görünüm (AFP)

Konuşmasında ekonomik başarıları, Wall Street’teki gelişmeleri ve ilk yılında sekiz savaşı sona erdiren kişisel diplomatik başarısını öne çıkaran Trump, ekibini – Başkan Yardımcısı J.D. Vance, Dışişleri Bakanı Marco Rubio, özel elçi Steve Witkoff, ve Jared Kushner dahil – “tüm zamanların en iyi ekibi” olarak nitelendirdi.

Trump, toplantıya katılan ülkelerin liderlerine teşekkür etti; Arnavutluk Başbakanı Edi Rama, Arjantin Cumhurbaşkanı Javier Milei, Macaristan Başbakanı Viktor Orban, Endonezya Cumhurbaşkanı Prabowo Subianto ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif’i örnek göstererek, Pakistan-Hindistan ve Ermenistan-Azerbaycan gibi çatışmaların çözümünde oynadığı rolü vurguladı. Arap ülkelerine de teşekkür etti.

Filistinli Katılım

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Gazze için “Barış Konseyi” dışında bir “alternatif plan” olmadığını belirtti. Konsey koordinatörü Nikolay Mladenov, Perşembe günü, Hamas’ın etkisinden bağımsız bir Filistin Ulusal Polisi oluşturmak üzere başvuruların açıldığını duyurdu. Mladenov, “Sadece ilk birkaç saatte bin kişi başvuruda bulundu” dedi.

fvgthyju
Endonezya Cumhurbaşkanı, Perşembe günü Washington’da düzenlenen Barış Konseyi toplantısında (AFP)

Filistin yönetiminin Gazze işlerini yönetecek teknik komitesinin başkanı Ali Şaas kısa bir konuşma yaptı; hükümetin Gazze’de istikrar sağlama yetkisine sahip olduğunu, ancak zorlu şartlarda çalıştığını belirtti. Şaas dört önceliği açıkladı: güvenliği sağlamak, iki ay içinde 5 bin askeri eğitip konuşlandırmak, onurlu iş imkânları yaratmak, insani yardımların devamını ve temel hizmetlerin yeniden sağlanmasını temin etmek.

Trump, Perşembe günü 47’den fazla ülke liderinin, başbakan, dışişleri bakanı ve BM, AB, Dünya Bankası temsilcilerinin katıldığı konseyin ilk kurucu toplantısını açtı. Konseyin tartışmaları, yıkıcı savaşın ardından Gazze’nin yeniden inşası ve istikrarın sağlanmasına odaklandı.

fdbghyju
Washington’da Perşembe günü gerçekleştirilen Barış Konseyi toplantısından bir kare (AFP)

Bu zirve, BM Güvenlik Konseyi’nin ABD destekli ateşkes planını kabul etmesinden yaklaşık üç ay sonra gerçekleşti. Plan, iki yıl süreyle konseyin silahsızlanma ve Gazze’nin yeniden inşasını denetlemesini öngörüyordu. Başlıca sorunlar, Hamas’ın silahsızlanması, İsrail’in Gazze’den çekilmesi, yeniden inşanın boyutu ve insani yardımların akışı. Ateşkes hâlen kırılgan; taraflar ihlal iddialarını sürdürüyor.

Hamas’ın silahı sorunu

Trump yönetimi, Hamas’ı silahsızlandırma konusunda resmi bir plan açıklamadı. Mısır, Katar ve Türkiye ile görüşmelerin sürdüğü belirtiliyor. İsrail, Hamas ve diğer Filistin grupları silahsızlanmayı kabul etmeden geniş çaplı yeniden inşaya izin vermeyeceğini açıkladı. BM’de ABD Daimi Temsilcisi Mike Waltz, Hamas’a iki seçenek sunduklarını söyledi: “Kolay ya da zor yoldan silahsızlanma”.

Hamas, İsrail’in olası misillemelerinden endişe ederek silah teslim etmeye hazır görünmüyor. Hareket, Gazze yönetimini yeniden üstlenmiş ve ABD destekli teknik komiteye yetki devretmeye hazır. Ancak İsrail, komitenin Gazze’ye girişine izin vermedi. İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, “Hamas silahsızlanmadan yeniden inşa olmayacak” dedi.

Barış Gücü

Endonezya, yaklaşık 8 bin asker göndereceğini açıkladı. Arnavutluk, Fas ve Yunanistan’ın da Gazze’ye barış gücü olarak katılacağı belirtiliyor. Bu güç sınır konularını ele alacak, ancak Hamas’ın silahsızlanmasını denetleme yetkisine sahip olup olmayacakları belirsiz.

Gazze’deki Uluslararası İstikrar Gücü Komutanı General Jasper Gievers, beş ülkenin – Endonezya, Fas, Kazakistan, Kosova ve Arnavutluk – katılımını duyurdu. Ayrıca Mısır ve Ürdün polis eğitimine destek verecek. Endonezya, gücün yardımcı komutanlığı görevini üstlenecek.

Eleştiriler

Fransa Dışişleri Sözcüsü Pascal Confavreux, Avrupa Komisyonu’nun toplantıya katılımını sürpriz olarak nitelendirdi; Komisyon’un üye ülkeleri temsil yetkisi olmadığını vurguladı. Fransa, konseyin faaliyetlerini BM kararlarıyla uyumlu hâle getirmeden katılmayacağını belirtti.

Eleştiriler, konseyin BM’nin rolünü azaltabileceği ve ABD’nin alternatif bir yapı kurmak istediği endişelerinden kaynaklandı. Başkan Trump’ın geniş yetkileri – ömür boyu başkanlık, üye kabul ve fon kullanımı üzerinde tek yetki – eleştirildi.

Analistler, başarının mali taahhütlerle değil, üç temel zorluğun çözümüyle ölçüleceğini belirtiyor: Hamas’ın silahsızlanması, İsrail’in Trump planına göre çekilmesi ve uluslararası ve yerel meşruiyete sahip istikrar gücü oluşturma kapasitesi.


Araştırma: Gazze Şeridi’ndeki savaşın başlangıcındaki vefat sayısı, resmi olarak açıklanandan çok daha yüksekti

İsrail’in Cibaliye Mülteci Kampı’na düzenlediği saldırıda hayatını kaybedenlerin cenazeleri (AP)
İsrail’in Cibaliye Mülteci Kampı’na düzenlediği saldırıda hayatını kaybedenlerin cenazeleri (AP)
TT

Araştırma: Gazze Şeridi’ndeki savaşın başlangıcındaki vefat sayısı, resmi olarak açıklanandan çok daha yüksekti

İsrail’in Cibaliye Mülteci Kampı’na düzenlediği saldırıda hayatını kaybedenlerin cenazeleri (AP)
İsrail’in Cibaliye Mülteci Kampı’na düzenlediği saldırıda hayatını kaybedenlerin cenazeleri (AP)

Tıp dergisi The Lancet’te yayımlanan bir araştırma, Gazze Şeridi’nde süren savaşın ilk 16 ayında 75 binden fazla kişinin hayatını kaybettiğini ortaya koydu. Bu rakamın, o dönemde yerel makamlarca açıklanan bilançodan en az 25 bin daha fazla olduğu belirtildi.

Çalışma ayrıca, Gazze Şeridi’ndeki Sağlık Bakanlığı’nın hayatını kaybedenler arasında kadınlar, çocuklar ve yaşlıların oranına ilişkin yayımladığı verilerin doğruluğunu teyit etti.

Araştırmaya göre, 7 Ekim 2023 ile 5 Ocak 2025 tarihleri arasında yaklaşık 42 bin kadın, çocuk ve yaşlı yaşamını yitirdi. Bu ölümler, Gazze savaşında meydana gelen toplam can kayıplarının yüzde 56’sını oluşturdu.

Ekonomist, demograf, epidemiyolog ve saha araştırmacılarından oluşan yazar ekibi, The Lancet Global Health dergisinde kaleme aldıkları makalede, “Mevcut bulgular birlikte değerlendirildiğinde, 5 Ocak 2025’e kadar Gazze Şeridi nüfusunun yüzde 3 ila 4’ünün şiddet sonucu hayatını kaybettiğine işaret etmektedir. Ayrıca çatışmanın dolaylı etkileri nedeniyle çok sayıda şiddet dışı ölüm de kaydedilmiştir” ifadelerine yer verdi.

Gazze Şeridi’ndeki can kaybı sayısı tartışma konusu olmaya devam ederken, üst düzey bir İsrailli güvenlik yetkilisi geçen ay İsrailli gazetecilere yaptığı açıklamada, Gazze Şeridi’ndeki sağlık makamlarının topladığı verilerin büyük ölçüde doğru olduğunu söylemişti. Bu açıklama, aylardır süren resmi şüphelerin ardından dikkat çekici bir tutum değişikliği olarak değerlendirildi.

Söz konusu yetkili, Ekim 2023’ten bu yana İsrail saldırıları sonucu yaklaşık 70 bin Filistinlinin hayatını kaybettiğini, bu sayıya kayıpların dahil olmadığını aktardı.

Gazze Şeridi’ndeki sağlık makamları ise İsrail saldırıları nedeniyle doğrudan hayatını kaybedenlerin sayısının 71 bini aştığını, Ekim 2025’te yürürlüğe giren ateşkesten bu yana 570’ten fazla kişinin yaşamını yitirdiğini bildirdi.

gbrhy
Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’ta İsrail'in düzenlediği saldırılarda hayatını kaybeden yakınlarının cenaze namazını kılan Filistinliler (EPA)

Geçtiğimiz yıl The Lancet’te yayımlanan bir başka araştırmada, savaşın ilk dokuz ayında Gazze Şeridi’ndeki can kaybı sayısının, Filistin Sağlık Bakanlığı verilerinde açıklanandan yaklaşık yüzde 40 daha düşük tahmin edildiği bildirilmişti.

Yeni çalışma da resmi vefat sayısının gerçek rakamın oldukça altında kaldığına işaret etti. Araştırma, Gazze Şeridi genelini temsil edecek şekilde özenle seçilen 2 bin aileyle yapılan bir ankete dayanıyor. Katılımcılardan, aile fertleri arasındaki ölümlere ilişkin ayrıntılı bilgi vermeleri istendi. Saha çalışması, Filistin’de ve bölgenin diğer kısımlarında yürüttükleri çalışmalarla tanınan deneyimli Filistinli kamuoyu araştırmacıları tarafından gerçekleştirildi.

Londra’daki Royal Holloway, University of London bünyesinde görev yapan ve çatışmalardaki can kayıplarının hesaplanması üzerine 20 yılı aşkın süredir çalışan ekonomist Michael Spagat, hakemli olarak yayımlanan araştırmanın yazarlarından biri olarak, yeni bulguların Ekim 2023 ile Ocak 2025 arasında Gazze Şeridi’nde 8 bin 200 ölümün yetersiz beslenme ya da tedavi edilemeyen hastalıklar gibi dolaylı etkilerden kaynaklandığını gösterdiğini belirtti.

Çalışma, İsrail saldırılarının en yoğun ve en ölümcül dönemini kapsarken, Gazze Şeridi’ndeki insani krizin en ağır safhasını içermiyor. Birleşmiş Milletler (BM) destekli uzmanlar, geçen yıl ağustos ayında Gazze Şeridi’nde kıtlık ilan etmişti.

Araştırmacılar, nihai ve kesin bir can kaybı sayısına ulaşmanın uzun zaman ve önemli kaynaklar gerektireceğini vurgulayarak, kendi bulguları da dahil olmak üzere mevcut tüm tahminlerin geniş hata payları içerdiğine dikkat çekti.


Eski Güney Kore Devlet Başkanı, sıkıyönetim ilan ettiği gerekçesiyle ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı

Eski Güney Kore Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol (Reuters)
Eski Güney Kore Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol (Reuters)
TT

Eski Güney Kore Devlet Başkanı, sıkıyönetim ilan ettiği gerekçesiyle ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı

Eski Güney Kore Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol (Reuters)
Eski Güney Kore Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol (Reuters)

Güney Kore’nin eski Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol, 2024’ün sonlarında kısa süreli sıkıyönetim ilan etmesi nedeniyle bugün ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.

Seul Merkez Bölge Mahkemesi yargıcı Ji Gwi-yeon, karar duruşmasında “İsyan suçundan Yoon’u ömür boyu hapis cezasına mahkûm ediyoruz” ifadesini kullandı.

Böylece eski muhafazakâr lider, savcılığın talep ettiği idam cezasından kurtulmuş oldu.

Yoon Suk Yeol, 3 Aralık 2024 akşamı yaptığı sürpriz konuşmada sıkıyönetim ilan etmiş ve orduya Ulusal Meclis’e girme talimatı vermişti. Ancak askerler tarafından kuşatılan binaya yeterli sayıda milletvekili girmeyi başarmış, yapılan oylamada bu güç kullanımına karşı karar alınmış ve dönemin devlet başkanı geri adım atmak zorunda kalmıştı.

Sivil yönetim fiilen yalnızca altı saatliğine askıya alınsa da, söz konusu girişim ülkede derin ve uzun süreli bir siyasi krize yol açmıştı.

Gözaltında yargılanan Yoon, bu eylemleri nedeniyle nisan ayında görevden alınmıştı.

Mahkemenin, eski Savunma Bakanı Kim Yong-hyun’u da mahkûm etmesinin ardından, Yoon ile birlikte yargılanan diğer sanıklar hakkında da kısa süre içinde karar vermesi bekleniyor.