İran, Recai Limanı’ndaki patlamayla ‘askeri bağlantı olmadığını’ belirtti

Savunma Bakanlığı önemli bir ticari liman olan Bender Abbas'ta askeri yük bulunduğunu yalanladı
Savunma Bakanlığı önemli bir ticari liman olan Bender Abbas'ta askeri yük bulunduğunu yalanladı
TT

İran, Recai Limanı’ndaki patlamayla ‘askeri bağlantı olmadığını’ belirtti

Savunma Bakanlığı önemli bir ticari liman olan Bender Abbas'ta askeri yük bulunduğunu yalanladı
Savunma Bakanlığı önemli bir ticari liman olan Bender Abbas'ta askeri yük bulunduğunu yalanladı

İran Savunma Bakanlığı Sözcüsü bugün yaptığı açıklamada, İran'ın güneyinde meydana gelen patlamanın vurduğu Recai Limanı’nda askeri kargo bulunmadığını söyledi.

Sözcü Rıza Talai Nik devlet televizyonunda yayınlanan konuşmasında, “Yapılan incelemelere ve belgelere göre Recai Limanı’ndaki yangının meydana geldiği bölgede askeri amaçlı ithal ya da ihraç edilen herhangi bir yük bulunmamaktadır” dedi.

Diğer yandan İran Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) bağlı Tesnim haber ajansı bugün parlamentonun Ulusal Güvenlik Komisyonu Sözcüsü’nün Bender Abbas'taki Recai Limanı’nda meydana gelen patlamayla askeri bir bağlantı olmadığını söylediğini aktardı.

Ajans, limanda meydan gelen patlamada ölü sayısının 28'e, yaralı sayısının ise 800'e ulaştığını bildirdi.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Sputnik haber ağına yaptığı açıklamada, ülkesinin patlama konusunda İran'a yardım etmeye hazır olduğunu ifade etti.

Patlama dün İran'ın güneyindeki Bender Abbas kentinde bulunan Recai Limanı’nda meydana geldi. Videolarda olay yerinden dumanların yükseldiği görüldü.

Hürmüzgan eyaletindeki Kızılay departmanından bir yetkili, “Patlamanın nedeni henüz belirlenemedi. Değerlendirme sürecindeyiz. Recai Limanı’na acil müdahale ekipleri gönderildi” ifadelerini kullandı.

İran Hükümet Sözcüsü Fatma Muhacerani, ülkenin güneyindeki Recai Limanı’nda meydana gelen patlamanın ardından basın ve medyada çıkan spekülasyonlara karşı uyarıda bulundu. “Resmi bilgilere bağlı kalmalı ve spekülatif haberler yayınlamamalıyız” diyen Muhacerani, patlamanın nedeni ile ölü ve yaralı sayısına ilişkin kapsamlı bir soruşturmanın sonuçlarının beklenmesinin önemli olduğunu kaydetti.



Başrolü babasından alıp başkasına veren yıldız: "Hayal kırıklığına uğradı"

Michael Douglas, Kaliforniya'ya bağlı Hollywood'da 25 Mart 1985'te düzenlenen 57. Akademi Ödülleri'nde babası Kirk Douglas'ı alkışlarken (AFP)
Michael Douglas, Kaliforniya'ya bağlı Hollywood'da 25 Mart 1985'te düzenlenen 57. Akademi Ödülleri'nde babası Kirk Douglas'ı alkışlarken (AFP)
TT

Başrolü babasından alıp başkasına veren yıldız: "Hayal kırıklığına uğradı"

Michael Douglas, Kaliforniya'ya bağlı Hollywood'da 25 Mart 1985'te düzenlenen 57. Akademi Ödülleri'nde babası Kirk Douglas'ı alkışlarken (AFP)
Michael Douglas, Kaliforniya'ya bağlı Hollywood'da 25 Mart 1985'te düzenlenen 57. Akademi Ödülleri'nde babası Kirk Douglas'ı alkışlarken (AFP)

Kevin E. G. Perry Kültür ve Yaşam Haberleri Yazarı 

Michael Douglas, sinema efsanesi babası Kirk Douglas'a Guguk Kuşu'nun (One Flew Over the Cuckoo's Nest) başrolünü oynamayacağını söylediği "zorlu" anı anlattı.

Kirk, Ken Kesey'nin akıl hastanesine kapatılmış bir asi hakkında yazdığı, çığır açan 1962 tarihli romanının film haklarını, baş karakter Randle McMurphy'yi bir tiyatro yapımında canlandırarak başrol oynadıktan sonra satın almıştı.

Ancak Michael'ın yapımcı olarak filme katılması ve sinema versiyonunun yapımının gecikmeyle hız kazanmasının ardından, Kirk'ün yaşının bu role artık uygun olmadığı düşünülmüştü.

McMurphy rolünü onun yerine Jack Nicholson canlandırmıştı. Miloš Forman tarafından yönetilen 1975 yapımı film, Nicholson'ın aldığı En İyi Erkek Oyuncu Oscar'ı dahil, beş büyük Akademi Ödülü'nün tümünü kazanmıştı.

USA Today'e verdiği yeni röportajda Michael, babasının bu rolü üstlenememekten duyduğu mutsuzluğu hatırlayarak anlattı:

Hayal kırıklığına uğramıştı. Durumu kurtardığını bildiğim tek şey, filmin çok iyi olması ve harika bir malzemenin mahvolmamasının onu çok mutlu etmesiydi.

Richard Fleischer'ın Denizin Altında 20.000 Fersah (20,000 Leagues Under the Sea) ve Stanley Kubrick'in Spartaküs (Spartacus) filmlerinde başrol oynayarak yıldızlaşan Kirk Douglas, 2020'de 103 yaşındayken hayatını kaybetmişti.

Michael, babasının kendisini Guguk Kuşu'nda oynatmama kararı hakkında sık sık iğnelediğini ancak Kirk'ün rahatsızlığının filmin gişe başarısından kayda değer miktarda kâr elde etmesiyle hafiflediğini de söyledi. Michael, "Ona hep takıldım çünkü Guguk Kuşu'yla diğer tüm filmlerinden fazla para kazandı" dedi.

Genç Douglas, filmin birkaç stüdyo tarafından reddedildikten sonra ticari bir hit haline geldiğini ve Oscar ödüllerini silip süpürdüğünü sözlerine ekledi:

Bu herkese bir ders oldu. Benim için kesinlikle harikaydı. Bana içgüdülerime dair öyle güven verdi ki... Bu, oyuncu ya da yapımcı olmanın çok önemli bir parçası.

Eleştirmen Xan Brooks, filmin 50. yıldönümünün kutlanması vesilesiyle yakın zamanda The Independent için yaptığı yeniden değerlendirmede şunları yazmıştı:

Sinema klasiklerinin çoğu, geçmişinden dolayı ihtimam gösterilen veya bir camın altında muhafaza edilen müze sergilerinin ya da eski devlet büyüklerinin endüstrideki dengidir. Yine de Guguk Kuşu, algımızı şaşırtıp etkilemeyi sürdürüyor.

Bu kendi dönemine, hatta dinozor dönemine ait bir film ama buna rağmen modasının geçtiği hissini vermiyor ve parti çizgilerini aşarak konuşuyor. Guguk Kuşu özgürlüğe, kendi kendine yetmeye ve kişisel mutluluğun peşinde koşmaya bayılır ve bu nedenle hem eski usul hippiler hem de en sağdaki Maga tipleri tarafından sevilir. Her iki taraf da filmin kendi değerlerini paylaştığını iddia edebilir. Her ikisi de kendini McMurphy'de görürken, diğer tarafı Hemşire Ratched gibi algılıyor.

Independent Türkçe, independent.co.uk/arts-entertainment


Bağımlılığı kabul etmek, Instagram'ı bırakmayı zorlaştırıyor

Yeni bir araştırma, "sosyal medya bağımlılığı" teriminin normalleşmesinin Instagram'ın aşırı kullanımına katkıda bulunabileceğini ortaya koydu (Unsplash)
Yeni bir araştırma, "sosyal medya bağımlılığı" teriminin normalleşmesinin Instagram'ın aşırı kullanımına katkıda bulunabileceğini ortaya koydu (Unsplash)
TT

Bağımlılığı kabul etmek, Instagram'ı bırakmayı zorlaştırıyor

Yeni bir araştırma, "sosyal medya bağımlılığı" teriminin normalleşmesinin Instagram'ın aşırı kullanımına katkıda bulunabileceğini ortaya koydu (Unsplash)
Yeni bir araştırma, "sosyal medya bağımlılığı" teriminin normalleşmesinin Instagram'ın aşırı kullanımına katkıda bulunabileceğini ortaya koydu (Unsplash)

Ellie Muir Kültür ve Yaşam Haberleri Muhabiri @elliefmuir 

Aşırı sosyal medya kullanımının önüne geçmek güç bir iş ve yeni bir araştırmaya göre, gerçekten bağımlı olduğunuza inanıyorsanız üstesinden gelmesi daha da zor.

Kaliforniya Teknoloji Enstitüsü ve Güney Kaliforniya Üniversitesi'nden akademisyenlerin araştırması, Instagram'a bağımlı olduğuna inanmanın, uygulamada kaydırma, paylaşım yapma ve etkileşim bırakma gibi kullanımları kontrol altına almayı zorlaştırdığına işaret ediyor.

Çalışma kapsamında 1200'den fazla Instagram kullanıcısını inceleyen bilim insanları, ABD Sağlık Dairesi Başkanı'nın sosyal medyanın bağımlılık yarattığı yönündeki uyarısını hatırlattıkları günlük kullanıcıların, davranışlarını daha az dizginlediğini saptadı.

"Bağımlılıkları" üzerine düşünen kişiler, kullanımlarını azaltmaya dair daha fazla başarısız girişimde bulunduklarını, aşırı kullanımdan dolayı kendilerini suçladıklarını ve kaydırma alışkanlıklarına sıkışıp kaldıklarını hissettiklerini bildirdi.

Instagram kullanımını bağımlılıktan ziyade alışkanlık olarak görenlerse bu olumsuz sonuçları yaşamadı.

Ayrıca haber medyasının "sosyal medya bağımlılığı" ifadesini tercih etmesinin, bunun yanlış kullanılmasına katkıda bulunduğu ve insanların, bağımlılık teriminin yoğun sosyal medya kullanımının normatif tanımı olduğuna inanmasına yol açmış olabileceği ortaya çıktı. Haberlerde "sosyal medya bağımlılığı"nın "sosyal medya alışkanlıkları"ndan 87 kat daha sık kullanıldığı tespit edildi.

Çalışma, Instagram kullanımını bağımlılıktan ziyade daha gerçekçi terimlerle tanımlamanın, sosyal medya uygulamasıyla kurulan ilişki eleştirildiğinde "özyeterliliği artırabileceği ve kendini suçlamayı azaltabileceği" sonucuna varıyor.

Araştırmacılar aşırı Instagram kullanımının çoğunlukla bağımlılıktan ziyade bir alışkanlık olarak görülmesi gerektiğini öne sürüyor. Sıkılınca Instagram'ı kontrol etmek, bilinçli bir şekilde bu şeyleri yapmaya karar vermeden, otomatik olarak kaydırma, beğenme ve yorum yapma davranışlarını tetikler, ki bu da bir alışkanlıktır.

Ancak araştırmacılar, sosyal medyanın zararsız olduğunu veya aşırı kullanımın üzerinde durulmaya değmeyeceğini söylemiyor. Instagram kullanıcılarının yaklaşık yüzde ikisinin klinik yardım ve destek gerektiren, endişe verici semptomlar yaşayabileceğini, yüzde 18'inin ise bağımlı olduğuna inandığını bildiriyorlar.

Klinik bağımlılık; yoksunluk, hayatın kesintiye uğraması ve yoğun istek gibi fiziksel veya psikolojik semptomları içeriyor. Bu semptomlar, madde veya cihaz keyif vermeyi bıraktığında bile devam ediyor.

Ancak araştırmacılar, Instagram kullanıcılarının çok küçük bir kısmının gerçek bağımlılık semptomları yaşama kriterlerini karşıladığını saptadı. En sık bildirilen semptom "belirginlik"ti ve kullanıcıların yüzde 20'si sıklıkla veya çok sık Instagram'ı düşündüğünü söyledi. Yoksunluk ve hayatın kesintiye uğraması gibi semptomlar nadirdi.

Araştırmacılar alışkanlık haline gelmiş Instagram kullanımını bağımlılık diyerek yanlış etiketlemenin, kullanıcıları sosyal medya kullanımlarını azaltabilecekleri gerçek bir çözüme yönlendirmediğini, çünkü bağımlılıkla mücadele etmekle bir alışkanlıktan kurtulmanın farklı yaklaşımlar gerektirdiğini vurguluyor.

Bağımlılıkla mücadele psikolojik müdahale gerektirebilirken bir alışkanlığı değiştirmek, uygulama kullanımına zaman sınırı koymak veya aklınızın çelinmesini önlemek için telefonunuzu başka bir odaya koymak gibi daha küçük değişiklikler içerebilir.

Independent Türkçe, independent.co.uk/life-style


Lübnan ile İsrail arasındaki ateşkes anlaşmasının üzerinden bir yıl geçti... Kırılgan ateşkes ve günlük ihlaller

Lübnan sınırındaki İsrail tankları, 23 Kasım 2025 (EPA)
Lübnan sınırındaki İsrail tankları, 23 Kasım 2025 (EPA)
TT

Lübnan ile İsrail arasındaki ateşkes anlaşmasının üzerinden bir yıl geçti... Kırılgan ateşkes ve günlük ihlaller

Lübnan sınırındaki İsrail tankları, 23 Kasım 2025 (EPA)
Lübnan sınırındaki İsrail tankları, 23 Kasım 2025 (EPA)

İsrail, Lübnan ve dolaylı olarak Hizbullah’ın, örgütün askeri depolarını, komutanlarını ve unsurlarını hedef alan 66 günlük yoğun İsrail operasyonlarını sona erdiren ateşkes anlaşmasını kabul etmesinin üzerinden bir yıl geçmesine rağmen, anlaşma İsrail’in ilk günden bu yana sürdürdüğü ihlaller nedeniyle sarsılıyor. İsrail, her gün yaptığı açıklamalarda operasyonları genişletme tehdidini yineliyor; gerekçe olarak ise Lübnan devletinin silahların devletin elinde toplanması ilkesine uymadığını ve Hizbullah’ın askeri kapasitesini yeniden inşa ettiğini öne sürüyor.

 Lübnan'ın güneyindeki el-Adise kasabasında zeytin hasadı yapan çiftçileri izleyen bir UNIFIL askeri (EPA)Lübnan'ın güneyindeki el-Adise kasabasında zeytin hasadı yapan çiftçileri izleyen bir UNIFIL askeri (EPA)

Anlaşma artık fiili bir ateşkes değil, yalnızca ‘kırılgan bir sakinlik’ sağlamış durumda. Uygulanan maddeler sınırlı kaldı; anlaşmanın büyük bölümü ise günlük ihlallere açık hale gelerek büyük ölçüde anlamını yitirdi. Bu durum, Lübnan dosyasıyla ilgilenen uluslararası aktörleri yeni bir uzlaşı arayışına itti, ancak şu ana kadar tarafları bu yeni çerçeveye ikna etmeyi başaramadılar.

Anlaşmanın hangi maddeleri hayata geçirildi?

Anlaşmadan hayata geçirilen maddeler sınırlı kaldı. En belirgin adım, İsrail ile Hizbullah arasındaki açık savaşın durması ve kapsamlı bir gerilime yol açabilecek büyük çaplı operasyonların gerilemesiydi. Ayrıca Lübnan ordusunun Litani Nehri’nin güneyindeki rolünün yeniden canlandırılması ve bölgede Hizbullah’a ait silahların büyük bölümünün toplanıp dağıtılması da uygulanan maddeler arasında yer aldı. Bu gelişmeler, anlaşma öncesindeki aylara kıyasla bazı sınır bölgelerinde kısmi bir sakinliğin geri dönmesine katkı sağladı.

İsrail'in günlük ihlalleri

Öte yandan İsrail, anlaşmanın ilk gününden itibaren ihlallerini durdurmadı. İnsansız hava araçları (İHA) ve savaş uçaklarıyla gerçekleştirilen binlerce hava ihlali ile Hizbullah’ın komutan ve üyelerine yönelik neredeyse günlük hale gelen suikastlar bu ihlallerin başında geldi. İsrail ayrıca, anlaşmada yer alan Lübnan içindeki askeri noktalardan geri çekilme taahhüdünü yerine getirmedi; sınır ötesi sızmalarını sürdürdü ve esirlerin serbest bırakılmasını reddetti.

Buna karşılık Hizbullah, askeri altyapısını yeniden inşa ederek anlaşmayı ihlal etmekle suçlanıyor. Lübnan devleti ise ülke genelinde silahları devletin elinde toplama yükümlülüğünü yerine getirmediği gerekçesiyle anlaşmayı ihlal ettiği yönünde eleştiriler alıyor.

Önceki ve mevcut yönetim arasında Amerikan tutumu

El-Meşrik Stratejik Araştırmalar Merkezi Direktörü Dr. Sami Nadir, anlaşmanın temelinde yapısal sorunlar bulunduğunu belirtti. Nadir’e göre tarafların hiçbiri anlaşmayı uygulamadı; Hizbullah silahlarını teslim etmediği gibi bu silahların yerlerini de açıklamadı, İsrail ise ilk günden itibaren ihlallerini ve saldırılarını sürdürdü. Nadir, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, anlaşmanın mimarının görev süresi bitmek üzere olan bir Amerikan yönetimi olduğunu, bunun anlaşmanın en önemli zafiyetlerinden biri sayıldığını dile getirdi. Yeni yönetimin anlaşmadan kısmen uzaklaştığını ve ona bağlı kalma gereği duymadığını belirten Nadir, iki yönetimin dış politikada, özellikle de Ortadoğu konusunda çok farklı yaklaşımlara sahip olduğunu vurguladı.

 Lübnan sınırındaki İsrail tankları, 23 Kasım 2025 (EPA)Lübnan sınırındaki İsrail tankları, 23 Kasım 2025 (EPA)

Nadir, mevcut Amerikan yönetiminin masaya yeni unsurlar koyduğunu belirtti. Bunların başında İsrail ile yürütülen görüşmelerin geldiğini söyleyen Nadir, yönetimin üzerinde çalıştığı şeyin aslında değişiklikler içeren bir anlaşma ya da tamamen yeni bir formül olduğunu ifade etti. Ancak Lübnan devletinin silahların devletin elinde toplanması ilkesini uygulamadaki yavaşlığının, İsrail’in ABD’nin örtülü onayıyla yeniden askerî harekete girişmesine zemin hazırladığını vurguladı Nadir’e göre bu durum, ileride yeni bir düzenlemenin gündeme gelmesini kaçınılmaz kılabilir; bu düzenleme bir tampon bölge oluşturulması ya da şu anda tartışılan diğer seçeneklerden biri olabilir.

Kırılgan ateşkes

Lübnanlı Şii muhalif ve Lübnan Demokratları Koalisyonu Başkanı Cad el-Ehavi, uygulanan ateşkes hükümlerinin ‘şeklî’ olduğunu söyledi. El-Ehavi’ye göre özellikle İsrail’den gelen günlük ihlaller, anlaşmayı ‘kâğıt üzerinde bir ateşkes’ ya da ‘kırılgan bir ateşkes’ haline getirdi. Güney Lübnan ise tamamlanmamış bir ateşkes ile yeni bir gerilime sürekli hazırlık hali arasında asılı duruyor.

El-Ehavi, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, siyasi ve diplomatik çevrelerde mevcut anlaşmanın artık yeterli olmadığı konusunda geniş bir mutabakat bulunduğunu belirtti. Son aylarda ortaya çıkan güvenlik tablosunun, ya anlaşmanın değiştirilmesini ya da tamamen yeni bir anlaşmaya gidilmesini gerektirdiğini ifade etti. Bu seçeneğin bazı uluslararası çevrelerde tartışılmaya başlandığını söyleyen el-Ehavi, bunun nedenini eski anlaşmanın kırılganlığının açığa çıkması ve sahadaki askerî davranışı kontrol edememesi olarak açıkladı. Ona göre yeni bir anlaşma; gerçek uluslararası garantilerle desteklenen kapsamlı ve nihai bir ateşkes, yeni sınır güvenlik düzenlemeleri (1701 sayılı kararın öngördüğünden daha geniş kapsamlı olabilir) ve bölgesel-uluslararası taraflar arasında tamamlayıcı siyasi uzlaşıları içerebilir. Amaç ise Güney Lübnan’ın hesaplaşma sahası olarak kullanılmasını engellemek.

El-Ehavi, bu seçeneğin hayata geçmesi için gerekli siyasi koşulların şu an mevcut olmadığını vurguladı. Zira ona göre hem bölgesel düzeyde hem de Lübnan’ın iç siyasetinde durum uygun değil. El-Ehavi, “En önemli koşul, Hizbullah’ın yenildiğini kabul etmesidir; bunun ardından durumu değiştirmek mümkün olabilir” dedi.