Kuzeyin karanlık masalları: En iyi 10 İskandinav dizisi

Danimarka yapımı Sırlarımız, Netflix listelerini kasıp kavururken, kuzeyin puslu manzaraları ve karanlık sırlarıyla bezeli en iyi İskandinav dizilerini derledik

Sırlarımız'da başroldeki Marie Bach Hansen'e (solda) Danica Curcic (sağda) eşlik ediyor (Netflix)
Sırlarımız'da başroldeki Marie Bach Hansen'e (solda) Danica Curcic (sağda) eşlik ediyor (Netflix)
TT

Kuzeyin karanlık masalları: En iyi 10 İskandinav dizisi

Sırlarımız'da başroldeki Marie Bach Hansen'e (solda) Danica Curcic (sağda) eşlik ediyor (Netflix)
Sırlarımız'da başroldeki Marie Bach Hansen'e (solda) Danica Curcic (sağda) eşlik ediyor (Netflix)

Netflix'in son dönemdeki sürpriz çıkışlarından biri Danimarka yapımı Sırlarımız (Reservatet). Geçen hafta platformun İngilizce olmayan en çok izlenen dizisi unvanını kazanan yapım, İskandinav dramalarının karanlık ve gizemli dünyasını sevenler için adeta biçilmiş kaftan. 

Mükemmel hayatlar, tertemiz sokaklar ve şık villaların arasında kaybolan bir au pair'in peşine düşen Cecilie'nin hikayesi, izleyeni sorgulamaya ve diken üstünde kalmaya zorluyor. 

Harlan Coben uyarlamalarına da benzetilen Sırlarımız, tanıdık ama epey sürükleyici bir deneyim sunuyor. Üst sınıf bir banliyönün kusursuz görünen hayatlarının altındaki çürümüş sırları aralayan dizi, sınıf ayrımları ve toplumsal normlar üzerine evrensel bir hikaye anlatıyor. Üstelik bu yılın çok konuşulan mini dizisi Adolescence gibi, internet çağının yarattığı toksik erkeklik kültürüne ve genç erkekler arasında yükselen kadın düşmanlığına da cesurca dokunmasıyla dikkat çekiyor. 

6 bölümlük mini dizinin finalinde "her şey çözülmüş gibi" görünse de soru işaretleri peşimizi bırakmıyor. Sırlarımız, gösterişli banliyölerin ne kadar tehlikeli sırlar saklayabileceğini hatırlatırken, İskandinav gerilimlerinin neden bu kadar sevildiğini de bir kez daha kanıtlıyor. 

Son yıllarda İskandinav dizileri, sadece kuzeyin soğuk ekranlarını değil, tüm dünyayı kasıp kavuruyor. Özellikle politik dramalar, suç hikayeleri ve buz gibi atmosferli psikolojik gerilimleri sevenler için gerçek bir hazineye dönüştü. Özellikle Danimarka, Norveç ve İsveç imzalı yapımlar karakter derinliği, kasvetli doğa görüntüleri ve sakince işlenen büyük trajedileriyle bambaşka bir izleme deneyimi sunuyor. 

Biz de Sırlarımız vesilesiyle, son yılların en iyi İskandinav dizilerini bir araya getirdik. Listedeki yapımlar, bir gece oturup "sadece ilk bölüm" diyerek başlayıp sabaha kadar ekran başında kalma garantili. Politik komplolar, kayıp vakaları, gizli ilişkiler ve karanlık sırlar peşindeyseniz bu dizilere mutlaka göz atın. İşte kuzeyin en iyi gerilim, politik ve suç hikayeleri...

Köprü (Bron/Broen)

Nordik noir denince akla gelen ilk yapımlardan biri kuşkusuz Köprü. İsveç ve Danimarka ortak yapımı bu kült dizi, tam ortasında bir ceset bulunan Øresund Köprüsü'nde başlıyor. Olay, iki ülke polisi arasında mecburi bir iş birliğini doğururken, izleyiciyi de 4 sezon sürecek karanlık, karmaşık ve zihin yoran bir suç hikayesinin içine çekiyor. Sofia Helin'in hayat verdiği Saga Norén, soğukkanlılığı ve sosyal beceri eksikliğiyle Nordik dizi tarihinin en ikonik karakterlerinden biri haline geldi.

jukıo
(DR1 / SVT1)

Dizinin başarısı, kuzey bölgelerini değil, tüm dünyayı etkisi altına aldı ve Köprü 100'den fazla ülkede yayımlandı. Öyle ki, bu güçlü konsept 2022'de Yunanistan-Türkiye ortak yapımı I Gefyra dizisine de uyarlandı. Burak Hakkı'nın da rol aldığı uyarlamada olay bu kez, iki ülke arasındaki sınır köprüsünde işlenen bir cinayetle başlıyor.

Minimal diyalogları, aradan geçen yıllara rağmen etkisini koruyan boğucu atmosferi ve toplumsal eleştirileriyle Köprü, Nordik noir janrını dünya çapında tanımlayan yapım olmayı sürdürüyor. Gerilim ve insan psikolojisinin karanlık tarafıyla ilgilenen herkes için hâlâ mutlaka izlenmesi gereken bir dizi.

IMDb: 8.6
Nereden izlenir: Türkiye'de bir platformda yer almıyor

Borgen

Nordik noir denince akla hep cinayet soruşturmaları gelir ama Borgen bunu tersine çevirip siyaseti merkezine alan ender yapımlardan biri. Danimarka'nın hırslı politikacısı Birgitte Nyborg'un yükselişini anlatan dizi, yayımlandığı ilk günden bu yana House of Cards'a benzetiliyor. Üstelik bazen öyle öngörülü senaryolar yazıldı ki, dizide Nyborg'un Danimarka'nın ilk kadın başbakanı olması, gerçek hayatta Helle Thorning-Schmidt'in bu görevi üstlenmesinden sadece bir yıl önce ekrana geldi.

gtrhyuı8
(DR / Netflix)

Yıllar süren sessizliğin ardından dizi, 2022'de Netflix'teki 4. sezonuyla geri döndü ve yine övgü topladı. Yeni sezonda Nyborg, başbakanlık koltuğundan uzak düşse de siyasi entrikaların tam ortasındaydı. Dizinin olay örgüsü, Rusya-Ukrayna savaşı gibi güncel krizlere de temas ediyor. Siyasi ahlak, güç dengeleri ve kişisel bedeller üzerine kurgulanan senaryo hâlâ oldukça keskin. Sidse Babett Knudsen, Nyborg karakterine kattığı derinlikle dizinin nabzını belirliyor.

4. sezon, Grönland'daki petrol krizini merkeze alırken Danimarka siyasetinin hem iç, hem dış dengelerini sarsıyor. Dizi, hâlâ ilkeli olmakla pragmatizm arasında gidip gelen politikacıların iç çatışmasını başarıyla anlatmayı beceriyor. Borgen, aklınızdan çıkmayacak dramalardan biri olmayı halen sürdürüyor. Baştan sona soluksuz izlenmeyi hak eden, ağır ama bir o kadar lezzetli bir politik gerilim.

IMDb: 8.5
Nereden izlenir: Netflix

The Killing (Forbrydelsen)

Nordik noir'ın televizyon tarihine en güçlü armağanlarından biri de hiç kuşkusuz The Killing. Danimarka'nın başkenti Kopenhag'da geçen dizi, her sezon tek bir cinayet vakası etrafında dönen uzun soluklu soruşturması ve karanlık atmosferiyle türün kurallarını baştan yazdı. Sofie Gråbøl'ün canlandırdığı dedektif Sarah Lund, içine kapanık ama takıntılı karakteriyle izleyicinin hafızasına kazındı.

fbghyjukıol
(DR1, DR, VRT)

Diziyi benzerlerinden ayıran şeyse cinayetin sadece polisiye boyutuna odaklanmaması; kayıp ailelerin acısını, politikacıların hesap oyunlarını ve toplumun karanlık yüzünü aynı anda masaya yatırması. Her bölümün 24 saati anlattığı kurgusuyla, izleyeni olayın içine çekip çıkarmayan bir temposu var.

Uluslararası başarı yakalayan dizi, Britanya ve Almanya başta olmak üzere 120'den fazla ülkeye satıldı, hatta bir dönem Netflix ve AMC ortaklığında ABD uyarlaması da yapıldı. Türkiye'deyse Cinayet adıyla uyarlanmış fakat düşük reytingler nedeniyle 5 bölüm sonra yayından kaldırılmıştı.

Atmosferik çekimleri, bol katmanlı hikayesi ve insan doğasına dair karanlık tespitleriyle The Killing, yalnızca bir polisiye değil, aynı zamanda bir toplum aynası. BAFTA ve Emmy gibi pek çok ödülü de silip süpüren dizi, Nordik noir sevenlerin mutlaka deneyimlemesi gereken unutulmaz işlerden biri.

IMDb: 8.4
Nereden izlenir: Türkiye'de bir platformda yer almıyor

Kalifat

İsveç yapımı Kalifat, son yılların en sarsıcı ve cesur dizilerinden biri. Gerçek olaylardan esinlenen bu 8 bölümlük gerilim, izleyicisini hem İsveç'in banliyölerine hem de Suriye'nin Rakka sokaklarına taşıyor. Dizi, radikalleşmenin farklı yüzlerini ve bedellerini çarpıcı bir dille anlatıyor. İzlenme rekorları kıran dizinin merkezinde, İsveçli Müslüman Pervin'in hayatta kalma mücadelesi var. Başrolü, Türk asıllı İsveçli oyuncu Gizem Erdoğan büyük bir içtenlikle üstleniyor ve karakterine ruh katıyor. 

cdfrgthy
(Netflix)

Kalifat, yalnızca bir terör hikayesi değil; aile, aidiyet, kimlik ve kadın olma meselelerine de dokunuyor. Dizi boyunca insanın boğazını düğümleyen anlar eksik olmuyor. Özellikle genç kızların kandırılma süreci, soğukkanlı bir gerçekçilikle aktarılmış. Yönetmen Goran Kapetanović, gerilimi her bölümde ustalıkla yükseltiyor. Kalifat, gerçeğin kurmacadan daha sarsıcı olabileceğini hatırlatan, nefes kesici bir yapım. Netflix arşivinde görüp de erteleyenler varsa, artık vakti gelmiş olabilir.

IMDb: 8.2
Nereden izlenir: Netflix

Rita

Rita, İskandinav televizyonunun sadece suç ve gerilim türlerinde değil, karakter odaklı komedi-dramalarda da ne kadar güçlü olabileceğinin en iyi örneklerinden biri. Mille Dinesen'in hayat verdiği Rita Madsen, öğrencilerini ebeveynlerinden korumak için öğretmen olmuş, sivri dilli ve umursamaz bir karakter. Ancak bu dışarıdan güçlü duran kadın, kendi ailesi ve özel hayatında epeyce kırılgan.

yhuı8o9
Netflix

Dizi, okul koridorlarının ötesine taşan hayat hikayeleriyle izleyicisini yakalıyor. Rita'nın oğlu Jeppe'nin cinselliğini keşfi, eski aşkları ve dostlukları, diziye dokunaklı bir derinlik katıyor. İskandinav mizahının o kendine has, hüzünlü ama içten tonuyla yazılmış diyaloglar, karakterleri fazlasıyla gerçek kılıyor.

Her bölümde işlenen toplumsal meselelerse diziyi basit bir okul komedisi olmaktan çıkarıyor. Rita, bir öğretmenin dertlerinin sadece sınıfta kalmadığını, hayatın her alanında derslerle dolu olduğunu hatırlatıyor. Başta Danimarka olmak üzere Hollanda, Fransa ve ABD'de uyarlama girişimlerine ilham vermesi de tesadüf değil.

Bugüne dek Rita benzeri bir karakter ekranlara kolay kolay gelmedi. İsveç usulü suç dizilerine ara verip samimi ve hafif sarkastik bir İskandinav öyküsü arayanlar için ideal.

IMDb: 8.1
Nereden izlenir: Netflix

Tuzak (Ofaerd)

İzlanda'nın sert coğrafyası ve karanlık atmosferi, Tuzak'ın en büyük kozlarından biri. Baltasar Kormákur'un yarattığı bu sürükleyici Nordik noir, küçük bir kasabada işlenen vahşi bir cinayeti ve onun gölgesinde kalan sırları konu alıyor. Başroldeki Ólafur Darri Ólafsson, yorgun ama inatçı dedektif Andri Olafsson karakterine fazlasıyla yakışıyor.

uıo89p0ğ
RÚV

Ilmur Kristjánsdóttir'in Hinrika'sı ise keskin zekası ve alaycı tavrıyla hikayeye ağırlık katıyor. Dizi, kar fırtınasının kasabayı dış dünyadan tamamen kopardığı ilk sezonuyla izleyiciyi kelimenin tam anlamıyla "hapsediyor". Bu izole ortam, hem gerilimi diri tutuyor hem de karakterlerin iç hesaplaşmalarını su yüzüne çıkarıyor.

Müziğini Geliş'le (Arrival) Sicario gibi usta işi yapımlarla tanınan ve 2018'de henüz 48 yaşındayken aramızdan ayrılan Jóhann Jóhannsson ve Oscarlı Hildur Guðnadóttir gibi usta isimlerin yaptığı yapım, atmosfer yaratmada kusursuz iş çıkarıyor. 

Tuzak karanlık sırlar, bastırılmış öfke ve hayatta kalma mücadelesini etkileyici bir ritimle örüyor. Üstelik dizi, 2021'de Entrapped adlı devam dizisiyle Netflix'e de taşınarak uluslararası izleyiciyle buluştu.

Nordik noir sevenlerin gözden kaçırmaması gereken, soğuk ama yakıcı bir hikaye.

IMDb: 8.0
Nereden izlenir: Türkiye'de bir platformda yer almıyor

The Investigation (Efterforskningen)

2017'de tüm dünyanın dehşetle takip ettiği denizaltı cinayeti, Kopenhag polisi için zorlu ve sarsıcı bir soruşturmaya dönüşmüştü. İsveçli gazeteci Kim Wall'un kayboluşu ve ardından parçalanmış cesedinin denizde bulunması, dönemin en çarpıcı olaylarından biriydi. The Investigation, işte bu çok konuşulan davayı alışılmış polisiye kalıplarının dışında ele alıyor. Tobias Lindholm'un yazıp yönettiği 6 bölümlük mini dizi, suçlunun adını dahi anmadan, yalnızca soruşturmanın izini sürüyor. 

xcdsfgrtr
HBO

Başrollerde Søren Malling ve Pilou Asbæk, dosyanın ağırlığını omuzlarında taşıyan karakterlere güçlü performanslar katıyor. Gerilim dozu yüksek bir polisiye bekleyenler için değil; titizlikle örülmüş, ağır tempolu bir adalet hikayesi bu. Dizi, olayın magazinleştirilmesine de bilinçli biçimde mesafeli duruyor. Deniz kenarındaki kasvetli Kopenhag manzaraları ve şiirsel kamera kullanımıyla güçlü bir atmosfer yaratıyor. Her bölüm, çözülmesi gereken bir yapboz parçası gibi ilerliyor. Adaletin sessiz ama inatçı yolculuğunu izlemek isteyenler için çarpıcı bir yapım. The Investigation, suç dizilerinin gösterişsiz ama etkili tarafını hatırlatan özel bir iş.

IMDb: 7.6
Nereden izlenir: Türkiye'de bir platformda yer almıyor

The Chestnut Man (Kastanjemanden)

Danimarka yapımı The Chestnut Man, tüyler ürpertici atmosferi ve sürükleyici senaryosuyla ekrana kilitleyen bir polisiye. The Killing'in yaratıcılarının kaleminden çıkan dizi, Kopenhag'da bir çocuk parkında bulunan cesetle açılıyor. Kurbanın kesik eli ve başucundaki kestaneden yapılmış adam figürü, soruşturmayı daha en başında karanlık bir sokağa sürüklüyor. 

sdfghty
(Netflix)

Başrollerde Danica Curcic ve Mikkel Boe Følsgaard'un canlandırdığı dedektifler Thulin ve Hess, katili ararken kayıp bir çocuğun iziyle karşılaşıyor. Politikacı Rosa Hartung'un yıllar önce kaybolan kızının parmak izi, davayı bambaşka bir noktaya taşıyor. Yavaş yavaş örülen öykü, izleyiciyi karanlık sırlar ve beklenmedik bağlantılarla baş başa bırakıyor. 

Klişe gibi görünen polisiye unsurlar, ustalıkla işlenmiş ve karakter derinliğiyle dengelenmiş. Kasvetli Danimarka sokakları ve pastel tonlu görselliğiyle dizi, atmosfer yaratma konusunda son derece başarılı. Kanıtların peşinden sürüklenen dedektifler ve geçmişin gölgesinde saklanan sırlar, izleyiciyi ilk bölümden itibaren içine çekiyor. The Chestnut Man, son yılların en sağlam İskandinav suç dizilerinden biri olarak anılmayı fazlasıyla hak ediyor.

IMDb: 7.6
Nereden izlenir: Netflix

DNA Dedektifi (Genombrottet)

Gerçek suç hikayelerini sevenlerin kaçırmaması gereken DNA Dedektifi (Genombrottet), son yılların en çarpıcı İskandinav yapımlarından biri. Üstelik sadece 4 bölümde, gerilim dozunu hiç düşürmeden, İsveç tarihinin en gizemli cinayetlerinden birinin izini sürüyor. 2004'te, İsveç'in Linköping şehrinde, 8 yaşındaki bir çocuk ve 56 yaşındaki bir kadın gündüz vakti sokak ortasında bıçaklanarak öldürülüyor. Polis yıllarca ipuçlarının peşinden gitse de sonuç çıkmıyor ve dosya, eski başbakan Olof Palme suikastından sonraki en büyük soruşturma olmasına rağmen kapanmak üzereyken, sahneye bambaşka biri çıkıyor: Bir soybilimci.

xcdsfrgt
Netflix

ABD'de çözülmüş bir dava haberiyle yepyeni bir yöntem keşfeden dedektif, DNA eşleşmelerini kullanarak akrabaları takip eden bu yöntemi son bir umut olarak denemeye karar veriyor. Ve tahmin edeceğiniz gibi, her şey o andan sonra değişiyor. Borgen'dan Peter Eggers ve Nobel Adayının Karısı'ndan (The Wife) Mattias Nordkvist'in başrollerini paylaştığı yapım, duygusal ağırlığı ve tüyler ürperten atmosferiyle klasik İskandinav noir'ının hakkını fazlasıyla veriyor. Yönetmen koltuğunda ise Köprü'den (Bron/Broen) tanıdığımız Lisa Siwe oturuyor. Guardian'ın diziyi "Temiz ve abartıya kaçmadan anlatılan, son derece etkileyici bir iş" diye övdüğünü de hatırlatalım. Gerçek suç meraklıları için Netflix'in son dönemdeki en iyi yapımlarından biri.

IMDb: 7.1
Nereden izlenir: Netflix

Copenhagen Cowboy

Nicolas Winding Refn'in Sürücü (Drive) ve Neon Şeytan (The Neon Demon) gibi stilize filmleriyle tanıdığımız karanlık evreni, bu kez doğduğu şehir Kopenhag'ın yeraltı dünyasında vücut buluyor. Netflix için çektiği Copenhagen Cowboy, doğaüstü yeteneklere sahip Miu'nun intikam ve özgürlük arayışını konu alıyor. Angela Bundalovic'in soğukkanlı ve gizemli performansı, dizinin ruhunu tek başına taşıyor.

dsfrgty
Netflix

Refn'in her zamanki gibi görsel anlamda kusursuz ama hikaye anlatımı açısından tartışmalı işlerinden biri bu. Neon ışıklar, ağır çekimler ve sembollerle dolu bir evren kuruyor fakat bazı anlarda anlatı kendini fazlaca tekrar ediyor. Miu'nun hikayesi klasik bir suç öyküsünden öte, başka boyutlardan gelen güçler ve karşılaştığı benzer yetenekli karakterlerle modern bir karabasan.

Dizi, Venedik Film Festivali'ndeki prömiyerinden itibaren hem övgü topladı hem de eleştirildi. Özellikle görüntü yönetimi ve atmosfer yaratımı takdir edilirken, senaryonun zayıf kurgusu sıkça eleştirildi. Refn'in "başka boyutlardan ilham aldığını" söylediği proje, izleyicisini atmosferin içine çekmeyi başarıyor ama her anı iz bırakmıyor.

Zayıf yönlerine rağmen kesinlikle bir şans verilmeyi hak eden bu dizi, çekimler sırasında yaşanan bir hayvan hakları skandalıyla da gündeme gelmiş ve tartışmalara neden olmuştu. Copenhagen Cowboy, Nordik noir'la doğaüstü gizemlerin buluştuğu stilize bir deneyim arayanlar için karanlık ve tekinsiz bir öneri. 

IMDb: 6.7
Nereden izlenir: Netflix



Suudi deneyimi... Tarihi bir an, bir yönetim projesine dönüştüğünde

Tarihsel hareketin aşamaları (Araştırmacı Abdurrahman eş-Şukayr tarafından hazırlanan illüstrasyon)
Tarihsel hareketin aşamaları (Araştırmacı Abdurrahman eş-Şukayr tarafından hazırlanan illüstrasyon)
TT

Suudi deneyimi... Tarihi bir an, bir yönetim projesine dönüştüğünde

Tarihsel hareketin aşamaları (Araştırmacı Abdurrahman eş-Şukayr tarafından hazırlanan illüstrasyon)
Tarihsel hareketin aşamaları (Araştırmacı Abdurrahman eş-Şukayr tarafından hazırlanan illüstrasyon)

Sosyolog ve araştırmacı Dr. Abdurrahman eş-Şukayr, Suudi devletinin kuruluş deneyimini daha önce görülmemiş bir yorum çerçevesine oturtuyor. Tarihi, birbirinden kopuk olaylar dizisi olarak değil; nüfus, kaynaklar ve seçkinler arasındaki ölçülebilir ve karmaşık ilişkiler tarafından yönetilen bir sistem olarak ele alıyor. Bu yaklaşımın, karmaşıklık bilimi ile ‘tarihin yasaları’ olarak da bilinen kliodinamik teorisine dayandığını belirten eş-Şukayr, devletlerin nasıl ortaya çıktığını, büyüdüğünü ve ardından seçkinlerin aşırı çoğalması nedeniyle baskı aşamasına girerek kriz ve zirve noktalarına ulaştığını; sonrasında ise istikrarı yeniden üreten bir lider figürünün ortaya çıktığını açıklıyor.

Eş-Şukayr, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, bu çerçeve sayesinde Diriye’nin Muhammed bin Suud öncesinde elit doygunluğa ve yapısal istikrarsızlığa ulaşmış yerel bir sistem olduğunun anlaşılabildiğini söyledi. Buna göre Muhammed bin Suud’un yükselişi, yönetim merkezini yeniden şekillendiren ve yeni bir siyasi döngü başlatan tarihsel bir yeniden ayar anı olarak yorumlanıyor.

Karmaşıklık bilimi

Eş-Şukayr, karmaşıklık biliminin; toplumlar ya da ekonomi gibi birbiriyle bağlantılı çok sayıda parçadan oluşan sistemleri incelediğini belirtti. Bu sistemlerde her küçük unsur diğerini etkilerken, yoğun etkileşim sonucunda yalnızca tek tek parçaların incelenmesiyle anlaşılamayacak yeni örüntü ve davranış biçimleri ortaya çıkıyor. Bu çerçevede karmaşıklık bilimi, zaman içinde küçük etkileşimlerin birikmesi sonucu istikrarın, kaosun ya da büyük ölçekli değişimlerin nasıl ortaya çıktığına odaklanıyor.

Devlet dönüşümünün beş yıllık döngüsü

Eş-Şukayr, devletlerin dönüşümüne ilişkin beş aşamalı döngüye de değinerek, devletlerdeki değişimlerin ölçülebilir dinamiklere tabi olduğunu ve genel eğilimlerinin öngörülebileceğini söyledi. Bu çerçevede toplumların beş aşamalı bir döngü içinde hareket ettiğini belirten eş-Şukayr, süreci şöyle açıkladı:

- Büyüme aşaması: Kaynakların genişlediği ve devletin kontrol kapasitesinin arttığı evreyi ifade ediyor. Bu süreç, nüfus artışı ve seçkinlerin çoğalmasıyla eş zamanlı ilerliyor. Aşama; tarihçilerin metinlerine ihtiyaç duyulmaksızın, nüfus ve ekonomik kaynaklara ilişkin yaklaşık veriler ve göstergeler üzerinden ölçülebiliyor ve öngörülebiliyor.

- Baskı aşaması: Kaynak bolluğunun görece azaldığı, kamu görevlerine talip olanların sayısının arttığı ve mevcut elitlerin konumlarını korumaya çalıştığı dönem olarak tanımlanıyor. Bu durum, devletin herkesi bünyesinde barındırma kapasitesini aşan bir tablo ortaya çıkarıyor. Nüfus artışı, siyasi, ekonomik, bilimsel ve toplumsal elitlerin sayısını artırırken, mevcut pozisyonların sayısı yetersiz kalıyor.

- Kriz aşaması: Seçkinler arasındaki birliğin sarsıldığı ve örtük gerilimlerin açık çatışmalara dönüştüğü evreyi oluşturuyor.

- Zirve aşaması: Kriz ve istikrarsızlığın doruğa ulaştığı bu safhada ittifaklar çözülüyor, dışlamalar ve ayrışmalar hız kazanıyor.

- İstikrar aşaması: Yeni bir liderliğin ya da revize edilmiş bir yönetim sisteminin, nüfus, kaynaklar ve seçkinler arasındaki ilişkiyi toplumun yeni ruhuna uygun biçimde yeniden düzenlemeyi başardığı dönem olarak tanımlanıyor. Bu aşamayla birlikte, önceki döngüye kıyasla daha bütünlüklü yeni bir süreç başlıyor.

Kontrol edilemeyen rekabet

Eş-Şukayr, zirve aşamasının Hicri 1139 yılına yakın dönemde belirginleştiğini belirterek, yönetici kollar arasındaki rekabetin artık kontrol edilemez bir seviyeye ulaştığını ifade etti. Bu süreçte elitler içindeki ayrışmalar hız kazanırken, bazı isimlerin kısa süreli emirlik deneyimleri yaşadığı ve sadakatlerin hızla el değiştirdiği görüldü. Bu tablo, iç dengeleri yönetme kapasitesinin çöktüğünü ortaya koydu. Bu koşullar altında siyasi sistemin sınırına dayandığını kaydeden eş-Şukayr, yönetim makamına talip olanların sayısının emirliğin iktidarı düzenleme kapasitesini aştığını vurguladı. Böylece zirve aşaması, yeniden kurucu bir liderliğin ortaya çıkmasına zemin hazırlayan tam ölçekli bir yapısal çözülme anına dönüştü.

Tarihsel hareketin aşamaları (Araştırmacı Abdurrahman eş-Şukayr tarafından hazırlanan illüstrasyon)Tarihsel hareketin aşamaları (Araştırmacı Abdurrahman eş-Şukayr tarafından hazırlanan illüstrasyon)

Muhammed bin Suud’un yükselişi, Diriye’de istikrar koşullarının olgunlaşmasının bir sonucu olarak gerçekleşti. Seçkinlerin aşırı çoğalması, eski yönetim sistemini sürdürülemez hale getirirken, çatışan elitlerin okuyamadığı tabloyu kavrayabilecek bir lideri gerekli kılan tarihsel bir moment ortaya çıktı. Bu çerçevede Muhammed bin Suud’un iktidarı devralması, Diriye içindeki güç dengelerinin yeniden ayarlanması anlamına geldi. Böylece yerel siyasi düzen, yapısal istikrarını yeniden tesis etme kapasitesini kazandı.

Yönetim merkezinin inşası

Muhammed bin Suud, Diriye’de yeni bir büyüme sürecinin başlangıcı olarak et-Turayf mahallesini kurarak burayı yönetim merkezi haline getirdi. Oysa daha önce Diriye emirleri Gusaybe ya da el-Mulaybid bölgelerinde ikamet ediyordu. Muhammed bin Suud, siyasi, dini ve askeri elitleri yeni devlet kurumları içinde yeniden dağıtarak, Diriye’deki iktidar yapılarını düzenleyerek, elit fazlasını azaltarak ve rekabet halindeki kollar arasındaki ilişkileri kontrol altına alarak yönetim merkezini yeniden inşa etti.

Bu yapısal düzenleme, emirliğin nüfus, kaynaklar ve elitleri tek bir çerçeve içinde yönetme kapasitesini yeniden kazanmasını sağladı. Böylece, Diriye merkezli yeni bir kuruluş döngüsünün önü açıldı ve bu süreç Diriye Emirliği olarak bilinen yapının çekirdeğini oluşturdu.

Eş-Şukayr, bu yeni okumanın Arap Yarımadası’nda devletlerin ortaya çıkışını; nüfus, kaynaklar ve seçkinler arasındaki ilişkiyi esas alan yapısal döngüler üzerinden açıklayan yeni bir araştırma ufku sunduğunu belirtti. Yerel çevrelerin farklılığına bağlı olarak denetim mekanizmalarının değiştiğini vurgulayan eş-Şukayr, yaklaşık nüfus ve mali istatistiklerin oluşturulmasının, tarihi test edilebilir ve karşılaştırılabilir bir alana dönüştürmek için zorunlu bir giriş olduğunu ifade etti. Bunun ise bölge tarihine ilişkin verilerin toplanmasını ve sınanabilir hipotezlerin geliştirilmesini gerektirdiğini kaydetti. Bu yaklaşımın, parçalı anlatıların ötesine geçen, daha uzun vadeli, daha hassas ve daha bağımsız bir Arap yorum modeli inşa edilmesine katkı sağlayacağını dile getirdi.

Öte yandan, Muhammed bin Suud hakkında kaleme alınan çalışmaların analitik ve anlatısal boyutunun sınırlı kaldığına dikkat çekildi. Kurucu eylemin mantığını açıklayan kapsamlı bir tarihsel biyografinin bulunmadığı, tarih kayıtlarının ise kuruluş öncesi ve kuruluş sırasındaki gelişmeleri yeterince aydınlatmadığı belirtildi. Bu boşluğun, Muhammed bin Suud’un hayatını olayların iç yapısından hareketle yeniden kurgulamayı gerektiren bir araştırma hattını zorunlu kıldığı ifade edildi. Kararların, ittifakların ve çatışmaların; yönetim tasavvurunu ve devletin koşullarını ortaya koyan anlamlı bir sistem olarak okunmasıyla, gerçekliğin hareketinden süzülen bir tarihsel biyografi ve siyasi projenin seyrine ilişkin bütünlüklü bir yorum üretilebileceği vurgulandı.


Pezeşkiyan: İran, küresel güçlerin baskısına boyun eğmeyecek

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, (Reuters)
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, (Reuters)
TT

Pezeşkiyan: İran, küresel güçlerin baskısına boyun eğmeyecek

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, (Reuters)
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, (Reuters)

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan bugün yaptığı açıklamada, ülkesinin ABD ile nükleer görüşmeler sürerken dünya güçlerinin baskısına "boyun eğmeyeceğini" söyledi.

Reuters'ın haberine göre Pezeşkiyan televizyonda yayınlanan konuşmasında, "Dünya güçleri bizi boyun eğmeye zorlamak için sıraya giriyor... ama bize yarattıkları tüm sorunlara rağmen başımızı eğmeyeceğiz" ifadelerini kullandı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü, İran'a iki taraf arasındaki devam eden müzakerelerde "anlamlı bir anlaşmaya" varması için 15 günlük bir ültimatom verdi, aksi takdirde "kötü sonuçlarla" karşılaşacakları uyarısında bulundu. Tahran ise uranyum zenginleştirme hakkını yineledi.

ABD'nin bölgedeki askeri yığılması devam ederken, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ABD müttefiki olan ülkesinin Tahran'ın herhangi bir saldırısına güçlü bir şekilde karşılık vereceği konusunda uyardı.

ABD ve İran, Umman'ın arabuluculuğuyla 6 Şubat'ta dolaylı görüşmelere yeniden başladı. Salı günü Cenevre'de ikinci tur görüşmeleri gerçekleştirdikten sonra müzakerelere devam etme niyetlerini açıkladılar.

İran çarşamba günü bu müzakereleri ilerletmek için bir taslak çerçeve hazırladığını açıklarken, ABD, Tahran'a saldırmak için "birden fazla neden" olduğunu belirterek uyarı tonunu korudu.

Trump, “Yıllar içinde İran'la uygulanabilir bir anlaşmaya varmanın kolay olmadığı kanıtlandı. Uygulanabilir bir anlaşmaya varmalıyız, yoksa kötü şeyler olacak” dedi.

Şöyle devam etti: “Bir adım daha ileri gitmemiz gerekebilir, gitmeyebiliriz veya bir anlaşmaya varabiliriz. Bunu muhtemelen önümüzdeki 10 gün içinde öğreneceksiniz.” Daha sonra Trump, gazetecilere sürenin “10-15 gün” olduğunu söyledi.


Trump küresel gümrük vergilerini %10'dan %15'e çıkardı

ABD Başkanı Donald Trump dün, Yüksek Mahkeme'nin gümrük vergilerini askıya alma kararıyla ilgili olarak medyaya açıklamalarda bulundu, (DPA)
ABD Başkanı Donald Trump dün, Yüksek Mahkeme'nin gümrük vergilerini askıya alma kararıyla ilgili olarak medyaya açıklamalarda bulundu, (DPA)
TT

Trump küresel gümrük vergilerini %10'dan %15'e çıkardı

ABD Başkanı Donald Trump dün, Yüksek Mahkeme'nin gümrük vergilerini askıya alma kararıyla ilgili olarak medyaya açıklamalarda bulundu, (DPA)
ABD Başkanı Donald Trump dün, Yüksek Mahkeme'nin gümrük vergilerini askıya alma kararıyla ilgili olarak medyaya açıklamalarda bulundu, (DPA)

ABD Başkanı Donald Trump bugün, ithalata uygulanan geçici küresel gümrük vergilerini yüzde 15'e çıkardığını duyurdu.

Bu karar, ABD Yüksek Mahkemesi'nin Trump'ın Uluslararası Acil Ekonomik Güçler Yasası kapsamında uyguladığı gümrük vergilerini reddetmesinin ardından geldi.