Suudi Arabistan İçişleri Bakanı kutsal mekanlardaki kalkınma projelerini denetledi

Arafat'taki sahra hastanesinin açılışını yaptı ve tren kontrol merkezinin ilerleyişini izledi

uudi Arabistan İçişleri Bakanı Prens Abdulaziz bin Suud, İçişleri Bakanlığı'nın Arafat'taki sahra hastanesinin açılışında (SPA)
uudi Arabistan İçişleri Bakanı Prens Abdulaziz bin Suud, İçişleri Bakanlığı'nın Arafat'taki sahra hastanesinin açılışında (SPA)
TT

Suudi Arabistan İçişleri Bakanı kutsal mekanlardaki kalkınma projelerini denetledi

uudi Arabistan İçişleri Bakanı Prens Abdulaziz bin Suud, İçişleri Bakanlığı'nın Arafat'taki sahra hastanesinin açılışında (SPA)
uudi Arabistan İçişleri Bakanı Prens Abdulaziz bin Suud, İçişleri Bakanlığı'nın Arafat'taki sahra hastanesinin açılışında (SPA)

Suudi Arabistan İçişleri Bakanı ve Hac Yüksek Komitesi Başkanı Prens Abdulaziz bin Suud bin Nayef dün İçişleri Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü'nün Arafat'taki sahra hastanesinin açılışını yaptı.

Bakan, Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü Hastane Programı Genel Sorumlusu Dr. Salih el-Muhsin tarafından yapılan ayrıntılı bir sunumu dinledi. Sunumda, hastanenin 100 yatak kapasiteli olduğu belirtildi. Hac misafirlerine hizmet vermek amacıyla sağlanan başlıca tıbbi donanımlar tanıtıldı. Bu donanımlar, yoğun bakım, ameliyathane, izolasyon ve sıcak çarpması birimleri dâhil tüm bölümlerde mevcut. Acil durumlara anında müdahale edebilmek için bu birimler, uzman doktor, hemşire ve teknik personel ile destekleniyor. Ayrıca, hızlı müdahale yeteneğini artırmak ve sahadaki yanıt kapasitesini güçlendirmek için en son teknolojiyle donatılmış mobil saha kliniği ve tele-tıp teknolojileri kullanılıyor.

Görsel kaldırıldı.

Prens Abdulaziz bin Suud, sahadaki güvenlik personelinin sağlık durumunu izlemeye yönelik öncü bir teknik girişim olan ‘akıllı sağlık bilekliği’ sisteminin açılışını yaptı. Bir dizi hayati göstergeyi izleyen ve komuta merkezine, acil durum ekiplerine ve sağlık hizmeti sağlayıcılarına anında uyarılar gönderen cihaz, hacıların güvenliğinin ve emniyetinin sağlanmasında görev alan güvenlik güçlerinin tıbbi hazırlık düzeyinin yükseltilmesine katkıda bulunuyor.

Suudi Arabistan İçişleri Bakanı, Arafat bölgesinde bulunan Kutsal Mekânlar Treni Operasyon ve Kontrol Merkezi’ndeki çalışmaları inceledi. Yüksek Endüstriyel Güvenlik Kurumu Başkanı Mühendis Ali ez-Zehrani’den kısa bir bilgilendirme aldı. Merkezin, kutsal mekânlar arasında ulaşımı sağlamak üzere onaylanmış planlara göre trenin işletme hareketlerini izleme ve takip etme görevini üstlendiği belirtildi. Ayrıca, acil durumlara doğrudan müdahale edildiği vurgulandı. Acil durum, tahliye ve alternatif ulaşım planlarının uygulanmasının gözetimi de merkezin sorumlulukları arasında. Ayrıca, destek birimlerinin çeşitli çalışmalarının koordinasyonu da merkez tarafından yürütülüyor.

(foto altı) Suudi Arabistan İçişleri Bakanı Prens Abdulaziz bin Suud, İçişleri Bakanlığı'nın Arafat'taki sahra hastanesinin sağlık personeli ile sohbet etti. (SPA)

(foto altı) Suudi Arabistan İçişleri Bakanı Prens Abdulaziz bin Suud, kutsal mekanlardaki bir dizi kalkınma projesini denetleme gezisi sırasında Mina'daki yeni acil servis hastanesinin açılışını yaptı. (SPA)

Prens Abdulaziz bin Suud, bu yıl kutsal mekânlarda hacılara hizmet vermek üzere hayata geçirilen, aralarında yaya hareketini kolaylaştırmayı ve yönetimini iyileştirmeyi amaçlayan çevre dostu kauçuk zeminle desteklenen yaya yollarını içeren ve ısı stresinin etkisini azaltmayı hedefleyen Kutsal Mekân Yolu Faz 2'nin de bulunduğu bir dizi yeni geliştirme projesini denetledi.

Bakan ayrıca, Nemire Mescidi'ni çevreleyen avluların gölgelendirilmesi ve serinletilmesi projesini de denetledi. Tur sırasında Mina'da hacılara hizmet vermek üzere tıbbi hazırlığın artırılmasına katkıda bulunan yeni acil durum hastanesinin açılışını yaptı. Ayrıca bu yılki Hac sezonunda KIDANA tarafından hayata geçirilen ve 25 kalkınma projesini içeren yeni kalkınma projelerine ilişkin görsel bir sunumu da inceledi.

(foto altı) Suudi Arabistan İçişleri Bakanı Prens Abdulaziz bin Suud, Arafat'taki Kutsal Mekânlar Treni Operasyon ve Kontrol Merkezi'nin görevlerine ilişkin bir brifing sırasında (SPA)

Suudi Arabistan İçişleri Bakanı’na Mekke Bölgesi Emir Yardımcısı Prens Suud bin Mişal, İçişleri Bakan Vekili Prens Dr. Abdulaziz bin Muhammed, Hac ve Umre Bakanı Dr. Tevfik er-Rebia, Ulaştırma ve Lojistik Bakanı Mühendis Salih el-Casir, Belediyeler ve İskân Bakanı Macid el-Hakil, Sağlık Bakanı Fahd el-Celacel ve Enformasyon Bakanı Selman ed-Dusari eşlik etti.

Ayrıca İçişleri Bakan Yardımcısı Dr. Hişam el-Falih, Hac ve Umre Bakan Yardımcısı Dr. Abdulfettah Meşat, İçişleri Bakanlığı Müsteşarı Dr. Halid el-Battal, Kamu Güvenliği Direktörü Korgeneral Muhammed el-Bessami, Devlet Güvenlik Başkanı Danışmanı Ahmed es-Segafi, Sivil Savunma Genel Müdürü Tümgeneral Hamud el-Farac, Güvenlik Operasyonlarından sorumlu Devlet Güvenlik Başkan Yardımcısı Tümgeneral Muhammed el-Useymi, Mekke ve Kutsal Yerler Kraliyet Komisyonu CEO'su Mühendis Salih er-Reşid, Misafir Hizmetleri Programı CEO'su Mühendis Muhammed İsmail, KIDANA Şirketi CEO'su Mühendis Muhammed el-Mecmac ve Hac ve Umre Komitesi Genel Sekreteri Halid es-Sayhan da kendisine eşlik etti.



Suudi deneyimi... Tarihi bir an, bir yönetim projesine dönüştüğünde

Tarihsel hareketin aşamaları (Araştırmacı Abdurrahman eş-Şukayr tarafından hazırlanan illüstrasyon)
Tarihsel hareketin aşamaları (Araştırmacı Abdurrahman eş-Şukayr tarafından hazırlanan illüstrasyon)
TT

Suudi deneyimi... Tarihi bir an, bir yönetim projesine dönüştüğünde

Tarihsel hareketin aşamaları (Araştırmacı Abdurrahman eş-Şukayr tarafından hazırlanan illüstrasyon)
Tarihsel hareketin aşamaları (Araştırmacı Abdurrahman eş-Şukayr tarafından hazırlanan illüstrasyon)

Sosyolog ve araştırmacı Dr. Abdurrahman eş-Şukayr, Suudi devletinin kuruluş deneyimini daha önce görülmemiş bir yorum çerçevesine oturtuyor. Tarihi, birbirinden kopuk olaylar dizisi olarak değil; nüfus, kaynaklar ve seçkinler arasındaki ölçülebilir ve karmaşık ilişkiler tarafından yönetilen bir sistem olarak ele alıyor. Bu yaklaşımın, karmaşıklık bilimi ile ‘tarihin yasaları’ olarak da bilinen kliodinamik teorisine dayandığını belirten eş-Şukayr, devletlerin nasıl ortaya çıktığını, büyüdüğünü ve ardından seçkinlerin aşırı çoğalması nedeniyle baskı aşamasına girerek kriz ve zirve noktalarına ulaştığını; sonrasında ise istikrarı yeniden üreten bir lider figürünün ortaya çıktığını açıklıyor.

Eş-Şukayr, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, bu çerçeve sayesinde Diriye’nin Muhammed bin Suud öncesinde elit doygunluğa ve yapısal istikrarsızlığa ulaşmış yerel bir sistem olduğunun anlaşılabildiğini söyledi. Buna göre Muhammed bin Suud’un yükselişi, yönetim merkezini yeniden şekillendiren ve yeni bir siyasi döngü başlatan tarihsel bir yeniden ayar anı olarak yorumlanıyor.

Karmaşıklık bilimi

Eş-Şukayr, karmaşıklık biliminin; toplumlar ya da ekonomi gibi birbiriyle bağlantılı çok sayıda parçadan oluşan sistemleri incelediğini belirtti. Bu sistemlerde her küçük unsur diğerini etkilerken, yoğun etkileşim sonucunda yalnızca tek tek parçaların incelenmesiyle anlaşılamayacak yeni örüntü ve davranış biçimleri ortaya çıkıyor. Bu çerçevede karmaşıklık bilimi, zaman içinde küçük etkileşimlerin birikmesi sonucu istikrarın, kaosun ya da büyük ölçekli değişimlerin nasıl ortaya çıktığına odaklanıyor.

Devlet dönüşümünün beş yıllık döngüsü

Eş-Şukayr, devletlerin dönüşümüne ilişkin beş aşamalı döngüye de değinerek, devletlerdeki değişimlerin ölçülebilir dinamiklere tabi olduğunu ve genel eğilimlerinin öngörülebileceğini söyledi. Bu çerçevede toplumların beş aşamalı bir döngü içinde hareket ettiğini belirten eş-Şukayr, süreci şöyle açıkladı:

- Büyüme aşaması: Kaynakların genişlediği ve devletin kontrol kapasitesinin arttığı evreyi ifade ediyor. Bu süreç, nüfus artışı ve seçkinlerin çoğalmasıyla eş zamanlı ilerliyor. Aşama; tarihçilerin metinlerine ihtiyaç duyulmaksızın, nüfus ve ekonomik kaynaklara ilişkin yaklaşık veriler ve göstergeler üzerinden ölçülebiliyor ve öngörülebiliyor.

- Baskı aşaması: Kaynak bolluğunun görece azaldığı, kamu görevlerine talip olanların sayısının arttığı ve mevcut elitlerin konumlarını korumaya çalıştığı dönem olarak tanımlanıyor. Bu durum, devletin herkesi bünyesinde barındırma kapasitesini aşan bir tablo ortaya çıkarıyor. Nüfus artışı, siyasi, ekonomik, bilimsel ve toplumsal elitlerin sayısını artırırken, mevcut pozisyonların sayısı yetersiz kalıyor.

- Kriz aşaması: Seçkinler arasındaki birliğin sarsıldığı ve örtük gerilimlerin açık çatışmalara dönüştüğü evreyi oluşturuyor.

- Zirve aşaması: Kriz ve istikrarsızlığın doruğa ulaştığı bu safhada ittifaklar çözülüyor, dışlamalar ve ayrışmalar hız kazanıyor.

- İstikrar aşaması: Yeni bir liderliğin ya da revize edilmiş bir yönetim sisteminin, nüfus, kaynaklar ve seçkinler arasındaki ilişkiyi toplumun yeni ruhuna uygun biçimde yeniden düzenlemeyi başardığı dönem olarak tanımlanıyor. Bu aşamayla birlikte, önceki döngüye kıyasla daha bütünlüklü yeni bir süreç başlıyor.

Kontrol edilemeyen rekabet

Eş-Şukayr, zirve aşamasının Hicri 1139 yılına yakın dönemde belirginleştiğini belirterek, yönetici kollar arasındaki rekabetin artık kontrol edilemez bir seviyeye ulaştığını ifade etti. Bu süreçte elitler içindeki ayrışmalar hız kazanırken, bazı isimlerin kısa süreli emirlik deneyimleri yaşadığı ve sadakatlerin hızla el değiştirdiği görüldü. Bu tablo, iç dengeleri yönetme kapasitesinin çöktüğünü ortaya koydu. Bu koşullar altında siyasi sistemin sınırına dayandığını kaydeden eş-Şukayr, yönetim makamına talip olanların sayısının emirliğin iktidarı düzenleme kapasitesini aştığını vurguladı. Böylece zirve aşaması, yeniden kurucu bir liderliğin ortaya çıkmasına zemin hazırlayan tam ölçekli bir yapısal çözülme anına dönüştü.

Tarihsel hareketin aşamaları (Araştırmacı Abdurrahman eş-Şukayr tarafından hazırlanan illüstrasyon)Tarihsel hareketin aşamaları (Araştırmacı Abdurrahman eş-Şukayr tarafından hazırlanan illüstrasyon)

Muhammed bin Suud’un yükselişi, Diriye’de istikrar koşullarının olgunlaşmasının bir sonucu olarak gerçekleşti. Seçkinlerin aşırı çoğalması, eski yönetim sistemini sürdürülemez hale getirirken, çatışan elitlerin okuyamadığı tabloyu kavrayabilecek bir lideri gerekli kılan tarihsel bir moment ortaya çıktı. Bu çerçevede Muhammed bin Suud’un iktidarı devralması, Diriye içindeki güç dengelerinin yeniden ayarlanması anlamına geldi. Böylece yerel siyasi düzen, yapısal istikrarını yeniden tesis etme kapasitesini kazandı.

Yönetim merkezinin inşası

Muhammed bin Suud, Diriye’de yeni bir büyüme sürecinin başlangıcı olarak et-Turayf mahallesini kurarak burayı yönetim merkezi haline getirdi. Oysa daha önce Diriye emirleri Gusaybe ya da el-Mulaybid bölgelerinde ikamet ediyordu. Muhammed bin Suud, siyasi, dini ve askeri elitleri yeni devlet kurumları içinde yeniden dağıtarak, Diriye’deki iktidar yapılarını düzenleyerek, elit fazlasını azaltarak ve rekabet halindeki kollar arasındaki ilişkileri kontrol altına alarak yönetim merkezini yeniden inşa etti.

Bu yapısal düzenleme, emirliğin nüfus, kaynaklar ve elitleri tek bir çerçeve içinde yönetme kapasitesini yeniden kazanmasını sağladı. Böylece, Diriye merkezli yeni bir kuruluş döngüsünün önü açıldı ve bu süreç Diriye Emirliği olarak bilinen yapının çekirdeğini oluşturdu.

Eş-Şukayr, bu yeni okumanın Arap Yarımadası’nda devletlerin ortaya çıkışını; nüfus, kaynaklar ve seçkinler arasındaki ilişkiyi esas alan yapısal döngüler üzerinden açıklayan yeni bir araştırma ufku sunduğunu belirtti. Yerel çevrelerin farklılığına bağlı olarak denetim mekanizmalarının değiştiğini vurgulayan eş-Şukayr, yaklaşık nüfus ve mali istatistiklerin oluşturulmasının, tarihi test edilebilir ve karşılaştırılabilir bir alana dönüştürmek için zorunlu bir giriş olduğunu ifade etti. Bunun ise bölge tarihine ilişkin verilerin toplanmasını ve sınanabilir hipotezlerin geliştirilmesini gerektirdiğini kaydetti. Bu yaklaşımın, parçalı anlatıların ötesine geçen, daha uzun vadeli, daha hassas ve daha bağımsız bir Arap yorum modeli inşa edilmesine katkı sağlayacağını dile getirdi.

Öte yandan, Muhammed bin Suud hakkında kaleme alınan çalışmaların analitik ve anlatısal boyutunun sınırlı kaldığına dikkat çekildi. Kurucu eylemin mantığını açıklayan kapsamlı bir tarihsel biyografinin bulunmadığı, tarih kayıtlarının ise kuruluş öncesi ve kuruluş sırasındaki gelişmeleri yeterince aydınlatmadığı belirtildi. Bu boşluğun, Muhammed bin Suud’un hayatını olayların iç yapısından hareketle yeniden kurgulamayı gerektiren bir araştırma hattını zorunlu kıldığı ifade edildi. Kararların, ittifakların ve çatışmaların; yönetim tasavvurunu ve devletin koşullarını ortaya koyan anlamlı bir sistem olarak okunmasıyla, gerçekliğin hareketinden süzülen bir tarihsel biyografi ve siyasi projenin seyrine ilişkin bütünlüklü bir yorum üretilebileceği vurgulandı.


Pezeşkiyan: İran, küresel güçlerin baskısına boyun eğmeyecek

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, (Reuters)
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, (Reuters)
TT

Pezeşkiyan: İran, küresel güçlerin baskısına boyun eğmeyecek

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, (Reuters)
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, (Reuters)

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan bugün yaptığı açıklamada, ülkesinin ABD ile nükleer görüşmeler sürerken dünya güçlerinin baskısına "boyun eğmeyeceğini" söyledi.

Reuters'ın haberine göre Pezeşkiyan televizyonda yayınlanan konuşmasında, "Dünya güçleri bizi boyun eğmeye zorlamak için sıraya giriyor... ama bize yarattıkları tüm sorunlara rağmen başımızı eğmeyeceğiz" ifadelerini kullandı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü, İran'a iki taraf arasındaki devam eden müzakerelerde "anlamlı bir anlaşmaya" varması için 15 günlük bir ültimatom verdi, aksi takdirde "kötü sonuçlarla" karşılaşacakları uyarısında bulundu. Tahran ise uranyum zenginleştirme hakkını yineledi.

ABD'nin bölgedeki askeri yığılması devam ederken, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ABD müttefiki olan ülkesinin Tahran'ın herhangi bir saldırısına güçlü bir şekilde karşılık vereceği konusunda uyardı.

ABD ve İran, Umman'ın arabuluculuğuyla 6 Şubat'ta dolaylı görüşmelere yeniden başladı. Salı günü Cenevre'de ikinci tur görüşmeleri gerçekleştirdikten sonra müzakerelere devam etme niyetlerini açıkladılar.

İran çarşamba günü bu müzakereleri ilerletmek için bir taslak çerçeve hazırladığını açıklarken, ABD, Tahran'a saldırmak için "birden fazla neden" olduğunu belirterek uyarı tonunu korudu.

Trump, “Yıllar içinde İran'la uygulanabilir bir anlaşmaya varmanın kolay olmadığı kanıtlandı. Uygulanabilir bir anlaşmaya varmalıyız, yoksa kötü şeyler olacak” dedi.

Şöyle devam etti: “Bir adım daha ileri gitmemiz gerekebilir, gitmeyebiliriz veya bir anlaşmaya varabiliriz. Bunu muhtemelen önümüzdeki 10 gün içinde öğreneceksiniz.” Daha sonra Trump, gazetecilere sürenin “10-15 gün” olduğunu söyledi.


Trump küresel gümrük vergilerini %10'dan %15'e çıkardı

ABD Başkanı Donald Trump dün, Yüksek Mahkeme'nin gümrük vergilerini askıya alma kararıyla ilgili olarak medyaya açıklamalarda bulundu, (DPA)
ABD Başkanı Donald Trump dün, Yüksek Mahkeme'nin gümrük vergilerini askıya alma kararıyla ilgili olarak medyaya açıklamalarda bulundu, (DPA)
TT

Trump küresel gümrük vergilerini %10'dan %15'e çıkardı

ABD Başkanı Donald Trump dün, Yüksek Mahkeme'nin gümrük vergilerini askıya alma kararıyla ilgili olarak medyaya açıklamalarda bulundu, (DPA)
ABD Başkanı Donald Trump dün, Yüksek Mahkeme'nin gümrük vergilerini askıya alma kararıyla ilgili olarak medyaya açıklamalarda bulundu, (DPA)

ABD Başkanı Donald Trump bugün, ithalata uygulanan geçici küresel gümrük vergilerini yüzde 15'e çıkardığını duyurdu.

Bu karar, ABD Yüksek Mahkemesi'nin Trump'ın Uluslararası Acil Ekonomik Güçler Yasası kapsamında uyguladığı gümrük vergilerini reddetmesinin ardından geldi.