İsrail'in Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki tahliye emirlerinin ardından 20'den fazla Filistinli hayatını kaybetti

İsrail ordusu, Gazze Şeridi'nin kuzeyinde Hamas'a yönelik askeri operasyonların yoğunlaştığı ve genişlediği uyarısında bulundu

İsrail'in Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye'ye düzenlediği hava saldırısının ardından yükselen dumanlar (AFP)
İsrail'in Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye'ye düzenlediği hava saldırısının ardından yükselen dumanlar (AFP)
TT

İsrail'in Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki tahliye emirlerinin ardından 20'den fazla Filistinli hayatını kaybetti

İsrail'in Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye'ye düzenlediği hava saldırısının ardından yükselen dumanlar (AFP)
İsrail'in Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye'ye düzenlediği hava saldırısının ardından yükselen dumanlar (AFP)

İsrail ordusunun, Hamas ile savaşın başlamasından 20 aydan fazla bir süre sonra Gazze Şeridi'nin kuzeyi için tahliye uyarısında bulunmasının ardından bugün Gazze Şeridi'ne düzenlenen saldırılarda 20'den fazla kişi hayatını kaybetti.

İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee, X platformunda Gazze Şeridi'nin kuzeyini gösteren haritayla birlikte yayınladığı açıklamada, Gazze şehri, Cibaliye ve diğer bölgelerde yaşayanlara ‘derhal’ güneye, el-Mevasi bölgesine gitmeleri çağrısında bulundu.

Adraee, İsrail güçlerinin ‘söz konusu bölgelerde çok güçlü bir şekilde faaliyet gösterdiğini ve bu askeri eylemlerin terör örgütlerinin kabiliyetlerini yok etmek için artacağını, yoğunlaşacağını ve genişleyeceğini’ söyledi.

Sürekli bombardıman

Filistin medyası, Gazze Şeridi'nin kuzeyinde ve Han Yunus'ta meydana gelen İsrail bombardımanında 21 kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi.

Şarku’l Avsat’ın Filistin Safa Haber Ajansı’ndan aktardığına göre, İsrail savaş uçaklarının Gazze şehrinin kuzeydoğusundaki et-Tuffah mahallesinde bulunan el-Culani Mescidi civarındaki bir evi hedef alması sonucu beş vatandaş şehit oldu ve çok sayıda kişi de yaralandı.

Ayrıca, İsrail savaş uçaklarının Gazze'deki ez-Zaviye çarşısında bir grup vatandaşı hedef alması sonucu en az bir vatandaş şehit oldu.

İsrail uçaklarının bugün şafak vakti Gazze şehrinin güneyindeki ez-Zeytun mahallesinde bir evi hedef alması sonucu iki çocuk şehit oldu. Öte yandan İsrail'in Gazze Şeridi'nin güneyinde bulunan Han Yunus kentinin batısındaki Bir Zenun ve eş-Şair yakınlarındaki bir çadırı bombalaması sonucu beş şehit verildi, çok sayıda kişi de yaralandı.

İşgal ordusunun Han Yunus kentinin merkezindeki konutları havaya uçurduğunu bildiren Filistin Safa Haber Ajansı, ‘işgal güçlerinin Gazze Şeridi'nin kuzeyinde bulunan Cibaliye kasabasının doğusundaki konutları vurmaya devam ettiğini’ belirtti. Ajans, ‘Gazze şehrindeki es-Samir kavşağı yakınlarında yerinden edilmiş insanların barındığı bir çadırı hedef alan İsrail bombardımanında çok sayıda vatandaşın yaralandığına’ dikkat çekerek, ‘Gazze Şeridi'nin orta kesimindeki el-Meğazi Mülteci Kampı’nda bir evi hedef alan İsrail bombardımanında iki vatandaşın yaralandığını’ açıkladı.

İsrail Güvenlik Kabinesi toplantısı

Bu arada İsrail Güvenlik Kabinesi’nin, Gazze Şeridi'nde devam eden savaşı, esir anlaşmasıyla ilgili temasları ve insani yardım konusunu görüşmek üzere Güney Komutanlığı karargâhında bir toplantı yapması planlanıyor.

xscdfg
İsrail'in Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki bir eve düzenlediği saldırıda öldürülen çocukların cesetlerini taşıyan Filistinliler (Reuters)

Yedioth Ahronoth'un haberine göre İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Savunma Bakanı Yisrael Katz, Maliye Bakanı Bezalel Smotrich'in insani yardımların Hamas'ın eline geçmesi halinde hükümetten istifa edeceği yönündeki ültimatomunun ardından İsrail ordusunun Hamas'ın gıda tırlarını kontrol etmesini engelleyecek bir plan hazırlaması talimatı verdi.

Netanyahu ve Katz dün, Haaretz tarafından önceki gün (Cuma) yayınlanan ve İsrail askerlerine Gazze Şeridi'ndeki yardım bölgelerine yaklaşan Filistinlileri vurma emri verildiğini iddia eden bir raporu kategorik olarak reddetti. İkili, raporun bulgularını ‘ordunun imajını zedelemeyi amaçlayan kötü niyetli yalanlar’ olarak niteledi.

Gazze Şeridi’ndeki Sağlık Bakanlığı'na göre, yeni kurulan Gazze İnsani Yardım Vakfı'nın yaklaşık bir ay önce Gazze Şeridi'nde yardım dağıtmaya başlamasından bu yana 500'den fazla Filistinli yardım beklerken öldürüldü ve yüzlerce kişi de yaralandı.

dfgthy
İsrail'in düzenlediği saldırıda yaralanan bir Filistinli, Han Yunus'ta aynı saldırıda yaşamını yitiren kardeşiyle vedalaşıyor. (Reuters)

2,4 milyonluk nüfusun kıtlık gibi ağır insani koşullar altında defalarca yerinden edildiği bir savaşın yaşandığı Gazze Şeridi'nde İsrail askeri operasyonları devam ediyor.

Gazze Şeridi’nde devam eden savaş, Hamas'ın 7 Ekim 2023'te İsrail'in güney yerleşimlerine düzenlediği ve çoğu sivil bin 219 kişinin ölümüne yol açan sürpriz saldırının ardından patlak verdi.

fgthy
Gazze şehrindeki el-Ehli Arap Hastanesi önünde İsrail hava saldırısında hayatını kaybeden bir kişinin cenazesini taşıyan Filistinliler (Reuters)

Hamas söz konusu operasyonda 251 kişiyi esir aldı; bunlardan 57'si halen Gazze Şeridi'nde bulunuyor ve İsrail 34'ünün öldüğünü söylüyor. Gazze Şeridi’ndeki Sağlık Bakanlığı'nın açıkladığı son rakamlara göre İsrail 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi'nde çoğu sivil 56 bin 412 kişinin ölümüne neden olan yıkıcı bir savaş yürütüyor.

Diğer yandan bir Filistinli de Gazze Şeridi'nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nın kuzeydoğusundaki Vadi Gazze yakınlarında İsrail ordusu tarafından vurularak öldürüldü. Kaynaklar ayrıca, Gazze şehrinin orta kesimindeki es-Samir kavşağı yakınlarında İsrail'in bombardımanı sonucu aynı aileden aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu beş Filistinlinin öldürüldüğünü bildirdi.



Meryl Streep kült filmdeki rol arkadaşıyla yaşadığı husumeti anlattı

(Macall Polay/20th Century Studios)
(Macall Polay/20th Century Studios)
TT

Meryl Streep kült filmdeki rol arkadaşıyla yaşadığı husumeti anlattı

(Macall Polay/20th Century Studios)
(Macall Polay/20th Century Studios)

Jacob Stolworthy Kültür ve Yaşam Tarzı Editörü @Jacob_Stol 

Meryl Streep, kült klasik Ölüm Kadına Yakışır'da (Death Becomes Her) Goldie Hawn'la yaşadığı rekabetin, çekimler sırasında gerçek hayata da yansıdığını açıkladı.

Şeytan Marka Giyer 2'nin (The Devil Wears Prada 2) 76 yaşındaki yıldızı, 1992'de Robert Zemeckis'in yönettiği kara komedide rol alırken Hawn'ın zamanında gelmemesinden dolayı sinirinin bozulduğunu samimiyetle itiraf etti.

Sete hep zamanında giden Streep, rol arkadaşının bu huyuna özellikle sinir olduğunu ancak herkesin çok cazibeli bulduğu Hawn'ın bu davranışından paçayı sıyırdığını söyledi.

Streep, Vanity Fair'a verdiği röportajda, "Goldie sete her zaman geç gelirdi" dedi. 

Bilirsiniz, ben hep zamanında gelirim ve sinir bozucuyumdur ama o geç kalırdı. Üstü açılan kırmızı bir arabası olduğunu hatırlıyorum ve sete kendi arabasıyla gelirdi. Muhtemelen sorun da buydu. Sete kendi arabasıyla geliyordu.

Streep "Saçları dağınık olurdu. 'Aman Tanrım, özür dilerim!' derdi. Ve herkes 'Ah, ne kadar tatlı' diye düşünürdü. Evet, bu yüzden onunla derdim vardı" diye devam etti.

Ancak üç kez Oscar kazanan oyuncu, filmin çekimleri sırasında "çok güldüklerini" ve 80 yaşındaki Hawn'la dostluklarının bugün hâlâ sürdüğünü belirtti.

Ölüm Kadına Yakışır, kendilerini ölümsüz yapan sihirli bir iksir içtikten sonra bir erkek (Bruce Willis) için ölümüne bir mücadeleye girişen Madeline Ashton (Streep) ve Helen Sharp'ı (Hawn) konu alıyor.

Oyuncular arasındaki komik dinamikle övgü toplayan film, görsel efektleriyle Oscar kazandı ve Broadway müzikaline uyarlandı.

Filmin süregelen cazibesi üzerine konuşan Streep, "İnsanlar bu yapımı sevdiği için yıllar içinde filmle ilgili epey güldük. Bence film, Beverly Hills hakkında bir belgesel gibiydi" dedi.
 

Görsel kaldırıldı.Meryl Streep ve Goldie Hawn, 1992 yapımı kara komedi Ölüm Kadına Yakışır'da (Universal Pictures)

Ayrıca Willis'i müthiş diye nitelendirerek, "Onunla çok eğlendik. Çok nazikti, yeni şeylere açıktı ve gülünç duruma düşmeye de hazırdı" dedi.

Streep halihazırda 2006 yapımı Şeytan Marka Giyer'in devam filmindeki moda editörü Miranda Priestly'yle izleyici karşısına çıkarken Anne Hathaway, Emily Blunt ve Stanley Tucci de rollerine geri döndü.

The Independent'ın sinema eleştirmeni Clarisse Loughrey, filme 4 yıldız verdiği incelemesinde şöyle yazıyor: 

Ana dörtlü orijinal rollerine o kadar çok yakışıyordu ki, Streep'in tek yapması gereken boncuklu bir kolyeyle düşünceli bir şekilde oynamak ve anında Miranda sanki hiç aramızdan ayrılmamış gibi oluyor.

Streep'in sıradaki projesi Greta Gerwig'in Narnia: The Magician's Nephew'u olacak ancak aktrisin filmdeki rolü henüz açıklanmadı.

 Independent Türkçe,independent.co.uk/arts-entertainment


NATO ve Çin... Hızlı rakibe karşı koyan yavaş bir ittifak

Pekin’de bir otomobil fuarı... Büyük bir endüstriyel güç (AFP)
Pekin’de bir otomobil fuarı... Büyük bir endüstriyel güç (AFP)
TT

NATO ve Çin... Hızlı rakibe karşı koyan yavaş bir ittifak

Pekin’de bir otomobil fuarı... Büyük bir endüstriyel güç (AFP)
Pekin’de bir otomobil fuarı... Büyük bir endüstriyel güç (AFP)

Antoine el-Hac

Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü’nün (NATO) 1949 yılında kurulmasının temel amacı, Sovyetler Birliği’ne karşı kolektif savunmayı sağlamaktı. Bu çerçevede, ittifaka üye herhangi bir ülkeye yönelik saldırı, tüm üyelere yapılmış sayılıyordu. Dönemin ABD Başkanı Harry Truman da savaş sonrası yorgun düşen Avrupa’da Amerikan varlığını kalıcı hale getirerek güvenliği sağlamak ve stratejik bir boşluk oluşmasını önlemek istiyordu.

Sovyetler Birliği’nin ve beraberindeki sosyalist bloğun dağılmasıyla Soğuk Savaş sona erdi. Bu gelişme NATO’yu yeni koşullara uyum sağlamaya zorladı. İttifak, Avrupa dışındaki bölgelerde de operasyonlar yürütmeye başladı. Bu kapsamda Balkanlar’da Bosna ve Kosova savaşlarında rol aldı, 11 Eylül 2001 saldırılarının ardından Afganistan’da görev üstlendi. Ayrıca Afrika Boynuzu açıklarında korsanlıkla mücadeleye yönelik deniz operasyonları gerçekleştirdi; istihbarat paylaşımı ve terörle mücadele alanlarında iş birliğini artırdı.

NATO, görev alanını genişleterek üye olmayan ülkelerle de iş birliği geliştirdi. Tehdit tanımını siber güvenlik, hibrit savaş yöntemleri ve enerji güvenliği gibi başlıkları kapsayacak şekilde güncelledi. Son dönemde Çin’in oluşturduğu tehdit de bu çerçevede değerlendirilmeye başlandı.

Sonuç olarak NATO, Avrupa merkezli bir savunma ittifakı olmaktan çıkarak, ABD’nin öncülüğünde daha geniş ve küresel bir güvenlik rolü üstlendi. Bununla birlikte ittifak, günümüzde de Avrupa içindeki tehditlere karşı caydırıcılığını sürdürmeye devam ediyor.

Merkezi Brüksel’de bulunan NATO, son yıllarda stratejik nedenlerle ilgi alanını Hint-Pasifik bölgesine doğru genişletti. Bu yönelimin başlıca nedenleri arasında küresel güvenliğin giderek daha fazla birbirine bağlı hale gelmesi, siber tehditlerin artması, tedarik zincirlerinin kesintisiz işlemesinin önemi ve gelişmiş teknolojilerin coğrafi sınırların etkisini azaltması yer alıyor.

Çin’in yükselişi

Bu yönelimin bir diğer nedeni de Çin’in yükselişinin, küresel güç dengelerini etkileyen stratejik bir meydan okuma olarak görülmesidir. Bu nedenle kuruluşta 12 üyeden oluşan, bugün ise 32 üyeye ulaşan NATO ülkeleri, özellikle küresel ekonomi açısından kritik öneme sahip Hint-Pasifik bölgesindeki ticaret yollarını korumaya önem veriyor. Bu çerçevede Malezya ile Endonezya arasındaki Malakka Boğazı öne çıkıyor. Hint Okyanusu ile Güney Çin Denizi’ni birbirine bağlayan bu geçit, dünya ticaretinin yaklaşık yüzde 25’inin yıllık olarak geçtiği en önemli deniz yollarından biri olarak kabul ediliyor. Aynı zamanda Çin, Japonya ve Güney Kore gibi büyük Asya ekonomilerine petrol ve enerji taşınmasında ana arter işlevi görüyor.

Belçika’nın başkenti Brüksel’deki NATO karargâhının önünde dalgalanan NATO bayrağı (DPA)Belçika’nın başkenti Brüksel’deki NATO karargâhının önünde dalgalanan NATO bayrağı (DPA)

NATO üyesi ülkeler, çeşitli temel nedenlerden ötürü Çin konusunda ‘stratejik kaygı’ duyuyor. Bu kaygıların başında, Çin’in özellikle füze sistemleri, uzay teknolojileri ve siber kapasite gibi alanlarda ordusunu hızla geliştirmesi geliyor. Bu durumun, küresel güç dengesini değiştirdiği değerlendiriliyor.

İkinci önemli unsur ise Çin’in ekonomik yükselişi. Pekin yönetimi, Kuşak ve Yol Girişimi gibi projeler aracılığıyla Asya, Afrika ve Avrupa’da ekonomik ve siyasi etkisini genişletiyor. Bu süreç, NATO’nun etki alanına yakın ülkelerde Çin’e yönelik bağımlılık oluşturabileceği endişesini beraberinde getiriyor.

Endişeleri artıran bir diğer gelişme de Çin ile Rusya arasındaki yakınlaşma. Özellikle Rusya’nın Şubat 2022’de Ukrayna’ya başlattığı saldırının ardından bu ilişkinin derinleşmesi, Batı’ya karşı iki büyük gücün koordinasyon içinde hareket edebileceği değerlendirmelerine yol açıyor.

Öte yandan, yapay zekâ, iletişim ağları ve yarı iletkenler gibi alanlarda küresel ölçekte dolaylı bir rekabet sürüyor. NATO, teknolojik üstünlüğün güvenliğin temel unsurlarından biri olduğu görüşünü benimsiyor.

Bu çerçevede NATO, Japonya, Güney Kore, Avustralya ve Yeni Zelanda ile ortaklık ve iş birliği anlaşmaları imzaladı. Bu anlaşmalar; ortak askeri tatbikatlar, istihbarat paylaşımı ve siyasi koordinasyonu kapsıyor. Ancak ittifakın Hint-Pasifik bölgesine üyelik genişlemesi planlamadığı, bunun yerine kalıcı askeri varlıktan ziyade esnek ortaklık modellerine odaklandığı ifade ediliyor.

Malakka Boğazı’nda seyreden Tayvan bandıralı bir yük gemisi (EPA)Malakka Boğazı’nda seyreden Tayvan bandıralı bir yük gemisi (EPA)

Sonuç olarak NATO’nun bu geniş coğrafyada artan angajmanı, ittifakın bölgesel bir yapıdan küresel ölçekte etkili bir güvenlik aktörüne dönüştüğünü gösteriyor. Bununla birlikte NATO, Avrupa dışına resmi olarak genişlemekten ziyade, mevcut ortaklıklarını sürdürmeyi ve güçlendirmeyi tercih ediyor.

Uzun soluklu bir tehdit

NATO’nun Çin’i, Sovyetler Birliği döneminde olduğu gibi doğrudan bir düşman olarak değil, ‘uzun soluklu bir tehdit’ olarak gördüğü belirtiliyor. Bu yaklaşımın, Pekin’in küresel ölçekte nüfuzunu artırma çabalarının yakından izlenmesi gerekliliğine dayandığı ifade ediliyor.

Haziran 2021’de Brüksel’de düzenlenen NATO zirvesinde liderler, ‘Çin’in ilan ettiği hedefleri ve giderek daha iddialı hale gelen politikalarının, kurallara dayalı uluslararası düzen açısından sistematik zorluklar oluşturduğu ve ittifakın güvenliğiyle bağlantılı alanları etkilediği’ değerlendirmesinde uzlaştı. Liderler ayrıca, Pekin’in yükselişine karşı çok boyutlu ve kararlı bir ortak yanıt geliştirme taahhüdünde bulundu. Bu açıklamalara sert tepki veren Çin hükümeti ise ‘başkaları için sistematik bir tehdit oluşturduğu’ iddialarını reddederek, kendisine yönelik benzer adımlar karşısında sessiz kalmayacağını bildirdi.

Öte yandan birçok Batılı ülke, Çin’i, küresel tedarik zincirleri ve geleceğin kritik teknolojileri üzerinde uzun vadeli hâkimiyet kurmaya çalışmakla suçluyor. Pekin’in doğrudan yabancı yatırımlar yoluyla yenilikçi şirketler üzerinde kontrol sağlamayı hedeflediği, ayrıca devlet destekli siber faaliyetler aracılığıyla ticari veriler ve fikri mülkiyetin geniş çapta ele geçirildiği iddia ediliyor.

Bununla birlikte Batı’da giderek güçlenen görüş, Çin’in güçlü bir rakip olduğu yönünde. Mevcut durumda doğrudan askerî bir tehdit olarak görülmese de ülkenin zamanla daha demokratik bir yapıya evrileceği ya da liberal uluslararası düzene uyum sağlayacağı yönündeki beklentilerin büyük ölçüde ortadan kalktığı değerlendiriliyor. Antoine el-Hac'ın Şarku'l Avsat için kaleme aldığı analize göre uzun vadede Batılı demokrasiler, geniş inovasyon kapasitesi, teknolojik ilerleme hızı, artan askerî gücü ve küresel ticaret ile yatırımlardaki etkisi nedeniyle Çin’i Rusya’dan daha büyük bir stratejik rakip olarak görüyor.

Tayvan açıklarında bir Çin fırkateyni (EPA)Tayvan açıklarında bir Çin fırkateyni (EPA)

Atlantik kısıtlamaları

NATO’nun Çin’e karşı geliştirmeye çalıştığı stratejiler, çeşitli engellerle karşı karşıya bulunuyor. Bu engellerin başında, ittifak içinde kararların oy birliğiyle alınması geliyor. Bu durum, her üye ülkeye fiili bir ‘veto hakkı’ tanırken, karar alma süreçlerinin yavaşlamasına ve çoğu zaman etkisi sınırlı uzlaşmalarla sonuçlanmasına yol açıyor. Nitekim son dönemde bazı NATO ülkelerinin, ABD Başkanı Donald Trump’ın Hürmüz Boğazı’nda Amerikan güçlerine destek verilmesi yönündeki talebini, bu çatışmanın kendi çıkarlarını doğrudan ilgilendirmediği gerekçesiyle reddettiği görüldü.

Başka bir ifadeyle NATO, ulusların üzerinde bir yapı değil; her üye devlet kendi askerî güçleri üzerinde tam egemenliğini koruyor. Bu nedenle askerî operasyonlara katılım gönüllülük esasına dayanıyor. Bu durum, ortak planlama ve eşgüdümlü uygulamayı zorlaştırırken, askerî kapasitesi diğer tüm NATO ülkelerinin toplamından daha yüksek olan ABD’nin çoğu zaman en büyük yükü üstlenmesine neden oluyor. Özellikle Hürmüz Boğazı örneğinde olduğu gibi, ittifakın coğrafi sınırları dışındaki operasyonlarda bu durum daha belirgin hale geliyor.

Buna ilave olarak üye ülkeler arasında öncelik farklılıkları da bulunuyor. Doğu Avrupa ülkeleri, Soğuk Savaş’ın sona ermesinden sonra yeniden canlanabileceği endişesiyle Rusya’nın caydırılmasına odaklanırken; bazı diğer üyeler terörle mücadeleye veya Küresel Güney’de istikrarın sağlanmasına öncelik veriyor.

Almanya’da düzenlenen NATO tatbikatı sırasında Macaristan’a ait tanklar (AP)Almanya’da düzenlenen NATO tatbikatı sırasında Macaristan’a ait tanklar (AP)

Bu çerçevede, ittifakın temel dayanağı olan birlikteliğin korunması giderek zorlaşıyor. Oy birliği zorunluluğu, ulusal egemenlik hassasiyetleri, çıkar farklılıkları ve askerî harcamaların artırılması konusundaki anlaşmazlıklar bu zorluğu derinleştiriyor. Washington uzun süredir müttefiklerinden savunma bütçelerini yükseltmelerini talep ederken, başta Fransa olmak üzere bazı Avrupa ülkeleri ABD’den bağımsız bir stratejik çizgi izlemeyi ve Avrupa savunma kapasitesini güçlendirmeyi müzakere ediyor.

Bu tablo karşısında, karar alma süreçleri görece yavaş ilerleyen NATO, hızlı hareket eden Çin gibi bir güçle nasıl rekabet edebilir?

Bu durumun, Washington’un NATO içindeki diğer üyelere yönelik mesafeli tutumunun ve zaman zaman ittifakın geleceğini sorgulayan açıklamalarının arkasındaki nedenlerden biri olup olmadığı da tartışılıyor.


Şarku’l Avsat, ABD’nin de katıldığı Gazze görüşmelerine dair yeni ayrıntıları açıklıyor

Filistinliler dün Han Yunus'taki Refah sınır kapısından geçerek Gazze'den Mısır'a gitmeye hazırlanıyor (AFP)
Filistinliler dün Han Yunus'taki Refah sınır kapısından geçerek Gazze'den Mısır'a gitmeye hazırlanıyor (AFP)
TT

Şarku’l Avsat, ABD’nin de katıldığı Gazze görüşmelerine dair yeni ayrıntıları açıklıyor

Filistinliler dün Han Yunus'taki Refah sınır kapısından geçerek Gazze'den Mısır'a gitmeye hazırlanıyor (AFP)
Filistinliler dün Han Yunus'taki Refah sınır kapısından geçerek Gazze'den Mısır'a gitmeye hazırlanıyor (AFP)

Mısır’ın başkenti Kahire’de, Hamas ile Filistinli grupların heyetleri, arabulucular ve Gazze’yi “Barış Konseyi”nde temsil eden Nikolay Mladenov’un yanı sıra Amerikalı ve diğer bazı isimlerin katılımıyla yürütülen temaslar sürüyor. Görüşmeler, Filistinli grupların son sunulan öneriye verdiği olumlu yanıtın ardından ateşkes anlaşmasına odaklanıyor.

“Şarku’l Avsat”a konuşan kaynaklar, Kahire’deki müzakerelerin son durumuna ilişkin bilgi verdi.

Hamas’tan üç ve bir Filistinli gruptan bir kaynak, Filistin heyetinin çarşambadan perşembe akşamına kadar Kahire’de yapılan görüşmelerde arabuluculara ve Mladenov’a, 15 maddeden oluşan son teklifin ikinci aşamaya yönelik ciddi müzakerelerin başlatılması için uygun bir zemin teşkil ettiğini ilettiğini söyledi.

Şarku’l Avsat daha önce “yol haritası” olarak nitelendirilen teklifin detaylarını yayımlamıştı. Söz konusu plan, birinci aşamada kalan hususların tamamlanmasını ve eş zamanlı olarak ikinci aşama maddeleri üzerine müzakerelerin yürütülmesini öngörüyor.

Görsel kaldırıldı.Filistinli bir çocuk, dün Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'a İsrail ordusu tarafından atılan bir broşürü tutuyor (AFP)

Hamas’tan biri Kahire’de olan iki kaynak, heyetin diğer grupların desteğiyle, birinci aşamanın istisnasız olarak uygulanması gerektiğini vurguladığını belirtti. Buna, Gazze’nin yönetimi için ulusal komitenin derhal göreve başlaması da dâhil.

Aynı kaynaklara göre Filistinli gruplar, arabuluculara ve Mladenov’a beş maddelik bir yanıt metni sundu. Metinde, birinci aşamanın eksiksiz uygulanması, İsrail’in tüm maddelere tam bağlılık göstermesi ve grupların yol haritasını kabul ederek kapsamlı müzakerelere hazır olduğu ifade edildi. Ayrıca planın, ABD Başkanı Donald Trump’ın ortaya koyduğu çerçevenin en iyi şekilde uygulanmasını hedeflediği vurgulandı.

Metinde silah meselesinin, kapsamlı bir Filistin siyasi süreciyle bağlantılı ele alınacağı ve bu konudaki kararın yalnızca Hamas’a ait olmayıp, ulusal çerçevede verileceği belirtildi. Nihai hedefin ise uzun vadeli ateşkes sağlanması ve Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkına kavuşarak devletini kurması olduğu ifade edildi.

Kaynaklara göre Filistin heyeti, müzakerelere başlamadan önce İsrail’in sunulan belgeye ilişkin net bir tutum ortaya koymasını talep etti. Heyet ayrıca Gazze yönetim komitesine görevlerin devredilmesi konusunda tam hazırlık içinde olduğunu bildirdi.

Görsel kaldırıldı.Filistinli bir çocuk, dün Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'a İsrail ordusu tarafından atılan bir broşürü gösteriyor (AFP)

Filistinli grupların yanıtının ardından Mladenov’un bazı değişiklikler önerdiği ve bu değişikliklerin gruplar tarafından değerlendirileceği belirtildi. Değişikliklerin; tarafların Trump planı çerçevesinde üzerinde uzlaşacağı bir metni kabul etmesi, Şarm eş-Şeyh’te varılan mutabakatlara tam bağlılık, son yol haritasının kabul edilerek hızlı bir şekilde müzakerelere başlanması ve silah konusunun ilgili plan ile Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 2803 sayılı kararı çerçevesinde ele alınmasını içerdiği kaydedildi.

Kaynaklar ayrıca, İsrail’in arabulucuların son önerisine verdiği ilk yanıtın olumsuz olduğunu ve özellikle ihlallerin durdurulması, “sarı hat”tan çekilme ve uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması gibi başlıklarda net taahhüt vermediğini ifade etti. Ayrıca İsrail’in günlük 600 yardım tırının girişine izin verme konusunda garanti vermediği de ifade edildi.

Görsel kaldırıldı.Yerinden edilmiş Filistinliler, dün Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta bir kamyondan su alıyor (AP)

Mladenov’un İsrail’den görüşmelere fırsat tanımak amacıyla Gazze’de 48 saatlik hava saldırısı durdurma talebinde bulunduğu, ancak buna resmi bir yanıt alamadığı da ifade edildi. Buna rağmen son günlerde hava saldırılarında görece bir azalma gözlemlendiği ve insani yardım tırlarının sayısının 200-280 seviyelerine çıktığı, ancak bunun yetersiz olduğu belirtildi.

Kaynaklar, Kahire’deki görüşmelerin planlanandan daha uzun süreceğini ve arabulucuların çözüm bulmak için yoğun çaba harcadığını ifade etti. ABD’nin İsrail üzerinde müzakereleri ilerletmeye yönelik baskı kurmaya başladığı, ancak bunun henüz yeterince etkili olmadığı dile getirildi.

Diğer yandan, Jared Kushner ekibinden bir ABD’li yetkilinin Hamas ile Mladenov arasındaki görüşmeye katıldığı ve Beyaz Saray’ın tarafların anlaşması hâlinde bunu memnuniyetle karşılayacağını bildirdiği iletildi. Yetkilinin, Kushner’in birinci aşamanın tüm maddelerinin uygulanması için İsrail üzerinde baskı kuracağını ifade ettiği de belirtildi.