Türkiye'deki Kürt sorunu: Tarihi bir uzlaşı mı yoksa taktiksel bir dönüşüm mü?

PKK üyeleri, IKBY’nin Süleymaniye kenti yakınlarında düzenlenen törenle silahlarını teslim ederken, 11 Temmuz 2025 (AFP)
PKK üyeleri, IKBY’nin Süleymaniye kenti yakınlarında düzenlenen törenle silahlarını teslim ederken, 11 Temmuz 2025 (AFP)
TT

Türkiye'deki Kürt sorunu: Tarihi bir uzlaşı mı yoksa taktiksel bir dönüşüm mü?

PKK üyeleri, IKBY’nin Süleymaniye kenti yakınlarında düzenlenen törenle silahlarını teslim ederken, 11 Temmuz 2025 (AFP)
PKK üyeleri, IKBY’nin Süleymaniye kenti yakınlarında düzenlenen törenle silahlarını teslim ederken, 11 Temmuz 2025 (AFP)

Ömer Önhon

1999 yılından bu yana Türkiye'nin İmralı Adası'ndaki bir hapishanede tutuklu bulunan PKK'nın kurucusu ve lideri Abdullah Öcalan geçtiğimiz şubat ayında PKK’nın silah bırakması ve kendini feshetmesi çağrısında bulundu. Türkiye’de 47 yıl süren ve on binlerce kişinin hayatına mal olan silahlı mücadeleyi yürüten PKK, 1 Mart 2025'te ateşkes ilan etti ve geçtiğimiz 5-7 Mayıs tarihlerinde düzenlediği 12’nci Kongresi’nde kendisini feshedeceğini açıkladı.

PKK’nın 15’i kadın 15’i erkek olmak üzere 30 üyesi 11 Temmuz 2025’teIrak'ın kuzeyindeki Süleymaniye'nin 50 kilometre batısında bulunan Kazin Mağarası'nda güvenlik ve protokol düzenlemelerinin tamamı Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) tarafından üstlenilen resmi törene katıldı.

Törene, Irak federal hükümeti, IKBY hükümeti, Kürdistan Demokrat Partisi (KDP), Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) ve Türkiye'deki Kürtleri destekleyen Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM) yetkililerinin yanı sıra uluslararası ve insan hakları örgütleri temsilcileri, diplomatlar, çeşitli ülkelerden yetkililer ve çok sayıda gazeteci olmak üzere yaklaşık 250 kişi katıldı.

PKK üyeleri, kısa bir konuşmanın ardından, Kalaşnikof tüfekleri ve roketatarlar da dahil olmak üzere silahlarını tören alanında hazırlanan büyük bir kazana koydu ve ateşe verdi.

Türkiye ile PKK arasında 2013 yılında bir barış süreci başlatılmaya çalışıldı, ancak bu girişim başarısızlıkla sonuçlandı. Bunu, Türk güvenlik güçleri ile PKK üyeleri arasında kanlı çatışmaların yaşandığı bir dönem izledi. Ayrıca, DEM Partili bazı belediye başkanı terörü destekledikleri suçlamasıyla görevden alınarak hapse atıldı ve yerlerine devlet tarafından atanan kayyumlar getirildi.

Silahların teslim edilmesi ve yakılması sembolik ve genel diplomasi açısından etkileyici bir manzara oluşturdu, ancak PKK'nın büyük bir silah cephaneliği var.

Son uzlaşı süreci geçtiğimiz yılın ekim ayında, PKK'ya en çok muhalefet eden partilerden biri olan Milliyetçi Hareket Partisi’nin (MHP) lideri Devlet Bahçeli'nin savaşın sona erdirilmesi çağrısı ile başladı. PKK lideri Abdullah Öcalan, hapishane hücresinden bu çağrıya olumlu yanıt verdi.

Bu dönemde, Türk devleti, Abdullah Öcalan, Suriyeli taraflar ve IKBY yetkilileri gibi bazıları açık, bazıları gizli olmak üzere birçok toplantı düzenlendi.

dfgthy

Cuma günü gerçekleştirilen sembolik silah bırakma töreni, son değil, bir başlangıçtı. Çünkü süreç halen birçok testle ve zorlukla karşı karşıya. Daha da önemlisi taraflar arasında güven henüz tesis edilemedi. Bunun kanıtı, törenin Türkiye'de, Türkiye sınırında veya PKK'nın kontrolündeki bölgede değil, KYB'nin kontrolündeki Süleymaniye kırsalında, PKK'nın geleneksel kalesi olan Kandil yakınlarında gerçekleştirilmiş olması.

Silahların teslim edilmesi ve yakılması sembolik ve diplomatik açıdan etkileyici bir manzara oluştursa da PKK'nın büyük bir silah cephaneliği var. Bu silahların bir kısmını güvenli yerlerde saklayıp bir kısmını da yakmak veya tamamen teslim etmek yerine Halk Savunma Birlikleri’ne (YPG) aktarabilir.

Türk kamuoyu, PKK'ya en şiddetle karşı çıkanlar da dahil olmak üzere, hâlâ endişe ve nefret duysa da terör tehlikesi ortadan kalktığı sürece iş birliğine hazır.

PKK kendini feshettiğini açıklamış olabilir, ancak ortadan kaybolmadı ve bir şekilde varlığını sürdürmeye devam edebilir. Abdullah Öcalan, ana hedef olan Kürt sorununun tanınmasının sağlandığını, savaş stratejisinin sona erdiğini ve demokratik siyasi faaliyete geçme zamanının geldiğini açıkladı.

Bu sürece büyük bir belirsizlik hâkim olsa da en azından Türk yetkililer, Türkiye’nin PKK'nın feshedilmesi ve silahsızlandırılması karşılığında ne sunacağı konusunda ‘teröristlerle’ müzakere yapmadıklarını ve devletin temel ilkelerinin pazarlık konusu olamayacağını defalarca kez vurguladılar.

Törenin ardından yaptığı konuşmada, töreni yöneten PKK’nin elebaşılarından Bese Hozat, bu aşamada anayasal ve yasal düzenlemelerin en önemli konu olduğunu belirterek, ‘Silahlarınızı bırakın, biz de buna uymaya hazırız’ mesajını verdi.

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre PKK'nın beklentileri ile Türkiye'nin sunabilecekleri arasındaki derin uçurum, ciddi sorunlara ve hatta çıkmaza yol açabilir.

Bir sonraki adım, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) bir komisyon kurulması olacak. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, komisyonun ‘sürecin yasal gereklilikleri’ üzerinde çalışacağını söyledi. Komisyon, parlamentoda temsil edilen tüm partilere açık olacak, ancak muhalefet partilerinin katılıp katılmayacağı henüz belli değil.

Türk kamuoyu, PKK'ya en şiddetle karşı çıkanlar da dahil olmak üzere, hâlâ endişe ve nefret duysa da terör tehlikesi ortadan kalktığı sürece iş birliğine hazır. Ancak Türkiye, PKK’ya bağlı veya benzeri oluşumların aşırı taleplerini dayatmaya çalıştığı bir arenaya dönüşürse, bu ruh hali tersine dönebilir.

Gelecekte hazırlanacak yeni anayasa, önemli bir sınav olacak. Bununla ilgili en önemli sorunlardan biri, Abdullah Öcalan'ın serbest bırakılması ve PKK üyelerine af çıkarılması.

PKK Türkiye, ABD ve Avrupa Birliği'nin (AB) terör örgütü listelerinde yer alıyor. Son gelişmeler çerçevesinde PKK’nın yakında bu listelerden çıkarılacağı tahmin ediliyor. Bu durum, Öcalan ve (Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi/HDP eski Genel Başkanı) Selahattin Demirtaş başta olmak üzere tutukluların serbest bırakılması için acil bir talep doğuracağına şüphe yok.

İşin Suriye boyutu ise belirleyici bir halka olarak öne çıkıyor. Kürtler ve özellikle YPG ile PKK'nın Suriye ve Türkiye'deki faaliyetleri, bu ilişkiyi bozmaya yönelik girişimlere rağmen birbiriyle yakından bağlantılı olmaya devam ediyor. Öte yandan Şam ve YPG, aralarında imzalanan 10 Mart 2025 tarihli anlaşmayı halen hayata geçirmediler. Bu da önceki çıkmazı yeniden gündeme getiriyor.

Türkiye'de birçok kişi, PKK üyelerinin bir kısmının evlerine dönmek yerine silahlarıyla birlikte YPG'ye katılacağından endişeli. PKK'nın feshedilmesi sorunun sonu anlamına mı geliyor? Türk hükümeti, terör döneminin sona erdiğini ve kalan sorunların çözümünün demokrasinin güçlendirilmesiyle sağlanacağını söylüyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 12 Ağustos 2005 tarihinde (Başbakan olduğu dönemde) Diyarbakır'da yaptığı konuşmada “Kürt sorunu, ülkenin diğer sorunları gibi, anayasal düzen çerçevesinde daha fazla demokrasi, hukuk ve refahla çözülecektir” demişti. Ancak Türkiye'nin bugünkü gerçekliği bunun tam tersini gösteriyor.

yu7
PKK savaşçıları, Irak Kürdistanı'nın Süleymaniye kenti yakınlarında düzenlenen tören sırasında silahlarını teslim ediyorlar, 11 Temmuz 2025 (AFP)

Türk halkının geniş bir kesimi, hükümetin politikalarının demokrasiyi içi boş bir kavram haline getirdiğini ve totaliter bir dönemin önünü açtığını düşünüyor. Bu kanaat, 31 Mart 2024'te yapılan yerel seçimlerde ortaya çıktı. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), tarihi bir oy oranıyla seçimlerden birinci olarak çıktı ve 81 ilin aralarında ekonomik ve idari başkentler olan İstanbul, Ankara ve İzmir'in de bulunduğu 35'ini kazandı. Bu tablo, Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) için büyük bir darbe oldu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, seçimlerden sonra CHP'nin kazandığı belediyeleri yönetemeyeceği konusunda uyardı. Buna paralel olarak, yetkililer geçtiğimiz mart ayından bu yana ülke çapında bir kampanya başlattı ve başta İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu olmak üzere 13 belediye başkanı ve onlarca çalışanı yolsuzluk ve şantaj suçlamalarıyla tutukladı. Muhalefet bu tutuklamaları tamamen siyasi nedenlere dayandırıyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, PKK'nın silah bırakmasının terör belasına son vereceğini ve Türkiye'nin enerjisini ‘Türkiye Yüzyılı’na yöneltebileceğini söyledi.

CHP lideri Özgür Özel, ‘Türk demokrasisini ve partisini hedef alan saldırılar’ olarak nitelendirdiği gelişmelerin Kürtlerle barış sürecini engellediğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın PKK meselesini acilen çözme konusundaki temel motivasyonu, yeni bir meclis ve halk desteği elde etmek ve böylece bir anayasa değişikliği ile ikinci bir başkanlık dönemi için zemin hazırlamaktı.

Türk hükümetinin PKK ile uzlaşıyı ‘tarihi bir başarı’ olarak sunmasına rağmen, bu uzlaşı seçmenlerin (Türkler ve Kürtler) tercihlerini belirleyen tek faktör değil. Barış sürecinin gelecekteki gelişmeleri, hükümetin ekonomi ve özgürlük konularını ele alma etkinliği, Türk siyaset sahnesinin belirleyici kriteri olmaya devam edecek.

Silah bırakma töreninin ertesi günü olan cumartesi günü, AK Parti'nin 32. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı‘nda üst düzey danışmanlarının ‘tarihi’ olarak nitelendirdiği bir konuşma yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, PKK ile uzun süredir devam eden çatışmayı ve barış sürecini kendi bakış açısıyla ele aldı ve bu yaklaşımı tartışmalara yol açtı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, PKK'nın silah bırakmasının terör belasına son vereceğini ve Türkiye'nin enerjisini ‘Türkiye Yüzyılı’na yöneltebileceğini belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ‘terörden arındırılmış Türkiye’ girişiminin (PKK veya diğer örgütlerle) müzakere veya takas sonucu olmadığını kesin bir dille vurgularken, bunun ‘karşılıklı ödün verme’ üzerine kurulu bir süreç olmadığının altını çizdi.

Ayrıca, Türkler, Kürtler ve Araplar arasında var olan ‘tarihi kardeşlik’ ve ‘ortak Müslüman kimliğini’ yeniden vurgulayan Erdoğan’ın bu ifadesi fikri geçmişlere ve aidiyetlere göre farklı yorumlara açık bir ifade.

Konuşmasında genel olarak önemli meselelere değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sürecin sonraki adımları, Suriye'deki YPG’nin kaderi ve daha da önemlisi Türkiye’deki genel demokratik uygulamaların durumu gibi temel konularda ayrıntılara girmedi.



Trump İran’la savaşa doğru ilerliyor... Danışmanları ekonomiye odaklanmasını tavsiye ediyor

 ABD Başkanı Donald Trump (EPA)
ABD Başkanı Donald Trump (EPA)
TT

Trump İran’la savaşa doğru ilerliyor... Danışmanları ekonomiye odaklanmasını tavsiye ediyor

 ABD Başkanı Donald Trump (EPA)
ABD Başkanı Donald Trump (EPA)

ABD Başkanı Donald Trump dün yaptığı açıklamada, İran’a sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi. Pentagon ise İran’a yönelik haftalar sürebilecek bir operasyon için hazırlıklarını sürdürüyor; operasyonun güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da hedef alabileceği belirtiliyor.

Reuters’ın analizine göre, olası saldırı haberleri, Trump’ın danışmanlarının ekonomik kaygılara odaklanması için baskı yaptığı bir döneme denk geliyor. Bu durum, bu yıl yapılacak ara seçimler öncesinde herhangi bir askeri tırmanışın siyasi risklerini öne çıkarıyor.

Trump, Ortadoğu’daki Amerikan birliklerinin yoğun şekilde takviye edilmesini ve İran’a olası bir hava saldırısına hazırlanılmasını emretti; operasyonun haftalar sürebileceği belirtilse de detay verilmedi.

Uzmanlar, Trump’ın İran’a odaklanmasını, ikinci döneminin ilk 13 ayında dış politikanın -özellikle askeri gücün geniş kullanımının- iç politika konularının önüne geçtiğinin en somut göstergesi olarak değerlendiriyor. Bu dönemde ABD halkının çoğunluğunun önceliği olan yaşam maliyeti gibi iç meseleler büyük ölçüde gölgede kaldı.

Trump’ın danışmanları, seçim öncesinde ekonomiye odaklanılması çağrısında bulundu

Beyaz Saray’dan üst düzey bir yetkili, Trump’ın agresif söylemine rağmen yönetim içinde İran’a saldırı konusunda henüz ‘destek’ bulunmadığını açıkladı. Kimliği açıklanmayan yetkili, Trump’ın danışmanlarının, kararsız seçmenlere ‘karışık mesajlar’ vermekten kaçınmanın ve ekonomiye öncelik vermenin önemini de fark ettiklerini belirtti.

Beyaz Saray danışmanları ve Cumhuriyetçi Parti kampanya yetkilileri, Trump’ın ekonomik konulara odaklanmasını istiyor. Geçen hafta bazı kabine üyeleriyle yapılan özel bir brifingde de bu konunun kampanyanın en önemli meselesi olduğu vurgulandı; toplantıya Trump katılmadı, ancak kaynak toplantıya katılanlardan biri olarak bilgi verdi.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre başka bir Beyaz Saray yetkilisi yaptığı açıklamada, Trump’ın dış politika gündeminin ‘doğrudan Amerikan halkı için kazançlar’ sağladığını söyledi. Yetkili, “Başkanın tüm adımları (ister dünyayı daha güvenli hale getirmek, ister ülkemiz için ekonomik kazanımlar sağlamak olsun) ABD’yi önceliklendiriyor” dedi.

Kasım ayında yapılacak seçimler, Trump’ın mensubu olduğu Cumhuriyetçi Parti’nin Kongre’nin her iki kanadındaki kontrolünü koruyup koruyamayacağını belirleyecek. Demokratların bir veya her iki meclisi kazanması, Trump için kalan başkanlık döneminde ciddi bir siyasi engel oluşturabilir.

Cumhuriyetçi stratejist Rob Godfrey, İran ile uzun süreli bir çatışmanın Trump ve Cumhuriyetçiler için büyük bir siyasi tehdit oluşturacağını söyledi. Godfrey, “Başkan, üç kez art arda Cumhuriyetçi Parti’den aday olmasını sağlayan siyasi tabanı göz önünde bulundurmalı; bu taban dış politikaya şüpheyle bakıyor ve dış çatışmalara karışılmasına karşı; çünkü ‘sonsuz savaşları bitirme’ vaat edilmiş açık bir seçim taahhüdüydü” dedi.

Cumhuriyetçiler, seçim kampanyasında geçen yıl Kongre tarafından onaylanan vergi indirimleri ile konut maliyetlerini ve reçeteli bazı ilaçları düşürmeye yönelik programları öne çıkarmayı planlıyor.

Venezuela’dan daha güçlü bir düşman

Bazı muhalif seslere rağmen, Trump’ın izoleci yaklaşımını savunan MAGA (Amerika’yı Yeniden Büyük Yap) hareketinin destekçileri, geçen ay Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’yu görevden alan ani müdahaleyi destekledi. Ancak ABD, İran ile bir savaşa girerse Trump daha güçlü bir direnişle karşılaşabilir.

Trump, İran’ın nükleer programıyla ilgili bir anlaşmaya varılmaması durumunda ülkeyi bombalamakla defalarca tehdit etti. Dün de uyarısını tekrarlayarak, “Onlar için adil bir anlaşma yapmaları en iyisi” dedi.

İran Dini Lideri Ali Hamaney (AFP)İran Dini Lideri Ali Hamaney (AFP)

ABD, geçtiğimiz haziran ayında İran’daki nükleer tesisleri hedef aldı ve Tahran’ı, tekrar bir saldırıya uğraması durumunda sert bir yanıt vermekle tehdit etti.

Trump destekçileri ‘kararlı ve sınırlı önlemleri’ destekliyor

Trump, 2024 yılında ikinci başkanlık dönemini kazanırken büyük ölçüde ‘Önce Amerika’ yaklaşımına dayandı; bu yaklaşım yüksek enflasyonu düşürme ve maliyetli dış çatışmalardan kaçınma taahhütlerini içeriyordu. Ancak anketler, yüksek fiyatları düşürme konusunda Amerikan halkını ikna etmekte zorlandığını gösteriyor.

Buna karşın Cumhuriyetçi stratejist Lauren Kole, Trump’ın destekçilerinin, eylem belirleyici ve sınırlı olduğu takdirde İran’a karşı askeri adımları destekleyebileceğini söyledi. Kole, “Beyaz Saray, atılacak her adımı Amerikan güvenliği ve iç ekonomik istikrarla açık şekilde ilişkilendirmeli” dedi.

Ancak anketler, halkın başka bir dış savaşa girme konusunda isteksiz olduğunu gösteriyor. Trump’ın seçmenlerin ekonomik kaygılarını tamamen çözme vaadini yerine getirmedeki zorlukları göz önüne alındığında, İran ile olası bir tırmanış, başkan için ciddi riskler taşıyor. Trump, Reuters ile yaptığı son röportajda, partisinin ara seçimlerde zorluklarla karşılaşabileceğini kabul etmişti.

Savaşın çeşitli nedenleri

Tarih boyunca dış politika nadiren ara seçimlerde seçmenler için belirleyici bir konu olmuştur. Ancak Trump, Ortadoğu’ya iki uçak gemisi, savaş gemileri ve savaş uçaklarını içeren büyük bir güç sevk edince, İran önemli tavizler vermediği sürece askeri bir harekât gerçekleştirmekten başka seçeneği kalmamış olabilir. Aksi takdirde uluslararası alanda zayıf görünme riskiyle karşı karşıya.

Trump’ın olası bir saldırı için sunduğu gerekçeler ise belirsiz ve çeşitli. Ocak ayında, İran hükümetinin ülke genelindeki halk protestolarını bastırma kampanyasına yanıt olarak saldırı tehdidinde bulundu, ancak daha sonra geri adım attı.

"Abraham Lincoln" uçak gemisi, 8 Ocak'ta rotasını Ortadoğu'ya çevirmeden önce Pasifik Okyanusu'nda seyrediyor (ABD ordusu)"Abraham Lincoln" uçak gemisi, 8 Ocak'ta rotasını Ortadoğu'ya çevirmeden önce Pasifik Okyanusu'nda seyrediyor (ABD ordusu)

Son dönemde ise askeri tehditlerini İran’ın nükleer programını sona erdirme talepleriyle ilişkilendirdi ve ‘rejim değişikliği’ fikrini gündeme getirdi. Ancak kendisi ve yardımcıları, hava saldırılarının bunu nasıl gerçekleştireceğini açıklamadı.

Beyaz Saray’daki ikinci yetkili, Trump’ın ‘her zaman diplomasiyi tercih ettiğinin ve İran’ın geç olmadan anlaşmaya varması gerektiğinin’ açık olduğunu söyledi. Yetkili, başkanın ayrıca İran’ın ‘nükleer silaha sahip olamayacağını, üretim kapasitesi bulunamayacağını ve uranyum zenginleştiremeyeceğini’ vurguladığını bildirdi.

Birçok gözlemci, Trump’ın bu belirsizliğini, Başkan George W. Bush’ın 2003’te Irak’ı işgal etme gerekçesiyle ortaya koyduğu net hedeflerle karşılaştırıyor.

Bush, ülkenin kitle imha silahlarını yok etmeyi amaçladığını açıkça belirtmişti; ancak bu hedeflerin daha sonra yanlış istihbarat ve asılsız iddialara dayandığı ortaya çıkmıştı.

Godfrey, ara seçimlerde belirleyici rol oynayan bağımsız seçmenlerin, Trump’ın İran ile nasıl başa çıktığını yakından izleyeceğini söyledi. Godfrey, “Seçmenler ve başkanın tabanı, Trump’ın argümanlarını sunmasını bekleyecek” dedi.


Doğu Pasifik Okyanusu'nda bir tekneye düzenlenen ABD bombardımanında üç kişi hayatını kaybetti

Karayipler'de ABD'nin düzenlediği bir baskında hedef alınan bir tekne, (Arşiv- Reuters)
Karayipler'de ABD'nin düzenlediği bir baskında hedef alınan bir tekne, (Arşiv- Reuters)
TT

Doğu Pasifik Okyanusu'nda bir tekneye düzenlenen ABD bombardımanında üç kişi hayatını kaybetti

Karayipler'de ABD'nin düzenlediği bir baskında hedef alınan bir tekne, (Arşiv- Reuters)
Karayipler'de ABD'nin düzenlediği bir baskında hedef alınan bir tekne, (Arşiv- Reuters)

ABD ordusu, son aylarda yaşanan benzer olayların sonuncusu olarak, Doğu Pasifik'te bir tekneyi bombaladığını ve üç mürettebatın öldüğünü açıkladı.

Trump yönetimi, bölgede uyuşturucu kaçakçılığı şüphesiyle imha edilen gemilerin başarısını övüyor. ABD ordusu, X platformunda yaptığı bir paylaşımda, teknenin "uyuşturucu kaçakçılığı operasyonlarına karıştığını" belirtti.


Rodriguez: Daha demokratik, adil ve özgür bir Venezuela inşa ediyoruz

Venezuela geçici Cumhurbaşkanı Delcy Rodriguez (Reuters)
Venezuela geçici Cumhurbaşkanı Delcy Rodriguez (Reuters)
TT

Rodriguez: Daha demokratik, adil ve özgür bir Venezuela inşa ediyoruz

Venezuela geçici Cumhurbaşkanı Delcy Rodriguez (Reuters)
Venezuela geçici Cumhurbaşkanı Delcy Rodriguez (Reuters)

Venezuela'nın geçici Cumhurbaşkanı Delcy Rodriguez, devlet televizyonunda dün yayınlanan konuşmasında, "daha demokratik, daha adil ve daha özgür bir Venezuela" inşa etmek için çalıştığını söyledi.

Rodriguez, yüzlerce siyasi mahkumu serbest bırakacak tarihi af yasasının kabul edilmesinden bir gün sonra, dün yaptığı açıklamada, "Bugün daha demokratik, daha adil ve özgür bir Venezuela inşa ediyoruz ve bu herkesin çabasıyla yapılmalıdır" ifadelerini kullandı.