BM Suriye Özel Temsilcisi: Devlete sadakat güçle dayatılamaz

Geir Pedersen, İsrail bombardımanını kınadı ve Suriye makamları ile Suveyda’daki aktörler arasında gerçek bir diyalog çağrısında bulundu

BM Suriye Özel Temsilcisi Geir Pedersen
BM Suriye Özel Temsilcisi Geir Pedersen
TT

BM Suriye Özel Temsilcisi: Devlete sadakat güçle dayatılamaz

BM Suriye Özel Temsilcisi Geir Pedersen
BM Suriye Özel Temsilcisi Geir Pedersen

İbrahim Hamidi

BM Suriye Özel Temsilcisi Geir Pedersen dün Mecelle’ye verdiği röportajda, “geçiş aşamasının kendine özgü niteliğini göz ardı ederek egemenlik ilkesini katı şekilde uygulamanın yanlış bir yaklaşım olduğunu” söyledi. Pedersen, “devlete sadakat askeri güçle dayatılamaz. Vatandaşlar, devletin kendilerini temsil ettiğini, koruduğunu, haklarını güvence altına aldığını ve tüm vatandaşlara eşit davrandığını hissettiklerinde gerçek bir aidiyet duygusu geliştirirler” değerlendirmesinde bulundu.

Suveyda'daki olayların, “rejimin kalıntıları denilen tarafların Genel Güvenlik Güçlerine saldırısı” ile başlayan sahil bölgesindeki olaylardan farklı olduğunu söyleyerek şunu belirtti: “Suveyda'da durum farklı. Tüm taraflar farklı davransaydı, orada tırmanan gerilimin önlenebileceğine inanıyorum.” Güney Suriye'deki Suveyda'da sağlanan ateşkesten duyduğu memnuniyeti dile getiren Pedersen, “Şam makamları ile Suveyda'daki yerel aktörler arasında, Suveyda'da devlet kurumlarının varlığını güvence altına alan, Suveyda halkının yerel işlerinin yönetiminde önemli bir rol oynamasını sağlayan uzun vadeli güvenlik ve idari düzenlemeler konusunda gerçek ve kapsamlı bir diyalog olmalıdır” dedi.

Pedersen'e Suriye'nin geleceğine ilişkin beklentileri sorulduğunda,“İster Suveyda'da ister kuzeydoğuda olsun, istikrarı sağlayacak mutabakatlara varmak, Şam makamları için en önemli öncelik olmalıdır” yanıtını verdi. Pedersen, “Güvenlik ve istikrarın sağlanması, başarılı bir siyasi geçişle yakından bağlantılıdır ve bu konular birbirinden ayrılamaz” ifadesini kullandı. Sözlerini şöyle sürdürdü: “Meşruiyeti sağlayan nihayetinde dış taraflar değil, Suriye halkının kendisidir. Sonuç olarak meşruiyet ancak güvenilir ve kapsayıcı bir siyasi süreçle gerçek anlamda tesis edilebilir.” Dürzi liderlerin “uluslararası koruma” çağrıları ile ilgili soruya; “uluslararası koruma fikrine güvenmek veya BM ya da diğer güçlerin müdahalesini beklemek gerçekçi değil” yanıtını verdi. Ayrıca İsrail'in Suriye'ye yönelik hava saldırısını kınayarak, “Tüm tarafların Suriye'nin egemenliğine, bağımsızlığına ve toprak bütünlüğüne saygı göstermesi gerektiğini defalarca söyledim. İsrail'in saldırılarını ve müdahalelerini açıklamalarımda ve Güvenlik Konseyi'ne verdiğim tüm brifinglerde alenen kınadım. Bu eylemler durdurulmalı” dedi.

Şarku’l Avsat’ın al Majalla’dan aktardığı habere göre Pedersen'in, Suveyda yakınlarında Dürziler ve Bedeviler arasında çatışmalar çıkmadan önce kendisine gönderilen sorulara verdiği yazılı yanıtlar aşağıda yer alıyor.

Geçiş dönemi yetkilileri, bu ihlallerin durdurulması ve sorumluların hesap vermesi gerektiğini vurguluyor. Bu taahhütleri yerine getirme sorumluluğu da şimdi geçiş dönemi yetkililerine düşüyor.

* Güney Suriye'de Süveyda'daki son gelişmeleri ve sonuçlarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

- Bu bağlamda iki temel konu olduğuna inanıyorum. Birincisi, egemenlik ve devletin otoritesini tüm topraklarına yayma hakkıyla ilgilidir. İkincisi ise, mevcut Suriye koşulları gölgesinde halen devlet kontrolü dışında olan bölgelerin nasıl yönetileceğinin ele alınması ile ilgilidir.

Suriye, onlarca yıllık baskı ve zulmün ardından siyasi bir geçiş sürecinden geçiyor. Bu nedenle, egemenlik ilkesini bu geçiş döneminin kendine özgü doğasını göz ardı ederek katı şekilde uygulamak hatalı bir yaklaşım. Sonuç olarak, devlete sadakat askeri güçle dayatılamaz. Vatandaşlar, devletin kendilerini temsil ettiğini, koruduğunu, haklarını güvence altına aldığını ve tüm vatandaşlara eşit davrandığını hissettiklerinde gerçek bir aidiyet duygusu geliştirirler.

Aslında, Süveyda ve diğer yerlerdeki çoğu taraf, devletin otoritesini yeniden tesis etme fikrine karşı çıkmıyor; asıl soru bunun nasıl yapılması gerektiği. Bu, diyalog, karşılıklı uzlaşılar ve üzerinde mutabık kalınan düzenlemeler yoluyla yapılmalıdır.

Suriye güvenlik güçleri, 16 Temmuz 2025 (AFP)Suriye güvenlik güçleri, 16 Temmuz 2025 (AFP)

Süveyda'da Bedevi ve Dürzi gruplar arasında başlayan çatışmalar, başlangıçta şiddeti durdurmak ve kontrolden çıkan unsurları kontrol altına almak için devlet müdahalesini gerektirdi. Ne yazık ki işler büyüyerek, siviller için ciddi tehdit oluşturan trajik ve şiddetli bir sahneye evrildi. Ciddi ihlallere tanık olduk, ancak geçiş dönemi yetkilileri, bu ihlallerin durdurulması ve sorumluların hesap vermesi gerektiğini vurguluyor. Bu taahhütleri yerine getirme sorumluluğu da şimdi geçiş dönemi yetkililerine düşüyor.

* Siz ve ekibiniz, gerginlik tırmanırken nasıl bir rol oynadınız?

- Gelişmeleri dakika dakika yakından takip ediyorduk. Ekibim ve ben, ilgili tüm taraflarla sürekli iletişim halindeydik. Yardımcım şu anda Şam'da ve Süveyda'daki yetkililer ve taraflarla doğrudan iletişim halinde. Çabalarımız, durumu sakinleştirmeye, gerilimi düşürmeye ve sivilleri korumaya odaklanıyor.

Tüm taraflar Suriye'nin egemenliğine, bağımsızlığına ve toprak bütünlüğüne saygı göstermelidir. Güvenlik Konseyi'ne verdiğim tüm brifinglerde ve yaptığım bilgilendirmelerde İsrail saldırılarını ve müdahalelerini alenen kınadım

* Sosyal medya platformları bir dizi ihlali belgeledi. Siz bunu nasıl değerlendiriyorsunuz ve bunlar nasıl ele alınmalı?

- Sivillere yönelik yargısız infazlar, aşağılamalar ve ağır ihlaller de dahil olmak üzere ihlallerle ilgili haberleri büyük bir endişeyle takip ediyoruz. Güvenlik personeli ve diğer taraflar arasında da can kayıpları yaşandı.

Kanaatimce, bu durumu ele alırken atılması gereken iki temel adım var. İlk adım, Suriyeli yetkililerin halihazırda yaptığı şeydir; bu eylemleri kınamak, suç saymak ve sorumlulardan hesap sorma sözü vermek. İkincisi ise, bu ihlallere derhal son vererek, soruşturmak ve hesap sormak için şeffaf ve bağımsız mekanizmalar kurarak bu taahhütleri eyleme dönüştürmektir.

: Lazkiye'deki Suriye güvenlik güçleri mensupları 7 Mart 2025 (Reuters)Lazkiye'deki Suriye güvenlik güçleri mensupları 7 Mart 2025 (Reuters)

* Süveyda'da yaşananlar ile Suriye kıyı bölgesinde yaşananlar arasındaki fark nedir?

- Birçok fark var. Kıyıdaki olaylar, geçen mart ayında rejim kalıntıları denilen tarafların Genel Güvenlik Güçleri'ne düzenlediği bir saldırıyla başladı ve ardından olaylar tırmandı. Ancak Süveyda'da durum farklı. Tüm taraflar farklı davransaydı, oradaki gerilim ve tırmandırma önlenebilirdi kanaatindeyim. Bir diğer önemli nokta; kıyı bölgesinde, Savunma Bakanlığı'ndan emir almadan faaliyet gösteren kontrolsüz gruplar olduğu iddiaları vardı. Ancak Süveyda'da durum farklı. Suriye makamlarına bağlı güçlerin, sivillere yönelik ihlaller de dahil olmak üzere eylemleri kabul edilemez ve hiçbir koşulda haklı gösterilemez. Suriye makamları da bunu bizzat itiraf etti ve bu uygulamaların derhal durdurulması çağrısında bulunan çeşitli açıklamalarda bulundu.

* Bazı Suriyeli Dürziler “uluslararası koruma” çağrısında bulundular. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?

- Kim olursa olsun, görüştüğüm tüm Suriyeli taraflara, uluslararası koruma fikrine güvenmenin veya BM ya da diğer güçlerin müdahalesini beklemenin gerçekçi olmadığını her zaman söylüyorum. Böyle bir müdahale, son derece zor bir iş ve bir Güvenlik Konseyi kararı gerektirir. En iyi çözümün diyalog, karşılıklı uzlaşı ve ortak düzenlemelerde yattığını sürekli vurguluyorum. Ayrıca, tüm tarafların kışkırtıcı söylemlerini durdurmaları da önemlidir.

* İsrail, Süveyda ve Şam'da bazı bölgeleri hedef aldı. İsrail’in müdahalesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

- Tüm tarafların Suriye'nin egemenliğine, bağımsızlığına ve toprak bütünlüğüne saygı göstermeleri gerektiğini defalarca belirttim. Güvenlik Konseyi'ne verdiğim tüm brifinglerde ve yaptığım bilgilendirmelerde, İsrail saldırılarını ve müdahalelerini alenen kınadım. Bu eylemler durdurulmalıdır.

İnandırıcı ve ciddi bir siyasi geçişin gerçek garantisi, hesap sorma, ihlallerden sorumlu olanlardan hesap sorma ve Suriye sakinlerinin tüm kesimleri için gerçek garantilerin sunulmasıdır

* Ateşkesin ardından Suveyda'da çözüm ile ilgili düşünceleriniz nedir?

- Acil öncelik, şiddeti durdurmak, sivilleri korumak, insani ve tıbbi yardımların ulaştırılmasını sağlamak olmalıdır. Bu sabahın erken saatlerinden beri sükûnetin sağlanmış olmasından memnuniyet duyuyorum ve bu sükûneti kalıcı istikrara ulaşmak için geliştirebilmemizi içtenlikle umuyorum.

Uzun vadeli çözüme gelince, Şam makamları ile Süveyda'daki yerel aktörler arasında gerçek ve kapsamlı bir diyalog gerekiyor. Bu diyalog, Süveyda'da devlet kurumlarının varlığını güvence altına alan, Süveyda halkına yerel işlerini yönetmede önemli bir rol oynama yetkisi veren, uzun vadeli güvenlik ve idari düzenlemelere odaklanmalıdır.

Lazkiye'deki Suriye güvenlik güçleri mensupları 7 Mart 2025 (Reuters)Lazkiye'deki Suriye güvenlik güçleri mensupları 7 Mart 2025 (Reuters)

* Bu gelişmelerin Şam'ın önceliklerini değiştireceğini düşünüyor musunuz? Siyasi bir çözüme katkıda bulunabilirler mi?

- Vatandaşlarının güvenliğini ve istikrarını sağlamanın her hükümet için en önemli öncelik olduğuna inanıyorum. Bu nedenle ister Süveyda'da ister kuzeydoğuda olsun, istikrarı sağlayacak mutabakatlara varmak, Şam makamları için en önemli öncelik olmalıdır.

Siyasi çözüme gelince, Güvenlik Konseyi'nin 2254 sayılı kararında ortaya konan temel ilkelerin geçerli ve elzem olduğuna hâlâ inanıyorum. Bu, Suriye halkının meşru isteklerini karşılayan ve Suriye'nin egemenliğini, bağımsızlığını ve toprak bütünlüğünü koruyan, Suriye liderliğinde ve sahipliğinde güvenilir ve kapsayıcı bir siyasi geçiş sürecidir.

* Defalarca siyasi bir çözüm ve kapsayıcı bir hükümet çağrısında bulundunuz. Son olaylar bunları gerçekleştirmeye katkıda mı bulunuyor, yoksa meseleleri daha mı karmaşıklaştırıyor?

- Güvenlik ve istikrarın sağlanmasının siyasi geçiş sürecinin başarısıyla yakından bağlantılı olduğuna şüphe yok ve bu konular birbirinden ayrılamaz. Süveyda'daki gelişmelerin başarılı bir siyasi geçişin ilerlemesine katkıda bulunup bulunmayacağı yahut süreci daha da karmaşık hale getirip getirmeyeceği, büyük ölçüde Suriye makamlarının bu olayların sonuçlarıyla nasıl başa çıkacağına bağlı. Güvenilir ve ciddi bir siyasi geçişin gerçek garantisi hesap sorma, ihlallerden sorumlu olanların hesap vermesi ve Suriye halkının tüm kesimlerine gerçek garantilerin sunulmasıdır. Sözlü garantiler yeterli değildir; somut eylemlere dönüşmelidir.

İsrail bombardımanına maruz kaldıktan sonra Şam'ın merkezindeki Suriye Savunma Bakanlığı binasının önünde bisikletli bir Suriyeli, 17 Temmuz (AFP)İsrail bombardımanına maruz kaldıktan sonra Şam'ın merkezindeki Suriye Savunma Bakanlığı binasının önünde bisikletli bir Suriyeli, 17 Temmuz (AFP)

Bu, yeni Halk Meclisi tarafından çıkarılacak her türlü yeni yasaya yansıtılmalı ve mezhepçi söylemlere, kışkırtmalara ve nefret söylemine son vermek için kararlı adımlar atılmalı. Yaklaşan Halk Meclisi seçimlerinin gerçekten güvenilir ve katılımcı olması, tüm Suriyelilere ülkelerinin geleceğini şekillendirmede gerçek bir fırsat sunması esastır. Suriye, tüm halkı tarafından yeniden inşa edilmeli, çünkü Suriye'nin çeşitliliği bir güç ve gurur kaynağıdır. Tüm bunların başarılması, yalnızca tüm bileşenleri temsil eden bir hükümet kurmakla kalmayıp, bütün alanlarda kapsamlı politikalar gerektiriyor.

Meşruiyet ancak güvenilir ve kapsayıcı bir siyasi süreçle gerçek anlamda tesis edilebilir. Bu nedenle, geçiş dönemi, tüm Suriyelilerin temsil edildiği anayasal ve yönetişim çerçeveleri üretmelidir

* Yeni Suriye hükümetine Arap ve Avrupa ülkeleri ile uluslararası toplum destek oldu. Süveyda'daki olaylar bu desteği ve yeni hükümetin meşruiyetini nasıl etkiler?

- Bana göre meşruiyeti sağlayan nihayetinde dış taraflar değil, Suriye halkının kendisidir. Suriyelilerin büyük bir kısmı mevcut makamları desteklerken, diğer kesimler bazı konularda şüpheci veya memnuniyetsiz olmaya devam ediyor.

BM Özel Temsilcisi Geir Pedersen ve Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara, 20 Ocak 2025, Şam (AFP)BM Özel Temsilcisi Geir Pedersen ve Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara, 20 Ocak 2025, Şam (AFP)

Geçici Devlet Başkanı Ahmed Şara ve geçici Dışişleri Bakanı Esad eş-Şeybani ile yaptığım son görüşmelerde, Suriye'nin iyi bir diplomatik performans gösterdiğini ve artık iç koşullara odaklanma zamanının geldiğini vurguladım. İç meselelerin ele alınmasının son derece önemli olduğu ve bir sonraki aşamada Suriye makamları için temel bir öncelik olacağı konusunda benimle aynı fikirdeydiler.

Sonuç olarak, meşruiyet ancak güvenilir ve kapsayıcı bir siyasi süreçle gerçek anlamda tesis edilebilir. Bu nedenle, geçiş dönemi, tüm Suriyelilerin gerçek anlamda temsil edildiği, haklarına tam olarak saygı duyulduğu ve etkili bir korumanın sağlandığı anayasal ve yönetişim çerçeveleri üretmelidir. Ardından bunlar, geçici Cumhurbaşkanı Ahmed Şara'nın geçiş döneminin sonunda düzenlemeyi taahhüt ettiği özgür, şeffaf ve adil seçimlerle pekiştirilmelidir.



Starmer, Pekin'den Çin ile "kapsamlı bir stratejik ortaklık" kurulması çağrısında bulundu

Pekin'de Birleşik Krallık ve Çin bayrakları (EPA)
Pekin'de Birleşik Krallık ve Çin bayrakları (EPA)
TT

Starmer, Pekin'den Çin ile "kapsamlı bir stratejik ortaklık" kurulması çağrısında bulundu

Pekin'de Birleşik Krallık ve Çin bayrakları (EPA)
Pekin'de Birleşik Krallık ve Çin bayrakları (EPA)

İngiltere Başbakanı Keir Starmer, bugün Pekin'de Çin lideri Şi Cinping ile yaptığı görüşmede, iki ülke arasındaki ilişkilerin geliştirilmesinin "hayati önem taşıdığını" belirterek, "dünya için bu zorlu zamanlarda" Çin ile kapsamlı bir stratejik ortaklık çağrısında bulundu.

Starmer, "Çin uluslararası sahnede kilit bir oyuncu ve sadece iş birliği fırsatlarını belirlememize değil, aynı zamanda anlaşmazlık yaşadığımız konularda anlamlı diyalog kurmamıza da olanak tanıyan daha derin bir ilişki kurmak hayati önem taşıyor" dedi. Şi ise Çin ve İngiltere'nin ilişkilerini güçlendirmesi gerektiğini ifade etti.

İngiltere, insan kaçakçıları tarafından kullanılan tedarik zincirlerini hedef alan bir iş birliği anlaşması imzalamayı planlıyor. Downing Street, Starmer'ın Pekin ziyaretine denk gelen bir açıklamada bunu duyurdu. Bu, Starmer'ın yıllarca süren gergin ilişkilerin ardından Asya deviyle "pragmatik" olarak nitelendirdiği ortaklığı güçlendirme çabası kapsamında 2018'den bu yana bir İngiliz başbakanının Pekin'e yaptığı ilk ziyaret.

İngiltere Başbakanı Keir Starmer çiçeklerle karşılandı (Reuters)İngiltere Başbakanı Keir Starmer çiçeklerle karşılandı (Reuters)

Yasadışı göçmenlik konusu, insan kaçakçılığı şebekelerine karşı sert önlemler almayı ve göçmen akışını durdurmayı taahhüt eden İşçi Partisi lideri için son derece hassas bir konu; öte yandan İngiltere'deki aşırı sağ, bu konuyu destek toplamak için kullanıyor. Geçen yıl, yaklaşık 42 bin göçmen, Kuzey Fransa'dan Manş Denizi üzerinden İngiltere'nin güney kıyılarına ulaştı; bu, tek bir yılda kaydedilen en yüksek ikinci sayı.

Downing Street'ten yapılan açıklamada, "Manş Denizi'ni geçmek için insan kaçakçıları tarafından kullanılan küçük teknelerdeki motorların yarısından fazlasının Çin'de üretildiği" belirtildi. Açıklamada ayrıca, imzalanacak anlaşmanın istihbarat paylaşımını ve "organize suç çeteleri tarafından istismar edilmemelerini sağlamak için Çinli tekne parçası üreticileriyle doğrudan temas kurulmasını" öngördüğü belirtildi.

Starmer dün, kendisine eşlik eden yaklaşık 60 iş insanı ve kültür temsilcisinden oluşan bir heyete, “Çin ile ilişki kurmak ulusal çıkarlarımız doğrultusundadır” dedi. Ziyareti “tarihi” olarak nitelendirerek, Çin'in sunduğu fırsatları değerlendirmeleri çağrısında bulundu.

Downing Street, ziyareti ticaret ve yatırım bağlarını güçlendirmek ve ulusal güvenlik ve insan hakları gibi hassas konuları gündeme getirmek için bir fırsat olarak değerlendirdi.

Starmer'ın ziyareti, son haftalarda ABD'nin giderek istikrarsızlaşan tutumu karşısında Pekin'i ikna etmeye çalışan Batılı liderlerin yoğun ziyaretlerinin ardından gerçekleşti. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre İngiltere, Başkan Donald Trump'ın Grönland'ı ilhak etme girişimi ve İngiltere ile diğer NATO müttefiklerine gümrük vergisi uygulama tehdidi sonrasında en yakın müttefikiyle bir anlaşmazlık yaşıyor.


Rapor: Rusya ve Ukrayna'daki insan kayıplarının iki milyon asker olarak tahmin edildiği belirtildi

Ukraynalı askerler Donetsk'te 122 mm'lik bir roketatarı yüklüyor (Reuters)
Ukraynalı askerler Donetsk'te 122 mm'lik bir roketatarı yüklüyor (Reuters)
TT

Rapor: Rusya ve Ukrayna'daki insan kayıplarının iki milyon asker olarak tahmin edildiği belirtildi

Ukraynalı askerler Donetsk'te 122 mm'lik bir roketatarı yüklüyor (Reuters)
Ukraynalı askerler Donetsk'te 122 mm'lik bir roketatarı yüklüyor (Reuters)

Rusya'nın Ukrayna'daki savaşında her iki tarafta da ölen, yaralanan veya kayıp asker sayısının bahara kadar iki milyona ulaşabileceği uyarısında bulunuldu. Salı günü yayınlanan bir raporda, Rusya'nın İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana herhangi bir çatışmada büyük güçler arasında en yüksek kayıp sayısına sahip olduğu belirtildi.

Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi tarafından yayınlanan bu rapor, Rusya'nın Ukrayna'ya karşı savaşının dördüncü yıldönümünden bir ay önce geldi. Savaş, bir başka dondurucu soğuk kış boyunca devam ederken, dün Rus hava saldırıları Kiev'in banliyölerindeki bir apartman binasına hasar verdi ve iki kişi öldü. Ukrayna'nın Odessa ve Kryvyi Rih şehirleri ile Zaporijya cephe bölgesini hedef alan saldırılarda dokuz kişi de yaralandı.

Şarku’l Avsat’ın edinfiği bilgiye göre merkezin raporunda, Rusya'nın Şubat 2022 ile Aralık 2025 arasında 1,2 milyon kayıp (ölü ve yaralı) verdiği, bunların arasında 325 bine kadar askeri kaybın bulunduğu belirtildi.

Raporda şu ifadeler yer aldı: "Ukrayna'daki savaş alanında ivme kazandığı iddialarına rağmen, veriler Rusya'nın cılız kazanımlar için ağır bir bedel ödediğini ve büyük bir güç olarak gerilediğini gösteriyor. İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana hiçbir büyük güç herhangi bir savaşta bu kadar çok kayıp veya ölüm yaşamadı."

Rapora göre, daha küçük ordusu ve nüfusuyla Ukrayna, 500 bin ila 600 bin asker kaybı yaşadı; bunların arasında 140 bine kadar ölü bulunuyor. Ne Moskova ne de Kiev askeri kayıplara ilişkin güncel veriler sağlamıyor ve her iki taraf da diğerinin kayıplarını abartmaya çalışıyor.


Batı Şeria'da "savaş suçu"

Batı Şeria'da "savaş suçu"
TT

Batı Şeria'da "savaş suçu"

Batı Şeria'da "savaş suçu"

İsrail dün Batı Şeria'daki saldırılarını artırarak, iki yıl boyunca kuzeye yoğunlaştırdığı saldırılarını Batı Şeria'nın orta ve güney kesimlerine de genişletti.

BM İnsan Hakları Ofisi dün, yerleşimcilerin, İsrail güvenlik güçlerinin desteği ve katılımıyla Filistinlilerin geniş bölgelerden zorla göç ettirilmesine yol açtığını ve bunun "savaş suçu teşkil ettiğini" belirterek uyarıda bulundu.

Birleşmiş Milletler İşgal Altındaki Filistin Toprakları İnsan Hakları Yüksek Komiserliği Ofisi Direktörü Ajith Sunghay, “İşgal altındaki Batı Şeria'da Filistinlilerin zorla yerinden edilmesi bir savaş suçudur ve insanlığa karşı suç teşkil edebilir” dedi.

Bu arada, Hamas kaynakları Şarku’l Avsat'a, ABD de dahil olmak üzere arabulucular aracılığıyla Refah sınır kapısının bu hafta içinde açılacağına dair güvenceler aldıklarını ve bugünün (Perşembe) en muhtemel tarih olduğunu vurguladı.

Ancak İsrail'deki haberler açılış tarihi konusunda çelişkili; İsrail Yayın Kurumu bugün açılacağını doğrularken, Walla web sitesi açılışın önümüzdeki pazar günü gerçekleşeceğini belirtti.