Gazzeliler, aşk ve evlilikle yok olma tehdidine meydan okuyor

Ölümün ilerleyişini durdurma girişimi ve bir iz bırakma hayali

Filistinli bir kadın, Gazze'nin kuzeyindeki Cibaliye'de yıkılmış binaların enkazının yanındaki derme çatma bir dükkânda gelinlik satıyor 27 Şubat 2025
Filistinli bir kadın, Gazze'nin kuzeyindeki Cibaliye'de yıkılmış binaların enkazının yanındaki derme çatma bir dükkânda gelinlik satıyor 27 Şubat 2025
TT

Gazzeliler, aşk ve evlilikle yok olma tehdidine meydan okuyor

Filistinli bir kadın, Gazze'nin kuzeyindeki Cibaliye'de yıkılmış binaların enkazının yanındaki derme çatma bir dükkânda gelinlik satıyor 27 Şubat 2025
Filistinli bir kadın, Gazze'nin kuzeyindeki Cibaliye'de yıkılmış binaların enkazının yanındaki derme çatma bir dükkânda gelinlik satıyor 27 Şubat 2025

Gazze'de evler ve sokaklar artık ayakta değil. Yaklaşık iki yıl boyunca tüm yaşam belirtileri silindi. İsrail'in sivillere yönelik katliamları her gün devam ederken, şehir neredeyse kesintisiz bir cenaze törenine dönüştü. Ancak Gazze halkı, yaşamak için sebepler üretmeyi bırakmıyor. İronik bir şekilde, Gazze'de düğünler, gerçek bir mutluluk olmasa da, durmadı.

Kaybetmekten, yerinden edilme, korku ve dağılmaya kadar yaşadıkları zorlu koşullar göz önüne alındığında, genç Gazzelilerin evlenme arzusunun arkasında farklı nedenler yatıyor. Gazze'de insanlar sadece aşk için değil, aynı zamanda hayatta kalmak için, yalnızlık ve yok olma korkusu ile bu topraklarda iz bırakmadan ölme düşüncesine karşı evlenmeye karar veriyorlar.

İmha savaşı sırasında Gazze'de evlilik, bireysel ve anlık fikirlere dayalı toplumsal bir gelenek haline geldi. Geleneksel isteme, işhar ve imlak (gelin ve damadın ailelerinin bir araya gelerek tatlı ve cam hediyelik eşyalar dağıttığı bir kutlama töreni), ardından birkaç ay süren ve büyük bir düğün,  mahalle sakinleri ve akrabalar için kurbanların kesildiği bir ziyafetle sonlanan bir nişanlılık dönemini içeren dizi artık takip edilmiyor. Damadın ayrıca evi dayayıp döşemesi de gerekiyordu.

On yıllar boyunca Gazze'de bu evlilik ritüelleri dayatıldı ve herkes bunları evlilik ile ilgili gelenek ve görenekler bayrağı altında uyguladı. Ancak tüm bunlar Gazzelilerin hayatından kayboldu. Evlilik, nakit sıkıntısı nedeniyle bir banka uygulaması aracılığıyla transfer edilen bir mehir ve şans eseri bombardımanlardan kurtulmuş bir depoda veya dairede yapılan küçük bir törenle sınırlı hale geldi. Üstelik Gazze'deki evlerin çoğu yıkıldıktan sonra, gelinin evi çadır oldu ve yatak ile yastık artık evin mobilyalarının bir parçası değil, evin tüm eşyası haline geldi.

Çadır bir yuvaya dönüştüğünde

Savaştan önce, 22 yaşındaki işletme öğrencisi Hanin Dveyma, kendi işini kurana kadar evliliğini birkaç yıl ertelemeyi hayal ediyordu. Bir ilkokul öğretmeniyle nişanlıydı. Bombardımanlar yoğunlaştıkça ve zorla göç ettirmeler yayıldıkça, düğün beş kereden fazla ertelendi. Her seferinde Hanin “durum sakinleştiğinde” düğününü yapabileceği fikrine tutundu. Ama asla sakinleşmedi.

Teyzemin Cibaliye'deki yıkılmış evinin enkazından çıkardığı, toz toprak içindeki gelinliği yıkayıp evlenmeyi kabul ettim

Şarku'l Avsat Al Majalla’dan aktardığına Hanin, şunları anlattı: “Savaşın başında evlilik fikrini reddediyordum. Etrafımdaki ölümün her şeyi boş ve gereksiz hale getirdiğini hissediyordum ve evlenir evlenmez eşimi kaybetmekten veya ölmekten korkuyordum. Ama sonrasında şu fikir içimde büyümeye başladı; ya bir daha asla birlikte olamazsak? Beklemenin ne anlamı var? Öleceksek birlikte ölelim, hayatta kalacaksak hayatımızın geri kalanına birlikte devam edelim.”

Hanin bugün, ailesinin çadırının yanındaki bir çadırda yaşıyor ve eski hayallerinden hiçbir şey kalmadı. Ama her gece karanlıkta hayal kurarak eşinin omzunda uyuduğunu söylüyor ve şöyle devam ediyor, “Savaştan önce her şey yolumu aydınlatıyordu, peşinden koştuğum büyük bir hayal yolumu aydınlatıyordu. Ama nişanlım Hüseyin'in sahip olduğu hayatımın dairesi de dahil olmak üzere her şeyi bir anda kaybettim. Daire bombardımanda yıkıldı ve içindeki her şey enkaza dönüştü. Daire yıkıldı ve onunla birlikte hayallerim de yıkıldı”.

Fjkjf
İşgal altındaki Batı Şeria'nın Salem köyünde bir Filistin düğünü sırasında damadın arkadaşları ve akrabaları şarkı söyleyip dans ediyor, 11 Temmuz 2025 (AFP)

Bir gelin, gelinlik giymeyi hayal eder. Gazze'de ise bir kadın, gelinliğini hayatı boyunca saklar, hatırlar ve belki de gelecekte kızına miras bırakır. Ancak Hanin'in böyle bir fırsatı bile olmadı. Savaş ve olağanüstü koşullar, onu bu hayali görmezden gelmeye ve eski bir gelinliğe razı olmaya zorladı.

Hanin bize şunları söyledi: “Beyaz bir gelinliğe sahip olma hayalimden vazgeçtim. Savaştan önce fiyatını bile umursamıyordum. Ancak savaşın gereklerine uygun olarak, teyzemin Cibaliye'deki yıkılmış evinin enkazından çıkardığı beyaz gelinliğiyle evlenmeyi kabul ettim. Toz toprak içinde olduğundan ve bazı küçük lekeleri çıkarmak için yıkayıp giydim. Sanki hayalini kurduğum kanatlar kesilmiş gibi hissediyorum. Evlendiğim doğru, ama hiçbir mutluluk hissetmeden evlendim”.

Bir an duraksadıktan sonra ekledi: “Bir çadırda evlenmeyi de kabul ettim. Bu çadır artık yuvam ve bu kasvetli dünyada sahip olduğum tek şey. Basit bir şekilde kendisini döşedik. Bir uyku setimiz yok, kocam ve kendim için iki şilte ve yastıklarla yetindim, ama çadırın sert atmosferinde onlardan da nefret ettim.”

Aşk kurşundan daha güçlüdür

Tamer el-Deeb'e (27 yaşında) gelince, sevdiği kızın savaşta yaralanması onunla evlenmesini engellemedi.

Öfmc

Tamer, sivil toplum kuruluşlarında ve finans yöneticisi olarak çalışıyor. Sevdiği kız Sabrin evi bombalandığında, enkazın altından çıkarıldı, ama yaralıydı. Ayağı kesildi ve hayalleri paramparça oldu. Ama bu Tamer’i durdurmadı, bir ileri adım attı. Hayatındaki savaşı bir anlığına durdurup hayatının aşkına doğru yürümeyi seçti. Yaşadığı trajik koşullara meydan okuyarak ona evlenme teklif etti ve onunla evlendi.

Evliliğimiz savaşa son bir yanıttı. Bir evlilik sözleşmesiyle hayata sahibiz. Bizimle savaş arasındaysa bir sözleşme yok ve savaş eninde sonunda hayatımızdan kaybolacak

Tamer, “Sevdiğim kişiyle evlenmeyi seçtim çünkü o kız olmadan hayatımı hayal edemiyordum” dedi. Tamer hastanede yatağına yaklaştığını ve ona acil şifalar dilediğini, ardından onunla en kısa sürede evlenmek istediğini söyleyerek onu şaşırttığını anlattı.

Savaştan önce Sabrin bilgisayar programcısı olarak çalışıyordu ve nakış, geleneksel el sanatlarına büyük bir tutkusu vardı.

Kckk

Aşk savaşın durduramayacağı kadar güçlüydü ve Tamer ile Sabrin arasındaki sıcak duygular, onları kalıcı bir birliktelik hayallerine taşıyan güvenli bir geçit oldu. Tamer, “Evliliğimiz savaşa son bir yanıttı. Bir evlilik sözleşmesiyle hayata sahibiz. Bizimle savaş arasındaysa bir sözleşme yok ve savaş eninde sonunda hayatımızdan kaybolacak” dedi.

Sözlerini şöyle sürdürdü, “Savaşın tatlı anlarımızı ve etrafımızdaki sevdiklerimizi bizden çaldığını hissettiğim için evlenmeye karar verdim. Mutluluğumun eksik kalmasından veya ona asla sahip olamamaktan korktum. İçten içe, savaştan nefret ettiğim kadar teslim olmaktan da nefret ediyorum”.

Yeni evli çift, küçücük bir umut kırıntısına bile tutunmak istediler, bu yüzden evlenmeyi ve ebeveynlerinin bir kısmı bombardımanda yıkılmış evindeki bir odada yaşayarak derin yaralarını iyileştirebilecek yeni bir hayata başlamayı seçtiler.

23 yaşındaki Sabrin, içindeki derin yaraya meydan okuduğunu ve hayatında bir desteği, eşi Tamer olduğu sürece her şeyin çözülebileceğini hissettiğini söyledi.

Ardından ekledi, “İlk başta Tamer ile evleneceğime inanmıyordum. Yaralanmamdan sonra bu hayalim daha da uzak oldu. Ama kötü yaşam koşullarımıza rağmen bana yaklaştı ve beni kucakladı. O an kendimi güçlü hissettim, bu hayatımda daha önce hiç yaşamadığım bir andı”.

“Sağlık durumum nedeniyle gelinlik giymenin uygunsuz olacağını düşündüm ama Tamer'in ısrarı kabullenmemi sağladı. Bunun hayatımın en güzel anı olacağını bilmiyordum. Sevincimizin tam olmasını temenni ederdim ama işgal her zaman talihsizliklerimizin sebebi oldu” dedi.

Itıtıt
Evini ve stüdyosunu savaşta kaybetmesine rağmen çalışmaya devam eden 31 yaşındaki Filistinli düğün fotoğrafçısı Lina Ağa, Han Yunus'ta, savaştan önce kiraladığı evin bahçesinde bir çiftin fotoğraflarını çekiyor, 22 Ağustos 2024 (AFP)

 Bizimle konuşurken Tamer ve Sabrin, birbirlerine şefkat ve sevgiyle bakıyor, celladına karşı zafer kazanmış birinin gücüyle, acıya rağmen evliliklerinin hikayesini anlatıyorlardı. Son olarak Tamer şunu söyledi: “Böyle bir gerçeklikte hayallerimizin büyük bir kısmından vazgeçmemiz doğal. Hayal kurduğum anları severim ve bu anları yaratmakta ustayım. Ama beni ve sevdiğimi bir araya getiren bir an yaratmak için elimden geleni yaptım ve sonunda bizi gelinlik ve damatlık içinde görebildim. Onunla, kurşunların ve bombaların silemeyeceği, aşk dolu bir hayat hayal ediyorum.”

Orta yaşlarımdayım

24 yaşındaki Muhammed el-Vadiyya, tasarım alanında çalışıyor. Savaş sırasında evlenmeyi seçmiş çünkü yalnızlık ve hayatın anlamsızlığı duygusu peşini bırakmıyormuş. Garip bir sebep gibi görünebilir, ancak böyle bir durumda evlilik, yeni fırsatlar sunan bir trenin kalkışı gibidir. Vadiyya, “Yalnız kalmaktan ve yalnız ölmekten korkuyordum. Sesim ve yukarıdaki uçağın sesi dışında hiçbir şeyin olmadığı boş bir çadırda kalmaya dayanamıyordum” dedi.

Bana hiç benzemeyen bir ölüm oyununda neden rehin tutulduğuma dair sorularla sürekli boğuşuyordum ve bu boşluk beni tekrarlanan, ölümcül sorularla tüketiyordu. Sonunda, savaşta ölmeden önce adımı taşıyacak bir çocuk dünyaya getirmeyi düşündüm

Muhammed ekledi: “Gazze'nin doğusundaki Şucaiyye mahallesindeki evim yıkıldıktan sonra derin bir hayal kırıklığı yaşadım. Evim, evlenmek ve hayat arkadaşımla yeni bir yola başlamak benim için bir ufuktu, ancak enkaza dönüştü. Otuzlu yaşlarının ortalarında bir adam olarak, hayalini kurduğum gelini bulma fırsatlarım zamanla giderek azaldı. Bu, savaş zamanında evlenmek istememin bir diğer nedeni.”

K
Lina Ağa, devam eden savaş sırasında evini ve stüdyosunu kaybetmesine rağmen, Han Yunus'ta bir çiftin fotoğraflarını çekiyor, 22 Ağustos 2024 (AFP)

Vadiyya, “Bir anda etrafımdaki herkesin evlendiğini ve çoluk çocuk sahibi olduğunu hissettim ve ben de sadece onları izliyordum. Zamanla değersiz bir varlığa dönüştüğümü hissediyordum. Bu düşünceler beni neredeyse mahvediyordu. Bana hiç benzemeyen bir ölüm oyununda neden rehin tutulduğuma dair sorularla sürekli boğuşuyordum ve bu boşluk beni tekrarlanan, ölümcül sorularla tüketiyordu. Sonunda, savaşta ölmeden önce adımı taşıyacak bir çocuk dünyaya getirmeyi düşündüm” dedi. Vadiyya, Gazze'de hayatın kaybettiklerini böyle özetledi. Bir yerden başka bir yere kaçış sadece Gazzelileri hayatın tüm sembollerinden mahrum bırakan, yaşam biçimlerini tamamen değiştiren savaş haritasının içinde gerçekleşiyor.

Savaş boğazını ne kadar sıkarsa sıksın, hayatın ilerleyişi asla durmuyor. Gazzeliler, geçmiştekilere benzemeyen çeşitli şekillerde ve arzularla evleniyorlar. Yaşamın bu ritüelleri yüzeye çıkarak, yerinden edilme, öldürülme ve yıkımla ne kadar parçalanmış olursa olsun, toplumsal derinliğin ve silinmez bir dokunun boyutunu kanıtlıyorlar. Bu, toprak sahiplerinin, umut meşalesini toprakları üzerinde canlı tutmak için izledikleri bir yoldur.



Epifiz bezinin kökeni eski omurgalının ikinci göz çifti olabilir

Myllokunmingia gözleri sayesinde avcılardan kaçma şansını artırıyordu (Xiangtong Lei/Sihang Zhang)
Myllokunmingia gözleri sayesinde avcılardan kaçma şansını artırıyordu (Xiangtong Lei/Sihang Zhang)
TT

Epifiz bezinin kökeni eski omurgalının ikinci göz çifti olabilir

Myllokunmingia gözleri sayesinde avcılardan kaçma şansını artırıyordu (Xiangtong Lei/Sihang Zhang)
Myllokunmingia gözleri sayesinde avcılardan kaçma şansını artırıyordu (Xiangtong Lei/Sihang Zhang)

Bilinen en eski omurgalının 4 gözü olduğu tespit edildi. 

Örümceklerin 8, arıların 5, kutu denizanalarının ise 24 gözü var. Ancak bu istisnaların dışında yeryüzündeki çoğu hayvan sadece iki göze sahip.

Öte yandan bilim insanları, omurgalıların zaman içinde diğer gözlerini kaybederek bugünkü görünümüne ulaştığını söylüyor.

518 milyon yıl önce yaşayan Myllokunmingia, dünyanın bilinen en eski omurgalısı. İlk omurgalıların yanı sıra pek çok omurgasız türün de ortaya çıktığı Kambriyen Dönemi'nde yaşayan bu deniz canlıları, bugünkü Çin'in yakınlarındaki sularda dolaşıyordu.

Çin ve Birleşik Krallık'tan araştırmacılar, Çin'in güneyindeki Chengjiang formasyonunda keşfedilen 10 ayrı Myllokunmingia fosilini analiz etti. Bunların 6'sı Haikouichthys ercaicunensis türüne aitken, diğerleri kesin olarak tanımlanamadı.

Göz gibi yumuşak vücut parçaları nadiren korunuyor ancak bilim insanları bu fosillerde göz kalıntıları elde etmeyi başardı.

İleri mikroskop teknikleri ve kimyasal analizler kullanan ekip, hayvanın yüzünün her iki yanında iki büyük göz ve yüzün ortasında iki küçük göz bulunduğunu saptadı.

Bulguları hakemli dergi Nature'da yayımlanan çalışmanın başyazarı Peiyun Cong "Anatomilerini anlamak için işe büyük gözleri inceleyerek başladık ve aralarında iki küçük, tamamen işlevsel göz bulmak tam bir sürpriz oldu" diyerek ekliyor: 

Bunu görmek inanılmaz derecede heyecan vericiydi.

Gözlerin hepsinde melanozom tespit eden araştırmacılar, bu organların "kamera tipi" olduğunu, yani görebilmek için ışığa ihtiyaç duyduğunu saptadı. Bu organeller vücudun çeşitli yerlerinde bulunurken, gözdekiler ışığın emilmesinden ve göz renginden sorumlu.

Ardından gözlerde tespit edilen dairesel yapıların da lens olduğu düşünülüyor. Bu sayede gözler muhtemelen ışığı algılamakla kalmayıp görüntü de oluşturabiliyordu. 

Bilim insanları bu deniz canlısının gelişmiş gözleri sayesinde diğer hayvanlara yem olmaktan kurtulduğunu düşünüyor. Kambriyen patlaması sonucu bu dönemde pek çok büyük yırtıcı tür ortaya çıkmıştı.

Makalenin bir diğer yazarı Jakob Vinther "Böyle bir ortamda 4 göze sahip olmak, bu hayvanlara daha geniş bir görüş alanı sağlamış olabilir ve bu da avcılardan kaçınmada önem taşıyor" diye açıklıyor.

Araştırmacılar ikinci göz çiftinin, bazı modern omurgalılardaki göz benzeri ilkel bir yapının ve insanlarda melatonin salgılayan epifiz bezinin evrimsel kökeni olabileceğini düşünüyor.

Bugünkü bazı balıklar, sürüngenler ve amfibiler, ışığı algılamaktan sorumlu paryetal göze sahip. Bu gözün bağlı olduğu epifiz bezi, insanlarda ve pek çok omurgalıda melatonin üreterek uyumaya yardımcı oluyor.

Cong "Epifiz organları ilk başta görüntü üreten gözlermiş" diyerek ekliyor:

Ancak evrimin ilerleyen aşamalarında küçüldüler, görme yeteneklerini kaybettiler ve uykuyu düzenlemedeki modern rollerini üstlendiler.

Independent Türkçe, Live Science, Discover Magazine, Nature


Devasa dinozorun büyük burnunun gizemi çözüldü

Triceratopslar, 2 metreden fazla boya ve 8 metrenin üzerinde uzunluğa ulaşabiliyordu (Carnegie Doğa Tarihi Müzesi)
Triceratopslar, 2 metreden fazla boya ve 8 metrenin üzerinde uzunluğa ulaşabiliyordu (Carnegie Doğa Tarihi Müzesi)
TT

Devasa dinozorun büyük burnunun gizemi çözüldü

Triceratopslar, 2 metreden fazla boya ve 8 metrenin üzerinde uzunluğa ulaşabiliyordu (Carnegie Doğa Tarihi Müzesi)
Triceratopslar, 2 metreden fazla boya ve 8 metrenin üzerinde uzunluğa ulaşabiliyordu (Carnegie Doğa Tarihi Müzesi)

Bilim insanları Triceratops'un burnunun, koku alma dışında sıcaklık ve nemi kontrol ettiği için çok büyük olduğunu buldu.

Devasa otobur dinozorlar olan Triceratops'un en dikkat çekici özelliği büyük kafaları ve burunlarıydı. 

Tokyo Üniversitesi'nden Seishiro Tada, Geç Kretase döneminde yaşayan Ceratopsia grubuna ait olan bu dinozorlar hakkında şöyle diyor: 

Özellikle Triceratops'un çok büyük ve sıradışı bir burnu var ve sürüngenlerin temel yapılarını hatırlasam da organların bunun içine nasıl sığdığını anlayamıyordum.

Tada ve ekibi, bu hayvanların burnunun anatomisini ilk kez kapsamlı bir şekilde inceledikleri bir çalışma yürüttü.

Bilim insanları bilgisayarlı tomografiden yararlanarak fosilleri inceledi. Ayrıca burun yapısını daha iyi anlamak için bugün yaşayan sürüngenlere ait verilere de başvurdular.

Bulguları hakemli dergi The Anatomical Record'da yayımlanan çalışmaya göre Triceratops'un sinirleri, diğer sürüngenlerden farklı bir bağlantıya sahipti.

Çoğu sürüngende sinirler ve kan damarları çeneyle burundan geçerek burun deliklerine ulaşıyor. Ancak Triceratops'un kafatası şekli çene yolunu engelleyerek sinir ve damarların burundan ilerlemesine neden oluyordu. 

Tada "Triceratops dokuları büyük burnunu desteklemek için bu şekilde evrimleşti" diye açıklıyor.

Fosil örneklerinde, neredeyse başka hiçbir dinozorda görülmeyen özel bir yapı da keşfedildi. 

Solunum türbinatı adı verilen bu ince, kıvrımlı yapılar, kanı beyne ulaşmadan önce soğutarak nemin kaybolup gitmesinin önüne geçiyordu. 

Araştırmacılar hem bu yapıların hem de sinir ve damarların rotasının değişmesinin, devasa dinozorun vücut sıcaklığını ve nemi kontrol altında tutmaya yaradığını düşünüyor.

Özellikle Geç Kretase'nin nemli sıcağında büyük kafalarını serinletmek üzere evrimleşmişler. 

Yeni çalışma, dinozorların yumuşak doku anatomisi hakkındaki önemli bir boşluğu dolduruyor. 

Araştırmacılar daha sonraki çalışmalarda bu ilginç hayvanların kafatasının diğer kısımlarına dair gizemleri aydınlatmayı umuyor.

Independent Türkçe, Phys.org, Science Blog, The Anatomical Record


Stephen King uyarlaması korku dizisi için takvim netleşiyor

Dışlanmış lise öğrencisi Carrie White'ın ürkütücü hikayesini anlatan 2013 yapımı Carrie: Günah Tohumu'nda (Carrie) başrolde Chloë Grace Moretz yer almıştı (Sony Pictures Releasing)
Dışlanmış lise öğrencisi Carrie White'ın ürkütücü hikayesini anlatan 2013 yapımı Carrie: Günah Tohumu'nda (Carrie) başrolde Chloë Grace Moretz yer almıştı (Sony Pictures Releasing)
TT

Stephen King uyarlaması korku dizisi için takvim netleşiyor

Dışlanmış lise öğrencisi Carrie White'ın ürkütücü hikayesini anlatan 2013 yapımı Carrie: Günah Tohumu'nda (Carrie) başrolde Chloë Grace Moretz yer almıştı (Sony Pictures Releasing)
Dışlanmış lise öğrencisi Carrie White'ın ürkütücü hikayesini anlatan 2013 yapımı Carrie: Günah Tohumu'nda (Carrie) başrolde Chloë Grace Moretz yer almıştı (Sony Pictures Releasing)

Korku türünün son yıllarda öne çıkan isimlerinden Mike Flanagan'ın sıradaki Stephen King uyarlaması, mevsimine son derece uygun bir takvimle gelebilir. 

Yapımda rol alan Katee Sackhoff, Amazon Prime Video için hazırlanan Carrie dizisinin yayın takvimine dair net bir işaret verdi.

The Haunting: Tepedeki Ev'in (The Haunting of Hill House) dizi sorumlusu ve yönetmeni olarak da tanınan Flanagan'ın, Carrie'yi bölüm bölüm anlatacak bir uyarlama için bizzat King tarafından seçildiği belirtiliyor. Dizinin çekimleri Ekim 2025'te tamamlandı ve 2026'da yayımlanacağı duyuruldu.

"Sizi güzel bir şey bekliyor"

The Direct'in aktardığına göre Sackhoff, açıklamayı Kanada'nın Vancouver kentindeki Fan Expo'da 14 Şubat'ta yaptı. Bo-Katan Kryze rolüyle Yıldız Savaşları (Star Wars) evreninden de tanınan oyuncu, Flanagan evreni anlamına gelen "Flanniverse" esprisiyle söze girip şu ifadeleri kullandı:

Mike Flanagan'a dönersek... Evet, Flanniverse... Carrie, Ekim 2026'da Amazon'da yayına giriyor. Sizi güzel bir şey bekliyor. Çok iyi. Gerçekten çok iyi.

Flanagan'ın Carrie dizisine dair şimdilik fazla detay yok ancak elbette King'in ikonik Göz (Carrie) romanından uyarlandığı biliniyor. Korku yazarının ilk romanı olan kitapta, genç Carrie, maruz kaldığı acımasız zorbalığın ardından mezuniyet balosunu kabusa çeviriyor.

Dizide Carrie White'ı genç yıldız Summer Howell canlandıracak. Çığlık'la (Scream) tanınan Matthew Lillard ise Müdür Grayle rolüyle kadroda yer alacak. Carrie'nin annesi Margaret'ı, Flanagan'ın diğer projeleriyle de tanınan Amerikalı aktris Samantha Sloyan oynayacak. 

Oyuncu kadrosunda ayrıca Alison Thornton ve Thalia Dudek gibi isimler yer alıyor.

Sackhoff, etkinlikte dizinin tonuna dair ufak bir ipucu da verdi: 

Yani, sonuçta Carrie bu... Ateş var mı? Biraz kan da olabilir.

Ardından şunu ekledi: 

Ben çok heyecanlıyım. Bayılacaksınız. Mike Flanagan işini çok iyi yapıyor.

Oyuncu ayrıca Flanagan'ın özellikle King uyarlamalarındaki başarısına dikkat çekerek, "Stephen ona güveniyor" dedi. Ayrıca şakayla karışık King'in Flanagan'a neredeyse "tüm kütüphanesini" açtığını ima etti: 

Şunu da yap, bunu da yap... Peki ya şu?

Flanagan daha önce Doktor Uyku (Doctor Sleep), Chuck'ın Hayatı (The Life of Chuck) ve Oyun (Gerald's Game) gibi eserleri uyarlamıştı. Şimdiyse Kara Kule (The Dark Tower) uyarlaması üzerinde çalışıyor. Flanagan'ın yakın zamanda söylediğine göre proje "ilerliyor, çok sayıda senaryo hazır ve ilk öncelik konumunda".

Independent Türkçe, GamesRadar, The Direct