Şam ve SDG, ‘entegrasyon’ ve ‘ademi merkeziyetçilik’ engelleriyle karşı karşıya

Abdi, Suudi Arabistan'ın Suriye hükümetiyle müzakerelerde üstlendiği rolü memnuniyetle karşılıyor

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera ve Suriye Demokratik Güçleri (SDG) lideri Mazlum Abdi geçtiğimiz mart ayında Şam'da anlaşma imzaladı. (EPA)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera ve Suriye Demokratik Güçleri (SDG) lideri Mazlum Abdi geçtiğimiz mart ayında Şam'da anlaşma imzaladı. (EPA)
TT

Şam ve SDG, ‘entegrasyon’ ve ‘ademi merkeziyetçilik’ engelleriyle karşı karşıya

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera ve Suriye Demokratik Güçleri (SDG) lideri Mazlum Abdi geçtiğimiz mart ayında Şam'da anlaşma imzaladı. (EPA)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera ve Suriye Demokratik Güçleri (SDG) lideri Mazlum Abdi geçtiğimiz mart ayında Şam'da anlaşma imzaladı. (EPA)

‘Entegrasyon’ ve ‘ademi merkeziyetçilik’ konuları, Şam ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasındaki anlaşmanın önündeki en büyük engel olmaya devam ediyor. Şam'da konuyu takip eden kaynaklar, SDG lideri Mazlum Abdi'nin, Suudi Arabistan'ın tüm Suriye taraflarınca kabul gören gücü ve rolü nedeniyle Şam ile müzakerelerde Suudi Arabistan'ın rolünü memnuniyetle karşıladığını, buna paralel olarak Kürtlerin Türkiye'nin rolüne ilişkin endişeleri olduğunu belirtti.

Suudi Arabistan'ın rolü

Suriye hükümeti ile SDG arasında Paris'te yapılacak toplantının ertelenmesinden ve bunun ardından Suriye'nin doğu ve kuzeydoğusundan gelen çelişkili açıklamalardan birkaç gün sonra, Mazlum Abdi dün Al Arabiya kanalına yaptığı açıklamada, “Suudi Arabistan, Şam ile müzakerelerimizde arabulucu olarak devreye girerse olumlu bir rol oynayabilir” dedi.

Abdi, Suveyda olaylarını ‘müzakere ve anlaşmaya varmanın’ önemine işaret eden bir gelişme olarak değerlendirdi ve Paris'te yapılacak bir sonraki müzakere turunda Suriye ordusuna entegrasyon mekanizmasının ele alınacağını belirtti.

Abdi ayrıca, ‘SDG'nin Şam ile tek ordu ve tek bayrak altında Suriye'nin birliği konusunda anlaştığını ve Suriye Savunma Bakanlığı'nın bir parçası olacağını’ söyledi, ancak Kürtlerin ‘anayasal garantiler olmadan Suriye ordusuna katılma’ konusunda endişeleri olduğunu ifade etti.

10 Mart anlaşmasının uygulanmasına ilişkin olarak, güçlerinin anlaşmanın tüm maddelerini bu yıl sonuna kadar uygulamaya çalışacağını, ancak anlaşmanın uygulanmasının ‘tek tarafla değil, her iki tarafla ilgili’ nedenlerden dolayı yavaş ilerlediğini kaydetti.

ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack X platformu üzerinden Abdi'ye hitaben yaptığı dikkat çekici açıklamada, “Sizin liderliğiniz ve SDG'nin aralıksız çabaları, Suriye hükümetinin meşru cumhurbaşkanı liderliğinde katılımcı bir yaklaşım benimsemesiyle birlikte, ‘tek ordu, tek hükümet, tek devlet’ ilkesine dayalı istikrarlı bir Suriye için hayati önem taşıyor. Entegrasyon ve birliği ilerletmek için yürütülen yapıcı diyalogdan büyük memnuniyet duyuyoruz. Güvenli bir gelecek için görüşmelerin devam etmesini umuyoruz!” ifadelerini kullandı.

Siyasi yol

Şera ve Abdi arasındaki müzakere süreci, Suriye devletinin yeniden inşasına, niteliğine ve yönetim şekline katkıda bulunacak bir siyasi yolun oluşturulması için bir pusula görevi görüyor. Ancak bu sürecin sorunlar ve engellerle karşı karşıya olduğu açık. Türk ve Kürt meseleleri araştırmacısı Hurşid Deli, Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte, “Bu sorunların ilki, tarafların farklı vizyonlarıdır” dedi.

Deli, “Yeni iktidarın merkezi bir sisteme bağlı kalmasına karşılık, SDG ve Suriye'nin diğer bileşenleri merkezi olmayan bir yönetim sistemi talep ediyor ve bu bileşenler, herkesin haklarını koruyan bir anayasal süreç yoluyla siyasi ortaklık için bunun en uygun yol olduğunu düşünüyor” şeklinde konuştu.

Deli'ye göre ikinci engel ise ‘Şera-Abdi anlaşmasında belirtilen birleşme kavramıyla’ ilgili. Şam, SDG ve Suriye'nin kuzeydoğusundaki tüm özyönetim kurumlarının tek tek kendisine katılmaları gerektiğini düşünüyor. Diğer taraf ise birleşmenin, bu kurumların korunması ve Şam ile bir mekanizma aracılığıyla yeniden yapılandırılması anlamına geldiğini düşünüyor. Zira böyle bir modelin Kürtlerin ve diğer bileşenlerin yeni Suriye devletindeki haklarını koruyacağına inanıyorlar.

DFGTH
Suriye Demokratik Güçleri (SDG) lideri Mazlum Abdi'nin Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera ile imzalanan anlaşmanın uygulanmasını görüşmek üzere askeri liderlerle yaptığı toplantı (Şarku’l Avsat)

Şam ile SDG arasındaki diyalogun önündeki engellerden biri de, Şam'ın vizyonuna bağlı kalması konusunda baskı unsuru oluşturan Türkiye'nin rolü olabilir. Aynı zamanda bu, Şam ile diyaloğu Suriye'nin iç meselesi olarak gören SDG için de endişe kaynağı.

Araştırmacı Deli'ye göre, Mazlum Abdi'nin, Suudi Arabistan'ın tüm Suriye taraflarınca kabul gören gücü ve rolü nedeniyle bu müzakerelerde Suudi Arabistan'ın rolünü memnuniyetle karşılaması dikkat çekici.

Gözler, önümüzdeki günlerde iki taraf arasında toplantılara ev sahipliği yapacak olan Paris'e çevrilmiş durumda. Deli'ye göre, Batı ülkeleri tarafından desteklenen Fransız girişimi, iki taraf arasındaki anlaşmazlıkları yumuşatmaya çalışıyor gibi görünüyor.

Yeni bir yaklaşım

SDG ve Şam'ın anlaşmazlıkları çözmek için diyaloga bağlı kaldıklarını vurgulayan Deli sözlerini şöyle sürdürdü: “Taraflar nihai bir anlaşmaya varmak için tavizler verecekler. Suriye yönetimi, sahil, Mar Elias Kilisesi ve Suveyda olaylarının ardından, dışa açılmaya verdiği önemle paralel olarak, Suriye iç politikasına yaklaşımını yeniden gözden geçirmeli.”

Medya raporları, Fransa'nın önümüzdeki haftalarda SDG ile Suriye hükümeti arasında, her iki tarafın önde gelen yetkililerinin katılacağı müzakere oturumları düzenlemeye hazırlandığını belirtti.

FGHYJ
Suveyda'daki Bedevi aşiretlerinden savaşçılar (AFP)

Şarku’l Avsat’a konuşan Suriye aşiretlerinden kaynaklar, geçen hafta Fransa-ABD-Suriye üçlü toplantısının ardından yapılması planlanan toplantının ‘iptal edildiğini’ söylerken, Kürt kaynaklar ise toplantının ertelendiğini, ancak liderler düzeyinde yapılmasının beklendiğini ifade etti.

Arap aşiretleri, Suriye'nin kuzey ve kuzeydoğu bölgelerinde siyasi bir çıkmaza girileceği konusunda uyarıda bulunmuştu. Suriye Aşiretler ve Kabileler Yüksek Konseyi üyesi Şeyh Hamud el-Ferec, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Siyasi bir çözüme ulaşılmazsa, işler çatışmaya doğru gidecek” dedi.



Kral Selman ve Veliaht Prens, Ulusal Hayır Çalışmaları Kampanyası’na 18,66 milyon dolarlık destek sağladı

İki Kutsal Caminin Hizmetkârı Kral Selman bin Abdulaziz ve Veliaht Prens Muhammed bin Selman (SPA)
İki Kutsal Caminin Hizmetkârı Kral Selman bin Abdulaziz ve Veliaht Prens Muhammed bin Selman (SPA)
TT

Kral Selman ve Veliaht Prens, Ulusal Hayır Çalışmaları Kampanyası’na 18,66 milyon dolarlık destek sağladı

İki Kutsal Caminin Hizmetkârı Kral Selman bin Abdulaziz ve Veliaht Prens Muhammed bin Selman (SPA)
İki Kutsal Caminin Hizmetkârı Kral Selman bin Abdulaziz ve Veliaht Prens Muhammed bin Selman (SPA)

İki Kutsal Caminin Hizmetkârı Kral Selman bin Abdulaziz ve Veliaht Prens Muhammed bin Selman dün, bu yıl altıncısı düzenlenen Ulusal Hayır Çalışmaları Kampanyası’nı başlattı. Kampanya kapsamında iki lider, toplam 70 milyon Suudi riyali (yaklaşık 18,66 milyon ABD doları) bağışlayarak hayır çalışmalarına verdikleri desteği sürdürdü.

Kral Selman 40 milyon riyal, Veliaht Prens Muhammed bin Selman ise 30 milyon riyal bağışta bulundu. Bu bağışlar, 2021’den bu yana yürütülen kampanya kapsamında Suudi Arabistan’daki hayır çalışmalarına sürekli destek ve teşvikin bir devamı niteliği taşıyor. Kampanya, yüksek güvenilirlik ve şeffaflık standartlarıyla bağışları ihtiyaç sahiplerine ulaştırıyor; ileri teknolojik yöntemlerle kolay ve hızlı bağış imkânı sağlıyor. Bu uygulamalar özellikle Ramazan Ayı’nda toplumsal dayanışmayı güçlendirmeyi ve hayırseverlerin katkılarını artırmayı hedefliyor.

İhsan platformunun Denetleme Kurulu Başkanı Macid el-Kasabi yaptığı açıklamada, Kral ve Veliaht Prens’in cömert bağışlarına teşekkür ederek, liderlerin sürekli desteklerinin toplumsal dayanışma, hayır ve yardımlaşmanın en yüksek değerlerini yansıttığını belirtti.

Ulusal Hayır Çalışmaları Kampanyası’nın altıncı edisyonu, ulusal hayır platformu İhsan üzerinden dün akşam İki Kutsal Caminin Hizmetkârı Kral Selman bin Abdulaziz’in onayıyla başlatıldı. Kampanya, Kral Selman’ın hayır çalışmalarına verdiği desteği sürdürme ve Ramazan boyunca toplumsal faydayı artırma amacı taşıyor. Bağışlar, Ramazan Ayı boyunca platformun resmi kanalları üzerinden iletebilecek.

İhsan Platformu Genel Müdürü Mühendis İbrahim el-Huseyni, platformun Kral ve Veliaht Prens’in sürekli desteği sayesinde Suudi Arabistan’daki hayır faaliyetlerini etkin biçimde yürüttüğünü belirtti. Huseyni, platformun yüksek düzeyde yönetişimle bağışları topladığını ve ihtiyaç sahiplerine zamanında ulaştırdığını vurguladı.

Huseyni, kampanyanın ileri düzey dijital yönetişimle çalıştığını, toplumun resmi ve güvenli kanallar aracılığıyla yıl boyunca farklı hayır ve kalkınma projelerine bağış yapmasına imkân sağladığını aktardı. Ayrıca, İhsan Vakfı aracılığıyla bağışçıların sürdürülebilir vakıf fırsatlarından yararlanabileceğini, yatırımların gelirlerinin Suudi Arabistan genelinde hayır işlerinde kullanılacağını ifade etti.

Platform, gelen cömert bağışlar ve toplumsal katkılar sayesinde, faydalanıcıların yaşamlarında olumlu etkiler yaratmayı başardı.

Huseyni, kampanyanın Vizyon 2030 hedefleriyle uyumlu olarak, kâr amacı gütmeyen sektörün topluma katkısını artırdığını ve hayır faaliyetlerinin devamını sağladığını belirtti.

İhsan platformu, Suudi Arabistan Veri ve Yapay Zekâ Kurumu (SDAIA) desteğiyle faaliyet gösteriyor ve platformun güvenli bağış toplama ve dağıtım süreçlerini yüksek düzeyde yönetişimle sürdürmesi için liderlik tarafından sürekli gözetim altında tutuluyor. Platform faaliyetlerinin İslam hukukuna uygunluğunu ise özel bir komite denetliyor.

İhsan platformunun, çeşitli hayır ve kalkınma alanlarında bağış kabul ettiği; katkıların platformun mobil uygulaması, internet sitesi (Ehsan.sa) ve 8001247000 numaralı çağrı merkezi aracılığıyla yapılabildiği kaydedildi.


İsrail’in Lübnan’ın doğu ve güney bölgelerine düzenlediği saldırılarda 8 kişi hayatını kaybetti

 İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)
İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)
TT

İsrail’in Lübnan’ın doğu ve güney bölgelerine düzenlediği saldırılarda 8 kişi hayatını kaybetti

 İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)
İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)

Lübnan’ın doğu ve güney bölgelerine dün düzenlenen İsrail hava saldırılarında en az 8 kişi hayatını kaybetti. İsrail ordusu, hedef alınan unsurların Hizbullah ile müttefiki Hamas mensupları olduğunu açıkladı.

Hizbullah’a yakın bir kaynak AFP’ye yaptığı açıklamada, Bekaa bölgesini hedef alan saldırılarda örgütün askeri komutanlarından birinin de hayatını kaybedenler arasında bulunduğunu bildirdi.

Yerel basında yer alan haberlerde, hayatını kaybedenler arasında Hizbullah’ta görevli bir yetkilinin de bulunduğu, söz konusu ismin eski milletvekili Muhammed Yaği’nin oğlu olduğu ve Hizbullah’ın hayatını kaybeden eski genel sekreteri Hasan Nasrallah’ın yardımcılığını yaptığı öne sürüldü.

İsrail, Kasım 2024’te bir yılı aşkın süren çatışmaların ardından varılan ateşkes anlaşmasına rağmen Lübnan’a yönelik hava saldırılarını sürdürüyor. İsrail ordusu genellikle hedefin Hizbullah olduğunu belirtirken, zaman zaman Hamas Hareketi’ni de vurduğunu açıklıyor.

Lübnan Ulusal Haber Ajansı (NNA), Bekaa bölgesindeki İsrail saldırılarının ilk belirlemelere göre altı kişinin ölümüne ve 25’ten fazla kişinin yaralanmasına yol açtığını, yaralıların bölgedeki hastanelere sevk edildiğini duyurdu.

İsrail ordusu ise Bekaa’daki Baalbek bölgesinde Hizbullah’a ait karargâhların hedef alındığını açıkladı.

Söz konusu saldırılar, ülkenin en büyük Filistin mülteci kampı olan Ayn el-Hilve’ye yönelik İsrail hava saldırılarından saatler sonra gerçekleşti. Lübnan Sağlık Bakanlığı, saldırılarda iki kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi. İsrail ordusu ise kampta Hamas’a ait bir karargâhın hedef alındığını duyurdu.

NNA, İsrail’e ait bir insansız hava aracının (İHA) Sayda’ya bitişik kampı vurduğunu aktardı.

İsrail ordusu açıklamasında, kampta ‘Hamas mensubu militanların faaliyet gösterdiği bir karargâhın’ hedef alındığını belirterek, Lübnan’da Hamas’ın ‘yerleşmesine karşı’ operasyonlarını sürdürdüğünü ve “Hamas terör örgütü militanlarına karşı nerede faaliyet gösterirlerse göstersinler güçlü şekilde hareket etmeye devam edeceğini” kaydetti.

 Lübnan’ın Bekaa Vadisi’ndeki Baalbek şehrinin genel görünümü (Reuters)

Lübnan’ın Bekaa Vadisi’ndeki Baalbek şehrinin genel görünümü (Reuters)

Hamas yaptığı yazılı açıklamada, sivil kayıplara yol açtığını belirttiği saldırıyı kınadı.

Açıklamada, ‘işgal ordusunun ileri sürdüğü iddiaların’ reddedildiği belirtilerek, bunların ‘gerçekler karşısında dayanaksız bahaneler’ olduğu savunuldu. Hedef alınan merkezin, kampta güvenlik ve istikrarı sağlamakla görevli Ortak Güvenlik Gücü’ne ait olduğu ifade edildi.

Lübnan hükümeti geçen yıl, İsrail ile yaşanan ve binlerce Hizbullah mensubunun yanı sıra çok sayıda üst düzey ismin hayatını kaybettiği savaşın ardından zayıflayan Hizbullah’ın silahsızlandırılacağını taahhüt etmişti.

Lübnan ordusu geçen ay, İsrail sınırına yakın bölgeden başlayarak Litani Nehri’ne kadar uzanan alanı kapsayan planın ilk aşamasını tamamladığını açıkladı.

Ancak Hizbullah’ı yeniden silahlanmakla suçlayan İsrail, Lübnan ordusunun kaydettiği ilerlemeyi yetersiz bulduğunu duyurdu.

Beş aşamadan oluşan planın ikinci etabı ise Litani Nehri’nin kuzeyinden başlayarak, başkent Beyrut’un yaklaşık 40 kilometre güneyindeki Sayda’nın kuzeyinden Akdeniz’e dökülen Evveli Nehri’ne kadar uzanan bölgeyi kapsıyor.


İran'a yönelik saldırı tehditleri arasında "Gerald Ford" uçak gemisi Akdeniz'e girdi

Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)
Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)
TT

İran'a yönelik saldırı tehditleri arasında "Gerald Ford" uçak gemisi Akdeniz'e girdi

Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)
Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)

Dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald R. Ford, dün Akdeniz'e girerken görüntülendi. Bu durum, Başkan Donald Trump'ın emriyle yoğunlaştırılmış askeri konuşlandırma kapsamında İran'a karşı askeri müdahale olasılığını gündeme getirdi.

Atlantik Okyanusu'nu Akdeniz'den ayıran Cebelitarık Boğazı'nı geçen geminin fotoğrafı, AFP tarafından Cebelitarık'tan yayınlandı.

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda davetlilere konuşuyor (AP)Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda davetlilere konuşuyor (Arşiv-AP)

Trump dün, Tahran ve Washington arasında İran'ın nükleer programı konusunda bir anlaşmaya varılamaması durumunda İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi "değerlendirdiğini" söyledi.

Bir önceki gün ise karar verme süresinin 10 ila 15 gün olduğunu belirtmişti.

ABD'ye ait bir diğer uçak gemisi olan USS Abraham Lincoln, ocak ayının sonundan beri Ortadoğu'da bulunuyor.

USS Gerald R. Ford'un Akdeniz'e gelmesiyle birlikte, İran'a karşı olası saldırılara hazırlık amacıyla önemli bir askeri yığılmanın yaşandığı bölgede ABD'nin ateş gücü önemli ölçüde arttı.

Aşağıda, Orta Doğu'da veya yakınlarında konuşlandırılmış en önemli Amerikan askeri varlıklarının listesi yer almaktadır:

Gemiler

ABD'li bir yetkilinin açıklamasına göre Washington'un şu anda Ortadoğu'da 13 savaş gemisi bulunuyor: bir uçak gemisi (USS Abraham Lincoln), dokuz muhrip ve üç kıyı muharebe gemisi.

Dünyanın en büyük uçak gemisi USS Ford, dün çekilen fotoğrafta Cebelitarık Boğazı'ndan Akdeniz'e geçerken görüntülendi. Üç muhrip eşliğinde konuşlanan geminin varlığıyla, Ortadoğu'daki ABD savaş gemisi sayısı toplam 17'ye ulaşacak.

Her bir uçak gemisi binlerce denizci ve onlarca savaş uçağından oluşan hava filoları taşıyor. İki ABD uçak gemisinin aynı anda Ortadoğu'da bulunması nadir görülen bir durumdur.

Uçaklar

İki uçak gemisinde bulunan uçaklara ilave olarak, X platformundaki açık kaynaklı istihbarat bilgilerine, Flightradar24 uçuş takip sitesine ve medya haberlerine göre, Amerika Birleşik Devletleri Ortadoğu'ya onlarca başka savaş uçağı konuşlandırdı.

Bu uçaklar arasında F-22 Raptor ve F-35 Lightning hayalet savaş uçakları, F-15 ve F-16 savaş uçakları ve operasyonlarını desteklemek için gerekli olan KC-135 havadan yakıt ikmal tankerleri de bulunmaktadır.

New York'taki Soufan Araştırma Merkezi, "50 ilave Amerikan savaş uçağı, F-35, F-22 ve F-16, bu hafta Körfez Arap devletlerindeki üslerde konuşlandırılmış yüzlerce uçağa katılmak üzere bölgeye gönderildi" diye yazdı ve bu adımların "Trump'ın (neredeyse her gün tekrarladığı) görüşmelerin başarısız olması durumunda geniş çaplı bir hava ve füze harekatına girişme tehdidini güçlendirdiğini" belirtti.

Şarku'l Avsat'ın Financial Times'ten aktardığına göre bu hafta onlarca askeri yakıt ikmal ve nakliye uçağı Atlantik Okyanusu'nu geçti. Flightradar24'ten alınan verilere göre son üç günde 39 tanker uçağı potansiyel operasyon bölgelerine daha yakın yerlere yeniden konumlandırıldı. Aynı dönemde C-17 Globemaster III'ler de dahil olmak üzere 29 ağır nakliye uçağı ise Avrupa'ya uçtu.

Bir C-17 uçağı üsten Ürdün'e doğru yola çıktı. Gerçek zamanlı komuta ve kontrol operasyonlarının önemli bir bileşeni olan altı adet E-3 Sentry AWACS erken uyarı ve kontrol uçağı da konuşlandırıldı.

Trump, Tahran'dan yaklaşık 5 bin 200 kilometre uzaklıktaki Diego Garcia'daki ortak ABD-İngiltere üssünü saldırılar başlatmak için kullanma olasılığını öne sürdü; Londra ise bu öneriye ilişkin çekincelerini dile getirdi.

 "Abraham Lincoln" uçak gemisi, 8 Ocak'ta rotasını Ortadoğu'ya çevirmeden önce Pasifik Okyanusu'nda seyrediyor (ABD ordusu)"Abraham Lincoln" uçak gemisi, 8 Ocak'ta rotasını Ortadoğu'ya çevirmeden önce Pasifik Okyanusu'nda seyrediyor (ABD ordusu)

Hava savunma sistemleri

Raporlar ayrıca, Amerika Birleşik Devletleri'nin Ortadoğu'daki karasal hava savunmasını güçlendirdiğini, bölgedeki güdümlü füze destroyerlerinin ise denizde hava savunma yetenekleri sağladığını gösteriyor.

Bu ay, Patriot ve THAAD füze ve uçak savunma sistemlerini işleten 69. Hava Savunma Tugayı'nın merkezi olan Fort Hood'dan altı uçuş gerçekleştirildi.

Üslerdeki ABD güçleri

Kara birliklerinin İran'a karşı herhangi bir saldırı eylemine katılmaları beklenmese de Amerika Birleşik Devletleri'nin Ortadoğu'da misillemeye karşı savunmasız kalabilecek on binlerce askeri personeli bulunmaktadır.

Tahran, Haziran 2015 yılında Washington'un üç İran nükleer tesisini bombalamasının ardından Katar'daki Amerikan üssüne füze fırlatmıştı, ancak bu füzeler hava savunma sistemleri tarafından düşürüldü.