Ukrayna sorununu çözmek için Rus-Amerikan zirvesi

Kremlin, Zelenskiy'nin katılmasını reddetti... Trump için nadir toprak elementleri anlaşması hazırlıyor

ABD ve Rusya devlet başkanları 2018'de Arjantin'de düzenlenen G20 zirvesinde (Reuters)
ABD ve Rusya devlet başkanları 2018'de Arjantin'de düzenlenen G20 zirvesinde (Reuters)
TT

Ukrayna sorununu çözmek için Rus-Amerikan zirvesi

ABD ve Rusya devlet başkanları 2018'de Arjantin'de düzenlenen G20 zirvesinde (Reuters)
ABD ve Rusya devlet başkanları 2018'de Arjantin'de düzenlenen G20 zirvesinde (Reuters)

Kremlin ve Beyaz Saray'ın dün Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile ABD'li mevkidaşı Donald Trump arasında gelecek hafta acil bir zirve düzenlenmesi konusunda anlaşmaya vardıklarını neredeyse aynı anda duyurması, her iki tarafın da ABD'nin Moskova'ya verdiği ültimatom ve iki taraf arasındaki iletişim kanallarının azalması sonrasında, Moskova'nın "kırılma noktası" olarak nitelendirdiği durumu aşmak için istekli olduğunu gösteriyor.

Zirve duyurusu, Putin'in önceki gün Moskova'da ABD Özel Temsilcisi Steve Witkoff ile görüşmesinden bir gün sonra geldi. Görüşmenin ardından ABD'li politika yapıcılar ve analistler, Putin'in Ukrayna'daki savaşı durdurma kabiliyeti konusunda ihtiyatlı iyimserlik ve şüphecilik sergiledi.

Putin, Trump'un desteklediği ancak Kremlin'in karşı çıktığı Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy'nin katılım olasılığını doğrudan ele aldı.

Putin, Zelenskiy ile görüşmenin mümkün olduğunu, “Buna genel olarak karşı çıkmadığımı defalarca söyledim, mümkün, ancak bunun için belirli koşulların sağlanması gerekiyor. Ne yazık ki, bu koşulların sağlanmasından hâlâ çok uzağız” ifadelerini kullandı.

İki cumhurbaşkanının gündemindeki yeni konunun nadir toprak elementlerine ortak yatırımlar olduğu görülüyor. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre Rus çevreleri, Moskova'nın Amerikan şirketlerine yalnızca Rusya içinde değil, aynı zamanda Moskova'nın güneydoğu Ukrayna'da ilhak ettiği Ukrayna bölgelerinde de nadir toprak elementleri sektöründe ortak faaliyet gösterme hakkı verebileceğini bildirdi.



Çin, İran savaşını sona erdirmek için çabalarını yoğunlaştırırken, Trump ile sorunsuz bir zirve yapmayı umuyor

ABD Başkanı Donald Trump ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping (Reuters)
TT

Çin, İran savaşını sona erdirmek için çabalarını yoğunlaştırırken, Trump ile sorunsuz bir zirve yapmayı umuyor

ABD Başkanı Donald Trump ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping (Reuters)

Çin, diplomatik olarak ince bir denge ile İran'la olan savaşı sona erdirmek için çabalarını yoğunlaştırıyor. Ülke, önümüzdeki ay ABD Başkanı Donald Trump ile düzenlenecek zirveye hazırlanırken, aynı zamanda Tahran'ın hoşnutsuzluğunu kışkırtmamaya çalışıyor.

Analistlere göre, dünyanın en büyük ham petrol ithalatçısı olan ve enerji ihtiyacının yaklaşık yarısını Ortaoğu’dan karşılayan Çin, bu süreçte enerji arzını güvence altına almaya çalışıyor. Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile Trump arasında mayıs ortasında yapılması planlanan görüşme, Pekin’in Ortadoğu’daki çatışmaya yönelik yaklaşımını etkiliyor.

Çin’in savaş karşısındaki temkinli yaklaşımı, arka plandaki nüfuzunu korumasına yardımcı oldu. Nitekim Trump, İran’ın geçtiğimiz hafta Pakistan’da düzenlenen barış görüşmelerine katılmasında Pekin’in rol oynadığını belirtti.

Ortadoğu’da diplomasi trafiği

Çin'in gelişmekte olan ülkelerle ilişkilerini analiz eden bağımsız bir kuruluş olan Çin ve Küresel Güney Projesi'nin (China Global South Project) baş editörü Eric Olander değerlendirmesinde, "Başkan Trump'ın Çinlilerin İranlılarla nasıl görüştüğünü defalarca dile getirdiğini duymuşsunuzdur... Bu, masada yer almasalar bile, onları müzakerecilerle aynı sürece yerleştiriyor" ifadelerini kullandı.

Çin'in düşünce yapısına yakın kaynaklar Reuters'e, Pekin'in zirvede ticaret ve Tayvan ile ilgili hedeflerine ulaşmayı umduğunu söylediler. Ayrıca Çin yönetimi, Trump'ın iltifatlardan etkilenen ve anlaşma odaklı bir lider olduğunu değerlendiriyor.

Kaynaklardan biri, Pekin’de hâkim görüşün “Onu övün, sıcak bir karşılama yapın ve stratejik istikrarı koruyun” yönünde olduğunu ifade etti.

Çin Dışişleri Bakanlığı, sekiz yıl sonra bir ABD başkanının gerçekleştireceği ilk ziyarette yer alacak zirve öncesindeki diplomatik çabalarına ilişkin sorulara yanıt vermedi. Trump, zirvenin 14 ve 15 Mayıs tarihlerinde yapılacağını söyledi.

ABD’nin İran limanlarına yönelik deniz ablukasının artan tehdidi karşısında Çin, diplomatik faaliyetlerini artırdı. Analistlere göre Pekin, zirvenin sorunsuz geçmesi için Trump yönetimine yönelik sert eleştirilerden kaçınıyor. Zirve daha önce savaş nedeniyle ertelenmişti.

Şi Cinping, salı günü krize ilişkin sessizliğini bozarak; barış içinde bir arada yaşama, ulusal egemenlik, uluslararası hukukun üstünlüğü ve kalkınma-güvenlik dengesi vurgularını içeren dört maddelik bir barış planı açıkladı.

Trump’ın İran’ı “ülkenin tamamen yok edilebileceği” yönünde uyarmasının ardından Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mao Ning, doğrudan bir kınama yapmadan yalnızca “derin endişe” duyduklarını belirtti ve tüm tarafları “gerilimi azaltacak yapıcı rol oynamaya” çağırdı.

Trump-Şi zirvesinin kapsamı sınırlı

Bazı analistler, İran'ın Çin'e daha çok ihtiyacı olduğunu, bunun da Pekin'in ateşkesi zorlarken aynı zamanda Trump ile yapacağı zirveyi de korumasına imkân sağladığını söylüyor.

Singapur'daki S. Rajaratnam Uluslararası Çalışmalar Okulu'nda araştırmacı olan Drew Thompson, "Pekin için ideal sonuç, İran gibi Batı karşıtı devletlerle koşulsuz ilişkilerini sürdürürken, aynı zamanda Amerika Birleşik Devletleri ile bir tür birlikte yaşama zeminini korumaktır" değerlendirmesinde bulundu.

Çin, İran'ı ABD ile görüşmeye teşvik etmede rol oynamış olsa da Ortadoğu'da bu tür girişimlere desteğini garanti altına alacak askeri bir varlığı olmadığı için kararları etkileme ygücünün sınırlı olduğu değerlendiriliyor.

Bazı gözlemciler ise Çin’in Ortadoğu’daki aktif diplomasisinin daha çok “gösteri” niteliği taşıdığını savunuyor.

Brookings Enstitüsü’nden Patricia Kim, İran’ın Çin ile ilişkisini öne çıkarmak istediğini ve Pekin’den ateşkes için garanti talep ettiğini, ancak Çin’in bu rolü üstlenmeye istekli görünmediğini ifade etti. Kim’e göre Pekin, ABD’nin baskının büyük kısmını üstlenmesinden memnun bir şekilde arka planda kalmayı tercih ediyor.

Öte yandan Çin, Trump ile yapılacak zirvede uzun süredir ertelenen ve tarihteki en büyük uçak siparişi olabilecek Boeing uçaklarının satın alınması konusunda anlaşmaya varabilir; ayrıca büyük ölçekli tarım ürünlerinin alımları da söz konusu olabilir.

Analistler, toplantının kapsamının sınırlı olacağını ve yapay zeka yönetimi, pazar erişimi ve aşırı üretim kapasitesi gibi iddialı konuların ele alınmasının beklenmediğini ifade ediyor.

Washington'daki Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi'nden Scott Kennedy, "Çin'in Amerika Birleşik Devletleri ile herhangi bir büyük anlaşmaya varma şansının hiç olmadığı" değerlendirmesinde bulundu.


Lübnan ile İsrail arasında ateşkes başladı... Trump, İran’ın nükleer stoklarını ‘teslim etmeyi’ kabul ettiğini açıkladı

Lübnan ile İsrail arasında ateşkes başladı... Trump, İran’ın nükleer stoklarını ‘teslim etmeyi’ kabul ettiğini açıkladı
TT

Lübnan ile İsrail arasında ateşkes başladı... Trump, İran’ın nükleer stoklarını ‘teslim etmeyi’ kabul ettiğini açıkladı

Lübnan ile İsrail arasında ateşkes başladı... Trump, İran’ın nükleer stoklarını ‘teslim etmeyi’ kabul ettiğini açıkladı

ABD Başkanı Donald Trump, hızla değişen jeopolitik gelişmeler kapsamında Lübnan ile İsrail arasında 10 gün süreyle geçerli olacak ateşkesin yürürlüğe girdiğini açıkladı. Trump, bu geçici sükûneti Beyaz Saray’da düzenlenmesi planlanan bir zirve aracılığıyla ‘kalıcı barışa’ dönüştürmeyi hedeflediğini belirtti.

‘Büyük bir kırılma’ olarak nitelendirilen gelişmede Trump, Tahran’ın nükleer materyallerin geri verilmesi ve zenginleştirilmiş uranyum stokunun teslim edilmesini kabul ettiğini, ayrıca nükleer silah edinmeme taahhüdünde bulunduğunu söyledi. Ancak Trump, nihai bir anlaşmaya varılamaması halinde çatışmaların yeniden başlayabileceği uyarısında bulundu.

Trump ayrıca, uygun bir zamanda Beyrut’u ziyaret etmeye hazır olduğunu ifade etti. Öte yandan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, sahadaki duruma ilişkin açıklamasında İsrail’in Güney Lübnan’dan çekilmeyi kabul etmediğini belirtti. Netanyahu, İsrail’in sınır hattında 10 kilometre derinliğinde ‘geniş bir güvenlik bölgesinde’ kalmaya devam edeceğini ve bu alanın Suriye sınırına kadar uzandığını söyledi. Söz konusu adımın, Hizbullah’ın sınıra yeniden yaklaşmasını engellemeyi amaçladığını ifade etti. Bu durum, yeni ateşkesin sahadaki uygulanabilirliği konusunda soru işaretleri yarattı.

Lübnan cephesindeki bu temkinli iyimserliğe karşılık, İran hattında gerilimin sürdüğü belirtiliyor. Washington’ın, İslamabad öncülüğünde yürütülen Pakistan arabuluculuğu üzerinden Tahran ile görüş ayrılıklarını gidermeye çalıştığı, buna paralel olarak ise Hürmüz Boğazı’nda askeri baskının arttığı ifade ediliyor.

ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, deniz ablukası ve enerji sektörüne yönelik baskılar yoluyla ‘çatışmanın sona erdirilebileceğini’ dile getirdi. Bölge, Trump’ın ‘zorlayıcı diplomasi’ olarak tanımlanan yaklaşımının yeni bir nükleer anlaşma üretip üretemeyeceğini ya da İsrail’in uyardığı şekilde daha ‘acı verici’ bir çatışma sürecine mi yol açacağını yakından takip ediyor.


Berri, Şarku’l Avsat'a verdiği demeçte: Ateşkes anlaşması ileriye doğru atılmış bir adımdır, doğrudan müzakereleri reddediyoruz

Lübnan Parlamento Başkanı Nebih Berri (Reuters)
Lübnan Parlamento Başkanı Nebih Berri (Reuters)
TT

Berri, Şarku’l Avsat'a verdiği demeçte: Ateşkes anlaşması ileriye doğru atılmış bir adımdır, doğrudan müzakereleri reddediyoruz

Lübnan Parlamento Başkanı Nebih Berri (Reuters)
Lübnan Parlamento Başkanı Nebih Berri (Reuters)

Lübnan Parlamentosu Başkanı Nabih Berri, Lübnan cephesindeki ateşkes anlaşmasından duyduğu temkinli memnuniyeti dile getirirken, İsrail ile doğrudan müzakereleri reddettiğini yineledi. İranlı mevkidaşı Muhammed Bakır Kalibaf'ın dün yaptığı telefon görüşmesinde, ateşkesin İran'ı da kapsayan kapsamlı bir anlaşma yoluyla sağlandığını teyit ettiğini belirtti.

Meclis Başkanı Berri, duyurunun hemen ardından Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamada, anlaşmanın başlangıçta 10 günlük olduğunu belirterek, özellikle duyuruda İsrail'in Lübnan topraklarından çekilmesinin bu aşamada yer almaması nedeniyle, uygun koşullar oluşmadan güneydeki insanların köylerine ve evlerine dönmeleri çağrısında bulunmayacağını vurguladı.

Berri, "İsrail'in niyetleri" ışığında ateşkese temkinli yaklaşırken, şu anda önemli olanın meselenin ilerleme kaydetmesi ve ateşkesin doğru yönde atılmış bir adım olması olduğunu belirtti. Ateşkesin ardından giderek daha istikrarlı hale gelen iç durum konusunda hiç endişe duymadığını vurguladı.