Tunus'ta siyasi durum istikrar kazanacak mı?

Ülke bir beka sınavında

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said'in ülkede olağanüstü hâl (OHAL) ilan etmesinin dördüncü yıldönümünde, başkent Tunus'ta protesto gösterisi düzenleyen protestocular, 25 Temmuz 2025 (Reuters)
Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said'in ülkede olağanüstü hâl (OHAL) ilan etmesinin dördüncü yıldönümünde, başkent Tunus'ta protesto gösterisi düzenleyen protestocular, 25 Temmuz 2025 (Reuters)
TT

Tunus'ta siyasi durum istikrar kazanacak mı?

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said'in ülkede olağanüstü hâl (OHAL) ilan etmesinin dördüncü yıldönümünde, başkent Tunus'ta protesto gösterisi düzenleyen protestocular, 25 Temmuz 2025 (Reuters)
Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said'in ülkede olağanüstü hâl (OHAL) ilan etmesinin dördüncü yıldönümünde, başkent Tunus'ta protesto gösterisi düzenleyen protestocular, 25 Temmuz 2025 (Reuters)

Sabina Henneberg

Tunus’ta Cumhurbaşkanı Kays Said'in liderliğindeki hükümetin 2011 sonrası ortaya çıkan demokratik sistemin yeniden şekillendirilmesinden dört yıl sonra ilk kez seçilmesinin üzerinden altı yıl geçti ve halen büyük ölçüde sağlam bir konuma sahip görünüyor. Cumhurbaşkanı Said, iktidarına yönelik doğrudan bir tehditle karşı karşıya değil, çünkü muhaliflerinin ve onu eleştirenlerin çoğu ya sürgünde ya da hapiste. Geri kalanlar ise oldukça dikkatli davranıyor. Bununla birlikte Cumhurbaşkanı Said, sosyal adalet konusundaki vaatlerini yerine getirememesi ve bunu gerçekleştirmek için net bir planının olmaması nedeniyle popülaritesinin düşerken bu düşüşün devam etmesi bekleniyor. Aynı zamanda, muhalefete yönelik dozu giderek yükselen sert uygulamaları nedeniyle Kays’a duyulan öfke de giderek büyüyor.

Tunus’ta ulaştırma sektöründe üç gün süren bir grev yapıldı. Daha önce geniş bir nüfuza sahip olan ve iç çatışmalar nedeniyle kamuoyundan uzun bir süre uzak kalan Tunus Genel İşçi Sendikası (UGTT) ile Cumhurbaşkanı Said arasında ağustos ayı başlarından itibaren yıllardır yapılan bu ilk grev nedeniyle gerginlik tırmanmaya başladı. Grev, taraflar arasında karşılıklı olarak sert suçlamaların yapılmasına neden oldu. Burada akıllara Cumhurbaşkanı Said'in rakiplerini susturmak için yargı organlarını yeniden kullanmayı başarıp başaramayacağı ve bu köklü ve geniş güvene sahip kuruma karşı eleştirilerinin kendisine yönelik daha kapsamlı bir seferberliği tetikleyip tetiklemeyeceği soruları geliyor.

Birçok gözlemci, devletin idari yapısının son derece kırılgan olduğunu düşünüyor. Cumhurbaşkanı Said, tam kontrole sahip olduğu yanılsamasını sürdürmeye çalışsa da birçok kişi onun devlet içinde sınırlı sayıdaki kuruma bağlı olduğunu düşünüyor. Bunların başında, tutuklama emirlerini uygulayan ve yasadışı göçle mücadele kampanyalarını yürüten polis geliyor. Göçle mücadele, Said yönetiminin insan hakları siciliyle ilgili Avrupa’nın daha katı eleştirilerinden kaçınmasını sağladı. Said’e yöneltilen eleştiriler arasında, bireylerin adil yargılanma hakkından mahrum bırakılması da bulunuyor. Ayrıca, cumhurbaşkanını korumakla görevli Cumhurbaşkanlığı Muhafızları’nın, bazı muhaliflerin hapsedilmesi için bahane olarak kullanılan komplo iddialarının arkasında olduğundan şüpheleniliyor. Aynı muhalifler, Cumhurbaşkanlığı Muhafızları’nın bazı üyelerinin çıkarlarına tehdit oluşturabilecek kişiler. Ancak bu kurumlardan birinin cumhurbaşkanına karşı ayaklanması halinde tüm siyasi yapının çökeceğine şüphe yok.

“Siyaset veya siyasi elitler arasındaki tartışmalarla ilgilenmeyen kesimler arasında dahi halk desteği olduğuna dair hiçbir işaret bulunmuyor.

Siyaset veya siyasi elitler arasındaki tartışmalarla ilgilenmeyen kesimler arasında dahi halk desteği olduğuna dair hiçbir işaret bulunmuyor. Güvenilir anket verilerinin yokluğunda seçimlere katılımın çok düşük olması, Cumhurbaşkanı Said'in halktan geniş tabanlı bir destek toplayamadığını gösteriyor. Son olarak Bizerte şehrinin bir bölgesinde yapılan yerel seçimlerde katılım oranı yüzde 2'yi geçemedi. Dahası, Said’in yönetim stratejisi yaşam koşullarını iyileştirmede de başarısız olurken yoksulları desteklediği söylenen bazı politikalar ters sonuçlar doğurdu. Örneğin, işverenleri geçici çalışanların sözleşmelerini doğrudan kalıcı sözleşmelere dönüştürmeye zorlayan yeni iş kanunu, uygulanmasının zorluğu nedeniyle binlerce kişinin işten çıkarılmasına yol açtı. Raporlara göre temizlik ve güvenlik işleri için büyük ölçüde geçici işgücüne bağımlı olan bazı yerel ve uluslararası şirketler Tunus'tan ayrıldı veya ayrılmayı planlıyor. Bu arada Cumhurbaşkanı Said, güvenilir ve tutarlı bir ekonomik vizyon sunmakta da başarılı olamadı.

Görsel kaldırıldı.
Cumhurbaşkanı Kays Said, Tunus Parlamentosu önünde ikinci dönemi için yemin ederken, 21 Ekim 2024 (Reuters)

Bazı Tunuslular, devletin zayıflığı nedeniyle vatandaşlara yönelik kötü muamelenin arttığına dair işaretler olduğuna dikkati çekiyor. Aşırı kalabalık olan hapishanelerde sadece iki hafta içinde üç mahkum gerekli tıbbi bakımı alamadıkları için öldü.

İdeolojik ve şahsi görüş ayrılıklarının aşılması gerektiği hissediliyor, ancak bazı sol akımlar siyasal İslamcılarla iş birliği yapmayı hâlâ reddediyor.

Ancak olası bir kaosun patlak vermesine yönelik işaretlere rağmen, diğer faktörler mevcut durumun en azından öngörülebilir gelecekte devam edeceğini gösteriyor. Said, Tunus kamuoyunun bazı kesimleri için çekici kılan bazı özelliklerini halen koruyor. Birçok Tunuslu, Said'in kurumsallık karşıtı geçmişini ve adalete bağlılık iddiasını, 2011 sonrası dönemde yaşanan aşırılıklarla bir kopuş olarak görüyor. Kısacası, Tunuslular ona karşı büyük bir coşku göstermiyor olsa da onu tamamen reddetme konusunda da güçlü bir istek göstermiyorlar.

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre Cumhurbaşkanı Said’in dış aktörlerle sürdürdüğü iş birliği, zaman zaman Batı karşıtı söylemleriyle eylemlerini uyumlu hale getirme ve ulusal egemenliği koruma konusundaki ısrarıyla çelişse de iç krizlerden çıkması için geçici bir fırsat sunabilir. Burada özellikle Tunus ile İtalya arasında deniz altından elektrik kablosu döşenmesini amaçlayan, Dünya Bankası ve Avrupa Birliği (AB) tarafından finanse edilen ELMED projesi öne çıkıyor. Bu proje, Tunus'un Cezayir’den ithal edilen doğalgaza olan bağımlılığının azaltılmasına ve birçok kişinin sorunlu bulduğu iki ülke arasındaki ilişkinin niteliğini değiştirmesine yardımcı olabilir. Zira aynı kişiler, Cezayir'in Tunus'un kırılgan mali durumunu, siyasi kazançlar karşılığında doğalgaz ve finansman sağlamak için kullandığını düşünüyor. Bu tür projeler, uzun vadeli ve nispeten sakin nitelikleri sayesinde, hükümeti büyük veya tartışmalı adımlar atmaya zorlamadan bu bağımlılığı azaltabilir. Ayrıca, 2023 yılında AB ile Tunus arasında imzalanan ve geniş çaplı itirazlara neden olan göç anlaşması gibi önceki anlaşmaların getireceği risklerden kaçınmasını da sağlayabilir.

Görsel kaldırıldı.
Başkent Tunus'taki bir oy verme merkezinde oy kullanan Tunuslu bir kadın, 6 Ekim 2019 (AFP)

Öte yandan geleneksel siyasi muhalefet hâlâ ciddi bölünmeler yaşıyor. Bazı muhalefet liderleri son zamanlarda Cumhurbaşkanı Said'e karşı ortak bir cephe oluşturmak için ilk adımları atmaya başlamış ve farklı muhalefet grupları arasında görüşmeler yapıldığına dair haberler artmış olsa da bu adımlar halen sınırlı kalmaya devam ediyor. İdeolojik ve şahsi görüş ayrılıklarını aşmanın gerekliliği konusunda bir farkındalık oluşmaya başlasa da bazı sol akımlar, siyasi projelerinin önündeki engel olarak gördükleri siyasal İslamcılarla iş birliği yapmayı reddetmeye devam ediyor.

Bu karmaşık tablo karşısında, yakın ve orta vadede üç olası senaryo söz konusu. Bunlardan birincisi, muhalefetin zayıflığı ve net bir alternatifin olmaması. İkincisi, temel hizmetlerin gerilemesi ve satın alma gücünün krizinin derinleşmesi halinde, özellikle sendikaların devreye girmesi veya protestoları destekleyen yeni muhalefet ittifaklarının ortaya çıkması halinde, toplumsal bir patlamanın yaşanması olasılığıyken üçüncü senaryo ise, güvenlik güçleri veya yönetim bileşenleri arasında anlaşmazlıklar çıkması durumunda, yönetici elit içinde bölünme olasılığıdır. Bu da ani bir iktidar krizine yol açarak beklenmedik bir çatışmanın kapılarını açabilir.

Tunus bugün, liderlik değişikliğinin ötesinde, sosyal sözleşmenin yeni temeller üzerine yeniden inşa edilmesini gerektiren bir beka sınavıyla karşı karşıya.

Böylece Tunus, ekonomik krizin baskısı ve siyasi kutuplaşmanın tehlikeleri arasında sıkışıp kalırken, hükümet ve muhalefet daha fazla bölünmeye tahammül edemeyecek kadar kırılgan bir zeminde hareket ediyor.

Tunus siyasetinde gelecekte çeşitli şekillerde radikal bir dönüşüm yaşanabilir. Olası senaryolardan biri, sistemin bileşenleri arasındaki güvensizlik nedeniyle sistemin içinden bir ayaklanma çıkması. Tunus geçmişte benzer durumlar yaşamış ve bunların bazıları başarılı bazılarıysa başarısızlıkla sonuçlanmıştı. Bu tür bir iç değişim, geleneksel bir askeri darbe şeklinde olmasa bile, güç dengelerinde ani bir değişime yol açabilir, ancak muhtemelen daha demokratik bir hükümetin kurulması yerine daha otoriter bir yönetimin önünü açabilir.

Görsel kaldırıldı.
Tunus’ta Cumhurbaşkanı Said'in ilan ettiği OHAL’in dördüncü yıldönümünde düzenlenen protesto gösterilerinden bir kare, 25 Temmuz 2025 (Reuters)

Bir diğer olası senaryo da sosyal ve ekonomik koşulların sürekli kötüleşmesi sonucu geniş çaplı halk protestolarının patlak vermesi. Tunus'ta ‘protesto mevsimi’ genellikle eylül ayında başlar ve ocak ayında zirveye ulaşır. Ancak yeni bir ayaklanma bu takvimin dışında spontane olarak gerçekleşebilir ve muhtemelen ayaklanma olayları yaşanabilir. Bu bağlamda, halkın öfkesini düzenli bir değişim sürecine yönlendirebilecek birleşik bir liderliğin olmaması, özellikle siyasi ve sendikal güçlerin zayıflığı ve rejimin tekrarlanan baskı kampanyalarıyla korku ortamı yaratmayı başarması nedeniyle, en önemli zorluklardan biri olmaya devam ediyor.

Olası üçüncü senaryo ise en iyimser olanı olsa da aynı zamanda gerçekleşmesi en zor olanı. Bu senaryoda muhalefetin yaşadığı derin bölünmeleri aşarak, uygulanabilir bir geçiş planı hazırlayabilecek etkili bir ittifak kurması olasılığı yer alıyor. Böyle bir ittifak iktidarla müzakereler yoluyla veya artan halk baskısı ve siyasi baskı altında Said'in çekilmesiyle gerçekleşebilir. Ancak bu senaryo, gerçekleşse bile, siyasi elitlere karşı devam eden güven kaybından, halkın 2011 sonrası kaosun tekrarlanmasından duyduğu korkuya ve kapsamlı krizden çıkmak için net ve ikna edici bir vizyonun yokluğuna kadar birçok zorlukla dolu olmaya devam edecek.

Temel sorun, mevcut iktidarın düşmesinin sürdürülebilir bir çözüme ulaşmayı garanti etmemesi. Net bir alternatifin olmaması, bölünmelerin devam etmesi ve halkın reformlara olan ilgisinin azalması, herhangi bir siyasi değişimi riskli bir maceraya dönüştürüyor. Bu yüzden Tunus'un bugün liderlik değişikliğinin ötesinde, istikrar ihtiyacı ile demokratik dönüşüm gereklilikleri arasında denge kuran yeni temeller üzerinde sosyal sözleşmeyi yeniden inşa etmeyi gerektiren bir beka sınavıyla karşı karşıya olduğu söylenebilir. Bu zorlu bir denklem olsa da imkansız değil.



Epifiz bezinin kökeni eski omurgalının ikinci göz çifti olabilir

Myllokunmingia gözleri sayesinde avcılardan kaçma şansını artırıyordu (Xiangtong Lei/Sihang Zhang)
Myllokunmingia gözleri sayesinde avcılardan kaçma şansını artırıyordu (Xiangtong Lei/Sihang Zhang)
TT

Epifiz bezinin kökeni eski omurgalının ikinci göz çifti olabilir

Myllokunmingia gözleri sayesinde avcılardan kaçma şansını artırıyordu (Xiangtong Lei/Sihang Zhang)
Myllokunmingia gözleri sayesinde avcılardan kaçma şansını artırıyordu (Xiangtong Lei/Sihang Zhang)

Bilinen en eski omurgalının 4 gözü olduğu tespit edildi. 

Örümceklerin 8, arıların 5, kutu denizanalarının ise 24 gözü var. Ancak bu istisnaların dışında yeryüzündeki çoğu hayvan sadece iki göze sahip.

Öte yandan bilim insanları, omurgalıların zaman içinde diğer gözlerini kaybederek bugünkü görünümüne ulaştığını söylüyor.

518 milyon yıl önce yaşayan Myllokunmingia, dünyanın bilinen en eski omurgalısı. İlk omurgalıların yanı sıra pek çok omurgasız türün de ortaya çıktığı Kambriyen Dönemi'nde yaşayan bu deniz canlıları, bugünkü Çin'in yakınlarındaki sularda dolaşıyordu.

Çin ve Birleşik Krallık'tan araştırmacılar, Çin'in güneyindeki Chengjiang formasyonunda keşfedilen 10 ayrı Myllokunmingia fosilini analiz etti. Bunların 6'sı Haikouichthys ercaicunensis türüne aitken, diğerleri kesin olarak tanımlanamadı.

Göz gibi yumuşak vücut parçaları nadiren korunuyor ancak bilim insanları bu fosillerde göz kalıntıları elde etmeyi başardı.

İleri mikroskop teknikleri ve kimyasal analizler kullanan ekip, hayvanın yüzünün her iki yanında iki büyük göz ve yüzün ortasında iki küçük göz bulunduğunu saptadı.

Bulguları hakemli dergi Nature'da yayımlanan çalışmanın başyazarı Peiyun Cong "Anatomilerini anlamak için işe büyük gözleri inceleyerek başladık ve aralarında iki küçük, tamamen işlevsel göz bulmak tam bir sürpriz oldu" diyerek ekliyor: 

Bunu görmek inanılmaz derecede heyecan vericiydi.

Gözlerin hepsinde melanozom tespit eden araştırmacılar, bu organların "kamera tipi" olduğunu, yani görebilmek için ışığa ihtiyaç duyduğunu saptadı. Bu organeller vücudun çeşitli yerlerinde bulunurken, gözdekiler ışığın emilmesinden ve göz renginden sorumlu.

Ardından gözlerde tespit edilen dairesel yapıların da lens olduğu düşünülüyor. Bu sayede gözler muhtemelen ışığı algılamakla kalmayıp görüntü de oluşturabiliyordu. 

Bilim insanları bu deniz canlısının gelişmiş gözleri sayesinde diğer hayvanlara yem olmaktan kurtulduğunu düşünüyor. Kambriyen patlaması sonucu bu dönemde pek çok büyük yırtıcı tür ortaya çıkmıştı.

Makalenin bir diğer yazarı Jakob Vinther "Böyle bir ortamda 4 göze sahip olmak, bu hayvanlara daha geniş bir görüş alanı sağlamış olabilir ve bu da avcılardan kaçınmada önem taşıyor" diye açıklıyor.

Araştırmacılar ikinci göz çiftinin, bazı modern omurgalılardaki göz benzeri ilkel bir yapının ve insanlarda melatonin salgılayan epifiz bezinin evrimsel kökeni olabileceğini düşünüyor.

Bugünkü bazı balıklar, sürüngenler ve amfibiler, ışığı algılamaktan sorumlu paryetal göze sahip. Bu gözün bağlı olduğu epifiz bezi, insanlarda ve pek çok omurgalıda melatonin üreterek uyumaya yardımcı oluyor.

Cong "Epifiz organları ilk başta görüntü üreten gözlermiş" diyerek ekliyor:

Ancak evrimin ilerleyen aşamalarında küçüldüler, görme yeteneklerini kaybettiler ve uykuyu düzenlemedeki modern rollerini üstlendiler.

Independent Türkçe, Live Science, Discover Magazine, Nature


Devasa dinozorun büyük burnunun gizemi çözüldü

Triceratopslar, 2 metreden fazla boya ve 8 metrenin üzerinde uzunluğa ulaşabiliyordu (Carnegie Doğa Tarihi Müzesi)
Triceratopslar, 2 metreden fazla boya ve 8 metrenin üzerinde uzunluğa ulaşabiliyordu (Carnegie Doğa Tarihi Müzesi)
TT

Devasa dinozorun büyük burnunun gizemi çözüldü

Triceratopslar, 2 metreden fazla boya ve 8 metrenin üzerinde uzunluğa ulaşabiliyordu (Carnegie Doğa Tarihi Müzesi)
Triceratopslar, 2 metreden fazla boya ve 8 metrenin üzerinde uzunluğa ulaşabiliyordu (Carnegie Doğa Tarihi Müzesi)

Bilim insanları Triceratops'un burnunun, koku alma dışında sıcaklık ve nemi kontrol ettiği için çok büyük olduğunu buldu.

Devasa otobur dinozorlar olan Triceratops'un en dikkat çekici özelliği büyük kafaları ve burunlarıydı. 

Tokyo Üniversitesi'nden Seishiro Tada, Geç Kretase döneminde yaşayan Ceratopsia grubuna ait olan bu dinozorlar hakkında şöyle diyor: 

Özellikle Triceratops'un çok büyük ve sıradışı bir burnu var ve sürüngenlerin temel yapılarını hatırlasam da organların bunun içine nasıl sığdığını anlayamıyordum.

Tada ve ekibi, bu hayvanların burnunun anatomisini ilk kez kapsamlı bir şekilde inceledikleri bir çalışma yürüttü.

Bilim insanları bilgisayarlı tomografiden yararlanarak fosilleri inceledi. Ayrıca burun yapısını daha iyi anlamak için bugün yaşayan sürüngenlere ait verilere de başvurdular.

Bulguları hakemli dergi The Anatomical Record'da yayımlanan çalışmaya göre Triceratops'un sinirleri, diğer sürüngenlerden farklı bir bağlantıya sahipti.

Çoğu sürüngende sinirler ve kan damarları çeneyle burundan geçerek burun deliklerine ulaşıyor. Ancak Triceratops'un kafatası şekli çene yolunu engelleyerek sinir ve damarların burundan ilerlemesine neden oluyordu. 

Tada "Triceratops dokuları büyük burnunu desteklemek için bu şekilde evrimleşti" diye açıklıyor.

Fosil örneklerinde, neredeyse başka hiçbir dinozorda görülmeyen özel bir yapı da keşfedildi. 

Solunum türbinatı adı verilen bu ince, kıvrımlı yapılar, kanı beyne ulaşmadan önce soğutarak nemin kaybolup gitmesinin önüne geçiyordu. 

Araştırmacılar hem bu yapıların hem de sinir ve damarların rotasının değişmesinin, devasa dinozorun vücut sıcaklığını ve nemi kontrol altında tutmaya yaradığını düşünüyor.

Özellikle Geç Kretase'nin nemli sıcağında büyük kafalarını serinletmek üzere evrimleşmişler. 

Yeni çalışma, dinozorların yumuşak doku anatomisi hakkındaki önemli bir boşluğu dolduruyor. 

Araştırmacılar daha sonraki çalışmalarda bu ilginç hayvanların kafatasının diğer kısımlarına dair gizemleri aydınlatmayı umuyor.

Independent Türkçe, Phys.org, Science Blog, The Anatomical Record


Stephen King uyarlaması korku dizisi için takvim netleşiyor

Dışlanmış lise öğrencisi Carrie White'ın ürkütücü hikayesini anlatan 2013 yapımı Carrie: Günah Tohumu'nda (Carrie) başrolde Chloë Grace Moretz yer almıştı (Sony Pictures Releasing)
Dışlanmış lise öğrencisi Carrie White'ın ürkütücü hikayesini anlatan 2013 yapımı Carrie: Günah Tohumu'nda (Carrie) başrolde Chloë Grace Moretz yer almıştı (Sony Pictures Releasing)
TT

Stephen King uyarlaması korku dizisi için takvim netleşiyor

Dışlanmış lise öğrencisi Carrie White'ın ürkütücü hikayesini anlatan 2013 yapımı Carrie: Günah Tohumu'nda (Carrie) başrolde Chloë Grace Moretz yer almıştı (Sony Pictures Releasing)
Dışlanmış lise öğrencisi Carrie White'ın ürkütücü hikayesini anlatan 2013 yapımı Carrie: Günah Tohumu'nda (Carrie) başrolde Chloë Grace Moretz yer almıştı (Sony Pictures Releasing)

Korku türünün son yıllarda öne çıkan isimlerinden Mike Flanagan'ın sıradaki Stephen King uyarlaması, mevsimine son derece uygun bir takvimle gelebilir. 

Yapımda rol alan Katee Sackhoff, Amazon Prime Video için hazırlanan Carrie dizisinin yayın takvimine dair net bir işaret verdi.

The Haunting: Tepedeki Ev'in (The Haunting of Hill House) dizi sorumlusu ve yönetmeni olarak da tanınan Flanagan'ın, Carrie'yi bölüm bölüm anlatacak bir uyarlama için bizzat King tarafından seçildiği belirtiliyor. Dizinin çekimleri Ekim 2025'te tamamlandı ve 2026'da yayımlanacağı duyuruldu.

"Sizi güzel bir şey bekliyor"

The Direct'in aktardığına göre Sackhoff, açıklamayı Kanada'nın Vancouver kentindeki Fan Expo'da 14 Şubat'ta yaptı. Bo-Katan Kryze rolüyle Yıldız Savaşları (Star Wars) evreninden de tanınan oyuncu, Flanagan evreni anlamına gelen "Flanniverse" esprisiyle söze girip şu ifadeleri kullandı:

Mike Flanagan'a dönersek... Evet, Flanniverse... Carrie, Ekim 2026'da Amazon'da yayına giriyor. Sizi güzel bir şey bekliyor. Çok iyi. Gerçekten çok iyi.

Flanagan'ın Carrie dizisine dair şimdilik fazla detay yok ancak elbette King'in ikonik Göz (Carrie) romanından uyarlandığı biliniyor. Korku yazarının ilk romanı olan kitapta, genç Carrie, maruz kaldığı acımasız zorbalığın ardından mezuniyet balosunu kabusa çeviriyor.

Dizide Carrie White'ı genç yıldız Summer Howell canlandıracak. Çığlık'la (Scream) tanınan Matthew Lillard ise Müdür Grayle rolüyle kadroda yer alacak. Carrie'nin annesi Margaret'ı, Flanagan'ın diğer projeleriyle de tanınan Amerikalı aktris Samantha Sloyan oynayacak. 

Oyuncu kadrosunda ayrıca Alison Thornton ve Thalia Dudek gibi isimler yer alıyor.

Sackhoff, etkinlikte dizinin tonuna dair ufak bir ipucu da verdi: 

Yani, sonuçta Carrie bu... Ateş var mı? Biraz kan da olabilir.

Ardından şunu ekledi: 

Ben çok heyecanlıyım. Bayılacaksınız. Mike Flanagan işini çok iyi yapıyor.

Oyuncu ayrıca Flanagan'ın özellikle King uyarlamalarındaki başarısına dikkat çekerek, "Stephen ona güveniyor" dedi. Ayrıca şakayla karışık King'in Flanagan'a neredeyse "tüm kütüphanesini" açtığını ima etti: 

Şunu da yap, bunu da yap... Peki ya şu?

Flanagan daha önce Doktor Uyku (Doctor Sleep), Chuck'ın Hayatı (The Life of Chuck) ve Oyun (Gerald's Game) gibi eserleri uyarlamıştı. Şimdiyse Kara Kule (The Dark Tower) uyarlaması üzerinde çalışıyor. Flanagan'ın yakın zamanda söylediğine göre proje "ilerliyor, çok sayıda senaryo hazır ve ilk öncelik konumunda".

Independent Türkçe, GamesRadar, The Direct